Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Enerji verimliliğini arttırma yolları sanayicilere anlatılacak
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:04 Enerji verimliliğini arttırma yolları sanayicilere anlatılacak Bu sene 23’üncüsü düzenlenen Ekserji ve Uygulamaları Yaz Kursu, alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek. Kursta, enerji verimliliğini arttırmanın yolları sanayicilere anlatılacak. Bu yıl 23’üncüsü düzenlenecek olan "Ekserji ve Uygulamaları Yaz Kursu", Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) ev sahipliğinde 23-25 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Enerji alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek olan kursta, enerji verimliliğini artırmaya yönelik yöntemler ele alınacak. Özellikle sanayicilere yönelik hazırlanacak içeriklerde, enerji kullanımının daha etkin hale getirilmesi ve kayıpların azaltılması konuları işlenecek. Kurs kapsamında düzenlenecek oturumlarda, ekserji analizleri ile enerji verimliliğinin artırılması, sürdürülebilir enerji çözümleri ve güncel teknolojiler hakkında katılımcılara uygulamalı bilgiler sunulacak. "Enerji verimliliği odaklanmamız gereken en önemli çalışma" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sözen, "Türkiye’nin birçok üniversitesinden 60’a yakın katılımcı şu anda ön kayıtlarını yaptırdı. Ekserji Yaz Okulu’nda çok değerli bilim adamları eğitim verecek. Özellikle Adana sanayi bölgesinden birçok katılımcı bekliyoruz çünkü sanayide enerji verimliliği şu anda çok popüler. Türkiye olarak enerji verimliliği odaklanmamız gereken en önemli çalışmalardan birisi. Yaz kursunun temel amacı da özellikle sanayideki enerji verimliliğini ön plana çıkarmak. Sanayi kuruluşlarımızdaki makine ile elektrik-elektronik mühendisleri gibi arkadaşlarımızın bu eğitimi mutlaka almaları gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Ufuk açıcı paneller düzenlenecek" Üniversite-sanayi iş birliğinin artarak devam edeceğini de anlatan Prof. Dr. Adnan Sözen, "Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak teknik anlamda üzerimize düşen birçok faaliyeti ATÜ’ye çekmeye çalışıyoruz. Dünyadaki bütün üniversitelerde ders kitapları okutulan Yunus Çengel hocamız gibi isimlerin yer aldığı böyle bir ekibi Adanalı sanayicilerin kesinlikle kaçırmaması lazım. Yaz okulu esnasında bir de panel düzenleyeceğiz. Bu panelin ufuk açıcı olacağını düşünüyorum" dedi. Rektör Prof. Dr. Sözen, üniversitelerinde 750 kW’lık GES santralinin aktif olarak çalıştığını belirterek enerjiye büyük önem verdiklerini ifade etti. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinde önemli bir seviyeye ulaştığını vurgulayan Sözen, sadece yenilenebilir kaynaklara geçişin değil, sanayide enerjinin verimli kullanılmasının da kritik olduğunu söyledi. Avrupa’nın "Yüzde 20 tasarruf, yüzde 20 yenilebilir enerji" hedeflerinin Türkiye tarafından aşıldığını dile getiren Sözen, düzenlenen yaz okulunun sanayide enerji verimliliği çalışmalarına önemli katkı sağlayacağına inandıklarını kaydetti.
GKL İlham Buluşmaları Barış Falay’ın moderatörlüğünde gerçekleşti
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:04 GKL İlham Buluşmaları Barış Falay’ın moderatörlüğünde gerçekleşti GKL İlham Buluşmaları’nın üçüncüsü, farklı alanlarda başarıya ulaşmış kadınların azim ve kararlılıkla şekillenen hikayelerine sahne oldu. Sanofi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, genç kadınların iş hayatına daha güçlü ve donanımlı adım atmalarını desteklemek amacıyla 16 yıl önce hayata geçirdikleri Geleceğin Kadın Liderleri (GKL) programı kapsamında, bir kez daha ilham veren bir buluşmaya imza attı. "GKL İlham Buluşmaları"nın üçüncüsü, farklı alanlarda başarıya ulaşmış kadınların azim ve kararlılıkla şekillenen hikayelerine sahne oldu. Moderatörlüğünü Barış Falay’ın üstlendiği etkinlik, "Hikayeyi Yeniden Yazmak" temasıyla gerçekleştirildi. Pınar Altuğ, Hale Caneroğlu ve Bengi Kurtcebe gibi alanlarında öne çıkan isimler, kendi ilham verici yolculuklarını paylaşarak GKL mezunlarının başarı hikayelerine eşlik etti. GKL mezunlarının ve Türkiye’ye ilham veren bu güçlü isimlerin, cinsiyet ve fırsat eşitliği odağındaki kararlılık hikayeleri, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. GKL’den bugüne kadar 1950 genç kadın mezun oldu Yapılan açıklamaya göre Geleceğin Kadın Liderleri Programı, 2010’dan bu yana 1950 genç kadının hayatına dokunarak yalnızca bireysel kariyerleri değil, toplumsal dönüşümü de güçlendiren bir etki oluşturdu. Program mezunlarının yüzde 92’si iş hayatında aktif olarak yer alırken, yüzde 22’si üst düzey pozisyonlarda sorumluluk üstleniyor, yüzde 6’sı ise kendi girişimlerini hayata geçirerek ekonomiye değer katıyor. Programın oluşturduğu bu etkinin somut çıktıları da dikkat çekici: "Yatırımın Sosyal Dönüşü" (SROI) raporuna göre, Geleceğin Kadın Liderleri Programı’na yapılan her yatırım, 6 katlık bir toplumsal fayda olarak geri dönüyor. GKL’nin oluşturduğu etki uluslararası alanda da karşılık buluyor. Program, geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler bünyesinde New York’ta düzenlenen paralel etkinlikler kapsamında örnek proje olarak sunularak küresel ölçekte de ilham veren bir model olarak öne çıktı. GKL İlham Buluşmalarının kaydına Sanofi Türkiye ve KAGİDER sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.
Çocuklar hayal gücünü sanatla buluşturdu
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:58 Çocuklar hayal gücünü sanatla buluşturdu Küçükçekmece’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Küçükçekmece Belediyesi Güzel Sanatlar Akademisi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Sergi açılışı renkli görüntülere sahne olurken, Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim gören yaklaşık 110 öğrencinin 150’ye yakın eseri sergide izleyiciyle buluştu. Açılışa katılan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Küçükçekmece’de büyüyen her çocuğun sanatla, sporla, edebiyatla, kültürle büyümesini çok önemsediklerinin altını çizerek, " Ne yazık ki bu yıl 23 Nisan’ı bir yanımız buruk karşılıyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylarda hayatını kaybeden evlatlarımızı rahmetle anıyor, ailelerine sabır diliyoruz. Bir çocuk sanatla buluştuğunda kendine yeni bir yol çizer. En başta zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Hayata daha güçlü, daha bilinçli ve özgüvenli adımlar atar. Sabretmeyi, odaklanmayı, düşünmeyi ve mutlu olmayı öğrenir. Bu farkındalıkla çocuklarımızı kültür merkezlerimiz, akademilerimiz, sergilerimiz ve eğitim programlarımızla sanatla buluşturmaya ve onların güvenle büyüdüğü bir kent için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te Görsel Kahramanlar Sergisi’nde eseri yer alan çocuklar, hayal dünyalarında kendilerine yakın bulduğu kahramanları çizdi. Öğrencilerin akrilik, sulu boya, ebru, kuru boya, pastel boya ve tükenmez kalem kullanarak oluşturduğu, Pembe Panter’den Mulan’a uzanan karakterlerin yer aldığı rengarenk sergi, 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te ziyarete açık kalacak.
Karabük’te uyuşturucu operasyonları
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:55 Karabük’te uyuşturucu operasyonları Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve ilgili birimlerce, uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde 27 Mart-16 Nisan 2026 tarihleri arasında 8 ayrı operasyon gerçekleştirildi. Düzenlenen operasyonlarda toplam 20 şahıs hakkında adli işlem yapılırken, 1 şahıs tutuklandı, 8 şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyonlar kapsamında yapılan aramalarda çeşitli tür ve miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Ele geçirilen maddeler arasında 0,81 gram esrar, 2,07 gram AM-2201 (sentetik kannabinoid hammaddesi), 0,17 gram net metamfetamin, 6,09 gram net sentetik kannabinoid (bonzai), 68 adet sentetik ecza ile 3,63 gram (374 içimlik) peçeteye emdirilmiş sentetik kannabinoid bulundu. Ayrıca 4,64 gram net ağırlığında ve çoğaltıldığında yüksek miktarlara ulaşabildiği değerlendirilen AM-2201 hammaddesi de ele geçirildi. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, toplum sağlığını tehdit eden uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı. Açıklamada, özellikle gençlerin korunmasına yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceği belirtilerek, vatandaşların da desteğiyle suç ve suçlularla mücadelenin etkin şekilde sürdürüleceği ifade edildi.
Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:56 Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi Burdur’un Gölhisar ilçesinde 1975 yılından itibaren kahvehanede babasının başlattığı çörekotu kahvesini ilerleyen yıllarda devralarak devam eden Memiş Bilgin, hem otantik sunumu hem de sağlığa faydalarıyla yerli ve yabancı turistlere kültürel mirası aktarıyor. Gölhisar ilçesi Konak Mahallesi’nde 1975 yılında babasının kurduğu kahvehaneyi ilerleyen yıllarda devralan Memiş Bilgin (56), şimdilerde ilçenin ilk tescilli markası olan çörekotu kahvesini yerli ve yabancı turistlere aktarıyor. İşletmesinin dizaynı ile aynı zamanda gelen misafirlerine bir nostalji de yaşatılan bu kahvehanede yapılan ’çörekotu kahvesi’ idrar söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı, iltihaplı hastalıklara karşı iyileştirici, bağırsak ve midede meydana gelen şişkinlik ve gaz problemine karşı, öksürük, astım ve nefes darlığına karşı iyileştirici özellikleri bulunuyor. "Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" İşletmeci Memiş Bilgin, babasından devraldığı mirası gelecek nesillere ve ilçeye gelen turistlere hizmet verdiğini belirterek, "1975 yılından beri bu kahveyi yapıyoruz. İlçemizin kültürel zenginliğinin bir kenarda kalmasına gönlümüz el vermedi. 10 yıl önce marka tescilini alarak bu değere resmiyet kazandırdık. Amacımız sadece kahve satmak değil, Gölhisar’ın Kibyra Antik Kenti ve meşhur kavurması gibi değerlerinin yanına bu eşsiz lezzeti de eklemek. Hasat edildikten sonra kurutulan çörek otu tohumları, özel bir kavurma işleminden geçirilerek değirmenlerde toz haline getiriliyor. İçerisine yine kavrulmuş nohut tozu ilave edilerek hazırlanan karışım, Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" şeklinde konuştu. "Misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor" İşletme hakkında da bilgi veren Bilgin, "İşletme sadece lezzetiyle değil, sunduğu atmosferle de misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Nostaljik objelerle dekore edilen mekanda kahve; ahşap senit üzerinde, toprak testideki su ve geleneksel lokum eşliğinde servis ediliyor. Kahvenin içine ilave edilen bir tutam çörek otu ya da susam, içimi çok daha keyifli hale getiriyor" dedi.
L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:56 L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı 22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle sürdürülebilirlikte kararlılığını vurgulayan L’Oréal Türkiye; "Gelecek İçin L’Oréal" sürdürülebilirlik programıyla bilim ve teknolojiyi gezegenin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışı için buluşturuyor. "Gelecek için L’Oréal" sürdürülebilirlik programı ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirine entegre eden L’Oréal, bu süreci bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını bir kez daha gösteriyor. Yapılan araştırmaların, her 10 kişiden 6’sının sürdürülebilir bir yaşam sürmek istemesine rağmen bu konuda net bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu göstermesi; şirketlerin doğru bilgi ve yönlendirme konusundaki sorumluluğunu artırıyor. Bu içgörüyle tüketicilerin farkındalığını artırmaya çalışan L’Oréal Türkiye; su ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerden yeniden doldurulabilir ürünlerine, eko-tasarımdan şeffaf çevresel etiketleme sistemlerine kadar uzanan uygulamaların rehberliğinde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesine destek oluyor. Küresel inisiyatifleri yerel stratejiyle birleştirerek gezegenimizi koruma sorumluluğuyla hareket eden şirket, sürdürülebilir bir dönüşümün parçası olmayı sürdürüyor. L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu "Sürdürülebilirliği bir stratejinin ötesine taşıyarak tüm iş süreçlerimizin temel değeri haline getiriyoruz. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ sürdürülebilirlik programımızla, gezegenimizin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışını bilim ve teknolojinin gücüyle somut bir etkiye dönüştürüyoruz. Sürdürülebilir yaşam konusundaki rehberlik ihtiyacına, sunduğumuz yenilikçi çözümler ve şeffaf bilgilendirme sistemlerimizle yanıt veriyoruz. Tekno-güzellik vizyonumuzla sadece ürünlerimizi değil, güzellik rutinlerinin tamamını gezegenimize değer katan bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi. Tekno-güzellik inovasyonlarıyla gezegen için somut etki Yapılan açıklamaya göre şirket, dünya çapında sürdürülebilir çözümler geliştirmek için tekno-güzellik gücünden yararlanmaya devam ediyor. Bu vizyonun güncel örneklerinden ve CES 2024 İnovasyon Ödülü ile TIME dergisinin "Yılın En İyi İcatları" arasında yer alan L’Oréal Professionnel AirLight Pro, saç kurutma deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelişmiş kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı aşırı ısıya maruz bırakmadan hızla kurutan cihaz, geleneksel sistemlere kıyasla yüzde 14 daha az enerji tüketimi sağlayarak hem saçı hem de gezegeni koruyor. Su tasarrufunda önemli bir etki oluşturan bir diğer inovasyon ise İsviçreli start-up Gjosa iş birliğiyle geliştirilen L’Oréal Professionnel Water Saver duş başlığı teknolojisi. Patentli bu teknoloji, kuaför salonlarının yıkama alanlarında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 488 milyon litreden fazla su (yaklaşık 195 olimpik yüzme havuzu) ve 31,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlayan bu çözüm, 172 bin kişinin 1 yıllık TV izleme süresine eşdeğer. Sürdürülebilir güzelliğin profesyonel salonlardaki standardı haline gelen L’Oréal Professionnel Water Saver, Türkiye’de de seçili salonlarda kullanılarak 549 bin 462 litre su ve 35 bin 550 kWh enerji tasarrufu sağlayıp Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğine katkı sunarken, güzellik rutinlerini çevre dostu hale getiriyor. Döngüsel ekonomiye yeniden doldurulabilir (refill) ürünlerin etkisi Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yeniden doldurulabilir şişeler ve geri alım sistemleri gibi "yeniden kullanım" seçeneklerinin teşvik edilmesi, 2040 yılına kadar plastik kirliliğini yüzde 30 oranında azaltabilir. Şirket ise geniş yeniden doldurulabilir (refill) ürün portföyüyle tüketici alışkanlıklarını sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürüyor. Cilt bakımından parfüme kadar farklı kategorilerde sunulan bu seçenekler, ambalaj tipine göre plastik ve cam kullanımını yüzde 59 ile yüzde 75 arasında azaltırken, ortalama yüzde 70 daha az ambalaj atığı tüketilmesini sağlıyor. Üstelik bu sürdürülebilir tercih, tüketicilere aynı miktardaki ürüne yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişen bir maliyet avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor. Bu kapsamda L’Oréal ayrıca; 2030 yılına kadar 2019’a kıyasla saf plastik kullanımını yüzde 50 azaltmayı, ambalaj yoğunluğunu yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj malzemelerinin yarısını geri dönüştürülmüş veya biyobazlı kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Ambalajda döngüsel çözümler Şirket, bilim ve teknolojiyi odağına alarak sürdürülebilir bir yaşamı desteklemeyi hedeflerken, plastik tüketiminin azaltılmasını öncelikli odak alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda geliştirilen döngüsel inovasyon yaklaşımı hem kaynak kullanımını azaltıyor hem de tüketicilere daha çevre dostu seçimler sunuyor. Plastik Geri Dönüştürücüler Derneği (APR) tarafından yapılan analizler; ambalajları sıfırdan üretilen yeni plastikler yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmenin, enerji tüketimini yüzde 79, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 67 oranında azalttığını kanıtlıyor. Ambalajlarında plastik tüketimini kaynağında azaltmayı hedefleyen L’Oréal de Garnier Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ve Kérastase şampuan şişelerinde yüzde 100 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ulaşırken; L’Oréal Paris Elseve ve L’Oréal Professionnel Serie Expert gibi ikonik serileriyle döngüsel ekonomiyi destekliyor. Kiehl’s portföyünün ise yüzde 80’den fazlası geri dönüştürülmüş materyallerden üretiliyor. 2025 yılında ambalajlarında kullanılan plastiğin yüzde 50’si biyobazlı veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlayan L’Oréal 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkarılmasını hedefliyor. Tüketici beklentileri şeffaf ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını şekillendiriyor Günümüzde tüketicilerin satın alma kararlarında sürdürülebilirliğin ve ürünlerin çevresel etkilerini bilmenin önemi, küresel araştırmalarla her geçen gün daha net bir şekilde ortaya konuyor. Araştırma şirketi Mintel’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 41’i satın aldıkları ürünlerin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi olmak isterken, satın alma tercihlerinde sürdürülebilirliği temel bir kriter olarak gördüğünü gösteriyor. Tüketicilerin bu şeffaflık beklentisine yanıt veren şirket ise Garnier markasıyla hayata geçirdiği Çevresel Etiketleme Sistemi ile kişisel bakımda yeni bir dönem başlatıyor. 11 bağımsız uzman tarafından geliştirilen ve Bureau Veritas tarafından onaylanan bu sistem; bir ürünün çevresel etkisini karbon ayak izinden su tüketimine kadar 14 farklı çevresel faktöre göre değerlendirerek A’dan E’ye kadar derecelendiriyor. Avrupa Komisyonu kılavuzlarıyla uyumlu bu bilimsel metodoloji, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin doğa üzerindeki etkisi hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sunarken; aynı zamanda markaların daha düşük çevresel etkili ürün inovasyonlarına yatırım yapmasını teşvik ederek sektör genelinde sürdürülebilir bir dönüşümün önünü açıyor. Bilinçli alışveriş anlayışıyla ürün içeriğinden teslimata kadar tüketiciye eşlik ediliyor Şirket, ürün ambalajlarının ötesinde, içeriklerin sürdürülebilirliğini de döngüsel ekonominin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. "Yeşil Bilim" (Green Sciences) yaklaşımıyla şekillenen bu vizyon; çevresel etkiyi minimize ederken ürün performansından ödün vermeyen formülasyonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket; 2030 yılına kadar formüllerinde kullandığı bileşenlerin yüzde 75’inden fazlasını doğadan (bitki ve mineraller) veya geri dönüştürülmüş malzemelerden temin etmeyi taahhüt ediyor. 2021’den beri sürdürülen "Plastiksiz E-Ticaret" uygulamasıyla ise direkt e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişlerde teslimat süreçlerinden plastik tamamen çıkarılarak bugüne kadar 573 bin litre suya eşdeğer karbon tasarrufu sağlandı. Böylece şirket, "Yeşil Bilim" ile formüle edilen ürünlerini, çevre dostu ambalajlarda ve plastiksiz teslimat vizyonuyla sunarak tüketicisinin sürdürülebilir yaşam yolculuğunun her aşamasında yanında oluyor.
Doç. Dr. Oğuz Kılıç: "Türkiye’de kalp krizi yaşı 35’e düştü"
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:54 Doç. Dr. Oğuz Kılıç: "Türkiye’de kalp krizi yaşı 35’e düştü" Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Kılıç, son yıllarda kalp krizi vakalarının arttığına ve yaş ortalamasının ciddi şekilde düştüğüne dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Kalp krizi riskinin artmasında en önemli etkenlerin başında sağlıksız beslenme alışkanlıklarının geldiğini belirten Kılıç, toplumda karbonhidrat, yağ ve tuz ağırlıklı beslenmenin yaygın olduğunu ifade etti. Özellikle işlenmiş ve endüstriyel gıdaların fazla tüketildiğini vurgulayan Kılıç, "Daha çok sebze, meyve ve yeşillik ağırlıklı, sıvıdan zengin Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli. Tuz tüketimi azaltılmalı, kızartma ve hamur işlerinden uzak durulmalı" dedi. "Yürüyüş ve düzenli kontrol hayat kurtarıyor" Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Kılıç, her gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapılmasının kalp sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Diyabet ve tansiyon hastalarının ise düzenli takip ve kontrol altında olması gerektiğini vurgulayan Kılıç, hastaların en büyük hatalarından birinin şikayetleri önemsememek olduğunu söyledi. Özellikle göğüste baskı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, bu tür şikayetlerin sırta, kola, boyuna veya çeneye yayılması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çizdi. "Kalp krizi yaşı 35’e kadar düştü" Genç yaş grubundaki risk artışına dikkat çeken Doç. Dr. Oğuz Kılıç, "10-15 yıl önce kalp krizi yaşı 60-65 civarındayken, bugün 35-40 yaşlara kadar düşmüş durumda. Bunun en önemli nedenlerinden biri sigara ve alkol kullanımının artmasıdır" diyerek gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları konusunda uyardı.