Yerel Haberler
Adana
Psikolog Karaçiçek: "Sevdiğiniz insan hayatınızın tamamı olmamalı"
13 Şubat 2026 Cuma - 11:41 Psikolog Karaçiçek: "Sevdiğiniz insan hayatınızın tamamı olmamalı" Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, ilişkide sevdiğiniz kişinin hayatınızın tamamı olmaması gerektiğini belirterek, "Tüm planlarınızı ona göre yapmak, her şeyi onun üzerine kurmak zamanla sizi tüketir" dedi. Yoğun iş temposu, artan stres, iletişimin büyük ölçüde dijital ortama taşınması ve insanların birbirine ayırdığı zamanın azalması, çiftler arasında duygusal kopukluklara neden olabiliyor. Bu durum zamanla karşılıklı anlayışı azaltıp tahammülsüzlüğü artırırken, küçük sorunlar bile büyük tartışmalara dönüşebiliyor. Teknolojinin gelişmesi, tüketimin artması ve toplumsal yapının değişmesi ilişkileri yürütmeyi her geçen gün daha zor hale getiriyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, bazen küçük görünen hataların zamanla büyük sorunlara dönüşebildiğini söyleyerek, "İlişkilerde mutluluğun anahtarı ise iletişim, anlayış ve karşılıklı saygıdır" dedi. Klinik Psikolog Karaçiçek, çiftlerin en sık yaptığı 10 büyük hatayı şu şekilde sıraladı: Partneri hayatın merkezine koymak İlişkide sevdiğiniz insan elbette çok değerlidir, ancak hayatınızın tamamı olmamalıdır. Tüm planlarınızı ona göre yapmak, her şeyi onun üzerine kurmak zamanla sizi tüketir. Bu durum ilişkinin dengesini de bozar. İlişki, hayatı tamamlayan güzel bir parçadır; hayatın tek amacı haline gelmesi sağlıklı değildir. Sürekli haklı olmaya çalışmak Hayatta her zaman haklı olmak imkansızdır. Ancak bazı kişiler ilişkilerinde her tartışmada üstün çıkmaya çalışır. Bu tutum zamanla ilişkinin dengeli ve eşit yapısını bozar. İnsanlar bazen haklı olmayı o kadar önemser ki mutlu olabilecekleri anları kaçırırlar. Unutmayın, ilişkilerde çoğu zaman tek bir doğru yoktur. Gerektiğinde özür dilemekten kaçınmayın; çünkü özür dilemek zayıflık değil, olgunluk göstergesidir. Aşırı kıskançlık Kıskançlık, kontrolsüz hale geldiğinde ilişkiyi yıpratan ciddi bir probleme dönüşebilir. Sürekli hesap sormak, partnerin telefonunu kontrol etmek, kimlerle görüştüğünü sorgulamak ve sosyal çevresini kısıtlamak zamanla güven duygusunu yok eder. Aşırı kıskançlık, sevginin değil güvensizliğin göstergesidir ve ilişkinin sağlıklı ilerlemesini engeller. Kişiyi değiştirmeye çabalamak Sürekli partnerinizi değiştirmeye çalışmak, ilişkiyi yoran ve çıkmaza sokan bir davranıştır. Üstelik kişi istemedikten sonra onu zorla değiştirmek mümkün değildir. Burada önemli nokta şudur: Partnerinizin davranışı size veya çevresine zarar veriyor mu? Eğer zarar vermiyorsa, onu değiştirmeye çalışmak haksızlık olabilir. Her şeyi birlikte yapmak Birlikte vakit geçirmek güzel olsa da her anı beraber geçirmek sağlıklı değildir. Bu durum bağlılık gibi görünse de aslında zamanla bağımlılığa dönüşebilir. Sağlıklı bir ilişkide her iki tarafın da kendi alanının olması da gerekir. Kişinin arkadaşlarıyla vakit geçirmesi, ailesine zaman ayırması ve hobilerini sürdürmesi ilişkiyi güçlendirir. Dijital dünyaya aşırı zaman ayırmak Günümüzde ilişkilerde en sık yaşanan problemlerden biri, taraflardan birinin sürekli telefon ya da bilgisayarla meşgul olmasıdır. Eve gelir gelmez telefona sarılmak, birlikte vakit geçirirken bile sosyal medyadan kopamamak ya da "kafamı dağıtıyorum" diyerek saatlerce oyun oynamak, gerçek iletişimi zayıflatır. Ayrıca sosyal medyada görülen "kusursuz hayat" paylaşımları çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. İnsanlar bu sahte mutlulukları kendi ilişkileriyle kıyasladığında, gereksiz sorgulamalar ve memnuniyetsizlikler başlayabilir. Çok kırıcı tartışmalar Tartışmalar her ilişkide olur ancak tartışma şekli çok önemlidir. Bağırmak, hakaret etmek, küçümsemek ya da kişinin değerlerine saldırmak ilişkide en büyük yaraları açar. Sorun konuşulurken kişiliğe değil, davranışa odaklanmak gerekir. Öfke kontrolü ve yapıcı bir dil kullanmak ilişkiyi koruyan en önemli unsurlardandır. Gerçekçi olmayan beklentiler Bazı kişiler geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını farkında olmadan ilişkiye taşır. Oysa herkesin sevgisini hissettirme kapasitesi farklıdır. Karşınızdaki kişiden sadece verebileceği kadarını beklemek gerekir. Geçmişe takılı kalmak Bazı insanlar geçmişte yaşanan olayları unutamaz ve sürekli gündeme getirir. Oysa eski sorunları tekrar tekrar açmak, ilişkiye zarar verir. Elbette hatalardan ders almak önemlidir. Ancak geçmiş affedildiyse sürekli hatırlatmak ilişkiyi yıpratır. Sorunların üstünü kapatmak Sorunları yok saymak ya da içine atmak çözüm getirmez. Aksine zamanla küçük kırgınlıklar büyür ve daha büyük problemler haline gelir. Rahatsız olduğunuz konuları doğru zamanda, sakin bir şekilde ve kırıcı olmadan dile getirmek önemlidir. Duygularınızı paylaşmak, iletişimi güçlendirir ve ilişkinin sağlıklı şekilde ilerlemesine yardımcı olur.
Enkazdan çıktı, umut oldu: "Kozan’dan Pazarcık’a Gönül Köprüsü"
13 Şubat 2026 Cuma - 10:00 Enkazdan çıktı, umut oldu: "Kozan’dan Pazarcık’a Gönül Köprüsü" ADANA (İHA) – Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde depremi yaşayan ve Adana’da görevine devam eden Şeyma öğretmen, "Kozan’dan Pazarcık’a Gönül Köprüsü" projesiyle iki ilçe arasında gönül bağı kurdu. Pazarcık’taki depremzede öğrencilerden gelen mektupları okuyan öğretmen ve öğrenciler duygu dolu anlar yaşadı. 6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde Günay Apartmanı’nda enkaz altında kalan ve yaralı olarak kurtarılan Beden Eğitimi Öğretmeni Şeyma Yenilmez, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen öğrencilerini ve meslektaşlarını unutmadı. Deprem sonrası Kozan’da göreve başlayan Yenilmez, "Kozan’dan Pazarcık’a Gönül Köprüsü" projesiyle iki ilçe arasında gönül bağı kurdu. Şeyma öğretmen, 6 Şubat’ın yıl dönümünde Kozan’daki öğrencileriyle Pazarcık’a mektuplar yazdılar. Şeyma öğretmen ve öğrencileri Pazarcık’taki depremzedelerden gelen cevapları okurken ise duygu dolu anlar yaşadı. Yenilmez, depreme Pazarcık’ta yakalandığını ve yaralı olarak çıktığını anlatarak, "Çok sayıda canımızı kaybettik. Uzuv kaybı yaşayan öğrencilerim oldu. Canlarımız enkaz altında kalmış olabilir ama umutlarımız, hayallerimiz asla" diye konuştu. 5 yıl Pazarcık’ta görev yaptığını ve ilçeyle güçlü bir bağ kurduğunu ifade eden Şeyma öğretmen, "6 Şubat’ı yaşamış biri olarak evsiz kalmanın, hiçbir şeye ulaşamamanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Pazarcık benim için çok kıymetli. Oradaki meslektaşlarımı ve öğrencilerimi asla unutmayacağım. Kalbimizden geçenleri kağıtlara dökmek istedik. Pazarcık Fen Lisesi Müdürü Cahit Yumrutaş’a destekleri için teşekkür ederim. Canlarımız enkaz altında kaldı ama umutlarımızı yeniden yeşertiyoruz. Bu gönül bağının kopmadan sürmesini diliyoruz" dedi. Öğrencilerden Ayşegül Hicran Kurt, mektup kardeşliği kurduklarını belirterek, "Mektubumuza gelen cevabı okurken çok duygulandım. Biz de burada o depremi çok korkarak yaşadık. 6 Şubat büyük bir felaketti. Orada yaşayan arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi ilettik" ifadelerini kullandı. Hatice Hazal Kaya ise, "Şeyma hocamız projeyi başlattığında mektup yazarken elim ayağım titredi. Onlardan cevap gelince çok duygulandık" dedi. Defne Çelik de mektup kardeşliğinin kendileri için çok anlamlı olduğunu belirterek, "Arkadaşlarımızın bize dönüş yapması bizi çok mutlu etti. Hepsine teşekkür ederim" diye konuştu.
Terör bile aşklarını bitiremedi
13 Şubat 2026 Cuma - 09:37 Terör bile aşklarını bitiremedi Hakkari’nin Çukurca ilçesinde 16 yıl önce bölücü terör örgütü PKK’nın döşediği mayına basması sonucu, gözlerini ve sağ kolunu kaybeden gazinin eşi, onu hiç yalnız bırakmayarak hem gözü hem eli oldu. Hasan Arısoy (45), 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde jandarma astsubay olarak göreve başladı. 2006 yılında Bircan Arısoy (42) ile evlenen Arısoy’un bu evlilikten bir erkek çocuğu oldu. Arısoy, 2010 yılında Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Köprülü mevkiinde görevi sırasında bölücü terör örgütü PKK’nın döşediği mayının patlaması sonucu iki gözünü ve sağ elini kaybederek gazi oldu. Ağır yaralanan Arısoy, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) 2 yıl süren tedavisinin ardından memleketi Adana’ya döndü. Bu zorlu süreçte en büyük desteği ise eşi Bircan Arısoy’dan gördü. Bircan Arısoy, eşinin adeta gözü ve eli oldu, onu bir an olsun yalnız bırakmadı. Terör saldırısı Arısoy’un uzuvlarını aldı ancak çiftin arasındaki sevgiyi bitiremedi. "Gözümü ve elimi kaybettim ama eksiklerimi eşim tamamladı" Yaşadığı süreci anlatan Hasan Arısoy, "Hakkari Çukurca’da 2010 yılında mayın patlaması sonucu gazi oldum. Jandarma astsubay olarak görev yapıyordum. Yaşadığım olayın süreci benim için çok sıkıntılıydı. Yeni duruma alışmak benim için kolay olmadı. Ailemin, meslektaşlarımın ve devletimizin desteğiyle tekrar ayağa kalktım" dedi. Arısoy, gazi olduğunda evli olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Eşim, olayın olduğu ilk günden itibaren her zaman yanımda oldu. Gözümü ve elimi kaybettim ama eksiklerimin hepsini eşim tamamladı. Hayata karşı duruşumda ve verdiğim mücadelede hep yanımdaydı. Hem evladımızla hem de benimle ilgilendi. Bu süreçte kendi işiyle de ilgilendi. Eşim, ailemizin temel direği diyebilirim. 2006 yılında evlendik. Benim için Sevgililer Günü 2010 yılından önce daha farklıydı. Bu olay yaşandıktan sonra, o sevginin gücü beni ayakta tuttu. Sevgililer Günü, sevginin ne kadar önemli olduğunu ve eşimin bana karşı olan sevgisini hissettiğim için artık daha farklı geçiyor." "İyi günde yanındaysam, kötü günde de yanında olurum" Eşinin yaralanmasının kendisi için hiçbir şeyi değiştirmediğini belirten Bircan Arısoy ise evlilik yeminine sadık kaldığını vurgulayarak, "Biz 2006 yılında evlendik. Evlenirken ’iyi günde, kötü günde’ diyerek evlendik. Eşimin yaralanması benim için pek bir şey değiştirmedi. O benim için her zaman Hasan’dı ve olaydan sonra da böyle kaldı. Kendisi bana ’gözüm, kolum’ der. Hasan’ın da beni tamamladığına inanıyorum. Biz birbirimizi çok seviyoruz. Birbirimizi tamamlıyoruz. Bir oğlumuz var ve 20 yıllık evliyiz. İnşallah 20 yılı daha görürüz" diye konuştu. Arısoy, şunları kaydetti: "Ben ayrılığı hiç düşünmedim. Olay ilk olduğunda hastanede bile bu söylentileri duydum. Ama iyi günde yanındaysam, neden kötü gününde yanında olmayayım? O şekilde bıraksam, ertesi gün benim başıma gelmeyeceğini nereden bileyim? Hiç aklımdan ayrılmak geçmedi. Ben ailemi ve kocamı seviyorum." Terörün gölgesinde ağır bir bedel ödeyen Hasan Arısoy, eşinin sevgisi ve desteğiyle hayata tutundu. Arısoy çifti, "iyi günde, kötü günde" sözünün sadece bir nikâh cümlesi değil, hayatın en zor sınavında verilen bir mücadele olduğunu gösterdi.