Yerel Haberler
Zonguldak
Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu 07 Nisan 2026 Salı - 08:57:46 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, istemsiz kas kasılmaları ve titremelere yol açan hareket bozukluklarının tedavisinde botulinum toksin (botoks) enjeksiyonuyla hastaların yaşam kalitesini artırdıklarını bildirdi. Hareket bozukluklarının hastalar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, "Bazı hareket bozukluklarında kaslar istemsiz kasılır, sertleşir ve titremeler olur. Bu günlük yaşam aktivitelerini bozar. Yemek yiyemez hasta, başını dik tutamaz, yazı yazamaz ve psikolojisi bozulabilir. Bu durum özellikle günlük yaşam aktivitelerini bozar, hastanın yaşam kalitesini düşürür" ifadelerini kullandı. Tedavinin amacına ve uygulandığı bölgelere değinen Demirel, "Peki biz botulinum toksin enjeksiyonuyla ne yapıyoruz? Bu kasların kasılmasını azaltmak, titremesini azaltmak ve aynı zamanda da ağrısını gidermek için yaptığımız bir yöntem. Biz bunu göz ve çevresindeki, göz kapağındaki kasılmaları gidermek, boyundaki kasılmaları ve titremeleri gidermek, eldeki kasılmaları ve titremeleri gidermek, yine tek taraflı yüz kasılmalarında uyguluyoruz" dedi. "Hasta günlük yaşamına devam edebilir" Uygulama sürecinin cerrahi bir işlem olmadığını ve hastanın aynı gün normal yaşantısına dönebildiğini vurgulayan Demirel, şunları kaydetti: "Tedavi kas içine uygulanan bir enjeksiyon yöntemidir. Hastalığın şiddetine, hastanın semptomlarına göre kas içerisine uygun dozlarda botulinum toksini enjekte edilir. Hastalığın şiddetine göre birkaç dakika ile 10 dakika arasına kadar sürebilir. Cerrahi bir işlem değildir. Hasta gün içerisinde günlük yaşamına tekrar aynı şekilde devam edebilir. Etkisi yaklaşık 10 günde başlar ama en etkin düzeye 2-4 haftada ulaşır. 3-4 ay kadar etkisi sürebilir, bu da tabii hastadan hastaya değişebilir. Belirli aralıklarla botulinum toksin enjeksiyonu yapılabilir." "BEUN’da etkili ve güvenli yöntemi uygulamaktayız" Yöntemin güvenilirliğine dikkat çeken Demirel, "Enjeksiyon yerinde ağrı, hafif morarma, geçici kas güçsüzlükleri olabilir ama bu etkiler geçici gerçekten ve çok nadir gördüğümüz yan etkiler. O yüzden oldukça etkili ve güvenli bir yöntem olarak uygulamaktayız. BEÜN’de hareket bozuklukları polikliniğinin adı altında botulinum toksin enjeksiyonları etkili ve güvenli bir şekilde yapılabilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
07 Nisan 2026 Salı - 08:51 Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, istemsiz kas kasılmaları ve titremelere yol açan hareket bozukluklarının tedavisinde botulinum toksin enjeksiyonuyla hastaların yaşam kalitesini artırdıklarını bildirdi. Hareket bozukluklarının hastalar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, "Bazı hareket bozukluklarında kaslar istemsiz kasılır, sertleşir ve titremeler olur. Bu günlük yaşam aktivitelerini bozar. Yemek yiyemez hasta, başını dik tutamaz, yazı yazamaz ve psikolojisi bozulabilir. Bu durum özellikle günlük yaşam aktivitelerini bozar, hastanın yaşam kalitesini düşürür" ifadelerini kullandı. Tedavinin amacına ve uygulandığı bölgelere değinen Demirel, "Peki biz botulinum toksin enjeksiyonuyla ne yapıyoruz? Bu kasların kasılmasını azaltmak, titremesini azaltmak ve aynı zamanda da ağrısını gidermek için yaptığımız bir yöntem. Biz bunu göz ve çevresindeki, göz kapağındaki kasılmaları gidermek, boyundaki kasılmaları ve titremeleri gidermek, eldeki kasılmaları ve titremeleri gidermek, yine tek taraflı yüz kasılmalarında uyguluyoruz" dedi. "Hasta günlük yaşamına devam edebilir" Uygulama sürecinin cerrahi bir işlem olmadığını ve hastanın aynı gün normal yaşantısına dönebildiğini vurgulayan Demirel, şunları kaydetti: "Tedavi kas içine uygulanan bir enjeksiyon yöntemidir. Hastalığın şiddetine, hastanın semptomlarına göre kas içerisine uygun dozlarda botulinum toksini enjekte edilir. Hastalığın şiddetine göre birkaç dakika ile 10 dakika arasına kadar sürebilir. Cerrahi bir işlem değildir. Hasta gün içerisinde günlük yaşamına tekrar aynı şekilde devam edebilir. Etkisi yaklaşık 10 günde başlar ama en etkin düzeye 2-4 haftada ulaşır. 3-4 ay kadar etkisi sürebilir, bu da tabii hastadan hastaya değişebilir. Belirli aralıklarla botulinum toksin enjeksiyonu yapılabilir." "BEUN’da etkili ve güvenli yöntemi uygulamaktayız" Yöntemin güvenilirliğine dikkat çeken Demirel, "Enjeksiyon yerinde ağrı, hafif morarma, geçici kas güçsüzlükleri olabilir ama bu etkiler geçici gerçekten ve çok nadir gördüğümüz yan etkiler. O yüzden oldukça etkili ve güvenli bir yöntem olarak uygulamaktayız. BEÜN’de hareket bozuklukları polikliniğinin adı altında botulinum toksin enjeksiyonları etkili ve güvenli bir şekilde yapılabilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 15:29 BEUN İş Birliğiyle Şehit Yakınları ve Gazilere Yönelik "Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı" başlatıldı Zonguldak’ta şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarının sosyal hayata katılımlarının desteklenmesi ve sanatın iyileştirici gücünden faydalanılması amacıyla "Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı" başladı. Program kapsamında gerçekleştirilen ilk eğitim, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Gökçebey Mithat Mehmet Çanakcı Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Erdal Kara tarafından verildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü koordinesinde, Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile BEUN iş birliğinde 11 şehit ve gazi yakınına yönelik seramik kursu açıldı. İl Müdürlüğü hizmet binasında gerçekleştirilen ilk eğitime Zonguldak Vali Yardımcısı Fatih Baysal, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mehmet Türkmen Köse ve il müdürlüğü çalışanları katılım sağlayarak kursa hayırlı olsun ziyaretinde bulundu ve katılımcılarla bir araya geldi. Altı ay sürmesi planlanan kurs süresince eğitimler, BEUN Gökçebey Mithat Mehmet Çanakcı Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Erdal Kara tarafından yürütülecek olup katılımcıların sanat aracılığıyla kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve özgüvenlerinin artırılması hedefleniyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, programa ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Şehit yakınları ve gazilerimizin toplumsal yaşamda daha aktif yer almalarını desteklemek, onların kendilerini ifade edebilecekleri alanlar oluşturmak büyük önem taşımaktadır. Sanatın iyileştirici gücünü merkeze alan bu anlamlı programda paydaş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. BEUN olarak, toplumsal sorumluluk anlayışımız doğrultusunda şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle programa öncülük eden başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a ve bakanlığımıza şükranlarımı sunuyorum. Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğümüze, Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze ve eğitimleri büyük bir özveriyle yürüten kıymetli akademisyenimize ise canıgönülden teşekkür ediyorum."
17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü
16 Mayıs 2024 Perşembe - 12:57 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzman Doktor Ertuğrul Güner; 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla tansiyonun önemine vurgu yaptı. Hipertansiyonun kan basıncının olması gereken değerin üzerinde olmasıyla, karakterize, tedavi edilmediği taktirde ciddi sağlık sorunlarına yol açan kronik bir hastalık olduğunu söyleyen Güner; inme, kalp krizi gibi ölümcül durumlara yol açması nedeniyle yüksek risk faktörü olarak kabul edildiğini söyledi. Türkiye’de 2023 yılında yapılan bir çalışmada 15 yaş üzeri nüfustaki hipertansiyon sıklığının yüzde 18,3 olduğunu, sıklığın yaşla birlikte arttığının belirlendiğine dikkat çeken Güner; şöyle dedi: “Hipertansiyon tanısı, yapılan seri ölçümler neticesinde sistolik kan basıncının 140 mmHg’nın ve/veya diyastolik kan basıncının 90 mmHg’nin üzerinde olması halinde konur. Tek bir ölçüm ile elde edilen yüksek değer tanı için yeterli değildir. Hipertansiyon; inme, kalp krizi, kalp yetmezliği ve böbrek hasarı gibi ölümcül durumlara yol açması nedeniyle dünya genelindeki hastalık ve ölümlerin en önde gelen risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yapmış olduğu çalışmalara göre dünya genelinde 1,3 milyar kişi hipertansiyon ile yaşamını sürdürmekte olup her yıl 30-70 yaş arasındaki yaklaşık 11 milyon kişi hipertansiyon nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde, 2023 yılında yapılan bir çalışmada 15 yaş üzerindeki nüfustaki hipertansiyon sıklığının yüzde18,3 olduğu ve sıklığın yaşla birlikte arttığı belirlenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2022 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre de ülkemizde gerçekleşen ölümlerin yüzde 3,5’inden hipertansiyon sorumludur. Vakaların yüzde 95’inde hipertansiyona yol açan asıl neden tam olarak belirlenememiş olmakla birlikte altta yatan en sık nedenler arasında yüksek tuz ve yağ tüketimi, meyve ve sebzeden fakir diyet, aşırı kilo ya da obezite, yetersiz fiziksel aktivite, zararlı alkol kullanımı, tütün ve tütün ürünleri tüketimi ile stresin yer aldığı gösterilmiş; olumlu yaşam tarzı değişikliklerini içeren birincil koruma yönteminin hipertansiyondan kaynaklanan ilave hastalık ve ölümleri önlemede etkili olduğu ortaya konulmuştur. Hipertansiyonun erken teşhisi, etkili tedavisi ve düzenli aralıklarla izlenmesi, hastalıkla mücadelenin diğer basamaklarıdır. Buradan hareketle, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü’nün bu yılki teması “Hayatının Değerini Bil, Tansiyonunu Ölçtür, Sağlıklı ve Uzun Yaşa” olarak belirlenmiştir.” Sağlığın korunması, hipertansiyon nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan korunmak için yapılması gerekenleri de sıralayan Ertuğrul Güner, “Hazırlanan kontrol programlarının etkili olabilmesi, hipertansiyondan kaynaklanan sakatlık ve ölümlerin önlenebilmesi için vatandaşlarımızı; kayıtlı oldukları aile hekimlerini düzenli olarak ziyaret etmeye, periyodik olarak tarama ve izlemlerini yaptırmaya, hastalıklarını klinik yönergelere uygun olarak tedavi ettirmeye, aile hekimlerinin gerekli gördüğü durumlarda da hastanelere başvurarak ileri tetkik ve tedavilerini yaptırmaya davet ediyoruz. Sağlığınıza sahip çıkın, sağlığınızı koruyun. Hipertansiyondan ya da hipertansiyon nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuz durumlardan korunmak için; Sağlıklı beslenin. Yeterli miktarda su için. Tuz tüketimini azaltın. Tütün, tütün ürünleri ve alkolden uzak durun. Hareket edin. Aile hekiminize başvurun, düzenli aralıklarla risk değerlendirmenizi yaptırın. Hipertansiyonunuz yoksa yılda bir kez, hipertansiyonunuz varsa düzenli olarak tansiyonunuzu ölçtürün. İlaçlarınızı düzenli olarak ve önerilen şekilde kullanın. Bu vesileyle, hayatınızın değerini bildiğiniz uzun ve sağlıklı bir yaşam dileriz” ifadelerine yer verdi.
Alaplı’da uyuz paniği
16 Mayıs 2024 Perşembe - 12:22 Alaplı’da uyuz paniği Zonguldak’ın Alaplı İlçesinde 400 nüfuslu Mollabey köyüne bırakılan sokak köpekleri sebebiyle vatandaşlar çocuklarını uyuz köpeklerden hastalık kapma korkusu yaşıyor. Mollabey Köyü köy halkı, yetkili mercilere müracaat etmelerine rağmen bir sonuca ulaşamadıklarını söylediler. 400 nüfuslu Mollabey köyü sakinleri, çocuklarının uyuz hastalığı bulaşması korkusu ile yaşadıklarını ifade ettiler. Sokak köpeklerinin gerekli ilaçlamaları ise İstanbul’dan köyüne gelen iki gönüllü hayvan severin aracılığıyla devam ediyor. Aşılamalara katkı sağlayan Berrin Duman, besledikleri köpeklerin uyuz hastalığına yakalanıp acı çektiğini görünce duygulandı. Yüzlerce köpeğin uyuz hastalığına yakalandığını gören hayvan sever Berrin Duman, Alaplı Kaymakamlığı’nın acilen çare bulmasını istedi. Uyuz köpeklerin hem çevrelerindeki hayvanlara, hem insanlara bu hastalığı bulaştırabileceğini söyleyen Berrin Duman, "Buradaki köpeklerin çok acil tıbbi müdahale ihtiyaçları var, hepsi uyuz olmuş vaziyetteler. Çevredeki birçok köpekler burada terk edilmiş. Halk ve hepsi tehlikeli durumunda şu anda, çünkü uyuz, köpeklerin yüzde 80’ine bulaşmış vaziyette. Ben kendi imkanlarımla ilaç alıp getirdim, fakat hepsine yetmedi. Buradaki yetkili kurumlara sesleniyorum. Lütfen acil tıbbi müdahale lazım bu hayvanlar için, Zonguldak Valiliği’ne sesleniyorum, hem insanların güvenliği hem hayvanların güvenliği için acil tedbir alalım, yoksa uyuz çoğalıp insanlara bulaşacak yoksa buralar karantinaya alınabilir" dedi. "Her yıl buraya sayısız köpek geliyor" Alaplı Mollabey Köyü azası Ertan Civan ise sokak hayvanlarının çokluğundan vatandaşların rahatsızlık duyduğunu belirterek, ilçe halkının çocuklarını okula götürürken tedirginlik yaşadığını söyledi. Cıvan, "Köpeklerle ile ilgili çok büyük sıkıntılarımız var, dışarıdan mama ve yemek getiriyorlar sağ olsunlar fakat köpeklerde şu an hastalık konusu var. Köyümüz 400 nüfuslu olup 60 işyeri esnafımız var, rahat olarak 200 köpek var, belki daha fazla olabilir diyebiliriz" diye konuştu. Genelde şehir merkezindeki başı boş, hastalıklı köpeklerin köylere terk edildiğini söyleyen Köy azası Recep Yılmazer “Köpeklerden dolayı aileler çocuklarını buraya parka gönderemiyor, yine okulumuzda bulunan parka çocuklar gidemiyor. Aşısı olmayan, uyuz olan köpekler buralara bırakılıyor. Sadece çocuklarımız değil biz bile çekiniyoruz yolda yürümeye. Mollabey Köyümüz 25 köye hitap ettiğinden köpekler bu şekilde çoğalmaya başlarsa, burası karantinaya alınabilir" diye belirterek yetkililerden yardım istedi.
Alaplı’da uyuz paniği
16 Mayıs 2024 Perşembe - 12:11 Alaplı’da uyuz paniği Zonguldak’ın Alaplı İlçesinde 400 nüfuslu Mollabey köyüne bırakılan sokak köpeklerin bulunması nedeniyle vatandaşlar çocuklarını uyuz köpeklerden hastalık kapma korkusu yaşıyor. Mollabey Köyü köy halkı, yetkili mercilere müracaat etmelerine rağmen bir sonuca ulaşamadıklarını söylediler. 400 nüfuslu Mollabey köyü sakinleri, çocuklarının uyuz hastalığı bulaşması korkusu ile yaşadıklarını ifade ettiler. Sokak köpeklerinin gerekli ilaçlamaları ise İstanbul’dan köyüne gelen iki gönüllü hayvan severin aracılığıyla devam ediyor. Aşılamalara katkı sağlayan Berrin Duman, besledikleri köpeklerin uyuz hastalığına yakalanıp acı çektiğini görünce duygulandı. Yüzlerce köpeğin uyuz hastalığına yakalandığını gören hayvan sever Berrin Duman, Alaplı Kaymakamlığı’nın acilen çare bulmasını istedi. Uyuz köpeklerin hem çevrelerindeki hayvanlara, hem insanlara bu hastalığı bulaştırabileceğini söyleyen Berrin Duman, "Buradaki köpeklerin çok acil tıbbi müdahale ihtiyaçları var, hepsi uyuz olmuş vaziyetteler. Çevredeki birçok köpekler burada terk edilmiş. Halk ve hepsi tehlikeli durumunda şu anda, çünkü uyuz, köpeklerin yüzde 80’ine bulaşmış vaziyette. Ben kendi imkanlarımla ilaç alıp getirdim, fakat hepsine yetmedi. Buradaki yetkili kurumlara sesleniyorum. Lütfen acil tıbbi müdahale lazım bu hayvanlar için, Zonguldak Valiliği’ne sesleniyorum, hem insanların güvenliği hem hayvanların güvenliği için acil tedbir alalım, yoksa uyuz çoğalıp insanlara bulaşacak yoksa buralar karantinaya alınabilir" dedi. "Her yıl buraya sayısız köpek geliyor" Alaplı Mollabey Köyü azası Ertan Civan ise sokak hayvanlarının çokluğundan vatandaşların rahatsızlık duyduğunu belirterek, ilçe halkının çocuklarını okula götürürken tedirginlik yaşadığını söyledi. Cıvan, "Köpeklerle ile ilgili çok büyük sıkıntılarımız var, dışarıdan mama ve yemek getiriyorlar sağ olsunlar fakat köpeklerde şu an hastalık konusu var. Bir diğer konusu ise bunların köpek pislikleri; kapımızın önlerini pisliyorlar. Köyümüz 400 nüfuslu olup 60 işyeri esnafımız var, rahat olarak 200 köpek var, belki daha fazla olabilir diyebiliriz" diye konuştu. Genelde şehir merkezindeki başı boş, hastalıklı köpeklerin köylere terk edildiğini söyleyen Köy azası Recep Yılmazer “Köpeklerden dolayı aileler çocuklarını buraya parka gönderemiyor, yine okulumuzda bulunan parka çocuklar gidemiyor. aşısı olmayan, uyuz olan köpekler buralara bırakılıyor. Sadece çocuklarımız değil biz bile çekiniyoruz yolda yürümeye. Mollabey Köyümüz 25 köye hitap ettiğinden köpekler bu şekilde çoğalmaya başlarsa, burası karantinaya alınabilir" diye belirterek yetkililerden yardım istedi.
Öğrenciler sosyal sorumluluk projeleriyle tam not aldı
15 Mayıs 2024 Çarşamba - 16:15 Öğrenciler sosyal sorumluluk projeleriyle tam not aldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) İdari İktisadi Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü 3. Sınıf Öğrencileri, Kozlu Namık Kemal İlkokulu’nda ‘Nitelikli Eğitim’ sloganıyla hayata geçirdikleri sosyal sorumluluk projeleriyle minik öğrencilerle buluştu. ZBEÜ İdari İktisadi Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü 3. Sınıf Öğrencileri Ilhama Dadashova, Eda Kılıç, Yağmur Neriman Kethüdaoğlu, Elif Ertuğrul, Ömer Topal, Meliha Merve Özet ve Murat Köksal Şagban hayırsever idareciler ve vatandaşların kendilerine sağladığı imkanlarla ilk olarak; Orman Haftası dolayısıyla çevreyi ve doğayı korumak adına; Kozlu Namık Kemal İlkokulu öğrencilerini bilinçlendirmek amacıyla ‘Çevre ve Doğayı Koruma’ konulu tiyatro oyununu sahnelediler. Üniversiteli öğrenciler daha sonra; 6-10 yaş grubu çocuklara okuma bilincini aşılayabilmek amacıyla Kozlu Namık Kemal İlkokulu’nun kütüphanesini yapılandırdılar. Öğenciler sosyal sorumluluk projeleri kapsamında aynı zamanda 6-10 yaş grubu çocuklara beden eğitimi ve spor bilincini kazandırmak için teşvik edici spor aletleri hediye ettiler. ZBEÜ’lü üniversiteliler son olarak; Kozlu Namık Kemal İlkokulu Kütüphanesi’ne kitap rafı ve kitap bağışlayarak, kapılara ve duvarlara farkındalık oluşturmak amacıyla etiket yapıştırdı. ZBEÜ İdari İktisadi Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü 3. Sınıf Öğrencileri Ilhama Dadashova, Eda Kılıç, Yağmur Neriman Kethüdaoğlu, Elif Ertuğrul, Ömer Topal, Meliha Merve Özet ve Murat Köksal Şagban sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmek adına kendilerine destek olanlara teşekkür ettiler.
Lokman Ayva: "Medeniyetimiz çok iyi bir referans, sürdürülebilir bir anlayışımız var"
14 Mayıs 2024 Salı - 17:13 Lokman Ayva: "Medeniyetimiz çok iyi bir referans, sürdürülebilir bir anlayışımız var" Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, engellilerin geleceği konusunda Türkiye’nin dünya ile yarışma konusunda çok iyi bir yerde olduğuna dikkat çekti. Ayva, "Medeniyetimiz çok iyi bir referans" dedi. Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, "Geleceğin Engellileri, Engellilerin Geleceği" konulu söyleşisiyle Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne (ZBEÜ) konuk oldu. Doç. Dr. Ali Arslan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşide konuşan Ayva, Türkiye’nin engellilerin geleceği konusunda dünya ile yarışında çok iyi konumda olduğunu söyledi. Aynı zamanda medeniyetin de iyi bir referans olduğunu, gelecekten ümitli olduğunu söyleyen Ayva, şöyle devam etti: "Biz hep beraber engellilerin geleceği, geleceğin engellilerinin bugünkü haliyiz. Değişime, gelişime açık bir topluluğuz. Gelecekte de oluşacak toplumda gelişen, değişen insanlar topluluğu şeklinde bir karakter ortaya konacaktır. Toplumda engellilik kültürünün çok yanlış anlaşıldığını ve maalesef çok kötü noktalara gittiğini biliyorum. O yüzden de bu değişimin, gelişimin hayal edilebilir bir şeyin çok ötesinde olduğunun farkındayım. Geçmişten hiç bahsetmek istemiyorum. Zaten gençler de geçmişle karşılaştırmayı pek sevmiyor. Ben şahsen yarını ve dünyayla karşılaştırmak istiyorum. Çünkü gerek Avrupa, Amerika, Uzakdoğu, Afrika, Asya ülkelerindeki tecrübem; Türkiye’nin dünyayla bu konuda yarışma konusunda çok iyi olduğunu, çok iyi bir yerde olduğumuzu gösteriyor. Bunun da sürdürülebilir bir nitelik taşıdığını; çünkü medeniyetimiz buna katkı veriyor. Zemin oluşturuyor. Medeniyetimiz çok iyi bir referans. Sürdürülebilirlik, insan, engellilik anlayışımız var. O yüzden ben gelecekten ümitliyim." ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin engelsiz bayrak ödüllerindeki başarısına dikkat çekti. Özölçer, "Günümüzde önemli bir gündemi oluşturan engellilik konusu ve bu konuda yapılması zaruri olan çalışmaların her fırsatta dile getirilmesi oldukça kıymetlidir. İnsan için olmayan, insanı merkeze almayan hiçbir adım hiçbir strateji dünyaya refah, mutluluk ve adalet getirmeyecektir. Engelli bireylerimize karşı gereken sorumluluğun bilincinde olarak bizler de üstümüze düşen görevlerin farkındayız. Bu farkındalıkla beraber bilim ile teknolojiyi temel alarak evrensel değerler bilincinde yenilikçi ve uygulanabilir çözümler sunmak önceliğimizdir. İşte bu çözümler ışığında temel hizmetlerden eşit bir şekilde yararlanılabilmesi için ortaya çıkan engelsiz üniversite kavramı oldukça kıymetlidir. Engelsiz üniversite kapsamında önem arz eden engelsiz bayrak ödüllerinde üniversitemiz 2018 yılından itibaren YÖK tarafından düzenlenen engelsiz bayrak ödülleri kapsamında 14 turuncu bayrak yani mekanda erişim, dört yeşil bayrak eğitimde erişim, iki program nişanına sahiptir" ifadelerine yer verdi.