Yerel Haberler
Adana
Üst geçit isteyen mahalleli eylem yapıp belediyeye tepki gösterdi 10 Mart 2026 Salı - 16:10:16 Adana’da tırın dorsesinin çarpması sonucu parçalanan ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülen üst geçidin yerine 10 aydır yenisi yapılmayınca mahalleli eylem yapıp belediyeye tepki gösterdi. Merkez Seyhan ilçesi Turhan Cemal Beriker Bulvarı’nda 6 Mayıs 2025’te bir tırın dorsesi, seyir halindeyken açılarak yaya üst geçidine çarptı. Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleriyse parçalanan üst geçidi sökerek kaldırdı. Üst geçidin yeniden yapılacağı belirtilse de bu zamana kadar herhangi bir çalışma başlatılmadı. Okulların yoğun olduğu bölgede Emek ile Seyhan mahallelerini birbirine bağlayan üst geçidin yapılması için mahalle sakinleri defalarca Adana Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruda bulundu. Üst geçidin bulunduğu noktada bulunan mahalle sakinleri, yolun karşısına geçmekte zorlandıklarını belirterek yetkililerden yardım istedi. Grup adına konuşan Metin Yıldırım, söz konusu üst geçidin hala yapılmamış olmasının, bölge halkını mağdur ettiğini ifade ederek, "Burası bir okullar bölgesidir ve çevrede yaklaşık 10 bin öğrenci bulunmaktadır. Bölgedeki sakinlerin günlük yaşam düzenleri bozulmuş, güvenlik riski artmıştır. Üst geçidin olmayışı sebebiyle vatandaşlarımız yoğun akan trafiğe aldırış etmeden, mecburiyet nedeniyle konulan engellerin üzerinden atlayarak karşıya geçmek zorunda kalmaktadır. Bu durum her an ciddi trafik azasına yol açabilecek hayati bir tehlike oluşturmaktadır" dedi. Yakın zamanda meydana gelen bir trafik kazasında bir kadının hayatını kaybettiğini anlatan Yıldırım, "Aylardır yapılmayan üst geçitten dolayı yaşanan kazada en büyük suç kime aittir? Tabi ki sorumluluklarının gereğini yapmayan kişi ve kurumlara aittir. Bunun vebalini kaldıramazsınız. Bölge halkı olarak Adana Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumlardan üst geçidin ivedilikle yeniden yapılmasını, yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan bazı vatandaşların, akan trafiğe rağmen refüjdeki demirlerin üzerinden atlayarak karşıya geçmeye çalıştığı görüldü.
Adana’da trajikomik görüntü: Serum takılı halde motosikletle yolculuk yaptı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:56 Adana’da trajikomik görüntü: Serum takılı halde motosikletle yolculuk yaptı Adana’da kolunda serum takılı olan bir kişinin motosikletin arkasında yolculuk yapması görenleri hayrete düşürdü. Görüntüler üzerine uyarıda bulunan Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, "Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" dedi. Adana’da merkez Seyhan ilçesinde bir sağlık kuruluşunda tedavi olduktan sonra kolunda serum takılı olan bir kişinin motosiklet ile yolculuk yapması, görenleri hayrete düşürdü. Trajikomik olay, bir kişi tarafından cep telefonuyla görüntülendi. Görüntülerde, motosikletin arkasında oturan bir kişinin koluna takılı serumu havada tutarak gitme anları yer aldı. Trajikomik olayla ilgili Özel Medline Adana Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, böyle bir yolculuğun hayati risk taşıdığına dikkat çekti. Elmas, "Bu görüntüler sağlıklı bir davranış değil. Bir hastanın, damar yolu açık şekilde sağlık merkezinden çıkması kesinlikle doğru değil. Bu durum, alerjik reaksiyon, tansiyon düşmesi, damar yolunun çıkması ve kanamaya yol açması gibi ciddi riskler taşıyor. Dolayısıyla hastanın hayati tehlikesi söz konusu olabilir" diye konuştu. "Sağlık merkezleri buna izin vermemeli, ölümle sonuçlanabilir" Elmas, hastaların zaman zaman bu şekilde çıkmak isteyebileceğini ancak sağlık merkezlerinin buna izin vermemesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Damar yolu açılması ve bu işlemlerin tamamlanması yalnızca ambulans, sağlık ocağı, hastane veya tıp merkezi gibi yetkili kurumlarda yapılmalıdır. Bizim de gönlümüzden geçen, bu tür işlemlerin mutlaka bir hekim kontrolünde gerçekleştirilmesidir. Daha önce ’sarı serum’ haberleriyle vatandaşlarda büyük bir tedirginlik oluşmuştu. Bu tür görüntüler gerçekten hoş değil; adeta beşinci dünya ülkesinde yaşıyormuşuz hissi veriyor." Kişinin motosiklet üzerinde olmasının riski kat kat artırdığına vurgu yapan Elmas, "Bir düşme durumunda kafa travması geçirme ihtimali var. Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.
Kuzenini öldürdü: "Ben sopayla dövdüm, bıçakla yaralamadım"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:50 Kuzenini öldürdü: "Ben sopayla dövdüm, bıçakla yaralamadım" Adana’da kuzenlerin kavgasında taraflardan biri bıçaklanarak hayatını kaybetti. Gözaltına alınan kuzen ifadesinde, "Kuzenim aylak aylak geziyordu. ’Neden işe gitmiyorsun’ diye uyardım. Sonra kavga çıktı, ben de sopayla dövdüm. Ancak bıçakla onu yaralamadım" dedi. Olay, 13 Ekim günü saat 20.40 sıralarında, Yüreğir ilçesine bağlı Ulubatlıhasan Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Hüseyin Balkan (38) ve kuzeni R.B. (35) telefonda konuştukları sırada birbirlerine küfretti. Daha sonra Balkan, sokakta yürüdüğü sırada kuzeni R.B. (35) ile karşılaştı. İki kuzen arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında R.B. ve yanındaki arkadaşı U.U. (28), Balkan’ı sopa ile dövmeye başladı. Kavga sırasında Balkan, sırtına aldığı bıçak darbesiyle yere yığıldı. R.B. ile U.U. kaçarak izini kaybettirdi. Balkan kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, söz konusu şüphelilerin peşine düştü. Bölgedeki kamera kayıtlarını inceleyen cinayet ekipleri, şüphelilerin saklandığı Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’ndeki bir apartman dairesini tespit etti. Belirlenen adrese operasyon yapan polis, 2 şüpheliyi de yakaladı. Emniyete götürülen şüphelilerden R.U. "Kuzenim aylak aylak geziyordu. ’Neden işe gitmiyorsun’ diye uyardım. Sonra kavga çıktı, ben de sopayla dövdüm. Ancak bıçakla onu yaralamadım" dedi. Diğer şüpheli U.U. ise, "Ben de bıçak kullanmadım, olayla bir ilgim yok" diyerek kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 şüpheli de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
63 kişinin öldüğü apartmanın davasında aileler, karar duruşması öncesi enkaz alanında toplandı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:41 63 kişinin öldüğü apartmanın davasında aileler, karar duruşması öncesi enkaz alanında toplandı Adana’da 6 Şubat 2023’teki depremlerde 63 kişinin öldüğü, 12 kişinin de yaralandığı Tutar Yapı Sitesi C Blok davasına ilişkin karar duruşması öncesi yakınlarını kaybeden aileler enkaz alanında toplandı. 3 sanığın tutuklu bulunduğu davaya ilişkin mağdur aileleri, "Savcı, en son davada mütalaasını sunarken bir şahsın yurt dışı çıkış yasağı ile ev hapsiyle cezalandırılmasını istedi. 63 canın karşılığı tatil yapar gibi ceza olmamalı" dedi. Asrın felaketinde Adana’nın Çukurova ilçesinde bulunan Tutar Yapı Sitesi C blok yıkıldı ve 63 kişi hayatını kaybederken 12 kişi ise yaralandı. Depremin ardından binanın teknik uygulama sorumlusu ve inşaat mühendisi Cüneyt Akkaya tutuklandı. Kolon betonlarından yapı uzmanlarınca alınan karotlar incelenmek üzere yapı ve zemin denetimi laboratuvarına gönderilmiş, çalışmalar sonucunda apartmanın söz konusu blokunun deprem dayanıklılık testini geçemediği belirlenmişti. Binanın zemin katındaki dairede tadilat yaptıkları ve bu tadilatın binaya zarar verdiği iddia edilen Bekir Baloğlu ve oğlu Osman Baloğlu savcılık talimatıyla gözaltına alınmış, taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan tutuklanmıştı. Geçtiğimiz hafta Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 22 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenen tutuklu sanıklar davaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanıklar haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatlarını istedi. Savcıdan ’adli kontrol’ mütalaası Savcı, sanık Bekir Baloğlu’nun tutuklulukta kaldığı süre dikkate alınarak konutu terk etmeme ve yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararı ile tahliyesi, diğer sanıkların ise mevcut hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş sundu. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, esas hakkında mütalaaya karşı savunma hazırlanmasına ve eksik hususların giderilmesine karar verip karar duruşmasını 17 Ekim’e erteledi. "Bu şahsın evinde tatil yapar gibi ceza çekmesini istemiyoruz" Karar duruşması öncesi apartmanda yakınlarını kaybeden aileler, enkaz alanında toplandı. Depremde ablası, eniştesi ve 2 yeğenini kaybeden Hatice Güçlü, "3 Ekim’de görülen mahkememizde savcı mütalaasını verdi ve mütalaasında sanık Bekir Baloğlu’nun ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla cezasını çekmesini, diğer 2 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamını uygun gördü. Heyet bunu kabul etmedi ancak karar duruşmasında kabul etmeyeceği anlamına gelmiyor. Bizler bu şahsın evinde tatil yapar gibi ceza çekmesini istemiyoruz" diye konuştu. "Benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı" ’Benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı’ diyerek üzüntüsünü dile getiren Güçlü, "Bekir Baloğlu’nun Hepatit B hastalığı olduğu söylendi ama bu cezaevinde kalmaya engel bir durum değil. İnsanlar başlarına bir şey geldiği zaman evlerine sığınır, benim canlarımın evleri başlarına yıkıldı. Bunun karşılığı evinde tatil yapar gibi bir ceza olmamalı, bunu kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Adalet, depremde bütün hayatını kaybedenler için olmalı" Kardeşini, kardeşinin eşini ve 2 yeğenini kaybeden İsmet Kocalar adalet beklediklerini anlatarak, "Son karar duruşmasında bu şahısların en ağır şekilde cezalandırılmalarını ve olası kast ile yargılanmalarını istiyoruz. Son karar duruşmasında savcı, Bekir Baloğlu hakkında ev hapsi istedi. Ev hapsi cezası ödül verilmiş gibi bir cezadır. Biz bu şahısların hafif bir ceza ile cezalandırılmalarını istemiyoruz. Adalet bekliyoruz ve adalet sadece bizim için değil, bütün depremde hayatını kaybedenler için olmalı" dedi. "Müebbet hapis cezası almalarını istiyoruz" Annesini, babasını ve ablasını kaybeden Akın Turus ise, "Beklentimiz bu 3 sanığın da yargılanması ve hak ettikleri cezayı alması. Kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası almalarını istiyoruz. Burada 63 kişi hayatını kaybetti ve bu apartmanda belki onların aileleriyle 164 veya 264 kişinin hayatı değişti" şeklinde konuştu.
2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti
14 Ekim 2025 Salı - 10:55 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesi, 10-11 Ekim tarihleri arasında kadın sağlığı uzmanlarını ağırladı. İki gün süren 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi’nde bilimsel oturumların yanı sıra canlı cerrahi uygulamaları da gerçekleştirildi. 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erhan Şimşek konuşmasına, Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer’e katkılarından dolayı teşekkür ederek başladı. Prof. Dr. Şimşek, derneğin kurucu başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik’in önderliğinde Antalya’dan Kahramanmaraş’a uzanan 11 farklı merkezdeki üniversite ve eğitim hastanelerinin değerli akademisyenlerini bir araya getirdiklerini, bu sayede Akdeniz Bölgesi’nde kadın sağlığı odaklı faaliyetlerin başlamış olduğunu ifade etti. Pandemi ve deprem gibi büyük zorlukların hemen ardından, ilk kongrenin 180 katılımcının yer aldığı başarılı bir organizasyonla gerçekleştirdiklerini belirten Şimşek, "Bugün ise siz değerli hocalarımızın katkılarıyla kongremiz çok daha kapsamlı ve güçlü bir hale gelmiştir. Katılımınız ve desteğiniz için hepinize gönülden teşekkür ediyor, kongremizin verimli, keyifli ve bilimsel açıdan zengin geçmesini diliyorum" dedi. Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik, derneğin beş yıl önce kurulduğunu hatırlatarak, "Yüz yüze ve çevrim içi olmak üzere toplam 83 toplantı gerçekleştirdik. Bu, mesleğimize ve derneğimize olan bağlılığımızın somut bir göstergesidir"diye konuştu. Federasyonun mottosunun "Sağlıklı Kadın, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek" olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gürkan Uncu, bölge başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin özverili çalışmalarıyla meslektaşlar arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve kadın sağlığının korunması ile geliştirilmesine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. "Bilgiyi paylaşmak hekimliğin en önemli sorumluluğudur" Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal’da, konuşmasına geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren tıp dünyasının duayen ismi Prof. Dr. Ali Ayhan’ın "Sevgiyi ve bilgiyi paylaşalım" sözüyle başladı. Haberal, bu sözün Ali Ayhan hocanın vizyonunu ve hekimlik anlayışını özetlediğini belirterek, "Bu motto, bugünkü toplantının da anlamını yansıtmaktadır" diyerek vurgu yaptı. Haberal, bilgi ve teknolojinin hızla değiştiği bir çağda kadın doğum camiasının sürekli gelişiminin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Önemli olan, kadın doğum alanında çalışan hekimlerin bir arada olması, bilimsel çalışmaların güçlenmesi ve ülkemizin uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edilmesidir. Jinekolojik onkoloji alanında çalışan bir hekim olarak, merhum hocamız Prof. Dr. Ali Ayhan’ın öncülüğünde Türkiye’nin uluslararası derneklerde kabul görmesine ve ülkemizin bu platformlarda temsil edilmesine tanıklık ettim. Bu gelişme, ülkemiz adına son derece kıymetli bir adımdı. Diliyorum ki, derneklerimiz ve federasyonlarımız bundan sonra da uluslararası kongrelerde etkinliklerini artırarak güçlü bir biçimde varlık göstermeye devam eder." Kadın doğum uzmanlığına olan ilginin azaldığına dikkat çeken Haberal, federasyonların Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak mesleğin hukuki güvencesinin güçlendirilmesi ve branşın yeniden cazip hale getirilmesinin önemine değindi.
Güney Kore’nin açıkladığı ‘Kuraklık’ çalışması Adanalıları endişelendirdi
14 Ekim 2025 Salı - 09:57 Güney Kore’nin açıkladığı ‘Kuraklık’ çalışması Adanalıları endişelendirdi Güney Kore’de yapılan bir araştırmada Çukurova bölgesinin 5 yıl sonra ‘Sıfır Günü Kuraklığı’ ile yüzleşeceğinin açıklanması tarımsal üretim yapanları ve mühendisleri endişelendirdi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Türkiye’de Tatlısu kaynaklarının yüzde 77’si tarımsal üretimde kullanılıyor. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız.Damlama sulama sistemlerini devreye almamız gerekiyor" dedi. Son yıllarda artan iklim değişikliği etkileri tüm dünyayı etkisi altına alırken su kıtlığı hat safhaya ulaştı. Özellikle Türkiye’de birçok il su kıtlığı çekerken Türkiye tarımının başkenti Çukurova bölgesinde de yaşanan su kıtlığı tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.Güney Kore’de yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliğinin hızlandırıcı etkisiyle Adana ve Mersin 2030’da, İstanbul ve Diyarbakır ise 2050’de, içme suyunun tükeneceği gün anlamına gelen ‘Sıfır Günü Kuraklığı’ ile yüzleşmesi bekleniyor. "Damlama sulama sistemlerine geçilmeli" Araştırma sonuçlarını değerlendiren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Yıllardır Çukurova ve Türkiye’nin tamamında kuraklık olduğunu belirtiyoruz. Artık bu kuraklık kendisini ciddi bir şekilde gösteriyor. Türkiye olarak toplam tatlısu kaynaklarımızın yüzde 77’sini tarımda, yüzde 13’ünü üretim ve enerjide, yüzde 10’unu ise evlerde kullanmaktayız. Bu yüzde 77 çok büyük bir rakam. Çukurova ve Türkiye’nin tamamında damlama sulama sistemlerinin hiç zaman kaybetmeden devreye alınması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından su kıtlığı nedeniyle Çukurova’da ikinci ürün ekiminin bu sene yasaklandığına dikkat çeken Doğan, "Üstü açık kanallardan tarla ve bahçeler sulanırken hep kaçaklar ve komşu çiftçilerin tarlalarına su kaçmakta. Dünyada en güzel 3 ovadan birine sahibiz ve bu su kanallarının da üstünün kapanması lazım. Bizim Çukurova’da 365 gün suya ihtiyacımız var. Ürünlere su verilmezse verim kaybımız oluyor. Bu yıl 15 Eylül’e kadar suyumuz vardı. Sonbaharda yağan yağmurlarla suyumuz bu günlere kadar geldi. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" şeklinde konuştu. Ziraat Mühendisi Tuğçe Tuzcu, "Güney Koreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada Çukurova bölgesinin 2030 yılında tamamen susuz kalacağı bildirilmiş. Özellikle yer altı su kaynaklarının korunmasının ve denetlenmesini sağlamalıyız. Sürdürülebilir sulama sistemlerine karşı çiftçileri bilinçlendirmeliyiz" diye konuştu. "Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin ise "Adana bölgesi yarı kurak bir bölge. Burası su kıtlığının yaşanabileceği bir bölge. Yapılan araştırmalarda barajların bu kıtlığa çözüm olmayacağı ortaya çıkmakta. Yeraltı sularının korunması lazım. Büyük barajların ve göllerin olması su kıtlığı olmayacağı anlamına gelmez. Yağmur yağınca yeraltı su kaynakları doluyor gibi bir algı var ancak yeraltı su kaynakları hızlı boşalır, yavaş dolar. Yeraltı su kaynaklarının vahşi sulamadan çıkartılarak, damlama sulama sistemlerine geçilmeli. Bireysel olarak da insanların alması gereken tedbirler var. Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" dedi.
Sarmaşıklarla kaplı metro yolu, görsel şölen oluşturuyor
14 Ekim 2025 Salı - 09:36 Sarmaşıklarla kaplı metro yolu, görsel şölen oluşturuyor Adana’da sarmaşıklarla kaplı metro yolu, görenleri hayran bırakırken, kentin beton dokusu içerisinde adeta bir sanat eseri gibi ilgi görüyor. Adana’da 13 kilometrelik bir mesafeye hizmet etmesi nedeniyle yetersiz kalan metronun bazı noktalarında sarmaşıklar dikkat çekiyor. Yıllardır Güney Kuşak Bulvarı metro geçidi, zamanla duvarlarını saran sarmaşıklarla adeta doğanın sanat eserine dönüştü. Kentin beton dokusu içinde yeşilin nadir örneklerinden biri haline gelen metro yolu, vatandaşların ilgisini çekiyor. Kent merkezinde yer alan metro yolu, özellikle son aylarda hızla yayılan sarmaşıklarla kaplandı. Yeşil yapraklar geçidin duvarlarını tamamen sararken, tavanlardan sarkan dallar görsel bir şölen oluşturdu. Günün farklı saatlerinde ışığın yansımalarıyla bambaşka bir manzara sunan geçit, fotoğraf meraklılarının da uğrak noktası haline geldi. "Vatandaşlar güzel olduğunu söylüyor" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Hürriyet Mahallesi Muhtarı Ömer Atiz, "Metro kurulduğundan bu yana etrafında yeşillikler sarmaşıklar görsel olarak güzel duruyor. Vatandaşlar güzel olduğunu söylüyorlar. Bu sarmaşığın her yere yayılmasını istiyoruz. Vatandaşlar sarmaşıkları gördüğü zaman hemen resim çekiyorlar" dedi. Vatandaşlardan Veysi Oğuz ise sarmaşıkların bütün Adana’ya yayılması gerektiğini belirterek, "Sarmaşıkların temizliğe ihtiyacı var. Her türlü memnunuz. Daraldığımız zaman metro hattının altına gelip oturuyoruz. Çayımızı kahvemizi burada içiyoruz. Bütün Adana’ya yayılmasını istiyoruz. Oksijen bizim geleceğimiz ve bütün nesiller için çok önemli" ifadelerini kullandı.
Adana’nın Sümela’sı ’Sin Manastırı’ turizme kazandırılmayı bekliyor
14 Ekim 2025 Salı - 09:33 Adana’nın Sümela’sı ’Sin Manastırı’ turizme kazandırılmayı bekliyor Adana’nın Kozan ilçesinde, sarp kayalara inşa edilmiş mimarisiyle Sümela’yı andıran Sin Manastırı turizme kazandırılmayı bekliyor. İlçeye bağlı Velicanlı Mahallesi’nden geçen Seyhan Nehri’nin ana kollarından Göksu Irmağı’nın doğu tarafında yer alan Sin Manastırı, görüntüsü ile Sümela Manastırı’na benzerliği ile dikkat çekiyor. Dağ yamacına oyulmuş 5 katlı şekilde görülen Sin Manastırı dron ile görüntülendi. Zaman zaman bölgeye gelen bazı şahıslar tarafından zarar verilen manastırın, koruma altına alınarak turizme kazandırılması isteniyor. 2018 yılında bölgede yapılan incelemede yapının üzerinde herhangi bir kitabe bulunmadığı, işçilik özelliklerine göre 10. ve 11. yüzyıllar arasında inşa edilmiş olabileceğini ortaya çıkan manastırla ilgili Velicanlı Mahallesi Muhtarı Hatice Akkaya, ilgililerden destek istedi. "Karadeniz’in Sümela’sından eksiği yok" Sin Manastırı’nın turizme kazandırılmasını isteyen muhtar Hatice Akkaya, manastırın yöre sakinleri arasında ’Sin Ağzı’ olarak bilindiğini söyledi. Akkaya "Yolu çok tehlikeli olduğu için bakanlığın tarafından buraya el atılmasını istiyoruz. Kozan Belediye Başkanımız da burası için elimizden tutarsa, Karadeniz’in Sümela Manastırı gibi ziyaretçi ağırlayacağına inanıyoruz. Karadeniz’in Sümela’sından eksiği yok, bakımsız ilgisiz buralar. Altında baraj var. Burası restore edilirse çok güzel bir yer çıkacak. Karadeniz’e nasıl her yıl milyonlar gidiyorsa buraya da gelecektir" dedi. Mahalle sakini Ali Yıldırım ise "Burası Sin Ağzı, Sin Manastırı olarak yeni tanınıyor. Burası çok güzel. Ben 50 yıldır burada yaşıyorum. Gelen giden oluyor ama zarar veriyorlar. Sin Manastırı’nı sökmeye, tahrip etmeye çalışıyorlar. Bir yol ihtiyacı var, buranın turizme kazandırılarak korunmasını istiyoruz" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Her baş dönmesi vertigo değil"
14 Ekim 2025 Salı - 09:24 Uzmanı uyardı: "Her baş dönmesi vertigo değil" Her baş dönmesinin vertigo olmadığını belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kemal Olgun, "Baş dönmelerini üç ana bölümde incelememiz gerekiyor. Birincisi sistemik hastalıklar, şeker, kalp ya da tansiyon olabiliyor. İkinci bölümde nörolojik hastalıklar var. Üçüncü bölümde ise iç kulağa bakıyoruz, yani işitme ve denge organımıza. Burada sıkıntı varsa ’vertigo’ diyoruz" dedi. Vertigo rahatsızlığı son yıllarda birçok insanın kabusu oldu. Özel Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kemal Olgun, vertigo ile ilgili vatandaşları bilgilendirdi. Vertigonun bir baş dönmesi hastalığı olduğunu, her baş dönmesinin vertigo almadığına değinen Uzman Dr. Olgun, "İnsanlar vertigo deyince kafaları karışabiliyor, ciddi bir hastalık mı var diye düşünüyorlar. Baş dönmesi insanlar için sıkıntılı bir durumdur. Öncelikle hastalardan bir hikayesini dinliyoruz. Çünkü baş dönmelerini üç ana bölümde incelememiz gerekiyor. Birincisi sistemik hastalıklar, şeker, kalp ya da tansiyon olabiliyor. İkinci bölümde nörolojik hastalıklar var. Üçüncü bölümde ise iç kulağa bakıyoruz, yani işitme ve denge organımıza. Diğer iki seçeneği devre dışı bırakırsak hastamıza birkaç soru soruyoruz. Çınlama, baş dönmesi, mide bulantısı ya da denge problemi olup olmadığını soruyoruz. Bunlardan alacağımız cevaba göre hastalarımıza bazı manevralar uyguluyoruz" diye konuştu. "Kristalleri manevralarla yerine oturtuyoruz" Bulgu elde edilmesi durumunda hastalara iki seans uyguladıklarına dikkat çeken Olgun "Kristal demek, iç kulağımızın içerisinde elektron mikroskoplarla görülebilen partiküller demektir. İç kulağımızdaki sıvı dengesini bozarak baş dönmesi yapıyor. Biz de o manevralarla o kristalleri yerine oturtuyoruz. Uzun süreli kullanılması gereken baş dönmesi ilaçları var. Ayrıca vitamin-mineral dengesi var. Vücut bağışıklığına bakıyoruz. Aslında bu işin dördüncü bölümü de var. Hastamızı muayene ediyoruz ama hiçbir sıkıntı bulamıyoruz. Tansiyon, mineral ve diğer her şey iyi ama hasta şikayetçi. İşte o zaman migren türü ya da gerginlik ile stres var mı ona bakıyoruz."
Yerli ve milli şarj istasyonu üreticisi Voltgo 2 yaşında
14 Ekim 2025 Salı - 09:21 Yerli ve milli şarj istasyonu üreticisi Voltgo 2 yaşında Yerli ve milli şarj istasyonu üreticisi Voltgo, 2. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Beta Enerji ve Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, "Önümüzdeki 3 yıl içinde 81 ilde aktif şarj noktası ve 50 binden fazla bireysel kullanıcı hedefliyoruz" dedi. Elektrikli araçların dünyada artan yaygınlığı, sadece otomotiv endüstrisini değil, enerji altyapılarını da dönüştürüyor. Bu dönüşümde aktif rol oynamak ve geleceğin enerji altyapısını bugün kurmak vizyonuyla yola çıkan Voltgo, 2.kuruluş yıl dönümünü kutladı. İhlas Haber Ajansı’na konuşan Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, "Voltgo, kurulduğu günden bu yana, yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği ve kendi mühendisleri ile ürettiği şarj istasyonlarıyla sadece teknolojik çözümler üretmekle kalmadı, aynı zamanda sürdürülebilir bir ekosistem kurdu. Voltgo, ‘En özgür ulaşım formunu oluşturmak’ vizyonuyla kuruldu. Kurucu ekibimiz, sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir enerji altyapısı kurulması gerektiğine inanıyordu. İşte bu vizyonla, Voltgo sadece şarj istasyonu üreten bir firma değil, enerjiye, teknolojiye, yerli üretime ve sürdürülebilirliğe değer veren bir teknoloji markası olarak konumlandı" ifadelerini kullandı. "10 bin kayıtlı kullanıcıya ulaştık" Voltgo’nun temelinde 4 değer yattığına işaret eden Dağsuyu, "Voltgo’nun temelinde kalite, ulaşılabilirlik, yerli üretim ve sürdürülebilirlik olmak üzere 4 değer yatıyor. Bugün, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) verilerine göre Türkiye genelinde 5 bin 800’den fazla halka açık şarj istasyonu bulunuyor. Bu alanda öne çıkan Voltgo, iki yılda 178 farklı noktada toplamda 10 bin kayıtlı kullanıcıya ulaştı. 6 binden fazla tekil şarj işlemi üzerinden toplamda 1 milyon 604 bin 727,5 kWh enerji tüketildi. Bu da 25 milyon kilometre yol, 673 ton CO2 tasarrufu ve yaklaşık 31 bin ağacın temizleyebileceği karbon emisyonunun engellenmesi anlamına geliyor" diye konuştu. "Türkiye’de İlk: Hem hızlı hem ekonomik 40 kW cihaz" AR-GE konusunda ilklerin markası olduklarını belirten Dağsuyu, "Voltgo’nun en önemli farkı, hem yazılım hem de donanım altyapısını yerli olarak geliştirmesi. Üniversite-sanayi işbirliği, kendi AR-GE ekibimiz ve sahadaki deneyimlerimiz sayesinde yüzde 100’e yakın yerli sistemler geliştiriyoruz. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki üretim tesisimizde üretim yapıyor, istihdam oluşturuyor ve yerli ekonomiye katkı sağlıyoruz. Voltgo, Türkiye’deki ilk 40 kW DC şarj istasyonu olan GO-40 modelini geliştirerek pazarda önemli bir ihtiyacı karşıladı. GO-40 ürünü ile DC şarj üniteleri kadar hızlı, AC şarj üniteleri kadar ekonomik çözümler sunmayı başardık. Şu an GO-40, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da talep gören, hatta İtalya gibi Avrupa pazarlarına ihraç edilen bir ürün haline geldi" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj çözümleri ve ev tipi akıllı çözümler geliştiriyoruz" 3 yıl içerisinde 81 ilde aktif şarj noktası kurmayı hedeflediklerini anlatan Dağsuyu, "Voltgo, hem EPDK lisanslı bir şarj ağı şirketi olarak hem de şarj istasyonları üreticisi olarak, enerji teknolojileri alanında global bir marka haline gelmek için çalışıyor. Yazılım tarafında yapay zeka destekli enerji yönetim sistemleri, donanım tarafında ise hızlı şarj çözümleri ve ev tipi akıllı çözümler geliştiriyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içinde 81 ilde aktif şarj noktası ve 50 binden fazla bireysel kullanıcı hedefliyoruz" diye bilgi verdi. "Özelleştirilmiş çözümler üretiyoruz" Voltgo’nun bireylere, şirketlere, organize sanayi bölgelerine, AVM’lere ve kamu kurumlarına özel çözümler sunduğuna da dikkat çeken Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, daha sonra şunları söyledi: "Kurumlara ve bireylere özel değer önerisi sunan Voltgo, sadece bireysel kullanıcılara değil, aynı zamanda şirketlere, organize sanayi bölgelerine, AVM’lere ve kamu kurumlarına özel çözümler üretiyor. AC, DC ve GO-40 modellerimizle her ihtiyaca yönelik ürünler sunarken, yazılım altyapımızla tüm istasyonları tek merkezden yönetilebilen bir yapı sunuyoruz. Bu sayede firmalar hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Voltgo olarak bu yolculuğun sadece başlangıcındayız. Türkiye’nin enerji geleceğine yön veren bir teknoloji şirketi olmak için çalışmaya devam ediyoruz. İkinci yılımızda bizleri bu noktaya getiren tüm paydaşlarımıza, çalışanlarımıza, çözüm ortaklarımıza ve kullanıcılarımıza teşekkür ederiz."