Yerel Haberler
Adana
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:45 Uzmandan Orta Doğu uyarısı: "İsrail-İran gerilimi küresel barışı tehdit ediyor" Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, Orta Doğu’da artan gerilimin yalnızca bölgeyi değil küresel barışı da tehdit ettiğini söyledi. İsrail ile İran arasında başlayan ve kısa sürede bölgeye yayılan gerilim sekizinci gününde de devam ediyor. İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda karşılıklı saldırılar sürerken bölgede tansiyon giderek yükseliyor. İsrail’in İran’daki bazı askeri ve stratejik hedefleri vurmasının ardından İran da misilleme saldırıları düzenledi. Karşılıklı saldırılar devam ederken gerilimin yalnızca 2 ülkeyle sınırlı kalmazken Hatay’a da füze parçası düştü. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgede bulunan askeri üsleri ve İsrail’e verdiği destek de çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği yönündeki kaygıları artırırken uzmanlar ise savaşta, Lübnan başta olmak üzere bölgedeki farklı aktörlerin de sürece dahil olabileceği yönünde endişelerini dile getiriyor. "Bu gerilim küresel barışı da tehdit ediyor" Konuyla ilgili Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Berat Akıncı, İsrail’in İran’a yönelik müdahalesinin yalnızca İran için değil tüm bölge ve küresel barış için tehdit oluşturduğunu söyleyerek, "En çok endişe duyulan konu İsrail-İran savaşının bölgeye ve küresel sisteme yayılmasıydı. Gelinen noktada İsrail’in Lübnan başta olmak üzere farklı bölgelere yönelik saldırıları, bu endişelerin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor" dedi. "ABD’nin güvenlik politikalarının merkezinde İran var" ABD’nin bölgedeki güvenlik politikalarının merkezinde İran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin geriletilmesinin bulunduğunu ifade eden Akıncı, "ABD, İran’ın özellikle İsrail’i vurabilecek askeri kapasitesini düşürmeye yönelik politikalar izliyor. Bu kapsamda bölgedeki askeri üsler üzerinden İran’a yönelik operasyonların gerçekleştirildiğini görüyoruz" diye konuştu. İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarını mütekabiliyet çerçevesinde değerlendiren Akıncı, İran’ın bölgede denge oluşturabilmesi için bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlü tutması gerektiğini söyledi. "Vekil güçler savaşın yayılma riskini artırıyor" Vekil güçlerin savaşın yayılma riskini de arttırdığına değinen Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi: "Şu an yaklaşık 10 ülke İran’ın saldırılarından etkilenmiş durumda. ABD üslerine müdahaleler oldu. Diğer taraftan İsrail ve ABD’nin İran ile Lübnan’a yönelik ciddi saldırıları gerçekleşti. Vekil unsurların devreye girmesi, savaşın önce bölgesel sonra da küresel boyuta ulaşma riskini artırıyor. Uluslararası toplumun daha aktif rol üstlenmesi gerekiyor." "Türkiye bölgede önemli bir denge unsuru" Uluslararası toplumun sürece müdahil olması gerektiğini vurgulayan Akıncı, tüm Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin hukukun üstünlüğünü esas alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini anlattı. Türkiye’nin bölgede önemli bir denge unsuru olduğunu belirten Akıncı, "İran, ABD ve İsrail karşısında denge oluşturmak istiyorsa bölge ülkelerine ihtiyaç duyuyor. Bu noktada en önemli aktörlerden biri Türkiye. İran barış görüşmelerini Umman yerine İstanbul’da yapmayı kabul etseydi, savaş başlamadan önce masada çözüm üretilebilirdi" dedi. Bölgede kaotik bir ortamın bulunduğunu ifade eden Akıncı, savaş ortamında algı operasyonlarının da devreye girebildiğini belirterek bölge ülkelerinin dikkatli ve temkinli hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı
11 Kasım 2025 Salı - 09:43 Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı Türkiye genelinde havaların soğumasıyla beraber sağlıklı ve yöresel lezzetlerden olan cevizli pekmezli sucuğa talep arttı. Ülke genelinde havaların soğuması ve kış mevsiminin gelmesiyle birlikte tatlı tercihleri de değişti. Kimi yörelerde ismi köme, orcik veya şıra olarak bilinen cevizli pekmezli sucuk; doğallığı ve sindirim rahatlığı ile şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Faydaları saymakla bitmeyen ceviz ve doğal üzüm pekmezi içermesiyle tüketilmesi önerilen cevizli pekmezli sucuk hala geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Hem sağlıklı hem de enerji verici bir ürün olan cevizli pekmezli sucuğun önde gelen imalatçılarından birisi de Adana’da uzun yıllardır faaliyet gösteren Musko Kuruyemiş. Toptan ve perakende olarak ürünün satışını yapan firma, ayrıca online satış ile tüm Türkiye’ye ve yurtdışına gönderim sağlıyor. "En güzel, doğal, birinci sınıf üzüm pekmezini kullanıyoruz" İhlas Haber Ajansı’na konuşan firmanın Müşteri Temsilcisi Muhammed Ali Özbek, geleneksel yöntemlerle cevizli pekmezli sucuk yapımını sürdürdüklerini anlatarak, "Cevizli pekmezli sucuk bizim kendi ürettiğimiz; toptan, perakende ve online olarak satışını yaptığımız bir ürün. Her sene eylül ayından itibaren bu ürüne çok yoğun talep oluyor. Kullandığımız ceviz ve pekmezin kalitesiyle ürünümüz çok beğeniliyor. Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına toptan satış ile gönderim sağlıyoruz. Bu sene ürüne talep geçen yıllara göre daha da fazla. Kendi mağazalarımızda perakende müşterilerimiz de bu ürünü çok beğenerek alıyorlar. Ayrıca online satış ile direkt fabrikamızdan müşterilerimizin adresine taze taze gönderim yapıyoruz. ’muskoshop.com’ online alışveriş sitemiz üzerinden tüm Türkiye’den ve yurt dışından cevizli sucuk ve diğer tüm ürünlerimiz için sipariş almaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvendiğimiz yerden ürünü alıyoruz" Cevizli pekmezli sucuk almaya gelen müşterilerden Hasan Şahin, "Cevizli sucuk severek tükettiğimiz bir ürün. Hem geleneksel hem de sağlıklı. Ürünü bildiğimiz güvendiğimiz yerden almak için Musko’ya geldik" şeklinde konuştu.
DAİMFED, Osmaniye’de sektörün nabzını tuttu
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:28 DAİMFED, Osmaniye’de sektörün nabzını tuttu Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, Osmaniye Şube Başkanlığı’nı ziyaret ederek kentsel dönüşümden nitelikli iş gücüne kadar pek çok sektörel konuyu değerlendirdi. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhitleri Federasyonu (DAİMFED), bölgesel temaslarını sürdürüyor. Genel Başkan Mustafa Karslıoğlu, Osmaniye Şube Başkanı Abdullah Ulucan ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelerek kentin inşaat sektöründeki mevcut durumu ve karşılaşılan sorunları ele aldı. "Sahadan gelen her geri bildirim, çözüm politikalarımızı güçlendiriyor" Ziyaret, DAİMFED Osmaniye Şube Başkanlığı’nda, federasyonun saha temasları kapsamında gerçekleştirildi. Toplantıda Osmaniye Şube Başkanı Abdullah Ulucan ve yönetim kurulu üyeleri hazır bulundu. Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Osmaniye’nin yeniden yapılanma sürecinde kritik bir konumda bulunduğunu belirten Karslıoğlu, bölgedeki inşaat sektörünün güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantıda; yapı müteahhitliği sınıflandırmasındaki sorunlar, kentsel ve yerinde dönüşüm uygulamalarında yaşanan aksaklıklar, inşaat malzemelerindeki fiyat artışları ve nitelikli iş gücü açığı ele alındı. Görüşme, çözüm odaklı bir atmosferde tamamlanırken Genel Başkan Mustafa Karslıoğlu, şunları söyledi: "Osmaniye gibi yeniden yapılanma sürecinde olan illerimizde sektörün nabzını yerinde tutmak bizim için büyük önem taşıyor. Sahadan gelen her geri bildirim, çözüm politikalarımızı güçlendiriyor."
Adana’da 37 yıl önce köylülerin diktiği fidanlar ormana dönüştü
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:22 Adana’da 37 yıl önce köylülerin diktiği fidanlar ormana dönüştü ADANA (İHA) – Adana’nın Feke ilçesinde 37 yıl önce bölgede oluşan heyelan sonrası ağaç dikim seferberliğine katılan köylüler, yıllar sonra diktiği ağaçları ve oluşan sonbahar manzarasını görünce duygu dolu anlar yaşadı. Feke ilçesinde yaklaşık 37 yıl önce meydana gelen büyük heyelan nedeniyle birçok ev tahliye edilmiş, afetzede ailelere afet konutları teslim edilmişti. Afetten birkaç yıl sonra köylülerin seferber olup devlet desteğiyle diktikleri sedir ve kızılçam fidanları, yıllar içinde büyüyerek ormana dönüştü. Köylüler, yıllar sonra yeniden gördükleri yeşil örtüye hayran kalırken duygu dolu anlar da yaşadı. "’Biz görür müyüz acaba’ derdik ama gördüm" Mansurlu, Musalar, Ormancık ve Gaffaruşağı mahalleleri çevresinde yükselen ormanın fidan dikiminde yer alan köylülerden Atike Solmuşgül, "Yıllar sonra buraya gezmek için geldim, sonbahar manzarası ve büyüyen orman beni çok mutlu etti. Buralar annemin vatanı. 1988-1989 yıllarında diktik bu fidanları. ’Biz görür müyüz acaba’ derdik ama gördüm, çocuklarım ve torunlarım da gördü. Ormanın mantarını bile yedik" dedi. "Görünce çok duygulandım" Solmuşgül, afet sonrası bölgenin bomboş dağ görünümünde olduğunu söyleyerek, "Mansurlu, Musalar, Ormancık, Gaffaruşağı köylüleri el birliğiyle diktik. Zarar vermesin diye hayvanlarımızı bile ormana bırakmazdık. Şimdi görünce çok duygulandım, ilkbaharda daha da güzel olur" diye konuştu. Köylüler, yıllar önce kendi elleriyle toprakla buluşturdukları fidanların oluşturduğu ormanı görünce doğaya emek vermenin gururunu yaşadıklarını ifade etti.
37 yıl önce köylülerin diktiği fidanlar ormana dönüştü
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:20 37 yıl önce köylülerin diktiği fidanlar ormana dönüştü Adana’nın Feke ilçesinde 37 yıl önce bölgede oluşan heyelan sonrası ağaç dikim seferberliğine katılan köylüler, yıllar sonra diktiği ağaçları ve oluşan sonbahar manzarasını görünce duygu dolu anlar yaşadı. Adana’nın Feke ilçesinde yaklaşık 37 yıl önce meydana gelen büyük heyelan nedeniyle birçok ev tahliye edilmiş, afetzede ailelere afet konutları teslim edilmişti. Afetten birkaç yıl sonra köylülerin seferber olup devlet desteğiyle diktikleri sedir ve kızılçam fidanları, yıllar içinde büyüyerek ormana dönüştü. Köylüler, yıllar sonra yeniden gördükleri yeşil örtüye hayran kalırken duygu dolu anlar da yaşadı. "Biz görür müyüz acaba? derdik ama gördüm" Mansurlu, Musalar, Ormancık ve Gaffaruşağı mahalleleri çevresinde yükselen ormanın fidan dikiminde yer alan köylülerden Atike Solmuşgül, "Yıllar sonra buraya gezmek için geldim, sonbahar manzarası ve büyüyen orman beni çok mutlu etti. Buralar annemin vatanı. 1988-1989 yıllarında diktik bu fidanları. ‘Biz görür müyüz acaba?’ derdik ama gördüm, çocuklarım ve torunlarım da gördü. Ormanın mantarını bile yedik" dedi. "Görünce çok duygulandım" Solmuşgül, afet sonrası bölgenin bomboş dağ görünümünde olduğunu söyleyerek, "Mansurlu, Musalar, Ormancık, Gaffaruşağı köylüleri el birliğiyle diktik. Hayvanlarımızı bile ormana bırakmazdık, zarar vermesin diye. Şimdi görünce çok duygulandım, ilkbaharda daha da güzel olur" diye konuştu. Köylüler, yıllar önce kendi elleriyle toprakla buluşturdukları fidanların oluşturduğu ormanı görünce doğaya emek vermenin gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Eşi boğazını kesti engelli kaldı: 2 çocuk annesi dehşet anlarını ilk kez anlattı
10 Kasım 2025 Pazartesi - 09:25 Eşi boğazını kesti engelli kaldı: 2 çocuk annesi dehşet anlarını ilk kez anlattı Adana’da ayrıldığı eşinin boğazından bıçakladığı 2 çocuk annesi 29 yaşındaki kadın, 4,5 aylık tedavi sürecinin ardından yeniden hayata tutundu. Engelli kalan 2 evladı devlet korumasına alınan genç kadının, tek isteğinin fizik tedaviye gidip yeniden ayağa kalkmak ve çocuklarına bakmak olduğunu söyledi. Ev hanımı Nazmiye Çalışkan (29), 2020 yılında terzilik yapan İ.D.Ö. (30) ile dini nikahla evlendi. Çiftin S. (4) ve A.A. (3) isminde biri engelli 2 evlatları dünyaya geldi. Nazmiye Çalışkan, geçtiğimiz ocak ayında eşinin kendisine sürekli şiddet uyguladığını öne sürerek ayrılıp ailesinin evine gitti. 10 Nisan 2025’te İ.D.Ö., iddiaya göre, çocuklarından S.’yi yanında götürdü. 12 Nisan 2025 günü ise ayrıldığı eşini arayıp ‘Çocuk durmuyor, gel’ diyerek babasının evine çağırdı. Buraya giden anne Çalışkan, evine geri döneceği sırada iddiaya göre, ayrıldığı eşi İ.D.Ö, tarafından evladının gözü önünde boynundan ve boğazından bıçaklanıp darp edildi. Çocukların feryatları ve evdeki bağırışımalar üzerine çevredekiler durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri evden kaçan şüpheli eski eşi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Saldırgan, çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yüzde 96 engelli kaldı Sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırılan Nazmiye Çalışkan ise 4,5 ay boyunca yoğun bakımda tedavi gördü. Yüzde 96 engelli kalan ve yürüme kabiliyetini yitiren genç kadın, taburcu olduktan sonra bir şok daha yaşadı. İddiaya göre, evindeki bütün eşyaların eski kayınbabası tarafından satıldığını gören genç kadın, önce ailesinin yanına sığındı ardından da arkadaşlarıyla birlikte yaşamaya başladı. 2 çocuğuyla bir başına kalan Çalışkan, geçtiğimiz haftalarda ise üst üste hastaneye gitmesi gerektiği için evlatlarını dedesinin evine bıraktı. Bu sırada ise mahallede yardım dağıtan bir dernek çocuğun o hallerini görüp sosyal medyada paylaştı ve çocuğun dedesi de ‘Anneleri çocukları terk etti’ diyerek beyan verdi. Bunun üzerine çocuklar anında devlet korumasına alındı. Hastaneden döndükten sonra evlatlarını göremeyen anne, bir kez daha yıkıldı. "Ambulans geldiğinde benim üzerimde çekyat vardı" Yaşadığı bütün dramı İhlas Haber Ajansı’na anlatan Nazmiye Çalışkan, şimdi tek istediğinin fizik tedavi görüp evlatlarına bakacak kadar ayağa kalkmak olduğunu söyledi. Çalışkan, "Olay günü ben eski kayınbabamın evine gittim ve eski eşimin kız kardeşiyle kahve içtik. Eve geri dönecekken oğlum ‘Cips paketini aç’ dedi. Cips paketini açarken şah damarımdan 2 bıçak darbesi yedim. Orada yere düştüm sonra boynumdan bıçakladı. Ben yerde yatarken İ.’nin ağabeyi kanlı tişörtünü değiştiriyor, oda evden kaçıyor. Daha sonra tekrar geliyor ve ‘Ölmedin mi lan sen’ dedi. Ölme numarası yaptım ve İ. gitti. Ambulans geldiğinde benim üzerimde çekyat vardı. Hemşire çekyatı kaldırdı" ifadelerini kullandı. "Yüzde 96 engelli kaldım" Bütün ailenin olaya şahit olduğunu anlatan Çalışkan, "İ.’nin babası evdeki kanlı bıçağı çöpe atmaya kalkarken olay yeri inceleme polisleri fark edip hemen müdahale etmiş. Bütün aile bu olaylara şahit oldu. Hepsi mahkemede konuşuldu. İ. şuanda cezaevinde ancak diğerleri dışarıda. Mahkeme devam ediyor, ben adalete sığınıyorum, benim engelli çocuğum var ve benim gibi hiçbir anne bu şekilde yatmayı hak etmiyor. Yüzde 96 engelli kaldım. Olay gününden bu yana böyle yatıyorum" diye konuştu. "Ayağa kalkıp, çocuklarıma sahip çıkmak istiyorum" Çocuklarının devlet korumasında olduğunu, bir an önce iyileşip evlatlarına yeniden kendisinin bakmak istediğini belirten Çalışkan, daha sonra şunları söyledi: "Ben çocuğumu hastaneye gitmek zorunda kaldığım, kimsemde olmadığı için mecburen dedesine bıraktım. Ancak dedesi yanlış beyan verdi ve ortaya çıkan bazı videolar sonucu benim çocuklarımı devlet koruma altına aldı. Benim evim, eşyalarım, kurulu düzenim vardı. Eşyalarım hep satıldı. Ev kullanılmayacak hale geldi. Çocuğumu o halde sosyal medyada görünce yıkıldım. Ben çocuğumu mecburen dedesine bıraktım. Karton topluyorum diyerek beyan veren kişi belediyede çalışıyor ve 52 bin TL maaş alıyor. Çocuklarım devlet korumasında, ben sadece ayağa kalkmak, çocuklarıma sahip çıkmak istiyorum. Tek isteğim fizik tedaviye gitmek ve bunun için bana yardım edilmesi. Ayağa kalkıp çocuklarımı almak ve onlara sahip çıkmak istiyorum."