Yerel Haberler
YEREL HABERLER
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:33 Şırnak’ta Polis Haftası etkinlikleri kapsamında şehitler anıtına karanfil bırakıldı Şırnak’ın Cizre ilçesinde Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümü ve Polis Haftası etkinlikleri çerçevesinde şehitler için dualar okundu, şehitler anıtına karanfil bırakıldı. Şırnak İl Emniyet Müdürlüğünce, Cizre’de Konak Mahallesi Şehitler Anıtı ve Parkında Türk Polis Teşkilatı’nın 180. kuruluş yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla şehit polisler için anma programı gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan törende konuşan Şırnak Valisi Birol Ekici, ’’Polis, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının ve demokrasinin en güçlü teminatıdır. Mesai mefhumu gözetmeksizin, gece gündüz demeden insanımıza ve milletimize hizmet etmek için var gücüyle gayret göstermektedir. Bugün 350 bini aşkın personeliyle teşkilatımız Türkiye’nin birliği, beraberliği, bütünlüğü ve insan haklarının korunması için fedakarca çalışmaktadır. Bizler bir şehitler diyarındayız, Şırnak bir şehitler diyarıdır. Bu kadim şehirde, 142 kahramanımızın yanı sıra, ülkemizin dört bir yanından buraya gelerek görev yapan ve şehadet şerbetini içen 2 bin 17 memurumuz, polisimiz, askerimiz, öğretmenimiz ve hemşirelerimiz mevcuttur. Ayrıca, evinde veya işinde gücündeyken terör örgütleri tarafından katledilen, şehit edilen bin 56 sivil vatandaşımız da var. Etrafımızdaki gelişmeleri ve sınır komşularımızın düştüğü durumları hepimiz görüyoruz emperyalistlerle iş birliği yapanların hazin tablosuna şahit oluyoruz. Ancak bugün milletimizin huzuru, birliği ve beraberliği için güçlü bir ordumuz, güçlü bir polis teşkilatımız ve Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü bir devletimiz vardır. Bununla ne kadar gurur duysak azdır. Bu coğrafyada birliğimizi korumak için azimle çalışmaya devam edeceğiz. Bizim temel şiarımız insanımıza hizmet etmektir. İnsanı seveceğiz; yaratılanı yaradandan ötürü sevip başımızın üstünde tutacağız. ’Adalet mülkün temelidir’ ilkesinden hareketle, polis teşkilatımız ülkemizi ve milletimizi korumak için gözünü kırpmadan nöbetine devam edecektir. Teşkilatımızın, özellikle DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı verdiği kararlı mücadele ve operasyonlardaki başarısı hepimizin göğsünü kabartmıştır. Bu duygu ve düşüncelerle, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümünü kutluyor, daha nice yılları huzur ve güven içerisinde karşılamayı temenni ediyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, görevi başında şehadete eren tüm polislerimizi, askerlerimizi ve vatandaşlarımızı rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yad ediyorum." İki gün önce İstanbul’da yaşanan DEAŞ saldırısında kahramanca mücadele eden yaralı polis memurlarını tebrik edip, acil şifalar dileyerek konuşmasına başlayan Şırnak İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak, ’’Bizler bugün Türk Polis Teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü ve 10 Nisan Polis Haftası münasebetiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Polis teşkilatımız, gecenin en karanlık anında milletine umut olan, hiçbir tehdit karşısında tereddüt etmeden öne çıkan; devlet, vatan, millet ve bayrak uğruna gerektiğinde canını hiçe sayan sarsılmaz bir iradenin adıdır. Bizler üzerimizdeki bu kutsal üniformayı sadece bir meslek olarak değil; bir milletin huzuru ve bir devletin bekası için onurla taşıyoruz. Bu üniforma, cesaretin, sabrın ve vakarın simgesidir. Polis sadece suçla mücadele etmiyor. Aynı zamanda bir milletin huzurunu, bir yetimin hakkını ve bir çocuğun güven duygusunu koruyoruz. Bu büyük sorumluluğun bilinciyle, dün olduğu gibi bugün de yarın da aynı kararlılıkla görevimizin başında olacağız. Bu vesileyle, Türk Polis Teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümünü ve 10 Nisan Polis Haftasını bir kez daha yürekten kutluyor tüm teşkilat mensuplarımıza, tüm kahramanlarımıza sağlık, güç ve muvaffakiyetler diliyorum’’ diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından Kuran-ı Kerim Tilaveti okundu, şehitler için dua edildi, şehitlik anıtına karanfiller bırakıldı. Programa, Şırnak Valisi Birol Ekici, Şırnak İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak, Cizre Kaymakam Vekili ve Silopi Kaymakamı Çağlar Partal, İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel, Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Hayrullah Şahin, Cizre Cumhuriyet Başsavcısı Muammer Çoban, Cizre İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Öncel, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ile şehit yakınları ve gaziler katıldı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:34 Mersin’de kayıp gencin aranmasına 6. günde de devam edildi Mersin’in Tarsus ilçesinde, 18 yaşındaki Batu Yetiş Kerem Kaplan’ın şelaleye girdikten sonra kaybolması sonrası başlatılan arama çalışmaları 6’ncı günde de devam edildi. Arama çalışmalarını yerine inceleyen Mersin Valisi Atilla Toros, ilk günden bu güne tüm imkanların seferber edildiğini söyledi. Baba Osman Kaplan ve babaanne Döndü Kaplan’a sarılan Vali Toros, gencin bir an önce bulunması için çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi. Vali Toros, "4 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 16.47’de bir ihbar almış olduk. Tarsus Şelalemizin olduğu yerde bir gencimizin suya kapılıp, suda kaybolduğu yönünde ihbar aldıktan sonra, 2008 doğumlu gencimizi bulabilmek için bütün imkanlarımızı ilk andan seferber ettik. Olayın gerçekleşmiş olduğu yerden denize giden mesafe 47 kilometre. Buradaki çalışmaları 4 Nisan tarihinden itibaren bütün birimlerimiz; AFAD koordinasyonumuzda, emniyetimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, itfaiyemiz ve sivil toplum kuruluşları tamamı birlikte çalışarak burada faaliyetini gerçekleştiriyoruz. Halihazırda 107 personel, 19 araç, 8 bot, 6 dron ve 3 sonar cihaz ile birlikte bu arama faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Umudumuz, arzumuz, isteğimiz bir an evvel evladımıza kavuşmak. Bu açıdan 47 kilometrelik alanı içerisinde yoğun bir çalışmayı havadan, karadan, su üstünden ve su altından gerçekleştiriyoruz. Tabii karadan zaman zaman sazlıkların ve çalılıkların yoğun olduğu yerler var buralarda problemler yaşıyoruz. Burada karadan personelimizin dolaşması ile ilgili problemler olduğunda su üstünden ve su altından ilgili ilgili personelimiz sonar cihazını kullanarak, botlara kullanarak bir arama faaliyeti gerçekleştiriyor. Dediğim gibi faaliyetleri aralıksız devam ettiriyoruz. Bu konuda arkadaşlığımız ciddi bir gayreti var. AFAD’ımızın koordinasyonda bütün birimlerimiz yoğun bir çaba sarf ediyorlar. Biz hiçbir detayı hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmadan hiçbir noktayı atlamadan değerlendiriyoruz. Arkadaşlarımızın zaman zaman farklı gözlerle farklı mecralara bakabilmesi için ekiplerin yerlerini değiştiriyoruz. Jandarmamızın emniyetimizin baktığı yere ertesi gün sahil güvenlik bakmış oluyor. Karada faaliyetimizde yoğun bir şekilde devam ettirdiğimizi ifade etmek istiyorum. İlgili personelimizin tamamını çok teşekkür ediyorum, gayretlerin için özveriler için. Ailemize de metanet diliyorum, umudumuz arzumuzu isteğimiz evladımızı bir an önce bulmak ve bu konuyla alakalı çalışmalarda sağlıklı bir şekilde tamamlamak. Çok teşekkür ediyorum" dedi. Baba Osman Kapla, "Allah devletimizden razı olsun. Ellerinden geleni yapıyorlar. Ben de kenarından bakıyorum. Acaba onların gözünden kaçar benim gözüme mi takılır. İnşallah bulunur, Allah’tan umut kesilmez" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:29 Büyükşehir’in başkanvekili 61 oyla Şahin Biba oldu Mustafa Bozbey’in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde, yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa’nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ndeki olağanüstü meclis toplantısı Huzurpark’taki Belediye Meclis Salonu’nda yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda, b fıkrası hükümleri gereğince belediye başkan vekilinin seçileceğini kaydetti. Toplantıda, başkan vekili seçimi için CHP Grubu aday çıkarmazken, AK Parti ve MHP Grubu ise AK Parti Grup Sözcüsü Şahin Biba’yı aday gösterdi. Ardından adaylar için gizli oylamaya geçildi. İlk oylamada Biba 61 oy aldı. İlk tur oylamasında gereken üçte iki çoğunluğu sağlanamaması nedeniyle ikinci tura geçildi. İkinci turda da üçte iki çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle seçimde üçüncü tur yapıldı. Salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba, Belediye Başkan Vekili seçildi. "Bursa’nın iradesi sadece bir söylemden değil meclisteki temsil dağılımından da okunur" 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa’nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. "Herkesi hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" Seçim sürecinde şahsına gösterilen güven destek ve teveccüh için başta Cumhur İttifakı olmak üzere destek veren tüm meclis üyelerine teşekkür eden Biba yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Demokrasi milletimizin temsil vasıtasıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri Bursalıların temsilcisidir. İşte bugün meclisimizin aldığı bu kararda milletin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır Bursa’nın iradesi sadece bir söylemden değil meclisteki temsil dağılımında da okunur. Herkesi hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum. Bursa sıradan bir şehir değildir. Bursa tarih demektir. Medeniyet demektir. Emanet demektir. Bursa ecdadın bize bıraktığı kutlu miras gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğunuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bu günü değil yarını da inşa edecektir. Değerli arkadaşlarım hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğunuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımız da görev unvan değil sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. İşte bu bilinçle hiçbir bahaneye sığmadan hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerjimizi ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız. Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek vardır. Bizim tek gündemimiz Bursa olacaktır. Tek önceliğimiz Bursalı hemşerilerimizin huzuru refah ve memnuniyeti olacaktır. Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen bir mesele varsa ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla selamlıyorum." Konuşmanın ardından guruptaki meclis üyeleri de Biba’yı tebrik ettiler.
Bozulan kemençesini tamir ederken usta oldu
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:24 Bozulan kemençesini tamir ederken usta oldu Düzce’de yaşayan kemençe ustası İbrahim Güngen, çocuk yaşlarda çalmaya başladığı ve zamanla yapımını da öğrendiği Karadeniz’in asırlık enstrümanını el işçiliğiyle üreterek fabrikasyon üretime karşı ayakta tutmaya çalışıyor. Karadeniz kültürünün vazgeçilmez simgelerinden olan kemençeyi hem çalan hem de üreten 57 yaşındaki İbrahim Güngen, ilkokul yıllarında düğünlerde gördüğü bir ustadan etkilenerek başladığı serüvenini bugün meslek olarak sürdürüyor. Ağaca şekil vererek çıkardığı tınılarla yurt içi ve yurt dışından gelen siparişlere yetişmeye çalışan usta, makineleşmenin enstrümanın ruhunu zedelediğini savunuyor. "Babama kemençe istediğimi söyledim, serüvenim böyle başladı" Kemençeye olan ilgisinin Karadeniz kültürünün bir getirisi olduğunu belirten Güngen, "Köylerimizde düğünlerde kemençe çalan bir ağabeyimiz vardı. Onu dinledikçe merakım arttı. Babama kemençe istediğimi söyledim. O da beni kırmadı ve bir kemençe yaptırdı. Böyle başladım" dedi. Kendi çabasıyla, ustaları izleyerek ve dinleyerek çalmayı öğrendiğini anlatan Güngen, zamanla bozulan kemençelerini tamir ettirmek için ustaların yanına gidip gelirken işin mutfağına da ilgi duymaya başladığını aktardı. Güngen, "Onları izledim ve ‘Ben de yapabilirim’ dedim. Kolay olmadı. Çok ağaç israf ettim, çok emek verdim ama yapa yapa öğrendim" diye konuştu. "El işçiliğinin yerini makine tutmaz" Bugün sadece kemençe yaparak geçimini sağlayan Güngen, el yapımı enstrümanların fabrikasyon ürünlerden tamamen farklı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Fabrikada bir kemençe bir saatte yapılıyor. Ben ise el işçiliğiyle 3-5 günde, bazen bir haftada yapıyorum. El emeğini kemençeye yansıtıyorum. Makine aynı işçiliği veremez. Fabrikasyon kemençeler genellikle öğrenci enstrümanı ya da dekoratif amaçlı tercih ediliyor. Profesyoneller için el yapımı kemençe vazgeçilmezdir." Kusursuz ses için ağaçlar bir yıl kurutuluyor İyi bir kemençenin ardıç, dut veya yabani fındık ağacından yapıldığını ancak en kritik noktanın ağacın kurutulma süreci olduğuna dikkati çeken Güngen, "Ağaçları yaklaşık bir yıl kurutuyoruz. Kuru ağaç olmazsa olmazımız. Ayrıca kemençe yapacak ustanın müzikten anlaması şart. Akort ayarı ve ses tonunun doğru verilmesi enstrümanın kalitesini belirler" değerlendirmesinde bulundu. Kemençenin Karadeniz denildiğinde akla gelen ilk unsur olduğunu söyleyen Güngen, sipariş üzerine ürettiği amatör kemençeleri 12-13 bin, profesyonel kemençeleri ise 17-18 bin lira bandında satışa sunduğunu sözlerine ekledi.
"Yarın çok geç olabilir" uyarısı: Erken teşhis hayat kurtarıyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:28 "Yarın çok geç olabilir" uyarısı: Erken teşhis hayat kurtarıyor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Erkan Aslan, kadın sağlığını tehdit eden hastalıklarda erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirterek, "Yarın çok geç olabilir. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi. Toplumda kanser farkındalığını artırmayı amaçlayan "1-7 Nisan Kanser Haftası" kapsamında açıklamalarda bulunan Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Erkan Aslan, hastalıklarla mücadelede en etkili yöntemin belirtiler ortaya çıkmadan önce harekete geçmek olduğunu vurguladı. Aslan, erken teşhisin yalnızca bir tedavi süreci değil, doğrudan yaşamla ilgili bir konu olduğuna dikkat çekti. Kadınların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade eden Aslan, utanma ya da çekinme gibi duyguların geri plana bırakılması gerektiğini belirterek, en küçük bir şikayette bile vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Dr. Aslan, "Kadın sağlığını etkileyen jinekolojik kanserler ve diğer rahatsızlıklarda modern tıp, artık çok daha konforlu ve güvenli çözümler sunuyor. Özellikle laparoskopik ve histeroskopik cerrahi gibi kapalı yöntemler, tedavi sürecini hızlandırırken hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönmelerine olanak tanıyor. Jinekolojik cerrahiler kapsamında uygulanan bu ileri teknolojiler, erken evrede yakalanan pek çok sorunun kalıcı hasar bırakmadan çözülmesini sağlıyor. Bunun yanında genital estetik ve idrar kaçırma tedavileri, yaşam kalitesini artıran önemli müdahaleler olarak öne çıkıyor. Sağlık, yalnızca hastalık anında değil, hayatın her evresinde korunmalıdır. Bu kapsamda şu süreçler mutlaka iyi takip edilmeli. Riskli gebelik takibi: Anne ve bebek sağlığı için titiz süreç yönetimi. Normal ve sezaryen doğum: Sağlıklı nesiller için güvenli doğum planlaması. Menopoz süreci: Düzenli kontrollerle yaşam kalitesini korumak. Jinekolojik, genital, idrar kaçırma ve benzeri hastalıklar. Unutmayın sağlığınızı ertelemek, hayatı ertelemektir. 1-7 Nisan Kanser Haftası vesilesiyle, bir testin bir hayat kurtarabileceğini unutmayın. Rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin, kendinize ve geleceğinize bir iyilik yapın" ifadelerini kullandı.
CHP Karesi İlçe Kadın Kolları Başkanı Sabiha Gören AK Parti’de
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:22 CHP Karesi İlçe Kadın Kolları Başkanı Sabiha Gören AK Parti’de CHP Karesi önceki dönem İlçe Kadın Kolları Başkanı Sabiha Gören ve CHP Karesi İlçe Yönetiminden istifa eden Halime Can, AK Parti’ye katıldılar. AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, "AK Parti Balıkesir İl Başkanlığı, sadece bir siyasi merkez değil, Balıkesir sevdalılarının omuz omuza verdiği bir hizmet kalesi olduğunu bir kez daha kanıtladı dedi." AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir’in "ayrıştırıcı değil birleştirici" siyaset vizyonuyla, AK Parti Balıkesir’de siyasetin merkezini bir makamdan öte, milletin evi haline getirdi. Bu samimi yaklaşım, Karesi siyasetinde de bir kırılma oluşturularak CHP’den AK Parti saflarına katılımları beraberinde getirdiğini açıkladı. Karesi siyasetinin tecrübeli isimleri, ideolojik kalıpları bir kenara bırakarak "Önce Memleket" dedi. CHP Karesi önceki dönem İlçe Kadın Kolları Başkanı Sabiha Gören ve CHP Karesi İlçe Yönetiminden istifa eden Halime Can, AK Parti saflarına katılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne dahil oldular. Yeni üyelere rozetlerini, teşkilatın her kademesine bir "kardeş" ve "yol arkadaşı" samimiyetiyle yaklaşan İl Başkanı Mehmet Aydemir bizzat taktı. Balıkesir siyasetine getirdiği dinamizmle takdir toplayan İl Başkanı Mehmet Aydemir, şu ifadeleri kullandı: "Bizim için AK Parti İl Başkanlığı bir makamdan öte; bu şehrin derdiyle dertlenen, sevinciyle gülen her bir hemşehrimizin sığınacağı huzurlu bir liman, sarsılmaz bir yuvadır. Bugün Sabiha Gören ve Halime Can Hanımefendilerin bu çatı altında bizimle buluşması, Balıkesir’in geleceğine duyulan inancın bir göstergesidir. Siyasetin merkezi artık tek çatıdır; o da milletin kendisidir, AK Parti’dir! Dün başka kulvarlarda olsak da bugün Türkiye Yüzyılı vizyonunda tek yüreğiz." Akın akın gelen yol arkadaşlarımızla her geçen gün daha da büyüdüklerini belirten Başkan Aydemir, tüm Balıkesir halkına samimi bir davette bulundu: "Dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin tek umudu biziz. Memleket sevdasıyla çarpan, bu kutlu yürüyüşte ben de varım diyen her bir kardeşimizi AK Parti saflarına, bu büyük aileye davet ediyorum. Kapımız vatan sevdasıyla çarpan her yüreğe ardına kadar açıktır. Gelin, bu büyük hizmet destanını hep birlikte yazalım! Biz birleştikçe Karesi, biz büyüdükçe Balıkesir kazanacak" dedi.
Ayvalık’ta yeni nesil yat limanı ve çekek yeri projesi tanıtıldı
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:22 Ayvalık’ta yeni nesil yat limanı ve çekek yeri projesi tanıtıldı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde; Ayvalık Belediyesi’nin 150 Evler Mahallesi Çekek Yeri bölgesinde hayata geçirmeyi planladığı "Yat Limanı, Dip Tarama Faaliyeti, Çekek Yeri Revizyonu ve Dolgu Alanı İlavesi Projesi", düzenlenen halk buluşmasında kamuoyuna tanıtıldı. Ayvalık Kent Konseyi Genel Kurulu toplantısı kapsamında gerçekleştirilen buluşmaya vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Toplantıda, kentin geleceğini doğrudan etkileyecek proje tüm yönleriyle paylaşılırken, katılımcıların görüş ve önerileri de alındı. Ayvalık Belediyesi yetkilileri, sürecin şeffaf bir şekilde yürütüleceğini vurguladı. Yaklaşık 300 milyon TL yatırım bedeline sahip proje kapsamında mevcut çekek alanı modernize edilerek yat limanı altyapısıyla güçlendirilecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Ayvalık’ta 129 tekne kapasiteli iskele alanı Dalgakıran, rıhtım ve teknik altyapı yatırımları sayesinde deniz güvenliğinin artırılması ve tekneler için daha korunaklı bir alan oluşturulması hedefleniyor. Bunun yanı sıra proje, yalnızca denizcilik faaliyetleriyle sınırlı kalmayarak sosyal ve ticari alanlarıyla da dikkat çekiyor. Planlanan yeme-içme alanları, sosyal donatılar ve hizmet birimleriyle bölgenin yeni bir cazibe merkezi haline gelmesi öngörülüyor. Proje kapsamında yürütülecek dip tarama çalışmalarıyla deniz tabanı düzenlenecek, mevcut düzensiz yapılaşmanın planlı bir yapıya kavuşturulması sağlanacak. Ayvalık Belediyesi yetkilileri, projenin tüm aşamalarında çevresel hassasiyetlerin gözetileceğini ve ilgili mevzuata uygun hareket edileceğini belirtti. Projenin, Ayvalık’ın doğal ve kültürel değerlerini koruyarak sürdürülebilir turizme katkı sunması hedefleniyor. Kentin denizle olan bağını güçlendirmesi beklenen yatırımın, Ayvalık’ın ekonomik ve turistik gelişimine önemli katkı sağlaması öngörülüyor.
Şampiyonlar OKAF’26’da
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:23 Şampiyonlar OKAF’26’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen OKAF’26, Türk spor tarihine adını altın harflerle yazdıran iki efsane ismi ağırlayacak. Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu güreşçi Mahmut Demir ve Avrupa şampiyonu rekortmen okçu Deniz Günay Derebaşı, kariyer yolculuklarının şifrelerini gençlerle paylaşacak. Orta Karadeniz Kariyer Fuarı (OKAF’26), iş dünyası ile gençleri buluşturmanın yanı sıra ilham veren başarı hikâyelerine de sahne olacak. Fuar kapsamında düzenlenen panellerde, kazanılabilecek tüm madalyaları toplayan "Türk Tankı" lakaplı Mahmut Demir ve yıllarca kırılamayan rekorların sahibi Deniz Günay Derebaşı, tecrübelerini üniversiteli gençlere aktaracak. Dünya güreş literatürüne "Türk Tankı" olarak geçen; olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu Mahmut Demir, mezun olduğu Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne bu kez konuşmacı olarak dönecek. Demir, 8 Nisan Çarşamba günü saat 15.00’te AKM Mavi Salon’da gerçekleşecek "Mezunlardan Kariyer Hikâyeleri" etkinliğinde kürsüye çıkacak. 13 yıllık profesyonel kariyerine 1 olimpiyat, 3 dünya ve 5 Avrupa şampiyonluğu sığdıran efsane isim; disiplinli çalışma, hedef odaklı ilerleme ve zorluklarla mücadele etme konularında gençlere rehberlik edecek. Türk okçuluk sporunun ilk Avrupa Salon Şampiyonu ve Dünya Üniversitelerarası Şampiyonu olan Deniz Günay Derebaşı, 9 Nisan Perşembe günü saat 10.00’da AKM Pembe Salon’da düzenlenecek "Sporda Kariyer" panelinde yer alacak. Halen OMÜ Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak şampiyon sporcular yetiştiren Derebaşı, uzun yıllar kırılamayan Türkiye rekorlarını ve antrenörlükten akademisyenliğe uzanan başarı dolu kariyer yolculuğunu anlatacak. İki gün boyunca onlarca farklı etkinliğe ev sahipliği yapacak olan OKAF’26’nın detaylı programına, kayıt bilgilerine ve tüm güncel gelişmelere OMÜ’nün internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.
BTÜ’de insan verisi kullanılmadan yüz analizi sistemleri eğitilecek
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:21 BTÜ’de insan verisi kullanılmadan yüz analizi sistemleri eğitilecek Bursa Teknik Üniversitesi, yapay zekâ tabanlı yüz analizi sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak yeni bir teknoloji üzerinde çalışılıyor. Proje kapsamında, gerçek insan yüzlerine ihtiyaç duymadan dijital karakterler üretilecek. Bu sayede oyun, sinema gibi sektörlerde karakter oluşturulurken kişisel verilerin korunması açısından da güvenli bir ortam sağlanacak. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Muhammed Ömer Faruk Selvi yürütücülüğünde ve Doç. Dr. Erdem Yavuz danışmanlığında sürdürülen "Yüz Analizi için Sinir Ağlarının Eğitimine Yönelik 3 Boyutlu Dönüştürülebilir Modellere Dayalı Yüksek Yoğunluklu Sentetik Veri Üretim Sistemi" başlıklı proje, TÜBİTAK 1002 programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, yüz analizi yapan yapay zekâ sistemlerinin en önemli ihtiyacı olan veri sorununa çözüm üretmeyi hedefliyor. Çalışma kapsamında geliştirilen sistem sayesinde bilgisayar ortamında üç boyutlu ve gerçekçi yüz karakterleri oluşturulacak ve bu karakterler üzerinden binlerce farklı yüz ifadesi ve hareketi üretilebilecek. Dijital yüz serisi otomatik üretilecek Proje kapsamında Blender ve Python tabanlı bir altyapı kullanılarak oluşturulan sistem, yapay sinir ağlarının eğitiminde kullanılabilecek çok sayıda dijital yüz verisini otomatik olarak üretebilecek. Böylece yapay zekâ çalışmalarında sıkça karşılaşılan veri eksikliği ve yüksek etiketleme maliyetleri önemli ölçüde azaltılabilecek. Aynı zamanda gerçek insan yüzlerine ihtiyaç duyulmadan oluşturulan dijital karakterler sayesinde veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması açısından da güvenli bir araştırma ortamı sağlanacak. Oyun ve sinema gibi sektörlere dijital yüz Geliştirilen sistemin, yüz üzerindeki mimikleri ve küçük hareketleri yüksek hassasiyetle takip edebilen detaylı bir veri altyapısı sunmayı hedeflediğini kaydeden Arş. Gör. Selvi, "Bu yaklaşımımız sayesinde yüz hareketlerini analiz eden yapay zekâ sistemlerinin daha doğru ve güvenilir sonuçlar üretmesi mümkün hale gelecek. Araştırmadan elde edeceğimiz sonuçların; oyun ve sinema sektöründe dijital karakterlerin canlandırılmasından, otonom araçlarda sürücü dikkat analizine kadar birçok farklı alanda kullanılan yüz analizi teknolojilerinin gelişmesine katkı sağlaması bekliyoruz" diye konuştu. Rektör Çağlar: Proje önemli bir ihtiyaca çözüm üretiyor BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede yürütülen yapay zekâ çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine yön veren araştırmaların da merkezidir. Akademisyenlerimizin geliştirdiği bu proje, yapay zekâ alanında önemli bir ihtiyaca çözüm üretme potansiyeli taşıyor. Üniversitemizde yürütülen bu tür nitelikli çalışmaların artarak devam etmesi bizleri memnun ediyor. Projede emeği geçen akademisyenlerimizi tebrik ediyorum" dedi.
Sürünün muhafızı çoban köpekleri, çobanlara can dostu oluyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:16 Sürünün muhafızı çoban köpekleri, çobanlara can dostu oluyor Yozgat’ta küçük yaştan itibaren çobanlık yapan Erkan Taştan, çoban köpeklerinin hayvanların koruma ve güvenliğini sağlama konusundaki önemini belirtti. Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde orman köyü Şahnederesi’nde besicilik ve çobanlık yapan Erkan Taştan, çocukluktan itibaren hayvancılıkla uğraşıp, çobanlık yaptığını belirterek, bir çoban için çoban köpeğinin çok önemli olduğunu, çoban köpeklerinin çobanın yoldaşı, can dostu olduğunu söyledi. Çoban köpeklerinin, sürüye zarar verilmediği sürece insanlara saldırmadığını aktaran Erkan Taştan, avcıların kendilerine saldıracaklarını düşünerek tüfeğini çoban köpeğine doğrulttuklarını, bir süre önce bir çoban köpeğinin öldürüldüğünü anlattı. Yaşadıkları bölgenin ormanlık alan olduğunu vurgulayan Taştan, köpekler olmasa hayvanların yarıdan fazlasının kış aylarında kurtların avı olabilme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Erkan Taştan, "Dostum dediğin adam bile seni yarı yolda satabilir mi? Satar. Ama bu hayvan vallahi satmaz beni. Dağda hayvanların yanında açlıktan ölsün, dağdaki hayvanları bırakıp da eve gelmezler. Cenab-ı Allah bu hayvana bu özelliği vermiş. Sahibine sadık, neyin peşinde gidiyorsa ona sadık olmayı Cenabı Allah bunların içine, bunların ruhuna vermiş" diye konuştu. "Köpeklerimin görevi domuz, kurt gibi yabani hayvanları uzaklaştırmak" Çoban köpeğinin özellikleri hakkında bilgi veren Erkan Taştan şöyle konuştu: "Çoban ne kadar da iyi olursa olsun sürüyü güden köpektir. Sürünün arkasını önünü takip eden köpektir. Köpek önemli. Kurtçu köpeklerde özellikle gözleri çekik olması lazım. Gözleri çekik olan köpek kurtçu olur. Benim bu köpeğim aşağı yukarı 10 yaşında. 5-6 köpeğim daha var. Genelde hep enikten de yetiştiririm. Buralar ormanlık olduğundan domuz yabani hayvan çok. Hayvanları, köpekleri çok öldürüyor. Bir de avcılar var başımızda. Domuzlara bir şey dediğimiz yok da avcılar var. Köpekleri vuruyorlar. Bunun bir oğlu vardı. Boynuz kulağı geçer mi, derler. Geçer. Bunun oğlu bundan daha üstündü. Av yapmasınlar demiyorum. Avını yapsınlar. Normalde benim köyümde avcılar sürekli benden sürüyü nereye götüreceğimi sorarlar, takip ederler. Ben sürüyü başka tarafa götürürsem onlar avını başka yerde yaparlar. Çünkü bu köpeklerin tabiatında var. Dağda, hayvanların otladığı yerde hiçbir yabancıyı istemezler. Sürüden uzak tutmak isterler. Bu insan için geçerli değil. Karşıdan gelen insanın kötü niyeti varsa insana saldırır mı? Saldırır. Ama benim köpeklerimin görevi domuz ve kurt gibi yabani hayvanları uzaklaştırmak." "Sürekli enik yetiştiriyorum" Çoban köpeğinin farklı ırklarda bulunduğunu hatırlatan Taştan, kendisinin tercihinin Kangal olduğunu belirtti. Taştan, "Köpeklerim hepsi kangal tek tek ırk. Hepsi bunun yavruları. Başka yabancı köpek katmıyorum. Aynı ırktan devam ediyorum şu anda. Bunun eşi öldü, bu kaldı. İyi bir temiz dişi buldum onunla yavrularını yetiştiriyorum. Şu anda aşağı yukarı dört eke dört de enik var. Sürekli enik yetiştirmek zorunda kalıyorum domuzlardan dolayı. Çobanlar başka köpekleri de tercih ediyor da mesela karabaşlar var. Bu Sivas Kangalı ama akbaşlar da var. Bunlar da sürüye meraklıdır. Akbaş da besledim ama Kangaldan üstün bulamadım" ifadelerini kullandı. Çoban köpeğinin birsinin avcılar tarafından öldürüldüğünü kaydeden Taştan, çoban köpeğini bir sürü ile değişmeyeceğini ve çok daha değerli olduğunu söyleyerek avcıların hayvan otlatılan alanlardan uzaklarda avlanmalarını istedi.
Çölyak hastalarına umut olan atölye
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:18 Çölyak hastalarına umut olan atölye Burdur’da kurulan atölyede kentte ve çevre illerde yaşayan yaklaşık 400 çölyak hastası için glutensiz ekmek üretiliyor. Çölyak hastalarının en temel sorunu olan glutensiz ekmeğe erişim, hayata geçirilen bir projeyle çözüme ulaştı. Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde başlatılan "Çölyak Hastalarının Hayatlarına Dokundular Projesi" çerçevesinde kurulan ekmek üretim atölyesinde, yüzlerce hasta için düzenli üretim yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, okul aile birliği, Halk Eğitim Merkezi öğretmenlerinin destekleriyle kurulan atölyede, kentte ve çevre illerde yaşayan yaklaşık 400 çölyak hastası için glutensiz ekmek üretiliyor. Atölyede unlu mamuller kursiyerleri ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Gastronomi Bölümü öğrencileri aktif rol alırken, proje hem hastaların hayatını kolaylaştırıyor hem de öğrencilere uygulamalı eğitim imkanı sunuyor. Atölyede 2 gün ekmek üretimi, hafta da bir gün ise diğer unlu mamüllerin üretimi yapılıyor. "Sıkıntı yaşayan çocuklarımızın o gözlerindeki ışık ve mutluluk bizlere ilham oldu" Burdur Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hamit Kayacıoğlu, atölyenin yaklaşık 2 yıl önce kurulduğunu belirterek, "Bu konuda bizi ilk harekete geçiren husus çölyaklı hastalarımızın, özellikle ilimizde faaliyet gösteren Çölyak Derneğindeki kişilerin yaşadıkları sıkıntıları anlatması ile başladı. Bu ekmeğin ulaşımındaki sorunları, maliyetini özellikle hasta olan çocuklarımızın taze ekmeğe ulaşımı noktasındaki sıkıntıları ifade edince biz de bununla ilgili araştırma çalışmasına başladık. Çölyak hastalarımız hassas. Bu yüzden de dikkatli bir üretim süreci bizim için önemliydi. İlk başlarda üretim konusunda sınırlı sayıda üretebiliyorduk. Gelişen süreç sonrasında biz sadece glutensiz ekmek değil onun dışında kuru pasta ürünleri de üretmeye başladık. Burada bu ürünlere ulaşma noktasında sıkıntı yaşayan çocuklarımızın o gözlerindeki ışık ve mutluluk bizlere ilham oldu. Hali hazırda bu çocuklarımız diğer arkadaşları gibi bir şekerli gıda ya da hamurlu bir gıda tükettiğinde imrenerek onlara bakarken bu gün gelinen noktada biz o ürünleri üretebilir hale geldik. Burdur özelinde yaklaşık 200’e yakın Çölyak hastamız var. Isparta’da 200-300 bandına hastamız var. Burada normal bir üretim sistemi yok. Bizim sosyal medya gruplarımız var, siparişler bir gün önceden alınıyor. Biz de ona göre üretimini yapıyoruz. Şu an ekmek üretimi 2 gün, hafta da bir gün ise diğer unlu mamüllerini üretmeye çalışıyoruz" dedi. "Son bir aydır da yaş pasta ve tatlı çeşitlerini üretmeye başladık" Konaklama ve Seyahat Hizmetleri Öğretmeni Halil Murat ise atölyede haftada 3 gün üretim yaptıklarını ifade ederek, "İşimize sabah başlıyoruz. Akşam üstü de 4’e kadar üretimler yapılıyor. 2 sene öncesinde başladığımız zaman sadece ekmek üretimi vardı. Daha sonrasında da erişte, kek, pizza gibi glutensiz ürünleri üretmeye başladık. Son bir aydır da yaş pasta ve tatlı çeşitlerini üretmeye başladık. Çünkü bize bu noktada çok fazla talep geliyor. Özellikle çölyak hastası çocuklardan bize talepler geliyor. Bizler de üzerinde çalıştık ve bu ürünleri üretmeye başladık. Şu anda yaklaşık 9-10 çeşit ürün çıkartabiliyoruz" şeklinde konuştu.