Yerel Haberler
Van
26 Mayıs 2026 Salı - 14:53 Van’da bayram yoğunluğu: Caddeler doldu taştı Van’da Kurban Bayramı dolayısıyla çarşı ve pazarlarda kurulan tezgâhlarda renkli görüntüler oluştu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kurban Bayramı öncesi esnaf, tezgâhlarını hazırlayarak bayramlık ürünleri vatandaşların beğenisine sundu. Giyimden şekere, kuruyemişten temizlik ürünlerine kadar birçok çeşidin yer aldığı tezgâhlar, özellikle öğle saatlerinden itibaren yoğun ilgi görüyor. Kentin birçok noktasında kurulan tezgâhlarda bayram alışverişi yapan vatandaşlar yoğunluk oluşturdu. Öte yandan, kentin en işlek noktalarından biri olan Cumhuriyet Caddesi, vatandaşların alışverişlerini daha rahat yapabilmeleri amacıyla araç trafiğine kapatıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği caddede alışveriş hareketliliği en üst seviyeye ulaştı. "Hem esnafımız hem de halkımız mutlu" Konuya ilişkin konuşan esnaf Ercan Altıntaş, bayram yoğunluğunun geçtiğimiz haftadan itibaren başladığını belirtti. Caddenin kapatılması ve arefe günü itibariyle bu yoğunluğunun üst seviyeye çıktığını ifade eden Altıntaş, "Cumhuriyet Caddesi’nin trafiğe kapatılması esnaf için oldukça olumlu sonuçlar doğurdu. Şu anda bayram öncesi yoğun bir hareketlilik yaşanıyor; bu durum hem caddedeki hem de çevredeki esnaflarımız için bayram öncesi güzel bir dönem olduğunu gösteriyor. Bayramdan önceki son bir hafta, esnafı ciddi anlamda olumlu etkileyen bir hareketlilik yaşanıyor. Bu hareketliliğin devam etmesini temenni ediyoruz. Hem esnafımız hem de halkımız şu an oldukça mutlu. İyi bir yoğunluk var; alan da satan da memnun" dedi.
26 Mayıs 2026 Salı - 10:38 Başkan Memet Aslan’dan bayram mesajı Van Organize Sanayi Bölgeyi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Memet Aslan, mesajında, "Bayramlar; birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik ikliminin vuku bulduğu zamanlardır. Kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun en üst seviyede yaşandığı iklimlerdir. Kurban Bayramı’nın manevi ruhuna uygun kesilen kurbanlar; akrabaya, ihtiyaç sahibine ve mazlumlara ulaştırılarak Halil İbrahim’i bir duygu yaşanır. Birlikte yaşamanın, bir birimizi anlamanın, sabrın ve sebatın ruhumuza işlediği zamanlardır bayramlar. Allah’ın rızası gözetilerek kesilen kurbanların maneviyatı; duygu selini, birliği, beraberliği, paylaşmayı ve kardeşliği bütün hayatımıza yansıtacaktır. Cenab-ı Allah, kurbanı imkanı olan biz Müslümanlara farz kılmıştır. Oysa ki Rabbimizin kestiğimiz kurbanlara ihtiyacı yoktur. Tamamen kullarının gönül dünyasını zenginleştirmek, sabır ve sebat üzerine ayaklarını sabit kılmak, hamd ve şükür duygusunu kalplerine yerleştirmek, dayanışma ve paylaşma hasletini kalplerine oturtmaktır. Cenab-ı Allah’tan dileğimiz bu Kurban Bayramı’nın İslam coğrafyası, özellikle Gazze, Filistin ve tüm insanlık için bir milat olmasıdır. Zulmün, adaletsizliğin, çatışmaların, savaşların, sürgünlerin olmadığı, çocukların, kadınların, yaşlıların açlığa, sefalete mahkum olmadıkları bir dünya temennisiyle tüm insanlığın Kurban Bayramı’nı kutluyorum" dedi.
Ramazanla öğreniyorum projesi ödül töreni yapıldı
15 Mayıs 2026 Cuma - 09:07 Ramazanla öğreniyorum projesi ödül töreni yapıldı Van’ın Özalp ilçesinde "Ramazanla Öğreniyorum" projesi kapsamında dereceye giren 200 öğrenci, düzenlenen görkemli bir törenle ödüllerine kavuştu. Özalp Kaymakamlığı, İlçe Müftülüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirilen "Ramazanla Öğreniyorum" projesinin ödül töreni, Özalp Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplam bin 300 öğrencinin katılım sağladığı projede, hem akademik hem de manevi eğitim bir araya getirildi. İlçe protokolünün ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Törenin ilerleyen saatlerinde Emek İlköğretim Okulu öğrencilerinden oluşan koro, seslendirdikleri ilahilerle katılımcılara duygulu anlar yaşattı. Törende konuşan Özalp Kaymakamı Rahmi Bulut, eğitimin çok yönlü olması gerektiğine dikkat çekerek, "Derdimiz ve gayemiz çocuklarımızın çift kanatlı yetişmesidir. Maalesef tek kanatla kuş uçmuyor. Çocuklarımıza akademik eğitimlerinin yanında manevi eğitimin de verilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bu proje ile bir kez daha gördük. Bu projede emeği geçen herkese teşekkür ederim. Proje Koordinatörü Hakan Zorlu, projenin kapsamı ve sonuçları hakkında bilgi vererek sürecin detaylarını paylaştı. Zorlu, projeye toplamda bin 300 öğrencinin katıldığını, yapılan yazılı ve uygulamalı sınavlar sonucunda 200 öğrencinin dereceye girmeye hak kazandığını belirtti. Dereceye giren öğrencilere proje kapsamında başarılı olan öğrencilere 50 adet bisiklet, 4 adet gram altın toplam 200 bin Türk lirası ödülü verildi. Program ödüllerini takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.
Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kayar: "Yanlış beslenme çölyak riskini artırıyor"
15 Mayıs 2026 Cuma - 09:07 Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kayar: "Yanlış beslenme çölyak riskini artırıyor" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, özellikle market ürünleri ve yüksek glüten içerikli gıdalarla gelişen yanlış beslenme alışkanlıklarının çölyak hastalığı görülme sıklığını geçmişe oranla 100 kat artırdığını söyledi. Uluslararası Çölyak Farkındalık Günü çerçevesinde, toplumda bu kronik rahatsızlığa karşı duyarlılığın artırılması hedefleniyor. Uzmanlar, özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerin ve benzer belirtileri gösteren vatandaşların farkındalık düzeyinin yükseltilmesinin, hastalığın yönetimi açısından kritik rol oynadığını ifade ediyor. İHA muhabirine konuşan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, çölyak hastalığının bir glüten duyarlılığı olduğunu belirtti. Dr. Kayar, "İçinde glüten ihtiva eden herhangi bir gıda aldığında vücudunun buna karşı alerjik bir reaksiyon vermesi durumudur. Aslında böyle özetleyebiliriz; tabii öncelikle bağırsaklarda bir iltihaplanma söz konusu oluyor. Bağırsaklardaki iltihaplanma sonrası, hastalar emilimle ilgili ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Tabii bu durum sadece bağırsaklarla sınırlı kalmıyor ve zamanla bütün vücuda yayılarak neredeyse bütün organları etkisi altına alabiliyor. Hastalığın hem genetik hem de çevresel birçok nedeni söz konusu. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren baktığımızda, hastalıkta ciddi manada bir artış görülmektedir. O zamanla kıyas yaparsak yaklaşık 100 kat civarında bir artıştan bahsedebiliyoruz. Bunun da en büyük nedeni maalesef yanlış beslenme. Özellikle market ürünleri ve içeriğinde fazla miktarda glüten barındıran gıdalar tüketildiğinde, maalesef çölyak hastalığı ortaya çıkabiliyor. Tabii ki diğer bir neden genetik yatkınlıktır. Genetik etkenlere baktığımızda; özellikle ikiz kardeşinde çölyak hastalığı olan bir kişide, bu hastalığın görülme ihtimali yaklaşık 10 kat artış göstermektedir" dedi. "Çölyak hastalığının tedavisi basittir" Çölyak hastalığının kişinin sağlığı açısından çok önemli olduğunu ve tedavisinin de bir o kadar basit olduğunu dile getiren Kayar, "Kişi eğer glütensiz beslenmeye devam ederse hiçbir sorun kalmıyor; yani normal popülasyondaki bir insandan hiçbir farkı olmuyor. Ama eğer diyetine dikkat etmezse, başta bağırsaktaki iltihapla beraber bu durumun bütün vücuda yayıldığını ve zamanla hastaların kansere bile eğilim gösterdiğini görebiliyoruz. Bu noktada farkındalık oluşturmak gerekir. Eğer bir kişide kilo kaybı, karın ağrısı, ishal, şişkinlik, reflü veya anemiyle ilgili şikayetler, kemik bozuklukları gibi durumlar varsa muhakkak bir doktora başvurması gerekir. Doktorun da çölyak hastalığı ihtimalini göz önünde bulundurup bu açıdan detaylı bir araştırma yapması şarttır" diye konuştu. "Hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir" Hastaların glütensiz ürünlere ulaşması konusunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden Kayar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde glüten birçok ürünün içinde var; ancak özellikle market ürünlerindeki ve üretilen ekmeklerdeki glüten oranı çok fazla olduğu için hastalar zaman içerisinde bu hastalığa daha yatkın hale gelebiliyor. Hastalığın tek tedavisi diyettir; hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir. Ancak maalesef günümüzde kamu kurum ve kuruluşlarının bu yöndeki desteğinin çok zayıf olduğunu görüyoruz. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarının bu yönde bir eğilim göstermesini ve hastaların bu gıdalara daha rahat ulaşması için ellerinden geleni yapmasını istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli."
Avusturya’dan Van’a şifa yolculuğu: Avrupa’nın cesaret edemediği ameliyat Van’da yapıldı
15 Mayıs 2026 Cuma - 08:57 Avusturya’dan Van’a şifa yolculuğu: Avrupa’nın cesaret edemediği ameliyat Van’da yapıldı Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul’un ve Avrupa’nın dev kliniklerinde ’ameliyat edilemez’ denilen en riskli glomus tümörü vakalarını Van’da gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla sağlığına kavuşturmaya devam ediyor. Batman’dan Ayşe Beytüt (64), İstanbul’dan Bülent Kasımay (47) ve Avusturya’dan gelen Yasemin Günyeli (37), hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın’ gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel’in ikna çalışmaları ve tecrübesi sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. Bir haftada üç hastaya şifa Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, bu hafta il dışından gelen üç hastayı başarıyla ameliyat ettiklerini belirterek, "Üçü de çok özel hastalardı. Bülent Bey’in hem tümörü büyüktü hem de bu onun ikinci ameliyatıydı. Yasemin Hanım Avusturya’dan geldi; Avusturya’da ‘çok riskli’ denilen ameliyatını burada yaptık. Damarı tamamen sarmış, 6 santimetreye yakın bir tümörü başarıyla çıkardık. Bir de Batman’dan gelen bir hastamız vardı; onunki de yukarı yerleşimli glomus vagale dediğimiz, oldukça zor bir noktadaki tümördü. Tümörün büyük kısmını çıkardık, üst kısma da embolizasyon yaparak operasyonu tamamladık. Çok şükür hiçbirinde komplikasyon gelişmedi. Bugün Bülent Bey’in 6., Avusturyalı hastamızın 3., Batmanlı hastamızın ise 1. günü. Bu haftayı üç başarıyla kapattık," dedi. İstanbul’da çıkarılamayan tümörden kurtuldu İstanbul’dan gelen 47 yaşındaki Bülent Kasımay’a iki yıl önce glomus tümörü tanısı konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Halil Başel, "Hastamız, Türkiye’nin sayılı hastanelerinden birinde ameliyat olmaya karar vermiş ancak orada opere edildiğinde tümörü çıkaramamışlar. Üstelik yutma güçlüğü ve ses kısıtlığı gibi komplikasyonlar gelişmiş. Bülent Bey bilinçli bir hasta olduğu için arayışa girmiş; Amerika’ya kadar ulaşmış. Oradaki doktorlar ‘yaparız’ demişler ama vize ve ekonomik sorunlar nedeniyle gidememiş. Bize ulaştığında hemen ameliyat önerdik. Önce şaşırsa da o sırada servisimizde yatan diğer glomus hastalarıyla görüşünce ikna oldu. Yaklaşık 7 santimetrelik tümörü hiçbir komplikasyon gelişmeden çıkardık, inşallah bir iki güne taburcu edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bizde hep ‘iyi hekim mutlaka büyük şehirlere gider’ gibi yanlış bir inanış var" Bülent Kasımay’ın Van’a gelme kararı alırken çevresinden baskı gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Halil Başel, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İstanbul’da yapılamayan bir şey Van’da nasıl yapılacak? Bizde hep ‘iyi hekim mutlaka büyük şehirlere gider’ gibi yanlış bir inanış var. Hastamıza bu konuda adeta mobbing yapılmış. Ama sonuç ortada; insanları tedavi eden şehirler ya da devasa binalar değil, hekimin tecrübesidir. Bu ameliyatlar çok fazla teknolojik alet edevat değil, yüksek hekim tecrübesi gerektirir. Artık sosyal medyada her şeye ulaşmak çok kolay; hastalar yorumlara bakıyor, hekimin başarı oranlarını araştırıyor ve ona göre karar veriyor. Bülent Bey de gelirken çok baskı görmüş ama şu anda oldukça mutlu." Avrupa’nın en büyük kliniklerinden Van’daki tecrübeye yolculuk Avusturya’dan gelen 37 yaşındaki Yasemin Günyeli’nin kayınpederi İsa Günyeli, 37 yıldır yurt dışında yaşadıklarını belirterek süreci anlattı: "Viyana’da Avrupa’nın en büyük kliniklerine sorduk; Amerika ve Almanya’daki uzmanlara danıştık ancak durum riskli olduğu için kimse ameliyata karar veremedi. Araştırmalarımız sonucunda Halil Hoca’yı sosyal medyada bulduk. Kızım daha derin bir araştırma yapıp hocayla kontağa geçti ve Van’a gelmeye karar verdik." Yılda 3 ameliyat yerine 300 ameliyatlık tecrübe tercih edildi Neden Van’ı tercih ettiklerini açıklayan Ordulu Günyeli, "İstanbul, Ankara veya Avrupa dururken neden Van? Çünkü araştırdığımızda Halil Hoca’nın bu alanda 300’e yakın ameliyat yaptığını gördük. Bizim olduğumuz bölgede (Avusturya) bu ameliyat senede sadece 2-3 tane yapılıyormuş. Gelinim, ‘Baba bu hoca büyük tecrübe edinmiş, ya Allah deyip gidelim’ dedi. Allah razı olsun; Halil Başel Bey’e ve tüm hastane personeline çok teşekkür ederim. Şu anki mutluluğumuzu anlatacak kelime bulamıyorum" şeklinde konuştu. Komplikasyonsuz veda İstanbul’un en iyi kalp damar hastanelerinden birinde daha önce başarısız bir operasyon geçirdiğini hatırlatan Bülent Kasımay, son durumunu şu sözlerle özetledi: "İlk ameliyatımda tümörü çıkaramadıkları gibi sesimde ve yutağımda problemler yaşadım. Van’da Halil Hoca’nın başarılarını duyunca gelip kendisiyle görüştüm ve ikna oldum. İnsanların ‘İstanbul’da o kadar hastane varken neden Van?’ demelerine rağmen geldim. Sağ olsun, hiçbir komplikasyonla karşılaşmadan, sesimde veya yutağımda problem çıkmadan sağlığıma kavuştum. Pazartesi günü hastaneden ayrılacağım, hocamıza minnettarım."
Özalp’te ‘Ramazanla Öğreniyorum’ projesinin ödül töreni yapıldı
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:35 Özalp’te ‘Ramazanla Öğreniyorum’ projesinin ödül töreni yapıldı Van’ın Özalp ilçesinde düzenlenen "Ramazanla Öğreniyorum" projesi kapsamında ilmihal, siyer ve ibadet eğitimlerinde başarı gösteren 200 öğrenci, görkemli bir törenle ödüllerine kavuştu. Özalp Kaymakamlığı, İlçe Müftülüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirilen "Ramazanla Öğreniyorum" projesinin ödül töreni, Özalp Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. İlçe protokolünün ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği tören, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Programa Özalp Kaymakamı Rahmi Bulut, İlçe Milli Eğitim Müdürü Zeki Gülmez, İlçe Müftüsü Sedat Şentürk ve çok sayıda kurum amiri katıldı. Emek İlköğretim Okulu öğrencilerinden oluşan koro, seslendirdikleri ilahilerle katılımcılara duygulu anlar yaşattı. Törende konuşan Özalp Kaymakamı Rahmi Bulut, eğitimin çok yönlü olması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Derdimiz ve gayemiz, çocuklarımızın çift kanatlı yetişmesidir. Maalesef tek kanatla kuş uçmuyor. Çocuklarımıza akademik eğitimlerinin yanında manevi eğitimin de verilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bu proje ile bir kez daha gördük. Bu projede emeği geçen herkese teşekkür ederim." Proje Koordinatörü Hakan Zorlu, projenin kapsamı ve sonuçları hakkında bilgi vererek, sürecin detaylarını paylaştı. Zorlu, projeye toplamda 1300 öğrencinin katıldığını, yapılan yazılı ve uygulamalı sınavlar sonucunda 200 öğrencinin dereceye girmeye hak kazandığını belirtti. Protokol üyelerinin öğrencilere ödüllerini takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarının ardından program sona erdi.
Van’da görsel şölen: İnci kefalleri tarihi Horhor Camii’ne konuk oldu
14 Mayıs 2026 Perşembe - 13:04 Van’da görsel şölen: İnci kefalleri tarihi Horhor Camii’ne konuk oldu Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalleri, üreme döneminin başlamasıyla birlikte tatlı sulara doğru gerçekleştirdikleri zorlu göç yolculuğunu sürdürüyor. Her yıl milyonlarca balığın akıntının tersine yüzerek yaptığı göç, bu kez eski Van şehrinin güneyinde bulunan tarihi Horhor Camii önünden geçen su kanalında renkli görüntülere sahne oldu. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefallerinin (Chalcalburnus tarichi), üremek için başlattığı zorlu "kutsal yolculuk" bu yıl tarihi bir durakta yankı buldu. Milyonlarca balık, akıntıya karşı verdikleri destansı mücadelede bu kez Erciş ve Muradiye’nin ötesine geçerek, Van Kalesi’nin güneyindeki tarihi Horhor Camii’nin önünden geçen su kanalına kadar ulaştı. Her yıl 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında gölün sodalı sularından çıkarak tatlı sulara göç eden inci kefalleri, izleyenleri hayran bırakan görüntüler oluşturmaya devam ediyor. Suyun akış yönünün tersine zıplayarak engelleri aşan balıkların son durağı, Van’ın simge yapılarından biri olan Eski Van Şehri içerisindeki Horhor Camii önündeki kanal oldu. Tarihi dokuyla birleşen bu doğa olayı, bölge sakinleri ve doğaseverler için eşsiz bir manzara sundu. Kanaldaki berrak suda adeta gümüş bir şerit gibi süzülen balıklar, bölgeye gelen ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşattı. "Burada yüzyıllık hasret son buluyor" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü 3 bin 713 karelik yüzey alanı ile beraber dünyadaki en büyük sodalı göl. Çok özel bir ekosistem. Çünkü su kalitesi olarak Karadeniz’den daha tuzlu bir ekosisteme sahip. Binde 21 tuzluluğa sahip bir ekosistemden bahsediyoruz. Van Gölü havzasına endemik olan inci kefalleri Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş yaşamayı başarabilen bir tür. Dünyada yalnızca bu havzada yaşıyor. Endemik bir balık türü. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları arasında üremek için Van Gölü’ne dökülen tatlı sulara, akarsulara doğru göç gerçekleştiriyor. Şu anda bulunduğumuz nokta birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Van Kalesi’nin önündeyiz. Yekpare bir kayanın Van Kalesi’nin hemen altından horhor suyu çıkıyor ve yaklaşık 2-3 kilometrelik bir mesafe kat ettikten sonra Van Gölü’ne dökülüyor. Belki yüz yıla aşkın bir süredir Van Kalesi ile buluşamıyordu. Geçmişte buralara gelse de akarsu yatağının bozulması sebebiyle buraya gelmiyordu. Fakat yapılan düzenleme ile beraber tabii burada Profesör Doktor Ali Özvan’a çok çok teşekkür ediyoruz. Burada adeta yüzyıllık bir hasret son buluyor" dedi. "Van içinden balıkların göç ettiği bir şehir" Van Gölü’ndeki inci kefalleri yüzlerce yıldır görmedikleri Van Kalesiyle tekrardan buluştuğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Bu aslında doğayı korursak, sahip çıkarsak ne kadar büyük güzellikler sunacağını bize gösteriyor. Buradaki bu hasret son bulmuş oldu. Van’ın başka bir özelliği de ortaya çıktı. Van içinden balıkların göç ettiği bir şehir. Bunu dünyada başka bir yerde kolay kolay görmeniz mümkün değil. Bugün inci kefalleri Van Gölü’nden çıkarak adeta yüzlerce yıldır görmediği Van Kalesi’yle tekrardan buluştu. Bu buluşmanın da ana mimarı olan Ali Özvan hocamıza teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59 Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."