Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Malatya’da arazi kavgası cinayeti davasında 4 sanığa 18’er yıl hapis 14 Nisan 2026 Salı - 02:28:40 Malatya’nın Yazıhan ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan ve bir kişinin hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin davada karar açıklandı. Mahkeme, 1’i tutuklu 4 sanığa ayrı ayrı 18’er yıl hapis cezası verdi. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, tutuklu sanık İ.B.’nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz yargılanan K.B., B.B. ve Z.Ö.’nün ise hükümle birlikte tutuklanmasına karar verildi. Olay, 8 Ağustos 2024’te Yazıhan ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, aralarında daha önceden arazi anlaşmazlığı bulunan taraflar arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında İ.B.’nin av tüfeğiyle A.A.’ya ateş ettiği, diğer şüphelilerin de sopa ve benzeri aletlerle darp ettiği belirtildi. Ağır yaralanan A.A., kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Adli raporlarda, A.A.’nın ölümüne av tüfeği saçmalarına bağlı kemik kırıkları, büyük damar yaralanması, dış kanama ve gelişen komplikasyonların neden olduğu kaydedildi. Mahkeme heyeti, sanıkların olay yerine birlikte geldiklerini ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini belirtti. Cumhuriyet savcısı, sanıkların "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Ancak mahkeme, eylemi "kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma" kapsamında değerlendirerek 4 sanık hakkında ayrı ayrı 18’er yıl hapis cezası verdi. Kararda, sanıklar lehine takdiri indirim uygulanmadığı belirtildi. Sanıklar ayrıca, H.A.’ya yönelik "silahla basit yaralama" suçundan 9 ay, "silahla nitelikli yaralama" suçundan ise ayrı ayrı 1 yıl 24 ay hapis cezasına çarptırıldı. Öte yandan, soruşturma aşamasında hakkında takipsizlik kararı verilen bir şüpheliyle ilgili, mağdur tarafın yeni delillere dayanarak yeniden suç duyurusunda bulunduğu, bu kapsamda savcılık tarafından yeni bir soruşturma başlatıldığı ve mahkemeden dosyanın talep edildiği öğrenildi.
Meteorolojiden Kars’a kar, don ve çığ uyarısı
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:09 Meteorolojiden Kars’a kar, don ve çığ uyarısı Meteoroloji 16. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Doğu Anadolu’nun önemli illerinden Kars, Ağrı ve Iğdır’da etkili olması beklenen olumsuz hava şartları için peş peşe uyarılar yapıldı. "Kar ve yağmur etkili olacak" Bölge genelinde havanın çok bulutlu olacağı tahmin edilirken, Iğdır ve çevrelerinde aralıklı yağmur, Kars ve Ağrı çevrelerinde ise karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışı bekleniyor. Özellikle yüksek kesimlerde kar yağışının etkisini artırabileceği ifade ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde sıcaklıkların düşmesiyle birlikte buzlanma ve don olaylarının yanı sıra pus ve yer yer sis hadisesinin görüleceği tahmin ediliyor. Yetkililer, sürücülerin görüş mesafesindeki azalma ve yollarda oluşabilecek buzlanmaya karşı dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. "Sıcaklıklar mevsim normallerinin altında" Hava sıcaklıklarının bölge genelinde mevsim normallerinin altında seyredeceği öngörülürken, soğuk havanın etkisini birkaç gün daha sürdüreceği bildirildi. Rüzgarın Iğdır’da kuzeydoğulu yönlerden, Kars ve Ağrı çevrelerinde ise güneybatılı yönlerden hafif ve orta kuvvette, zaman zaman ise kuvvetli esmesi bekleniyor. Bölgede yüksek kar örtüsünün bulunduğu dik ve eğimli yamaçlarda çığ riskinin devam ettiği belirtilerek, özellikle kırsal kesimlerde yaşayan vatandaşların ve dağlık alanlara gidecek olanların dikkatli ve tedbirli olması istendi. Meteoroloji ayrıca Kars ve Ağrı çevreleri için zirai don uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmelere göre orta, yer yer kuvvetli zirai don riski Cumartesi gününe kadar etkisini sürdürecek. Bu durumun özellikle tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Çiftçilerin ürünlerini korumak adına gerekli önlemleri almaları, tarımsal faaliyetlerde bulunan vatandaşların ise güncel meteorolojik uyarıları yakından takip etmeleri istendi. Ayrıca olumsuzluklara karşı başta üreticiler olmak üzere tüm vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları, resmi kurumlar tarafından yapılacak duyuru ve uyarıların takip edilmesi önem taşıyor.
Demans sürecinde ailelere uyarılar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:59 Demans sürecinde ailelere uyarılar Demans hastalarının uzun bakım sürecinde aile içi iş bölümü yapılması ve bakım verenlerinin önce kendi sağlıklarını korumasının hayati önem taşıyor. Eskişehir’de hizmet veren Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nuray Can Uluğ, demans hastalarının bakım sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Demansın yalnızca hastayı değil, hasta yakınlarını da etkileyen zorlu bir süreç olduğunu belirten Uluğ, ailelerin bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Demansa en sık neden olan hastalığın Alzheimer olduğunu ifade eden Dr. Uluğ, hastalığın evreler halinde ilerlediğini ve her dönemde farklı ihtiyaçların ortaya çıktığını belirtti. Bu nedenle hasta yakınlarının sürece hem maddi hem de manevi olarak hazırlanmasının önem taşıdığını vurguladı. Hastalığın ilk evrelerinde hastaların büyük ölçüde bağımsız yaşayabildiğini ancak kaybolma ve dolandırılma gibi risklere karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Dr. Nuray Can Uluğ, orta evrede ev içi güvenliğin artırılması gerektiğine dikkat çekti. "Kapıyı kilitlemek tek başına yeterli değildir, daha kapsamlı önlemler alınmalıdır" dedi. İleri evrede ise hastaların tam bakıma ihtiyaç duyduğunu belirtti. Aile içinde iş bölümü yapılmalı Bakım sürecinin uzun yıllar sürebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, her evrenin ortalama 4-5 yıl devam edebileceğini söyledi. Bu nedenle bakımın tek bir kişi tarafından yürütülmesinin zor olduğunu belirterek, aile içinde görev paylaşımı yapılmasının önemine değindi. İletişimde sade dil önemli Demans hastalarıyla iletişimde basit ve net bir dil kullanılması gerektiğini belirten Dr. Uluğ, hastaların zorlanmaması ve sabırlı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Bakım verenler de korunmalı Hasta yakınlarının kendi sağlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Uluğ, "Bu süreç oldukça yıpratıcıdır. Bakım verenin de psikolojik ve fiziksel olarak iyi olması gerekir" dedi. Sürecin doğru yönetilmemesi durumunda hasta yakınlarında da ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara dikkat
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:57 Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara dikkat Bozüyük Tüketici Hakları Derneği Başkanı Hayrettin Sabırlı, savunma hakkının hem adalet sisteminin hem de tüketici haklarının korunmasında hayati bir rol oynadığını söyleyerek, "Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor" dedi. Başkan Sabırlı, savunma hakkının yalnızca yargılama süreçlerine ait bir unsur olmadığını belirterek, "Adil, şeffaf ve erişilebilir bir hukuk düzeninin temelinde savunma hakkı yer alır. Tüketicilerin yaşadıkları sorunlarda kendilerini ifade edebilmeleri, itiraz ve başvuru yollarını kullanabilmeleri bu hakkın etkin şekilde korunmasıyla mümkündür" dedi. " Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor" Tüketici uyuşmazlıklarında hak arama mücadelesinin her geçen gün daha da önem kazandığını ifade eden Sabırlı, "Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor. Bu süreçlerde avukatların rolüne önemli. Meslek etik değerlerine bağlı, bağımsız ve dürüst avukatlar; adaletin sağlanmasında en önemli güvencedir. Savunma hakkı özgür değilse, adalet eksik kalır" şeklinde konuştu. Açıklamasında evrensel tüketici haklarına da değinen Sabırlı, temsil edilme, bilgilendirilme, güvenlik ve ekonomik çıkarların korunması gibi temel hakların ancak güçlü bir savunma mekanizmasıyla hayata geçirilebileceğini ifade etti.
Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:58 Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
Kentin ihracatına 5 milyar TL katkı sunacak projede kuyular tamamlanıyor
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:54 Kentin ihracatına 5 milyar TL katkı sunacak projede kuyular tamamlanıyor Kayseri Ticaret Borsası (KTB) öncülüğünde hayata geçirilen ve üretime başladığında kentin ihracatına 5 milyar TL katkı sağlayacak Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi’ndeki 8. Kuyuda çalışmalar tamamlanıyor. KTB tarafından Kocasinan ilçesi Elmalı Mahallesi’nde hayata geçirilen projenin 2027 yılında tamamlanması bekleniyor. Proje kapsamında yıllık 35 bin ton sebze üretimi yapılması hedeflenirken, istihdam edilen bin 500 kişinin yüzde 75’i ise kadın olacak. KTB Başkanı Recep Bağlamış, projenin tüm hızıyla devam ettiğini kaydederek, "Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgemizin faaliyetleri tam hızıyla devam ediyor. 8’inci kuyumuz bitmek üzere. Allah izin verirse 2027 yılında burada üretim yapılmasını hedefliyoruz. Burada yıllık 35 bin ton sebze üretimi gerçekleştirilecek. Bin 500 kişi istihdam edilecek. Bunun yüzde 75’i kadın olacak. Bu proje kısa süre içerisinde şehrimizde faaliyete geçecek. Hem bakanlığımız valiliğimiz hem de Cumhurbaşkanımız bu projeye destek oluyorlar. 1 milyar TL civarında bakanlığımız buraya yatırım desteği verecek. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun. İnanılmaz bir proje. Bütün illerimizin de bu tür projeleri yapmasını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "İhracata 5 milyar TL katkısı olacak" Bağlamış, "Kentimizin ihracatına yıllık 5 milyar TL gibi katkısı olacağını öngörüyoruz. Bunlar bizim fizibilite raporlarımızda minimum rakamlar. Bu rakamların 3-5 katı daha fazlasına ulaşırız diye ümit ediyoruz. Bu yatırımlar ülke genelinde yaygınlaşırsa buradaki amaç ihracata yönelik. Ülkemize döviz anlamında ekonomik katkı sağlamasını istiyoruz. İlimizi kalkındırırken, ülkemizin ekonomisine de katkıda bulunacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:52 MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Gürcistan’da kaza-kırıma uğrayan C-130E Kargo Uçağı’nın incelemelerinde içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanmadığını açıkladı. MSB, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin gündeme dair sorduğu soruları yanıtladı. MSB tarafından yapılan açıklamada, Gürcistan’da düşen C-130E Kargo Uçağı’nın devam eden teknik incelemesindeki son duruma dair bilgi verildi. "Ortak çalışmalar yürütülmektedir" Düşen kargo uçağındaki son durum hakkında şu ifadelere yer verildi: "11 Kasım 2025 tarihinde 68-1609 Kanat Numaralı C-130E uçağının geçirdiği kaza-kırım sonrası Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın koordinesinde yapılan Teknik İnceleme Heyetinin faaliyetleri, önce Gürcistan’daki enkaz alanında, sonrasında da enkazın getirildiği 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kayseri tesislerinde aralıksız olarak devam etmektedir. Detaylı incelemeler koordineli olarak icra edilmekte ve bu süreçte 1’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Eskişehir, 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığı ilgili uzman birimleriyle ortak çalışmalar yürütülmektedir." "Kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" Uçuş Veri Kayıt Cihazı incelemesine ilişkin yapılan açıklamada, "Teknik Rapor çalışmaları devam etmekte olup kaza incelemesine yönelik mevcut durumda; Uçuş Veri Kayıt Cihazı kayıtları incelendiğinde, kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR’a ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı. "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Uçağın motor ve pervane sistemlerine ait teknik inceleme ile patlayıcı madde incelemelerine dair yapılan açıklamada, "Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda, motor ve pervanelerin kaza anına kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Pervane kopmasından kaynaklı uçak gövdesinin hasarlandığına dair bir durum tespit edilmemiştir. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda, içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" açıklamasına yer verildi. "Çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir" MSB tarafından uçak enkazından alınan parçalar üzerindeki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ile analizlerin detaylı olarak devam ettiği belirtilerek, "Malzemelerde tespit edilen kırık-kesit analizlerinin raporlanması beklenmekte olup gelinen aşamada kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir. Basında çıkan azot tüpüyle ilgili haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir" ifadelerine yer verildi. "Bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir" Kargo uçağının arızasındaki muhtemel sebeplerin değinildiği açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan CO2 gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmış, uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır" "KKTC’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz" Terör örgütü EOKA’nın geçmişte Kıbrıs adasında yürüttüğü şiddet eylemlerinin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla ‘özgürlük mücadelesi’ olarak sunulmasının, adadaki kalıcı çözüm çabalarına ve mevcut güven ortamına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, "Bu çerçevede, EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde yapılan açıklama ve etkinlikler, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlanmaya devam ettiğinin açık bir göstergesidir. Söz konusu yaklaşımın, Kıbrıs Rum kesimindeki çocuk ve gençlere gerçeğe aykırı şekilde aktarılması, adadaki karşılıklı diyalog ve anlayış zeminini zayıflatmaktadır. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki sivilleri hedef alan provokatif eylemler de bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, her zaman olduğu gibi adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı ve iyi niyetli tutumunu sürdürmektedir. Bu kapsamda, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla aldığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması ve sağduyunun hakim kılınması, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunması açısından büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulunuldu.