Yerel Haberler
Zonguldak
10 Nisan 2026 Cuma - 13:17 Polis Teşkilatı’nın 181. yılı Kdz. Ereğli’de törenle kutlandı Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde tören düzenlendi. Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve üyeleri ile basın mensupları katıldı. Törende çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı Karadeniz Ereğli İlçe Emniyet Müdürü Hasan Ünlü yaptı. Ünlü, Türk Polis Teşkilatı’nın 181 yıllık köklü geçmişiyle milletin huzur ve güvenliğini sağlamak adına büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade etti. Polis teşkilatının hukukun üstünlüğünü esas alan, temel hak ve özgürlüklere saygılı bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Ünlü, "Teşkilatımız; terörle mücadeleden organize suçlara, uyuşturucu ile mücadeleden düzensiz göçle mücadeleye, trafik güvenliğinden asayiş hizmetlerine kadar geniş bir alanda gece gündüz demeden görevini sürdürmektedir" dedi. İlçede daha huzurlu ve güvenli bir ortam oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayan Ünlü, özellikle uyuşturucuyla mücadelenin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Vatandaş desteğinin önemine dikkat çeken Ünlü, Ereğli halkına duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Polislik mesleğinin fedakârlık ve sorumluluk gerektirdiğini dile getiren Ünlü, görevlerini aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle andı. Tören, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 12:48 TBMM KİT Komisyonu Zonguldak’ta toplandı TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) mevcut durumu, üretim kapasitesi ve geleceğe yönelik stratejik projelerini görüşmek üzere Zonguldak’ta bir araya geldi. Zonguldak’ta gerçekleştirilen toplantıya; TBMM KİT Alt Komisyonu Başkan, Başkan Yardımcıları, yasama uzmanı ve üyelerinin yanı sıra bölge milletvekilleri ve davetliler katıldı. Toplantı, TBMM KİT Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir başkanlığında yürütüldü. Toplantıda kurumun teknik altyapısı ve üretim yöntemleri detaylı olarak değerlendirildi. Genel Müdür Muharrem Kiraz tarafından yapılan sunumda, yer altı kömür üretim faaliyetlerinin büyük bir kısmının mekanize kazı yöntemleriyle sürdürüldüğü, jeolojik şartların zorunlu kıldığı alanlarda ise klasik yöntemlerin devam ettiği bilgisi paylaşıldı. Sunumda, yıllık üretim kapasitesi ile fiili rakamlar karşılaştırılarak kurumun verimlilik oranları üzerinde duruldu. Nitelikli iş gücü ve iş güvenliği önceliği Toplantının en kritik başlıklarından birini iş gücü yapısı oluşturdu. Özellikle yer altı üretiminde görev yapan nitelikli işçi sayısındaki eksikliğin üretim süreçlerini olumsuz etkilediği vurgulanırken, yeni işçi alımları ve personelin eğitim süreçlerinin hayati önem taşıdığı ifade edildi. İş sağlığı ve güvenliği kapsamında ise grizu riskine karşı alınan önlemler, modern havalandırma sistemleri ve gaz izleme teknolojileri komisyon üyelerine aktarıldı. Metan gazının sadece bir risk değil, aynı zamanda bir enerji potansiyeli olduğu belirtilerek bu gazın ekonomiye kazandırılması projeleri ele alındı. Geleneksel kömür üretiminin ötesinde, TTK sahalarında son yıllarda dünyada stratejik önemi artan nadir toprak elementleri üzerine yürütülen çalışmalar da gündeme geldi. Bu elementlerin varlığına yönelik analizlerin devam ettiği, potansiyelin kesinleşmesi durumunda Türkiye ekonomisine önemli bir stratejik katkı sunulabileceği belirtildi.
ZBEÜ Hastanesinde ilk defa ameliyatsız inme tedavisi gerçekleştirildi
29 Mart 2024 Cuma - 11:03 ZBEÜ Hastanesinde ilk defa ameliyatsız inme tedavisi gerçekleştirildi İlk defa ameliyatsız inme tedavisi gerçekleştiren Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Hastanesi, bölgeye ve dünyaya sağlık alanında sunduğu nitelikli hizmetlerini bir kez daha kanıtlamış oldu. İnme ameliyatını gerçekleştiren ZBEÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Beyin ve Sinir Cerrahisi öğretim üyesi Doç. Dr. Emrah Keskin, inmenin beyne giden kan akışının aniden kesilmesi veya beyin damarlarının patlaması sonucu oluşan bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Beyne yeterli miktarda kan gitmediğinde beyin hücrelerinin oksijensiz kalarak beynin hızla zarar görebileceğini dile getiren Keskin, inmenin ani başlayan şiddetli baş ağrısı, konuşma veya anlama güçlüğü, yüzde ya da vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen güç kaybı veya felç gibi belirtilerle ortaya çıktığını dile getirdi. Rektör Özölçer, ZBEÜ Hastanesinin bünyesinde gerçekleştirilen inme tedavisiyle ilgili başarının, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin sağlık hizmetlerindeki niteliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı. Bu önemli adımı gerçekleştiren Doç. Dr. Emrah Keskin ve ekibini tebrik eden Rektör Özölçer, “Halkımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerindeki ileri teknoloji ve uzman kadromuzla, daha nice başarılara imza atacağımıza olan inancım tamdır" açıklamasında bulundu.
Bakan Özhaseki, “Şimdi başka belediyecilik başladı, algı belediyeciliği. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar”
28 Mart 2024 Perşembe - 16:35 Bakan Özhaseki, “Şimdi başka belediyecilik başladı, algı belediyeciliği. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti’nin gerçek ve hizmet belediyeciliği yaptığını söyledi. Muhalefeti eleştiren Bakan Özhaseki, "Şimdi başka belediyecilik başladı, algı belediyeciliği. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Öğretmenevi’nde STK, Sektör temsilcileri buluşması programına katıldı. Burada kalabalığa hitap eden Bakan Özhaseki, yerel seçimlerin önemine dikkat çekerek, “Bütün seçimler Türkiye’de önemlidir. Ama yerel seçimlerin şöyle bir önemi de vardır. Siz orada kendi geleceğinizi inşa edecek insanı seçersiniz. Yani çocuklarımızı büyüteceğimiz, yaşayacağımız ortamı bize hazırlayacak olan insanı seçersiniz. Şehirlerin geleceği o şehirdeki yerel yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Oradaki yerel yönetici başta belediye başkanını kast ediyoruz. Dürüst birisi ise çalışkan, gayretli birisi ise gerçekten Allah rızası için bunu yapıyor, gece gündüz demeden toplum için bunu yapıyorsa Cenabı Allah onun gören gözü oluyor. Ayağı oluyor, yardım ediyor. Değilse, niyet bozuksa her işi eline yüzüne bulaştırıyor. O zaman da bunun eziyetini bizler çekiyoruz. Biz geleceğimizi oyluyoruz. O yüzden bildiğimiz doğruları söylemekte gayret ediyoruz” ifadelerine yer verdi. 1994 yılı öncesinde ideolojik, takıntılı, kafasındaki sapkın hedeflerine ulaşmak için belediyecilik yapan insanlar olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’da bir semtte kahveler dolu. Fabrikadan mal çekiyorum özel sektördeyim. Kahvehanelerin neden dolu olduğunu sordum. Bana cevap olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elemanları olduğu, akşama kadar oyun oynadığını söylediler. Çalışmaz, eylem olacağı zaman otobüsler yanaşır, gösteri alanına giderler. Bunlar çalışmak için değil ki. Öğrenciliğim İstanbul’da geçti. Cami yanında tavana kadar çöp deryası olduğunu bilirim. Sular akmaz. Gece saatlerine suyu kurarız, kap kacağı biriktirip elimizi yüzümüzü yıkayacağız. O dönemler öyleydi. Ama biz çıktık dedik ki hizmet edeceğiz. Gece gündüz çalışacağız. Kimseyi ayırmayacağız. Mazeret de üretmeyeceğiz. Bu sözümüzde durduk. Yıllardır çok şükür birçok belediyede bunları da yaptık başardık” şeklinde konuştu. "Biz sözümüzde, ahdimizde dururuz, çalışırız" Kayseri Belediye Başkanlığı dönemlerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Biz sözümüzde ahdimizde dururuz, çalışırız. Haliyle Türkiye’nin birçok zorluğu var. Bulunduğumuz coğrafya böyle bir coğrafya en büyük zorluklardan birisi de depremsellik. Hepimiz bilelim ki şu anda bile yer altında kırılmamış, hangi şiddette kırılacağını bilmediğimiz 500’e yakın fay hattı var. Türkiye bir deprem ülkesi. Çok 100 yılda 6 üzerinde yıkıcı deprem sayısı 231. Ölen insan sayımız 130 bin. Öyle olunca bizim şehirlerimizi muntazam yapmamız lazım. Depreme dirençli yapmamız lazım. Evlerimiz rastgele yapmamız lazım. 6 Şubat’ta meydana gelen hadisede 680 bin evimiz yıkıldı, 170 bin de işyeri. Dile kolay, 850 bin. Burada tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan da zarar gördü. Asrın felaketi olarak deniliyor ama bin yıllık Anadolu medeniyetimizde başımıza gelen en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük felaket de Moğol istilası dahil karşılaşmadık. Zararımız 100 milyar doların üzerinde. Ama çok şükür bunu Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bizler de yol arkadaşları olarak hep beraber adeta asrın dayanışmasına döndürdük. Gece gündüz çalışıyoruz. Arı gibi çalışıyoruz. Şu anda 300 binden fazla ev yapılıyor. Köy evlerini artık çelik karkastan yapılıyor. Şehirlerin merkezlerini, altyapılarını yapıyoruz. 76 bin evi geçen haftalarda vatandaşlarımıza teslim ettik” diye belirtti. 6 Şubat depreminden sonra asrın dayanışması sergilendiğinde bölgeye gelen yabancı misyon şeflerinin “Bu depremin 4’te 1’i bizde olsaydı vallahi biz bunun altından kalkamazdık” dediklerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birkaç gün önce gazetelerde gördüm. Amerika’da bir kasırga olmuştu. Devlet üç senede hala oraya gitmemiş, vatandaş isyan ediyor, protestolarda bulunuyordu. Çok şükür bizde ilk günden itibaren oradaydık. 810 AK Partili belediye var. Bütün başkanlarımızı oraya gönderdik. Çalışıyoruz. İnşallah oradaki kardeşlerimizin bütün haklarını vereceğiz” "Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum, gelen giden yok" Özhaseki, “Bir ay kadar önceydi. Ana muhalefetin genel başkanı çıkmış, ‘hükumetin deprem karnesini açıklıyorum, sıfır, sıfır.’ Ne diyor dedim ya? Gösteri yapar gibi adamcağız bağırıyor elinde kağıtla. Bir başka genel başkan çıkıyor diyor ki 76 bin evi ‘Herhalde AKP’lilere verdiler’ diyor. Allah sizi ıslah etsin. Ne olursunuz şu kirli dilinizi çekin. Öteki de çıkmış, ‘Özhaseki’ye bak, utanmadan mis gibi evler yaptık’ diyor. Ne diyeceğim, mis gibi evler yapıyoruz. Aslanlar gibi evler yapıyoruz. Ne dememi beklersiniz. Oradaki çalışma bile zoruna gidiyor. Hükumetin başarısı bile zoruna gidiyor. Deprem olduğunda bir genel başkan yardımcısı diyor ki ‘Hükumet depremin altında kalır, merak etmeyin’ diyor. Ya ne biçim adamsınız? Enkazın altında insanlar var, kurtarmaya çalışıyoruz. Daha birinci gün. Hala siyaset derdindeler. Ne olur şu kirli dilinizi bir çekin ya. Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum gelen giden yok” diyerek muhalefeti eleştirdi. “Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız” 22 yılda AK Parti’nin iktidarda olduğunu, geçmiş iktidarlardan kat kat fazlasını yaptıklarını söyleyen Bakan Özhaseki, “Biz çalışacağız. Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız. Günü birlik biraz vakit geçirirler geçer giderler. Ama önemli olan bıraktığınız eserler. Hamdolsun 22 yılda iktidardayız. Türkiye’yi büyüttük. Altyapısını yaptık. Hiç kötü sözümüz olmaz geçmiş iktidarların üzerine kat kat fazlasını yaptık. Eğer biz bu beldeyi seviyorsak burada güzel işler olsun istiyorsak, elimizde güçlü bir AK Parti iktidarı varken Özcan Beye de sonuna kadar destek olacağız” dedi. “Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor” 20 yıl belediye başkanlığı yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Her seçimlerde çıkardım. Yaptıklarımı anlatırdım. Önümüzdeki dönemde şunları yapacağım derdim. Vatandaşlar oy verirse gider yapardık. Şimdi başka belediyecilik başladı. Algı belediyeciliği. Yapmıyor, yapıyormuş gibi gözüküyor. Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar. Geçen seneki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüme ayrılan taraf 485 milyon, algı operasyonları için ayrılan ara 900 milyon lira civarı. Allah sizi ıslah etsin ne diyeyim. Sosyal medya ordusuyla, trollerle, yan yatıyor alkışlıyorlar, gülüyor, alkışlıyorlar. Sövün buraya diyorlar hücum, 50 bin kişi birden sövüyorlar. Ama gerçek belediyecilik ayrı bir şey. Gerçek belediyeciliğin temelinde hizmet var. Biz de hizmet yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Özhaseki: "Yapmamız gereken afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak”
28 Mart 2024 Perşembe - 14:46 Bakan Özhaseki: "Yapmamız gereken afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem gibi afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak için kentsel dönüşümünün önemine değindi. Zonguldak’a gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki STK, iş insanları ve sektör temsilcileriyle buluştu. Programda konuşan Özhaseki, “Tarihte Anadolu’da doğuya birçok baş şehirler var. Fakat zamanın ruhunu okuyamadıkları için şimdi birçoğu sıradan il olduğu gibi bazen ilçe konumuna da düşmüş durumdalar. Öyle bir şehir konumuna da düşmemek lazım. Eğer şehirdeki yerel yöneticiler, başta belediye başkanımız, valimiz, milletvekili, siyasi partilerimiz o şehirle ilgili düşünceleri var. Hedef koymuşlar, bir araya gelmişler, kol kola girmişler, gayret ediyorlarsa şehirlerin geleceği ayrılık. Değilse emin olun şehirleri ben görüyorum. Gittikçe kötüye doğru gidiyor” dedi. “Şehirlerimizde bir takım sorunlar var” diyen Özhaseki, “Çünkü biz Batı’dan şehirleşme noktasında önceden çok açık ara öndeyken özellikle sanayi devrimiyle birlikte bizim de gerileme dönemimize denk geldiği için iyice geriye kalmışız. Onlar oradan bir mimari plan üzerine, bir şehir planı üzerine gelişmelerini sağlarken, ekonomileri daha güçlüyken, güzel şehirler oluşturmuşlar bizim de zayıflama ve gerileme dönemimiz olduğu için iyice aradaki fark açılmış. Şimdi bizi hükümet Amerika’ya götürmüştü. Washington’da İmar Daire Başkanı Türk’tü. Söylediğine göre 1711’de şehir planları yapılmış. 11 tane göbek yapmış birbirine bağlamışlar. Şehir planı bu demişler mesela. Ya bizde daha mekansal planlamada 3-5 sene öncesine tamamlayabildik. Böyle bir şey olabilir mi?” ifadelerini kullandı. “Kimliksiz ve sağlıksız şehirlerimiz olmuş” 1940-50’li yıllardan itibaren büyük şehirlere göçlerin başladığını aktaran Özhaseki, “O göçler neticesinde insanlar evlerini rastgele yerlere yapmaya başlamışlar. O günkü yöneticiler iyi veya kötü niyetle ben bilmiyorum yargılamak için de söylemiyorum. Hazırlıksız yakalanmışlar bu göçlere. Bazen de ideolojik yaklaşmışlar. ‘Bunlar evleri buralara yapsınlar, bizim arka mahalle olur’ gibi bir düşünce. Sol rüzgârların estiği bir dönemde buralarda örgütlenmeler yaparız. İşçileri de örgütleriz gibisinden. Rusya gibi oluruz. Arnavutluk’ta sapık bir Enver hoca var onun bir hayalini kuran adamlar vardı bu memlekette ne yazık ki. Castro’nun hayranları vardı bu memlekette. Türkiye’yi buraya götürürüz gibi bir fikirle şehirlere doğrusu tarumar etmişiz. 2000’li yıllara doğru geldiğimizde objektif olarak söylemek gerekirse ne yazık ki üzülerek söylüyorum. Kimliksiz ve sağlıksız şehirlerimiz olmuş. Herkes bunun farkında” diye konuştu. Cumhuriyet tarihinde mimari noktasında yetersiz kalındığını kaydeden Özhaseki, “Bakın geçmişe doğru baktığımız zaman Selçuklu medeniyeti diye bir medeniyet var bakınca sivil mimarlık örneklerinden ibadethanelerine kamu binalarına kadar bu Selçuklu dersiniz. Peki 100 yıllık Cumhuriyet’te bilim adamlarımız, mimarlarımız, hocalarımız ve mimarlarımız var. Şimdi kurduğumuz şehirlere bir bakın. Ne medeniyeti edersiniz şimdi kurduğumuz ortama. O sosyal ağda arabesk medeniyet deriz. İstanbul’a varıyorsunuz. Camdan muhteşem bir bina. Son teknolojiyle donatılmış. Yanında bir tane tamirhane. 2 tane pirketten gecekondu. ‘Allah Allah’ falan diyorsunuz. Şimdi böyle bir medeniyet olabilir mi?” şeklinde konuştu. Özhaseki, konuşmasına şu şekilde devam etti: “En üzücü tarafı da bu ülkenin bir deprem ülkesi olduğunu unutmamız. Afetlerin her an bizi beklediğini unutmamız ve bunları göz ardı ederek şehirleşmeye doğru geçmemiz. Son yüzyılda bu memlekette meydana gelen deprem sayısı 6 ve üzerindeki şiddetteki deprem sayısı yıkıcı diye tarif ediyoruz biz bu depremlere. Hem denizlerimiz hem karadakileri toplarsak 231 tane deprem olmuş. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar. Niye böyle? Bilimin gerçekliğini tespit ediyoruz, dikkate almıyoruz. İşimize geldiği gibi hareket ediyoruz. Gidip belediyeleri zorluyoruz. Bir takım çıkar ilişkileri başlıyor. Neticesinde de böyle bir felaketle karşı karşıya kalıyoruz.” Deprem gibi afetler için bütün işlerin gözden geçirilmesi gerektiğini anlatan Özhaseki, “Bizim her şeyi yeni baştan bir daha ele alıp, ‘Bismillah’ diyerek bu işe görmemiz gerekiyor. Doğru bir şekilde planlamamız gerekiyor. 6 Şubat’ta Kuzey Anadolu Fay Hattı malum bizim de biraz 100 kilometre altımızdan geçiyor. Şimdi bütün bilim adamlar diyorlar ki ‘İstanbul’da beklediğimiz tehlike var. Allah korusun büyük bir bela bekliyor’ bizi diyor. 6 Şubat’ta da Doğu Anadolu Fay Hattı kırıldı. Aynı yerden başlıyor neredeyse. Van Gölü’nün biraz daha batısından bu tarafa doğru gelirken diğeri de Adıyaman, Malatya Kahramanmaraş ve oradan Hatay üzerinden Akdeniz’e doğru iniyor. Binlerce yıldır aynı hatlar kırılıyor. Bakın binlerce yıldır, yeni değil. Bunu bilerek hareket etmezsek ne olur? Bir daha başımıza bela gelir. Oturur, ağlarız. Dizlerimiz de vururuz, yardımlar ederiz. Vicdanımızı biraz avutuyoruz. Sonra yine aynı yerden bir daha başlamış oluruz. Bu gerçekleri bilerek hareket etmekten başka çaremiz yok. En son depremde 680 bin ev yıkıldı. Dile kolay 170 binde iş yeri yerle bir oldu. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. Manevi hasar zaten hiç ölçülecek gibi değil. Ne yapsak oradaki insanların o acısını dindirmez mümkün değil” dedi. Deprem bölgesinde 300 bin konut yapımına devam edildiğini belirten Özhaseki “Çelik evler yapıyoruz köylerde. Şehirlerin meydanlarını yapıyoruz bir taraftan. Meydanlara açılan ana caddeleri yapmaya çalışıyoruz ki kimlik binalar çıksın ortaya diye. O şehrin kendine has özgün mimarisi çıksın diye. Şehir merkezlerini de biz bakanlık olarak yapma kararı aldık. Altyapılar için 60 milyar liraya yakın bir kredi temin ettik. Oradaki 11 tane şehrin altyapısını baştan sona bir daha yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta dağıttığımız evlerle birlikte şu ana kadar 76 bin konutu dağıttık. Her ayda 15 bin evi dağıtmaya devam edeceğiz. Bu sayıları söylemesi kolay da bunlar aslında Türkiye’nin inşaat kapasitesinin çok üstünde rakamlar” ifadelerini kullandı. “Yapmamız gereken afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak” Afet öncesi yapılması gereken konulara da değinen Özhaseki şunları söyledi: “O hasarları sararken bu tür afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak. Konutlarımızı daha sağlam, güvenli hale getirmek. Bunun hazırlığını yapmalıyız. Eğer deprem gelmeden, afet gelmeden bunu yaparsak bir birim harcıyoruz. Felaket geldikten sonra harcamaya başlarsak tam 7 birim harcıyoruz. Bilim adamları tek tek hesaplamışlar. Onun içinde İstanbul, İzmir’de depreme daha çok maruz olabilecek yerlerde birçok projeleri açıklıyoruz. Bunun peşinden koşuyoruz. Bunun da bir tek yolu var, o da kentsel dönüşüm. Bakanlık olarak biz her yerde duyuruda bulunuyoruz. ‘Gelin beraber yapalım. Hangi partiden olursanız olun hiç fark etmez. Yeter ki gelin bu siyaset üstü bir durum. Bunu siyasete lütfen alet etmeyin’ diyoruz ama derdimizi de bir türlü anlatamıyoruz.” “Türkiye’de inşaat sektörünün geleceği çok parlak” diyen Özhasek, “Böyle 10 senede falan bitecek gibi gözükmüyor. Belki Avrupa’da restorasyonlarda vakit geçirebilirler. Yeni uydu kentler, küçük yerlere kurabilirler. Onların ihtiyacı olabilir ama bizde ihtiyaç çok daha fazla. İşin yüzde 80 adeta özel sektörde. Bu alanda şu anda bir buçuk milyona yakın insan çalışıyor. Gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6’sını oluşturuyor ama inşaat sektörünü besleyen yan sektörleri de ele aldığınız zaman 250 ayrı grubu ilgilendiriyor ve yurtiçi hasılamızında yüzde 30’unu oluşturuyor” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki: “Bittiğinde Zonguldak’ımızın en güzel yerlerinden birisi haline gelecek”
28 Mart 2024 Perşembe - 14:17 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki: “Bittiğinde Zonguldak’ımızın en güzel yerlerinden birisi haline gelecek” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Lavuar Alanı’nda incelemelerde bulundu. Terakki Mahallesi’nde yaklaşık 45 dönüme yakın arazide TOKİ tarafından hem müze hem de sosyal tesis inşaatlarına başlandığını ifade eden Bakan Özhaseki, projenin Zonguldak’a yakışacağını söyledi. Şantiyeyi gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Özhaseki şöyle dedi: “Çok önemli bir bölgedeyiz. Buradaki insanların ekmek kapısı olan bir bölge. Zaman içerisinde haliyle buranın da değişimi yenilenmesi gerekiyor. Uzun süredir çalıştığımız bir proje var. Toplamda neredeyse 45 dönüme yakın bir arazi. Bu taraftan TOKİ’miz burada hem millet bahçesi hem müze hem sosyal tesis inşaatlarına başladı. Devam ediyor. Bir taraftan da esnaf arkadaşlarımızın işlerini yapabilmeleri amacıyla onların sayısından daha fazla dükkanları yapabileceğimiz çok modern çarşıları burada yapmaya çalışıyoruz. Büyük bir proje. Ağır bir proje. Ama bir ucundan başlamak gerekiyordu, TOKİ’miz başladı. Buraya da herhalde beş yüz milyondan fazla bir para harcayacağız. Ama Zonguldak’a yakışacak. Herkesin uğrak yeri olacak. Herkes burada kömürün nasıl elde edildiğini, nasıl üretildiğini hangi zorluklarla çıkarıldığını, ne gibi işlemlerden geçildiğini müzede görmüş olacak. Bir taraftan da Zonguldak’ımızın her türlü sosyal etkinliklerinde büyük bir fuaye alanımız ortaya çıkmış olacak. Çok modern de bir millet bahçesine kavuşuyoruz. Onu inşallah kısa sürede bitiririz. Ama bir taraftan da Emlak konut olarak biz burada Özellikle esnaf kardeşlerimizin işlerini sürdürebilmeleri için çok güzel iş yerleri yapıyoruz. Bu iş yerleri için de adımlar atıldı, projeler çizildi. Mülkiyet sorununda sona geldik. Şu anda kentsel dönüşüm başkanlığında olan mülkiyeti emlak konutla bir protokol yaparak önümüzdeki günlerde ihalesini yapıp işe başlamış olacağız. Bunların da iki ay süreceğini zannetmiyorum. Bu kısa süre içerisinde burada bismillah diyerek o iş yerlerini yapmaya başlarız. Bittiğinde de herhalde Zonguldak’ımızın en güzel yerlerinden birisi haline gelecek. Herkesin uğrak yeri haline gelecek. Sosyal etkinliklerin düzenlendiği, insanların gelip gittiği cıvıl cıvıl bir mekan haline gelecek. Bu projemiz de hayırlı olsun. Büyük bir projede bu herhalde bir beş altı yüz milyon lira civarında da bu dükkanlar için harcarız. Değerli arkadaşlar bunları yaparken elbette ki şehirlerimize çok önem verdiğimiz için yapıyoruz. En büyük pay da doğrusu Ömer Selim başkanın. Onu da söyleyelim, itiraf edelim. Çünkü Ankara’daki insanların oturduğu yerden ülkenin dört bir köşesindeki önemli mekanları keşfetmeleri, oralarda işe başlamaları hayal olur biraz. Ama ben ilk defa duymuştum lavuar diye. O ne demek demiştim. Bildiğimiz bir konu da değildi. Bizim gündemimizde veyahut da literatürümüzde böyle bir kelime de yoktu. O kadar çok tekrarlandı ki artık biz de ezbere bilir hale geldik. sağ olsun her seferinde Ömer Selim Bey geldiğinde hem Cumhurbaşkanımıza arz ederken ben şahitlik ettim. Hem de bizde defalarca konuştuk. O ısrarlı çabaları neticesinde buraya kadar geldik. İnşallah biz de bunları bitiririz. Sonradan gelir burada bunların açılışını yapar insanların gözündeki mutluluğu görürüz. Bundan mutlu oluruz.”
Hayırsever, bakkalın veresiye defterindeki borçları ödedi
28 Mart 2024 Perşembe - 09:50 Hayırsever, bakkalın veresiye defterindeki borçları ödedi Zonguldak’ın Ereğli İlçesinde bir hayırsever, bakkalın veresiye defterindeki borçların tamamını ödedi. Karadeniz Ereğli’ de bir hayırsever girdiği bir markette veresiye defterindeki tüm borçları ödedi. Veresiye defterindeki 10 bin liraya yakın borcu ödeyen hayırsever, markete borcu olan ailelerin yüzünü güldürdü. Potbaşı Mahallesinde market işleten Muammer Arslan, iş yerine "Bakkalımıza 27.03.2024 tarihine kadar veresiye borcu olanların borçları hayırseverler tarafından ödenmiştir" yazılı afişi astı. Veresiye borcu olanlar ise afişi gördüklerinde mutlu oldu. Bakkal Sahibi Arslan daha önceki senelerde de ayni bu şekilde bir olayla karşılaştığını dile getirerek şunları dile getirdi; "Bakkal veresiye defterimizde çok büyük rakam değildi 9 ila 10 Bin TL arası bir rakam vardı. Daha öncesinde hiç tanımadığım görmediğim hayırsever vatandaşlar geldi bizden veresiye defterini satın almak istediler. Defter bedeli kadar ücret teklif ettiler biraz biz fedakârlık yaptık biraz onlar fedakârlık yaptılar ama çoğunluğunu onlar yaptılar teslim ettik bütün müşterilerimizin bütün hesaplarını bugün itibariyle kapattık Allah razı olsun onlardan. Bu mübarek ramazanda gerçekten çok duygulandık bu zamanda insanlar gerçekten çok zor durumda Allah razı olsun ben kendi sosyal medyamdan paylaştım tepkiler çok güzel oldu insanlar bu zor durumda azda olsa rahatladılar kafalarında markete borcum var derdi kalktı bu benim basıma gelen ikinci durum oldu daha önceki yıllar dada aynen bu şekilde hayırseverler geldi defteri alıp birçok vatandaşımızın borcunu sıfırladılar."