Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Ağlayan gelinler 5 yıl sonra baharı karşıladı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:48 Ağlayan gelinler 5 yıl sonra baharı karşıladı Denizli’nin Bozkurt ilçesinde halk arasında "ağlayan gelin" olarak bilinen ters laleler, baharın gelişiyle yeniden ortaya çıktı. Yaklaşık 1,5 asırlık geçmişe sahip olan ve bölgeye göçmenlerle gelen bu nadide çiçekler, 5 yılın ardından açarak büyük sevinç yaşattı. Baharın gelişiyle görsel şölen sunan laleleri koparan veya yerinden sökenlere 700 bin TL idari para cezası uygulanıyor. Denizli’nin Bozkurt ilçesi Hayrettin Mahallesi, bugünlerde görsel bir şölene ev sahipliği yapıyor. Halk arasında "hüzün çiçeği" veya "ağlayan gelin" olarak adlandırılan ters laleler çiçek açarak doğayı kırmızıya boyadı. Yaklaşık 150 yıl önce Bulgaristan’dan göç ederek bölgeye yerleşen ailelerin yanlarında getirdiği ters lale soğanları, o günden bu yana mahallenin simgesi oldu. Atalarından kalan bu mirası titizlikle koruyan mahalle sakinleri, çiçeklerin her yıl açmasını dört gözle bekliyor. 5 yıl sonra ilk kez açtı Geçtiğimiz yıllarda bölgede etkili olan kuraklık ve olumsuz hava şartları ters lalelerin gelişimini olumsuz etkilemiş ve beklenen çiçeklenme gerçekleşmemişti. Ancak bu yıl yağışların ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde seyretmesiyle birlikte "ağlayan gelinler" yeniden boy gösterdi. Mahalle sakinleri, 5 yılın ardından çiçeklerin bu yıl daha canlı ve yoğun olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Koparmanın cezası 700 bin TL Nisan ayı başında açan ve mayıs ayı başına kadar yaklaşık bir ay boyunca görsel şölen sunan ters laleler, sıkı koruma altında tutuluyor. Bölgeye özgü bu türün korunması amacıyla çiçeklerin koparılması ve soğanlarının sökülerek başka bölgelere taşınması halinde 700 bin TL para cezası uygulanıyor. Ata mirasına sahip çıktıklarını ifade eden mahalle sakinlerinden Sadık Arslan, "Bahçemizde bulunan çiçekler Bulgaristan’dan getirilmiştir. Ters lale veya hüzün çiçeği olarak biliniyor. Atalarımız zamanında bu şekilde dikti, bizler de yetiştiriyoruz. Ama bir yere taşımak yasak, burada yetiştirebiliyoruz, gelenler bakıyor. Atalarımızdan kalan miras olduğu için bizler yetiştirmeye devam ediyoruz" dedi.
Yaz aylarının korkulu rüyası kenelere karşı hem havadan ve hem karadan mücadele başladı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:49 Yaz aylarının korkulu rüyası kenelere karşı hem havadan ve hem karadan mücadele başladı Kelkit vadisi ve çevresinde yaz aylarının korkulu rüyası olan keneler ölümlere neden olmaya başladı. Bu sezonda bir kişinin öldüğü Sivas’ta hem havadan hem de karadan kenelere karşı mücadele başladı. Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, kene riskine karşı park, mesire alanı ve kırsal bölgelerde hem karadan hem havadan ilaçlama çalışmalarını sürdürüldüklerini belirterek, ilaçlama çalışmalarında doğal dengeyi de koruduklarını söyledi. Havaların ısınması ile birlikte kene vakalarında artış olmaya başladı. Özellikle kırsal bölgelerde görülen ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski taşıyan kenelere karşı Sivas Belediyesi harekete geçti. Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri şehir genelinde parklar, yeşil alanlar, mesire alanları ve su birikintilerinin bulunduğu riskli bölgelerde düzenli olarak ilaçlama yapıyor. Haşerelerin yayılımını önlemek amacıyla yürütülen çalışmalarda, hem karadan hem de havadan müdahale gerçekleştiriliyor. Aracın ve ekiplerin giremediği yerlere dron ile yapılan ilaçlama çalışmaları ise dikkat çekiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, belediye olarak kapsamlı bir mücadele yürüttüklerini ve ilaçlama çalışmalarında doğadaki dengenin korunmasına da özen gösterdiklerini belirterek, "Sivas Belediyesi olarak mesire alanlarında ve mahallelerde ilaçlama çalışmalarını yapıyoruz. İlaçlama çok önemli ama doğada bir denge var. Bu dengeyi korumak gerekiyor. Biz ilaçlama yaparken arılar, karıncalar gibi canlılara dikkat ediyoruz. Bu yüzden ilaçlama çalışmalarını belirli bir dozda gerçekleştiriyoruz" ifadelerine yer verdi. "Gece ve gündüz ilaçlama çalışmaları yapılıyor" Adem Uzun, ekiplerin yoğun bir şekilde ilaçlama çalışmaları yaptıklarını belirterek, "Havaların ısınması ile birlikte veteriner işlerimize bağlı ekip arkadaşlarımız yoğun bir şekilde ilaçlama çalışmalarına başladılar. Mesire alanlarında, mahallelerde gece ve gündüz ilaçlama çalışmaları yapıyorlar. Bu ilaçlama çalışmalarımız hem kenelere karşı hem de diğer haşerelere karşı etkilidir. Kene vakalarının görüldüğü bölgelere baktığımızda yüksek bölgelerde, nem, yağışın ve otun olduğu bölgelerde fazla olduğunu görüyoruz. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, kene ile mücadele oldukça tecrübeliler. Çevre illerden keneye yakalanan vatandaşlarımız Sivas Cumhuriyet Üniversite Hastanesine giderek, burada kendilerine müdahale ediliyor. Bu müdahalelerin büyük bir kısmı başarı ile sonuçlanmakta. Vatandaşlarımızın keneyi kendi müdahalesi sonrasında çıkartmasında olumsuz durumlar yaşanabiliyor" dedi. "Havadan ve karadan müdahale ediyoruz" İlaçlamaların belirli bir dozda yapılması gerektiğini söyleyen Uzun, "Sivas Belediyesi olarak mesire alanlarında ve mahallerde ilaçlama çalışmalarını yapıyoruz. Geçmiş senelerde herhangi bir olumsuz durumlarla karşılaşmadık. İnşallah bu sene de olumsuz durumlarla karşılaşmayız. İlaçlama çok önemli ama doğada bir denge var. Bu dengeyi de korumak gerekiyor. Biz ilaçlamayı yaparken etrafta yaşayan arılar, karıncalar gibi canlılara dikkat ediyoruz. Bu yüzden ilaçlama çalışmalarını belirli bir dozda yapıyoruz. Dozundan fazla ilaçlama ise karınca ve arı gibi canlılara zarar verecek. Biz haşereler ile müdahale ederken, bir yandan da doğanın dengesini korumak zorundayız ve buna belediye olarak çok dikkat ediyoruz. Belediyemiz bünyesine ilaçlama için dron aldık. Su birikintilerini fazla olduğu bölgelerde dron ile ilaçlamalar yapıyoruz. Araçla ve ekiplerimizin bireysel olarak giremediği yerleri dron ile ilaçlıyoruz. Bir yandan havadan bir yandan karadan lavra, haşere ve kenelerle mücadele ediyoruz" diye konuştu.
Prostat tedavisinde lazerle konforlu dönem
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:46 Prostat tedavisinde lazerle konforlu dönem Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi, prostat ameliyatlarında lazer teknolojisini kullanarak hastalara daha konforlu tedavi imkânı sunuyor. İleri yaş erkeklerde sık görülen benign prostat hiperplazisinin (iyi huylu prostat büyümesi) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirten hastane yetkilileri, idrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma ve gece uykularını bölen şikayetlerin hastaların günlük hayatını olumsuz etkilediğini ifade etti. Hastanede görev yapan Üroloji Uzmanları Şenol Ergüney ve Erdal Abay, prostat tedavisinde minimal invaziv yöntemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti. Açık ameliyatlara lazer alternatifi Geleneksel cerrahi yöntemlere alternatif olarak geliştirilen HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon) ve ThuLEP (Thulium Lazer Enükleasyon) tekniklerinin son yıllarda öne çıktığını söyleyen Opr. Dr. Şenol Ergüney, "Bu yöntemler prostat dokusunun kontrollü şekilde çıkarılmasını sağlıyor. Özellikle büyük prostatlarda da başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kanama riski düşük, hastanede yatış süresi kısa ve iyileşme süreci hızlı oluyor" dedi. İdrar kontrolü ve cinsel fonksiyonlar korunuyor Opr. Dr. Erdal Abay ise hastaların ameliyat sonrası en çok endişe ettiği konulara değinerek, "İdrar kaçırma korkusu sık dile getiriliyor. Ancak lazer enükleasyon tekniklerinde doğru planlama ve deneyimle kalıcı idrar kaçırma çok nadir görülüyor. Erken dönemde geçici sorunlar olsa da genellikle kısa sürede düzeliyor" ifadelerini kullandı. Abay ayrıca, bu yöntemlerin sinir dokularına zarar vermeden uygulanabildiğini belirterek, "Erektil fonksiyonlar büyük oranda korunuyor. Hastalar ameliyat sonrası daha hızlı toparlanıyor" diye konuştu. Kısa sürede taburcu, hızlı iyileşme Lazer yöntemleri sonrası hastaların genellikle 2-3 gün içinde taburcu edildiği, açık ameliyatlara kıyasla daha az ağrı, düşük komplikasyon oranı ve kısa kateter süresi gibi avantajlar sağlandığı bildirildi. "Her hasta ameliyatlık değil" uyarısı Uzmanlar, her prostat büyümesinin ameliyat gerektirmediğini vurgulayarak, tedavi kararının hastanın şikayetleri, prostat büyüklüğü ve yaşam kalitesine göre bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Prostat şikayetleri yaşayan hastaların, özellikle kanser ihtimalinin dışlanması için gecikmeden üroloji uzmanına başvurmaları önerildi.
Uzmanlardan uyarı: Güneş gözlüğü 4 mevsim de kullanılmalı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:46 Uzmanlardan uyarı: Güneş gözlüğü 4 mevsim de kullanılmalı Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüğüne talep de artmaya başladı. Uzmanlar, göz sağlığı için sadece yazın değil 4 mevsim güneş gözlüğü takılması gerektiğini belirtti. Yaklaşan yaz aylarıyla beraber güneş gözlüklerinin kullanımı arttı. Ancak uzmanlar, güneş gözlüğünün yalnızca yaz aylarında değil, yılın dört mevsiminde de kullanılması gerektiğini vurguladı. 21’inci Bölge Güneydoğu Optisyenler Gözlükçüler Odası Başkanı Abdurrahim Erdoğan, güneş gözlüklerinin, göz ve görme sağlığı açısından çok büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Erdoğan, ’’Vatandaşlarımızın yanlış bildiği bir konu da güneş gözlüğünün sadece yaz aylarında kullanılmasıdır. Aslında güneş gözlükleri her mevsim kullanılabilmektedir. Güneş gözlükleri sadece yazın güneşin yoğun olduğu zamanlarda değil, kışın karda, siste veya bulutlu havalarda ultraviyolenin yoğun olduğu dönemlerde de takılması gerekmektedir. Lakin vatandaşlarımız tarafından bahar ve yaz aylarında güneş gözlüklerine ciddi bir rağbet oluşmaktadır" dedi. Sahte güneş gözlükleri ile ilgilide önemli uyarılarda bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: ’’Buradan yapacağımız en önemli duyuru şu olabilir, güneş gözlüğü muhakkak suretle Sağlık Bakanlığının denetimi altında olan optisyenlik müesseselerinden satın alınması gerekmektedir. Güneş gözlüğü alırken birçok teknik detaya sahip olmak gerekir. Bunlardan en önemlilerinden biri de her koyu renkli gözlüğün koruyucu bir güneş gözlüğü olmadığıdır. Çünkü boyayla elde edilen renklendirilmiş koyu gözlükler, göz bebeğinin olağandan daha çok büyümesine neden olur ve bu durum güneşten yayılan zararlı ultraviyolenin göze daha fazla ulaşmasına yol açar. Bu da birçok göz hastalığına sebebiyet vermektedir."
Önce bariyere, ardından otoyol çalışanlarına çarptı: O anlar kamerada
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:42 Önce bariyere, ardından otoyol çalışanlarına çarptı: O anlar kamerada Kuzey Marmara Otoyolu’nun Sakarya geçişinde kontrolden çıkan otomobil, yolda meydana gelen başka bir kaza için güvenlik önlemi alan 2 otoyol çalışanına çarptı. 3 kişinin yaralandığı feci kaza güvenlik kamerasına yansırken, görevlilerden birinin hayati tehlikesi sürüyor. Kaza, 22 Nisan Çarşamba günü Kuzey Marmara Otoyolu Akyazı mevkisi Ankara istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, E.T. (25) idaresindeki 34 ZK 1144 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu savrulmaya başladı. Çelik bariyerlere çarpan otomobil, o esnada yolda daha önce meydana gelen maddi hasarlı kazaya müdahale eden ve emniyet tedbiri alan KMO çalışanları M.G. (40) ile R.K.’ye (45) çarptı. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Kazada otomobilde bulunan yolcu Z.K. (35) ile görevli personeller M.G. ve R.K. yaralandı. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastaneye kaldırılan KMO çalışanı M.G.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Güvenlik kamerasına yansıdı Öte yandan kaza anı güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, en sol şeritte ilerleyen otomobilin birden kontrolden çıkarak şeritleri enine geçmesi, sağdaki çelik bariyerlere vurduktan sonra savrularak yol kenarında güvenlik önlemi alan çalışanlara çarpması yer alıyor.
Annenin mutluluk gözyaşları
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:43 Annenin mutluluk gözyaşları Bursa’da düzenlenen engelli aracı dağıtım töreninde duygu dolu anlar yaşandı. Akülü araçlarına kavuşan engelli bireylerin mutluluğu törene damga vururken, özellikle 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu’nun "Artık annemden bağımsız gezeceğim" sözleri ve annesi Zeliha Hacıoğlu’nun gözyaşları yürekleri ısıttı. Türkiye Bulanıklılar Eğitim Kültür Sevgi ve Yardımlaşma Derneği (TÜMBULSEVDER) ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru Mustafa Şahin’in destekleriyle gerçekleştirilen programda 80 engelli aracı ihtiyaç sahiplerine teslim edildi. Doğuştan engelli olan 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu, akülü sandalyesine kavuşmanın sevincini "Şu anda çok mutluyum. Özgürlüğüme kavuşacağım. Annemden bağımsız gezeceğim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tekerlekli sandalyem vardı. Ama manuel olduğu için annem çıkarmak zorunda kalıyordu, bu da zorluk oluyordu. Genç kızım, tabiri caizse tek başıma da dolaşmak istiyorum. Şu an bunun karşılığını aldım çok şükür" dedi. Kızının sevincine gözyaşlarıyla ortak olan anne Zeliha Hacıoğlu ise duygusal anlar yaşadı. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan anne Hacıoğlu, "Kızım 22 yaşında. Haliyle büyüdükçe hayatımız daha da zorlaşıyor. Bir akülüye ihtiyacımız vardı. Sağ olsunlar bunu bize temin ettiler. Artık benimle gezmek istemiyor, ‘Ben sensiz özgür bir şekilde gezmek istiyorum’ diyor. Parkta, sokakta her yere özgürce gideceğim diyor artık. Ben o mutlu olunca ben çok daha fazla mutlu oluyorum. Eminim bütün anneler aynı duyguyu yaşıyordur" ifadelerini kullandı. Törende duygulandıran bir başka hikaye ise Hasan Çelik’in oldu. Yaklaşık 40 yıldır geçirdiği trafik kazası sonucu yürümek için mücadele ettiğini belirten Çelik, akülü aracıyla artık kimseye ihtiyaç duymadan camiye ve hastaneye gidebileceğini söyleyerek, "Çok zor durumdaydım. Allah razı olsun. İnşallah bununla işimi görürüm. Camiye de giderim, hastaneye de gidebilirim artık. Tek başıma gidebilirim" dedi. TÜMBULSEVDER Genel Başkanı Selahattin Turan, bugüne kadar 1046 engelli aracı dağıttıklarını belirterek, "Bugün de 40 akülü, 40 manuel olmak üzere toplam 80 engelsiz engelli kardeşimizin yüreğine dokunmaya çalıştık. Hepimiz bir engelli adayıyız düşüncesiyle durmadan, yorulmadan engelli yürekleri sevindirmeye devam ediyoruz. ’İnsanlara faydalı olmayanı, ölülerden say gitsin’ anlayışıyla hareket ediyoruz" diye konuştu. Yardımseverliğiyle tanınan polis memuru Mustafa Şahin ise, "Bugün 80 engelli kardeşimizin yüzünü güldürmek için Bursa’ya geldik. Kardeşlerimizin mutluluğuna şahit olduk" dedi.
Ukraynalı yoga eğitmeni Lena, Müslüman olup Meryem ismini aldı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:44 Ukraynalı yoga eğitmeni Lena, Müslüman olup Meryem ismini aldı Antalya İl Müftülüğü’ne başvuran Ukrayna uyruklu Lena Komanenkova, Müslüman olarak Meryem ismini aldı. İslamiyet’e ilgisinin oğlunun bebek arabasından düşmesinin ardından camiye girip dua etmesiyle daha da arttığını anlatan Komanenkova, "O olaydan sonra sadece camiye girmek istedim. Camiye girip İslamiyet’i tanımak istedim, içime öyle doğdu. Normalde yoga eğitmeniyim ama Müslüman olduktan sonra yogaya ihtiyaç duymuyorum, Rabbimin ibadeti bana yetiyor. Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi veriyorum" dedi. Ukrayna’da yaşayan Lena Komanenkova, Antalya’ya yaptığı ziyaretler sırasında İslamiyet’e ilgi duymaya başladı. Oğlu Emir’in 1 yaşındayken bebek arabasından düşmesinin ardından camiye girip dua eden Komanenkova, bu olaydan sonra İslamiyet’i daha yakından tanımak istedi. Türkiye’de edindiği arkadaşlarının da desteğiyle Müslüman olmaya karar veren Komanenkova, Antalya İl Müftülüğü’ne başvurdu. Komanenkova için Şehzade Korkut Camii’nde KİM Vakfı üyeleri ve ailesinin katılımıyla ihtida merasimi düzenlendi. Merasimde Antalya İl Müftü Vekili Talat Özmet, Komanenkova’ya İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarına dair temel bilgiler verdi. Ardından Kelime-i Şehadet getiren Komanenkova, Müslüman olarak "Meryem" ismini aldı. "İnşallah bu dinle şereflenirim diye kalbimden geçirdim" 42 yaşındaki Lena Meryem Komanenkova, İslamiyet’e yöneliş sürecinin oğlunun yaşadığı bir olaydan sonra başladığını ifade etti. Oğlu Emir’in 2 buçuk yaşında olduğunu belirten Komanenkova, "Oğlum Emir 1 yaşındayken bebek arabasından düştü. O olaydan sonra sadece camiye girmek istedim. Camiye girip İslamiyet’i tanımak istedim, içime öyle doğdu" diye konuştu. Daha önce de İslamiyet’e ilgi duyduğunu anlatan Komanenkova, Antalya’da tanıştığı Betül isimli arkadaşının bu süreçte kendisine destek olduğunu söyledi. Komanenkova, "Yaklaşık 1 yıl önce Betül adlı arkadaşımla Antalya’da tanıştım. Bana, ’Sana nasıl yardımcı olabilirim?’ dedi. Ardından bu serüven başladı. Camiye geldim ve Allah’a dua ettim, ’İnşallah bu dinle şereflenirim’ diye kalbimden geçirdim" ifadelerini kullandı. "Meryem ismini imam verdi" Arkadaşı Betül’ün kendisini imamla tanıştırdığını belirten Komanenkova, "Betül kardeşim beni imamla tanıştırdı. İmam da bana Meryem ismini verdi. Ondan sonra İslamiyet’e daha fazla ilgi duymaya başladım" dedi. Annesinin Müslüman olmadığını ancak kendisine saygı duyduğunu dile getiren Komanenkova, "Annem Müslüman olmadığı halde bana saygı duyuyor, beni destekliyor ve benimle her seferinde camiye geliyor. Şimdi İslamiyet hakkında daha fazla bilgiye sahibim. Artık daha kolay anlayabiliyorum elhamdülillah" diye konuştu. "Artık kendimi daha iyi ve daha sakin hissediyorum" Ukrayna’dan Türkiye’ye geldiği dönemlerde bazı zorluklar yaşadığını anlatan Komanenkova, "Ukrayna’dan Türkiye’ye gelince zorluklar çekiyordum. Ukrayna’da yaşamak zor geldi. O zaman Müslüman olmaya karar verdim. Artık kendimi daha iyi ve daha sakin hissediyorum. Önce hissettim, sonra gördüm. Şu an Ukrayna’da yaşıyorum. İnşallah önümüzdeki zamanlarda Rabbim Türkiye’de yaşamayı nasip eder. Türkiye’de yaşamayı çok istiyorum. 2024 yılında Emir 7 aylıkken ilk kez Türkiye’ye geldik. Oğlum olmadan önce de ona Emir adını vermek, İslamiyet’i bilmek istedim. O yüzden Emir ismini koydum. Sonradan Allah bana Müslüman olmayı nasip etti. Emir ismini ve Türkiye’yi çok seviyorum" dedi. "Rabbimin ibadeti bana yetiyor" Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi verdiğini söyleyen Komanenkova, Müslüman olduktan sonra hayatında manevi açıdan büyük bir değişim yaşadığını ifade etti. Komanenkova, "Müslüman olduktan sonra yogaya ihtiyaç duymuyorum, Rabbimin ibadeti bana yetiyor. Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi veriyorum" diye konuştu. Merasimin sonunda İl Müftü Vekili Talat Özmet, Meryem ismini alan Komanenkova’yı tebrik etti. Özmet, Komanenkova’ya ihtida belgesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından Ukraynaca mealli Kur’an-ı Kerim hediye etti.