Yerel Haberler
YEREL HABERLER
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:16 Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Bursaspor’da kaptan veda etti; Muhammet Demir ile yollar ayrıldı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:06 Bursaspor’da kaptan veda etti; Muhammet Demir ile yollar ayrıldı Bursaspor, son iki sezondur formayı giyen ve şampiyonluklarda büyük pay sahibi olan takım kaptanı Muhammet Demir ile karşılıklı anlaşarak yolları ayırdı. Başkan Enes Çelik, Muhammet Demir’in zor günlerdeki fedakarlığına dikkat çekerek teşekkür etti. Bursaspor’da yeni sezon öncesi kadro planlaması kapsamında duygusal bir veda yaşandı. Yeşil-beyazlı kulüp, iki sezondur başarıyla forma giyen ve takımın şampiyonluk kupasını kaldırmasında büyük emekleri olan kaptan Muhammet Demir ile yollarını ayırdığını duyurdu. Kulüpten yapılan resmi açıklamada, tecrübeli oyuncu ile karşılıklı anlaşma sağlandığı belirtilerek; "Muhammet Demir’e kulübümüze verdiği emekler için teşekkür eder, bundan sonraki kariyerinde ve yaşantısında başarılar dileriz" ifadelerine yer verildi. Başkan Enes Çelik: "Zor zamanların kahramanı oldu" Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Muhammet’in kulübe olan bağlılığına vurgu yaparak, "Bugün kaptanla bir araya geldik. İki sene gözümün önünden geçti. Gerçekten çok zorlu şartlarda ciddi emekleri oldu. Daha rahat imkanlarda, farklı kulüplerde oynama imkânı varken; çok sevdiği Bursaspor’un zor zamanlarında bizimle beraber oldu. İnşallah futbolculuk kariyerinin ardından da farklı misyonlarla kulübümüzle yolları yeniden kesişir. Kaptanın sahadaki liderliği kadar, kulübün en sıkıntılı dönemlerinde elini taşın altına koyması camia tarafından takdirle karşılanırken, bu veda yeni sezon yapılanmasının ilk önemli adımı oldu" ifadelerini kullandı.
Okul saldırısında hayatını kaybeden Almina’nın mezarı pembeye boyandı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:07 Okul saldırısında hayatını kaybeden Almina’nın mezarı pembeye boyandı KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede 18 gün hayat mücadelesi veren Almina Ağaoğlu’nun mezarı pembeye boyandı. Vatandaşlar, Almina’nın mezarını ziyaret ederek duygusal notlar bırakıyor. Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Almina, tedavi gördüğü hastanede 18 gün sonra hayatını kaybetti. 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’nun mezarı vatandaşlar tarafından ziyaret ediliyor. Öte yandan, Kapıçam Şehir Mezarlığı’nda bulunan Almina’nın mezarının pembe renge boyandığı görüldü. Mezar çevresine bırakılan çiçekler, oyuncaklar ve el yazısıyla yazılan notlar dikkat çekti. Ziyarete gelen vatandaşların bıraktığı notlarda, "Biz senden razıydık Allah da senden razı olsun", "Onlar ölmedi melek oldu" ifadeleri yer aldı. Küçük kızın mezarı başına gelen bazı vatandaşların dua ettiği, bazılarının ise gözyaşlarını tutamadığı görüldü. "Bizleri derinden etkiledi, yaraladı" Rize’den gelen ve Almina’nın mezarını ziyaret eden Mevlüde Sancaktutan, "Menfur saldırıda yavrularımız vefat etti. Ailelerine başsağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay Allah rahmet eylesin. Bizleri derinden etkiledi yaraladı. Televizyonlarda göründüğü gibi değil buraları ziyaret etmek deprem şehitliğini de ziyaret etmek çok farklı" dedi.
Öğretmenlerden okullardaki şiddete ‘sahnede’ farkındalık
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:40 Öğretmenlerden okullardaki şiddete ‘sahnede’ farkındalık Kayseri’de öğretmenlerden oluşan tiyatro topluluğu, okullarda öğretmenlere ve öğrencilere yönelik şiddet olaylarına karşı farkındalık oluşturmak için ‘Yarın’ isimli oyunu sahneledi. Kayseri’de 3 yıldır aynı toplulukta tiyatro oyunları sergileyen 16 öğretmen tarafından şiddet ve saldırılar sonucunda hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenleri anmak ve farkındalık oluşturmak için ‘Yarın’ isimli oyun sergilendi. Öğretmenlerle beraber çocuklarının da rol aldığı oyunda toplam 30 kişi, öğrenci ve öğretmenlere uygulanan şiddete ve saldırılara dikkat çekmek için oynadı. Kayseri Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen oyunu Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, protokol üyeleri, öğretmenler ve vatandaşlar izledi. Sergilenen oyunla ilgili bilgiler veren öğretmen ve yönetmen Yusuf Balaban, "Ülkemizde yaşanmasını bile hayal etmediğimiz olaylar yaşandı. Buna hem öğretmen olarak hem aynı zamanda veli olarak ve amatör de olsa sanatçı olarak duyarsız kalamazdık. Herkes bir şeyler yaptı. İşte bakanlığımız tedbirler aldı, emniyet tedbirler aldı. Biz de sanat açısından ne yapabiliriz noktasında düşünerek böyle bir yola girdik. Oyunu yazdık, gerekli onayları aldık, hazırlandık ve kısa sürede bu hale getirdik. Ekibimiz 3 yıldır bir arada ve hepsi Milli Eğitim’e bağlı okullarda çalışan kadrolu öğretmenlerden oluşuyor. Halk Eğitim kursuyla bir araya geldik ve farklı oyunlar sergilemeye devam ediyoruz. Ekibimiz 16 kişilik ama bu oyuna özel ekibimizde bulunan arkadaşlarımızın çocuklarını da dahil ettik. Öğrenci kısmı, veli kısmı ve öğretmen kısmı olduğu için onları da dahil ettik ve şu an yaklaşık 30 kişilik bir ekip olduk. Oyunun senaryosu bana ait. Ben yazıp yönettim. Dediğim gibi yaşanmasını hayal bile etmediğimiz olaylar yaşanıyor ülkemizde. İşte okul baskınları, öğretmen şiddetleri, birçok öğretmen arkadaşımız şehit oldu bu şekilde şiddete maruz kaldığı için. Bunlara karşı bir farkındalık oluşturmak için böyle bir çalışma yaptık. Başımıza ne gelirse gelsin her zaman bir umut vardır. Kötülükleri bu umutla yenebiliriz diye düşünüyorum. Çok heyecanlıyız. Şimdi ilk defa, hani daha önce oyunlar sergiledik ama ilk defa bize ait olan bir oyun oynayacağız. Daha önce hep başka yazarların oyunlarını oynadık. İlk defa bize ait bir oyunla ve ilk defa farkındalık gösterisi olarak bir oyuna çıkacağız. Umarım başarılı oluruz" dedi.
Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:11 Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur"
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:06 Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji geleceğinde nükleer projelerin kritik rol üstlendiğini belirterek, "Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ENKA Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin açılışında yaptığı konuşmada enerjinin kalkınma, milli güvenlik ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin enerji alanında güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni enerji vizyonunda nükleer projelerin stratejik bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek adına doğal gaz, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları birlikte hayata geçirerek daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha bağımsız bir enerji sistemi inşa ettiklerini ifade etti. "Türkiye’nin bu yeni enerji mimarisinde" Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Kalkınıyoruz, refah seviyemiz yükseliyor. Bununla bağlantılı olarak da enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendi ile karşı karşıyayız. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli otomobiller Hepsi daha fazla, kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sürekli artacak olan bu elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyiz. Bugünden planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Bu yıl, Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye’nin bu Yeni enerji mimarisinde Yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da arttıracağız, Doğal gaz ve elektrik altyapımızı güçlendireceğiz, Nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, Enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, Dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’yi enerjide bir merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Doğal gaz santralleri arz güvenliğimizin adeta güvencesi" Bakan Bayraktar, "Enerji politikalarımızı şekillendiren üç temel önceliğimiz var: Arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi. Bu doğrultuda son 20 yılda çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda. Bunun yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde tarihi bir hamle gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü neredeyse sıfırdan 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Biraz önce ifade ettiğim gibi önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek. Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir şey var. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğası gereği kesintili kaynaklardır. Geçtiğimiz yıl Avrupa’da yaşanan ve 60 milyon insanı etkileyen kesintiler, sadece yenilenebilir enerjiye bağlı risklerini göstermiş oldu. Dolayısıyla enerji sisteminin sağlıklı, dengeli ve kesintisiz çalışabilmesi için bu kaynakları destekleyecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bu noktada doğal gaz çevrim santralleri devreye giriyor. Doğal gaz santralleri, 7 gün 24 saat, hava şartlarında bağımsız, kesintisiz üretim yapabilen, yenilenebilir enerjinin esnekliğini dengeleyen, arz güvenliğimizin adeta güvencesi olan santralleridir. Esnek üretim kabiliyetleri sayesinde sistemin sigortası konumundadır" şeklinde konuştu. "Türkiye enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor" Bakan Bayraktar, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, inançla enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor. Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyor, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimizin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı.