Yerel Haberler
Adana
22 Mayıs 2026 Cuma - 22:59 Adana’da 2 bin 443 personelle bayram denetimi Adana’da kent genelinde 2 bin 443 polis ve jandarma personelinin katılımıyla ‘Huzur ve Güven’ uygulaması gerçekleştirildi. Uygulama noktalarını denetleyen Adana Valisi Mustafa Yavuz, "Vatandaşlarımızın huzur içerisinde sevdikleriyle birlikte güzel bir bayram geçirmeleri için görev başındayız" dedi. Adana Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından kentin 15 ilçesinde eş zamanlı ‘Huzur ve Güven’ uygulaması yapıldı. Uygulama noktalarını denetleyen Vali Mustafa Yavuz, vatandaşlarla sohbet ederek bayramlarını kutladı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Vali Yavuz, "Yarın başlayacak olan 9 günlük tatil süreci öncesinde emniyetimiz ve jandarmamızla birlikte vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için sahadayız. Hemşehrilerimizin sevdikleriyle birlikte huzurlu bir bayram geçirmesi adına görevimizin başındayız" ifadelerini kullandı. "2 bin 443 emniyet ve jandarma personeli sahada" Kent genelinde geniş güvenlik önlemleri alındığını belirten Vali Yavuz, "Bugün 466 aracımız ve 2 bin 443 emniyet ile jandarma personelimizle birlikte 15 ilçemizde; bulvarlarda, caddelerde, kavşaklarda, parklarda ve umuma açık alanlarda genel huzur ve güven uygulaması gerçekleştiriliyor. Vatandaşlarımızın hem bayramlarını tebrik ettik hem de hayırlı yolculuklar diledik. Tüm birimlerimizle birlikte yaklaşık 2,3 milyon Adanalı hemşehrimizin huzur ve güvenliği için bayram boyunca görevimizin başında olacağız" diye konuştu.
Genç mühendis çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu, azmetti 55 kilo verdi
27 Mart 2024 Çarşamba - 09:59 Genç mühendis çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu, azmetti 55 kilo verdi Adana’da genç mühendis Cennet Nur Köktaş, fazla kiloları nedeniyle çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu. Köktaş, çok korktuğu tüp mide ameliyatını olup 107 kilodan 52 kiloya kadar düşünce yeniden iş almaya başladı. Köktaş, “Ameliyatım ticaretimde de faydalı oldu. Çok mutluyum hayatımda aldığım en doğru karar” dedi. Adana’da genç mühendis Cennet Nur Köktaş (33) başarılı bir iş kadını olarak Solar enerji sektöründe çalışıyordu ancak aldığı kilolar yüzünden çatılara çıkamaz oldu. Bu durum Köktaş’ın iş alamamasına neden olmaya başladı. Köktaş, ayrıca bakmakta olduğu engelli kardeşi Buminhan Burak’a (29) daha faydalı olabilmek için çok korktuğu tüp mide ameliyatını olmaya karar verdi. Genç kadın, Medical Park Seyhan Hastanesi’nden Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler’e başvurarak 1 yılda 55 kilo verip 107 kilodan 52 kiloya kadar düştü. “Hayatımın en keyifli 1 yılını geçirdim” Cennet Nur Köktaş, 107 kilo ile ameliyata girdiğini belirterek, “1 yıl boyunca 55 kilo verdim. Toplamda 52 kiloya düştüm. Hedefim 60 kilo olmaktı ama ben 8 kilo daha verdim. Bu süreç hayatımın en keyifli süreciydi. 33 yaşındayım ve hayatımın en güzel, keyifli 1 yılını geçirdim. Benim için önemli olan engelli özel bir kardeşim var. Ben onun için yaşıyorum. Hayatım tamamen ona endeksliyken ona daha faydalı olmak için bu ameliyatı olmaya karar verdim” dedi. “Kilolarımdan dolayı artık iş alamamaya başladım” Solar enerji sektöründe çalışan bir iş kadını olduğunu kaydeden Köktaş, “Fabrikaların çatılarında çalışan bir kadın olarak belli bir kilodan sonra artık yükseklere çıkamamaya başladım. Nefes alamıyordum, vücut ağrılarımdan, kilolarımdan dolayı artık iş alamamaya başladım. Fakat ameliyat olduktan 6 ay sonra daha fazla iş almaya başladım. Ameliyatım ticaretimde de faydalı oldu. Şu an çok mutluyum, hayatımda aldığım en doğru karar. O kadar kiloluydum ki, anne bile olamayacağımı düşünüyordum. Ama artık hem anne hem de iyi bir iş kadını olabilirim. Ameliyat olmak hayatıma çok fayda sağladı” diye konuştu. “‘Ben hayatımı kimsenin eline bırakamam’ demişti” Hastasının 4-5 yıldır ameliyatı düşündüğünü fakat cesaret edemediğini aktaran Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler, “Cennet hanım bana geldiğinde ‘ben hayatımı kimsenin eline bırakamam’ demişti. Çok iyi hatırlıyorum bu sözünü. Tabii biz beraber konuştuk. Kilosunu, boyunu, vücut kitle endeksini değerlendirdik, ek hastalıkları var mı, yok mu ona baktık. Daha sonra tüp mide ameliyatını yaptık. Ameliyattan sonra 10 gün boyunca hastamızla çok sıkı irtibatta olduk. Sonrasında kontrollere çağırdık. Bu sürede tabii hem sosyal medyadan hem telefonlarımızdan irtibat halindeydik. 1 yılda yaklaşık 55 kilo verdi. 107 kilodan 52 kiloya düştü. Tam istediğimiz gibi bir süreç geçirdi. Her şeyden önemlisi protein kaybı, kas kaybı olmadı. Sarkması olmadı, ciddi bir halsizliği ve bitkinliği olmadı ve sağlıklı kilo verdi. Cennet hanım bunu başardı” dedi. “Sosyal hayatı çok güzelleşti, iş hayatında çok başarılı oldu” Obezite hastalarının en büyük sorunlarından birinin sosyal ve psikolojik sorunlar olduğunun altını çizen Op. Dr. Gökler, “Biz bunları bilmiyoruz ama hastalarımız bunlarla çok ciddi mücadele ediyorlar. Dışarı çıkmak istemiyorlar, aynaya bakmak istemiyorlar, arkadaş edinemiyorlar, iş bulamıyorlar, sosyalleşemiyorlar, topluma karışamıyorlar. Biz uzaktan baktığımız zaman sadece kilolu insanlar görüyoruz ama öyle değiller aslında. O konuda da çok rahatladığını gördüm. Birlikte o süreci de geçirdik. İşleri çok yolunda gitti. Ailesiyle ilişkileri çok güzel devam etti. Bir kardeşi var Cennet hanımın ve onun için yaşadığını söylüyor her zaman bize. Onunla çok daha güzel zamanlar geçirdi, ona çok daha faydalı olmaya başladı. Sosyal hayatı çok güzelleşti, arkadaşları arttı ve iş hayatında da çok başarılı oldu” ifadelerini kullandı.
Dr. Deniz: “Doğum kontrol yöntemleri için doktor görüşü alınmalı”
27 Mart 2024 Çarşamba - 09:56 Dr. Deniz: “Doğum kontrol yöntemleri için doktor görüşü alınmalı” Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Bölümünden Uzm. Dr. Şirin Aydın Deniz, çiftlerin istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları anlamına gelen doğum kontrolünde en önemli konunun hangi doğum kontrol yönteminin kullanılacağına karar verilmesi olduğunu söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Bölümünden Uzman Doktor Şirin Aydın Deniz, doğum kontrol yöntemine karar verilirken yöntemin etkinliği, çiftler tarafından uygulanabilirliği, maliyeti, ulaşılabilirliği, kişinin adet döngüsünün düzeni, kanama miktarı, miyom ya da ek hastalık varlığı, partner sayısı gibi detayların önemli olduğunu belirterek, yöntemlerle ilgili bilgiler verdi. Doğum kontrol yöntemlerinin geleneksel ve medikal olarak ikiye ayrıldığını ifade eden Dr. Deniz, “Geleneksel yöntemler geri çekme, takvim takibi ve vajinal duş olmak üzere üç çeşittir. Geri çekme toplumumuzda çok sık kullanılan bir doğum kontrol yöntemidir ancak güvenilir bir yöntem değildir. Takvim yöntemi ise daha çok 28 günde bir düzenli adet gören kadınların kullanabileceği bir yöntemdir. Adetin 14. gününde yumurtlama olduğunu varsayarsak bu dönemlerde birliktelikten uzak kalarak korunma sağlanabilir. Ancak yine çok güvenilir bir yöntem değildir. Çünkü her kadın her adet döngüsünde düzenli ve günü gününe adet görmez. Daha erken ya da bir sebeple daha geç yumurtlama olduğu takdirde bu döngü gebelikle sonuçlanabilir. Geleneksel yöntemlerin koruyuculuğu ortalama yüzde 75’tir. Yüzde 25 civarında gebelikle sonuçlanabileceğinden hekimler arasında çok fazla önerilen yöntemler değillerdir” dedi. Dr. Şirin Aydın Deniz, doğum kontrol haplarının en sık önerilen medikal yöntem olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Doğum kontrol hapları üç çeşittir. Birincisi sadece progesteron içeren, emzirme döneminde de kullanılabilen ilaçlardır. İkincisi klasik östrojen ve progesteron içeren, koruyuculuğu yüzde 99 civarında olan ve daha çok tercih edilen haplardır. Üçüncüsü ise acil kontrasepsiyonda kullanılan haplardır ancak yine güvenilir bir korunma yöntemi değildir. Toplumda çok fazla kullanılan bir diğer medikal korunma yöntemi ise spirallerdir. Spiraller (rahim içi araçlar) bakırlı ve hormonlu olmak üzere iki çeşittir. Bakırlı olanların koruyuculuğu 10 yıldır. Hormonlu olanlar ise 5 yıla kadar hormonal açıdan, 8 yıla kadar da doğum kontrolü açısından koruma sağlar. Spiraller ve doğum kontrol hapları kadar güvenilir ve koruyuculuğu yüksek olan bir başka doğum kontrolü yöntemi ise cilt altı implantıdır. Cilt altı implantı, bir kibrit çöpü büyüklüğünde olan, kolun iç yüzüne uygulanan, progesteron içeren ve emzirme döneminde de kullanılabilen bir doğum kontrol yöntemidir. Ülkemizde çok sık kullanılmamasına rağmen son dönemde popülaritesi giderek artmaktadır. Dördüncü yöntem ise aylık ve 3 aylık iğnelerdir. Bu iğnelerin yan etkileri anormal kanama ya da hiç adet görmeme şeklinde olabilir.” Bir başka yöntem olan bariyer yönteminin kadınlar için diyafram veya servikal başlık, erkekler için ise prezervatif olduğunu belirten Deniz, prezervatiflerin sadece bir doğum kontrol yöntemi olarak değil, ayrıca kadınları cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korumak için de diğer doğum kontrol yöntemleriyle birlikte kullanılması gerektiğini vurguladı. Doğum kontrolünün cerrahi yöntemlerinden de bahseden Doktor Şirin Aydın Deniz, daha çok fertilitesini tamamlamış ve tekrar çocuk sahibi olmayı düşünmeyen çiftler için tubal ligasyon yani tüplerin bağlanması veya erkekler için vazektomi yani sperm kanallarının bağlanması yöntemini önerildiğini, hiçbir doğum kontrol yönteminin yüzde yüz koruyucu ve mükemmel olmadığını belirterek, kullanılacak yönteme karar vermek için mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı görüşünün alınması gerektiğini vurguladı.
Genç mühendis çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu, azmetti 55 kilo verdi
27 Mart 2024 Çarşamba - 09:55 Genç mühendis çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu, azmetti 55 kilo verdi Adana’da genç mühendis Cennet Nur Köktaş, fazla kiloları nedeniyle çatılara çıkamayınca iş alamaz oldu. Köktaş, çok korktuğu tüp mide ameliyatını olup 107 kilodan 52 kiloya kadar düşünce yeniden iş almaya başladı. Köktaş, “Ameliyatım ticaretimde de faydalı oldu. Çok mutluyum hayatımda aldığım en doğru karar” dedi. Adana’da genç mühendis Cennet Nur Köktaş(33) başarılı bir iş kadını olarak solar enerji sektöründe çalışıyordu. Ancak aldığı kilolar yüzünden çatılara çıkamaz oldu. Bu durum Köktaş’ın iş alamamasına neden olmaya başladı. Köktaş, ayrıca bakmakta olduğu engelli kardeşi Buminhan Burak’a(29) daha faydalı olabilmek için çok korktuğu tüp mide ameliyatını olmaya karar verdi. Genç kadın, Medical Park Seyhan Hastanesi’nden Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler’e başvurarak 1 yılda 55 kilo verip 107 kilodan 52 kiloya kadar düştü. “Hayatımın en keyifli 1 yılını geçirdim” Cennet Nur Köktaş, 107 kilo ile ameliyata girdiğini belirterek, “1 yıl boyunca 55 kilo verdim. Toplamda 52 kiloya düştüm. Hedefim 60 kilo olmaktı ama ben 8 kilo daha verdim. Bu süreç hayatımın en keyifli süreciydi. 33 yaşındayım ve hayatımın en güzel, keyifli 1 yılını geçirdim. Benim için önemli olan engelli özel bir kardeşim var. Ben onun için yaşıyorum. Hayatım tamamen ona endeksliyken ona daha faydalı olmak için bu ameliyatı olmaya karar verdim” dedi. “Kilolarımdan dolayı artık iş alamamaya başladım” Solar enerji sektöründe çalışan bir iş kadını olduğunu kaydeden Köktaş, “Fabrikaların çatılarında çalışan bir kadın olarak belli bir kilodan sonra artık yükseklere çıkamamaya başladım. Nefes alamıyordum, vücut ağrılarımdan, kilolarımdan dolayı artık iş alamamaya başladım. Fakat ameliyat olduktan 6 ay sonra daha fazla iş almaya başladım. Ameliyatım ticaretimde de faydalı oldu. Şu an çok mutluyum, hayatımda aldığım en doğru karar. O kadar kiloluydum ki, anne bile olamayacağımı düşünüyordum. Ama artık hem anne hem de iyi bir iş kadını olabilirim. Ameliyat olmak hayatıma çok fayda sağladı” diye konuştu. “‘Ben hayatımı kimsenin eline bırakamam’ demişti” Hastasının 4-5 yıldır ameliyatı düşündüğünü fakat cesaret edemediğini aktaran Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cihan Gökler, “Cennet hanım bana geldiğinde ‘ben hayatımı kimsenin eline bırakamam’ demişti. Çok iyi hatırlıyorum bu sözünü. Tabii biz beraber konuştuk. Kilosunu, boyunu, vücut kitle endeksini değerlendirdik, ek hastalıkları var mı, yok mu ona baktık. Daha sonra tüp mide ameliyatını yaptık. Ameliyattan sonra 10 gün boyunca hastamızla çok sıkı irtibatta olduk. Sonrasında kontrollere çağırdık. Bu sürede tabii hem sosyal medyadan hem telefonlarımızdan irtibat halindeydik. 1 yılda yaklaşık 55 kilo verdi. 107 kilodan 52 kiloya düştü. Tam istediğimiz gibi bir süreç geçirdi. Her şeyden önemlisi protein kaybı, kas kaybı olmadı. Sarkması olmadı, ciddi bir halsizliği ve bitkinliği olmadı ve sağlıklı kilo verdi. Cennet hanım bunu başardı” dedi. “Sosyal hayatı çok güzelleşti, iş hayatında çok başarılı oldu” Obezite hastalarının en büyük sorunlarından birinin sosyal ve psikolojik sorunlar olduğunun altını çizen Op. Dr. Gökler, “Biz bunları bilmiyoruz, ama hastalarımız bunlarla çok ciddi mücadele ediyorlar. Dışarı çıkmak istemiyorlar, aynaya bakmak istemiyorlar, arkadaş edinemiyorlar, iş bulamıyorlar, sosyalleşemiyorlar, topluma karışamıyorlar. Biz uzaktan baktığımız zaman sadece kilolu insanlar görüyoruz, ama öyle değiller aslında. O konuda da çok rahatladığını gördüm. Birlikte o süreci de geçirdik. İşleri çok yolunda gitti. Ailesiyle ilişkileri çok güzel devam etti. Bir kardeşi var Cennet h-Hanım’ın ve onun için yaşadığını söylüyor her zaman bize. Onunla çok daha güzel zamanlar geçirdi, ona çok daha faydalı olmaya başladı. Sosyal hayatı çok güzelleşti, arkadaşları arttı ve iş hayatında da çok başarılı oldu” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan: "Türkiye 10 yıl önce attığı öngörülü adımlar sayesinde nükleer enerji zirvesinde yerini aldı"
26 Mart 2024 Salı - 20:13 Bakan Fidan: "Türkiye 10 yıl önce attığı öngörülü adımlar sayesinde nükleer enerji zirvesinde yerini aldı" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Stratejik bir öngörüyle ilk nükleer enerji santralimizi temelini Akkuyu’da atmıştık. Bu hamleyle zor bir coğrafyada, zor bir denklemde, enerji güvenliğimizi sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bir dizi ziyaretler için Adana’ya geldi. Bakan Fidan, Yüreğir ilçesinde AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile birlikte iftar programında bir araya geldi. Bakan Fidan, "Bir milli şahlanış dönemindeyiz. Bu şahlanışın ismi Türkiye Yüzyılı’dır. Formülü ise gücünü de odağını da bu topraklarda bu milletten alan her türlü etki alanından bağımsız, milli bir politikadır. Bu stratejinin Türkiye’mizi nerelere getirdiğini, her alanda nasıl çığır açtığını, hep birlikte, her gün görüyor ve yaşıyoruz” dedi. Akkuyu’daki Nükleer Santrale değinen Bakan Fidan, ”Stratejik bir öngörüyle ilk nükleer enerji santralimizi temelini Akkuyu’da atmıştık. Bu hamleyle zor bir coğrafyada, zor bir denklemde, enerji güvenliğimizi sağlamayı hedefliyoruz. Temiz enerjiye kavuşmaya başlıyoruz, Adana’yı çok etkileyen küresel ısınmayla mücadele etmeye çalışıyoruz. Ne var ki muhalefet bu büyük hamleyi bu güzel hizmeti de eleştirmekten geri durmadı. Ama ne derse desinler biz doğru olanı yapmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz hafta Brüksel’de nükleer enerji zirvesi düzenlendi. 35 kadar ülke bir nevi nükleer enerji liginde bir araya geldi. Türkiye’de 10 yıl önce attığı öngörülü adımlar sayesinde nükleer masada yerini alan ülkeler arasındaydı. Nükleer enerji hamlesi ülkemizi 21 yıldır verilen mücadelenin somut örneğidir. Türkiye olarak her saha da her masa varız.” Diye konuştu.
İftar sonrası tatlıcılara akın ediyorlar
26 Mart 2024 Salı - 19:07 İftar sonrası tatlıcılara akın ediyorlar Adana’da Ramazan ayında iftar sonrası tatlı tüketimi artınca tatlıcılarda boş masa kalmıyor. Ramazan ayında esnaf hareketli günler geçirirken, iftar saatlerinde lokantalar tıka basa doluyor. Bazı mekanlar ise yoğun kalabalıktan dolayı kaldırımlara da masa sandalye koyarak hizmet veriyor. Özellikle merkez ilçelerde ve cadde üstünde olan tatlıcılarda boş masa kalmazken, birçok Adanalı da yürüyüşe çıktığında soluğu tatlıcılarda alıyor. “Şerbetli tatlılar rağbet görüyor” İhlas Haber Ajansı’na konuşan tatlıcı Zeynep Geyik, yoğunluktan memnun olduklarını söyleyerek, “İftar sonrası yoğun geçiyor. Oruçtan sonra haliyle insanlarımız yorgun ve kan şekerleri düşmüş oluyor. Misafirleri olanlar olunca da herkes soluğu burada alıyor. İftar sonrası damak tadına bağlı olarak şerbetli tatlılar rağbet görüyor” ifadelerini kullandı. Sosyal medyadaki tatlı videolarının da insanları cezbettiğini vurgulayan Zeynep Geyik, “İnsanlar oruçken karşılarına tatlı videosu çıkınca akşam ister istemez burada bir yoğunluk oluyor. İftar sonrası dayanamayıp geldik diyen çok var” dedi. "Herkes soluğu tatlıcı da almış" İftar sonrası tatlı yemeye gelen Emrah Gedik isimli vatandaş ise, "İftar sonrası kan şekerimiz düştü ailecek tatlıcıya geldik. İftar sonrası maşallah herkesin şekeri düşmüş. Herkes soluğu tatlıcı da almış. Adana Bombası ve çubuk katmer yiyeceğim” diye konuştu.
Bakan Tekin: “Bütçe var, arsa var, imar ve iskan yok”
26 Mart 2024 Salı - 15:43 Bakan Tekin: “Bütçe var, arsa var, imar ve iskan yok” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, bu nedenle ihalesini yapamadığımız okullar var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz” dedi. Bakan Tekin, bir dizi ziyaret ve toplantı için geldiği Adana’da düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri toplantısına katıldı. “922 ilçede çalışma yaptık” Burada konuşan Bakan Tekin, “Sabah Adana’ya geldik ve okullarımızı ziyaret ettik. Bize çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Haziran ayından itibaren attığımız her adımı, yürüttüğümüz her çalışmada yereldeki paydaşlarımızı ve meslektaşlarımızı gözeterek attık. Gittiğimiz her ilde notlarımızı aldık ve öğretmenlerimizle konuştuk. Atılması gereken adımları, yapılması gereken düzenlemeleri yaptık. Ben bakan olduktan sonra Adana’ya 4 defa gelmiş oldum. Burayla ilgili ciddi bir şekilde destek olacağımız süreç yaşadık. Her geldiğimizde burada güler yüzle karşılandık. Bakanlıktaki bütün genel müdür arkadaşlar buradalar. Biz, gittiğimiz ile genel müdür arkadaşlarımızla beraber gidiyoruz ve genel müdürler ilçe toplantısı yapıyorlar. Şuanda 922 ilçemizin tamamına en az genel müdür düzeyinde çalışmalarını yapmış durumdalar” ifadelerini kullandı. “Okuldaki su kullanımını 3-4 katı tahsis eden belediyeler var” Yerel yönetimler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok fazla mesaisi olduğunu aktaran Bakan Tekin, “Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Bizim yerel yönetimlerle çok yakın çalışmamız gerek. Birlikte aynı masanın etrafında çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde uygun arazi bulamadığımız için yatırım haline dönüştüremediğimiz okullarımız var. Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, ihalesini yapamadığımız okullar var. Bunların çok örneği var. Yaşadığımız mülkiyet problemleri dolayısıyla okulumuzla ilgili dava açan belediyeler var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Eğitim-öğretim ile ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanının odağına yerleştiren belediye başkanlarının seçilmesini istiyorum” diye konuştu. “Kayyumdan sonra sorunlar çözüldü” Kayyum atanan belediyelerin öncesinde imarla ilgili çok sorun yaşadıklarını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bazı belediyeler imarla ilgili çok sorun çıkarttı ancak kayyum atandıktan sonra sorunlar hemen çözüldü. Bu süreç tek bakanlığın yapacağı bir süreç değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın imar hazırlama yetkisi yok. Bizim bunlara dahilimiz yok. Yeni yerleşim yeri oluşturuluyor, birden bire nüfus artıyor. Bunu düzeltecek kişiler belediyeler. Heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Ebeveynler artık okula randevu ile gelecek” Dijital bağımlılık ve obezite ile de mücadele ettiklerini açıklayan Bakan Tekin, daha sonra şunları söyledi: “Eğitim-öğretim sürecinde niteliği arttırıcı çok ciddi adımlar attık. Mevzuat düzenlemesi yaptık. Sahada da bunun öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz tarafından nasıl karşılandığını bakıyoruz. Bunları yaparken toplumsal problemlere de duyarsız kalmıyoruz. Dijital bağımlılık, obezite ile mücadele etmek için adımlar attık. Özellikle bütün dünyada okul çağındaki öğrencilerin kullanımı yasak olan uygulamalar var. Pedagojik gelişimine zarar veren sosyal medya uygulamaları var. Onların da ülkemizdeki okul çağındaki öğrencilerin kullanımına yasaklamak için çalışmalar yaptık. Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğrenim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan birisi ebeveynler. Ebeveynlerin okul içlerine gidip okul koridorlarında öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının doğru olmadığına pedagojik açıdan karar verdik. Bundan dolayı da velilerimizin okullara randevu ile gelmelerini talep etmiştik. Elektronik randevuyu oluşturduk.” “4 temel beceri gelişimi daha önemli” Öğrencilerin test sınavlarındaki başarılarının yanı sıra 4 temel becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve tedbir aldığımız konulardan bir tanesi anadil eğitimiydi. Bu anlamda anadil becerileri için 2 kritik karar aldık. Türkçe’den ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocukların başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade 4 temel becerilerin geliştirilmesi için mekanizma geliştirmiştik. Altyapının kaldırmadığı söylentileri vardı onu da düzeltmek için çalışıyoruz. Çocukların eğitim öğretim sürecinin kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin, toplumun temel referans değerlerini bilen bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla ilgili de çocukların sosyal sorumluluk projelerinde bulunmalarını arzu ediyoruz. Karnelerde artık sosyal etkinlik başlığı altında bir başlık daha olacak” dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı soru-cevap ile devam etti.