Yerel Haberler
Zonguldak
27 Mart 2026 Cuma - 12:13 "Yüksek sesle müzik" kavgasında 24 yaşındaki Dilara’nın öldüğü cinayetin sanığı hakim karşısında Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde yüksek sesle müzik dinleme ve araç park etme meselesi yüzünden çıkan tartışmada komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren, Faruk B.’yi ise yaralayan tutuklu sanık Serdar S. ilk kez hakim karşısına çıktı. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Serdar Subaşı, müşteki Faruk B., olayda hayatını kaybeden Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım (SEGBİS) yöntemiyle katılırken, taraf avukatları ve tanıklar da hazır bulundu. Hakkında ’kasten öldürme’, ’mala zarar verme’ ve ’kasten yaralama’ suçlarından dava açılan sanık Serdar S., mahkemedeki savunmasında olayın planlı olmadığını ve cinayet kastıyla hareket etmediğini öne sürdü. "Babamı ortalarına almışlardı, amacım korkutmaktı" Geçen yıl 28 Eylül günü yaşanan olayda gece saatlerinde 4 aylık bebekleri uyuduğu için eşiyle terasta oturduklarını ve orada uyuyakaldığını anlatan sanık savunmasında olay anını şu sözlerle anlattı: "Saat 03.00 sıralarında yüksek sesli müzikle bir araç geldi. Camdan baktığımda sürgülü kapımızın önüne, araçlarımızın çıkışını kapatacak şekilde park ettiğini gördüm. Araçtan inen Faruk’un elinde açılmamış bira şişeleri vardı. Yabancı olduğu için ’Hayırdır kime bakıyorsun?’ diye seslendim. Bana ağır küfürlerle karşılık verdi. Eşim beni tuttu, evden çıkmamı engelledi. Tekrar camdan baktığımda Faruk’un yanında Dilara’yı gördüm. Aşağıdan bana ve eşime yönelik küfürlerine devam ettiler. Alt kata indim, annem çıkış kapısında durup beni engelledi. Daha sonra seslerin çoğaldığını fark edip balkondan baktığımda babamın dışarı çıktığını gördüm. Babamı ortalarına almışlardı. Önde Faruk, arkasında Dilara vardı ve küfür ediyorlardı. Faruk babama yumruk sallıyor, bir yandan da elini sol cebine atıyordu. Bunu görünce alt katta babamın evinden mutfaktan bir bıçak alıp dışarı çıktım. İlk önce kapımızı kapatan Faruk’un arabasının sol ön lastiğini kestim. Faruk lastikleri patlattığımı görünce bana yumruk atmaya başladı ancak sarhoş olduğu için isabet ettiremedi. Elimdeki bıçağı korkutmak amacıyla salladım, bel tarafına geldi. Öldürme niyetim olsa üst kattan bıçağı alıp inerdim, amacım sadece korkutmak ve saldırısını önlemekti." "Çömelik vaziyetteyken arkamdan saldırıp tırmaladı" Faruk B.’nin kaçması üzerine sinirine hakim olamayarak aracın arka lastiklerini de kestiğini belirten sanık Serdar S., Dilara Yıldırım’ın ölümüne neden olan anları ise şöyle aktardı: "Lastikleri kesmek için çömelik vaziyetteydim. Arkamdan birisi bana tokat ve yumruk atıp ensemi, boynumu tırmalamaya başladı. ’Seni öldüreceğim’ diyerek hakaret ediyordu. Baktığımda Dilara olduğunu gördüm. Çömelik olduğum için bir anda kalkamadım. Elimde büyük bir bıçak varken sert bir şekilde sola doğru döndüm. Bana doğru hamle yapınca o esnada yaralanmış. Ardından geri çekilip evinin olduğu sokağa doğru yürüdü. Evime girdikten sonra eşimi kontrol etmesi için gönderdim. Eşim Dilara’nın yaralandığını ve karnından kan geldiğini söyleyince hemen 112’yi aradım. Ambulans gecikince ikinci kez aradım, muhtara haber verdim. Hiçbir şekilde Dilara’ya karşı husumetim yoktu. Arkamdan saldırdığı sırada aniden dönünce kazaen yaralandı, o an bıçaklandığını anlamadım bile. Pişmanım, tahliyemi talep ediyorum." "Bıçağı görür görmez kaçmak istedim beni sırtımdan bıçakladı" Olayda sırtından bıçaklanan ve aracında maddi hasar oluşan müşteki Faruk B. ise sanığın iddialarını reddederek şikayetçi oldu. Faruk B. ifadesinde, "Hastaneden çıkıp kız arkadaşımı evine bırakmak için sokağa girdim. Yol bozuk olduğu için evin önüne kadar çıkamadım, sanığın evinin karşısına aracı park ettim. İnene kadar sanığı görmedim. Bana laf atıp küfür etti. Arabaya binip uzaklaşmak istedim ancak babası dışarıdaydı ve kız arkadaşımın kafasına vurdu. Arabadan inip aralarına girdim. O esnada Serdar balkondan atlayıp yanımıza geldi. Bıçağı görür görmez kaçmak istedim ama beni sırtımdan bıçakladı. Sonrasında aracımın lastiklerini kesti. Ben olay yerinden ayrılırken Dilara ayaktaydı, hiçbir sıkıntısı yoktu. Bıçaklansa fark ederdim. Aracımda yüksek sesle müzik çalmıyordu. Şikayetçiyim" dedi. Duruşmaya SEGBİS bağlantısıyla katılan maktul Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım ise olay günü evde olmadığını ancak evdeki güvenlik kamerası kayıtlarını jandarmaya teslim ettiklerini söyleyerek, "Katilin en ağır cezayı almasını istiyorum" şeklinde konuştu. Duruşmada tanıklar da dinlendi. Bazı tanıklar Dilara Yıldırım’ın vücudunda kan görmediklerini söyledi. Duruşmada güvenlik kamera kayıtları izlendi. Dilara Yıldırım’ın önce eve geldiği sonrasında dışarı çıktığı, bir yakınının "Kalk Dilara" diye bağırdığı, arbede sırasında küfürleşmelerin yaşandığı, bir kişinin de Faruk B.’ye yönelik "Bin arabaya git" dediği tespit edildi. Cumhuriyet Savcısı sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederken bir sonraki celse de mütalaa açıklanacağı taraflara tebliğ edildi. Mahkeme heyeti, Faruk B.’nin aracındaki maddi zararın giderilmesi için sanık tarafına süre verdi. Sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, savcılık mütalaasının hazırlanması için duruşmayı ileri tarihe erteledi.
27 Mart 2026 Cuma - 11:04 Kadın kursiyerlerden Afrika’ya Kur’an-ı Kerim hediyesi Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde kadın kursiyerlerin desteğiyle bin 200 adet Kur’an-ı Kerim, ihtiyaç sahibi coğrafyalara ulaştırılmak üzere yola çıktı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) "Hediyem Kur’an Olsun" kampanyası kapsamında Alaplı İlçe Müftülüğü koordinesinde Ramazan ayı başında başlatılan "Haydi Alaplı" seferberliği, özellikle Tepekent Kur’an Kursu kursiyerleri ve TDV Alaplı kadın gönüllülerinin yoğun çalışmalarıyla büyüdü. Kurs öğreticisi İmran Çetin öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda 240 bin 50 TL bağış toplanarak Türkiye Diyanet Vakfı’na teslim edildi. Toplanan bu destekle birlikte bin 200 adet Kur’an-ı Kerim, ihtiyaç sahibi coğrafyalara ulaştırılmak üzere yola çıktı. Kampanyanın öncüsü İmran Çetin, Afrika’da Kur’an öğrenmeye çalışan çocukların yaşadığı zorlukların kendilerini derinden etkilediğini belirterek şunları söyledi: "İmkânsızlıklar nedeniyle ayetleri ağaç kabuklarına yazarak öğrenmeye çalışan öğrencileri görünce harekete geçtik. Bu hayra ortak olan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Kampanyaya destek veren kursiyerler Hacı Kadın Bakır ve Melek Dönmez ise, Afrika’daki çocukların yaşadığı zorlukların kendilerinde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturduğunu ifade ederek, "Onların bir Mushaf’a kavuştuğunda yaşayacağı mutluluğu hayal ederek yola çıktık. Tek isteğimiz o çocukların yüzünde bir tebessüm oluşturabilmekti" ifadelerini kullandı. Alaplı İlçe Müftüsü Dr. Yılmaz Çelik ise yapılan çalışmanın sadece bir yardım değil, aynı zamanda bir insanlık görevi olduğunu vurguladı. Çelik, "Bugün hâlâ bazı coğrafyalarda çocuklar Kur’an-ı Kerim’e ulaşamadığı için ayetleri tahta levhalara yazıp silerek öğrenmeye çalışıyor. Bu dayanışma, gidemeyene gitmek, ulaşamayana ulaşmaktır" dedi. Çelik, kampanyaya katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek Alaplı’da başlatılan bu anlamlı dayanışmanın artarak devam edeceğini ifade etti.
Türk-İş Zonguldak’ta "Zordayız, Geçinemiyoruz" mitingi yaptı
03 Eylül 2024 Salı - 21:00 Türk-İş Zonguldak’ta "Zordayız, Geçinemiyoruz" mitingi yaptı Türk-İş Zonguldak’ta "Zordayız, Geçinemiyoruz" mitingi düzenledi. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Bir ay bu ülkedeki herkes zenginler başta olmak üzere bir aylık kazançlarını devlete versinler. Biz de zaten yarı aç yarı tok yaşıyoruz. Bize de bir ay maaş vermesinler. Madem ülke düzelecekse, hadi bakalım" dedi. Madenci Anıtı önünde gerçekleştirilen miting Madenci Korosu’nun konseri ile başladı. Ardından sahneye Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay çıktı. İşçinin zam aldığında "işçi; müdürü, daire başkanını geçti" şeklinde spekülasyonlar olduğunu söyleyen Atalay, "İşçi üç kuruş aldığı zaman diyorlar ki işçi, müdürü geçti. İşçi, daire başkanını geçti. Bu ülkede memur çok almıyor. İşçi az alıyor. İşçi yok alıyor. Emekli hiç almıyor, asgari ücretli, aldığı ücretle bir hafta geçinemiyor. Böyle şartlarda biz bu ülkede 1994 krizini gördüm. 2001 krizini gördüm. 2008’i gördüm. Şimdi de beraber bir senedir ülkede bir kriz yaşıyoruz. Biz hepimiz depremin farkındayız. Özellikle depremde madencilere can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun" diye konuştu. Deprem ve iş kazalarında kaybolanlara ilişkin Türk-İş Genel Başkanı Atalay, "Kısa zamanda İliç’te hala o kardeşlerimizin cesetlerini bulamadılar. Biz bu ülkede canımızla da malımızla da olmayan malımızdan da bedel ödemeye devam ediyoruz. Şu ana kadar TTK’da 3 bin 773 kardeşimiz can verdi. Özel ocaklarla kurasız çalışan kapalı ocaklarda 370 civarında kardeşimiz can verdi. Zonguldak’ta 180’e yakın şehit var. Asker var, polis var. Değerli kardeşlerim bu ülkenin bizim için halkı da vatan üstü de vatan. Bizim için hiç problem yok" diye konuştu. Atalay, Zonguldak’taki ruhsatsız işletilen maden ocaklarına yönelik sorunun da çözülmesini istedi. "Asgari ücret öyle bir noktaya geldi ki geçim ücreti oldu" Toplu İş Sözleşmelerinin yapıldığını hatırlatan Atalay, "Sendikacı arkadaşlarımızdan bir arkadaşımızın ’hayır’ demeden ortaklaşa kamuoyunun büyük bölümünün memnun olduğu bir sözleşme imzaladık. Ne oldu? Bu kısa zamanda darmadağın olduk. Arkadan gazetelerde, televizyonlarda işçi çok alıyor. Doktor az alıyor. Bir sürü spekülasyon oldu. Doktor da bizim. Memur da bizim, emekli de bizim. Onların meselelerini bu kürsüden Türkiye’ye haykırmaya devam edeceğim. Emekli bu ülkede, on iki bin lira para alıyor. Bir hafta geçinemezsin. Asgari ücret öyle bir noktaya geldi ki geçim ücreti oldu. Bunu kabul etmemiz mümkün değil" ifadelerine yer verdi. "Çok alandan çok az alandan az vergi almak lazım" Çok alandan çok az alandan az vergi almak gerektiğini söyleyen Atalay, "Bundan evvel çok alandan çok az alandan az vergi almak lazım. Ben bu alandan bir şeye seslenmek istiyorum ülkeyi yönetenlere... Fedakarlık mı isteniyor değerli arkadaşlar? Aldığımız ücret ortada. Bir ay bu ülkedeki herkes zenginler başta olmak üzere bir aylık kazançlarını devlete versinler. Biz de zaten yarı aç yarı tok yaşıyoruz. Bize de bir ay maaş vermesinler. Madem ülke düzelecekse, hadi bakalım. Çok alandan çok az alandan az. Haydi" dedi. "Bizim ekmeğimize niye kan doğruyorsunuz?" Bazı belediyelerin seçimlerde parti değiştiğinde işçilerin işlerine son verildiğine vurgu yapan Atalay, "Biz işçiler belediyede daire başkanı değiliz ya çöp topluyoruz, ya çöpüz, ya çaycıyız, Allah aşkına bizden ne istiyorsunuz siz? Üç kuruş para alıyoruz. Bizim ekmeğimize niye kan doğruyorsunuz? Hiç fark etmiyor. Ülkenin her bölgesinde değişik partilerdeki belediyeler, belediye değişiyor. İşçileri çıkartıyorlar. Bunu kabul etmek, inanın doğru değil. İşçilerin vebalini almamak lazım. Yetimin vebalini almamak lazım. Mazlumun vebalini almamak lazım. İki yakanız bir araya gelmez" şeklinde konuştu. "Ek zamma ihtiyaç var. Bu alana ülkeyi yönetenler kulak versin" Herkesin ek zam ihtiyacı olduğunun altını çizen Atalay, "Sözleşmeden evvel arkadaşlarımız ifade etti demin. Ek bir zamma ihtiyaç var mı? Herkese var. Emekliye de var. Kamu işçisine de var. Özel sektörde çalışana da var. Asgari ücret de var. Onun için bu alana ülkeyi yönetenler kulak versinler. Yarın geç olur. Biz bu ülkede bakan olmayacağız. Milletvekili olmayacağız. Zaten kimse yok. Ama şurada şunu özellikle ifade ediyorum. Benden vekil olacak hali yok. İşveren olacak hali yok. Ben demir yolları, çırak okulu mezunuyum. İşçi başladım. İşçi bu emaneti bırakıp gideceğim. Türk-İş başkanlığı öyle bir önemli görev ki 1,5 milyon insan, 5 milyonluk bir aileyiz. Sandığa giderken birbirinize konuşmadan, temsilcinizle, şube başkanınızla, genel merkezden konuşmadan, oy verdiğimiz için şu gün bu kürsülerden, sıkıntıları anlatmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Katılımcılar arasında arbede çıktı, polis müdahale etti Öte yandan miting alanında üyeler arasında zaman zaman arbede yaşandı. Üyeler arasında bulunan bir kişi ile yaşanan tartışmada üyeler havaya kaldırdıkları kişiyi barikatın önüne attı. Alandan çıkmak istediğini söyleyen adama polis ekipleri müdahale ederek miting alanından uzaklaştırıldı. Atalay, konuşmasının ardından alanı dolduran Türk-İş’e bağlı sendikaların üyelerine karanfil dağıttı. Başına madenci bareti takarak üyelerle konuşan Atalay, miting alanından ayrıldı.
Zonguldak Ticaret İl Müdürü Maden’den velilere uyarı
03 Eylül 2024 Salı - 15:48 Zonguldak Ticaret İl Müdürü Maden’den velilere uyarı Zonguldak Ticaret İl Müdürü İsmail Maden, ilk ve orta okulların eğitime başlayacak olması nedeniyle okul alışverişi yapacak velilere dikkat etmeleri gereken konular hakkında bilgi verdi. Zonguldak Ticaret İl Müdürü İsmail Maden Eğitim ve öğretim için alınacak malzemelerin sağlık açısından önemine değinerek, velileri yapacakları alışverişler için hem uyardı hem de tavsiyelerde bulundu. Maden açıklamasında şöyle dedi: “Bakanlığımızca güvensiz bulunan ürünlerin firmalar tarafından duyurularının yaptırılmasına ek olarak Güvensiz Ürün Bilgi Sisteminde (GUBİS) de ilan edilerek tüketicilerin hızla bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Söz konusu sisteme, tüketicilerimiz www.guvensizurun.gov.tr ve www.gubis.gov.tr adresli internet sitelerinden ulaşabilmektedir. Bakanlığımızca ürün güvenliği denetimleri yapılmakla birlikte Piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetinin etkinliğinin artırılabilmesi için, ebeveynlere de büyük sorumluluk düşmektedir. Anne ve babaların çocukların sağlıklı yetişmesi için ürün alırken bilinçli olmaları ve aldıkları ürünlerin güvenli olup olmadığını sorgulamaları gerekmektedir." Okul alışverişinde dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgi veren Maden; “Kırtasiye ve okul malzemesi alışverişlerinde dikkat edilmesi gereken unsurları şöyle sıralayabiliriz; kırtasiye ürününü seçerken üretici veya ithalatçısının açık adının ve adresinin bulunduğu ürünler tercih edilmelidir. Özellikle okul çantalarında merdiven altı diye tabir edilen markası - modeli belli olmayan üretici/ithalatçısına dair hiçbir bilgi bulunmayan ürünler tercih edilmemelidir. Satın alınan kırtasiye ürünlerinde, özellikle boya kalemlerinde- CE işareti ve “EN 71 standardına uygundur” ibaresinin bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Oyuncak şeklinde olan veya oyuncak niteliği taşıyan kırtasiye ürünlerinde ise hangi yaş grubuna yönelik olduğuna dair ibarelerin ve diğer uyarıların bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Örneğin, 36 aydan küçük çocuklar için risk oluşturan kırtasiye malzemelerinde bulunan uyarılar dikkate alınmalıdır. Sprey boyalar ve yapıştırıcılarının su bazlı olması ve solvent içermemesi gerekmektedir. Tekstil ve ayakkabı ürünlerinde de etiketlerin ve işaretlemelerin Türkçe ve kolay okunabilir olması gerekmektedir. Satın aldığı ürünün güvensiz olduğunu düşünen tüketicilerin Ticaret Bakanlığı ALO 175 Tüketici Danışma Hattı’na başvurabilecektir. Tüketicilerimizin mutlaka ithalatçısı ya da üreticisi belli, etiketli, markası belli olan ürünleri satın almaya dikkat etmeleri, ucuz diyerek çocuklarımızın sağlığına zarar verecek kalitesiz kırtasiye ve giyim ürünlerini almamaya özen göstermeleri gerektiğini belirterek başlayacak yeni eğitim öğretim döneminin öğrencilerimize, velilerimize ve öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Can Güven: "Eksiklerimiz var, transfer yapmaya devam edeceğiz"
03 Eylül 2024 Salı - 15:34 Can Güven: "Eksiklerimiz var, transfer yapmaya devam edeceğiz" TFF 3. Lig 4. Grup’ta mücadele verecek olan Zonguldak Kömürspor’da Teknik Direktör Can Güven, kadroda eksiklerinin olduğunu ve transferlere devam edeceklerini söyledi. TFF 3. Lig 4. Grup’ta mücadele edecek olan Zonguldak Kömürspor, 7 Eylül Cumartesi günü oynayacağı Talasgücü Belediyespor maçı hazırlıklarına başladı. Zonguldak Kömürspor Teknik Direktörü Can Güven de 2024-2025 sezonu öncesinde yapılan hazırlık süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu. İyi bir kamp dönemi geçirdiklerine değinen Güven, "Öncelikle olarak ilk dönemimizi Zonguldak’ta geçirdik. Bir adaptasyon dönemiydi. Bir sürü denemeye gelen oyuncumuz ve elimizde olan az oyuncularımızla beraber iskelet bir çalışma yaptık. Akabinde bir Devrek kampı 9 günlük, arkasından da 6 günlük bir Bolu kampıyla beraber araya da 3 hazırlık maçı sıkıştırabildik. Artık maç haftasına girdik. Talasgücü Belediyespor ile oynayacağımız müsabaka öncesinde haftanın ilk antrenmanıyla beraber takımımız toplandı. Haftayı iyi ve güzel geçirmek istiyoruz. Uzun zaman sonra sezonun ilk karşılaşmasıyla 2024-2025 sezonuna merhaba diyeceğiz, Zonguldak şehri de merhaba diyecek. Takımlarını görmek isteyecekler ilk maç içeride güzel bir ambiyans, güzel bir ortam. Takım hazırlıkları da iyi bir şekilde gidiyor. Oyuncuların da takım olmak adına bu karşılaşmayla ilgili istek ve inançları yüksek. İnşallah hafta sonu da güzel bir galibiyetle 3 puanı taraftarımıza armağan ederek, güzel bir başlangıç yapmak niyetimiz var" ifadelerini kullandı. "Eksiklerimiz var, transfer yapmaya devam edeceğiz" 4-5 oyuncuyu daha transfer etmek istediklerinin altını çizen Güven, "Eksiklerimiz var. Transfer yapmaya devam edeceğiz. En az 4 oyuncuyu daha sistemin içerisine katmak istiyoruz. Takımın temelini oluşturacak, takıma fayda getirecek, takımın yükünü alacak 4-5 transfere daha ihtiyacımız var. Ama haftamız da çok kısıtlı. Lig hafta sonu başlıyor. Elimizdeki oyuncularla şu an yeni gelen oyuncularımızın ve gelecek olan oyuncularımızın da takımın bir 15 gün gerisinden geliyor olması bizim adımıza her ne kadar handikap olsa da elimizdekilerle de bir mesai yapmış olmamız bir avantaj. O yüzden bir an önce aramıza geç katılan ve yeni katılacak olan arkadaşlarımızın da hazırlığıyla beraber ilerleyen haftalarda daha da kaliteli bir kadro derinliği olan bir takım haline gelecek inşallah" şeklinde konuştu.
Sağlık çalışanlarına şiddet kamerada
03 Eylül 2024 Salı - 12:32 Sağlık çalışanlarına şiddet kamerada Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde tedavi için getirilen hastanın yakınları tarafından sözlü saldırıya maruz kalındığı iddiasıyla beyaz kod uyarısı veren sağlık çalışanları, şüphelilerden şikayetçi oldu. O anlar ise hastanenin güvenlik kamerasına yansıdı. Geçen 31 Ağustos akşamı Ereğli ilçesinde bir düğün sırasında rahatsızlanan F.H., yakınları tarafından düğün salonunun yakınında bulunan özel bir hastaneye kaldırıldı. Hastaneye getirilen F.H.’nin yakınları, iddiaya göre müşahede odasının girişinde yoğunluk oluşturunca görevli hemşire Emine Açıkgöz, müdahalede bulunabilmek için odanın girişinin boşaltılmasını istedi. Bu sırada yakınları da hastayla ilgilenilmediğini öne sürerek sözlü tepki gösterdi. Büyüyen olayda hasta yakınlarının tehdit, hakaret ve küfürler savurduğunu ifade eden sağlık çalışanları, beyaz kod çağrısı bıraktı. Hastanenin gece amiri V.K. da acile gelerek duruma müdahale edip olayı kontrol altına aldı. Polis ekiplerinin olay yerine gelmesiyle birlikte taraflar sakinleştirildi. Sağlık çalışanları; F.H.’nin oğlu O.H. ve uzman çavuş olduğu öğrenilen yakın akrabaları Ö.G. ile birlikte diğer şüphelilerden şikayetçi oldu. Olay gecesi yaşananları anlatan görevli hemşire Emine Açıkgöz, "Hastamız tekerlekli sandalye ile içeriye girdi. Ben bir hemşire hanımı görevlendirdim. Daha sonra hasta yakınları içeriye girdi. 20-30 kişilik gruplardı. Bağrışmaya başladılar. Müşahede odasının girişini boşaltmalarını hem de diğer hastalarla ilgilenmemiz için bize müsaade etmelerini istedim. Anladığım kadarıyla alkollü olan bu şahıslar bir arbede çıkartmaya, bağırmaya başladılar. Daha sonra iki kez kendilerini ikaz ettim. Sakin olmalarını, bize engel olmamaları gerektiğini yoksa beyaz kod vereceğimi söyledim. Durmadılar, tehdit etmeye devam ettim. Beyaz kod vereceğimi aynı zamanda güvenliğe haber verdiğimi söyledim. Hasta yakınları bunu duyduktan sonra bel altı küfürler etmeye başladılar. Aynı zamanda tehdit etmeye başladılar. Beni bulacaklarını, buraya geleceklerini söylediler. Biz polise iki kez beyaz kod verdik. O esnada diğer hastalara ve onların hastalarına bakmaya devam ettik. Hastanın bakımını hiçbir şekilde kesmedik. Şikayetçi olduk. Onların bana ettiği bel altı küfürler ve tehditlerden dolayı şikayetçi oldum. Hiçbir şekilde hastaları ihmal etmedik. Tamamen kendileri bize saldırgan tavırlar sergilediler" dedi. Hastane görevli süpervizör hemşire Metehan Ölmez de olay sırasında beyaz kod çağrısında bulunduğunu anlatarak, "İlk beyaz kodda hemşire hanım beni aradı. O sırada yoğun bakımdaydım. Hemen acile geldim, geldiğimde burası çok karışıktı. Hemşirelerime bağırıyorlardı. Hemen beyaz kod verdim. Sonra gece amiri Volkan bey geldi. O da acildeydi. Şahsın biri sanırım asker, belinde silahı vardı. Sürekli eli belindeydi. Tekrar ikinci beyaz kodu vermek zorunda kaldık. Hemşirelerimi kontrol etmek için hemen içeri girdim. Hemşire bankosuna girip hemşirelerime bağırdılar. Bende o sıra oradaydım. Bana da bağırdılar. Hakaret ve küfürler edildi şahsıma. Kesinlikle şikayetçi olduk. Polisler geldikten sonra ifadelerimizi aldı" ifadelerini kullandı. Her iki tarafın birbirinden şikayetçi olduğu olayda şüpheliler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Zonguldak’ta adli yıl törenle başladı
02 Eylül 2024 Pazartesi - 14:31 Zonguldak’ta adli yıl törenle başladı Zonguldak’ta adli yıl açılışı kapsamında tören düzenlendi. Zonguldak Valiliği önünde düzenlenen törende Atatürk Anıtı’na Başsavcılığı ve Baro Başkanlığı’nın çelenkleri bırakıldı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Abdürrahim Alan, "2024-2025 adli yıl açılış töreninde sizlerle bir arada olmaktan onur ve memnuniyet duyduğumu ifade ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. 2024-2025 yılı adli yılının ülkemize, milletimize, ilimize adalet, huzur, barış, sağlık, refah ve mutluluk getirmesi dileğiyle hep birlikte açıyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, geçmiş yıllarda kaybettiğimiz fedakar meslektaşlarımızı, hain terör saldırılarında yaşamını yitiren yargı şehitlerimizi, polisimizi, askerimizi, vatandaşlarımızı, 15 Temmuz 2016 da yitirdiğimiz şehitlerimizi, gazilerimizi, madenci şehitlerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum. Devlet ve millet kaynaşmasına son derece pozitif katkıları olduğunu düşündüğüm ve 3 gün önce kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramınızı da ayrıca kutluyor, ülkemize ve coğrafyamıza huzur ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum. Adli yılın başlangıcına ilişkin bu tören, sadece yargı mensuplarına özgü bir tören olmayıp, Türk Milleti adına bağımsız yargı görevini yerine getiren yargı mensupları, Anayasanın vermiş olduğu görevin ifası amacıyla neler yaptığımızı ve yapmamız gerektiğini bu özel ve anlamlı günde toplumla paylaşıyoruz. Yargı görevinin, halkın bizlere verdiği kutsal bir emanet olduğu bilinciyle işimizi nasıl yaptığımızın hesabını da topluma vermeye çalışıyoruz. Bu yaklaşımın, kamunun ve milletimizin yargıyı daha iyi anlamasına ve yargıya destek olmasına katkı sağlamasını diliyorum. Daha iyi işleyen bir adalet sistemine doğru güvenle, umutla ve emin adımlarla ilerlediğimizi belirtmek isterim. Halkın yargıya duyduğu güvenin ve memnuniyetin artması için, kişisel ve kurumsal anlamda fedakârlık göstererek bilgiye dayalı çözümler üretme sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Çalışmalarımıza bu bilinçle ve özverili bir şekilde devam ediyoruz. Anayasamızın “Hak Arama Hürriyeti” kenar başlıklı 36’ıncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”; yargılamaların adil ve tarafsız bir şekilde ve zamanında yürütülmesini sağlayarak, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olmaktadır. Hak arayanlar için geçerli olan bu ilkenin amacı; uyuşmazlığın taraflarını yargılama işlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı korumak, uyuşmazlık konusu hakka bir an önce ulaşabilmelerini sağlamak ve tarafların, davanın nasıl sonuçlanacağı konusunda endişe ile yaşamalarını önlemektir. Bu kapsamda yargıda hedef süre uygulamasına geçmiş bulunmakta ve bu hedefler üzerinde titizlikle çalışmaktayız. Yargımızı hızlandıracak başka bir husus ise alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleridir. Bu kapsamda ceza soruşturma ve yargılamasında uzlaşma ve hukuk yargılamasında ise arabuluculuk uygulamasını son derece başarılı şekilde uygulamaktayız. Bu yöntemler sayesinde ilimizde binlerce dosyanın dava açılmadan en az masraf ve zaman içinde ve tarafların uzlaşısı ile sonuçlandığını görmek bize mutluluk vermektedir. Kamuoyu ve milletimizin hassas olduğu terör, kadın hakları, aile ve çocuk hususlarında meydana gelen uyuşmazlık ve soruşturmalarda yargı olarak bizim de son derece hassas olduğumuzun bilinmesini istiyorum" ifadelerine yer verdi. Zonguldak Baro Başkanı Türker Kapkaç da konuşma yaptı.