Yerel Haberler
Van
19 Mayıs 2026 Salı - 14:41 Adnan Tönel’den Akdamar Adası’nda ezber bozan sergi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Tönel, dünyanın farklı ülkelerinde objektifine yansıyan rögar kapağı fotoğraflarından oluşan sıra dışı sergisini Akdamar Adası’nda sanatseverlerin beğenisine sundu. Akademisyen kimliğinin yanı sıra yönetmen ve fotoğrafçı yönüyle de tanınan Prof. Dr. Adnan Tönel, herkesin günlük yaşamda fark etmeden üzerinden geçtiği rögar kapaklarını "bilinmeyen dünyanın kapısı" olarak tanımlıyor. Tönel’e göre farklı ülke ve kültürlere ait olsalar da kapakların altındaki dünya "eşitliği" temsil ediyor. Bu bakış açısı, sanatçının Akdamar Adası’nda açtığı serginin de temelini oluşturuyor. Projenin ortaya çıkış hikâyesinin 1997 yılına dayandığını belirten Tönel, bir öğrencisinin kendisine hediye ettiği rögar kapağı fotoğrafının bu süreci başlattığını söyledi. Daha sonra farklı ülkelerde gördüğü rögar kapaklarını fotoğraflamaya başlayan Tönel, yıllar içinde farklı kıtalardan çok sayıda kareyi arşivine ekledi. Zamanla büyüyen koleksiyon; İstanbul Nişantaşı’ndaki eGale’de, TBMM Beylerbeyi Sarayı’nda, İFSAK’ta ve Bursa’daki 17. Fotoğraf Günleri’nde sanatseverlerle buluştu. Akdamar Adası’nda açılan son sergide ise yeni ülkelerden örnekler de yer aldı. Fotoğrafların yalnızca estetik yönüyle değil, tarihi ve toplumsal izleriyle de dikkat çektiğini ifade eden Tönel, "Antik Yunan’dan Fransız Devrimi’ne uzanan süreçte rögar kapakları yalnızca teknik bir nesne değil, aynı zamanda günlük yaşamın tanığı olmuş. Antik dönemde benzer kapakların, insan yaşamını kolaylaştırmak amacıyla kullanıldığı biliniyor" dedi. Rögar kapaklarının toplumların kültürel hafızasını taşıyan objeler olduğunu kaydeden Tönel, şunları söyledi: "Rögar kapaklar benim için; alt ve üstün, kayboluşun, pandoranın, ötekinin, geleceğin, büyünün, gizemin geri dönüştürülmüş haldeki kapıları gibi. Bu eserler gerçekten çığır açıcı olabilir. Rögar kapakları yalnızca mühendislik ürünü değil, aynı zamanda toplumların sosyal yapısını da yansıtan objeler. Farklı şehirlerdeki rögar kapaklarının çeşitliliğine rağmen ‘altındaki dünyanın eşit’ olduğunu söyleyebiliriz. Kapaklar, üzerindeki semboller, yazılar ve işaretlerle de şehirlerin kimliğini taşıyor." Türkiye’de eski dönemlere ait rögar kapaklarının önemli bir kültürel değer taşıdığına dikkat çeken Tönel, 1930’lu yıllardan kalan bazı örneklerin müzayedelerde satıldığını belirtti. Osmanlı döneminden kalan rögar kapaklarının Topkapı Sarayı’nda bulunduğunu ifade eden Tönel, günümüzde ise standartlaşmanın ön plana çıktığını söyledi. Yurt dışında rögar kapaklarının bir statü unsuru olarak görüldüğünü belirten Tönel, "Prag’da Saray bölgesindeki rögarla Franz Kafka’nın evinin sokağındaki rögar kapakları aynı değerde ve tasarımda değil. Saray için üretilmiş olanlar aristokrasiyi göstermek adına özenle oluşturulmuş" diye konuştu. Kıbrıs’ta çektiği fotoğraflardan da örnek veren Tönel, Rum tarafındaki kapaklarda Yunan harfleri ve sembollerin, Türk tarafında ise farklı işaretlerin yer aldığını kaydetti. Bu ayrışmanın sembolik anlam taşıdığını ifade eden Tönel, "Ama bu çeşitliliğin altında aynı su, aynı kanalizasyon sistemi bulunuyor" dedi. Tönel ayrıca Almanya’nın Münih kentinde rögar kapaklarının reklam amacıyla kullanıldığını ve pazarlama aracı haline getirildiğini söyledi. Rögar kapaklarının geçmişinin Antik Yunan’a kadar uzandığını dile getiren Tönel, bu yapıların yalnızca şehir düzeni için değil, bazı dönemlerde savunma amacıyla da kullanıldığını anlattı. Fransız Devrimi sırasında sokak çatışmaları ve barikatlarda rögar kapaklarının savunma aracı olarak kullanıldığını belirten Tönel, bu yönüyle kapakların siyasi tarihte de iz bıraktığını ifade etti. Bazı rögar kapaklarının adeta bir sanat eseri gibi tasarlandığını söyleyen Tönel, özellikle Avrupa şehirlerinde desenli ve özgün kapakların kent kimliğine katkı sunduğunu belirtti. Türkiye’de ise kapakların genellikle standart üretildiğini kaydeden Tönel, artan metal fiyatları nedeniyle yaşanan rögar kapağı hırsızlıklarının da geçmişin estetik mirası ile günümüz ekonomik gerçekleri arasındaki çelişkiyi ortaya koyduğunu söyledi. Rögar kapaklarının yazarlara, yönetmenlere ve farklı sanat dallarına ilham verecek bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Tönel, "Rögar kapaklarının hem geçmişe tanıklık eden hem de günümüzün sıradanlığı içinde gözden kaçan ayrıntılar olduğunu düşünüyorum. Unutulmamalı ki rögarlar bölünmüş bir dünyayı birleştiriyor" dedi.
Erciş balık bendi yavru balıkların barınma alanı oldu
27 Ekim 2024 Pazar - 08:50 Erciş balık bendi yavru balıkların barınma alanı oldu Van’ın Erciş ilçesindeki Deliçay akarsuyu ve balık bendi, yavru balıkların barınma alanı oldu. Her yıl ilkbahar mevsiminden sonbahar mevsimine kadar balıkların üreme alanı olan Deliçay akarsuyu ve Erciş balık bendi, bu yıl da pek çok balık türüne ev sahipliği yaptı. Başta inci kefali olmak üzere siraz, kaya, gümüş balığı ve aynalı sazan gibi balık türlerini bünyesinde barındıran Deliçay akarsuyunda yaşayan balıklar, nesillerini devam ettirebilmek için yaşam mücadelesi veriyor. Hava sıcaklıklarında ve akarsu debilerinde yaşanan düşüşler ile suyun oksijen miktarındaki azalmalar nedeniyle yavru balıklar, Erciş balık bendindeki kaya diplerini ve suyun derinliklerini mekân tuttular. Yaklaşık 30 yıldır Van Gölü havzasında doğa fotoğrafçılığı yaptığını ifade eden Ferzende Coşar, ilkbahar mevsimi ile beraber balıkların mevcut alana gelerek yumurtalarını bıraktığını ve tekrar geri döndüğünü belirterek, “Balıkların üremesi için çok zengin bir akarsu kaynağıdır. Bu sene de yağmur fazla yağdığı için coşkulu bir şekilde akmaktadır. Balıklar burada üreme dönemini tamamladıktan sonra havaların soğumasıyla birlikte geldikleri yerlere geri dönmeye başlar. Özellikle yavru balıklar, 2-3 ay burada kaldıktan sonra geldikleri yere geri dönüyor. Bu şekilde üreme tamamlanmış oluyor” dedi.
Cumhuriyet’in 101. yılını kutlamak için yola çıkan 101 kadın, Van’ın tarihi turistik yerlerini gezdi
26 Ekim 2024 Cumartesi - 09:36 Cumhuriyet’in 101. yılını kutlamak için yola çıkan 101 kadın, Van’ın tarihi turistik yerlerini gezdi Adıyaman Nemrut Dağı’nda güneşin doğumuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılını kutlamak için Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden yola çıkan 101 kadın, Van’ın tarihi turistik yerlerini gezdi. Ağrı’da, Doğubayazıt Nuh’un Gemisi Arama ve Kurtarma Derneğince kadınlara yönelik şiddete dikkati çekmek ve Cumhuriyet’in 101. yılını kutlamak için bir araya gelen 101 kadın, ’Sevgi Yürüyüşü’ adını verdiklerini etkinlikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarihi ve turistik alanları geziyor. Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda güneşin doğumuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılını kutlamak için Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden yola çıkan 101 kadının ikinci durağı Van oldu. İlk önce Van Kalesi’ni gezen kadınlar, geceyi Gevaş ilçesinde kamp kurarak geçirdi. Akdamar Adası’nı ziyaret eden grup, daha sonra Mardin’e gitmek için Van’dan ayrıldı. 101 kadın, ziyaretleri çerçevesinde 29 Ekim 2024 tarihinde Nemrut Dağı’nda güneşin doğumunu izleyerek Cumhuriyet’in 101. yılını kutlayacak. Son 3 yıldır ‘Kadına Şiddete Hayır’ organizasyonu yaptıklarını ifade eden Nuh’un Gemisi Arama ve Kurtarma Derneği Başkanı Ahmet Ertuğrul, “Bu organizasyona Türkiye’nin 81 ilinin yanı sıra ilk etkinliğimiz Ağrı Dağı zirve tırmanışı gerçekleştirdik. ’Kadına yönelik şiddete hayır’, ’Sevgi yolu’ ve sevgi yürüyüşü’ adı altında bunu yurt dışına da taşıdık. Gürcistan’da da yapıyoruz. Bu etkinliğimiz 22-29 Ekim 2024 tarihleri arasını kapsıyor. Buradaki amaç aslında kadim topraklarımızı görmek. Doğubayazıt’tan başlayıp Şanlıurfa’da sona erecek bir seyahat. İnsanlarımızın hem bu bölgeyi görmesi, hem de Van’ın tarihi ve kültürel alanlarını, Şanlıurfa’daki ‘Göbeklitepe’yi’, Ağrı Dağı’ndaki Hazret-i Nuh’un Gemisi’ni, kasabasını ve buradaki kadim toprakları görmek için böyle bir fikirle yola çıktık” dedi. “Cumhuriyet’in 101. yılını 101 kadınla kutlayacağız” Ertuğrul, “Aynı zamanda 29 Ekim Cumhuriyet’in 101. yılında, 101 kadınla sabahın erken saatlerinde Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda güneşin doğumuna katılacağız” dedi. İstanbul’dan etkinliğe katılan Aynur Alikara, “Güzel bir etkinlik. Birçok arkadaşımızla İstanbul’dan katıldık bu etkinliğe. Bu gezi daha bir kapsamlı oldu. Böyle bir etkinliğin içinde olmaktan çok mutluyuz. Bir anlamı var, ‘sevgi yürüyüşü’. Şiddetin her şer şekline hayır diyoruz” dedi.