Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Adana
Uzmanından obezite cerrahisi uyarısı
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:24:47
Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, obezite cerrahisinin yalnızca kilo kaybı amacıyla değil, obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde de etkili bir yöntem olduğunu belirterek, "Bariatrik cerrahi, diyet ve ilaç tedavisinden yeterli fayda görmeyen hastalar için bilimsel olarak kanıtlanmış güçlü bir tedavi seçeneğidir" dedi. Obezitenin günümüzde diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve uyku apnesi gibi pek çok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını vurgulayan Çetinkünar, "Obezite cerrahisi bu hastalıkların kontrol altına alınmasında önemli rol oynar. Ancak tek tip bir cerrahi yoktur. Her hasta özelinde detaylı planlama yapılır. Çünkü her hastanın farklı ek hastalıkları olabilir. Obezite cerrahisinde hangi yöntem hastaya daha uygunsa buna göre karar verilerek bir planlama gerçekleştirilir" ifadelerini kullandı. "En sık uygulanan yöntem tüp mide ameliyatı" Günümüzde en sık uygulanan bariatrik cerrahi yönteminin tüp mide olduğunu belirten Çetinkünar, "Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak tüp şeklinde bir mide oluşturulur. Açlık hissi azalır ve daha erken doyma sağlanır. Hastalar iki yıl içinde toplam vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 25-30’unu kaybedebilir. Tüp mide ameliyatları sırasında bağırsağa ek bağlantı yapılmadığından vitamin-mineral eksikliği riski diğer yöntemlere göre daha düşüktür. Ancak bazı hastalarda reflü şikayetleri artabilir" diye konuştu. "Gastrik bypass diyabet üzerinde güçlü etki sağlar" Roux-en-Y gastrik bypass ameliyatının hem mide hacmini küçülttüğünü hem de emilimi kısmen azalttığını belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Bu yöntemle iki yıl içinde yüzde 30-35 oranında kilo kaybı mümkündür. Özellikle tip 2 diyabeti olan ve şiddetli reflü şikayeti bulunan hastalarda etkili bir seçenektir" dedi. Mini gastrik bypass olarak bilinen yöntemin de benzer kilo kaybı sağladığını ifade eden Çetinkünar, ameliyat süresinin daha kısa olduğunu ancak vitamin ve protein eksikliği açısından düzenli takip gerektiğini vurguladı. "Şeker hastalarında SADI-S etkili olabilir" Tüp mide ile bağırsak bypassının birlikte uygulandığı SADI-S yönteminin özellikle ileri derecede obez ve diyabeti kontrol altına alınamayan hastalarda tercih edildiğini belirten Prof. Dr. Çetinkünar, "Bu yöntemde iki yıl içinde toplam vücut ağırlığının yüzde 35-40’ı kaybedilebilir. Ancak düzenli vitamin takibi şarttır" diye konuştu. "Ameliyat kararı kişiye özel verilir" Obezite cerrahisinde tek bir doğru yöntem olmadığını vurgulayan Çetinkünar, "Vücut kitle indeksi, diyabet varlığı, reflü şikâyetleri, beslenme alışkanlıkları ve hastanın beklentileri dikkate alınarak cerrah ve dahili uzmanların birlikte değerlendirmesiyle karar verilir. Amaç yalnızca kilo kaybı değil, uzun vadeli sağlıklı bir yaşamdır" ifadelerini kullandı. "Ameliyatlar kapalı ve robotik yöntemle yapılabiliyor" Bariatrik cerrahinin günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ameliyat sihirli bir çözüm değildir. Hastaların ameliyat sonrası beslenme düzenine ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlaması gerekir. Doğru hasta seçimi ve düzenli takip başarıyı belirleyen en önemli faktörlerdir" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:23
Kaçak sigaralar piyasaya sürülecekti: 2 milyon TL’lik kaçak ürün ele geçirildi
Adana’da polis ekiplerince bir eve düzenlenen operasyonda, piyasaya kaçak olarak sürülmeye hazırlandığı değerlendirilen çok sayıda mükerrer bandrol ve boş sigara paketi ele geçirildi. Operasyonda yaklaşık 2 milyon 800 bin TL’lik vergi kaybının önüne geçilirken, 1 şüpheli tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, kaçakçılık suçlarının önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında Seyhan ilçesine bağlı Onur Mahallesi’ndeki bir eve operasyon düzenledi. Adreste yapılan aramalarda 270 bin adet sigara paketi, 56 bin adet mükerrer (tekrar kullanılan) makaron bandrolü, 430 adet etiket sökücü sprey ve 50 kilogram kıyılmış tütün ele geçirildi. Ele geçirilen boş sigara paketleri ve tekrar kullanılan bandrollerin, yeniden değerlendirilerek piyasaya sürülmesinin planlandığı tespit edildi. Operasyonla yaklaşık 2 milyon 800 bin TL’lik vergi kaybı engellendi. Olayla ilgili gözaltına alınan K.U., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:22
Döner ustası motosiklet sürücüsü: "Kaza sonrası kaçıp gittiler"
Adana’da motosikletiyle seyir halindeyken üç tekerlekli motorlu bisikletle çarpışan 22 yaşındaki döner ustası Mehmet Yılmaz yaralandı. Kazanın ardından motorlu bisiklette bulunan kişilerin olay yerinden ayrıldığını öne süren Yılmaz, "Kazadır, herkesin başına gelir ama keşke gelip bana baksalardı" dedi. Kaza, 24 Şubat günü Adana’nın merkez Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi Ahmet Cevdet Yağ Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre döner ustası Mehmet Yılmaz (22), motosikletiyle seyir halindeyken karşı yönden gelen ve bir kadın sürücünün kullandığı üç tekerlekli motorlu bisikletin aniden dönüş yapması sonucu araca çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrularak yere düşen Yılmaz kafasından yaralandı. Yaralı Yılmaz, çevredekilerin ihbarı üzerine hastaneye kaldırıldı. Tedavisinin ardından taburcu edilen Yılmaz, kazanın ardından motorlu bisikletten inen bir erkeğin kendisine kızdığını ve daha sonra kadın sürücüyle birlikte olay yerinden ayrıldıklarını iddia etti. Bu anlar ise saniye saniye güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Yaşadıklarını anlatan Mehmet Yılmaz, kazanın bir anda meydana geldiğini belirterek, "Kendi yolumda 30-40 kilometre hızla giderken karşı yoldan gelen 3 tekerlekli motosiklet aniden döndü ve ona çarptım. Gelip başımda durup bana baktılar ve kaçtılar. Kadın sürüyordu 3 tekerlekli motosikleti. O panikle kaçıp gittiler. Kazadır, her insanın başına gelir ama keşke gelip bana bakıp hastaneye kadar gelseydi. İnsan gibi gelselerdi keşke, biz bir şey talep etmiyorduk" dedi. Kadın sürücünün dikkatsiz olduğunu öne süren Yılmaz, "Tek dileğim kadın sürücülere motosiklet vermesinler. Ben kendi şeridimde giderken sağına, soluna bakmadan sinyal verip yola atladılar. Ben onların peşini bırakmayacağım. Benim ehliyetim, her şeyim var. Sadece kaskımı takmamıştım, muhtemelen onların ehliyeti yok o şekilde panik yaptılar. Ben dönerciyim ancak şu anda çalışamayacağım" diye konuştu. Kazayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:20
Adana’da 17 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı: 2 şüpheli tutuklu, diğerleri firar
Adana’da 17 yaşındaki çocuk, kafede başlayan tartışmanın büyümesiyle 7-8 kişilik grubun saldırısına uğradı. Karnından ve bacağından bıçaklanan çocuk ağır yaralanırken, kavga anı güvenlik kameralarına yansıdı. Çocuğun avukatı olan babası Vedat Ö., "Basit yaralama değil, açıkça adam öldürmeye teşebbüs" diyerek tepki gösterdi. Olayla ilgili 2 şüpheli tutuklanırken, diğer saldırganların yakalanması için çalışma sürüyor. İddiaya göre, Çukurova ilçesine bağlı Güzelyalı Mahallesi’nde 14 Şubat günü yaşanan olayda 17 yaşındaki B.Ö., kafede karşılaştığı husumetlisi E.A. (17) ile konuşmayı başladı. Bir süre sonra aralarında gerilim artınca çocuklar kafeden dışarı çıktı. Bu sırada B.Ö., aralarında E.A. ve Ç.U. (17)’nun da bulunduğu 7-8 kişilik grubun saldırısına uğradı. E.A. ve Ç.U., B.Ö.’yü karnından ve bacağından bıçaklayarak ağır yaraladı. Kavgaya karışan kişiler kaçarak izlerini kaybettirdi. Hastaneye kaldırılan B.Ö., 7 günlük tedavisinin ardından taburcu edildi. Olaya ilişkin E.A. ve Ç.U. yakalanıp tutuklanırken diğer kavgaya karışan diğer kişiler henüz yakalanamadı. B.Ö.’nün babası ve aynı zamanda avukatı olan Vedat Ö., olayın "basit yaralama değil, açıkça adam öldürmeye teşebbüs" olduğunu söyledi. "Konuşma bahanesiyle dışarı çıkardılar" Olay gününü anlatan baba Vedat Ö., "14 Şubat günü oğlum dershane çıkışı, kafe önünde geçerken tanıdığını arkadaşları görünce içeri giriyor. Kafeye girdikten sonra arkadaşlarını görürken yanlarında daha önce husumetli olduğunu bildiği E.A. ve Ç.U var. Benim oğlumu ‘dışarıya davet’ etmişler. Oğlum ‘Tamam çıkalım bir sorun varsa’ diyor" dedi. "Yaklaşık 7-8 kişi birden saldırdı" Baba, "Kapının dışarına çıkar çıkmaz, grubun hazırlıklı olduğu ve kendisine saldıracağını görmesi üzerine olay yerinden uzaklaşmaya çalışıyor. Tekrar olay yerine çağrılıyor ‘konuşacağız’ diyerek. Kamera kayıtlarında açıkça görüldüğü üzere olay yerine çağrıldığı an 7-8 kişinin birden saldırdığı net gözüküyor" şeklinde konuştu. "Vahşice, acımasızca, kalleşçe saldırıyorlar" E.A. ve Ç.U. elinde bıçak olduğunun polis tespitiyle belirlendiği söyleyen baba, "7-8 kişilik grup bazen sayı 10-12’ye çıkarıyor kamera kayıtlarında gözüküyor. Vahşice, acımasızca, kalleşçe saldırıyorlar. Yaşı küçük başarılı bir öğrenciyi öldürmeye teşebbüs ediyor. Karın bölgesinden ve bacak bölgesinden yaralanan oğlum, tesadüfen oradan geçen birinin arabaya almasıyla özel bir hastaneye götürüldü. Acilen ameliyata aldı, ardından servise çıktı" sözlerini aktardı. "Bu olaylar Türkiye’de kangren haline geldi" Bu tarz olayların ülkemizde kangren haline geldiğine değinen baba, "Büyük bir yara haline geldi. Veliler çocuklarını dışarı çıkaramaz oldu. Bu sorunların önlenmesinin en önemli yolu, suç vasıflandırılmasının doğru yapılması lazım" diye konuştu. "Basit yaralama değil öldürmeye teşebbüs suçuna girer" Yaşanan bıçaklı kavga olaylarının basit yaralama olmadığını dile getiren baba, "Bıçak darbeleri, şiddettin uygulama şekli ve boyutu. Bıçakların vurulduğu bölgeler ölümcül. Tamamen adam öldürmeye teşebbüs suçu kapsamına girer. O nedenle yargı ve adliyeye makamlarının da bu suç yönünden adam öldürmeye teşebbüs suçundan değerlendirme yaptığında daha doğru bir sonucu ortaya çıkacağını söylemek istiyorum" dedi. "İki kişi dışında herkes firar" Bıçağı kullanan iki kişi dışında diğerlerinin firar olduğunu belirten baba, "Olaya karıştığı açıkça belirli olmasına rağmen 7-8 kişinin olay üzerinden 10-12 gün geçmesine rağmen yakalanmamış olması gerçekten bizi üzüyor. Yeni olayların yaşanmasından kaygı duyuyoruz. Mutlak suratla emniyetin yapacağı araştırmayla, 7-8 kişilik grubun hızlı şekilde tespit edilerek yargı makamlarına teslim edilmesi ve doğru bir sevk maddeleriyle doğru kanun uygulanmasıyla sonuca gidilmesi gerekiyor" sözlerine yer verdi.
23 Ocak 2026 Cuma - 09:32
Çukurova çiftçisinden zirai don önlemi: 15 dönüm limon ağacı fileyle örtüldü
Adana’da bir çifti, zirai dondan etkilenmemek için 15 dönüm limon ağacını fileyle kapladı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) zirai don uyarısının ardından hafta boyu hava sıcaklığının eksi 4 dereceye kadar düşmesiyle, bazı ürünler hafiften zarar gördü. Hava sıcaklıklarının eksi 4 derecelere kadar düşmesinin ardından bazı bahçelerde portakal, limon ve mandalinalar dalında dondu. Yüreğir ilçesine bağlı Pekmezli Mahallesi’nde ise çiftçi Serkan Altınyüzük, 15 dönüm limon ağacını fileyle örtüp ağaçlarını zirai dondan korumak için kendince önlem aldı. "Seneye çoğu bahçe fileyle kaplanacak" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Geçtiğimiz yıl Şubat ayında 4 günlük kuvvetli bir don olmuştu ve bütün bahçeler bu dondan zarar görmüştü. Çiftçimiz de bu sene yeniden dondan etkilenmemek için 30 dönümlük bahçesindeki ağaçların 15 dönümünü fileyle kapattı. İşçilik ve file parası dahil burada 50 bin lira maliyet var. Yaklaşık dönüme 3-4 bin lira maliyeti var. Çiftçimiz bu sene önlem aldı ve bu da örnek bir davranış. Çiftçimiz buradan önemli bir sonuç alırsa seneye inanın ki çoğu bahçelerimiz bu fileyle kaplanacak. File çekilen yerle çekilmeyen arasında fark var" ifadelerini kullandı. "Bu sene verim bekliyoruz" Çiftçi Serkan Altınyüzük ise geçen seneki zirai don nedeniyle bu sene hiçbir ağaçtan ürün alamadığını anlatarak, "Zirai don pervanesi 2 milyon TL olmuş. Bir dostumuz böyle bir fikir verdi. Biz de bu fileyi çektik ve file çektiğimiz ile çekmediğimiz ağaçlar arasında ciddi bir fark var. Bu sene inşallah ağaçlardan verim bekliyoruz" dedi.
22 Ocak 2026 Perşembe - 22:56
Pozantı-Ulukışla yolu kar yağışı sebebiyle ulaşıma kapatıldı
Adana’nın Pozantı ilçesiyle Niğde’nin Ulukışla ilçesini birbirine bağlayan karayolu, yoğun kar yağışı sebebiyle ulaşıma kapatıldı. Adana’nın Pozantı ilçesinde yoğun kar yağışı devam ediyor. Yoğun kar yağışı sebebiyle Pozantı-Ulukışla karayolu trafiğe kapatıldı. Trafik ekipleri ulaşımı Pozantı ilçesinden Niğde-Ankara Otoyoluna yönlendirmeye başladı.
22 Ocak 2026 Perşembe - 19:02
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermekte"
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi uygulamasının tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verdiğini söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, SGK prim borcu bulunan çiftçilere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmediğine dikkat çekerek, "2025 yılı tarım sektörü açısından olağanüstü zorluklarla geçti. Özellikle zirai don, kuraklık ve iklim kaynaklı afetler üreticilerimizi ciddi şekilde etkiledi. Yaşanan afetler nedeniyle oluşan verim kayıpları, çiftçilerin gelirlerini önemli ölçüde düşürdü’’ dedi. Doğan, üreticilerin bu ağır şartlar altında hem üretimi sürdürmeye çalıştığını hem de artan maliyetler nedeniyle SGK prim borçlarını ödemekte zorlandığını vurgulayarak, SGK borcu gerekçe gösterilerek çiftçilerin krediye erişiminin engellenmesinin zaten zor durumda olan üreticileri daha da çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Don, kuraklık ve ekonomik baskılar altında üretim yapan çiftçinin bugün en büyük ihtiyacının finansman olduğunu belirten Doğan, ‘’SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi gibi bir uygulama, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermektedir. Krediye erişimin engellenmesi yalnızca çiftçiyi değil, aynı zamanda ülkenin gıda arzını da tehdit etmektedir. Finansa erişemeyen çiftçi üretim yapamaz, tarımsal üretimin azalması ise gıda fiyatlarına doğrudan yansır. Bu durum gıda güvenliği açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Gıda güvenliğinin korunması ancak üreticinin ayakta kalmasıyla mümkün olur’’ diye konuştu. Doğan, Çukurova’nın ülke tarımı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önem göz önünde bulundurulduğunda afetler ve ekonomik şartlar nedeniyle borç yükü artan çiftçilere finansmana erişimde pozitif ayrımcılık yapılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Doğan, SGK prim borcu bulunan üreticilere yönelik kredi uygulamasının mevcut şartlar dikkate alınarak yeniden düzenlenmesinin üretimin devamlılığına ve gıda güvenliğinin korunmasına önemli katkı sağlayacağını belirtti.
22 Ocak 2026 Perşembe - 17:44
Drift yapan lüks otomobil sürücüsüne 58 bin 217 lira ceza kesildi
Adana’da trafikte drift atarak ilerleyen lüks otomobilin sürücüsüne 58 bin 217 lira idari para cezası uygulanırken, sürücünün ehliyetine 2 ay el konuldu. Olay, merkez Sarıçam ilçesi İlim Yolu Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre, 35 YM 145 plakalı BMW marka otomobil, yolda drift atarak ilerledi. Bu sırada bir motosikletli, arkasında drift atarak ilerleyen otomobille çarpışmaktan son anda kurtuldu. O anlar başka bir motosikletlinin kask kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Adana Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Ekipler, sürücüye 58 bin 217 lira idari para cezası uygulanırken sürücünün ehliyetine ise 2 ay el konuldu.
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:11
Benzinle ateş yakmak istedi, az daha kendi yanıyordu
Adana’da taş ocağı yakmak için benzin döken fırın ustası, yanmaktan son anda kurtuldu.
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:33
Lüks otomobil yolda drift yaptı, motosikletli son anda kurtuldu
Adana’da bir motosikletli, trafikte drift atarak ilerleyen lüks otomobile çarpışmaktan son anda kurtuldu. O anlar kask kamerasına yansıdı. Olay, merkez Sarıçam ilçesi İlim Yolu Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre, 35 YM 145 plakalı BMW marka otomobil, yolda drift atarak ilerledi. Bu sırada bir motosikletli, arkasında drift atarak ilerleyen otomobille çarpışmaktan son anda kurtuldu. O anlar başka bir motosikletlinin kask kamerasına saniye saniye yansıdı.
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:20
Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi sinema etkinliğinde buluştu
Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi tarafından düzenlenen sinema etkinliğinde, Filistin’de yaşanan insanlık dramını anlatan ‘Hind Rajab’ın Sesi’ filmi izlendi. Filistin için vicdani farkındalık oluşturulması amaçlanan etkinlikte Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Bu etkinlikle amacımız zulmü görmezden gelmeyen ortak bir vicdanı diri tutmaktır" dedi. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, üyeleri ve ailelerine yönelik düzenlediği sinema etkinliğinde "Hind Rajab’ın Sesi" filmini iki ayrı salonda gösterime sundu. Organizasyona yüzlerce sendika üyesi ile yakınları katıldı. Gösterimin ardından etkinlik katılımcıları filmde yer alan insanlık dramı karşısında gözyaşlarına boğuldu. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, filmin İsrail işgal güçlerinin uygulamalarını çarpıcı ve sarsıcı biçimde gözler önüne serdiğini vurgulayarak, "Film bir kez daha bizlere gösterdi ki; İsrail terör rejimi küçücük bir kızı, suçsuz bir aileyi, hatta sağlık görevlilerini bile canice katledebiliyor. Bu insanlık dışı vahşete beyaz perde de şahitlik ettik ancak bunların hala yaşanıyor olması hepimizi derinden yaralamaya devam ediyor" dedi. Gösterime aileleriyle katılan üyelerine teşekkür eden ve etkinliğin yalnızca bir kültür-sanat faaliyeti olmaktan öte, vicdani bir duruş sergileme imkanı sunduğunu belirten Sarıgeçili, "Bu etkinlikle amacımız zulmü görmezden gelmeyen ortak bir vicdanı diri tutmaktır. Zulümle abad olunmaz. İnanıyoruz ki bu zulüm kısa bir süre sonra sona erecek ve onurla direnen Gazzeli mazlumlar bu savaşı kazanacaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Sarıgeçili, son bir hafta içinde düzenledikleri masa tenisi turnuvası, kitap okuma etkinlikleri, umre turu ve sinema gösterimleriyle sendikacılık faaliyetlerinin yanında sosyal ve kültürel faaliyetlerin de çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Benzer kültür, sanat ve dayanışma odaklı etkinliklerin önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini vurgulayan Sarıgeçili açıklamalarını etkinlikte görev alan gönüllülere ve organizasyona destek veren birimlere teşekkür ederek tamamladı.
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:55
Kış aylarında göz kuruluğu şikayetleri artıyor
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini söyledi. Kış aylarının bir getirisi olan soğuk hava, rüzgar ve ısıtıcıların kullanıldığı kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi kimi zaman göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda göz yüzeyinin nem dengesi bozuluyor, bunun sonucunda da göz kuruluğu şikayetleri oraya çıkıyor. Göz kuruluğu en sık gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kum kaçmış hissi ve zaman zaman bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Medline Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, bu sorunun günlük yaşam konforunu düşürmesine rağmen çoğu zaman ihmal edildiğini belirterek alınabilecek önlemleri anlattı. Soğuk ve rüzgar olumsuz etkiliyor Prof. Dr. Koçluk, soğuk havanın etkisiyle gözyaşının daha hızlı buharlaştığını belirterek, "Rüzgar, göz yüzeyindeki koruyucu gözyaşı tabakasını zayıflatarak kuruluğu artırır. Kış aylarında kapalı ortamlarda kullanılan kalorifer, klima ve sobalar ise havadaki nem oranını düşürerek göz yüzeyinin kurumasına neden olur. Bununla birlikte bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital ekranlara uzun süre bakmak, göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğunu daha da belirgin hale getirir. Özellikle masa başında çalışanlar, öğrenciler ve uzun süre ekran kullanan kişiler kış aylarında bu sorunu daha sık yaşayabilir" dedi. Enfeksiyon riskine yol açıyor Koçluk, göz kuruluğunun sadece rahatsız edici bir his oluşturmayıp tedavi edilmediğinde göz yüzeyinde hassasiyet artışına, enfeksiyon riskinin yükselmesine ve görme kalitesinde geçici düşüşlere yol açabildiğini belirterek, "Kontakt lens kullanan kişilerde bu durum daha belirgin hissedilebilir. Ayrıca ileri yaş, bazı kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan bazı ilaçlar da göz kuruluğu riskini artıran faktörler arasında yer alır. Göz kuruluğu, yalnızca gözlerde hissedilen fiziksel rahatsızlıklarla sınırlı kalmayıp günlük yaşam kalitesini de olumsuz etkiler. Uzun süreli okuma, araç kullanma, ekran başında çalışma gibi dikkat gerektiren aktiviteler sırasında göz yorgunluğu ve odaklanma güçlüğü ortaya çıkabilir. Bu durum hem iş verimliliğini hem de sosyal yaşamı etkileyerek kişinin yaşam konforunu düşürür. Özellikle kış aylarında artan şikayetler, göz sağlığının düzenli olarak değerlendirilmesi gerekliliğini daha da önemli hale getirir" dedi. Erken tanı önem kazanıyor Göz kuruluğunda erken tanı ve şikayetlerin kontrol altına alınması ve ilerleyici sorunların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Koçluk, "Kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması, göz sağlığının gelecekte de korunmasına katkı sağlar. Kuruluk hissi, yanma ya da batma gibi yakınmalar uzun süre devam ediyorsa, altta yatan farklı bir göz hastalığının olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir" diye konuştu. Prof. Dr. Koçluk, kış aylarında göz kuruluğuna karşı şu önerilerde bulundu: "Rüzgarlı ve soğuk havalarda dışarı çıkarken koruyucu gözlük kullanın. Kapalı ortamlarda ortamı nemlendirici cihazlardan faydalanın. Bilgisayar ve telefon kullanımında düzenli aralar verin, bilinçli şekilde göz kırpmaya özen gösterin. Gözlerinizi ovalamaktan kaçının. Bol su tüketerek vücudun genel nem dengesini koruyun. Göz kuruluğu şikayetleri devam ederse, göz doktorunun önerdiği suni gözyaşı damlalarını kullanın. Şikayetler uzun sürüyorsa bir göz hastalıkları uzmanına başvurun."
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:36
Türk sağlık sistemindeki hukuksal reformlar Amerika’ya örnek olacak
Tıbbi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bahar Uslu, ABD’de ’Üreme Tıbbi Yüksek Direktörü’ oldu. Prof. Dr. Uslu, Türkiye’nin sağlık sistemindeki hukuksal reformların Amerika’da uygulanması için çalışma yapacak. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Adanalı Prof. Dr. Bahar Uslu, kadın-doğum, tüp bebek ve kısırlık çalışmalarında 40 yıldır uygulanmakta olan tedavi yöntemlerindeki eksik ve sakıncalı yönleri bularak, daha pratik ve doğru sonuçlar alınmasını sağlayan yeni bir yöntem geliştirdi. Türk doktorun geliştirdiği yöntem, dışarıdan destekli hamilelik, tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmalar kapsamında ‘Uslu Yöntemi’ olarak tıp literatürüne geçti. Türkiye’nin tüp bebek uzman eğitiminde diğer ülkelere göre önde olması ve gerekli hukuksal reformlar üzerine makale yazıp çalışma yapan Prof. Dr. Bahar Uslu, şimdi ABD’de ’Üreme Tıbbi Yüksek Direktörü’ oldu. Prof. Dr. Uslu, Türkiye’nin sağlık sistemindeki hukuksal reformların Amerika’da uygulanması için çalışma yapacak. Konuyla ilgili İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Bahar Uslu, "Modern tıp denilen dünya tıbbındaki eksiklikleri Amerika’ya gittikten sonra fark ettim. Ben tabii bir tüp bebek uzmanıyım. Embriyoloji uzmanlığının düzenlemeleri olmadığını, hukuki düzenlemelerin eksik olduğunu, etik değerlerin göz ardı edildiğini fark ettim ve dünyadaki ilk embriyo hakları yayınlarını yapan kişiyim. Amerika’da geçtiğimiz aylarda Alabama Yüksek Mahkemesi iki tüp bebek kliniğini kapattı. Çünkü çocukları olmayan bir ailenin hırsızlık girişimiyle embriyoları darbetmesi sonucunda mahkeme ne karar vereceğini şaşırdı. Embriyonun bir doku parçası mı ya da ne olarak değerlendirilmesine karar verememiş ve benim yayınlarıma ulaşmışlar. Dolayısıyla mahkemeler beni bilirkişi olarak tayin ettiler. Benim yayınlarımı okumuşlar, onlar hakkında görüşlerimi ilettim. İnsan potansiyeli taşıdığı için bu kaybın insan öldürmekten farksız olduğunu onlara anlattım" ifadelerini kullandı. "Takip edilen Amerika, Türkiye’yi örnek almış olacak" Donald Trump yönetimindeki sağlık sisteminin embriyo ve tüp bebek konusuna daha fazla önem gösterdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Uslu, "Amerika hükümeti yeni seçimlerde biraz da bu konuya çokta kıymet veriyor, eksikliklerini de fark ettiler. Büyük ihtimalle bana verilen bu yardım etmem gereken durumun bununla ilgisi olduğunu düşünüyorum ve bu unvanı alan ilk Türk hekim olmak ayrıca bana büyük gurur veriyor. Bu görevimde embriyoyu korumakla, hasta haklarını korumakla, kurumu korumakla yetkilendirildim. Bunun kanunlarını hazırlayacağım, regülasyonlarını hazırlayacağım ve takip edilen Amerika, Türkiye’yi örnek almış olacak" dedi. Prof. Dr. Bahar Uslu, Türkiye’deki tıp kanununun yıllar önce çıktığını ve bu kanundaki düzenlemelerin ABD’de çıkartılacak kanuna da örnek teşkil edeceğini belirtti.
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:07
Oğlunu av kazasında kaybeden anne: "18 yaş altı bir çocuk eline tüfek alabiliyorsa bunun cezası olmalı"
Adana’nın Aladağ ilçesinde domuz avı sırasında arkadaşı tarafından yanlışlıkla vurularak hayatını kaybettiği iddia edilen 17 yaşındaki Barış Şahin’in annesi Necla Şahin, yaşananların cinayet olduğunu iddia ederek, olayın aydınlatılmasını istedi. Anne Şahin, olay yerinin temizlendiğini, bir tane bile boş kovan olmadığını belirterek, "18 yaş altı bir çocuk eline tüfek alabiliyorsa bunun cezası olmalı" dedi.
22 Ocak 2026 Perşembe - 09:58
Kornaya basan, cezayı yedi
Adana’da trafik polisleri, gereksiz yere kornaya basarak gürültü kirliliğine neden olan toplu taşıma araçları sürücülerine adeta ceza yağdırdı. Ceza yazılan sürücüler sürekli ceza yedikleri gerekçesiyle tepki gösterdi. Adana Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Seyhan ilçesine bağlı Kuruköprü Mahallesi 5 Ocak Meydanı’nda toplu taşıma araçlarına yönelik gereksiz korna denetimi gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren uygulamada kurallara uymayan toplu taşıma sürücülerine adeta ceza yağdı. Gereksiz korna kullanma, seyir halinde cep telefonuyla konuşmak gibi maddelerde 28 sürücüye, 116 bin 976 TL para cezası uygulandı. Gereksiz kornadan dolayı ceza kesilen Riyasettin Sarı, "Kurallara gayet dikkatliydim, araçta korna ne için var? Biri önüne atladığında aniden uyarmak için. Önüne araba kırdı, ben kornayı o yüzden çalarım. Cam filmini de sıcaktan korumak için takıyorum. Çok fazla ceza yiyoruz, hemen hemen iki güç güne bir ceza yiyoruz" diye konuştu. Seyir halinde telefon kullandığı için ceza kesilen Mehmet Pınar da "Telefon dediler ama kulaklığım takılı, anlamadım. Sürekli ceza yiyoruz" dedi.
22 Ocak 2026 Perşembe - 09:50
Kornaya basan, cezayı yedi
Adana’da trafik polisleri, gereksiz yere kornaya basarak gürültü kirliliğine neden olan toplu taşıma araçları sürücülerine adeta ceza yağdırdı. Ceza yazılan sürücüler sürekli ceza yedikleri gerekçesiyle tepki gösterdi. Adana Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Seyhan ilçesine bağlı Kuruköprü Mahallesi 5 Ocak Meydanı’nda toplu taşıma araçlarına yönelik gereksiz korna denetimi gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren uygulamada kurallara uymayan toplu taşıma sürücülerine adeta ceza yağdı. Gereksiz korna kullanma, seyir halinde cep telefonuyla konuşmak gibi maddelerde 28 sürcüye 116 bin 976 TL para cezası uygulandı. Gereksiz kornadan dolayı ceza kesilen Riyasettin Sarı, "Kurallara gayet dikkatliydim, araçta korna ne için var? Biri önüne atladığında aniden uyarmak için. Önüne araba kırdı, kornayı o yüzden çalarım ben. Cam filmini de sıcaktan korumak için takıyorum. Çok fazla ceza yiyoruz, hemen hemen iki güç güne bir ceza yiyoruz" diye konuştu. Seyir halinde telefon kullandığı için ceza kesilen Mehmet Pınar da "Telefon dediler ama kulaklığım takılı, anlamadım. Sürekli ceza yiyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder