Yerel Haberler
Adana
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:08 Adana’da sel suları tarım arazilerini sular altında bıraktı Türkiye’nin en verimli ovalarından Çukurova’da, iklim değişikliğinin etkilerini göstermesiyle birlikte aşırı yağışlar sonucu baraj kapaklarının açılmasının ardından tarım arazileri sular altında kaldı. Bölge dronla görüntülendi. Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da bu sene yaşanan aşırı ve yoğun yağışların ardından ani sıcaklık yükselmeleri sonucunda karlar eridi. Hal böyle olunca Seyhan Barajı’na gelen su miktarında artış yaşandı. Seyhan Barajı’nda su miktarının artmasının ardından kontrollü su tahliyesi yapıldı ve Yüreğir ilçesinde birçok tarla su altında kaldı. Narenciye bahçelerinde kısmi zarar Çukurova çiftçisi, aşırı yağışlar nedeniyle karpuz, domates ve birçok ürünün ekimini bekletti ancak sel suları narenciye bahçelerini göle çevirdi. Birçok ağaç suyun içinde kaldı. Bölge dronla görüntülenirken Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Şu an Ceyhan nehri tehlike saçıyor" 2024 ve 2025 yıllarında aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle arazilerin ancak 3’te 1’ini sulayabildiklerini hatırlatan Doğan, "2026’nın Ocak ayından bugüne kadar, son bir ayda inanın ki bir yıllık yağış düştü. Havaların bir sıcak, bir yağmurlu olmasıyla dağlardaki yoğun kar kütleleri eridi. Yedigöze Barajı, altındaki Çatalan Barajı ve onun altındaki Seyhan Barajı tam kapasitenin üzerine çıkınca yetkililer uyarı yaparak kapakları açmak zorunda kaldı. Önce saniyede 500 metreküp, ardından 700-800 metreküp su salındı. Dün itibarıyla Aslantaş Barajı’nın kapakları da açıldı ve şu an Ceyhan nehri tehlike saçıyor" ifadelerini kullandı. "Tarlaların ekilmemesi faciayı önledi" Suların ırmak yataklarındaki setlerin içerisinde kalmasının daha büyük bir felaketi önlediğini belirten Başkan Doğan, daha sonra şunları söyledi: "Setler yarılıp ovaya su taşsaydı sıkıntımız çok daha büyük olacaktı. Şu an ırmak yatağındaki bahçelerde hasadı yapılmamış greyfurt ve geç hasat edilen portakallar sular altında. Sular uzun süre çekilmezse narenciyenin kökleri hava alamayacağı için bitki gelişimi duracak ve yıl ağaçlar verim vermeyecek. Aslında bu sel suları Mart ortası olsaydı buralara karpuz, kavun, domates ve biber ekilmiş olacaktı. Ocak ve Şubat ayları çok yağışlı geçtiği için çiftçimiz tarlaya girip ürün ekemedi. Yağışlar ekimi engellediği için bu ürünlerdeki devasa bir zararın eşiğinden dönülmüş oldu." "Çatalan Barajı 10 metre yükseltilseydi bu sorun yaşanmazdı" Çiftçilere 19 Şubat’tan itibaren birinci, ikinci ve üçüncü derece uyarı mesajları attıklarını belirten Doğan, kalıcı çözüm içinde önerilerde bulunarak, "Bölgemizde aşırı sıcakta kuraklık, soğukta don, yağışta ise sel riski yaşıyoruz. Aslında bunun çok net bir önlemi var. Çatalan Barajı’nın gövdesi 10 metre daha yükseltilmiş olsaydı, bugün yağan bu yağmurları ve kar sularını rahatlıkla depolayabilecek, bu sel felaketini hiç yaşamıyor olacaktık. Zarar gören çiftçilerimizin Tarım İlçe Müdürlüklerine başvurularını yapmalarını bekliyoruz. Devletimizden de bu zor günlerde çiftçimize yardım eli uzatmasını talep ediyoruz" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:46 Kozan’da ustaların Ramazan ayında pide mesaisi Adana’nın Kozan ilçesinde Ramazan ayıyla birlikte fırınlarda yoğun mesai başladı. Kozan Belediyesi Halk Ekmek fırınında sahurla başlayan üretim, iftar saatine sıcak ekmek ve pide yetiştirme telaşıyla aralıksız sürerken, "askıda pide" uygulaması ilçede dayanışmanın en güzel örneklerinden biri oldu. Kozan ilçesinde Belediye Halk Ekmek fabrikasında ustaların Ramazan ayında zorlu pide mesaisi sahur vakti başlayıp iftar vaktine kadar sürüyor. Öte yandan belediye tarafından ilk kez başlatılan "Askıda Ramazan pidesi" uygulaması ilçede dayanışmanın en güzel örneklerinden biri oluyor. 45 yıllık ekmek ustası Ali Öz, sabah 03.00’te işbaşı yaptıklarını belirterek iftar saatine sıcak ekmek yetiştirmek için yoğun tempoda çalıştıklarını kaydetti. Ekmek ustası İbrahim Özdemir de günlük yaklaşık 16 bin ekmek üretildiğini ifade ederek Ramazan ayında pidenin vazgeçilmez olduğunu, üretimin askıda ekmek ve pide uygulamasıyla birlikte daha da arttığını söyledi. Kozan Belediyesi Halk Ekmek Fırını sorumlusu Caner Sağlam ise sahurla başlayan üretimin iftar saatine kadar sürdüğünü belirterek, "Askıda pide uygulamasıyla günlük bin pide ihtiyaç sahipleri için ayrıca üretiliyor. Ekmek 220 gram 12,5 liradan, Ramazan pidesi ise 320 gram 20 liradan satışa sunuluyor" dedi. Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, Ramazan’ın rahmet, bereket ve paylaşma ayı olduğunu belirterek, bu mübarek günlerde birlik ve beraberliğin güçlenmesinin önemine dikkat çekti. Başkan Atlı, Ramazan boyunca iftar programlarının düzenleneceğini, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlara gıda yardımlarının devam ettiğini ifade ederek, "Belediyeye ait halk ekmek fırınında her gün bin Ramazan pidesi, askıda pide uygulamasıyla ücretsiz olarak vatandaşlara ulaştırılacak" diye konuştu.
Adana’da 4 çocuk annesinin ’Ölmek istemiyorum’ feryadı: Kocası eşyaları parçaladı
30 Ocak 2026 Cuma - 09:10 Adana’da 4 çocuk annesinin ’Ölmek istemiyorum’ feryadı: Kocası eşyaları parçaladı Adana’da boşanma aşamasındaki koca, ayrı yaşadığı eşi ve 4 çocuğunun kaldığı eve gelerek eşyaları parçalayıp tehditler savurdu. O anlar cep telefonu kamerasıyla görüntülenirken genç kadın, "Ölmek istemiyorum. Eşim beni sürekli dövüyordu ve çocuklarım bu ana şahit oluyordu. Elindeki hortumla, tencereyle, tavayla, sopayla her tarafımı morartıyordu" diyerek feryat etti. Adana’da yaşayan Cevriye O. (32), 13 yıl önce O.O. (34) ile evlendi. Çiftin bu evlilikten 4 çocukları dünyaya geldi. Ancak çift arasında şiddetli geçimsizlik yaşanması üzerine 2022 yılında taraflar ayrı evlerde yaşamaya başladı. Genç kadın, kocasından boşanmak için dava açtı ancak bir türlü boşanamadılar. Geçtiğimiz 27 Ocak Salı günü ise O.O., boşanma aşamasındaki eşi evde olmadığı sırada eve gelip klimayı, televizyonu, yatak odası ve mutfak dolabını parçaladı. O sırada çiftin büyük çocukları ise o anları cep telefonuyla kaydetti. Eve geldiğinde eşyaların durumunu gören 4 çocuk annesi, durumu polise bildirerek şikayetçi oldu. "Hortumla, tencereyle, tavayla, sopayla her tarafımı morartıyordu" Yaşadıklarını gazetecilere anlatan Cevriye O, "Ben 13 yıllık evliyim ve 13 yıldır eşimle anlaşamıyoruz. 4 yıldır eşimden ayrı yaşıyordum ama son olarak eşim eve gelip eşyaları parçaladı. ’Ben sizi öldüreceğim, yaşatmayacağım’ diyerek tehditler savurdu. Eşim beni sürekli dövüyordu ve çocuklarım bu ana şahit oluyordu. Elindeki hortumla, tencereyle, tavayla, sopayla her tarafımı morartıyordu. Çocuk niye hastalandı, yemek niye geç kaldı gibi sebeplerle beni dövüyordu. Eşim oyun bağımlısı. Oyun oynarken ben veya çocuklarım ses çıkarttığında ’Oyundaki arkadaşlarım rahatsız oluyor’ diyerek bizi döverdi" dedi. "Neden sürekli kadınlar ölüyor" ’Ölmekten korkuyorum’ diyerek yardım isteyen genç kadın, daha sonra şunları söyledi: "Çoğu kadın böyle öldü. Biz de ölmek istemiyoruz, ben ölmek istemiyorum. Ben öldükten sonra çocuklarım ne yapacak. Şu anda eşim annesinde kalıyor. Bir an önce tutuklanmasını istiyorum. Diyecek bir şey bulamıyorum, neden biz ölelim ki. Neden sürekli kadınlar ölüyor, neden bunlar sürekli kadınların başına geliyor, anne olduğumuz için mi? Doğurgan olduğumuz için mi bunlar başımıza geliyor. Erkek olsaydık bunu yapmazdı, gücü bana yetmezdi, gücü yettiğine yapıyor" şeklinde konuştu.
Antalya’da kaybolan çocuk, 600 kilometre uzakta Adana’da bulundu
29 Ocak 2026 Perşembe - 18:51 Antalya’da kaybolan çocuk, 600 kilometre uzakta Adana’da bulundu Antalya’nın Aksu ilçesinde lavaboya gideceğini söyleyip evden çıkan ve kendisinden haber alınamayan 11 yaşındaki çocuk, yaklaşık 600 kilometre uzaktaki Adana’da bir esnaf tarafından bulundu. Çocuğu bulan esnaf, "Dükkanımı açmaya geldiğimde sırada arabanın kenarında saklanırken gördüm. Dükkanımı açmaya giderken fark ettim, içeri davet ettim. 112’ye bildirerek çocuğu polise teslim ettim" dedi. Aksu ilçesine bağlı Murtuna Mahallesi’nde yaşayan 5. sınıf öğrencisi A.B. (11), 26 Ocak Pazartesi günü ailesiyle birlikte serada çalıştığı sırada annesine lavaboya gideceğini söyleyerek eve gitti. Montunu aldıktan sonra evden ayrılan çocuktan bir daha haber alınamadı. Aile polise kayıp başvurusunda bulundu. Polis ekiplerinin yanı sıra AFAD, Kırmızı Kasklılar Arama Kurtarma Derneği ve vatandaşlar, çocuğun bulunması için bölgede arama çalışma başlattı. Ormanlık alanlar, su kuyuları ve tarlalarda arama çalışmalarında bir iz bulunamadı. Ekiplerin arama çalışması devam ederken, aileyi umutlandıran haber Adana’dan geldi. A.B., en son Adana Otogarı’ndaki kameralarda görüldüğü polis tarafından tespit edildi. İHA’nın kayıp çocuk haberlerini gören esnaf Ömer Özkan, çocuğu otogarın hemen arkasın bulunan Seyhan ilçesine bağlı Fevzipaşa Mahallesi Vefa Caddesi’nde buldu. Esnaf, çocuğu İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi ekiplerine teslim etti. Polislerin aileye de bilgi verdiği öğrenildi. "Araba kenarında saklanıyordu" Kaybolan A.B.’yi bulmasıyla ilgili bilgi veren esnaf Ömer Özkan, "Dükkanımı açmaya geldiğim sırada arabanın kenarında otururken gördüm. Saklanıyordu. Daha önce haberlerde gördüğüm için yüzü bana az çok tanıdık geldi. Emin olmak için içeri davet ettim. İnternette kısa bir araştırma yaptım ve kaybolan çocuk olduğunu anladım. Bunun üzerine anında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdim. Sağ olsunlar, ekipler hemen geldi" dedi. Özkan, "Çocuğun sağlık durumunda herhangi bir sorun yoktu. Çocuk Şube ekiplerine teslim ettik. Herhangi bir sorun ya da sıkıntı yaşanmadı. Ailesi daha sonra beni arayarak teşekkür etti. Biz vatandaşlık görevimizi yaptık, Allah rızası için yaptık" diye konuştu.
Depremzede Tuğba protez bacağıyla yeşil sahalara çıktı
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:26 Depremzede Tuğba protez bacağıyla yeşil sahalara çıktı Hatay’da depremden 45 saat sonra enkazdan çıkarılan ve bir bacağı ampute olan 16 yaşındaki Tuğba Akın, yaşamını sürdürdüğü Adana’da takılan protez ve futbol sevgisiyle hayata tutundu. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan Akın ailesi enkaz altında kaldı. Baba Ahmet Akın hayatını kaybederken, anne Azime ve 3 kızı enkazdan yaralı olarak çıkarıldı. Enkazdan 45 saat sonra çıkarılan 16 yaşındaki Tuğba Akın, vücudundaki yaralar ve kaburgasında oluşan zedelenme nedeniyle İzmir ve Adana’daki hastanelerde yaklaşık 10 ay tedavi gördü. Hastanede gerçekleştirilen operasyonla enkazda zarar gören sol bacağı dizinden ampute edilen Tuğba’ya Adana’daki Çocuk İyilik Merkezi’nde protez takıldı. Yeniden ayağa kalkan Tuğba, ilgi duyduğu futbol nedeniyle Ampute Futbol 2. Lig ekibi Adana Ampute Engelliler Spor Kulübü’ne kaydoldu. Kulüp bünyesinde futbol eğitimi alan Tuğba Akın, şimdi müsabakalara hazırlanıyor. "45 saat enkazda kaldım" Başından yaralandığı için deprem anına ilişkin çok şey hatırlamadığını anlatan Tuğba Akın, "Depreme Hatay’da yakalandık. Uyuyakalmış olabilirim, o yüzden çok fazla bir şey hatırlamıyorum. Başımdan yaralar aldığım için ya bayıldım ya da uyuyakaldım. Kütahya itfaiyeden Ferdi ağabeydi beni kurtaran. Uyanık olduğum zamanları az çok hatırlıyorum. Bizi kurtardıklarını, bağırdığımı ve sesimi duyurmaya çalıştığımı hatırlıyorum. 45 saat enkazda kaldım. Birçok ameliyat geçirdim. Çukurova İyilik Merkezi’nden protezimi aldım. Orada fizik tedavi de gördüm, hala da görmeye devam ediyorum" dedi. "Futbolla hayata tutunmuş gibiyim" Depremden önce futbolla ilgilenmediğini, sadece izlediğini söyleyen Akın, "Şu an futbol oynamaya başladım. Ameliyat sürecinde daha kötüydüm, yine şu an iyiyim. Futbolu sadece izliyordum. Fenerbahçeliyim, Fenerbahçe’nin maçlarını izliyordum. Futbolla hayata tutunmuş gibiyim. Depremden sonra zor oldu. Etrafımdaki tanıdıkların hepsi değişti. Çoğu Hatay’da, kendi memleketimizde kaldı. Ben artık Adana’da yaşıyorum. 6 Şubat geldiğinde galiba o günü hatırlamak istemiyorum" diye konuştu. Depremi hatırlamanın insanın içini parçalayan bir durum olduğunu anlatan anne Azime Akın da, "Bir daha da asla yaşanmasını istemiyorum. Kimsenin başına gelmesini istemeyiz. O güne gittiğimizde yani enkazda kalışımız aklıma geliyor. Oradaki çığlıklarımız, bağırtılarımız, sesimizi duyurmaya çalışmalarımız aklıma geliyor. Eşimin son seslerini duyuşum geliyor. Kendisi zaten oradayken vefat etti. En son kızımdan seslerini duyurabilmeleri için vurmasını istemiş. Bir daha da başka bir şey söyleyemedi. Enkazdan önce ben çıktım zaten. Aklım çocuklarda kalmıştı. Ayaklarının kötü olduğunu zaten enkazın altında anlamıştım. Elimle kontrol edebilmiştim ayaklarını ama hiçbir şey yapamadım. Ben kurtuldum. Çocuklarda kurtulur inşallah diye hep öyle umut ediyordum ama en küçük kızım ampute oldu. Diğer ortanca kızım da ortez denilen bir alet kullanmaya başladı" ifadelerini kullandı. "İlk emekli maaşımla onunla yemek yiyecektik" Depremden önce çalıştığını da aktaran anne Akın, "EYT’den emekli oldum. Eşim ölmeden ilk emekli maaşımla onunla yemek yiyecektik. Öyle bir hayalim vardı ama gerçekleşmedi. Yani içimde kalan bir ukde bu da" şeklinde konuştu.
Barış Manço, annesiyle bir dönem yaşadığı evin önünde anıldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:33 Barış Manço, annesiyle bir dönem yaşadığı evin önünde anıldı Adana’nın Kozan ilçesinde, Barış Manço’nun annesi Rikkat Uyanık ile birlikte 3 yaşına kadar yaşadığı bilinen evin önünde düzenlenen etkinlikte, gençler usta sanatçıyı "Gülpembe" şarkısıyla andı. Barış Manço’nun vefatının 27. yıl dönümünde, Adana’nın Kozan ilçesinde Kozan Belediyesi Ebulfez Elçibey Kültür ve Sanat Merkezi kursiyerleri birlikte Barış Manço şarkıları ile anıldı. Tarihi Hamam Sokak’ta bulunan ve sanatçının annesi Rikkat Uyanık’ın yaşadığı, Barış Manço’nun da küçük yaşlarda bir süre kaldığı bilinen evin önünde düzenlenen etkinlikte usta sanatçının hafızalara kazınan Gülpembe eseri seslendirdi. Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Serhat Kaya, Barış Manço’yu ölüm yıl dönümünde Kozan’da anmak istediklerini belirterek, "Çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte, bir döneme damga vurmuş eserleri seslendirmek istedik. Barış Manço’nun annesinin evinin burada olduğunu biliyoruz. Kendisi de bir dönem burada yaşamış. Evrensel müzik anlayışıyla her kuşağa hitap eden bir sanatçı. Bu şekilde anmak istedik. Desteklerinden dolayı Belediye Başkanımız Mustafa Atlı’ya da teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Sanat Merkezi ritim öğretmeni Mustafa Güleç ise, "Barış Manço, Aşık Veysel ve Neşet Ertaş gibi toplumun her kesimine hitap eden çok değerli bir sanatçıydı. Annesinin yaşadığı bu binanın önünde onu anmak bizim için çok anlamlı" dedi. Öğrencilerinden Zeliha Buğlem Gültekin de, "Barış Manço’nun adının Kozan’la anılması çok güzel. Şarkılarını çok seviyoruz, onu saygıyla anıyoruz" derken Ada Zümra Kılavuz da"Onu çok seviyoruz, şarkılarıyla anıyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Fatma Nur Alptekin ise "Burada hatıralarının olması bizi çok mutlu ediyor" diye konuştu.
Polis bir günde 228 motosiklet sürücüsüne 1,2 milyon lirayı aşan ceza kesti
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:21 Polis bir günde 228 motosiklet sürücüsüne 1,2 milyon lirayı aşan ceza kesti Adana’da trafik polisi yaptığı uygulamalarda tek günde 845 motosikleti kontrol ederken, 228 sürücüye toplam 1 milyon 283 bin 338 TL ceza kesti. Denetimlerde ayrıca 10 motosiklet trafikten men edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri dün kent genelinde motosiklet uygulaması yaptı. İl genelinde yapılan uygulamada 845 motosiklet kontrol edilirken, 228 sürücüye toplam 1 milyon 283 bin 338 TL ceza kesildi. Denetimlerde ayrıca 10 motosiklet trafikten men edildi. Ceza yiyen sürücüler arasında özellikle kask kullanmayanlar ilk sırada yer aldı. 97 motosiklet sürücüsüne kask takmadığı için ceza uygulanırken, can güvenliğini tehlikeye atan 58 sürücüye yaya yolunda araç kullanmaktan işlem yapıldı. Diğer sürücülere ise plakasız motosiklet kullanma, ehliyetsiz araç kullanma, makas atma, ters yöne girme, kırmızı ışık ihlali ve yetersiz ehliyet gibi ihlallerden dolayı cezai işlem uygulandı. Uygulamada ehliyeti olmadığı için ceza kesilen Cansu Çilenti, "Ehliyetim olmadığı için ceza yedim. Ehliyetim hiç yok almadım. Uygulamalar iyi ama bana denk gelmesi kötü oldu" dedi. Sürücülerden Ayşe Özkaya ise, "Benim ehliyetim var kurallara uyuyorum ehliyeti olmayanlar düşünsün. Kadın olduğum için trafikte zorbalanıyorum" ifadelerini kullandı. Ceza yiyen Muhammet Güntaş ise, "Motosiklet ehliyet ruhsattan muaf diye biliyordum. Ancak ehliyet ruhsat gerekiyormuş. Bu nedenle ceza yedim. İlk kez ceza yiyorum. Daha öncede bu motosikletle denetime girmiştim ama ceza yememiştim. Demek ki kurallar değişmiş" diye konuştu.
Kıvanç: "Çek Cumhuriyeti’ni güvenilir bir ortak olarak görüyoruz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:06 Kıvanç: "Çek Cumhuriyeti’ni güvenilir bir ortak olarak görüyoruz" ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Çek Cumhuriyeti’nin Avrupa pazarına erişimde stratejik, yüksek teknolojiye dayalı sanayi iş birliklerinde güvenilir bir ortak olarak gördüklerini söyledi. Çek Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek ve beraberindeki heyet, Adana Sanayi Odası’nı (ADASO) ziyaret etti. Görüşmede, Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki ticari iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ele alındı. ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Meclis Divan Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Şire ve Genel Sekreter Veli Oğuz ile bir araya gelen Büyükelçi Stepanek Türkiye ile olan ticari bağları güçlendirmek istediklerini belirtti. Büyükelçi, iki ülke arasındaki mevcut diyalogdan memnuniyet duyduklarını ifade ederek, karşılıklı iş birliği imkanlarını daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediklerini dile getirdi. Çek Cumhuriyeti stratejik bir ortak ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Çek Cumhuriyeti ile olan ekonomik ilişkilere dair güncel verileri paylaşarak şu bilgileri verdi: "TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 2023 yılında 1.7 milyar dolar olan ihracat, 2024’te 2 milyar dolara yükseldi. 2025 yılının ilk 11 ayında ise bu rakam 1.9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Adana özelinde ise 2024 yılında Çek Cumhuriyeti’ne 10.1 milyon dolar ihracat, 9.9 milyon dolar ithalat yapıldı. 2025 yılının ilk 11 ayında ihracat rakamımız, şimdiden geçen yılın toplamı olan 10.1 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde ithalat ise 10.7 milyon dolar seviyesine yükseldi." Adana’nın üretim gücü ile Çek Cumhuriyeti’nin teknolojik birikiminin önemli bir potansiyel barındırdığını vurgulayan Kıvanç, "Çek Cumhuriyeti’ni Avrupa pazarına erişimde stratejik, yüksek teknolojiye dayalı sanayi iş birliklerinde ise güvenilir bir ortak olarak görüyoruz. Bu ziyaretin, sanayicilerimiz arasında yeni yatırım köprüleri kurulmasına ve ticaret hacmimizin artmasına vesile olacağına inanıyoruz" dedi.
Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır"
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:54 Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Atağ, "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur. Normal doğum anne açısından daha hızlı iyileşme sağlar, bebekle erken temas imkânını artırır ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olmasını sağlar" dedi. Özel Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Atağ, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olan doğum şekliyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Normal doğum ile sezaryen arasındaki kararın sanıldığı gibi basit olmadığını vurgulayan Atağ, "Sezaryen bir tercih değil, gerektiğinde hayat kurtaran bir ameliyattır" diye konuştu. Doğum şeklinin gebelik süreci boyunca birçok faktöre bağlı olarak belirlendiğini ifade eden Atağ, özellikle gebeliğin son aylarında yapılan çatı muayenesi ve bebeğin ultrason ölçümlerinin karar aşamasında kritik rol oynadığını belirtti. "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur" diyen Atağ, normal doğumun anne açısından daha hızlı iyileşme sağladığını, bebekle erken temas imkânını artırdığını ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olduğunu söyledi. "Sezaryen sadece gerekli durumlarda uygulanmalı" Sezaryenin yalnızca gerekli durumlarda uygulanması gereken bir yöntem olduğunun altını çizen Atağ, "Anne ya da bebeğin hayati riski varsa sezaryen doğru ve güvenli bir adımdır. Bu durumda sezaryen hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Yurt dışı ve Türkiye arasındaki doğum oranlarına da değinen Op. Dr. Atağ, yurt dışında sezaryen doğum oranlarının yaklaşık yüzde 20, Türkiye’de ise yüzde 40-50 seviyelerinde olduğuna dikkat çekerek amaçlarının sağlıklı şartlarda normal doğumu teşvik etmek olduğunu söyledi. Atağ, "Günün sonunda en doğru karar, anne ve bebeğin sağlığı için en uygun olan doğum şeklidir" diyerek sözlerini tamamladı.