Yerel Haberler
Zonguldak
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:30 Milyonlarca yıll sonra Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve beraberindeki akademisyenler, uydu radar verilerini inceleyerek Türkiye’yi ikiye bölen "Orta Anadolu Geçiş Zonu"nu tespit etti. Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu gerilim bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. Yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz" dedi. Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün, uydu radar verilerinden yararlanarak Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceledi. Akademisyenlerin "Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar" adıyla hazırladığı çalışma uluslararası bir bilimsel dergide yayımlandı. "Orta Anadolu geçiş zonu karşımıza çıkıyor" Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Şimdi normalde Anadolu bloğunun doğudan Arap plakası, batıda Afrika plakasının sıkıştırmasıyla Ege denizine doğru böyle batıya doğru bir kaçış yaptığını biliyoruz zaten. İyi bilindiği üzere Anadolu bloğu, Türkiye’nin tamamını kapsayan Anadolu, Ege denizine doğru batıya doğru bir hareket yapıyor, bir kaçma hareketi yapıyor. Biz bu hareketi bileşenlerine ayırdık, kuzey ve doğuya yönlü hareketlerini ayrıştırdık. Bunun neticesinde karşımıza şöyle bir tablo çıktı. Doğu kısma göre aşağıya güneye doğru hareket ediyor ve burada ortada bir geçiş zonu karşımıza çıkıyor. Biz buradaki geçmişten günümüze meydana gelen depremleri de inceledik ve burada şunu tespit ettik: Doğu Anadolu fayı burada görüyorsunuz, Arap plakası Doğu Anadolu fayını sıkıştırıyor. Buradan da Afrika plakası daha yavaş bir hareketle sıkıştırıyor. Bunun neticesinde ortada bir gerilim bölgesi ortaya çıkıyor. Bunun da 4.5 milyon yılda yani şuradaki S şekliyle aynı zaman diliminde meydana geldiğini görüyoruz. Depremler meydana gelebilir ama ilerleyen zamanda, Anadolu’nun milyonlarca yıldan bahsediyoruz tabii ki burada, milyonlarca yıl sonra her iki tarafının birbirinden ayrışması, ortadan ikiye bölünmesi söz konusu" dedi. Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye sıfır hattı Türkiye’nin doğusunun kuzeye, batısının ise güneye hareket ettiğini belirten Kutoğlu, "Uzun yıllardır uydu radar verisiyle Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceliyoruz. Bu yer kabuğu hareketlerini daha derin bir analize tabi tuttuğumuzda, Ankara’nın doğusunda kalan kısmının kuzeye doğru hareket ettiğini, batısında kalan kısmının da güneye doğru hareket etmiş olduğunu tespit ettik. Tabii bunun neticesinde de Antalya’dan yukarıya doğru, Karadeniz Ereğli’ye doğru bir beyazla görmüş olduğumuz bir sıfır hattının olduğunu tespit ettik. Bu sıfır hattının doğusu yukarıya, batısı da aşağıya doğru hareket ettiği için sıfır hattı etrafında bir gerilim bölgesi meydana geliyor. Buna biz Orta Anadolu geçiş zonu adını verdik yaptığımız yayında. Bu Orta Anadolu geçiş zonu etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu gerilim devam ettiği sürece, bu şekilde devam ettiği sürece, Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. İlerleyen zamanda, yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz, büyük gerilimler birikerek burada büyük boyutta depremlerin de meydana gelmesi söz konusu olabilir" ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu Fayı V şeklini aldı Arap ve Afrika plakalarının hız farkının Doğu Anadolu fayını şekillendirdiğini vurgulayan Kutoğlu, "Bu yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz şeylerden bir tanesi de şu, Doğu Anadolu fayının bugünkü şeklini almasında da bu hareketlerin önemli bir nedeni var. Ortaya çıkan bu tablo, Arap plakasının Afrika plakasından yılda 1.2 santimetre daha hızlı hareket etmesinden kaynaklanıyor. Doğu Anadolu fayı geçmişte, Kuzey Anadolu fayına bu hareket dikkate alındığında, Kuzey Anadolu fayına dik bir konumda bulunuyor olmalı. Ama zaman içerisinde Afrika plakası hızla Anadolu’nun içerisine girerek Doğu Anadolu fayının bir V şeklini almasına neden olmuş. Tabii bu hareket devam ettiği içerisinde, devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu fayının kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu fayına yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu fayını kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu çalışma bize bu sonuçları gösterdi" şeklinde konuştu. "Tam kapanma meydana gelebilir" Plakaların hareketiyle gelecekte yeni fay oluşumlarının görülebileceğine dikkat çeken Kutoğlu son olarak "Afrika bloğu Kuzey Anadolu fayına yaklaşacak ve bir süre sonra da kapanma, tam kapanma meydana gelebilir. Ama bu süpürme neticesinde de yukarıya doğru bir yeni oluşumun meydana gelmesi söz konusu" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:05 Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve beraberindeki akademisyenler, uydu radar verilerini inceleyerek Türkiye’yi ikiye bölen "Orta Anadolu Geçiş Zonu"nu tespit etti. Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu gerilim bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. Yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz" dedi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün, yıllar uydu radar verilerinden yararlanarak Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceledi. Akademisyenlerin "Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar" adıyla hazırladığı çalışma uluslararası bir bilimsel dergide yayımlandı. "Orta Anadolu geçiş zonu karşımıza çıkıyor" Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Şimdi normalde Anadolu bloğunun doğudan Arap plakası, batıda şuradan Afrika plakasının sıkıştırmasıyla Ege denizine doğru böyle batıya doğru bir kaçış yaptığını biliyoruz zaten. İyi bilindiği üzere Anadolu bloğu, Türkiye’nin tamamını kapsayan Anadolu, Ege denizine doğru batıya doğru bir hareket yapıyor, bir kaçma hareketi yapıyor. Biz bu hareketi bileşenlerine ayırdık, kuzey ve doğuya yönlü hareketlerini ayrıştırdık. Bunun neticesinde karşımıza şöyle bir tablo çıktı. Doğu kısma göre aşağıya güneye doğru hareket ediyor ve burada ortada bir geçiş zonu karşımıza çıkıyor. Biz buradaki geçmişten günümüze meydana gelen depremleri de inceledik ve burada şunu tespit ettik: Şu bölgede Doğu Anadolu fayı burada görüyorsunuz, Arap plakası burada Doğu Anadolu fayını sıkıştırıyor. Buradan da Afrika plakası daha yavaş bir hareketle sıkıştırıyor. Bunun neticesinde şurada ortada bir gerilim bölgesi ortaya çıkıyor. Bunun da 4.5 milyon yılda yani şuradaki S şekliyle aynı zaman diliminde meydana geldiğini görüyoruz. Depremler meydana gelebilir ama ilerleyen zamanda, Anadolu’nun milyonlarca yıldan bahsediyoruz tabii ki burada, milyonlarca yıl sonra her iki tarafının birbirinden ayrışması, ortadan ikiye bölünmesi söz konusu." dedi. Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye sıfır hattı Türkiye’nin doğusunun kuzeye, batısının ise güneye hareket ettiğini belirten Kutoğlu, "Uzun yıllardır uydu radar verisiyle Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceliyoruz. Bu yer kabuğu hareketlerini daha derin bir analize tabi tuttuğumuzda, Ankara’nın doğusunda kalan kısmının kuzeye doğru hareket ettiğini, batısında kalan kısmının da güneye doğru hareket etmiş olduğunu tespit ettik. Tabii bunun neticesinde de Antalya’dan yukarıya doğru, Karadeniz Ereğli’ye doğru bir beyazla görmüş olduğumuz bir sıfır hattının olduğunu tespit ettik. Bu sıfır hattının doğusu yukarıya, batısı da aşağıya doğru hareket ettiği için sıfır hattı etrafında bir gerilim bölgesi meydana geliyor. Buna biz Orta Anadolu geçiş zonu adını verdik yaptığımız yayında. Bu Orta Anadolu geçiş zonu etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu gerilim devam ettiği sürece, bu şekilde devam ettiği sürece, Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. İlerleyen zamanda, yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz, büyük gerilimler birikerek burada büyük boyutta depremlerin de meydana gelmesi söz konusu olabilir." ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu Fayı V şeklini aldı Arap ve Afrika plakalarının hız farkının Doğu Anadolu fayını şekillendirdiğini vurgulayan Kutoğlu, "Bu yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz şeylerden bir tanesi de şu, Doğu Anadolu fayının bugünkü şeklini almasında da bu hareketlerin önemli bir nedeni var. Ortaya çıkan bu tablo, Arap plakasının Afrika plakasından yılda 1.2 santimetre daha hızlı hareket etmesinden kaynaklanıyor. Doğu Anadolu fayı geçmişte, Kuzey Anadolu fayına bu hareket dikkate alındığında, Kuzey Anadolu fayına dik bir konumda bulunuyor olmalı. Ama zaman içerisinde Afrika plakası hızla Anadolu’nun içerisine girerek Doğu Anadolu fayının bir V şeklini almasına neden olmuş. Tabii bu hareket devam ettiği içerisinde, devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu fayının kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu fayına yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu fayını kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu çalışma bize bu sonuçları gösterdi." şeklinde konuştu. "Tam kapanma meydana gelebilir" Plakaların hareketiyle gelecekte yeni fay oluşumlarının görülebileceğine dikkat çeken Kutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Anadolu.. Afrika... itibaren Anadolu bloğunu sıkıştırıyor. Bu demektir ki buradaki hareketlere., baktığımız zaman zamanında Afrika bloğu buradan Kuzey Anadolu fayına yaklaşacak ve bir süre sonra da kapanma, tam kapanma meydana gelebilir. Ama bu süpürme neticesinde de şuradan yukarıya doğru bir yeni oluşumun meydana gelmesi söz konusu."
22 Mart 2026 Pazar - 12:01 BEUN Rektörü Özölçer’den bayram ziyareti, hastalar ve sağlık çalışanlarıyla bayramlaştı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Ramazan Bayramı münasebetiyle İbni Sina Kampüsü’nde hizmet veren BEUN Hastanesini ziyaret etti. Ziyaret kapsamında düzenlenen bayramlaşma programına hastane yönetimi ile birlikte akademik ve idari personel katıldı. Bayramın manevi atmosferini birlikte paylaşmak amacıyla gerçekleştirilen ziyarette, hastanede tedavi gören hastalar, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarıyla yakından ilgilenen Rektör Özölçer, geçmiş olsun dileklerini ileterek moral verdi. Sağlık çalışanlarının bayramda da büyük bir özveriyle görevlerini sürdürdüğüne dikkat çeken Özölçer, emeklerinden dolayı tüm sağlık personeline teşekkür etti. Program kapsamında açıklamada bulunan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, bayramların yalnızca dini bir vecibe değil, aynı zamanda toplumsal birlik ve beraberliğin, hoşgörü ve dayanışmanın da en güçlü simgelerinden biri olduğuna dikkat çekerek sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Ramazan Bayramı; paylaşmanın, yardımlaşmanın ve gönüller arasında köprüler kurmanın en güzel zamanlarından biridir. Böyle mübarek ve anlamlı günlerde; hastalarımızın, yakınlarının ve fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarımızın yanında olmak bizler için çok kıymetlidir. Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettiği bu süreç, bizlere ailevi, manevi ve kültürel değerlerimize daha sıkı sarılma sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Elbette ki aile, sadece aynı çatı altında yaşayan bireylerden ibaret değildir. Aile, bizler için Üniversitemiz çatısı altında kurduğumuz büyük ve güçlü bağın da adıdır. 101 yıllık köklü bir geçmişe sahip Üniversitemiz; hasta ve hasta yakınlarımızın yanında olmak, sağlık çalışanlarımızın özverili mücadelesine ortak olmak bu bağı daha da güçlendirmektedir. Bu vesileyle Hastanemizde tedavi görmekte olan tüm hastalarımıza acil şifalar diliyor, hasta yakınlarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bununla birlikte değerli akademik ve idari personelimizin, öğrencilerimizin ve Zonguldaklı hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Hep birlikte nice sağlıklı, huzurlu ve mutlu bayramlara erişmeyi Rabbim’den niyaz ediyorum." Bayram ziyareti, karşılıklı iyi dileklerin paylaşılması ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.
Çaycuma’da Muhtarlar Günü kutlandı
19 Ekim 2024 Cumartesi - 14:42 Çaycuma’da Muhtarlar Günü kutlandı 19 Ekim Muhtarlar Günü nedeniyle Çaycuma ilçesinde tören düzenlendi. Düzenlenen tören kapsamında Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve ardından günün önemine hitaben Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Baysal konuşma gerçekleştirdi. Muhtarlar Günü dolayısıyla Çaycuma’da düzenlenen törene; İlçe Kaymakamı Adem Kaya, Belediye Başkan Vekili Sezai Bilici, İlçe Emniyet Müdürü Uğur Duman, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Samet Tonga, AK Parti İlçe Başkanı Birol Yiğit, CHP İlçe Başkanı Fahri Diler, Saadet Partisi İlçe Başkanı Engin Zeren, İlçe Tarım Müdürü Rıfat Verim, İlçe Özel İdare Müdürü Kemalettin Yaşar, Esnaf Odası Başkanı Hayri Kandemir, Kent Konseyi Başkanı İsmail İnam, Şoförler Odası Başkanı Barbaros Uçar, İl Genel Genel Meclis Üyeleri, belediye meclis üyeleri, idare amirleri köy ve mahalle muhtarları ile kalabalık topluluk katıldı. Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Baysal tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı söylendi. Törende konuşan Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Baysal, “Ülkemizde yerel demokrasinin en eski örneğini temsil eden muhtarlık müessesi, 1829 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir” dedi. Buradaki törenin sona ermesiyle birlikte Çaycuma Belediyesi’ne ait Yaşampark Piramit Kafede kahvaltı etkinliği düzenlendi. İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Samet Tonga ve Karakol Komutanı Kıdemli Başçavuş Mehmet Şerif Bekiroğlu tarafından Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Baysal’a çiçek takdim edildi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.
19 Ekim Muhtarlar Günü Ereğli’de Coşkuyla Kutlandı
19 Ekim 2024 Cumartesi - 12:51 19 Ekim Muhtarlar Günü Ereğli’de Coşkuyla Kutlandı Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla anlam dolu bir tören gerçekleştirildi. Tören, Kdz. Ereğli Muhtarlar Derneği tarafından Atatürk Anıtı’nda düzenlendi. Yerel yöneticiler, muhtarlar ve vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gören etkinliğe, Kdz. Ereğli Kaymakamı Mehmet Yapıcı, Belediye Başkan Vekili Cengiz Güneş, Ak Parti Zonguldak Milletvekili Saffet Bozkurt, Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul, Kdz. Ereğli Başsavcısı Mustafa Erbaş ve çeşitli siyasi partilerin temsilcileri katıldı. Ayrıca, çok sayıda mahalle ve köy muhtarı da törende yer aldı. Tören, Kdz. Ereğli Muhtarlar Derneği Başkanı Adnan Alar’ın Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasıyla başladı. Ardından, katılımcılar saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı okundu. Başkan Alar, konuşmasında muhtarlığın Türkiye’deki yerel yönetim ve demokrasi açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “Vatandaşlarımızın devletimize ihtiyaç duyduğunda çalacakları ilk kapının muhtarlarımız olduğunun bilincindeyiz,” dedi. Alar, muhtarların sadece köy ve mahalle sakinlerinin değil, aynı zamanda devletle olan ilişkilerinin de önemli birer aracı olduklarını belirterek şunları dile getirdi ‘ Üyesi olduğumuz Türkiye muhtarlar konfederasyonumuzun 3 Mart 2015 tarihinde içişleri bakanlığı mahalli idareler genel Müdürlüğüne yapmış olduğu müracaatı neticesinde Osmanlı arşivinde 2. Mahmut döneminde yayınlanan ferman ile 19 Ekim 1829 tarihinde kurulan muhtarlık teşkilatının kuruluş günü esas alınarak 19 Ekim günü muhtarlar günü olarak kutlanmasına karar verilmiştir. Bugünü bizlere "muhtarlar günü" olarak hediye eden başta cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a hükümetimize ve gazi meclisimize çok teşekkür ederiz. Muhtarlar bir yandan köy ve mahalle sakinlerinin devlet kurumlarıyla ilişkilerinde aracı bir rol oynarken, diğer yandan da çağdaş kamu yönetimi anlayışının en temel gereksinimlerinden biri olan katılımcılığın sağlanmasında önemli bir görevi yerine getirmekte, daha anlaşılır bir ifade ile devlet vatandaş arasında bir köprü vazifesi görmektedir. ” diye konuştu.
Devrek’te “Muhtarlar Günü”  düzenlenen törenle kutlandı
19 Ekim 2024 Cumartesi - 12:30 Devrek’te “Muhtarlar Günü” düzenlenen törenle kutlandı Zonguldak’ın Devrek İlçesinde “19 Ekim Muhtarlar Günü” düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Kutlamalara Cumhuriyet Alanında bulunan anıta Muhtarlar Derneği Başkanı Fatih Çarıkçı tarafından çelenk sunumu ile başlandı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından davetlilere hitap eden Devrek İsmetpaşa Mahallesi Muhtarı Necla Esen Ak, "19 Ekim 2015 tarihinde çıkarılan bir genelge ile de “Muhtarlar Günü” olarak kutlanmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla da bu yıl muhtarlar gününün 10. yılını kutlamaktayız. Bu günün “Muhtarlar Günü” ilan edilmesinden dolayı cumhurbaşkanımıza, hükümetimize, gazi meclisimize, İçişleri Bakanlığımıza ve genelgenin yayınlanmasında emeği geçen Türkiye Muhtarlar Federasyonumuza şükranlarımızı sunuyoruz. Yerel yönetimler gerek demokratik hayatta oynadıkları roller gerekse kamu hizmetlerinin halka sunulmasında ve erişiminde yüklendikleri sorumluluklar sebebi ile yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşamasıdır. Yerel yönetimlerin en küçük birimi köy ve mahalle yönetimleridir. Muhtar kelime anlamı itibariyle Türk toplumunun tarihsel ve geleneksel nitelikleri ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Başka bir deyişle de söz sahibi, seçilmiş eren, ihtiyar anlamları taşımaktadır. 5493 sayılı belediyeler kanununun 9. Maddesinin f bendi değiştirilerek, muğlâk ifadelerin yerine daha net ve bağlayıcı ifadeler kullanılmalıdır. 5490 sayılı nüfus hizmetleri kanununda değişiklik yapılarak adres kayıt sistemi yeniden düzenlenmelidir. Muhtarların mahallerini ilgilendiren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonlarına katılmaları sağlanmaları ve bu komisyon kararlarında da oy kullanma hakları olmalıdır. Muhtarlık müessesesi 1829’dan günümüze 195 yıllık bir tarihe sahiptir. Kurum genel ve yerel sorunların ilgili kuruluşlara iletilmesinde köprü görevi üstlenen bir birimdir” diye konuştu. Düzenlenen etkinliğe; Çaydeğirmeni Beldesi Belediye Başkanı Satılmış Gebeş, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, mahalle ve köy muhtarları katılırken, programın ardından toplu hatıra fotoğrafının çekilmesinden sonra program sona erdi.
Çaycuma’da kahverengi kokarca böceğine mücadele
19 Ekim 2024 Cumartesi - 08:07 Çaycuma’da kahverengi kokarca böceğine mücadele Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya’nın liderliğinde kahverengi kokarca böceğine karşı etkin mücadele yöntemlerinin ele alındığı geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. İlçe genelinde zararlının yayılmasını önlemek için kapsamlı bir plan oluşturulacak. Çaycuma’da kahverengi kokarca böceğiyle mücadele için düzenlenen bilgilendirme toplantısı, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya’nın başkanlığında gerçekleştirildi. İlçe Tarım Müdürlüğü teknik ekibi, Halk Sağlığı personeli, muhtarlar, belediyelerin temsilcileri ve Ziraat Odası Başkanlığının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, böceğin yayılmasını önlemek amacıyla alınacak tedbirler masaya yatırıldı. Toplantıda, özellikle kahverengi kokarca böceklerinin kışlak alanlara çekildiği bu dönemde mücadele edilmesinin kritik olduğu vurgulandı. İlçe Tarım Müdürlüğü’nden gelen uzmanlar, zararlıyı kontrol altına almak için kimyasal, biyoteknik ve mekanik yöntemlerin bir arada kullanılabileceğini belirtti. Ayrıca, bu yöntemler için kullanılacak tuzakların kurulumu ve uygulaması hakkında katılımcılara uygulamalı eğitim verildi. Toplantıda mücadelenin etkinliğini artırmak için tüm kurumların ve yerel yönetimlerin iş birliği içinde çalışması gerektiğine dikkat çekildi. Katılımcılar, bu zararlıyla mücadelede tam bir koordinasyon içinde hareket etmenin başarıyı artıracağını ifade etti. Kaymakam Adem Kaya, sorunun çözümü için tüm paydaşların aktif katılımının ve hızlı hareket edilmesinin kritik olduğunu vurguladı. Toplantının sonunda, kahverengi kokarca böceği ile mücadelede sadece kimyasal yöntemlerin değil, biyoteknik ve mekanik yöntemlerin de kullanılmasının ekosisteme daha az zarar vereceği belirtildi. Katılımcılar, sahada hızlıca hayata geçirilecek adımların belirlenmesi ve ilçe genelinde kapsamlı bir mücadele planı oluşturulması yönünde mutabık kaldı.
Defterdar Recep Serdar, TSO’da yeni vergi düzenlemelerinin detaylarını anlattı
18 Ekim 2024 Cuma - 17:08 Defterdar Recep Serdar, TSO’da yeni vergi düzenlemelerinin detaylarını anlattı Zonguldak Defterdarı Recep Serdar, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TSO) düzenlenen bir sunumda, 7524 Sayılı Kanun kapsamında yapılan yeni vergi düzenlemelerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Serdar, söz konusu kanunun 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve vergi uygulamalarıyla ilgili birçok önemli değişiklik içerdiğini belirtti. Kanunla birlikte çok uluslu şirketlere küresel asgari kurumlar vergisi getirilirken, yurt içinde bulunan kurumlar vergisi mükelleflerine de asgari vergi uygulaması getirildiğini ifade eden Serdar, vergi uygulamalarına yönelik önemli düzenlemelere de dikkat çekti. Defterdar Recep Serdar şu ifadelere yer verdi: "Bilindiği üzere, 7524 Sayılı Kanun 2 Eylül 2024 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunla vergi uygulamalarına yönelik olarak 8 ayrı Kanununda önemli düzenlemeler yapılmıştır. Çok uluslu şirketlere küresel asgari kurumlar vergisi getirilirken; yurt içinde bulunan kurumlar vergisi mükelleflerine de asgari vergi uygulamasına gidilmiştir. Bunlarla birlikte vatandaşlarımızın ve mükelleflerimizin özellikle dikkatini çekmek istediğim bazı düzenlemelere de değinmek istiyorum. Fatura, ÖKC fişi, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi gibi belgelerin düzenlenmemesi ve alınmaması karşılığında öngörülen ceza tutarı asgari 10.000TL ye yükseltilmiştir. Bu ceza belge düzenlenmemesi fiilinin 2. tespitinde 20 bin TL, 3.tespitinde 30 bin TL ve bu şekilde artarak 5. Tespitten sonraki tespitlerin her biri için 100 bin TL’ye yükseltilmiştir. Bununla birlikte fatura, fiş, serbest meslek makbuzu gibi belgeleri almadığı tespit edilen vatandaşlarımıza da 5.000TL tutarında ceza kesilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kendisine belge verilmeyen vatandaşlarımız veya mükelleflerimiz, belgenin düzenlenmesi gereken tarihten itibaren en geç 5 iş günü içerisinde bu durumun idareye bildirirse belge verilmeyenlere ceza kesilmeyecektir. Bununla birlikte, belge vermediğine ilişkin bildirimde bulunulan mükellef adına düzenlenmesi gereken ceza tutarı 3 kat uygulanacaktır. Bununla birlikte kredi kartı, banka kartı tahsilatlarının, mükelleflerin kendi adına kayıtlı olmayan cihazlar aracılığıyla yapılması durumunda, başkasına ait cihazları kullananlara ve kullandıranlara ayrı ayrı her bir işlem için asgari 30 bin TL’den 20 milyon liraya kadar ceza kesilebilecektir. Bu sebeple mükelleflerimizin başkalarına ait pos cihazlarını kullanmamaları ve kullandırmamaları, ağır müeyyidelerle karşılaşmamak açısından büyük önem arz etmektedir. Hatırlatmak istediğim bir diğer konu da; konut ve işyeri kiralarına ilişkin tüm ödemelere “hiçbir tutar sınırlaması olmadan” banka veya aracı kurumlardan yapılma zorunluluğu getirilmiş olmasıdır. Ödemelerin bankadan yapılmaması veya kısmen bankadan yapılması durumunda da cezalar önemli ölçüde artırılmış ve hem kiracıya hem de kiraya verene elden ödenen “her kira tutarı için ayrı ayrı” özel usulsüzlük cezası getirilmiştir. Şayet taraflardan birinin talep etmesine rağmen, karşı tarafın kabul etmemesinden dolayı bankadan yatırılamıyorsa, ödemeyi takip eden 5 iş günü içerisinde idaremize bildirilmesi halinde bildiren tarafa ceza kesilmeyecektir. Mevcut yasal düzenleme ile getirilen diğer bir değişiklik de, mükellefiyeti olan ve olmayan tüm vatandaşlarımıza (mükellef olmayanların kendi aralarında yapacakları işlemler hariç olmak üzere) yapacakları, 7 bin TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini banka veya aracı kurumlardan yapma zorunluluğu getirilmiştir. Defterdarlık olarak, kayıt dışılıkla mücadelede tüm verilerden faydalanarak denetimlerimizi yoğunlaştırıyoruz. “Mali İdare olarak amacımız ceza kesmek değil; vergisini ödeyenlerin hakkını korumak için kazandığı halde vergisini vermeyenler nezdinde gerekli işlemleri tesis etmektir.” Bu kapsamda vatandaşlarımızdan herhangi bir cezai müeyyide ile karşılaşmamaları için alışverişlerinde belge almalarını; vermeyenleri ise mutlaka Defterdarlığımıza veya Gelir İdaresi Başkanlığına sosyal medya hesapları üzerinden ya da 189 numaralı telefondan Vergi İletişim Merkezi aracılığıyla bildirmelerini rica ediyoruz. Mükelleflerimize de, artırılan ceza tutarları ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kullanılan teknolojik alt yapı karşısında risk almamaları ve belge düzenine uymaları hususunu önemle hatırlatıyoruz."
Liseli Büşra’nın öldüğü kazada iki sanığa hapis cezası talebi
18 Ekim 2024 Cuma - 16:40 Liseli Büşra’nın öldüğü kazada iki sanığa hapis cezası talebi Zonguldak’ta lise öğrencisi Büşra Akın’ın hayatını kaybettiği 18 öğrencinin de yaralandığı kazada tutuksuz yargılanan sanıklardan Ramazan A. ile öğrenci servisinin şoförlüğünü yapan Fikret B.’nin tutuklanması talep edildi. Kilimli ilçesine bağlı Çatalağzı beldesinde 2022 yılında Fikret B. (67) idaresindeki 67 AT 873 plakalı midibüs kontrolden çıkarak şarampole uçtu. Kazada lise öğrencisi Büşra Akın hayatını kaybederken 18 öğrenci de yaralandı. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklardan şoför araç sahibi Ramazan A. (33) ve babası Müslüm A. (68) ile taraf avukatları ve mağdurlardan Senanur O. ile babası katıldı. Senanur O.’nun babası ise kızının tek böbreğini kaybettiğini söyleyerek "Sigortadan para alınıp alınmadığını soruyorlar. Ben o parayı bu soruyu soran kişiye iade edeyim. Bana kızımın böbreğini iade etsin" dedi. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapora itiraz eden sanık avukatı "Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmiyoruz. Zira mahkemenizce ne şekilde rapor düzenlenmesine dair ara kararın kurulduğu; ancak Adli Tıp Kurumunun rapor düzenlerken ara kararda belirtilen hususlara göre rapor düzenlemediği kanaatindeyiz. Zira diğer sanık Fikret B. kazadan önce terlediğine ve rahatsızlandığına dair mağdur beyanları dikkate alınmamıştır. Yalnız Fikret B.’nin bir yerde geçer beyanı dikkate alınmıştır. Rapora göre kazadan sonra sanık Fikret’in kalp krizi geçirdiği sabittir. Kazadan önce kalp krizi geçirip geçirmediği hususunda raporda açıklık yoktur" dedi. Mağdur avukatı ise raporun yeterli olduğunu ve aleyhe hususları kabul etmediklerini ifade ederek "Fikret B. yönünden tekrar rapor alınmasıyla ilgili talebin reddine karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti; dosyanın geldiği aşama, somut deliller, doktor ve kriminal raporlar birlikte olarak değerlendirildiğinde alınacak raporun dosya esasına etki etmeyeceğini ifade ederek yeniden rapor aldırılması talebi kabul etmedi. Açıklanan mütalaada tutuksuz sanık Müslüm A. hakkında beraatine, diğer tutuksuz sanıkları araç sahibi Ramazan A. ve şoför Fikret B. hakkında ise "bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı hapis cezası verilmesi talep edildi. Mahkeme diğer mağdurların dinlenmesi, rapora ve mütalaaya karşı beyanların verilmesi için 29 Kasım tarihine ertelendi.
Liseli Büşra’nın öldüğü kazada iki sanığa hapis cezası talebi
18 Ekim 2024 Cuma - 16:28 Liseli Büşra’nın öldüğü kazada iki sanığa hapis cezası talebi Zonguldak’ta lise öğrencisi Büşra Akın’ın hayatını kaybettiği 18 öğrencinin de yaralandığı kazada tutuksuz yargılanan sanıklardan Ramazan A. ile öğrenci servisinin şoförlüğünü yapan Fikret B.’nin tutuklanması talep edildi. Kilimli ilçesine bağlı Çatalağzı beldesinde 2022 yılında Fikret B. (67) idaresindeki 67 AT 873 plakalı midibüs kontrolden çıkarak şarampole uçtu. Kazada lise öğrencsii Büşra Akın hayatını kaybederken 18 öğrenci de yaralandı. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklardan şoför araç sahibi Ramazan A. (33) ve babası Müslüm A. (68) ile taraf avukatları ve mağdurlardan Senanur O. ile babası katıldı. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapora itiraz eden sanık avukatı "Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmiyoruz. Zira mahkemenizce ne şekilde rapor rüzenlenmesine dair ara kararın kurulduğu; ancak Adli Tıp Kurumunun rapor düzenlerken ara kararda belirtilen hususlara göre rapor düzenlemediği kanaatindeyiz. Zira diğer sanık Fikret B. kazadan önce terlediğine ve rahatsızlandığına dair mağdur beyanları dikkate alınmamıştır. Yalnız Fikret B.’nin bir yerde geçer beyanı dikkate alınmıştır. Rapora göre kazadan sonra sanık Fikret’in kalp krizi geçirdiği sabittir. Kazadan önce kalp krizi geçirip geçirmediği hususunda raporda açıklık yoktur" dedi. Mağdur avukatı ise raporun yeterli olduğunu ifade ederek "Fikret B. yönünden tekrar rapor alınmasıyla ilgili talebin reddine karar verilmesini talep ederiz" dedi. Cumhuriyet Savcısı mütalaasını açıkladı Cumhuriyet Savcısı, iddianame doğrultusunda dosyanın geldiği aşama, somut deliller, doktor ve kriminal raporlar birlikte olarak değerlendirildiğinde alınacak raporun dosya esasına etki etmeyeceğini ifade ederek yeniden rapor aldırılması talebinin reddini istedi. Açıklanana mütalaada tutuksuz sanık Müslüm A. hakkında beraatine; diğer tutuksuz sanıkları araç sahibi Ramazan A. ve şoför Fikret B. hakkında ise "bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı hapis cezası verilmesi talep edildi. Mahkeme diğer mağdurların dinlenmesi, rapora ve mütalaaya karşı beyanların verilmesi için 29 Kasım tarihine ertelendi. (OA