Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Başkentin tarihi dokuları dijital enstalasyonuyla Ankara Uluslararası Marka Buluşmaları’nda yer aldı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:31:04
Ankara Ticaret Odası (ATO) ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında kurulan "Doku Ankara Immersive Video Space", başkentin binlerce yıllık tarihini dijital enstalasyonla ziyaretçilere sundu. ATO’nun "Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor" mottosu ve "Braind Conference" temasıyla ATO Congresium’da düzenlediği 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları, fuar ve deneyim alanlarıyla da büyük ilgi gördü. Bu alanlardan biri de ATO’nun 2026 takviminde de yer alan "Doku Ankara"nın dijital enstalasyonu oldu. "Doku Ankara Immersive Video Space" adıyla kurulan 150 metrekarelik deneyim alanında, Ankara’nın binlerce yıla yayılan tarihi dokuları dijital enstalasyonu görsel bir şölen olarak izleyicilere anlatıldı. Başkentin taşta, ahşapta, motifte, kumaşta dönemin mekan anlayışı, estetik dili ve yaşam kültürünün dokularla dijital ekranda görünür hale getirildiği projede, Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Ahi Şerafeddin (Arslanhane Camii) ile Gordion Mezarı ve Ankara Evleri de yer aldı. Doku Ankara’nın deneyim alanının Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın büyükelçiden rektöre, yaşlılardan gençlere kadar tüm kesimler tarafından büyük ilgi gördüğünü kaydeden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, şunları söyledi: "2026 yılı hem ’Türk Dünyası Başkenti’ olması, hem de NATO toplantısının Ankara’da yapılacak olması nedeniyle başkentimizin uluslararası arenada görünür olacağı bir yıl. Biz de 2026 yılı takvimimizle, kadim Ankara’yı tarihinin dokusu ve yine tarihimizden bize miras kalan minyatür sanatıyla tanıtmayı amaçlamıştık. Ankara’yı binlerce yıllık tarihin derinliklerinden süzülerek gelen dokularla anlatmak farklı ve ilgi çekici olmuştu. Doku Ankara, 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın ’yapan zeka ve yapay zeka’ konseptine uygun bir şekilde dijital ekrana bir deneyim alanı olarak aktarıldı. Frigler’den Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan binlerce yıllık tarihinin izlerini ses ve ışık gösterisi olarak izlemek gerçekten heyecan verici bir deneyim oldu. Gelen yorumlardan ve alanın önündeki sıralardan da büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:03
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar: "27 Nisan 2007; kimin demokrasinin yanında saf tuttuğunun en berrak aynasıdır"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, "27 Nisan 2007; kimin demokrasinin yanında, kimin vesayetin gölgesinde saf tuttuğunun en berrak aynasıdır" dedi. Acar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "27 Nisan 2007; kimin demokrasinin yanında, kimin vesayetin gölgesinde saf tuttuğunun en berrak aynasıdır. 367 garabetinden ve gece yarısı bildirilerinden medet umanlar, milletin sandıktaki iradesini antidemokratik yöntemlerle gasp etmeye kalkıştı. Ancak hesap edemedikleri bir hakikat vardı: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan sarsılmaz irade. Vesayet heveslilerine boyun eğmeyerek Türkiye’nin önünü açan o dik duruşu unutmadık. Milletin iradesini kirli bildirilerle kuşatmaya çalışanlar bilsin ki; o gece tarihe gömdüğümüz vesayet hevesleri, Türkiye’nin aydınlık geleceğinde bir daha asla kendine yer bulamayacaktır" ifadelerine yer verdi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:59
AYM Başkanı Özkaya: "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı. "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" AYM’nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti. Özkaya konuşmasına şöyle devam: "Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir." "AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür" Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM’nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu. Başkan Özkaya, AYM’nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti. "Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır" AYM’nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu. Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM’nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti. Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:43
Bakan Yumaklı: "Orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yıl orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz. Sayısı 15 adet artan hava araçlarımızla birlikte, havadan müdahale kapasitemizi 462 tona ulaştırmış oluyoruz" dedi. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, orman yangınlarında riski yüksek olan 30 ilin valisiyle Tarım ve Orman Bakanlığı Yangın Yönetim Merkezi’nde hazırlık ve koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’in sunumu ile başlayan toplantıda, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yangın tatbikatı gerçekleştirildi. 2 uçak, 2 helikopter ve arazözler ile müdahale edilen İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) kamerasından izlenen yangın tatbikatında, termal görüntü ile ısının son durumu kontrol edildi. Hava araçlarının başarılı atışı sonrası karadan müdahale ile yangın kısa sürede başarılı bir şekilde kontrol altına alındı ve soğutma işlemleri sürdürüldü. "Yanan alanların bir metrekaresi bile imara açılmamıştır, açılmayacaktır, ağaçlandırılacaktır" Bakan Yumaklı yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olaylarının, yangın riskini her geçen yıl daha da artırdığını dile getirerek, "Biz de mücadelemizi yangın çıktıktan sonra değil, yangın çıkmadan önce başlatıyoruz. Orman Genel Müdürlüğümüz, kasım ayından bu yana orman içi yollardan akıllı gözetleme kulelerine, ilk müdahale ekiplerinden eğitim çalışmalarına kadar geniş bir alanda hazırlıklarını yaptı. Köylerimizde, okullarımızda, camilerimizde, vatandaşlarımıza ulaştık, bilgilendirme çalışmalarını tamamladık. Özellikle çocuklarımızın doğayla kurduğu bağı çok önemsiyoruz. Çünkü bugün ormanı seven bir çocuk, yarın Yeşil Vatan’ı koruyan bilinçli bir birey olacaktır. Önümüzdeki günlerde 81 ilde ‘Orman Benim’ kampanyası düzenleyeceğiz. 7’den 70’e her bütün vatandaşlarımızı bu seferberliğe davet ediyorum. Ayrıca geçtiğimiz yıl yanan yerlerin ağaçlandırmasını bu yıl tamamlayacağız. Buradan her zaman dezenformasyon konusu yapılan bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum. Tıpkı bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da yanan alanların bir metrekaresi bile imara açılmamıştır, açılmayacaktır, ağaçlandırılacaktır" açıklamasında bulundu. "Orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz" Yangınla mücadele edecek hava ve kara gücünün arttırılıp daha ileri bir seviyeye taşıdıklarını söyleyen Bakan Yumaklı, "Bu yıl orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz. Sayısı 15 adet artan hava araçlarımızla birlikte, havadan müdahale kapasitemizi 462 tona ulaştırmış oluyoruz. Kara gücümüzde ise bin 953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinesi sahada olacak. Teknolojiyi, insan tecrübemizle birleştirerek mücadelemizi güçlendirmeye devam ediyoruz. İHA’larımız, akıllı sistemlerimiz ve karar destek mekanizmalarımız, sahadaki insan emeğiyle gerçek anlamına ulaşmış olacak. Bu yıl orman kahramanlarımızın sayısını da 25 binden 28 bine çıkardık. Sayısı 138 bini aşan gönüllümüz de, sahadaki mücadelemizin en büyük destekçisi olacak" şeklinde konuştu. "2025’teki orman yangınlarının yüzde 91’i insan kaynaklı" Ormanların en büyük miras olduğunu vurgulayan Yumaklı, ufacık bir ihmalle küle dönecek kadar da hassas olduklarını belirterek, "İstatistikler acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor. 2025 yılında çıkan orman yangınlarının yüzde 91’i doğrudan ya da dolaylı insan kaynaklı. Yol kenarına atılan bir cam kırığı, tam söndürülmemiş bir piknik ateşi ya da ateşe verilen bir anız tarlası, saatler içinde binlerce hektar alanı ve içindeki canları yok edebiliyor. Bu ihmaller ciğerlerimizi yakıyor. Orman yangınlarının sebebi ile birlikte bir de müsebbibi olur. Bu anlamda ‘sıfır tolerans’ ilkesiyle devam edileceğini, bilerek veya bilmeyerek yangına sebep olmanın ağır cezası olduğunu hatırlatmak istiyorum. Vatandaşlarımıza ‘gelin bu yıl, bu riski hep birlikte yönetelim’ çağrısında bulunuyorum. Rüzgarlı sıcak günlerde açık alanlarda ateş yakmayalım. Piknik sonrası alanın soğuduğundan ve temizlendiğinden emin olalım. En ufak bir duman gördüğünüzde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayalım. Unutmayalım, bir ağacı korumak, bir canı korumaktır. Bir ormanı kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir" diye konuştu. İbrahim Yumaklı, geçen yıl orman yangınlarında hayatını kaybedenleri ve tüm şehitleri rahmetle andığını belirterek, bu yıl yangınla mücadelede görev alacak personel ve gönüllülere kolaylıklar diledi. "Hedefimiz açıktır, yangın başlamadan riski azaltan ve önleyici yaklaşımı hakim kılmak" Bakan Çiftçi ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "AFAD’ın tahliye, geçici barınma, beslenme, lojistik, kaynak yönetimi, sağlık hizmetlerinin koordinasyonu, psikososyal destek, hasar tespiti ve ön iyileştirme süreçlerinde merkezi bir rol oynamaktadır. Emniyetimiz şehir merkezlerinde, jandarmamız kırsal olanlarda,112 Acil Çağrı Merkezlerimiz ise ilk ilk ihbardan itibaren hızlı bir bilgi akışında görev alacaklardır. Bugün icra edeceğimiz toplantıda varlıklarımızın koordinasyonunda alınacak önleyici tedbirler başta olmak üzere; risk haritaları, tahliye güzergahları, su ikmal noktaları, araç ve ekipman envanteri, gönüllü kapasitesi ve vatandaş bilgilendirme faaliyetleri bütün yönleriyle ele alınacaktır. Hedefimiz açıktır. Yangın başlamadan riski azaltan, ihmali önleyen ve sahayı sürekli kontrol altında tutan, güçlü bir önleyici yaklaşımı hakim kılmak. Gecikmeye alan bırakmayan bir müdahale, kargaşaya fırsat vermeyen bir koordinasyon, vatandaşı yalnız bırakmayan bir devlet anlayışı ve Yeşil Vatanı koruyan güçlü bir hazırlık kapasitesi geliştirmek." Çiftçi, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile sahada görev yapan ekiplerin çalışmalarının ormanların korunması ve afetlere karşı hazırlık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, İçişleri Bakanlığı olarak bu sürece güçlü destek vermeyi sürdüreceklerini ifade etti.
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:24
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı: "Sayıştay Başkanlığı tarafından Etimesgut Belediye Başkanlığında yapılan 2025 yılı hesap ve işlemleri olağan denetimler sırasında, Etimesgut Belediyesi aşevi, yemek alımı ve dağıtımı işlemleri ile Etimkent A.Ş’nin hesap bil
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı: "Sayıştay Başkanlığı tarafından Etimesgut Belediye Başkanlığında yapılan 2025 yılı hesap ve işlemleri olağan denetimler sırasında, Etimesgut Belediyesi aşevi, yemek alımı ve dağıtımı işlemleri ile Etimkent A.Ş’nin hesap bilgilerinde tespit edilen usulsüzlükler yönünden düzenlenen raporlar üzerine Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından zimmet suçundan başlatılan soruşturma kapsamında; sermayesinin tamamı Etimesgut Belediye Başkanlığına ait iştirak şirketi Etimkent A.Ş. Genel Müdürü M.Ç., Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü A.C., Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü Mutemeti S.K. ve Etimkent A.Ş. kasa sorumlu personeli H.B. isimli şüpheliler hakkında Ankara Batı Sulh Ceza Hakimliğinden alınan arama kararları ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca verilen talimatlara istinaden 30 Mart 2026 tarihinde şüphelilerin ikametlerinde ve iş yerlerinde eş zamanlı arama ve el koyma işlemi yapıldı, tüm şüpheliler yakalanarak gözaltına alındı."
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:23
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Sayıştay Başkanlığı tarafından Etimesgut Belediye Başkanlığı bünyesinde yapılan 2025 yılı hesap ve işlemlerine ilişkin olağan denetimler sırasında tespit edilen usulsüzlükler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 4 şüpheli gözaltına alındı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:21
Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nden Hz. Muhammed’in doğumu anısına anlamlı yarışma
Milli Eğitim Bakanlığı ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinesinde, Hz. Muhammed’in doğumunun 1500’üncü yılı anısına, Türkiye genelinde ‘Yapay Zeka ile Dijital İçerik Geliştirme Projesi’ hayata geçiriliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile İlim Yayma Cemiyeti ve İlim Yayma Vakfı, anlamlı bir projeye imza atıyor. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in doğumunun 1500’üncü yılı kapsamında Türkiye genelinde ‘Yapay Zeka ile Dijital İçerik Geliştirme Projesi’ hayata geçiriliyor. Ortaokul (5-8. sınıf) ve lise (hazırlık ile 9-12. sınıf) düzeylerinde tüm okul türlerine yönelik olarak hazırlanan proje; eğitim, üretim, yarışma ve ödüllendirme şeklinde dört aşamadan oluşacak. 10 bin öğrenciyle gerçekleştirilecek projeye, öğrenciler bireysel başvuru yapabilecek. Eğitimlerin, hiçbir ön bilgi gerektirmeksizin temel düzeyden başlayacağı belirtildi. Prompt yazma, görsel oluşturma, poster ve infografik hazırlama, beste ve klip üretimi, senaryo yazma ile çizgi roman ve animasyon hazırlamanın, eğitim içeriğinde yer alacağı ifade edildi. Yarışma kapsamında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen, yarışmanın öğrencilerin yapay zekayı etkili bir şekilde kullanmasını teşvik edeceğini ve yarışma sonucunda dereceye giren öğrencilere anlamlı hediyeler verileceğini belirtti. ‘Peygamberimizin Hayatı’ ders kitapları kaynak olacak Söz konusu projenin dikkat çeken yönlerinden birisi ise, içeriklerin siyer okumalarına dayanması olduğu açıklandı. Öğrenciler, 5. sınıftan 12. sınıfa kadar Din Öğretimi Genel Müdürlüğü (DÖGM) tarafından hazırlanan ‘Peygamberimizin Hayatı’ ders kitaplarından seçilen metinleri okuyarak bu metinlerden hareketle içerik üretecek. Böylece öğrenciler hem güvenilir kaynaklarla buluşacak, hem de Hz. Muhammed’in hayatını anlamaya yönelik bir okuma ve düşünme sürecinden geçeceği vurgulandı. Ayrıca projenin; analitik düşünme, problem çözme, araştırma ve disiplinlerarası bağlantı kurma gibi akademik becerileri güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi. Yarışma, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uyumlu Projenin, dijital araçlarının etkin ve bilinçli kullanan bir nesil yetiştirmeyi hedeflediği, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uyumlu bir pedagojik altyapıya sahip olduğu aktarıldı. Aynı zamanda yapay zekanın gerçek dünyada değer üretme aracı olarak nasıl kullanılabileceği öğrencilere doğrudan deneyimletilecek. Yarışmaya katılımın kontenjanla sınırlı olup, ortaokul düzeyinde 3 bin, lise düzeyinde 7 bin öğrencinin katılımının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca her katılımcının kendi okulundan gönüllü bir danışman öğretmene sahip olmasının zorunlu tutulacağı ifade edildi. Dereceye giren öğrencilere Umre ödülü Eğitim modüllerini tamamlayan ve yüzde 80 başarı puanına ulaşan öğrencilerin yarışmaya başvuru yapabileceği belirtildi. Eğitimlerin 1 Nisan tarihinde başlayacağı, 10 Mayıs’ta proje teslimlerinin yapılacağı, 8 Haziran’da ise Seçici Kurul Değerlendirmesi ile sürecin tamamlanacağı açıklandı. Ödül töreni ise 11 Haziran 2026’da gerçekleştirilecek. Yarışmada dereceye giren öğrencileri, birbirinden değerli ödüllerin beklediği de ayrıca vurgulandı. Her kategoride birinci, ikinci ve üçüncü olan öğrencilere Umre ödülü verileceği, ayrıca ilk 3 öğrenciye sertifikalı Unity ile Oyun Geliştirme Eğitimi, ilk 250 öğrenciye ise Python Eğitimi desteği sağlanacağı ifade edildi. Bunun yanı sıra nitelikli bulunan eserlere mansiyon ödülleri verilirken, jüri tarafından uygun görülen bestelerden ‘1500. Yıl Ezgileri’ dijital albümü oluşturulacak. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, İlim Yayma Cemiyeti ve İlim Yayma Vakfı’nın güçlü iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje; çocukların Hz. Muhammed’in manevi mirası ile yakınlık kurmasını amaçlarken, geleceğin mesleklerine hazırlama ve girişimcilik ruhunu destekleme potansiyeli de taşıdığı aktarıldı. "Sadece imam hatip okullarında değil, diğer bütün okulları da kapsayacak" Söz konusu yarışmanın sadece imam hatip okullarını değil, bütün liseleri kapsayacağını özellikle belirten Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen, "Bu yıl Peygamber Efendimizin doğumunun 1500’üncü yıl dönümü. Bu vesileyle Diyanet İşleri Başkanlığımız başta olmak üzere pek çok kamu kurumu, bu anma etkinliklerini daha farklı boyutlarda düzenlemeye çalıştı. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı olarak, Genel Müdürlüğümüz koordinesinde pek çok etkinlik tertip edildi. Bunlar okullarımızda uygulanmakta. Biz bunu farklı bir boyuta taşımak istedik. Yapay zekayı da bu konuda devreye sokmak istedik ve yapay zeka temeli bir yarışma düzenleme fikri aklımıza geldi. Hem İlim Yayma Cemiyeti, hem de İlim Yayma Vakfı’nın da bize destekleriyle, onlarla yaptığımız iş birliği protokolü çerçevesinde yapay zeka temelli bir yarışma düzenledik. Bu yarışmanın hedefi, 5. sınıftan itibaren 12. sınıfa kadarki bütün öğrencileri kapsamakta. Yani sadece imam hatip okullarında değil, diğer bütün okulları da kapsayacak" diye konuştu. "Öğrencilerimiz yapay zekayı da kullanarak bazı animasyonlar ve kısa filmler üretebilecekler" Yarışma kapsamında detaylı açıklamalarda bulunan İşleyen, yarışmaya katılacak öğrencilerin yapay zekayı ve teknolojiyi etkili bir şekilde kullanacaklarını ifade ederek, "Yarışmada Peygamber Efendimiz’i anlatan bir kitap seçildi. Bu kitabı öğrencilerimize dağıtacağız. Öğrencilerimiz yapay zekayı da kullanarak bazı animasyonlar ve kısa filmler üretebilecekler. Üretecekleri bütün bu içerikler, Peygamber Efendimiz’in hayatıyla ilintili olacak. Neticede de yarışmanın sonucunda yüzlerce, binlerce animasyon elimizde olacak. Bu animasyonları, siyer dersinde, Peygamber Efendimiz’in Hayatı dersinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde ve pek çok alanda da kullanmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "En az 10 bin öğrencinin bu yarışmaya katılacağını tahmin ediyoruz" Yarışmada dereceye giren öğrencileri güzel ve anlamlı hediyeler beklediğinin altını çizen İşleyen, sözlerini şöyle sürdürdü: "En az 10 bin öğrencinin bu yarışmaya katılacağını tahmin ediyoruz. Bu yarışmanın öğrenciler açısından da şöyle bir kazanımı olacak. Yapay zekayı kullanacaklar, kendilerine bir yapay zeka eğitimi vereceğiz. Animasyon yapma eğitimi vereceğiz, ‘kısa film nasıl yapılır’ bununla ilgili bir eğitim olacak. Öğrencilerimiz, öğrenirken aynı zamanda üretimi de sağlamış olacaklar. Her bir öğrenci için de belirlenen bir ödül var. Yarışmalarımızda biz hep şunu söyleriz. Kaybedeni olmayan yarışma deriz. Herkes kazanacak ama ödüle layık görülen, dereceye giren öğrencilerimize de çeşitli ödüllerimiz olacak. Ben şimdiden bütün öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Başarılar diliyorum. Yapay zekanın bu kadar hayatımıza girdiği bir ortamda, Peygamber Efendimizin hayatını kısa filmlerle, animasyonlarla anlatacak öğrencilerin var olması bizi çok heyecanlandırıyor. Onlara başarılar diliyorum."
30 Mart 2026 Pazartesi - 07:54
Borsada yatırım vaadiyle dolandırıcılık yapanlara operasyon: 29 tutuklama
Ankara merkezli 22 ildeki operasyonlarda ‘borsada yatırım’ vaadiyle dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan 65 şüpheliden 29’u tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, borsa ve yatırım vaadiyle dolandırıcılık yapan şüphelilerin belirlenmesi için soruşturma başlattı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar kapsamında, bazı şüphelilerin mağdurlara, borsa yatırımı yaptıklarını ve halka arz edilecek şirketler olduğunu söyleyip para topladığı tespit edildi. Şüphelilerin, ilk olarak mağdurlara borsada küçük yatırımlar yaptırıp kazanç sağlandığını gösterdiği, ardından ‘tarihi fırsat’ ve ‘büyük yatırım’ gibi vaatlerle yüklü miktarda para talep edip mağdurları dolandırdıkları anlaşıldı. MASAK, telekomünikasyon firmaları ve ticaret odaları ile yapılan yazışmalar sonrasında şüphelilerin 45 şirket, 45 de şahsi banka hesabını dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığı belirlendi. Ankara merkezli 22 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan 65 şüpheliden 29’u tutuklandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 00:14
Seyir halindeki kamyonun kasasındaki elmalar yola savruldu
Ankara’da seyir halindeki bir kamyonun kasasındaki elmalar yola savruldu. Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde hareket halindeki kamyonun kasasının açılması veya devrilmesi sonucu kilolarca elma ana yola döküldü. Yolun büyük bir bölümü elmalarla kaplandı. Şans eseri olayda yaralanan olmazken, yoldaki meyveler nedeniyle sürücüler zor anlar yaşadı. Trafik polisleri olay yerine gelerek trafik akışını kontrollü olarak sağladı.
29 Mart 2026 Pazar - 23:01
Bakan Kurum: "Daha adil bir dünya sıfır atık ile mümkün"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 7 kıtaya yayılan Sıfır Atık Hareketi ile bu döngüyü kırmakta kararlı. Çünkü daha adil bir dünya Sıfır Atık ile mümkün" dedi.
29 Mart 2026 Pazar - 21:11
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kuşadası mitingindeki açıklamalarını TCK 299 kapsamında değerlendirerek, hakkında soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kuşadası mitingindeki açıklamalarını TCK 299 kapsamında değerlendirerek, hakkında soruşturma başlattı.
29 Mart 2026 Pazar - 18:59
Ankara’nın yüksek kesimlerine kar yağdı
Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yüksek kesimler, yağan karla beyaza büründü.
29 Mart 2026 Pazar - 18:09
Ticaret Bakanlığı’ndan CHP’li bazı milletvekillerinin "İsrail ile ticaretin sürdüğü" iddialarına yalanlama
Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, ’Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş’ algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."
29 Mart 2026 Pazar - 17:43
Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi
Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması; Genel Başkan Ali Yalçın, Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve Türkiye genelindeki 146 şubeden 1000 sendikacı kadın liderin katılımıyla Kızılcahamam’da gerçekleştirildi. "Örgütlü kadın, güçlü toplum" temasıyla düzenlenen buluşmada, kadın eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunlar, elde edilen kazanımlar ve yeni dönem hedefleri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıda ayrıca kadınların, küresel sistemin dayattığı yozlaşmaya karşı durma kararlılığı, sapkın akımlarla mücadele, dijital dünyanın denetimi, aile ve emeği önceleyen politikalar ile şiddetle mücadele konuları görüşüldü. "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "34 yıllık sendikal mücadelemizi emeğimizi değerli kılmak, ekmeğimizi büyütmek için sürdürüyoruz. Bunun yanında küresel güç odaklarının dayattığı çarpık ve yozlaşmış anlayışa karşı da net bir tavır alıyoruz" dedi. Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün dünyayı saran kapitalist emperyalist düzen nasıl barış üretmiyorsa, ’kadın hakları ve özgürlükleri’ diye servis ettikleri süslü paketler de insanlığı felakete sürüklüyor. Hiç kimse bu ifsada kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil, toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadınlar Komisyonumuz da sadece teşkilatımızın, sendikamızın bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün, değerlerimizin müstahkem kalesidir. İşte bu anlayışla kadınıyla erkeğiyle Eğitim-Bir-Sen olarak bizler, küresel sistemin çürümüş düzenine karşı duruyoruz." "Sendikal mücadelemiz, kadınların desteğiyle büyüyüp güçleniyor" Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimi yalnızca bir meslek alanı değil, bir medeniyet inşası olarak gördüklerini, bu büyük yürüyüşün en güçlü taşıyıcısı olan kadınların emeğini, iradesini ve dönüştürücü gücünü her zaman merkeze aldıklarını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Okullarda ve üniversitelerde geleceği inşa eden, bilgiyi şefkatle yoğuran, emeğiyle topluma yön veren kadın eğitimcilerimizin azmi, yarınlarımızın teminatıdır. Kadınların desteğiyle büyüyüp güçlenen sendikal mücadelemiz, adaletin, hakkın ve insan onurunun daha gür bir sesle savunulmasına vesile olmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, kadınların emeğini görünür kılan, sözünü güçlendiren ve karar süreçlerindeki etkisini artıran bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Kadın komisyonumuzun örgütlenme bilincindeki artış, sendikal mücadelemiz kadar ülkemiz ve geleceğimiz için de önem taşımaktadır. Çünkü biliyoruz ki; kadının emeği güçlendikçe toplum güçlenir, kadınların sesi yükseldikçe gelecek daha sağlam inşa edilir." "Durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz" Ali Yalçın, sendikal mücadeledeki kararlılıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: "Bugün, ‘ücrette denge’, ‘gelirde adalet’ çağırımız, temel mücadele hattımızdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan refah payı gelmeden, gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeden, birinci dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeden, akademik zam gerçekleşmeden, selasını 8. Dönem Toplu Sözleşme’de okuyup ‘bu yasayla buraya kadar’ dediğimiz 4688 sayılı Kanun değişmeden, reform paketiyle kamu personel sistemi değiştirilmeden durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz." "Bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz" Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen teşkilatının bu ülkenin sendikal tarihine, emek mücadelesine, "Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar" sözünü mühürlediğini vurguladı. Yalçın, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Biz ki bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz. Biz ki üyelerimizin emanet ettiği yetkiyi, masada, sahada, medyada, sosyal diyalog kanallarının tamamında kararlılıkla mücadeleye dönüştüren hareketiz. İşte bunun en son örneğini kadın kamu görevlilerinin analık hakları konusunda, etkili mücadelemiz sonucu doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin kazanımda gördük. Yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulmuş fakat kapsamı dar uygulamada eksiklikler vardı. 9 yıl boyunca toplu sözleşmeden tutun da KPDK’ya, KİK’e, ikili görüşmelere kadar birçok platformda ‘kadınların analık hakları örselenmesin, kamu görevlileri arasına ayrım konmasın’ dedik. Ve nihayetinde bu talebimiz kazanıma dönüştü." "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Yalçın, bu kazanımların kapsamının genişlemesi için ter akıttıklarını ifade ederek, "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır. Tencerede dert değil, aş kaynayacaksa, kadın eğitim çalışanlarının iç huzuru için iş huzuru sağlanacaksa bu ses duyulsun istiyoruz. Tabi şunu da ifade etmeliyim ki bugün bu taleplerimiz birilerine imkânsız gelebilir. Dün süt iznine de 24 hafta ücretli doğum izinlerine de imkânsız deniliyordu ama ne oldu? Dün mümkün değil denilen bugün mümkün oldu, bakın kazanıma dönüşüyor" dedi. Ali Yalçın, birilerinin yaptığı gibi temennileri değil, sahanın taleplerini konuştuklarını, akademik sendikacılık yaptıklarını, taleplerinin altını bilimsel verilerle doldurduklarını belirterek, "Sadece sorunları sıralamıyor, çözümleri geliştiriyoruz. ‘Söyledik, bizden çıktı, işimiz bitti’ demiyor, taleplerimizi takip ediyoruz, kazanıma dönüştürüyoruz" dedi. "Görevi başında vefat eden kamu görevlilerinin şehit sayılması için TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurduk" Ali Yalçın, eğitimciler olarak yaşadıkları en can yakıcı sorunların başında eğitimde şiddet sorununun geldiğine işaret ederek, birkaç yıl önce Eyüpsultan’da görev yapan okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öldürüldüğünü, bir süre önce de İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenin acısını yaşadıklarını hatırlattı. "O gün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım. Gittik cenazemizi omuzladık, ailemizin yanında olduk. Yüreğimiz yandı, içimiz parçalandı. Fatma Nur öğretmenimizin acısını içimize gömdük ama kimse bu meseleyi kapattığımızı zannetmesin" diyen Yalçın, şöyle konuştu: "Bizim tek bir meslektaşımızı daha şiddete kurban vermeye, ağzı süt kokan tek bir yavrumuzun daha yetimliğine, öksüzlüğüne tahammülümüz yok. Biz eğitimde şiddet konusunda kınama mesajı değil, şiddet yasasının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz. Bu konuda da bazı yeni adımlar attık, ‘şiddet nedeniyle görevi başında vefat eden kamu görevlileri şehit sayılmalı ve buna bağlı haklardan yararlandırılmalı’ dedik. Düzenleme yapılması için de talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum." "Analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme yetmez ama evet" Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ise konuşmasında aile ve kadın emeğinin korunmasının önemine işaret ederek, "Aile, bir medeniyetin taşıyıcı kolonu, bir milletin hafızasıdır. Aile zayıflarsa toplum ayakta kalamaz. Bu nedenle aileyi merkeze alan sosyal politikaların güçlendirilmesi şarttır. Bizim teklifimiz, kadın kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarını koruyan, çocuğun ve toplumun üstün yararını ve değerleri gözeten bir çalışma hayatı" dedi. Sıdıka Aydın, yeni dönemde sendikal mücadele alanlarına ilişin açıklamasında, 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla analık haklarına ilişkin yaptıkları saha araştırmasının sonuçlarından örnekler vererek şu ifadeleri kullandı: "Çalışma sürelerinin kadın kamu görevlileri lehine yeniden düzenlenerek, haftalık çalışma süresi 32 saate ya da mesai günlerinin 4 güne düşürülmesi, analık izin sürelerinin artırılması ve tam istihdam güvencesiyle yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerine olacaktır. Bizim teklifimiz net, maaş kaybı olmadan, özlük hakları korunarak, insan, aile ve değerleri merkeze alan bir çalışma hayatı. Çalışma hayatındaki kadınların analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme için yetmez ama evet diyoruz. Doğum izin süresinin 60 aya çıkarılması doğru olandır. Biz bu doğru olanın yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz." Küresel güç odaklarının "özgürlük, modernlik" adı altında toplumlara empoze ettiği kimliği belirsizleştiren ve aileyi zayıflatan anlayışların basite indirgenecek bir mesele olmadığının altını çizen Aydın, "Doğrudan doğruya toplumu ve çocukları hedef alan bir ifsad projesidir. Cinsiyetin belirsizleştiren aile kurumunun kutsallığını ortadan kaldırıp zayıflatan bir zeminden sağlıklı ve geleceğe taşınan bir toplum çıkmaz. Aile kırmızı çizgimizdir! Fıtratı yok sayan, aile kurumunu zayıflatan hiçbir yaklaşım ve çalışmayı kabul etmiyoruz" dedi. Dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine de dikkati çeken Aydın, kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Aynı evin içinde ama birbirlerinden uzak ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin sayısının, dijital dünyanın dayatmasıyla her geçen gün arttığına işaret eden Aydın, şunları kaydetti: "Dijital dünyanın esiri değil, efendisi olmalıyız. Karanlık odakların ürettiği algoritmalara teslim olmayacağız, çocuklarımızı bu algoritmaların mahkumu yapmayacağız. Dijital platformlar, kültürel değerlerimizi koruyacak şekilde denetlenmeli; şiddet, zorbalık ve müstehcen içerikli platformlara karşı etkin, hukuki tedbirler alınmalıdır. Aile dostu dijital içerikler üretilmeli, ahlak dışı gündüz kuşağı yayınları tümden yasaklanmalıdır. Sosyal medya kullanımında getirilen 15 yaş sınırlamasına ilişkin mevzuatın çıkarılmasını önemsiyoruz. Bu düzenlemenin başarıya ulaşması adına atılacak adımlara destek vermeye hazırız."
29 Mart 2026 Pazar - 15:24
Bakan Çiftçi: "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir" dedi. Bakan Çiftçi, Türkiye Basın Federasyonu’nda (TÜBAF) "Anadolu Sohbetleri" çerçevesinden düzenlenen programda basın mensuplarıyla bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları cevapladı. "Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir" Son günlerde kamuoyunda APP plakalarla ilgili denetimler ve uygulanacak yaptırımların yoğun bir şekilde tartışıldığı ve bundan sonraki süreçten nasıl bir uygulama çerçevesini olacağının sorulması üzerine Çiftçi, amaçlarının vatandaşa ceza kesmek veya mağdur etmek olmadığını ifade ederek, "Biz cezayı yöntem olarak gören bir anlayışla hareket etmiyoruz. Esas olan, vatandaşımıza rehberlik etmek, doğruyu göstermek ve uygulamada birlik sağlamaktır. Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir. Kamu güvenliği, ülkemizin huzuru ve genel güvenlik stratejilerimiz açısından son derece önemli bir husustur. Nasıl ki bir insanın kendisini tanıtan bir kimliği, nüfus cüzdanı ve ona ait bir vatandaşlık numarası varsa; plaka da bir aracın kimliğidir, üzerindeki harf ve rakamlar da o aracın numarasıdır. Nasıl kimliğimizi güvenliğimiz açısından yalnızca yetkili kurumlar düzenliyorsa, plakaların da aynı şekilde yetkili kurumlarca alınması gerekir" dedi. Tıpkı kimlik kartlarında olduğu gibi plakalarda da birtakım güvenlik unsurlarının var olduğunu kaydeden Çiftçi, "Plakanın üzerinde TŞOF’un mührü bulunmalıdır. Sol tarafta ülkemizin uluslararası işareti olan TR rumuzu yer almalıdır. Yine plakalarda hologram, güvenlik şeridi ve tekrar eden kare kutucuklar içinde ay-yıldız ile TR güvenlik işaretleri bulunmaktadır. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren basılan plakalara ayrıca karekod ve 12 haneli seri numarası da eklenmiştir. Bir plakada karekod bulunmaması, onun sahte olduğu anlamına gelmez. Mührün ve diğer güvenlik işaretlerinin bulunması, plakanın standartlara uygun ve geçerli olması için yeterlidir. Aynı şekilde, plakanın üzerinde yetkili kuruluşun mührü ve diğer güvenlik işaretleri mevcutsa, harf ve rakamlar normal standarda göre biraz daha kalın olsa bile bu plakalar geçerlidir. Araç sahiplerinin bu plakaları yenileme zorunluluğu yoktur. Vatandaşlarımız bu plakalarla araçlarını kullanabilir. Trafik denetimlerinde de bu kalın harfli plakalar nedeniyle herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacaktır. Burada yetkili kuruluş Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’dur. Standardın korunması bu yüzden önemlidir. Çünkü araç sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2019’dan bugüne ülkemizde toplam motorlu taşıt sayısı 23 milyon 200 binden 33 milyon 900 bine yükselmiştir. Motosiklet sayısı 3 milyon 300 binden 7 milyon 200 bine çıkmıştır. Hâlihazırda toplam tescilli araç sayısı da 34 milyon 525 bin 761’dir. Böylesine büyük bir araç parkını, güçlü bir teknolojik altyapı ve standart bir plaka sistemi olmaksızın sağlıklı şekilde denetlemek son derece zordur" ifadelerine yer verdi. Standart dışı APP plakaların radar sistemleri, PTS (plaka tanıma sistemleri), KGS (kent gözetim sistemleri) ve EDS (elektronik denetim sistemi) gibi elektronik denetim altyapıları tarafından sağlıklı biçimde tespit edilemediğine dikkati çeken Bakan Çiftçi, bu durumun da sahada ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğuna ve amaçlarının vatandaşın huzurunu ve hukukunu korumak olduğunu aktardı. Sürücünün izleme ve kullanma alanındaki görüntü cihazlarına ilişkin hususun da ayrıca değerlendirildiğini kaydeden Çiftçi, temel yaklaşımlarının yolda can güvenliğini koruyan dengeyi sağlamak olduğunu da belirtti. "Maliye Bakanlığından bugüne kadar bütçeye gelir elde etmek için trafik cezası kesilmesi yönelik talep geldiğini hiç duymadım" Bir gazeteci tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçeye gelir elde etmek için trafik cezaları kesilmesini istediğine yönelik iddiaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ben 29 yıllık kamu görevlisiyim. Maliye Bakanlığı’ndan bugüne kadar bir talep geldiğini hiç duymadım. Böyle bir şey sözkonusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve böylesine hukuka aykırılık teşkil edecek bir duruma kimse tevessül etmez edemez. Geride bıraktığımız bu Ramazan Bayramı tatilinde uygulanan ceza sayısı ve miktarlarına baktığımızda, son yıllardaki benzer bayram tatillerinde uygulanan ceza sayısı ve miktarının gerisinde kaldığının bilinmesini isterim" cevabını verdi. "Ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz" Polis Meslek Kanunu’na yönelik hazırlıkların olup olmadığı sorusu üzerine Çiftçi, "Önümüzdeki hafta netleştirmeyi planladığımız bir çalışmamız var. Bu çalışmaya göre, ülkemiz genelinde görev yapan bekçilerin yalnızca gece saatlerinde görev yapmaları yerine, Valilik emir ve yönetimi altında ihtiyaç duyulan alanlarda da görevlendirilmelerine imkan sağlayacak bir düzenleme öngörüyoruz. Çarşı ve mahalle bekçilerimiz, illerde alınacak inisiyatif ile belirlenecek noktalarda nöbet görevi üstlenebilecekler. Ayrıca, bu dönem Polis Akademisi’nden 10 bin polis adayımız mezun oluyor. Eylül ayına göre planlanan mezuniyet takvimini Haziran ayı başına çekeceğiz. Böylelikle, ülkemiz genelinde 12/36 saat çalışma düzenine geçeceğiz. Polisimizin çalışma şartlarını rahatlatacak ve motivasyonlarını yükseltecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz" diye konuştu. Sokak çetelerine yönelik nasıl bir eylem planı uygulanacağının sorulması üzerine Çiftçi, şu cevabı verdi: "Gençlerimiz, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Tek bir evladımızı dahi kaybetmeye lüksümüz yoktur. Bu noktada çocuklarımızı suça sürüklemeye çalışan bu çeteleşme faaliyetlerine karşı tavrımız nettir. Buradan açık ve net bir şekilde çağrıda bulunuyoruz. Yol yakınken dönsünler çünkü devletimiz bu konuda son derece kararlıdır. Emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza talimatları verdim. Hepsinin tepesine bineceğiz. Operasyonlarımız artarak devam edecek. Geçen hafta malumunuz, Türkiye genelinde önemli bir operasyonla 358 kişiyi yakaladık ve adalete teslim ettik. Uyuşturucuyla mücadele konusunda da aynı kararlılığı sahaya yansıtacağız. Emniyet ve jandarma personelimizin yanı sıra sahil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz taktik operasyonlarla sahadaki etkisini artıracak. Uyuşturucu bütün suçları besleyen bir damar gibidir. Uyuşturucu bizim için çok katmanlı bir mücadele alanıdır. Terörün, çetelerin finansman kaynağı başta olmak üzere, toplumu ve aile yapımızı bozan pek çok konunun temelinde uyuşturucu yatmaktadır. En acısı da şudur; uyuşturucu, özellikle gençlerimizi hedef almaktadır. Onların zihinlerini, umutlarını ve ideallerini kurutmaya çalışmaktadır. Biz, işte o kaynağı kurutmakta kararlıyız. Uyuşturucuyla ilgili konularda tavizsiz ve kararlı olacağız. Nefes aldırmayacağız. Nitekim sadece 1 Ocak-22 Mart 2026 tarihleri arasında uyuşturucuyla mücadele kapsamında 13 ton uyuşturucu madde, 37,8 milyon adet sentetik ecza ve 13 bin kök kenevir-skunk ele geçirilmiştir. Bu tablo, sahadaki mücadelemizin ne kadar yoğun ve kararlı olduğunu açıkça göstermektedir." "Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir" Bakan Çiftçi, Türkiye’nin İran’dan düzensiz göç ve sınır geçişleri konusunda son dönemde nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığının sorulması üzerine bölgede yaşanan her kriz ve çatışmanın başta sınır göç hareketliliğini ve sınır güvenliğini yakından ilgilendirdiğini söyleyerek, "Bizim en büyük temennimiz, hem bölgesel hem de küresel ölçekte bu tür savaş ve çatışma ortamlarının bir an önce sona ermesi, tarafların diyalog kanallarını güçlendirmesi ve kalıcı bir sükûnetin tesis edilmesidir. Türkiye, öteden beri bu çizgiyi savunan bir ülkedir. Muhterem Cumhurbaşkanımız, çatışmanın sona ermesi, diplomasinin öne çıkması ve bölgenin yeni acılar yaşamaması adına yoğun bir diplomasi trafiği yürütmektedir. Temennimiz, bu çabaların en kısa zamanda sonuç vermesidir" dedi. Öte yandan Çiftçi, sınır güvenliğinin her zaman stratejik öneme sahip, sürekli takip edilen ve çok katmanlı şekilde yönetilen bir güvenlik alanı olduğuna dikkati çekerek, "Nitekim 25 Mart 2026 Çarşamba günü Ağrı’da, Gürbulak Sınır Kapımızda ve sınır hattımızda incelemelerde bulunduk. Sahadaki tabloyu yerinde değerlendirdik. Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir. Bununla birlikte bütün tedbirlerimizi almış durumdayız. Sınır güvenliğimiz açısından tereddüt gerektirecek herhangi bir boşluk bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. "En fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir" Belediyelere yönelik soruşturmalarda muhalefet partilerine yönelik hareket edildiği iddialarını da değerlendiren Çiftçi, "31 Mart 2024 seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığımızın ilgili birimlerince ihbar, şikayet ve özel teftişler kapsamında 3 bin 224 inceleme yürütülmüştür. Bunların bin 298’i hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler. CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir. Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Parti’li belediyelerdir. Yaklaşık yüzde 46’sına tekabül etmektedir" açıklamasında bulundu. "Mansur Yavaş hakkında 31 konuda 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir" Bir gazeteci tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların sorulması üzerine Çiftçi, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dönemine ilişkin 2019 yılından bu yana çeşitli iddia ve konularda toplam 49 araştırma / ön inceleme onayı verilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yapılan araştırma / ön incelemeler neticesinde; Teftiş Kurulumuzca 22 ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu ön inceleme raporlarında Yavaş hakkında 31 konuda; 6 soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. 31 konu, 6 başlık içinde toplanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki 6 soruşturma izninin 2’sini Danıştay bozmuştur. Ayrıca doğrudan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bilgisi, imzası ve onayı olmadığı tespiti yapılan alt düzey kişileri ilgilendiren konularla ilgili de 25 ’soruşturma izni verilmemesi’, kararı alınmıştır. İlgili diğer belediye görevlileri hakkında ise kısmen soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. Herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan konularda 18 araştırma raporu düzenlenmiştir. Genel hükümlere göre soruşturma yapılması için 12 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmiştir. Mali mevzuata göre işlem yapılması için 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına, oluşan kamu zararının tahsili için 1 tazmin raporu Ankara Büyükşehir Belediyesine gönderilmiştir. Mülkiye müfettişlerince yürütülen 12 araştırma / ön inceleme ile ilgili süreç devam etmektedir. Rutin kış teftişleri kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında genel teftiş devam etmektedir" ifadelerine yön verdi.
29 Mart 2026 Pazar - 14:02
Bakan Gürlek: "Hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 29 hükümlü ve tutuklunun, ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen sınavlar sonucu 25’inin Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandığını açıkladı. Bakan Gürlek, resmi sosyal medya hesabından Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği içinde sürdürülen çalışmalara dair açıklamada bulundu. 2026 yılında hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklunun, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldığını ve 25’inin Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandığını duyuran Gürlek, ceza infaz kurumlarındaki toplam hafız sayısının 145’ten 170’e yükseldiğini bildirdi. "Hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı" Bakan Gürlek, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ceza infaz kurumlarımızda yürüttüğümüz manevi rehberlik ve eğitim faaliyetleriyle hükümlü ve tutukluların yeniden topluma kazandırılmasını destekliyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız ile iş birliği içinde sürdürülen çalışmalar kapsamında 976 din görevlisi aktif olarak görev yapıyor. Bu çerçevede 2026 yılında hafızlık eğitim sürecini tamamlayan 29 hükümlü ve tutuklu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen sınavlara katıldı. Başarılı olan 25 kişi, Hafızlık İcazet Belgesi almaya hak kazandı. Bu başarıyla birlikte ceza infaz kurumlarımızdaki toplam hafız sayısı 145’ten 170’e yükseldi. Bu süreçte sağlanan katkı ve iş birliği dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığımıza özellikle teşekkür ediyorum. Hükümlü ve tutukluların manevi gelişimini destekleyen çalışmalarla topluma uyum süreçlerine katkı sunmaya devam edeceğiz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder