Yerel Haberler
YEREL HABERLER
05 Nisan 2026 Pazar - 09:42 Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Kanserle mücadelede uzmanlardan kritik uyarı: "Stres, korku ve bastırılmış duygular kanseri tetikleyebilir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:28 Kanserle mücadelede uzmanlardan kritik uyarı: "Stres, korku ve bastırılmış duygular kanseri tetikleyebilir" Türk Kanser Derneği tarafından 1-7 Nisan Ulusal Kanserle Mücadele Haftası kapsamında düzenlenen basın toplantısında, erken teşhisin hayati önemi vurgulanarak, ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanılması çağrısı yapıldı. Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, "Antidepresan kullanımının bazı durumlarda kanser hastalarında görülebildiğini belirterek, "Psikoloji, kanser sürecinin aslında önemli bir bölümünü oluşturuyor. Günümüzde bilimsel çalışmalar, kanserlerin önemli bir kısmında psikolojik faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Bu etki genellikle bastırılmış duygular üzerinden değerlendiriliyor. Danışanlarımızın geçmiş 5 yılı incelenerek, bu süreçte bastırdıkları duyguları ifade etmeleri sağlanıyor. Çünkü yapılan araştırmalar, organların psikolojik anlamları olduğunu ortaya koyuyor" dedi. 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası nedeniyle İstanbul’da basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Onkoloji Uzmanı Dr. Esat Namal, Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, Diyetisyen Yasemin Güzel ve Şarkıcı Betül Demir katıldı. Toplantıda kanserle mücadelede erken teşhisin belirleyici rolüne dikkat çekilerek, toplumun bilinçlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Türk Kanser Derneği yetkilileri, ücretsiz kanser taramalarının önemine dikkat çekerek vatandaşları bu hizmetlerden faydalanmaya davet etti. "Kanserden değil, geç kalmaktan korkulmalı" mesajının verildiği toplantıda, erken teşhisin hayat kurtardığı bir kez daha hatırlatıldı. Dernek bünyesinde faaliyet gösteren ‘Mucize Evi’ ile ileri evre kanser hastalarına destek sağlandığı belirtilerek, bu çalışmalara kamuoyunun destek vermesi çağrısında bulunuldu. Dernekte gönüllü olarak kanser hastalarına ve hasta yakınlarına destek veren Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, "Psikoloji, kanser sürecinin aslında önemli bir bölümünü oluşturuyor. Kanser çoğu zaman "eşittir ölüm" algısıyla anılıyor. Eskiden, ailelerdeki genetik yatkınlık nedeniyle "Benim de kanser olma ihtimalim var, çünkü ailemde geçmişte kanser nedeniyle vefat eden çok kişi var" düşüncesi yaygın şekilde oluşabiliyordu. Ancak günümüzde bilimsel çalışmalar, kanserlerin önemli bir kısmında psikolojik faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Bu etki genellikle bastırılmış duygular üzerinden değerlendiriliyor. Danışanlarımızın geçmiş 5 yılı incelenerek, bu süreçte bastırdıkları duyguları ifade etmeleri sağlanıyor. Çünkü yapılan araştırmalar, organların psikolojik anlamları olduğunu ortaya koyuyor" dedi. Kanseri ‘ölüm’ olarak değerlendirmek yerine bedeni, "Artık kendine dön, kendini fark et" mesajı veren bir sistem olarak ele aldıklarını belirten Camadan, "Hayatın akışı içinde iş, aile veya sosyal çevre kaynaklı birçok problemle karşılaşabiliyoruz. Önemli olan açık iletişim kurabilmek ve duyguları bastırmamaktır. Hayatta her zaman çok güçlü, çok iyi ya da mükemmel olmak zorunda değiliz. Kendimize alan tanımalı, iyi olmadığımız durumları ve bizi rahatsız eden konuları ifade edebilmeliyiz. Aşırı fedakarlığın ve tahammülün zamanla psikolojinize zarar verebileceğinin farkında olmak gerekir. Kişi kanser olduğunda, yakınlarının "Sen çok güçlüsün, bunu atlarsın" ya da "Ne var ki, daha önce neleri atlattın" gibi baskı kuran ifadeler kullanmaması gerekir. Çünkü o kişi güçsüz hissedebilir ve kendini iyi hissetmeyebilir. Yakınların da bu süreçte kaybetme kaygısı yaşaması doğaldır; ancak kanser hastasının yakınları da görünmeyen bir stres ve yük taşır. Onlar da adaptasyon sorunları yaşayabilir ve yeni roller üstlenmek zorunda kalabilirler. Bu nedenle hem hasta hem de hasta yakınlarının birlikte ele alındığı, multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir. Ücretsiz kanser taramalarını aksatmamak da oldukça önemlidir. "Kötü bir sonuç çıkabilir" düşüncesiyle taramadan kaçınmak, aslında hayatı riske atmak anlamına gelebilir. Erken tanı, hayat kurtarır" diye konuştu. "Antidepresan kullanımı bazı durumlarda kanser hastalarında görülebilir" Camadan, antidepresan kullanımının bazı durumlarda kanser hastalarında görülebildiğini belirterek, "Uyku problemlerinin de bu süreçte sıkça ortaya çıktığı bilinmektedir. Bununla birlikte, hiç antidepresan kullanmadan kanser tanısı alıp kaygı, vitamin eksikliği veya uyku problemleri yaşayan hastalar da olabilir. Bu durumların, karaciğeri daha fazla yormadan ve antidepresan kullanımına gerek kalmadan, doğru vitamin destekleriyle yönetilmesi mümkündür. Bu vitaminler, hastaların duygularını bastırmadan ifade etmelerine ve terapötik süreçlerde kendilerini daha sağlıklı şekilde aktarmalarına da yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı. "Kanserden neden korkulmayacağına dair rehberlik hizmeti veriyoruz" Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, "Her yıl yaklaşık 240 bin yeni kanser vakasıyla karşılaşıyoruz. Bu vakaların yarısı sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalarla önlenebilmiş olsaydı, bu sayıyı yarıya indirmek mümkün olabilirdi. Bu nedenle erken teşhis, kanserde son derece önemlidir. Sevdiklerimize ve birbirimize travma yaşatmamak adına, Türk Kanser Derneği’nin ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanılması gerektiğini özellikle vurguluyoruz. Ayrıca geç evrede tanı almış hastalarımızın da korkmaması gerektiğini, günümüzde bu hastalık için çözümler bulunduğunu onkologlarımızla birlikte anlatıyoruz. Psikolojik durum da bu süreçte büyük önem taşımaktadır. Psikoonkologlarımız bu konuyu detaylı şekilde ele almaktadır. Beslenme düzeni, günlük yaşamda maruz kaldığımız faktörler ve genel yaşam alışkanlıklarımız oldukça belirleyicidir. Bu nedenle daha sağlıklı nasıl yaşanabileceği, taramaların nasıl yapılması gerektiği ve hangi faktörlerden uzak durulması gerektiği konusunda halkımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Lütfen korkmayalım, aksine sürecin üzerine giderek bilinçlenelim. Korkan bireyler için de burada rehberlik hizmeti veriyoruz. Dileyenler bize ulaşabilir; neden korkmamaları gerektiğini farklı yönleriyle kendilerine anlatabiliriz" dedi. "Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir" Kanser vakalarının yaklaşık Yüzde 30-40’ının önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını vurgulayan Onkoloji Uzmanı Dr. Esat Namal, şunları söyledi: "Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşır. Ancak tüm bu önlemlere rağmen, maalesef kanser herkes için ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünya genelinde, kalp hastalıklarından sonra yaşam kaybında ikinci sırada yer almakta ve görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. En kritik konu erken teşhistir. Kanser erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde gelişen tıbbi imkanlar sayesinde tamamen tedavi edilebilmekte, yani kür sağlanabilmektedir. Herkesin, Türk Kanser Derneği’nin sunduğu ücretsiz kanser taramalarına düzenli olarak gelmeleri için davet ediyoruz." Şarkıcı Betül Demir: "Muciz Evi’ne desteklerinizi bekliyoruz" Şarkıcı Betül Demir, "Kanseri tetikleyen şeylerden biri korkudur ve bu korkuyu en çok tetikleyen unsurlardan biri strestir. Zaten dünya yeterince zorlu bir yer ve giderek de daha karmaşık hale gelmektedir. Ancak tüm bunlara rağmen yaşamın ne kadar değerli ve güzel olduğunu, sağlıklı bir yaşamın mümkün olduğunu ve bunun stresle başa çıkarak sağlanabileceğini fark edebiliriz. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Hasta olma korkusu özellikle kanser gibi ciddi hastalıklar söz konusu olduğunda daha da belirgin hale gelir. Bu nedenle teşhis ve tarama süreçlerini erteleme eğilimimiz bulunmaktadır. Toplum olarak bu erteleme davranışı da başlı başına büyük bir stres kaynağıdır. Erteledikçe, maalesef daha ileri evrede kanser vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Elbette günümüzde tıp ilerlediği için bu hastalar da çeşitli tedavilerden faydalanabilmektedir; ancak yine de asıl önemli olan geç kalmamaktır. Bu yüzden kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı; kendimize iyi bakmalıyız. Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek mümkündür. ‘Mucize Evi’ne desteklerinizi bekliyoruz. Burada, ileri evre kanser hastalarının ihtiyaçlarına yönelik önemli çalışmalar yürütülmekte ve onlara destek sağlanmaktadır. Bu kapsamda katkılarınızı ve desteklerinizi bekliyoruz" dedi.
ADÜ Hastanesi’ndeki dijital dönüşüm çalışmaları takdir edildi
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:26 ADÜ Hastanesi’ndeki dijital dönüşüm çalışmaları takdir edildi ADÜ Hastanesi’nde, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in öncülüğünde yürütülen dijital dönüşüm ve teknolojik çalışmalar, düzenlenen törenle takdir edildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik gerçekleştirilen çalışmalar dolayısıyla, ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil’e başarı ve teşekkür plaketi takdim edildi. Teknoloji ve Siber Yaşam Derneği (TESİYAD) tarafından gerçekleştirilen plaket takdiminde, ADÜ Hastanesi’nde hayata geçirilen teknolojik yatırımlar ve dijitalleşme odaklı projelerin sağlık hizmetlerine sağladığı katkılar ön plana çıkarıldı. Bu çalışmaların; hizmet süreçlerini hızlandırdığı, verimliliği artırdığı ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendirdiği ifade edildi. Törende konuşan Teknoloji ve Siber Yaşam Derneği Başkanı Togay Ünlü, "ADÜ Hastanesi’nde hayata geçirilen teknolojik yatırımlar ve dijitalleşme odaklı projelerin, sağlık hizmetlerinin kalitesini artıran ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendiren önemli çalışmalar olduğunu görüyoruz. Sayın ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’e ve ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil’e, sağlık alanına sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılarının devamını diliyoruz" dedi. Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
Didim Ege Lezzetleri Festivali ikinci kez kapılarını açıyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:27 Didim Ege Lezzetleri Festivali ikinci kez kapılarını açıyor Aydın’ın Didim ilçesinde geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve yaklaşık 60 bin ziyaretçinin katılımıyla yoğun ilgi gören Didim Ege Lezzetleri Festivali, bu yıl ikinci kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Didim Belediyesi tarafından organize edilen festival, Ege mutfağının köklü geçmişini ve zengin lezzetlerini bir araya getirecek. Yerel üreticileri desteklemeyi ve geleneksel tatları gelecek nesillere aktarmayı hedefleyen etkinlik, bölgenin gastronomi değerlerini ön plana çıkaracak. 24-25-26 Nisan tarihlerinde Didim’in Akköy Mahallesi’nde gerçekleştirilecek festivalde, yöresel ürünler ve özgün tarifler katılımcılarla buluşacak. Ziyaretçiler, festival süresince hem üretim kültürünü yakından tanıma hem de Ege’nin eşsiz lezzetlerini deneyimleme fırsatı bulacak. Festival kapsamında stant açmak isteyen katılımcılar için başvuru süreci başladı. Başvurular, 31 Mart ile 10 Nisan tarihleri arasında Didim Belediye Halk Masası üzerinden yapılabilecek. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, festivale ilişkin yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz yıl ilkini büyük bir başarıyla gerçekleştirdiğimiz Ege Lezzetleri Festivalimizin ikincisini düzenlemenin heyecanını yaşıyoruz. Bu festival, sadece bir gastronomi etkinliği değil; aynı zamanda kültürümüzün, emeğimizin ve yerel değerlerimizin bir yansımasıdır. Tüm üreticilerimizi ve halkımızı bu özel lezzet yolculuğuna davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Didim Belediyesi, festival aracılığıyla hem yerel üretimi desteklemeyi hem de kentin turizm potansiyeline katkı sağlamayı hedefliyor.
Aliağa Masterler, şampiyonluk kupasını Başkan Acar’a götürdü
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:27 Aliağa Masterler, şampiyonluk kupasını Başkan Acar’a götürdü Aliağa Masterler, Ege Masterler Federasyonu Ligi B Grubu’nu şampiyon olarak tamamlayarak Ege Bölgesi finallerine katılma hakkı kazandı. Aliağa Masterler Takımı, ligi şampiyon olarak tamamlamasının ardından kazandığı kupayı Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’a takdim etti. Sezonu zirvede bitirerek şampiyonluk ipini göğüsleyen Aliağa Masterler Kulübü’nde yönetim ve teknik heyet, Belediye Başkanı Serkan Acar’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Aliağa Masterler Kulüp Başkanı Zeki Akyüz, elde edilen başarıdan dolayı büyük gurur yaşadıklarını ifade etti. Başkan Acar’a spora ve sporcuya verdiği desteklerden dolayı teşekkür eden Akyüz, "Sezonu şampiyon tamamlamanın gururunu yaşıyoruz Aliağa’nın spor kültürünü güçlendirmek ve her yaşta spor yapılabileceğini göstermek amacıyla çalışmalarımız sürüyor. Hedefimiz Ege Bölgesi finallerinde şampiyonluk ve Aliağa’yı iyi temsil etmek "dedi. Başkan Serkan Acar’a 82 numara ve üzerinde ismi yazılı özel forma hediye edildi. Başkan Serkan Acar, Aliağa’da sporun her branşta gelişmesini önemsediklerini belirterek, masterler liginde elde edilen başarının kent adına gurur verici olduğunu ifade etti. Ayrıca takıma finallerde başarılar diledi. Öte yandan Aliağa Masterler, Ege Bölgesi finalleri kapsamında Çandarlı Kale Masterler ile 5 Nisan’da deplasmanda, 12 Nisan’da ise Aliağa’da oynanacak karşılaşmalarda tüm Aliağalı sporseverleri takıma destek olmaya davet etti.
Eski eşinin şiddetinden kurtuldu, şimdi çocuklarıyla hayata tutunmaya çalışıyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:23 Eski eşinin şiddetinden kurtuldu, şimdi çocuklarıyla hayata tutunmaya çalışıyor Adana’da yaşayan D.B., 14 yıl önce evlendiği ve madde ile kumar bağımlısı olduğunu öne sürdüğü eşi F.A.’dan gördüğü şiddet nedeniyle 4 yıl önce boşandı. İki çocuğuyla yaşam mücadelesi veren genç kadın, devletin çocuğuna verdiği aylık 5 bin lira destekle ayakta kalmaya çalışıyor. İddiaya göre, 19 yaşında evlenen D.B. (33), 10 yıl süren evliliği boyunca eşinin ilgisizliği ve bağımlılıkları nedeniyle zor günler yaşadı. Eşinin sık sık kumar oynadığını ve eve bakmadığını öne süren kadın, zamanla fiziksel şiddete de maruz kaldığını belirtti. Yaşadıklarını anlatan D.B., "Eşim bize bakmıyordu. Hep dışarıda geziyordu. Kumar alışkanlığı vardı. Bizimle ilgilenmediği için boşandım. Kumar parası bulamıyordu, gelip beni dövüyordu. Kolumdan bıçaklayıp kafamda kül tablası kırdı. Defalarca şikayetçi oldum. Kendisinin uzaklaştırma kararı var" dedi. Boşandıktan sonra iki çocuğuyla birlikte hayat mücadelesi verdiğini ifade eden D.B., kaymakamlık tarafından sağlanan destekle bir evde kaldıklarını söyledi. Çocuğuna bağlanan aylık 5 bin lira ile geçinmeye çalıştığını belirten kadın, geçim sıkıntısı yaşadığını dile getirdi. Çalışmak istediğini ancak iş bulamadığını söyleyen D.B., "Şu an çalışmıyorum. Kaymakam, kızıma kreş imkanı sağladı. Çalışmak istiyorum ama iş bulamıyorum. Ailem, bu kişiyle evlendiğim için bana sırt çevirdi. Kimseyle görüşmüyorum" diye konuştu. Genç kadın, erken yaşta evliliğin zorluklarına dikkat çekerek, evlenmeyi düşünenlere de tavsiyelerde bulundu. D.B., "Evlenecek kişilere abla nasihati: Önce okuyup meslek sahibi olsunlar, daha sonra evlilik düşünsünler. Evliliği çocuk oyuncağı sanıyoruz. Çocuk yaşta karar verip evlendim. Hayatımın en büyük yanlışını yapmışım. Ben şu an okumuş ya da iş sahibi olmuş olsaydım, her şey daha farklı olabilirdi" ifadelerini kullandı.
AOSB’de kadın sanayicilerle yeni dönem istişaresi
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:24 AOSB’de kadın sanayicilerle yeni dönem istişaresi Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur ve yönetim kurulu üyeleri, AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü’yü makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarete; Platform Başkanı Elif Tosmur ile birlikte yönetim kurulu üyeleri Pınar Parmaksız, Merve Sütcü, Neriman İçer, Asiye Türkemenoğlu ve Sibel Koçak katıldı. Görüşmede, AOSB’nin yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeler ile kadın sanayicilerin üretim ve karar alma süreçlerindeki etkin rolü kapsamlı şekilde ele alındı. Bölgenin rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birlikleri ve ortak çalışma alanlarının değerlendirildiği toplantıda, kadın girişimciliğinin sanayi ekosistemine sağladığı katma değer özellikle vurgulandı. "Kadın sanayicilerimizin katkısı gücümüze güç katıyor" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kadın sanayicilerimizin üretimde, yönetimde ve karar alma mekanizmalarında daha aktif rol almasını önemsiyoruz. AOSB’mizin gelişim yolculuğunda kadın girişimcilerimizin katkısı, bölgemizin rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biridir" dedi. Sütcü, AOSB’nin kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeye devam edeceklerini ifade etti. Tosmur: "Kadın sanayicilerin vizyonu, sanayinin yarınlarını şekillendiriyor" AOSB Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur ise değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Kadın sanayiciler olarak üretimde daha fazla söz sahibi olmak, karar alma mekanizmalarında etkinliğimizi artırmak ve bölgemizin kalkınmasına nitelikli katkı sunmak amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. AOSB’nin güçlü vizyonu ile kadın sanayicilerin yenilikçi bakış açısını buluşturarak; sürdürülebilir üretimi, katma değer odaklı büyümeyi ve ortak aklı merkeze alan bir anlayışla Adana sanayisini daha rekabetçi, daha kapsayıcı ve geleceğe hazır bir yapıya birlikte dönüştürmeyi hedefliyoruz." Tosmur, platform olarak iş birliğini güçlendiren projelerde aktif rol almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.