Yerel Haberler
Ankara
YÖK Başkanı Özvar: "Müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz" 05 Mart 2026 Perşembe - 18:13:13 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Mevcut okullarımızın altyapısını güçlendirecek, müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak, işletmelerin eğitim süreçlerine katılımını artıracak ve öğrenci-işletme eşleşmesini daha isabetli hale getirecek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz" dedi. YÖK, Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nın 263.’sünü gerçekleştirdi. Yükseköğretim sistemine ilişkin güncel konuların ele alındığı toplantıda, üniversitelerin akademik çalışmaları, yükseköğretimde kalite süreçleri ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, Türkiye’de yükseköğretimin gelişimi için üniversiteler arası koordinasyonun önemine dikkat çekti. Özvar, akademik üretkenliğin artırılması ve üniversitelerin uluslararası rekabet gücünün yükseltilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Ayrıca Özvar, Türkiye’nin ve dünyanın kalkınma önceliklerini yükseköğretimde ele almak zorunda olduklarını vurguladı. "Üniversite sıralamaları, tek başına bir amaç ya da nihai hedef değildir" Organize Sanayi Bölgelerinde Kurulan Meslek Yüksekokulları’nın (OSB-MYO) kapasitesini artırmayı hedeflediklerini ve böylece yükseköğretimdeki hedeflerine kapsamlı bir şekilde ulaşacaklarını belirten YÖK Başkanı Erol Özvar, "Toplantının temel amacı; OSB-MYO sayısını artırmak, mevcut olanların etkinliğini güçlendirmek ve bu modeli ülke geneline yaygınlaştırmak için neler yapabileceğimizi istişare etmekti. Burada gayemiz yalnızca yeni okullar açılması değildir. Bunun yanında, mevcut okullarımızın altyapısını güçlendirecek, müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak, işletmelerin eğitim süreçlerine katılımını artıracak ve öğrenci-işletme eşleşmesini daha isabetli hale getirecek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz. Her fırsatta ifade ettiğim gibi üniversite sıralamaları, tek başına bir amaç ya da nihai hedef değildir. Ancak üniversitelerin araştırma üretimi, uluslararası görünürlüğü ve akademik itibarı açısından önemli bir gösterge sunduğu da açıktır. Bu nedenle üniversitelerimizin uluslararası sıralamalarda istikrarlı biçimde yükselmesini memnuniyetle karşılıyor; bunu yükseköğretim sistemimizin güçlenmesinin somut bir yansıması olarak değerlendiriyorum" diye konuştu. "Hiçbir üniversitemizin gerileme göstermemesi son derece kıymetlidir" Dünya üniversiteleri sıralamasında Türkiye’den 6 üniversitenin ilk 500’e girmesinin önemli bir başarı olduğunun altını çizen Özvar, "Bu tabloyu doğru okumak için, sıralamaların yalnızca ‘listeye girme’ meselesi olmadığını; araştırma ekosisteminin niteliğini, uluslararası iş birliklerini, yayın ve atıf etkisini, akademik görünürlüğü ve kurumsal itibarı birlikte yansıtan bir gösterge seti olduğunu görmek gerekir. Dolayısıyla sıralamalardaki yükselişi sürdürülebilir kılmak istiyorsak; araştırma stratejilerimizi kurumsal düzeyde netleştirmeli, odak alanlarımızı belirlemeli, disiplinlerarası iş birliğini güçlendirmeli ve nitelikli araştırmacıyı destekleyen bir ekosistemi kararlılıkla inşa etmeliyiz. Bu hedef, yalnızca birkaç üniversitemizin değil; sistemin genelinin kalite kültürüyle güçlenmesini gerektirmektedir. Somut sıralama verilerine geldiğimizde, QS 2026 Dünya Sıralamasında 6 üniversitemizin ilk 500’e, 11 üniversitemizin ilk 1000’e girmesi; 9 üniversitemizin sıralamasını yükseltmesi ve hiçbir üniversitemizin gerileme göstermemesi son derece kıymetlidir" ifadelerine yer verdi.
Türk Eğitim-Sen: "MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde ilk göze çarpan husus mülakatın kaldırılmış olması"
30 Ocak 2026 Cuma - 17:16 Türk Eğitim-Sen: "MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde ilk göze çarpan husus mülakatın kaldırılmış olması" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen), MEB Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin "Yönetmelik kapsamında ilk göze çarpan husus, Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır ifade ettiğimiz üzere mülakatın kaldırılmış olmasıdır" açıklaması yaptı. Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin yayımladığı açıklamada yönetmelik kapsamında ilk göze çarpan hususun mülakatın kaldırılmış olması olduğunu vurguladı. Açıklamada, "İl Değerlendirme Komisyonlarında sendikaların katılımının devamı, Yöneticiliğe ilk görevlendirmede sınav puanlarının 3 yıl geçerliliği, Akademi kapsamında yöneticilerin eğitime alınması sendikamızın görüşleri arasında yer almakla birlikte; daha önce kamuoyuna yansıyan yönetmelik taslağında yer alan mevcut yöneticilerin her dört yılın sonunda sınava tabi tutulması uygulamasından vazgeçilmiş olması, yöneticilik görev süresinin hesabında ders yılı uygulaması ile artık yıl karmaşasının ortadan kaldırılmış olması, yönetici Değerlendirme Formunda Uzman ve Başöğretmen unvanları için puan verilmesi, olumlu olarak değerlendirdiğimiz hususlar olarak göze çarpmaktadır" denildi. Ayrıca düzenlemede eksikliklerin de yer aldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Okul öncesi eğitim kurumlarında okul öncesi öğretmenlerine tanınan öncelikli görevlendirme hakkının kaldırılmış olmasının norm fazlası duruma düşen idarecilerin kalan görev sürelerini tamamlama haklarının ellerinden alınmış olmasının, akademi eğitiminde, eğitim kurumlarının kademe ve türüne göre eğitim verilmesi nedeniyle müzik, beden eğitimi gibi branşların kurum türü tercihlerinin kısıtlanmasının ve Yönetici Değerlendirme Formunda puanlamalarda kıdemin öne çıkması ve okul müdürlüğü süresine verilen puanın fazla olması suretiyle haksız rekabet ortamının oluşturulmasını, yeni yönetmeliğin eksiklikleri olarak değerlendirmekteyiz." Açıklamada, Türk Eğitim-Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin gerekli hukuki hazırlıkları tamamlayarak, eksik görülen hususlara yönelik dava açılacağı vurgulandı.
Hablemitoğlu cinayeti davasında sanık Bozkır hakkında tahliye kararı çıktı
30 Ocak 2026 Cuma - 15:27 Hablemitoğlu cinayeti davasında sanık Bozkır hakkında tahliye kararı çıktı Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun, 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara’daki evinin önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin görülen davada, 10 sanığın yargılanmasına devam edilirken, tek tutuklu sanık Nuri Gökhan Bozkır tahliye edildi. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır ile başka bir dosyadan hükümlü bulunan Enver Altaylı, bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklardan Mehmet Narin’in vareste tutulduğu duruşmada, tutuksuz sanıklar Levent Göktaş, Fikret Emek, Aydın Köstem ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Cumhuriyet Savcısı, mevcut soruşturmanın sonucunun beklenmesini, sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamını, dosyada eksiklikler bulunması nedeniyle esas hakkındaki mütalaanın hazırlanmasının soruşturma sonucuna bırakılmasını talep etti. Savcının mütalaasının ardından sanıklar ve avukatlarına söz verildi. "Eski savcı Zafer Ergün hakkında FETÖ’cü olduğuna dair elimde bulunan tüm belge ve bilgileri HSK’ya gönderdim" Davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır, yaptığı savunmada, "Tutuklu tek sanık ve tek mağdur benim. Eski savcı Zafer Ergün hakkında FETÖ’cü olduğuna dair elimde bulunan tüm belge ve bilgileri HSK’ya gönderdim. Suç duyurusunda bulundum. Umarım Almanya’ya kaçmadan bir sonuç alınır. Keşif ve takip ile suçlanıyorum. Ancak tanık beyanları, bilirkişi raporları ve HTS kayıtları olayla alakam olmadığını ortaya koyuyor. Buna rağmen bir hukuk garabeti yaşanıyor ve ben tutuklu bulunuyorum" dedi. Olay günü kışlayı hiç terk etmediğini tanıkların da ifade ettiğini belirten Bozkır, HTS kayıtlarının da bunu doğruladığını savundu. Bozkır savunmasının devamında, "Asıl keşfi eski savcı yapmış. Hazırladığı mütalaa ve iddianamede bal köpüğü renginde bir araçtan söz ediliyor. Aracın plakası TKS 08 olarak belirtiliyor ancak araç sahibine ulaşılamıyor. Buna rağmen 17 ve 18 Aralık tarihlerinde elçilik çalışanları bu aracı gördüklerini söylüyor. Araçtaki kişinin esmer, uzun boylu, zayıf ve kısa kesim siyah saçlı olduğu ifade ediliyor. Bu kişi, Hablemitoğlu’nu takip eden şahısla birebir örtüşüyor. Kötü bilgisayar imkânlarıyla bunu ben tespit ettim, savcılık makamı edemedi. Gerçek failler plakaları değiştirmiş. Ne kadar profesyonel oldukları ortada. Eski savcı bunu görmedi, üzerini kapatmak istedi" diye konuştu. Tutukluluk halinin artık işkenceye dönüştüğünü savunan Bozkır, yaklaşık 5 yıldır tutuklu olduğunu belirterek, tahliyesini talep etti. Gazi olduğunu ifade eden sanıklardan Fikret Emek ise vücudunda bulunan kurşun yaraları nedeniyle tedavisinin başka şehirlerde yapılması gerektiğini belirterek, adli kontrol tedbirlerinin hafifletilmesini mahkemeden talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Bozkır’ın tahliyesine karar vererek, 18 Mayıs’a erteledi.
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür"
30 Ocak 2026 Cuma - 15:02 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dünya krizlerle sarsılırken, Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" dedi. Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gazetede kaleme aldığı makaleye ilişkin açıklama yaptı. Duran, Erdoğan’ın makalesinde 2026 vizyonunu güçlü bir irade ve net hedeflerle ortaya koyduğunu aktardı. 2025 yılında Türkiye’nin ekonomiden dış politikaya, enerjiden savunma sanayiine kadar birçok alanda önemli başarılara imza attığını belirten Duran, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Türkiye için çalıştığımız, Türkiye için gece gündüz durmadan ve yorulmadan ter döktüğümüz, türlü sınamalardan geçip, güçlükleri milletimizin desteğiyle aştığımız ve ülkemizi büyüttüğümüz bir yılı daha geride bıraktık’ ifadesi, milletimizle birlikte verilen mücadelenin özeti niteliğindedir. Barış diplomasisi, Türkiye’nin küresel rolünü daha da güçlendirmiştir. Gazze, Suriye, Ukrayna-Rusya Savaşı, Somali-Etiyopya ihtilafı başta olmak üzere pek çok kriz alanında Türkiye, çözümün ve istikrarın adresi olmuştur. Dünya krizlerle sarsılırken, Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" ifadelerini kullandı. "Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamak temel önceliklerimiz arasındadır" Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamanın temel öncelikleri arasında olduğunu aktaran Duran, "Ekonomide elde edilen veriler, uygulanan politikaların somut karşılığını ortaya koymaktadır. Milli gelirin ilk kez 1,5 trilyon doları aşması, ihracatta Cumhuriyet tarihi rekorları ve güçlü rezervler, 2026 hedeflerine emin adımlarla ilerlediğimizi göstermektedir. Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamak temel önceliklerimiz arasındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere ‘2026, sabrımızın meyvelerini toplayacağımız, ekilen tohumların boy vereceği ve inşallah hasadını yapacağımız ve Türkiye’nin küresel ligdeki yerini tartışılmaz bir konuma sabitleyecek, bir şahlanış ve reform yılı olacak’" açıklamasında bulundu. "Türkiye, önümüzdeki süreçte de büyük yürüyüşüne kararlılıkla devam edecek" Duran, Türkiye’nin savunma sanayiindeki çalışmalarına ilişkin ise, "Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkması, enerjide dışa bağımlılığın azalması ve afet bölgelerinde verilen sözlerin tutulması, icraat siyasetinin açık göstergesidir. Türkiye, önümüzdeki süreçte de büyük yürüyüşüne kararlılıkla devam edecek, mega projeler ve eserler milletimizin hizmetine sunulacaktır. Cumhurbaşkanımızın vurguladığı gibi ‘2026 yılı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacak ve Türkiye’nin büyük yürüyüşünün en görkemli adımlarına sahne olacak’" şeklinde konuştu. Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makalesinden şu bölüme yer verdi: "Terörsüz Türkiye sürecinde önemli eşikleri geride bıraktık. Cumhur İttifakı olarak bu süreçte her zaman yapıcı davrandık. Çözüme konsantre olduk ve yalnızca elimizi değil, tüm gövdemizi taşın altına koyduk. İlgili tarafları dikkatle dinleyen Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz, sürece yeni bir soluk kazandıracağını düşündüğümüz nihai raporunu inşallah yakında tekemmül ettirecek. Ülkemizi 40 yıllık bir musibetten kurtarmayı hedefleyen bu süreç, gündelik siyasetin çıkar hesaplarına kurban edilmeyecek. Sürecin bir yol kazası yaşanmadan amacına ulaşması için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız."