Yerel Haberler
Adana
Eğitim-Bir-Sen’den eğitimde şiddete ’şehitlik’ teklifi 31 Mart 2026 Salı - 12:22:18 Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, 67. Başkanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamada; emekli maaşlarındaki uçurumdan ek ders ücretlerine, 3600 ek göstergeden mülakata kadar eğitimcinin tüm sorunlarını masaya yatırırken; görevi başında şiddete kurban giden öğretmenlerin ’şehit’ sayılması için TBMM’ye resmi teklif sunduklarını duyurdu. Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi geçtiğimiz hafta sonu Ankara Kızılcahamam’da yaklaşık 3 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve eğitim dünyasının yol haritasının çizildiği 67. Başkanlar Kurulu Toplantısını gerçekleştirdi. İki gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantılarda; küresel krizlerden ekonomik darboğaza, öğretmenlik meslek kanunundan eğitimde artan şiddet olaylarına kadar geniş bir yelpazede görüşmeler gerçekleştirdiklerini vurgulayan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın öncülüğündeki toplantılarla ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Sarıgeçili, 146 şubeden bin sendikacı kadın liderin katılımıyla düzenlenen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması ile entegre edilen 67. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nın, sendikal mücadelenin yeni manifestosunu belirlediğini ifade etti. "Sabit gelirliyi ezerek enflasyonla mücadele edilemez" Eğitim çalışanlarının ekonomik sorunlarına değinen Başkan Sarıgeçili, kamu personel sisteminde köklü bir reformun artık ertelenemez olduğunu belirtti. Sarıgeçili, şöyle konuştu: "Ücret dengesizliğinden gelir dağılımındaki adaletsizliğe, miadı çoktan dolan 4688 sayılı Sendikalar Kanunu’ndan çarpık vergi sistemine kadar çözüm bekleyen devasa sorunlarımız var. 8. Dönem Toplu Sözleşme masasında da net bir şekilde ifade ettiğimiz gibi; enflasyonla mücadele, sabit gelirlinin ve orta sınıfın sırtına yüklenerek, onları ezerek yapılamaz. Çalışırken aldığımız maaş ile emekli aylığımız arasındaki uçurum korkunç bir boyuta ulaştı. Ek ödemelerin emekliliğe yansımaması büyük bir haksızlıktır. Bu sorunlar artık pansuman tedbirlerle değil, sosyal paydaşların da masada olduğu bütüncül bir paketle tek seferde çözülmelidir." Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili ayrıca; Öğretmenlik Mesleği Kanunu’ndaki (ÖMK) eksikliklerin giderilmesi, 3600 ek gösterge sözünün tutulması, uzman ve başöğretmenlik süreleriyle ilgili verilen vaatlerin yerine getirilmesi, ek ders ücretlerinin günün ekonomik şartlarına göre artırılması ve üniversitelerdeki akademisyenlere "akademik zam" yapılması konularındaki mücadelelerinin kesintisiz süreceğinin altını çizdi. "Görevi başında öldürülen eğitimci şehit sayılmalı" Eğitimde şiddet konusuna da geniş yer ayıran Sarıgeçili, Fatma Nur Çelik öğretmenin acısının hala yüreklerinde taze olduğunu belirterek, "Eğitimde şiddet karşısında sadece kınama mesajları yayımlayarak olayları geçiştirme dönemi artık kapanmalıdır. Şiddet yasası tavizsiz ve en ağır haliyle uygulanmalıdır. Bununla da yetinmiyoruz; uğradığı şiddet nedeniyle görevi başında hayatını kaybeden tüm kamu görevlilerinin yasal olarak ’şehit’ statüsüne alınması ve geride bıraktıkları ailelerinin şehit yakınlarına tanınan tüm haklardan yararlanması için hazırladığımız yasa teklifi talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne resmi olarak ilettik. Bu haklı talebimiz yasalaşana kadar peşini bırakmayacağız" dedi.
31 Mart 2026 Salı - 10:59 ’Yerinde Dönüşüm Projesi’nde evler yüzde 80 tamamlandı Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 18 ilde yürütülen ’Yerinde Dönüşüm Projesi’ kapsamında 108 bin bağımsız yapının yüzde 80’i tamamlanırken, kalanların inşaat süreci devam ediyor. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, afetlerden etkilenen 18 ilde Temmuz 2023’te başlatılan ’Yerinde Dönüşüm Projesi’ kapsamında verilen desteklerle vatandaşların yeni ev ve iş yerlerine kavuşmasını sağladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca başlatılan Yerinde Dönüşüm Projesi, depremden etkilenen bölgelerde ev ve iş yerlerini yerinde dönüştürmek isteyen afetzedelere hibe ve kredi desteği sunarak yaraları sarmayı hedefledi. Proje kapsamında, konutlar için 750 bin TL hibe ve 750 bin TL’ye kadar faizsiz kredi, iş yerleri için 400 bin TL hibe ve 400 bin TL kredi, ayrıca her bağımsız bölüm için 40 bin TL proje desteği sağlandı. 18 ilde ’Yerinde Dönüşüm Projesi’ kapsamında 108 bin başvurunun yüzde 80’i tamamlandı. Kalanların ise inşaat süreci devam ediyor. "Bu hükümetimizin muazzam bir projesiydi" Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, "7452 sayılı afet yasası ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle desteklenen 11 ilde yerinde dönüşüm projesine 108 bin başvuru yapılmıştır. Bunun da aşağı yukarı yüzde 80’i tamamlanmıştır. Tamamlanmayanlar da inşaatına devam etmektedir. Bu hükümetimizin muazzam bir projesiydi. 750 bin hibe, 750 bin 2 yıl ödemesiz ayda 7 bin TL faizsiz ödeme ile ve 40 bin TL proje desteği ile dünyada eşi benzeri olmayan bir projeydi vatandaşlarımızın lehine olan. Bundan da 11 deprem bölgemiz, 108 bin hak sahibi müracaat etmiştir ve bu işlemler devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Bu, muazzam bir projeydi" Yerinde dönüşüm projeleriyle birlikte evlerin yenilendiğini belirten Karslıoğlu, "Biliyorsunuz bilim ve fen kurallarına göre işlem görmeyen binalarımız depremde orta hasar, az hasar şeklinde değerlendirilmiştir. Yerinde dönüşüm projesi de evini sağlam yap, en azından tabut halinde oturma, bilim ve fen kurallarına göre mühendislik hizmeti alan bir binada otur anlamına geliyor. Dediğim gibi dünyada eşi benzeri olmayan yerinde dönüşüm muazzam bir projeydi" diye konuştu.
DAİMFED Ankara Şubesi’nin açılış hazırlıklarını sürdürüyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 12:25 DAİMFED Ankara Şubesi’nin açılış hazırlıklarını sürdürüyor DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, Ankara Şubesi açılışına AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’i de davet etti. Çelik, federasyona bağlı tüm illerin sektör adına beklentilerini dinlemek istediğini söyleyerek DAİMFED’i tebrik etti. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve beraberindeki Yönetim Kurulu Ankara Şubesi açılış hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Karslıoğlu ve beraberindeki Yönetim Kurulu ekibi Ankara’da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’i makamında ziyaret etti. DAİMFED Genel Başkanı Karslıoğlu, 28 Haziran’da Ankara’da yapılacak olan DAİMFED şube açılışına Çelik’i davet etti. "Sektör adına beklentilerinizi dinlemek isterim" DAİMFED genel merkezinin Adana’da olmasının kayda değer bir başarı olduğunu ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "DAİMFED’in Mersin, Kahramanmaraş, Nahçivan, Suriye-Arap Cumhuriyeti, Osmaniye, Gaziantep, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Antalya, Malatya, İstanbul’da şubeleşmesi ve en önemlisi de 5 farklı ilde 5 farklı üniversitede Genç DAİMFED’i kurduğunuz için sizleri kutluyorum. Ankara şube açılışınızdan dolayı da ayrıca başarılar diliyorum. Birlikte hareket etmek, tek ses olmak, tek çatı altında toplanmak ve bunu başarılı bir şekilde sürdürebilmek son derece önemlidir. Tabi genel merkezin Adana’da olmasının da benim için önemi büyük. İşlerinizi düzgün, kanunlara uygun, ciddi ve kaliteli şekilde, projelerinizi tamamlamanız fevkalade önemlidir. En kısa sürede özellikle üniversitelilerin oluştuğu Genç DAİMFED’in de yer aldığı, projelerin konuşulduğu bir toplantı tertip edin. Hem Adana için hem de federasyonunuza bağlı tüm iller için sektör adına beklentilerinizi sunum halinde dinlemek isterim. Başarılarınızın devamını diliyorum" diye konuştu. DAİMFED’in Ankara’da şube açacak olmasının heyecanını yaşayan Genel Başkan Karslıoğlu, "Bakanımız Ömer Çelik’in hem ülkemizde, hem uluslararası alandaki yoğun çalışma temposundan zaman ayırıp DAİMFED’in çalışmaları ve teşkilatlanmaları hakkında brifing sunma fırsatını vermesi, federasyonumuza güç katmıştır. Bakanımızı DAİMFED Ankara Şube açılımıza katılımları bize onur verecektir. Federasyonumuz ve tüm diğer illerimizdeki teşkilatlarımız adına kendilerine şükranlarımızı sunarım" dedi.
Müzede çöpe atılan biletleri yeniden satan 2 çalışana hapis cezası
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:44 Müzede çöpe atılan biletleri yeniden satan 2 çalışana hapis cezası Adana’da Arkeoloji Müzesi’nde çöp kutusuna atılan kullanılmış biletleri yeniden sattıkları tespit edilen gişe görevlisi ve güvenlik personeli ’nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2022 yılında Adana Arkeoloji Müzesi’nde çalışan gişe personeli ve güvenlik görevlisi çöpe atılan biletleri başkalarına sattı. Gişe personeli İ.O. ve güvenlik görevlisi S.S. hakkında, dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün talebi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişlerince inceleme başlatıldı. İncelemede 2 çalışanın, müzeyi gezmek isteyen ziyaretçileri satın aldıkları biletleri çöp ve geri dönüşüm kutusuna atmaları için yönlendirdikleri, daha sonra bu biletleri başka kişilere sattıkları belirlendi. Müdürlüğün yaptığı suç duyurusunun ardından Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Savcılığın hazırladığı ve Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, tutuksuz sanıklar İ.O. ve S.S. hakkında, "kamu kurum ve kuruluşları ile benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis talep edildi. 10. Ağır Ceza Mahkemesince açılan davanın 17 Nisan’da görülen karar duruşmasında 2 sanığa "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 2’şer ay hapis cezası verildi. Mahkemenin cezaya ilişkin 16 Mayıs’ta açıkladığı gerekçeli kararında ise şu ifadelere yer verildi: "Gişe görevlisi İ.O. ve güvenlik görevlisi S.S.’nin, müzeye gelen ziyaretçilere bilet satışı yaptıktan sonra biletlerin çöp ve geri dönüşüm kutusuna atılması konusunda yönlendirme yapmaları, atılan biletleri alıp yeni gelen ziyaretçilere tekrar satmaları nedeniyle Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Adana Müze Müdürlüğü zararına ve kendi yararlarına olacak şekilde menfaat temin ettikleri, suç duyurusu evrak ve ekleri incelendiğinde sanıkların çöp kutusuna atılan biletleri aldıklarının tespit edildiği ve sırf suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, bu haliyle sanıkların ’nitelikli dolandırıcılık’ suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiştir."
Ziraatçılardan, ’tarım arazileri vergiden muaf tutulsun’ talebi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:42 Ziraatçılardan, ’tarım arazileri vergiden muaf tutulsun’ talebi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, sadece tarımsal üretim yapılan, üzerinde yapı bulunmayan arazilerden emlak vergisi alınmamasını istediklerini belirterek, "Üreticinin yanında olan, üretimi destekleyen yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var" dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticilerin üzerindeki ekonomik baskının her geçen gün arttığını belirterek, çiftçilere çeşitli kolaylıklar sağlanması gerektiğini ifade etti. Doğan, "Çiftçimiz zaten yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ediyor. Bununla birlikte üzerinde hiçbir yapı bulunmayan, yalnızca üretim yapılan tarlalara emlak vergisi uygulanıyor. Bu uygulamanın düzeltilmesi gerekli" dedi. Doğan, 2012 yılında çıkarılan yasa ile tarım arazileri 5 yıl boyunca emlak vergisinden muaf tutulduğunu hatırlatarak, "Ancak 2017 yılında bu muafiyet sona erdi. Aradan geçen yıllarda üreticinin yükü artarken, bu verginin hala alınması çiftçiye ekstra maliyet yüklüyor. Üzerinde yapı olmayan, sadece üretim yapılan araziler için emlak vergisi alınmamalı" diye konuştu. Çiftçilerin son yıllarda nakit akışlarının bozulduğunu ve üretimden çekilme riski taşıdıklarını belirten Doğan, "Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımız kalıcı bir düzenleme yapmalıdır. Sadece üretim yapılan tarım arazileri emlak vergisinden muaf tutulmalı. Gıdaya erişimin zorlaştığı, tarımın stratejik öneminin her geçen gün arttığı bu dönemde üreticiye yük değil destek verilmelidir" şeklinde konuştu. Doğan, yerel yönetimlerin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurgulayarak, "Adana’da Karataş Belediyesi, sadece tarımsal üretim yapılan, üzerinde yapı bulunmayan arazilerden emlak vergisi almıyor. Aynı duyarlılığı Yüreğir Belediyesi’nden de bekliyoruz. Üreticinin yanında olan, üretimi destekleyen yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var" dedi.
Kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin öldüğü bölgeye tünel yapılıyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 10:41 Kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin öldüğü bölgeye tünel yapılıyor Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, kaya düşmesi sonucu 4 öğretmenin hayatını kaybettiği tehlikeli bölgenin tünellerle güvenilir hale getirileceğini söyledi. Adana’nın Saimbeyli ilçesinde 2 yıl önce yamaçtan kopan kayaların araçlarının üzerine düşmesiyle 4 öğretmen ölmüştü. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, tehlikenin devam ettiği güzergahla ilgili açıklama yaptı. Dal, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk sahasında ki problemlerin çözümü noktasında duyarlılık beklediklerini kaydetti. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal yaptığı açıklamada, "18 Mayıs 2025 Pazar günü bir siyasi partinin ilçe teşkilatı başkanlığınca Tırtat mevkiinde, 4 öğretmenimizin hayatını kaybettiği bölgede bir basın açıklaması yapılmıştır. Öncelikle hayatını kaybeden öğretmenlerimizin acısını hala yüreğimizde taşıdığımızı belirtirken onlara yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Ne yazık ki bu basın açıklaması, ortak bir sorunun çözümüne katkı sunmak yerine, siyasi eleştiriye dönüşmüş; yapılan hizmetler yok sayılarak, bugüne kadar hiçbir adım atılmadığı algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa yalnızca ilçemizde değil, ülkemiz genelinde karayolu ulaşımında atılan büyük adımlar hükümetimizin bu konudaki başarısını ortaya koymaktadır" dedi. Dal, bölgenin tünellerle güvenilir hale getirileceğini ifade ederek, "Elbette gönül ister ki bu işler hemen tamamlansın. Ancak hepimizin bildiği gibi içimizdeki vatan hainlerinin çıkarmış olduğu kargaşalıklar, tüm dünya gibi ülkemizde ekonomik açıdan olumsuz etkileyen pandemi süreci, ülkemizin yaklaşık yüzde 20 sini etkileyen büyük deprem felaketi gibi olağan üstü olaylar devletimizi ekonomik açıdan oldukça olumsuz etkilemiş ve kamu yatırımlarının gecikmesine sebebiyet vermiştir. Tüm bunlara rağmen, Feke Sülemişli ve Tırtat Kısık mevkilerindeki tehlikeli bölgeler tünel projeleriyle çözüme kavuşacaktır. Projeler bu yıl içinde tamamlanacak, ardından ihale ve yapım süreci başlayacaktır. Belediye başkanı olarak, şahsım, il ve ilçe teşkilatım, bölge milletvekillerim, konunun muhatabı bakanlık yetkililerimiz ve bürokratlarımız olarak süreci yakından takip etmekteyiz. Ben aynı duyarlılığı siyasi eleştiriler yerine, herkesin kendi sorumluluk alanında da göstermesini beklemekteyim. Kırsal mahallelerimizdeki grup yolları, içme ve sulama suyu sorunlarının da aynı hassasiyetle bu basın açıklamasını yapan kişiler tarafından takip edilmesini özellikle rica ediyorum" diye konuştu.
Dolandırıcılıktan 70 yıl hapis cezası alan kaymakamla ilgili gerekçeli karar açıklandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:54 Dolandırıcılıktan 70 yıl hapis cezası alan kaymakamla ilgili gerekçeli karar açıklandı Adana’da depremzedeler için alım yapılacağı iddiası ile firmaları dolandırdığı öne sürülen tutuklu sanıklar eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç’a 70 yıl, Özgür Akgül’e 46 yıl 4 ay hapis cezası, tutuksuz sanık Paşa Yaşar’ın ise beraatına kararı verilen davanın gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçeli kararda sanıklar eski Kaymakam Kılıç ile Akgül’ün fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek depremi fırsat bilip dolandırıcılık suçunu büyük bir profesyonellik ve çok kapsamlı mizansenle işledikleri belirtildi. Dolandırıcılık olayında kaymakamlık aracının da kullanıldığı belirtilen kararda, sanıkların vatandaşın devlete olan inancını kötüye kullandıkları, yapılan işlemlerin Cumhurbaşkanlığı kaynaklı ve yönetimli olduğu inancını yaymaya çalıştıkları da kaydedildi. Adana 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde "kamu kurum ve kuruluşları v.b tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan yargılanan Yüreğir ilçesi eski kaymakamı Mustafa Kılıç, kendisini danışman olarak tanıtan Özgür Akgül ile tutuksuz sanık Paşa Yaşar hakkında 28 Nisan’da karar verildi. Mahkeme heyeti, eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç’ı 70 yıl hapis ve 601 bin lira adli para cezası, sanık Özgür Akgül’ü de 46 yıl 4 ay hapis ve 411 bin lira adli para cezasına mahkum edip, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanık Paşa Yaşar’ın ise "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" gerekçesiyle beraatına hükmedildi. Davanın gerekçeli kararı açıklandı. Depremi fırsat bildiler 196 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, toplanan deliller ve dinlenen tanıklar dikkate alındığında sanık eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç ile sanık Özgür Akgül’ün fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği belirtildi. Sanıklar Kılıç ve Akgül’ün 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra afet bölgesi ilan edilen Adana ilinin bu durumunu fırsat bildiklerine dikkat çekilen gerekçeli kararda, depremden yaklaşık 3 ay sonra Yüreğir ilçesi sınırlarında mağdur olan vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla dönemin Yüreğir Kaymakamı olan Mustafa Kılıç’ın makamı ve vakfın doğal başkanı olması nedeniyle depremin hemen akabinde yaşanan mağduriyetlerin hızlıca giderilmesi amacıyla bir kısım bürokratik işlemleri kaldırıp, işlem limitlerini de yükselttikleri, 127 sayılı Cumhurbaşkanlığı OHAL Kararnamesi’nin bir kısım hükümlerini ilgililere kendi mizansenleri dahilinde farklı bir şekilde bildirdikleri ifade edildi. Gerekçeli kararda, sanık Kılıç ile Akgül’ün vakıf tarafından aşevi için yüklü miktarda alım yapılacağını, yaşanılan felaketin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun koşulları gereği bu süreç içerisinde güvenilir tedarikçilere ihtiyaç duydukları algısıyla ortaya çıktıklarına yer verildi. Makam ve konumunu kullandı Sanık Akgül’ün eski Kaymakam Kılıç ile yaptığı anlaşma gereği piyasadan tanıdığı ve bildiği firmaları bularak kaymakamlığa getirdikten sonra eski Yüreğir Kaymakamı Kılıç’ın makam ve konumunu kullanıp, sanık Akgül aracılığıyla insanları kaymakamlığa davet ettiği belirtildi. Sanık Özgür Akgül’ün daha önceden tanıdığı ve ticari işlerini bildiği diğer sanık Paşa Yaşar’ı arayarak deprem nedeniyle Adana’da yıkım işleri ve gıda alım ihalesi olduğunu söyleyerek, Adana’ya çağırdığı ifade edilen gerekçeli kararda, "Davet üzerine Adana’ya gelen Yaşar’ın, sanık Özgür Akgül vasıtasıyla sanık Mustafa’nın makamına gidip, orada tanıştıkları hatta ilk görüşmede sanık Mustafa’nın yıkım işleri ve gıda alımından söz ettiği, bu görüşmelerin olduğu ilk etapta Özgür Akgül’ün de sanıklar ile aynı ortamda bulunduğu, Paşa Yaşar’ın da gıda alım işi için sanık Mustafa Kılıç’ın hesabına 3 milyon TL teminat bedeli yatırdığı" belirtildi. Makam aracını kullanmışlar Sanık Paşa Yaşar’ın daha sonra yıkım işleri için Mehmet Sıddık’ı arayıp Adana’ya davet ettiği, uçakla gelen Sıddık’ı da Kılıç’a ait makam aracıyla havalanında karşılayıp birlikte kaymakamlık makamına gittikleri, tanışma aşamasından sonra eski kaymakam Mustafa’nın çevre valilikler ile görüşerek sanık Paşa Yaşar ile Mehmet Sıddık için yıkım işlerinde kolaylık sağlanmasını istediği kaydedildi. OHAL süreciyle ikna ettiler Sanık Mustafa Kılıç’ın makamında gerçekleştirilen görüşmelerde, yıkım işlerinin uzun süreceğini söyleyerek, gıda alım ihalesinin de olduğunu söyleyip, ihalenin bedeli ve teminat konularına girdiği belirtilen gerekçeli kararda, teminat mektubu sunmak isteyen Mehmet Sıddık’tan ise nakit teminat bedeli istediği, kendisinin de bunu kabul ettiği, görüşmeler sırasında hiçbir görevi ve konumu olmayan Özgür’ün de yer aldığı, Sıddık’ın sürecin doğrudan teminle yürüyeceğine ikna olmayarak sorması üzerine sanık Paşa ve Özgür’ün OHAL sürecinde kaymakamların olağanüstü yetkilerinin olduğunu söyleyerek kendisini ikna ettikleri ifade edildi. Başka mağdurların dekontunu gösterdi Gerekçeli kararda, Sıddık’ın teminat bedelini yatırmak için hesap bilgilerini istemesi üzerine sanık Mustafa’nın bilgilerini verdiğini, bunun üzerine kardeşi S.Ç. ile konuyu görüştükten sonra parayı göndereceği sırada hesabın eski Yüreğir Kaymakamına ait olduğunu anlayınca bu konudaki çekincesini dile getirdiği, sanık Paşa’nın araya girerek vakıf başkanının kaymakam olması nedeniyle böyle bir durumun söz konusu olacağını söylediği, hatta sanık Mustafa’nın başka olayın mağduru olan T.Ö.’ye ait teminat bedeline ait banka dekontunu göstermesi üzerine ikna olduğuna yer verildi. Parasını istedi Mağdur T.Ö. ile sanık Paşa Yaşar’ın bir şekilde denk geldikleri, T.Ö.’nün Sıddık’a gıda ihalesinden bahsetmemesi gerektiğini söylediği, paranın gönderilmesinden sonra sanık Mustafa ile Mehmet Sıddık arasında gıda alımına ilişkin sözde bir sözleşme imzalandığı kaydedilen gerekçeli kararda, sözleşme sonrası Sıddık’ın ihtiyaç listesinin gönderilmesini beklediği ancak böyle bir şeyin olmaması üzerine Adana’ya gelerek sanıktan parasını istediği, sanık Mustafa’nın parayı Mersin ilinde vereceğini söylemesi üzerine birlikte sanıklar Mustafa, Özgür ve Paşa’nın Mersin iline giderken polislerce durdurularak yakalandıkları belirtildi. Hayali sözleşmeler imzaladı Sanıklar Mustafa ile Özgür’ün başlangıçtan itibaren fikir ve eylem birlikteliği içerisinde oldukları belirtilen gerekçeli kararda, dolandırıcılık olayının nasıl gerçekleştirildiği ayrıntılı olarak şöyle anlatıldı: ’’Diğer sanık Paşa’yı Özgür’ün vasıtasıyla ikna ederek Adana’ya getirdikleri, ardından Paşa’nın gıda alımını duyunca katılan Sıddık’ı da arayarak Adana’ya davet ettiği, hayali alıma ikna edilen ve kendisi de bir miktar teminat yatıran Paşa’nın katılanı gıda işine girmesi noktasında teşvik ettiği, bu olayların tamamının sanık Mustafa’nın makamında gerçekleştiği, her ne kadar Mustafa ikna sürecinde Özgür ve Paşa’nın olmadığını söylemiş ise de planın başlangıçta olduğu şekliyle zaten sanık Özgür’ün piyasadan firma bulması ve daha çok sanık Mustafa’nın ikna etmesi şeklinde ilerlediği, bu somut olayda ise iki sanığın önce Paşa’yı gıda alımına ilişkin sürece ikna ederek ve bir miktar parasını hile ve desise ile aldıkları, ardından katılanları O’nun vasıtasıyla olaya dahil ettikleri, ardından Mustafa’nın devreye girerek diğer tüm olaylarda olduğu gibi OHAL kararnamesi, diğer kişilere ait dekontların gösterilmesi, kendinin vakıf başkanı olması ve hayali sözleşmeleri imzalayarak hile ve desise sürecini tamamladığı, bununla birlikte katılanları olaya dahil eden sanık Paşa’nın düştüğü hatayı anlayarak sebebiyet verdiği zararı kısmen de olsa giderdiği ve katılanlara zararı gidereceğine dair protokol imzalayarak verdiği belirlendi." Tüm olaylarda sürece dahil olmuş Sanık Özgür’ün bu olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını, hatta kendisinin de kullanıldığını söylemesine rağmen hiçbir resmi görevi olmamasına karşın hemen hemen tüm olaylarda sürece dahil olduğuna dikkat çekilen gerekçeli kararda, "Firmaları davet etmiş, görüşmelerde resmi bir görevi varmış gibi davranarak sanık Mustafa’nın planlarını hayata geçirmesini kolaylaştırmış ve her seferinde çok sayıda insanın kaymakamlık makamına gelerek parasını istediğini, ihalenin asla yapılmadığını bilmesine, görmesine rağmen ısrarla eylemlerine devam etmesi karşısında, sanık Mustafa’nın nihai amacını bilmediği, kendisinin de aldatıldığı yönündeki savunmasının itibar edilemez olduğu açıkça anlaşılmış, parasını alamayan, alımların gerçekleşmediğini gören ve dolandırıldığını anlayan katılanların resmi mercilerine başvurarak şikayetçi olduğu görülmüş ve sanıklar Mustafa ve Özgür’ün eylemlerinin sabit olduğu katılanların aşama beyanları, sanıkların savunmaları, banka kayıtları sahte sözleşme örnekleri ile tüm dosya kapsamının katılanları doğruladığı, sanıkların da tevil yollu olarak görüşmeleri ve para transferini kabul ettiği görülmüştür’’ denildi. Vatandaşın devlete olan inancını kötüyü kullanmış Yüreğir Kaymakamlığı Sosyal yardımlaşma Dayanışma Vakfı ile yapılan yazışmalardan anlaşılacağı üzere ortada depremzede vatandaşlar için herhangi bir ihtiyaç ya da gıda alım ihalesi ve hatta bu hususta tahsis edilmiş bir ödenek olmadığına dikkat çekilen gerekçeli kararda, Kamu İhale Kurumu ile yapılan yazışmalara ve 127 sayılı Cumhurbaşkanlığı OHAL Kararnamesi’ne göre doğrudan temin suretiyle yapılacak ihalelerin yapılma usul ve şekillerine ilişkin prosedürün aynen geçerli olmasına, gelen cevabi yazılar, dosyaya dahil edilen vakıf senedi aslı ile dinlenilen tanık anlatımlarına göre kaymakamlık makamının tek başına ihale yapma ve alıma karar verme yetkisinin bulunmaması, vakıf mütevelli heyeti tarafından bir alım kararı ortaya konulduktan, ilgili birimlerin ihaleyi gerçekleştirdikten sonra ancak kaymakamın sözleşme imzalama aşamasında yetkilerinin bulunduğunun anlaşıldığı belirtildi. Ayrıca gelen cevabi yazılar, banka kayıtları ve tanık anlatımlarına göre doğrudan temin suretiyle yapılacak ihalelerde nakdi teminat alınması gibi bir usulün bulunmaması ile alınacak nakdi teminatın kaymakamın kişisel hesabına yatırılması şeklinde bir uygulamanın olmadığı da vurgulanan gerekçeli kararda, şöyle denildi: "Doğrudan temin suretiyle gerçekleşen ihalelerin EKAP isimli ihale sistemine dahil edilmemesi nedeniyle denetim olanağının olmaması, sanık Mustafa’nın böyle bir ihale ve alım olmadığını açıkça bilmesine rağmen ihale varmış gibi göstererek hiçbir yasal dayanağı olmadan kişisel hesabına nakdi teminat başlığı altında haksız kazanç oluşturacak meblağların gönderilmesini kaymakamlık makamına dolayısıyla vatandaşın devlete olan inancını kötüye kullanarak sağlaması ve yine katılanlara başka firmaların gönderdiği teminat bedellerini internet bankacılığı vasıtasıyla göstererek hile ve desise aşamasını daha da güçlendirmesi, Özgür’ün gerçekte böyle bir ihale olmadığını bilmesine, Cumhurbaşkanlığı veya Savunma Sanayi Başkanlığı’nda hiçbir görevi olmamasına karşın mizansene bu durumu varmış gibi göstererek eyleme dahil etmesi, görüşmelerde bulunarak karşı tarafta yapılan işlemlerin Cumhurbaşkanlığı kaynaklı ve yönetimli olduğu inancını yaymaya çalışması, sanık Özgür’ün eyleminin tek başına işlenmesi halinde TCK’nın 158/1-L maddesinde düzenlenen suçu oluşturacak olmasına karşın, hiyerarşik olarak çok daha üst konumda bulunan sanık Mustafa’nın mizansenine dahil eylemlerinin sanık Mustafa’dan bağımsız olarak düşünülemeyeceği, bu haliyle sanık Özgür hakkında fikir ve eylem birlikteliği içerisinde sanık Mustafa ile TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağına ilişkin açıklama ve kabul kısmı genel gerekçe D bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın genel gerekçe kısmında dosyaya dahil edilen Yargıtay kapatılan 15. Ceza Dairesi’nin 2020/1592 esas ve 2021/7203 karar sayılı içtihadına göre kamu kurum ve kuruluşu statüsünde bulunması, sanık Mustafa’nın da bu vakfın doğal başkanı olması nedeniyle bunu avantaja çevirerek diğer sanık Özgür ile birlikte fikir ve eylem birlikteliği içerisinde katılanlar Mehmet S.Ç. ve M.S.Ç.’den suç tarihinde toplam 1.905.000 TL haksız menfaat temin ettikleri tüm dosya kapsamıyla sabit görülmüş, sanık Paşa’nın soruşturma aşamasında 880 bin TL teminat bedelini katılanların şirketine ait banka hesabına iade ettiği, bakiye zararın raporlar, banka kayıtları ve beyanlara göre 1 milyon 705 bin TL olduğu, açıklanan delillerle sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu görülmüş ve itibar edilmemiş, genel gerekçe kısmında açıklandığı üzere sanıkların eyleminin hep birlikte TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen suça uyduğu kabul edilmiş, suç tarihi itibariyle katılanın uğradığı zararın miktarı ile o tarihten bugüne gerçekleşen enflasyonist koşullarda gözetilerek zararın büyüklüğü, olayların gerçekleştiği, mekanın devleti temsil eden bir makam olması, olayların gerçekleştiği sürecin ülkenin yaşadığı büyük bir deprem felaketinin hemen sonrası olması, sanıkların büyük bir profesyonellik ve çok kapsamlı bir mizansenle atılı suçu işlemeleri nedeniyle suç işleme kastlarının yoğunluğu birlikte dikkate alındığında, ceza tayinine gidilirken hakkaniyete uygun bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılmış, birden fazla katılana karşı eylemin gerçekleşmiş olmasına karşın, eylemin tek bir malvarlığı değerine karşı işlenmiş olması yani özgülenmiş bir kasıt ve eylem nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanmamış, sanık Mustafa’nın yaklaşık 3 aylık bir süreçte çok sayıda aynı mahiyette suç işlemiş olması, yargılama sürecinde zabıtlara yansıdığı şekilde tavırları, atılı suçu işlediği yönünde pişmanlık duyduğuna ilişkin bir durumun dosyaya yansımamış olması, sanık Özgür’ün aynı neviden suç nedeniyle mükerrir olması da gözetilerek sanıklar hakkında TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenleri uygulanmamıştır." "Zararın giderilmesi girişiminde bulunmadılar" Gerekçeli kararda sanıkların zararı giderme konusunda girişimde bulunmadıklarına da yer verilerek, "Bu aşamaya kadar sanıklara zararı gidermeleri noktasında hemen hemen her celse süre verilmesine karşın katılanların bakiye zararının giderilmesi noktasında girişimde bulunmadıkları, katılanların kısmi zarar giderilmesi noktasında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması nedeniyle rızalarının bulunmadığını açıkça belirttikleri, ayrıca katılanların sanık Mustafa’ya yönelik alacağa mahsuben senet almaları ya da icra takibi başlatmalarının bu aşamada sonuca tesir etmediği, zira ortada tahsil edilen bir meblağın olmadığı, gün adli para cezaları dönüştürülürken, suç tarihinde yürürlükte bulunan açıkça sanıkların lehlerine olduğu anlaşılan günlük 20 TL’den dönüştürme yapılmış, aldıkları ceza miktarı da gözetilerek tutukluluk hallerinin ayrı devamına karar vermek gerekmiştir" denildi.
Cinayet sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası istendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:37 Cinayet sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası istendi Adana’da husumetlilerini öldürmesi için tetikçi olarak yanına gönderdikleri kişiyi öldürmediği gerekçesiyle tabancayla öldürülen 19 yaşındaki İpek Akgül’ün katil zanlısı tutuklu 5 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 14’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. Sanıkların yargılanmalarına bugün başlanacak. Adana İl Emniyet Müdürlüğüne 13 Şubat 2024’te giden 21 yaşındaki Yaşar Bulut, İpek Akgül isimli kadını Yumurtalık ilçesi Asmalı Mahallesi’nde öldürüp portakal bahçesine gömdüğünü itiraf etti. Yumurtalık Cumhuriyet Savcısı nezaretinde yapılan yer göstermede, Bulut’un gösterdiği yerde Akgül’ün cesedi bulundu. Adli Tıp Kurumundaki otopside, İpek Akgül’ün 11 Şubat’ta önce darbedilip kolunun ve kaburgalarının kırıldığı, ardından vücudunun çeşitli yerlerinden tabancayla vurularak öldürüldüğü belirlendi. Yapılan soruşturmada, İpek Akgül’ün öldürülmeden 3 gün önce İzmir’den gelip sosyal medyadan tanışıp buluştuğu E.A.’yı evinde duş alırken tabancayla 3 yerinden vurup kaçtığı belirlendi. Akgül’ün olay gecesi otomobilde Bulut ile yalnız olmadığı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve Plaka Tanıma Sistemi’nde (PTS) yanlarında ayrıca Akgül’ün sevgilisi olduğu öne sürülen Ahmet Albayrak ile Mehmet Görgün’ün de olduğu saptandı. Bulut polis sorgusunda, "Aslında ben kızı tanımıyorum. Yanımda İpek’in asıl sevgilisi Ahmet ve arkadaşı Mehmet vardı. Kızı öldürmemi istediler. Bana cezaevinde bakacaklarını söylediler" dedi. Cinayet dedektifleri, Ahmet Albayrak ile Mehmet Görgün’ün, aralarında husumet olan E.A.’yı öldürtmek istediği, tetikçi olarak da İpek Akgül’ü çağırdıklarını belirledi. E.A.’nın saldırıdan kurtulması üzerine planlarının ortaya çıkacağını anlayan şüphelilerin, Akgül’ü, "Polis seni arıyor. Seni saklayacağız" diye buluşup, Bulut’a öldürttükleri tespit edildi. Bu tespitler üzerine, İpek Akgül’ün öldürülmesi olayına karıştıkları iddia edilen Ahmet Albayrak, Mehmet Görgün, Yaşar Bulut’un ağabeyi Aziz Bulut ve Mustafa Akman yakalanıp tutuklandı. Cumhuriyet Savcısı, İpek Akgül cinayeti ile ilgili soruşturmasını tamamladı. Savcı, 5 sanık hakkında, "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma, Tasarlayarak Kadına Karşı Kasten Öldürme" suçlarından iddianame hazırladı. Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan inceleme sonunda kabul edildi. Savcı, 5 sanığında ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep etti. İddianamede, sanıklardan Yaşar Bulut’un Adana Emniyet Müdürlüğü’ne giderek cinayeti itiraf etmesi, öldürülen Akgül’ün otopsi raporuna, Akgül’ün anne ve babasının ifadelerine, sanıklardan Ahmet Albayrak ile Aziz Bulut arasındaki mesajlaşma görüşmelerine yer verildi. Baba Sinan Akgül’ün iddianamede yer alan ifadesinde, kızının olaydan önce Manisa’ya yanına geldiğini söyledi. Kızının uyuşturucu madde kullandığını belirten baba Akgül, "Kızımı biri aradı. Arayan kişinin Adana’dan aradığını konuşmalarından anladım. Karşıdaki erkek şahıs kızıma, ‘Uçak biletini kesiyoruz, geleceksin, o çocuğu öldüreceksin’ dedi. Kızım da ‘Öldürmezsem ne olacak?’ deyince karşı taraftaki şahıs, ‘Öldürmezsen sen ölürsün’ dedi. Kızıma bu olayı sorduğumda inkar etti. Kızım daha sonra uçakla Adana’ya gitti. Uçak biletini alan kişi de konuştuğu kişiydi. Kızım Adana’ya gittikten sonra E.A. ile buluşmuş" dedi. İddianamenin değerlendirme bölümünde ise sanıkların İpek Akgül’ü neden ve nasıl öldürdükleri ise şöyle anlatıldı: "Mehmet Görgün isimli şahsın maktulü arayarak "Uçak biletini kesiyoruz, geleceksin o çocuğu öldüreceksin", "öldürmezsen sen ölürsün" dediği, daha sonra şüpheli Mehmet Görgün’ün maktul İpek Akgül’e uçak bileti aldığı, maktulün 7 Şubat 2024’de İzmir’den Adana’ya uçakla geldiği, Adana Havaalanı çevresinde yapılan kamera araştırmasında İpek Akgül’e havalimanında Aziz Bulut’un içinde silah olduğu değerlendirilen siyah renkli poşet ve para verdiği tespit edildi. Daha sonra, havaalanı kavşağından E.A.’nın ticari taksi ile İpek Akgül’ü alarak gittikleri belirlendi. E.A.’nın tanık sıfatıyla alınan beyanından anlaşılacağı üzere şahısların beraber E.A’ya ait ikamete geçtikleri, burada İpek’in tanık E.A.’ya silahla ateş ederek yaraladığı saptandı. Yaralama olayından sonra İpek Akgül, 8 Şubat’ta Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak’ın ofisine gitti. 11 Şubat 2024’e kadar İpek Akgül ofiste kalırken, ofise Mehmet Görgün, Ahmet Albayrak, Yaşar Bulut, Aziz Bulut ve Mustafa Akman’ın bir çok kez gelip gittikleri tespit edildi. 11 Şubat’ta Yaşar Bulut, Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak, İpek Akgül’ü araca bindirip öldürüldüğü yere götürdü. Burada Ahmet ile Yaşar’ın almış oldukları kazma ve kürekle toprağı kazarken Mehmet Görgün yanında bulunan silahı Yaşar’a verdi. Yaşar’ın silahı eline alarak İpek’e doğru birkaç el ateş ettiği, İpek’in kendisine isabet eden kurşunlar neticesinde olay yerinde öldüğü, daha sonra şüpheli şahısların İpek’in giymiş olduğu çarşafı çıkartarak araca koydukları, Yaşar’ın İpek’i öldürmüş olduğu yerin ilerisinde bulunan çukura maktulü sürükleyerek götürdüğü, çukurun içerisine maktulü indirdiği, araçta bulunan yanlarında getirmiş oldukları kazma ve kürekle maktulün üzerine toprak attığı, üç şüpheli şahsın gelmiş oldukları 34 BBE 836 plaka sayılı araç ile olay yerinden ayrıldıkları, silah, kazma ve küreği Ceyhan nehrine attıkları tespit edilmiştir." İddianamenin değerlendirme bölümünde, şüphelilerin İpek Akgül’ün öldürülmesi olayını Yaşar Bulut’un üstlenmesi hususunda anlaştıkları da belirtilerek, "Aziz Bulut’un alınan ifadesinde Mustafa Akman’ın kendisini arayarak para çekip kardeşine avukat tutacağız dediği, Yaşar’ın 13/02/2024 günü İl Emniyet Müdürlüğü binasına geldiği, ilk şifai görüşmesinde her ne kadar şüphelilerin önceden anlaştıkları şekilde olayı sadece kendisinin gerçekleştirdiğini, maktulün kız arkadaşı olduğunu ifade etmiş ise de, daha sonra olayı detaylı bir şekilde anlattığı, olaya ilişkin vermiş olduğu ifadeler doğrultusunda savcılığımızca detaylı kamera ve tanık araştırması, yer gösterme işlemleri yapıldığı, bu şekilde şüpheliler Ahmet Albayrak, Mehmet Görgün, Aziz Bulut, Yaşar Bulut ve Mustafa Akman’ın maktul İpek Akgül’ün öldürülmesi olayını birlikte iştirak iradesi içerisinde gerçekleştirdiklerinin tespitinin yapıldığı, olaya ilişkin alınan şüpheli ifadelerinde her ne kadar birbirlerini suçlayıcı beyanlarda bulundukları görülmüş ise de, dosya kapsamında yapılan incelemede şüpheli Mehmet Görgün’ün ve Ahmet Albayrak’ın maktul İpek Akgül’ü tanık E.A.’yı öldürmesi hususunda azmettirdiği, maktulün E.A.’yı öldüremediği, E.A.’nın yaralanması üzerine Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak’ın maktul İpek’in yakalanması durumunda emniyette verdiği ifadede kendi isimlerini vermesi ihtimali veya üçüncü kişilere bu olayı anlatmasına karşılık İpek Akgül’ü öldürmeye karar verdikleri tespit edildi. Şüphelilerin bu suç yönünden de iştirak iradelerinin mevcut olduğu, üzerlerine atılı suçları işledikleri hususunda kamu davası açmaya yarar mahiyette yeterli şüpheye ulaşıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır" denildi. İpek Akgül’ün katil zanlıları bugün Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlayacak.