Yerel Haberler
Van
Bahçesaray yolunda gece mesaisi 21 Mayıs 2026 Perşembe - 21:21:49 Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan yolda çalışmalar aralıksız sürüyor. Kar kalınlığının yer yer birkaç metreyi bulduğu yüksek rakımlı bölgelerde ekipler, yolu yeniden ulaşıma açabilmek için gece saatlerinde de yoğun mesai yapıyor. Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birine sahip olan ve kış aylarında düşen çığlar nedeniyle her yıl aylarca kapalı kalan Van-Bahçesaray kara yolunda özlem bitiyor. Yaklaşık 5 aydır güvenli geçiş sağlanamadığı için kapalı tutulan yolda, havaların ısınmasıyla birlikte hummalı bir çalışma başlatıldı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, kar kalınlığının yer yer 4-5 metreyi bulduğu 3 bin rakımlı Karabet Geçidi ve çevresinde, yol açma çalışmalarını gece saatlerinde de sürdürüyor. Özellikle çığ riski ve sert hava şartları nedeniyle uzun süre kapalı kalan Bahçesaray yolunda Karayolları ekipleri iş makineleriyle zorlu mücadele yürütüyor. Gündüz devam eden çalışmalar, zaman kaybetmemek adına gece de projektörler eşliğinde sürdürülüyor. "Metrelerce kar ve çığ riskiyle mücadele" Gündüz saatlerinde eriyen karın çığ riskini artırması ve hava sıcaklığının düşmesiyle donan kar kütlelerinin iş makineleriyle daha rahat kesilebilmesi nedeniyle ekipler mesaiyi geceye kaydırdı. İş makinelerinin ışıkları altında, zorlu hava şartlarına ve dondurucu soğuğa karşı mücadele eden operatörler, yolu en kısa sürede ulaşıma açmak için yoğun çaba sarf ediyor. Karabet Geçidi çevresinde devam eden çalışmalarda ekipler, dev kar kütlelerini temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Yer yer 4-5 metreyi aşan kar tabakası nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken ekipler, yolun en kısa sürede ulaşıma açılması için yoğun çaba harcıyor.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 21:14 Bahçesaray yolunda kar temizleme mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan yolda çalışmalar aralıksız sürüyor. Kar kalınlığının yer yer birkaç metreyi bulduğu yüksek rakımlı bölgelerde ekipler, yolu yeniden ulaşıma açabilmek için gece saatlerinde de yoğun mesai yapıyor. Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birine sahip olan ve kış aylarında düşen çığlar nedeniyle her yıl aylarca kapalı kalan Van-Bahçesaray kara yolunda özlem bitiyor. Yaklaşık 5 aydır güvenli geçiş sağlanamadığı için kapalı tutulan yolda, havaların ısınmasıyla birlikte hummalı bir çalışma başlatıldı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, kar kalınlığının yer yer 4-5 metreyi bulduğu 3 bin rakımlı Karabet Geçidi ve çevresinde, yol açma çalışmalarını gece saatlerinde de sürdürüyor. Özellikle çığ riski ve sert hava şartları nedeniyle uzun süre kapalı kalan Bahçesaray yolunda Karayolları ekipleri iş makineleriyle zorlu mücadele yürütüyor. Gündüz devam eden çalışmalar, zaman kaybetmemek adına gece de projektörler eşliğinde sürdürülüyor. "Metrelerce kar ve çığ riskiyle mücadele" Gündüz saatlerinde eriyen karın çığ riskini artırması ve hava sıcaklığının düşmesiyle donan kar kütlelerinin iş makineleriyle daha rahat kesilebilmesi nedeniyle ekipler mesaiyi geceye kaydırdı. İş makinelerinin ışıkları altında, zorlu hava şartlarına ve dondurucu soğuğa karşı mücadele eden operatörler, yolu en kısa sürede ulaşıma açmak için yoğun çaba sarf ediyor. Karabet Geçidi çevresinde devam eden çalışmalarda ekipler, dev kar kütlelerini temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Yer yer 4-5 metreyi aşan kar tabakası nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken ekipler, yolun en kısa sürede ulaşıma açılması için yoğun çaba harcıyor.
Yerli turistler Van’da bal hasadı yaptı
07 Ekim 2024 Pazartesi - 10:09 Yerli turistler Van’da bal hasadı yaptı Van’ın tarihi ve doğal güzelliklerini görmek için İstanbul’dan gelen 50 kişilik yerli turist kafilesi, arıcı kıyafeti giyerek, satın aldıkları organik balın hasadını yaptı. Tur şirketi aracılığıyla kente gelen yerli turistler, bir arıcının üretim sahasında, önce özel kıyafetler giydi, ardından da kovanlardan bal topladı. Ziyaretçiler, karakovan balı üreten Ömer Akbulak’ın evine misafir olarak, ikramların ardından organik balı hem tatma hem de yerinde görme imkanı buldu. Arıcı kıyafeti giyip kovanların bulunduğu alanda bal hasadı yapan grup üyeleri, kovandan çıkardıkları ürünleri satın aldı. Üç kuşaktır arıcılıkla uğraştıklarını belirten Ömer Akbulak isimli balcı, “Her sene ekim ayında Van’a gelen turistler oluyor. Rehber arkadaşların aracılığı ile kendi ballarını kendileri çıkartmak istiyorlar. Biz de onlara imkan sağlıyoruz ve kendilerini ağırlıyoruz. Maskelerini giyiyorlar ve kendi ballarını kendileri çıkarıyorlar” dedi. Bu etkinlikle gelen yerli turistlere Van’ı tanıttıklarını aktaran Akbulak, “Onlara burada yemek yediriyoruz. Van’ın otlu peynirini, hakiki balını yediler ve semaver çayı ikramında bulunduk. Çok memnun kaldılar. Amacımız çiftçiliğin ne kadar önemli bir yerde olduğunu göstermek. İlimizi tanıtmak ve Van’dan memnun kalmalarını sağlamak için etkinlik yaptık. Etkinlikte hakiki sepet kovan balının burada yapıldığını gösterdik. Kendi çıkardıkları balı satın aldılar. Biz kazançlı çıktık, onlar da eğlendiler. İkimiz açısından da çok güzel bir etkinlik oldu. ileriki zamanlarda tekrar bu etkinliği yapmayı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. İstanbul’dan gelen yerli turistler ise güzel bir etkinlik olduğunu belirterek teşekkür ettiler.
Van’da Filistin’e destek yürüyüşü
06 Ekim 2024 Pazar - 22:55 Van’da Filistin’e destek yürüyüşü Van Filistin’e Destek Platformu tarafından “Soykırıma İsyan, Filistin’e Destek Yürüyüşü” düzenlendi. Beşyol Meydanı’nda bir araya gelen binlerce kişi, ellerindeki Filistin bayraklarıyla sloganlar atarak Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından kalabalık adına bir konuşma yapan Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Mehmet Garip Cesur, bugün dünyada eşine az rastlanır bir ittifakla toprakları gasp, halkı yok edilen Filistinlilere destek olmak üzere bir araya geldiklerini söyledi. Cesur, “Bu soylu eylem ve yapılan insanlık yoklamasında ‘ben de varım’ diyerek kardeşlerine, insanlığa ve tarihe karşı sorumluluğunu yerine getiren her birinize duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyoruz. Bugün, soykırımcı İsrail rejiminin yaptıklarını anlamak için sapkın bir anlayışın ürünü olan siyonist ideolojinin tarihini bilmek gerekir. 1897 yılında temeli atılan siyonist işgal devletinin uzun vadeli hedefi Arz-ı Mevud olarak ifade edilen tüm coğrafyayı işgal etmektir. 1917 Balfur Deklarasyonu ile resmen başlayan işgal ve katliam, 1948 yılında kurulan siyonist terör rejimi ile sistematik bir hale dönüşmüştür. Yahudiler, İsrail’in kuruluş sürecinde Filistin topraklarının yüzde 5,6’sına sahipken, BM tarafından 1948 yılında Filistin topraklarının yüzde 56’sı gasp edilerek siyonist çeteye verilmiştir. Bugün İsrail, İslam dünyasının kalbine saplanmış gayrimeşru bir işgal yönetimidir” dedi. “Siyonist apartheid ırkçı rejim adeta mutlak kötülüğün merkezi olarak insanlığın başına gelmiş en büyük felaketlerden birisidir” diyen Cesur, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yüz yıldır belirli aralıklarla devam eden vahşi katliam ve işgal eylemleri nedeniyle sabıkası soykırımlarla dolu olan İsrail, özellikle bir yıldan beri Filistin’de soykırım suçunu en vahşi şekilde işlemektedir. 365 gündür kesintisiz devam eden saldırılar sonucu on binlerce çocuk, kadın, yaşlı, hasta, engelli ve yüzlerce gazeteci, sağlık çalışanı, insani yardım çalışanı katledildi. İsrail’in terörü karşısında BM ve AB gibi uluslararası örgütler engelleyici bir rol üstlenmedikleri gibi İsrail’i koruyup kollamaktadırlar. AB’ye üye ülkeler İsrail’e silah ve para desteğinde bulunurken; BM Güvenlik Konseyi İsrail terör örgütünün dokunulmazlığını tescilleyen bir rol üstlenmiştir. Uluslararası ilişkilerde ‘İsrail istisnacılığı’ olarak tanımlanan bu tavır, uluslararası mekanizmaları, hukuku, insan hakları sözleşmelerini işlevsizleştirmiş, uluslararası sistemin ana aktörü olan emperyalist Batı ülkeleri bu siyonist soykırımın ortağı olmuşlardır. Öte yandan katil İsrail’i en çok cesaretlendiren durum ise İslam ülkelerinin bu vahşete karşı birlik içinde caydırıcı bir tepki göstermemeleridir. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke yöneticileri, halklarının beklentilerine uygun önemli bir adım atmamış, sessiz ve seyirci kalarak bu vahşetin büyümesinde pay sahibi olmuşlardır.” İsrail sorununun dünyanın kayıtsız kalamayacağı insani ve vicdani bir sorun olduğunu söyleyen Cesur, “Siyonizme karşı tüm insanlık bir ve beraber olmalıdır. Yüz yıldır yaşananlar göstermiştir ki İsrail uluslararası hukuk mekanizmalarında yargılanıp ceza almadığı ve yalnızlaştırılmadığı sürece sorun gerçek anlamda çözülmeyecektir. 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu toprakları işgal edilmiş, soykırıma maruz kalırken yalnız bırakılmış Filistin halkının insani çırpınışını temsil etmektedir. Şehit Ahmet Yasin’in şahsında ‘Dirensek de öldürüyorlar, direnmesek de biz direnmeyi seçtik’ diyen Filistin halkının meşru temsilcisi Hamas; işgal, soykırım ve katliamlara karşı direnişe öncülük etmektedir. Arz-ı Mevud safsatasıyla saldırgan tutumunu Gazze, Batı Şeria ve tüm Filistin’den sonra Lübnan’a da taşımıştır. Son iki haftada Lübnan’da 2 binden fazla insanı katletti. Siyonist rejimin bu azgın tutumu bölge halkları için açık bir tehdittir. Kıbrıs’a ve Türkiye’ye doğru sıçrayacağı açık olan bu cüretkâr tehdidin tüm dünyayı kaosa sürükleyebileceği görülmelidir. ABD ve Avrupa merkezli emperyalist güçler, zalim İsrail’in yanında yer alarak her türlü teknolojik imkanlarını sunarken, 57 İslam ülkesi bu konuda maalesef tam bir hayal kırıklığı yaşatmıştır. Filistin yalnızlığa terk edilmiş, yetmezmiş gibi bir de Lübnan işgal edilmiştir” ifadelerini kullandı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın adının hakkını verecek bir uyanışla somut ve caydırıcı tedbirleri hayata geçirmek zorunda olduğunu söyleyen Cesur, “Sadece petrol konusunda alacakları bir karar ile bu zulüm sonlandırılabilir. İslam İşbirliği Teşkilatı adının hakkını vermelidir. Filistin’e abluka uygulayan Ürdün ve Mısır gibi ülkeler ablukayı daha fazla geciktirmeden derhal kaldırmalı, bütün İslam ülkeleri İsrail ile ticari ilişkilerini kesmelidir" dedi. Cesur, “Sanatçısından akademisyenine, gazetecisinden iş adamına, gencinden yaşlısına kadar her vicdan sahibi vatansever kardeşimiz, topyekûn bir mücadele şuuruyla kenetlenerek ortak cephe oluşturmalı; İsrail ve yardakçılarına karşı katı bir boykot ve direniş sürdürmek üzere teşkilatlanmalıdır. Katillere göz kırpan, mesaj ve moral veren kaypak yaklaşımlar sergileyenlere karşı ortak tepki gösterilmelidir. İsrail bir talan ve ifsad rejimidir. Bu rejim üzerinden elde edilen her türlü gelir çocuk kanları ile bezenmiştir. Müslüman halklar kanla bezenmiş bir ticaretin karnı ateş dolduracağını bilir” şeklinde konuştu. “Nuh tufanından Aksa tufanına insanlık tarihi iyilerle kötülerin mücadelesinden ibarettir” diyen Mehmet Garip Cesur, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizler tüm insanlığın can, mal, akıl, nesil ve inanç emniyetlerinin sağlandığı adil bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Nuh tufanından Aksa tufanına tüm inanan ve direnen erlere selam olsun. Bu uğurda bedel ödeyen tün yiğitlerin şehadeti kutlu olsun.” Okunan duaların ardından kalabalık dağıldı.