Yerel Haberler
Yozgat
Yozgat’ta Hitit mirası ve endemik bitkiler sanatla buluştu
16 Şubat 2026 Pazartesi - 15:56 Yozgat’ta Hitit mirası ve endemik bitkiler sanatla buluştu Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Yozgat’ta özellikle Hititler dönemine ait izler, projeye ilham kaynağı oldu. Bölgenin kadim geçmişinden yola çıkılarak hazırlanan ‘Hitit Çarkı’ isimli duvar seramiği çalışması ile birlikte, Yozgat’a özgü endemik bitkiler de sanat eserlerine dönüştürüldü. Proje kapsamında öğrenciler, kili işleyerek Yozgat’ın doğal bitki örtüsünü sanatsal bir dille yorumladı. Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü binasında sergilenen eserlerin açılışı; Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Özçelik, Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürü Şahin Hopur ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninin ardından projede emeği geçen akademisyen ve öğrencilere teşekkür belgeleri takdim edildi. Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürü Şahin Hopur, açılışta yaptığı konuşmada, ortaya konulan çalışmanın büyük bir emek ürünü olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Alın terinin, el emeğinin ve göz nurunun bugün Yozgat’ımızda, özellikle Gençlik ve Spor teşkilatımızda sergilenmesi bizler için son derece kıymetlidir. Bu güzel eserleri Yozgat’a kazandıran değerli hocalarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Uzun bir emeğin sonucu ortaya çıkan bu sanat eserlerini burada sergilemekten büyük memnuniyet duyuyoruz." dedi. Projenin yürütücüsü Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Özçelik ise çalışmanın bir ders kapsamında ortaya çıktığını belirterek Yozgat’ın kültürel zenginliğine dikkat çekti. Özçelik, "Bu çalışmayı bir ders kapsamında gerçekleştirdik. Yozgat’ın Hitit mirası üzerinde yükseldiğini biliyoruz. Bu nedenle Hitit’ten kalan izleri, yeni neslin bakış açısıyla seramikle yeniden yorumlamak istedik. Aynı zamanda Yozgat’ın endemik bitkilerini de ele alarak her bir öğrencimizin bu mirası sanatla ifade etmesini sağladık. Ortaya çıkan bu eserleri Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne armağan ettik" dedi. Özçelik, seramik üretim sürecine ilişkin teknik detayları da paylaşarak, çalışmaların özel şamotlu kil kullanılarak yapıldığını, yüksek sıcaklıklarda pişirilerek kalıcı hale getirildiğini ifade etti. Serginin gezilmesinin ardından, seramik çalışmalarını yapan öğrenciler, katılımcılara kil ile yapılabilecek çalışmalar hakkında uygulamalı bilgi verdi.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ: "1982 Anayasası artık Türkiye’yi taşıyamıyor"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 15:18 TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ: "1982 Anayasası artık Türkiye’yi taşıyamıyor" TBMM Başkanvekili ve önceki dönem Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat Bozok Üniversitesi’nde düzenlenen ’Türkiye Yüzyılı ve Yeni Anayasa’ konulu konferansa katıldı. Yozgat Bozok Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen programa TBMM Başkanvekili ve önceki dönem Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, il ve ilçe protokolleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Hukuk Fakültesi Kütüphanesinin açılışı yapıldıktan sonra kütüphane ve sınıfları gezen, öğrencilerle sohbet eden Bekir Bozdağ, daha sonra ’Türkiye Yüzyılı ve Yeni Anayasa’ konulu konferans gerçekleştirdi. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, konferansta yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaçtan söz etti. Toplumun çeşitli kesimleri olan sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri, sendikalar gibi kurum kuruluşlar tarafından zaman zaman anayasaya duyulan lüzumun dile getirildiğini ifade eden Bozdağ, ülkemizde ve dünyada yaşanan siyasi gelişmelerin bunu gerektirdiğini belirtti. "Türkiye’nin 223 yamalı elbiseye dönüşmüş 1982 Anayasası ile yoluna devam etmesi beklenemez" Anayasanın değişikliklerle 223 yamalı bohçaya döndüğünü söyleyen Bozdağ "Bugün bir yamalı elbiseyle hiç kimse gezmez iken Türkiye’nin 223 yamalı elbiseye dönüşmüş 1982 Anayasası ile yoluna devam etmesi beklenemez. Giymesi asla kabul edilemez. Onun için 223 yamalı bohçaya dönmüş, ülkemize dar gelen ve ülkemizi geleceğe daha güçlü taşıma vasfını kaybetmiş 1982 Anayasası ile Türkiye daha fazla yoluna devam edemez" dedi. "1982 Anayasası artık Türkiye’yi taşıyamıyor" Yeni anayasanın önemine değinen Bozdağ, "1982 Anayasası artık Türkiye’yi taşıyamıyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye, darbe anayasası ile yönetilme ayıbı ile daha fazla yol yürüyemez. Yeni anayasa yeni Türkiye’dir. Yeni anayasa olmadan yeni Türkiye de olmaz. Yeni anayasa yeni Türkiye’nin anahtarıdır. Türkiye eninde sonunda yeni anayasa yapacak ve yürürlüğe koyacaktır. O yüzden yeni anayasa ihtiyacı daha fazla geciktirilemez" şeklinde konuştu. Programın sonunda Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, TBMM Başkanvekili Bozdağ’a fahri doktora belgesi takdim ederek cübbe giydirdi. Toplu fotoğraf çekilmesinin ardından program sona erdi.
Yozgatlı kadınlar aldıkları eğitimle sofraları donatıyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:54 Yozgatlı kadınlar aldıkları eğitimle sofraları donatıyor Yozgat’ta Sorgun Belediyesi’nin açtığı kurslarda kadınlar geleneksel ve modern lezzetleri sofralarla buluşturuyor. Agah Efendi Mahallesinde üçüncüsü açılan Hilal Evlerde, diğer kursların yanı sıra açılan aşçılık ve pastacılık kursları yoğun ilgi görüyor. Kursta yeni tariflerin yanı sıra yöresel lezzetlerin de eğitimini alan hanımlar, hünerlerini göstererek sofraları donatıyor. Tatlı, pasta, hamur işi gibi eğitimlerin yanı sıra geleneksel yemeklerle örnek sofralar donatan kadınlar, fikir alış verişinde bulunurken yiyeceklerin kültürümüzdeki yerini de pekiştirmiş oluyor. Özellikle kahvaltılarda, Ramazan ayında sahurlarda tüketilen katmer, yöresel lezzetlerden biri olarak sıklıkla tercih ediliyor. Un, maya, tuz ve su karışımıyla yapılan katmer bezeler halinde dinlenmeye bırakılıyor. Ardından yağ sürülerek merdane yardımıyla açılıyor. Tavada kızartılan katmerin haşhaşlı ve tahinli olanları da yapılıyor. Yeşil mercimek, soğan, salça ve kavrulmuş un ile yapılan Helle çorbası ise yufka ekmeği ile özellikle kış aylarında şifa deposu olarak sofralarda yerini alıyor. Soğan, biber, domates, salça ile yapılan domatesli bulgur pilavı ise yufka ekmek üstüne dökülerek servis ediliyor. 3 ay tazeliğini koruyan siftah helvası ise komşular tarafından cenazesi olan evlere de ikram ediliyor. Hava almayan kutulara konulduğunda da kurabiye gibi bir kıvam alarak bozulmadan tüketilebiliyor. Hilal Evler sorumlusu Fatma Özkaya yöresel yemeklerin tanıtımını yaptıklarını söyledi. Kursiyerlerden Esma Evin Menge, "Kursun bana çok faydası oldu. Kendimi pastacılık ürünlerinde geliştirmiş oldum. Aktif bir arkadaş çevremiz oldu. Kursumuzun sağladığı faydalardan dolayı yetkililere teşekkür ediyoruz" dedi. Hamide Gülmez, "Burada kendimizi pastacılık alanında geliştiriyoruz. Belgeler alarak kendimizi iş alanında geliştirmek istiyoruz" derken, Rukiye Döngel ise "Pastacılık kursuna yeni başladım ve çok beğendim. Yaptığımız işlerde daha da ilerlemek için bu kurs önayak oldu" ifadelerini kullandı.
Hilal Evler’de kurs gören kadınlar aldıkları eğitimle sofraları donatıyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:39 Hilal Evler’de kurs gören kadınlar aldıkları eğitimle sofraları donatıyor Sorgun Belediyesi bünyesinde hizmet veren Hilal Evler’de açılan aşçılık ve pastacılık kursları sayesinde kadınlar geleneksel ve modern lezzetleri sofralarla buluşturuyor. Agah Efendi Mahallesinde üçüncüsü açılan Hilal Evlerde, diğer kursların yanı sıra açılan aşçılık ve pastacılık kursları yoğun ilgi görüyor. Kursta yeni tariflerin yanı sıra yöresel lezzetlerin de eğitimini alan hanımlar, hünerlerini göstererek sofraları donatıyor. Tatlı, pasta, hamur işi gibi eğitimlerin yanı sıra geleneksel yemeklerle örnek sofralar donatan hanımlar, fikir alış verişinde bulunurken yiyeceklerin kültürümüzdeki yerini de pekiştirmiş oluyor. Un, maya, tuz ve su karışımıyla yapılan katmer bezeler halinde dinlenmeye bırakılıyor. Ardından yağ sürülerek merdane yardımıyla açılıyor. Tavada kızartılan katmerin haşhaşlı ve tahinli olanları da yapılıyor. Özellikle kahvaltılarda, Ramazan ayında sahurlarda tüketilen katmer, yöresel lezzetlerden biri olarak sıklıkla tercih ediliyor. Helle çorbası ise özellikle kış aylarında şifa deposu olarak sofralarda yerini alıyor. Yeşil mercimek, soğan, salça ve kavrulmuş un ile yapılan çorba yufka ekmeği ile yeniliyor. Domatesli bulgur pilavı için soğan, biber, domates, salça ve bulgur gerekli olan malzemeler. Özellikle sulu olarak pişirilen bulgur pilavı yufka ekmek üstüne dökülerek servis ediliyor. Yufkanın kenarlarından birer parça koparılarak bulgur pilavından alınarak yeniliyor. Siftah helvasının özelliği ise 3 ay bayatlamadan kalabilmesi. Un, yağ, şeker, su malzemeleri kullanılarak yapılan bu helva, komşular tarafından cenazesi olan evlere de ikram ediliyor. Hava almayan kutulara konulduğunda da kurabiye gibi bir kıvam alarak bozulmadan tüketilebiliyor. Hilal Evler sorumlusu Fatma Özkaya yöresel yemeklerin tanıtımını yaptıklarını söyledi. Kursiyerlerden Esma Evin Menge "Kursun bana çok faydası oldu. Kendimi pastacılık ürünlerinde geliştirmiş oldum. Aktif bir arkadaş çevremiz oldu. Kursumuzun sağladığı faydalardan dolayı yetkililere teşekkür ediyoruz" dedi. Hamide Gülmez "Burada kendimizi pastacılık alanında geliştiriyoruz. Belgeler alarak kendimizi iş alanında geliştirmek istiyoruz" derken, Rukiye Döngel ise "Pastacılık kursuna yeni başladım ve çok beğendim. Yaptığımız işlerde daha da ilerlemek için bu kurs önayak oldu" ifadelerini kullandı.
Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
15 Şubat 2026 Pazar - 10:20 Ata mesleği zamana direniyor: Yozgat’ta Kırgızların deri işlemeciliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata meslekleri olan deri işlemeciliğini yaşatmaya çalışıyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Kırgız kültüründe deri işlemeciliği önemli bir yere sahip. Göçebe yaşam tarzının bir parçası olan deri ürünler dayanıklılığı, sıcak tutması ve uzun ömürlü olması nedeniyle günlük yaşamda sıkça kullanılıyor. Özellikle mest ve çizme gibi ürünler hem ibadet sırasında hem de zorlu hava şartlarında tercih ediliyor. El emeğiyle üretilen mest, çizme, kemer, kalpak ve kırbaç gibi ürünler hem kültürel mirasın bir parçası hem de bölgedeki Kırgız topluluğu için önemli bir değer taşıyor. Ancak ustalar, mesleğin son temsilcileri olduklarını ve çırak bulamadıkları için sanatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. "El sanatı burada yok olmak üzere" 70 yaşındaki Boncun Işık, mesleği kayınbabasından devraldığını belirterek, "Kayınbabam da yaşlandı, bıraktı bu mesleği. Şu anda ben yürütüyorum. El sanatı burada yok olmak üzere. Bizden de çırak çıkmadı. Kimse bu işi yapmak istemiyor. Bu çok sabır isteyen bir iş. Elde dikiyoruz. Mestleri, üç dört gün civarında tamamlıyorum. Talep Kırgızlardan oluyor, bizim Kırgızlar alıyor. Kadın, erkek, namaz için iyi oluyor sıcak tutuyor ayağı" dedi. "Mehmetçiklerimiz ve komutanlarımız için çizme yapıyorum" Yıllardır deri işleyen bir diğer usta Mehdi Ömer ise siparişlerin Türkiye’nin farklı illerine kadar ulaştığını ifade etti. Mehdi Ömer, "Yaşım 70 bu mesleği 27 yıldır yapıyorum. El işi çorap, mest, kırbaç, mont, kalpak, çizme, kemer. Bunları 50’ye yakın deri türünden yapıyorum. Kardeşlerim Erciş Ulupamir’den siparişler alıyor. İstanbul, Konya, Kayseri’ye satıyoruz. Mestlerin türleri ayrı ayrı. Kösele olanlar üç buçuk dört gün zamanımı alıyor. Onları üç dört bin liraya satıyorum. Çizmeler var, onları dört, dört buçuk günde yapıyorum. Mehmetçiklerimiz ve komutanlarımız için yapıyorum. Mont ve kalpakları bir ila beş gün arasında yapıyorum" şeklinde konuştu. Ustalar, özellikle gençlerin mesleğe ilgi göstermemesinden yakınıyor. Sabır ve el emeği gerektiren deri işlemeciliğinin çırak yetişmemesi nedeniyle birkaç yıl içinde tamamen kaybolmasından endişe ediliyor. Kırgız kültüründe önemli bir yer tutan deri işlemeciliği, yalnızca bir geçim kaynağı değil aynı zamanda kimliğin ve geleneğin bir yansıması olarak görülüyor. Yenifakılı’daki ustalar ise ata yadigarı bu sanatı yaşatabilmek için tüm zorluklara rağmen üretmeye devam ediyor.