Yerel Haberler
Zonguldak
08 Nisan 2026 Çarşamba - 11:24 Çantı tekniğiyle inşa edilen çivisiz cami 2 asırdır ayakta Zonguldak’ta çantı tekniği ile inşa edilen 2 asırlık çivisiz cami, adeta zamana meydan okuyor. Çaycuma ilçesine bağlı Akçahatipler Köyü Merkez Camisi, çantı tekniğiyle 2 asırdır cemaatini ağırlıyor. Mimarı bilinmeyen cami, Anadolu’nun ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Cemaatin sığmaması üzerine ikinci katı da inşa edilerek hizmete açılan cami, dron ile havadan görüntülendi. Merak eden yerli ve yabancı turistlerin camiyi ziyarete geldiğini anlatan köy sakinleri, cami için gerekli desteklerin de sağlanmasını istedi. Köylüler, caminin uzun yıllar daha yaşatılması gerektiğine vurgu yaptılar. Köy azası İsmail Kızıltoprak (59) caminin bakımından kendini sorumlu hissettiğini anlatarak, "Bu civarda bir tek bizim ahşap camimiz varmış. Civar köylerde cami yokmuş. Diğer köylerden bizim köye camiye gelirlermiş. Cami 200 yıllık. Giriş katının tarihini bilen yok. Daha önce babam ve dedem camiyi onarıyordu. Şu anda ben bakıyorum. Babamın görevini aldım. Camideki tamir ve onarımları yapıyorum. Dışarısını da ahşap koruyucular kullandık. İçerisini onardık. Bu hale kadar getirdik" dedi. Caminin yapımında kullanılan ağaçların tek tek işlemden geçirildiğini büyüklerinden duyduklarını anlatan Kızıltoprak, "Kütük olarak tek tek biçmişler. Buraya dışarıdan gelen de oluyor. Burayı görmek camiyi görmek için geliyorlar. Çok da beğeniyorlar. Ne kadar çok yer gezdim. Ben 59 yaşındayım. Daha dışarıda namaz kılındığını bilmiyorum. Camimiz çok büyük ve mükemmel, tarihi bir cami" şeklinde konuştu. Camiyi büyüklerinden devraldığını ifade eden Kızıltoprak, "Yaşımız ve gücümüz elverdiği müddetçe bundan sonrası için de Allah nasip eder ömür verirse elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 11:10 Çantı tekniğiyle inşa edilen çivisiz cami 2 asırdır ayakta Zonguldak’ta 200 yıl önce çantı tekniği ile inşa edilen çivisiz cami, adeta zamana meydan okuyor. Çaycuma ilçesine bağlı Akçahatipler Köyü Merkez Camisi, çantı tekniğiyle 2 asırdır cemaatini ağırlıyor. Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen cami, Anadolu’nun ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Cemaatin sığmaması üzerine ikinci katı da inşa edilerek hizmete açılan cami, dron ile havadan görüntülendi. Merak eden yerli ve yabancı turistlerin camiyi ziyarete geldiğini anlatan köy sakinleri, cami için gerekli desteklerin de sağlanmasını istedi. Köylüler, caminin uzun yıllar daha yaşatılması gerektiğine vurgu yaptılar. Köy azası İsmail Kızıltoprak (59) caminin bakımından kendini sorumlu hissettiğini anlatarak "Bu civarda bir tek bizim ahşap camimiz varmış. Civar köylerde cami yokmuş. Diğer köylerden bizim köye camiye gelirlermiş. Cami 200 yıllık. Giriş katının tarihini bilen yok. Daha önce babam ve dedem camiyi onarıyordu. Şu anda ben bakıyorum. Babamın görevini aldım. Camideki tamir ve onarımları yapıyorum. Dışarısını da ahşap koruyucular kullandık. İçerisini onardık. Bu hale kadar getirdik" dedi. Caminin yapımında kullanılan ağaçların tek tek işlemden geçirildiğini büyüklerinden duyduklarını anlatan Kızıltoprak, "Kütük olarak tek tek biçmişler. Buraya dışarıdan gelen de oluyor. Burayı görmek camiyi görmek için geliyorlar. Çok da beğeniyorlar. Ne kadar çok yer gezdim. Ben 59 yaşındayım. Daha dışarıda namaz kılındığını bilmiyorum. Camimiz çok büyük ve mükemmel, tarihi bir cami" şeklinde konuştu. Camiyi büyüklerinden devraldığını ifade eden Kızıltoprak, "Yaşımız ve gücümüz elverdiği müddetçe bundan sonrası için de Allah nasip eder ömür verirse elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:24 Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesi öğrenci ve akademisyenlerin hizmetine açıldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim ve eğitimin kalbi olan kütüphanelerini çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmeye devam ediyor. Farabi Kampüsünde yer alan Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesinde gerçekleştirilen yenileme çalışmalarıyla oluşturulan modern oturma alanları ve Prof. Dr. Durmuş Günay anı köşesi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Gerçekleştirilen açılış törenine; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal ve Prof. Dr. Servet Karasu, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri ile birlikte akademik ve idari personel katıldı. Kütüphanenin giriş katında hayata geçirilen kapsamlı düzenleme çalışmalarıyla birlikte; Prof. Dr. Durmuş Günay’ın akademik mirasını yaşatacak tanıtım ve anı köşesi oluşturulurken, öğrencilerin daha konforlu bir ortamda vakit geçirebileceği modern oturma alanları da kütüphaneye kazandırıldı. Yenilenen ödünç-iade bankosu ile hizmet süreçleri hızlandırılırken, RFID teknolojisiyle güçlendirilen altyapı sayesinde K-matik, Self-Check ve katalog tarama cihazları da kullanıcı dostu bir şekilde hizmet vermeye hazır hâle getirildi. "Kütüphanelerimiz, bilginin ışığında geleceğin inşa edildiği irfan yuvalarıdır" Açılış kapsamında değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, gerçekleştirilen çalışmaların üniversitenin eğitim vizyonunun güçlü bir yansıması olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi: "Bugün burada yalnızca fiziki bir yenilenmeyi değil; bilgiye erişimi kolaylaştıran, öğrencilerimizin akademik gelişimini destekleyen ve üniversitemizin ilim yolculuğuna değer katan önemli bir dönüşümü hep birlikte hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kütüphanelerimiz, sadece kitapların bulunduğu alanlar değil; aynı zamanda düşüncenin, üretimin ve geleceğin inşa edildiği müstesna irfan ocaklarıdır. Modern oturma alanları ve güçlendirdiğimiz teknolojik altyapı ile öğrencilerimize daha konforlu, daha verimli ve çağın gerekliliklerine uygun bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyoruz. Bu yönüyle kütüphanelerimiz, gençlerimizi meslek hayatlarına hazırlamada ve donanımlı bir birey olmalarına rehberlik eden en kıymetli yapılarımızdır." Rektör Özölçer konuşmasının devamında, gerçekleştirilen yatırımların önemli kazanımlar olduğuna dikkat çekerek şu sözleri ifade etti: "Geçtiğimiz günlerde Kütüphaneler Haftası gibi anlamlı bir zaman diliminde, Çaycuma Kampüsümüzde Subsea7 iş birliğiyle Açık Deniz Teknolojileri Merkezi Kütüphanesini üniversitemize kazandırmanın gururunu yaşamıştık. Bugün ise üniversitemizin en büyük kütüphanesi olan Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanemizde; yeni oturma alanlarını öğrencilerimizin hizmetine sunarken, üniversitemize uzun yıllar değerli hizmetlerde bulunmuş, birçok öğrenci yetiştirmiş ve Yükseköğretim Kurulu üyeliği gibi önemli görevler üstlenmiş kıymetli hocamız Prof. Dr. Durmuş Günay adına hazırladığımız anı köşesini açmanın da bahtiyarlığını yaşıyoruz. Üniversitemizi tercih eden öğrencilerimizin, böylesine önemli görevlerde bulunmuş kıymetli hocalarımızı yakından tanımaları, onların ilmi birikimlerinden ilham almaları bizler için son derece kıymetlidir. İnanıyorum ki kütüphanelerimiz; öğrencilerimizin sadece ders çalıştıkları alanlar değil, aynı zamanda dostluklarını pekiştirdikleri, birlikte ürettikleri ve geleceklerine yön verdikleri birer yaşam merkezi olacaktır. Burada geçirilen her an, onların akademik yolculuklarına değer katacak ve hayatlarında unutulmaz izler bırakacaktır. Bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği bulunan başta Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanımız Sayın Osman Demir olmak üzere tüm kütüphane yönetimine, akademik ve idari personelimize gönülden teşekkür ediyorum. Yenilenen kütüphanemizin üniversitemize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyor, tüm öğrencilerimize yükseköğrenim hayatlarında üstün başarılar temenni ediyorum." Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in konuşmasının ardından program kurdele kesimiyle devam etti. Akabinde katılımcılar kütüphanede gerçekleştirilen çalışmaları yerinde inceleme fırsatı buldu. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Modern tasarımı, güçlü teknolojik altyapısı ve öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi yaklaşımıyla Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesi, BEUN’un eğitimde kalite vizyonunun somut bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Hayata geçirilen bu çalışma, üniversitenin bilgiye erişimi kolaylaştıran ve akademik bilgi üretimini destekleyen öncü yapısını bir kez daha ortaya koyarken, öğrencilerin geleceğine değer katacak önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’geçersiz oy’ gerginliği
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:19 Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’geçersiz oy’ gerginliği Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’isimler yanlış yazıldığı’ gerekçesiyle 3 oyun geçersiz sayılması ve oturumu mevcut başkanın yönetmesi, mecliste tartışmalara neden oldu. İl Genel Meclisi toplantı salonunda jandarma ekiplerinin güvenlik önlemleri altında yapılan seçimde, Necdet Karaveli ile CHP’den Hayrettin Kartal yarıştı. 16’şar üyeye sahip grupların katıldığı oylamada, pusulalara isimlerin "Hayrettin Kaltal" ve "Nejdet Karaveli" şeklinde harf hatasıyla yazılması gerekçesiyle Kartal’a verilen 2, Karaveli’ye verilen 1 oy divan tarafından geçersiz kabul edildi. Meclis oturumunu, aynı zamanda seçime giren Necdet Karaveli’nin yönetmesine CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz itirazlarda bulundu. Yavuzyılmaz ve beraberindeki partililer, Karaveli’nin oturuma başkanlık edip karar verme yetkisinin bulunmadığını savunarak başkanlık kürsüsü önünde itirazlarını sürdürdü. Karşılıklı tartışmaların büyümesi ve salonda seslerin yükselmesi üzerine jandarma ekipleri araya girerek tarafları yatıştırdı. Divan kurulunun seçimi 15-14’lük sonuçla Necdet Karaveli’nin kazandığını duyurmasının ardından Karaveli’yi destekleyen meclis üyeleri salondan ayrılırken, CHP grubunun kürsü önündeki tepkisi sürdü. Meclisin birinci başkan vekili katip ve encümen seçimlerinin yapılabilmesi için salona geldi. Meclisin devam ettirilmek istemesine rağmen CHP’liler kapıyı içerden tutup "Direne Direne Kazanacağız" sloganları attı. AK Partililer ise CHP’lilerin kapıyı tutması sebebiyle salona giremedi. 2024 yılında yapılan seçimlerde de Karaveli, 15 oya karşı 17 oy alarak il genel meclisi başkanı seçilmişti.
Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53 Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerine dikkat çekerek ağızda iyileşmeyen yara, ses kısıklığı ve boyunda şişlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir bölgeden oluştuğunu belirtti. Baklacı, "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi. Sigara ve alkol birlikteliği riski katlıyor Tütün ürünlerinin kullanımının baş boyun kanserlerinde iki ana risk faktörü olduğunu ifade eden Dr. Baklacı, "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Semptomları gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor" Baş ve boyun kanserlerinin semptomlarının gözle görülebildiğini ve fark edilebildiğini belirten Baklacı, "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye belirtti. "Hedef sadece tümörü yok etmek değil, fonksiyonları korumak" Hastanın detaylı kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte çeşitli tanı yöntemlerine de başvurduklarını söyleyen Baklacı, "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz. Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" şeklinde konuştu. "Merkezimiz, baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden birisi" Baş ve boyun kanserlerinde şikayetlerin "nasılsa geçer" diye geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Baklacı, şöyle devam etti: "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor. Merkezimizde bu açıdan bütün teknolojik altyapı veya diğer modaliteler açısından uzman ekip bulunmakta. Merkezimiz bu bölgedeki baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden bir tanesi. En büyük farkımız ise ’Tümör Konseyi’ uygulamamızdır." "Şikayetleriniz 3 haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeyin" Bartın, Karabük, Bolu, Düzce gibi çevre illerdeki meslektaşlarla da iletişim halinde olmayı istediklerini ve hedeflediklerini belirten Deniz Baklacı, "Bu açıdan sadece kendi hastalarımız değil, bölgedeki meslektaşlarımızla da iletişim içinde olmayı istiyoruz ve bunu hedefliyoruz. Baş boyun kanserli hastaların yönetilmesi, yönlendirilmesi veya tedavinin meslektaşlarımıza bilgilendirilmesi anlamında çaba sarf ediyoruz. Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin ’nasılsa geçer’ tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli. Diğer açıdan baş boyun kanserleri önlenebilir kanserler. Sigara, tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin azaltılması oldukça önemli. Ağız içi hijyenine dikkat edilmesi ve güneş ışınlarından korunması yine baş boyun kanserlerini önleyici faktörler olarak söyleyebiliriz." Baklacı, her Çarşamba günü ücretsiz olarak Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verdiklerine dikkat çekti. Baklacı, hastaların randevu alarak gelebileceğini randevu alamayanların ise doğrudan polikliniğe başvurabileceğini sözlerine ekledi.
BEUN Aşçılık Programı Öğrencisi Çakmak’tan Türkiye Şampiyonluğu
31 Mart 2026 Salı - 14:23 BEUN Aşçılık Programı Öğrencisi Çakmak’tan Türkiye Şampiyonluğu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencisi Eren Çakmak, "Mutfakta Dönüşüm Var-Lezzetlerin Sıfırıncı Noktası" sloganıyla düzenlenen Ulusal Sıfır Atık Yemek Yarışması’nda, Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. Kayseri Üniversitesi ve Talas Belediyesi iş birliğinde sıfır atık bilincini artırmak amacıyla düzenlenen, üniversiteler arası Gastronomi ve Mutfak Sanatları ile Aşçılık programlarını kapsayan yemek yarışması düzenlendi. Toplamda 14 üniversitenin Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Aşçılık Programı öğrencilerinin katıldığı yemek yarışmasında, 9 öğrenci finale kalarak kıyasıya mücadele etti. Finale kalan tek ön lisans öğrencisi olma başarısını gösteren Eren Çakmak; sergilediği özgün yaklaşım ve sürdürülebilir mutfak vizyonuyla jüriyi etkiledi. Çakmak, şampiyonluk kürsüsüne adını yazdırarak, 30 bin TL’nin ve kupanın sahibi olup ödülünü Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa ile Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın elinden aldı. Gıda israfını önleyen, yerel ve mevsimsel ürünleri önceleyen, atık oluşumunu en aza indiren özgün ana yemek tariflerinin yer aldığı yarışmanın final etabı, Dr. Makbule Çıkrıkçıoğlu Gastronomi ve Mutfak Sanatları Uygulama Mutfağında gerçekleştirildi. BEUN Gastronomi Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sercan Kadam koordinatörlüğünde yarışmaya hazırlanan Eren Çakmak, "Yoktan Var Oluş" adını verdiği tabağıyla sıfır atık felsefesini gastronomik bir sanat eserine dönüştürdü. Çakmak’ın tabağında; bayat Devrek köy ekmeklerinden hazırlanan "Portakallı Çıtır"; balık kılçıkları ve atık Devrek kireni posasından elde edilen "Devrek Kiren Sosu" ve sebze kabuklarından oluşturulan yatak üzerinde sunulan "Deniz Levreği Izgara" yer aldı. Doğaya saygı, yerel ürünlere bağlılık ve yenilikçi mutfak tekniklerini bir araya getiren bu özgün sunum, jüri üyelerinden tam not aldı. Elde edilen başarıda BEUN’un farklı akademik birimlerinin iş birliği de dikkat çekti. Yarışmada kullanılan özel sunum tabağı, Gökçebey Mithat-Mehmet Çanakcı Meslek Yüksekokulu Mimari ve Dekoratif Sanatlar Programı tarafından atık materyallerin değerlendirilmesiyle tasarlanarak projeye estetik ve çevreci bir boyut kazandırdı. BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri dile getirdi: "Kıymetli öğrencimiz Eren Çakmak’ın böylesine anlamlı, vizyoner ve toplumsal farkındalık yönü yüksek bir yarışmada Türkiye birincisi olması, üniversitemiz adına büyük bir gurur ve mutluluk vesilesidir. Bu önemli başarı, öğrencimizin üstün gayreti ile disiplinli çalışmanın, nitelikli eğitimin ve güçlü akademik rehberliğin bir sonucudur. Bu başarıyı; akademisyenlerimizin yenilikçi bakış açılarının, uygulamalı eğitim anlayışının ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonunun güçlü bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Öğrencimizin yöremize özgü coğrafi işaretli Devrek kirenini böylesine prestijli bir platformda özgün bir yorumla sunarak birincilik elde etmesi, yerel değerlerimizin evrensel bir dile dönüşebileceğinin en somut göstergelerinden biridir. Yerel ürünlerimizin ve kültürel mirasımızın yükseköğretim kurumları aracılığıyla ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılması; hem bu değerlerin korunması hem de ekonomik ve kültürel kalkınmaya katkı sunması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu tür başarılar, şehrimizin sahip olduğu zenginliklerin bilim, sanat ve estetik anlayışla buluştuğunda nasıl güçlü bir etki oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu vesileyle, yarışmanın düzenlenmesinde emeği geçen başta Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa Hocam olmak üzere kıymetli Kayseri Üniversitesi ailesine ve Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ile değerli Talas Belediyesi ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Bu gurur verici başarının mimarı olan değerli öğrencimiz Eren Çakmak’ı yürekten tebrik ediyor; öğrenim ve meslek hayatında üstün muvaffakiyetler diliyorum. Sevgili öğrencimizin yetişmesinde ve bu gurur verici başarıyı elde etmesinde büyük emekleri bulunan Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı akademisyenlerimize ve özellikle öğrencimizi bu önemli organizasyona titizlikle hazırlayan Öğr. Gör. Dr. Sercan Kadam’a teşekkür ediyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin her alanda en iyi şekilde yetişmesi, ulusal ve uluslararası platformlarda ülkemizi başarıyla temsil etmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."
BEUN’lü akademisyen ulusal toplantıda moderatör oldu
31 Mart 2026 Salı - 13:42 BEUN’lü akademisyen ulusal toplantıda moderatör oldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Eğitim Fakültesi İngilizce Dili Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Tuğba Aydın Yıldız, Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) ile British Council iş birliğinde düzenlenen "İngilizce Dil Eğitiminde Yenilik ve Teknoloji Ulusal Politika Diyaloğu" toplantısına katıldı. Yıldız, program kapsamında gerçekleştirilen yuvarlak masa oturumlarından birinde moderatörlük yaptı. 25-26 Mart 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen toplantıda, İngilizce dil eğitiminde dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları ve teknolojik dönüşüm konuları ele alındı. Kamu kurumları, üniversiteler ve uluslararası kuruluşlardan temsilcilerin yer aldığı programda, eğitimde teknoloji kullanımına yönelik politika geliştirme süreçleri masaya yatırıldı. Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlarda; yapay zekâ destekli öğrenme ortamları, öğretmenlerin dijital yeterlilikleri, ölçme ve değerlendirme sistemleri ile eğitimde teknolojinin sürdürülebilir kullanımı gibi başlıklar görüşüldü. Yuvarlak masa oturumlarından birinde moderatör olarak görev alan Dr. Tuğba Aydın Yıldız, eğitimde yapay zekâ ve yabancı dil öğretimi alanındaki çalışmaları doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu. Program sonunda, İngilizce dil eğitiminde teknolojinin etkin ve etik kullanımına yönelik politika önerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi.