Yerel Haberler
YEREL HABERLER
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:30 Vatandaşlar yerli ve milli ürünlere yoğun ilgi gösterdi SAHA 2026 sergilenen yerli ve milli ürünlere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. 7’den 70’e herkes ürünlerle fotoğraf çektirdi. YILDIRIMHAN fuarın gözdesi oldu. "Kıtalararası balistik füze YILDIRIMHAN’ı görünce çok heyecanlandığını dile getiren Huriye Kaba, "Ben çok görkemli buldum. Çok büyük bir füze. Ülkem adına çok gurur verici. Çok heyecanlandım girerken tühlerim diken diken oldu. Yapan bütün mühendislerin ellerine emeklerine sağlık" ifadelerini kullandı.Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı 5’inci gününde deva ediyor. Bir çok yerli ve milli ürünün sergilendiği fuar bugün halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar yerli ve milli ürünlere yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar fotoğraf çektirdiler. Fuar da yerli ve milli ürünlerin maketleri de dikkat çekti. 7’den 70’e herkes maketlerin yanında fotoğraf çektirdi.Tayfun Fakı, "Gurur duyoruz Allah bunların devamını nasip etsin. YILDIRIMHAN’ı da göreceğiz inşallah" dedi.Kıtalararası balistik füze YILDIRIMHAN’ı görünce çok heyecanlandığını dile getiren Huriye Kaba, "Ben çok görkemli buldum. Çok büyük bir füze. Ülkem adına çok gurur verici. Çok heyecanlandım girerken tühlerim diken diken oldu. Yapan bütün mühendislerin ellerine emeklerine sağlık" ifadelerini kullandı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:31 10 yıldır tamamlanamayan 543 dairelik sitede Karadeniz fıkrası gibi durum: Tapu var, bina yok Samsun’un Atakum ilçesinde 10 yıl önce yapımına başlanan 543 dairelik dev konut projesinin tamamlanamaması yüzlerce aileyi mağdur etti. Teslim tarihleri yıllar önce geçmesine rağmen evlerine kavuşamayan hak sahipleri ilk kez toplu şekilde basın açıklaması yaptı. Ortada bulunmayan bazı dairelerin tapularının verilmesi ve hak sahiplerinin bu dairelere ait vergileri ödemesi ise "Karadeniz fıkrası gibi durum" yorumlarına neden oldu. Çobanlı Mahallesi’nde 2016 yılında temeli atılan Korupark Evleri Koruşehir Sitesi, 8 blok ve 543 bağımsız bölümden oluşacak şekilde planlandı. Projede bazı blokların yalnızca temeli atılırken, bazı bloklarda ise inşaat belli bir seviyeye kadar ilerledi. Hak sahipleri, sözleşmelere göre 2023 yılında teslim edilmesi gereken dairelerin halen teslim edilmediğini, inşaatın ise yaklaşık 7 aydır tamamen durduğunu ileri sürdü. Mağdurlar ilk kez toplanıp, basın açıklaması yaptı İlk kez toplu şekilde bir araya gelen mağdurlar adına açıklama yapan hak sahibi Tarık Çalık, yaklaşık 400 vatandaşın tüm ödemelerini yıllar önce tamamlamasına rağmen evlerine kavuşamadığını söyledi. Çalık, "Yapımına 2016’da başlanan 8 blok 543 bağımsız bölümden oluşan Koruşehir Sitesi, aradan geçen 10 yıla rağmen yaklaşık yüzde 50 seviyesinde kalmış ve hala tamamlanamamıştır. Bu süreçte konut alan vatandaşlar tüm ödemelerini seneler önce tamamlamalarına rağmen ne evlerine kavuşabilmiş ne de hak ettikleri tapuları alabilmiştir. Bu süreçte aileler mağdur edilmiş, ciddi maddi ve manevi kayıtlar yaşamıştır. Bununla birlikte herhangi bir olumsuzluk olmamasına rağmen tüm ödemelerini yapan 200 kişiye de tapuları verilmemiştir. Bunlardan daha da vahimi, müteahhit firmanın kalan inşaatı devam ettirmek için hak sahiplerinden 3 milyon TL daha ekstra ücret talep etmesidir. Talep edilen ekstra ücret hak ve hukuka aykırıdır" dedi. "354 tüketici buradan daire satın aldı" Hak sahiplerinin avukatı Ahmet Eren, "2016’da başlayan inşaatta temelden itibaren daire satışları başladı. 354 tüketici buradan daire satın aldı. Bunlardan 202’si borçlarını tamamen ödemesine rağmen tapuları tescil edilmemiştir. Tapuları tescil edilmeyen bu kişiler aynı zamanda çeşitli bahanelerle oyalanmışlardır. Bu kişilere tapuları verilmezken, 2025 yılında ise bazı kişilere tapu tescili yapılmıştır" diye konuştu. "14. kattaki dairemin tapusu var ancak inşaat 11. katta durdu" Yıllardır olmayan kattaki dairenin tapusuna sahip olduğunu ancak inşaatın bir türlü ilerlemediğine değinen mağdur Hacı Şakir Duran, "Benim tapum var ama evim yok. Arkamdaki yarım kalan binada 14. katta dairemin tapusu var ama evim yok. İnşaat 11. katta tıkanmış. Tapusu olmayanlar tapu tescil davası açsınlar. Yarın öbür gün bu şirket iflas ettiğinde tapusu olmayanların mal varlığı müteahhidin üstüne geçecek ve hak sahibi olmada sıkıntı yaşayacaklar" şeklinde konuştu. "Olmayan dairenin tapusu var ve vergisini ödüyorum" Hak sahiplerinden Ebuzer İnan ise, "Tapuyu 2020’de aldım. Tapuyu almam üzerinden 6 yıl geçti ama hala bina yok. Olmayan dairenin tapusu var ve ben olmayan dairenin vergisini ödüyorum. Bizlere sahip çıkılsın istiyoruz. Mağduriyetimiz giderilsin. Birçok inşaatta bu tarz sıkıntılar var fakat benimki trajikomik bir durum. Benim dairemin olduğu bina hiç ortada yok" ifadelerini kullandı.
DPÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Mustafa Çağrı Demir: "İletişim artık stratejik bir güç"
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:19 DPÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Mustafa Çağrı Demir: "İletişim artık stratejik bir güç" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörü ve iletişim bilimci Öğretim Görevlisi Mustafa Çağrı Demir, iletişimin stratejik bir güç olduğunu ifade etti. Belediye personellerinden emniyet teşkilatı çalışanlarına kadar birçok farklı kurumsal yapıya eğitim veren Mustafa Çağrı Demir, günümüzde kurumların başarısında iletişimin belirleyici rol oynadığını söyledi. Gerçekleştirdiği eğitimlerde etkili iletişim tekniklerinden kriz yönetimine, algı yönetiminden halkla ilişkilere kadar pek çok başlığı ele alan Mustafa Çağrı Demir, dijital çağda kurumların yalnızca hizmet üretmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda bu hizmeti topluma doğru anlatabilmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti. Eğitim programlarında; etkili iletişim teknikleri, ikna yöntemleri, manipülasyon ve propaganda süreçleri, siyasal iletişim, halkla ilişkiler yönetimi, kriz iletişimi, stresle başa çıkma, öfke kontrolü, kurumsal temsil becerileri ve insan yönetme stratejileri gibi konulara yer verildiği belirtildi. "Dijital çağda bilgi çok hızlı yayılıyor" Dijital iletişimin dönüştürücü gücüne dikkat çeken Mustafa Çağrı Demir, "İletişim artık sadece konuşmak değildir; algıyı yönetebilmek, krizleri doğru okuyabilmek, toplumu anlayabilmek ve doğru mesajı doğru zamanda verebilmektir. Dijital çağda bilgi çok hızlı yayılıyor. Bu nedenle kurumların güçlü halkla ilişkiler stratejilerine, etkili temsil kabiliyetine ve iletişim farkındalığı yüksek insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır" dedi. Özellikle kamu kurumlarında vatandaşla kurulan iletişimin kurumun itibarı açısından belirleyici olduğuna vurgu yapan Mustafa Çağrı Demir, belediyeler ve emniyet teşkilatı gibi toplumla doğrudan temas halinde olan kurumların iletişim becerilerinin güçlendirilmesinin kamu hizmet kalitesine de katkı sunduğunu kaydetti. İletişim yönetiminin artık yalnızca kurumlar için değil bireyler, markalar ve yöneticiler açısından da stratejik bir önem taşıdığını ifade eden Demir, dijitalleşmeyle birlikte iletişim hızının büyük ölçüde arttığını belirtti. Doğru iletişim kurabilen kişi ve kurumların rekabette öne çıktığını söyleyen Mustafa Çağrı Demir, "Artık insanlar yalnızca ne yaptığınıza değil, kendinizi nasıl ifade ettiğinize de bakıyor" ifadelerini kullandı. "Bireyler de kurumlar da iletişimleri kadar varlık gösterebiliyor" Etkili iletişimin sadece konuşmaktan ibaret olmadığını belirten Mustafa Çağrı Demir, "İletişim; insanı anlayabilme, empati kurabilme, algıyı doğru yönetebilme, kriz anlarında doğru refleksi gösterebilme ve güven oluşturabilme sanatıdır. Günümüzde bireyler de kurumlar da iletişimleri kadar varlık gösterebiliyor. Çünkü dijital çağda görünür olmak kadar doğru temsil edilmek de büyük önem taşıyor" diye konuştu. Katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören eğitimlerde uygulamalı örnekler, gerçek kriz senaryoları, dijital medya analizleri ve sahadan deneyimler üzerinden interaktif anlatımlar gerçekleştirildi. Eğitimlerle kurum personellerinin hem bireysel hem de kurumsal iletişim becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Öğretim Görevlisi Mustafa Çağrı Demir, iletişimin artık yalnızca bir destek unsuru değil, kurumların geleceğini şekillendiren stratejik bir güç olduğunu vurgulayarak, özellikle dijital çağda algı yönetimi, kurumsal itibar ve etkili halkla ilişkiler süreçlerinin doğru yönetilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Esenyurt’ta sürücülere ’İlk Yardım ve Trafik Bilinci’ eğitimi verildi
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:19 Esenyurt’ta sürücülere ’İlk Yardım ve Trafik Bilinci’ eğitimi verildi Esenyurt Belediyesi, 7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında Kızılay Esenyurt ve Esenyurt Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri tarafından düzenlenen etkinlikte vatandaşlara trafik kuralları ve ilk yardım konusunda bilgilendirme yapıldı. Programda, olası kazalarda uygulanması gereken ilk yardım müdahaleleri de uygulamalı olarak anlatıldı. Esenyurt Belediyesi, 7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası dolayısıyla Kızılay Esenyurt ve Esenyurt Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri tarafından farkındalık etkinliği düzenlendi. Trafikte bilinç oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte sürücüler ve vatandaşlarla bir araya gelen ekipler, hem haftanın önemine dikkat çekti hem de trafik güvenliği konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında vatandaşlara trafik kurallarına uyulmasının hayati önem taşıdığı anlatılırken, emniyet kemeri kullanımı, yaya önceliği ve dikkatli sürüş konularında kısa bilgilendirmeler yapıldı. Ekipler ayrıca sürücülerin ve yayaların Trafik ve İlk Yardım Haftası’nı kutlayarak çeşitli broşürler dağıttı. Programın devamında ise olası trafik kazalarında yapılması gereken ilk yardım müdahaleleri uygulamalı şekilde gösterildi. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen anlatımda, kaza anında panik yapılmaması, yaralıya doğru müdahale edilmesi ve sağlık ekipleri gelene kadar izlenecek temel adımlar vatandaşlara aktarıldı. Yetkililer, toplumda trafik bilinci ve ilk yardım farkındalığının artırılması adına bu tür çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Kütahya’da ’Hisarlı Ahmet’in mirası gelecek nesillere taşınıyor
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:20 Kütahya’da ’Hisarlı Ahmet’in mirası gelecek nesillere taşınıyor Kütahya’nın kültürel miraslarından biri olan ve geleneksel Türk müziğinin önemli temsilcileri arasında yer alan Hisarlı Ahmet adına bu yıl "Güzel Sanatlar, Müzik ve Sosyal Psikoloji" temasıyla düzenlenen 16. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Kütahya Güzel Sanatlar Derneği öncülüğünde Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı iş birliğinde düzenlenen sempozyum, bilim, sanat ve müzik alanında ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademisyeni, sanatçıyı ve kültür insanını Kütahya’da bir araya getirdi. 10 Mayıs tarihleri arasında devam edecek sempozyumun açılış programına Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, il protokolü, akademisyenler, sanatçılar, iş insanları ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan Vali Musa Işın, toplumların birlik ve beraberliğini ayakta tutan en önemli unsurlardan birinin kültürel ve manevi değerler olduğunu vurguladı. Sanatçıların ve gönül insanlarının toplum hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Işın, şehir dışından gelen misafirlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Millet olma bilincinin ortak duygular etrafında şekillendiğini belirten Vali Işın, "Bir millet aynı şeye üzülüyor, aynı şeye sevinebiliyor ve ortak değerlerde buluşabiliyorsa, işte o zaman güçlü bir millet olur" ifadelerini kullandı. Kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Işın, sanatçıların toplumun aynası olduğunu ve bu yönüyle sanatın sadece estetik bir alan değil aynı zamanda toplumsal bir hafıza taşıyıcısı olduğunu belirtti. Açılış programı kapsamında müzik konseri, resim sergisi ve bilimsel sunumlar gerçekleştirildi. Katılımcılar, hem akademik hem sanatsal içeriklerin yer aldığı programda kültür ve sanat dolu anlar yaşadı. Sempozyumun açılış bölümünde ayrıca sanatın insan ve toplum üzerindeki etkisi, müziğin kültürel hafızadaki yeri ve sosyal psikoloji ile sanat arasındaki ilişki farklı oturumlarla ele alındı. Etkinlik kapsamında, Hisarlı Ahmet’in Türk halk müziğine kazandırdığı değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yapıldı. Program boyunca sanatın farklı disiplinleri ile sosyal psikoloji arasındaki etkileşim çok yönlü olarak değerlendirilecek. Sempozyum süresince bilimsel bildirilerin yanı sıra konserler, paneller, atölye çalışmaları ve sergiler de gerçekleştirilecek. Katılımcılar, hem akademik hem de kültürel anlamda zengin bir programla Kütahya’da bir araya gelmeye devam edecek.
Kocaeli’nin otobüs şoförü anneleri kentin ulaşım yükünü omuzluyor
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:21 Kocaeli’nin otobüs şoförü anneleri kentin ulaşım yükünü omuzluyor Kocaeli’de her gün binlerce kişiyi taşıyan kadın otobüs şoförleri; anne şefkatini, iş disiplinini ve hayat mücadelesini aynı rotada başarıyla buluşturuyor. Şoför anneler, kentin ulaşım yükünü omuzlarken çocuklarının da en büyük gurur kaynağı oluyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki UlaşımPark bünyesinde toplu taşıma araçlarında şoför olarak görev yapan kadın otobüs şoförleri, mesleklerinin zorluklarına rağmen görevlerini özveriyle sürdürüyor. Özellikle anne olan kadın sürücüler, yoğun mesai saatleri ile evdeki sorumlulukları arasında kurdukları dengeyle dikkati çekiyor. "Kadın çalışma arkadaşlarımdan güç aldım" UlaşımPark şoförlerinden 42 yaşındaki Zeynep Kara, mesleğe başlama sürecinde diğer kadın sürücülerden ilham aldığını belirtti. Daha önce direksiyon usta öğreticiliği yaptığını aktaran Kara, "Kadınların bu işi yaptığını görünce ’Ben de yapabilirim’ dedim. Yolculardan çok güzel tepkiler alıyoruz. Bu da bizi daha çok motive ediyor" ifadelerini kullandı. Ailesinin kendisine büyük destek verdiğini vurgulayan Kara, çalışan bir anne olarak hayatın sorumluluklarını planlayarak dengelediğini kaydetti. Çocuklarının gurur kaynağı oluyorlar 3 çocuk annesi 40 yaşındaki Büşra Şahin ise vardiyalı çalışma sistemi nedeniyle çocuklarından ayrı kalmanın ilk başlarda zorluklarını yaşadığını ancak zamanla ailece bu duruma alıştıklarını dile getirdi. Mesleğini icra ederken 4 yaşındaki kızının kendisiyle gurur duyduğunu anlatan Şahin, şöyle konuştu: "Beni otobüs kullanırken görünce çok heyecanlandı. Şimdi ’Anne ne zaman gidiyorsun, biz de gelelim mi?’ diyor. Kızım bir resim yapmıştı. Resimde bir otobüs kapısı çizmiş, içinde bir kadın bulunuyor ve otobüsün dışında bir sürü kalp var. O resmi görünce çok mutlu oldum. Babasına, ’Otobüs alalım ve onunla gezelim artık’ demesi, işime olan motivasyonumu daha da artırıyor" Annelik duygusunun her şeyin üstesinden geldiğini vurgulayan Şahin, "Evladın yanındayken işini, işteyken evladını düşünüyorsun. Ama bu sevgi her şeyin üstesinden geliyor" değerlendirmesinde bulundu. Şoförlük mesleğinde 20 yıllık tecrübeye sahip iki çocuk annesi 38 yaşındaki Ela Güç de mevcut iş yerinde kendini değerli hissettiğini söyledi. Güç, çalışma ortamının önemine işaret ederek, "Daha önce çalıştığım yerlerde kadın olduğumu çok hissettiremiyordum. Ama burada hem kadın olarak hem çalışan olarak değer görüyorum. Bu da bana güç veriyor" dedi. Çocuklarını bazen mesai saatleri nedeniyle göremediği günlerin olduğunu ifade eden Güç, çocuklarının kendisinin mutlu olduğunu bilmesinin karşılaştığı tüm zorlukları unutturduğunu sözlerine ekledi.
Nazilli’de ünlü şair ve yazar Akova konuşuldu
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:17 Nazilli’de ünlü şair ve yazar Akova konuşuldu Aydın’ın Nazilli ilçesinde 20. yılına girmeye hazırlanan amatör fotoğraf tutkunlarınca kurulan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği (NAFOD) kültürel etkinliklerine bir yenisini ekledi. 2006 yılında fotoğraf tutkunlarınca kurulan ve geçen yaklaşık 20 yıllık sürede sayısız etkinlik ve sayısız başarıya imza atan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği, yine sıradışı bir etkinlikle gündeme geldi. Derneğin kurucu üyelerinden Aile Hekimi Dr.Gürkan Mersin’in özel çalışması ile fotoğraf ve sanatı buluşturan ünlü Şair, Yazar ve Fotoğrafçı Akgün Akova konu edildi. Yaklaşık 2 saat süren etkinlikte Dr.Gürkan Mersin, yaptığı sunumu ile izleyicileri adeta Akova’nın yazın ve görsel dünyasını yansıttı. Mersin, Akgün’ün fotoğrafa başlamasını, yazıları ile dünyanın hem güzelliklerini hem de sanat başta olmak üzere bilim dünyası ile diyaloglarını, sanat ve fotoğraf ikilisinin en özel şekilde nasıl buluşturduğunu sade bir dille sundu. Başkan Karacaoğlu’ndan teşekkür NAFOD Yönetim Kurulu Başkanı Refik Karacaoğlu, yaptığı teşekkür konuşmasında, "NAFOD kurucu üyelerimizden ve yönetim kurulu üyemiz Gürkan Mersin’in sunumuyla gerçekleştirdiğimiz "Görselden Yazına: Akgün Akova" etkinliğimizi yoğun ilgi ve değerli katılımlarla tamamlamış bulunuyoruz. Fotoğraf ile edebiyatın buluştuğu bu özel gecede; görsel anlatımın kelimelerle nasıl derinleştiğini, sanatın farklı disiplinler arasında kurduğu bağı birlikte deneyimleme fırsatı bulduk. Akgün Akova’nın dünyasına yapılan bu anlamlı yolculukta bizlere rehberlik eden değerli sunumuyla Gürkan Mersin’e teşekkür ederiz. Etkinliğimize katılarak bilgi, düşünce ve sanat paylaşımına ortak olan tüm üyelerimize ve sanatsever dostlarımıza da ayrıca teşekkür ediyor; birlikte üretmeye, öğrenmeye ve paylaşmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz" dedi.
Evlilik öncesi tarama, talaseminin önlenmesinde kritik rol oynuyor
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:18 Evlilik öncesi tarama, talaseminin önlenmesinde kritik rol oynuyor VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, Talasemi (Akdeniz Anemisi) hakkında bilgi vererek hastalığın kalıtsal ve genetik geçişli bir kan hastalığı olduğunu belirtti ve erken tanı ile taramanın önemine dikkat çekti. Talaseminin, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobin üretimindeki bozukluk sonucu geliştiğini ifade eden Uzm. Dr. Alkış, hastalığın minör (taşıyıcılık), intermedia ve major olmak üzere üç farklı formda görüldüğünü söyledi. Klinik tespitlerin hastalığın tipine göre değiştiğini belirten Alkış, talasemi minör yani taşıyıcılık formunun belirti vermeden seyrettiğini ve genellikle evlilik öncesi tarama testlerinde tespit edildiğini vurguladı. " Talasemi major erken dönemde belirti verir" Talasemi majorun genellikle bebeklik döneminde belirti verdiğini ifade eden Uzm. Dr. Nihan Alkış; solukluk, dalak ve karaciğer büyümesine bağlı karın şişliği ile büyüme geriliğinin sık görülen şikayetler arasında yer aldığını söyledi. Bu hastaların yaşamın erken dönemlerinden itibaren düzenli kan nakline ihtiyaç duyabildiğini ve bu sürecin ömür boyu devam edebileceğini belirtti. " Talasemi minor çoğu zaman fark edilmeyebilir" Talasemi minörlü bireylerde genellikle belirgin şikâyet görülmediğini belirten Uzm. Dr. Alkış, bu nedenle taşıyıcılığın çoğu zaman fark edilmeden nesilden nesile aktarılabildiğini söyledi. Talasemi intermedia hastalarında ise belirtilerin daha ileri yaşlarda ortaya çıkabildiğini ve zaman zaman kan nakli gerekliliği doğabildiğini ifade etti. "Tedavi ve takip büyük önem taşıyor" Tedavinin hastalığın tipine göre planlandığını vurgulayan Uzm. Dr. Nihan Alkış, talasemi majörlü hastalarda kan nakli, demir yükünü azaltıcı tedaviler ve uygun verici bulunması durumunda kemik iliği naklinin uygulanabildiğini belirtti. Son yıllarda geliştirilen Luspatercept etken maddeli ilacın, bazı hastalarda kan nakli ihtiyacını azaltabildiğini de sözlerine ekledi. "En etkili yöntem: tarama" Talaseminin genetik geçişli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Alkış, "Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda, her gebelikte yüzde 25 oranında hasta çocuk doğma riski bulunmaktadır. Bu nedenle evlilik öncesi taramalar ve doğum öncesi tanı yöntemleri sayesinde talasemi büyük ölçüde önlenebilir" dedi. Eşlerin her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda doğacak çocuğun yüzde 25 hasta, yüzde 50 taşıyıcı ve yüzde 25 sağlıklı olma ihtimali bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, eşlerden yalnızca birinin taşıyıcı olması durumunda ise çocukların hasta olmayacağını ancak yüzde 50 oranında taşıyıcı olabileceğini ifade etti. Bu nedenle taşıyıcı çiftlerin, gebeliğin erken döneminde doğum öncesi tanı merkezlerine başvurmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Her yıl Dünya Talasemi Günü’nün toplumda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat olduğunu belirten Uzm. Dr. Alkış, 1993 yılından bu yana bu özel gün kapsamında bilinçlendirme çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’de 1 Kasım 2018’den itibaren uygulanan "Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı" ile taşıyıcı bireylerin tespit edilerek hasta bebek doğumlarının önlenmesinin hedeflendiğini belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, bilinçli yaklaşım, düzenli kontrol ve erken tanının hastalıkla mücadelede en güçlü adımlar olduğunu vurguladı.