Yerel Haberler
Ankara
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Güran: "Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var" 05 Mart 2026 Perşembe - 18:34:34 Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, "Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var. 4’üncü nesil üniversiteyi, 3’üncü nesil üniversitelerden ayıran en temel fark, bilgi üretmek ve bunu eğitim vasıtasıyla bireylere aktarmak" dedi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Hacettepe Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ev sahipliğinde düzenlenen ’Bilim Kafe’ etkinliğinde, 1’inci sınıf emniyet müdürü ve ressam Ahmet Sula, bağımlılıkla mücadele konusunda konferans verdi. ’1-7 Mart Yeşilay Haftası’ nedeniyle düzenlenen etkinlikte açıklamalarda bulunan Sula, toplum sağlığını tehdit eden tütün, alkol, uyuşturucu, teknoloji, kumar bağımlılığı gibi önemli sorunlara dikkat çekti. Bugüne kadar terörle mücadele, istihbarat birimleri, adli ve idari birçok birimde çalışan Ahmet Sula, yaptığı konferanslarla birlikte yaklaşık 300 bin öğrenciye ulaştığını belirtti. Hacettepe Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ise, YÖK’ün başlattığı projeyi manidar bulduklarını ve bu proje ile Türkiye’deki 208 üniversitede Bilim Kafe etkinliği düzenleneceğini vurguladı. "YÖK, çok güzel bir proje başlattı" Etkinlikte gençlere seslenen Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, bilgi üretmenin ve bu bilgiyi bireylere aktarmanın kendilerine ışık olacağını ifade ederek, "YÖK, çok güzel bir proje başlattı. Bu proje Bilim Kafe etkinliği. Türkiye’deki 208 üniversite bünyesinde koordinatörlükler kuruldu ve bu koordinatörlükler Bilim Kafe vasıtasıyla üniversitelerin topluma katkı misyonunun daha görünür, daha etkili hale gelmesi için bir süreç başlattı. Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var. 4’üncü nesil üniversiteyi, 3’üncü nesil üniversitelerden ayıran en temel fark, bilgi üretmek ve bunu eğitim vasıtasıyla bireylere aktarmak. Bunun dışında aynı zamanda içinde bulunduğu toplumun, coğrafyanın, bölgenin, şehrin problemlerine ışık tutan problemleri çözmek için çözümler üretmeye çalışan bir misyonu da hayata geçirilmesi" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 18:13 YÖK Başkanı Özvar: "Müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Mevcut okullarımızın altyapısını güçlendirecek, müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak, işletmelerin eğitim süreçlerine katılımını artıracak ve öğrenci-işletme eşleşmesini daha isabetli hale getirecek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz" dedi. YÖK, Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nın 263.’sünü gerçekleştirdi. Yükseköğretim sistemine ilişkin güncel konuların ele alındığı toplantıda, üniversitelerin akademik çalışmaları, yükseköğretimde kalite süreçleri ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, Türkiye’de yükseköğretimin gelişimi için üniversiteler arası koordinasyonun önemine dikkat çekti. Özvar, akademik üretkenliğin artırılması ve üniversitelerin uluslararası rekabet gücünün yükseltilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Ayrıca Özvar, Türkiye’nin ve dünyanın kalkınma önceliklerini yükseköğretimde ele almak zorunda olduklarını vurguladı. "Üniversite sıralamaları, tek başına bir amaç ya da nihai hedef değildir" Organize Sanayi Bölgelerinde Kurulan Meslek Yüksekokulları’nın (OSB-MYO) kapasitesini artırmayı hedeflediklerini ve böylece yükseköğretimdeki hedeflerine kapsamlı bir şekilde ulaşacaklarını belirten YÖK Başkanı Erol Özvar, "Toplantının temel amacı; OSB-MYO sayısını artırmak, mevcut olanların etkinliğini güçlendirmek ve bu modeli ülke geneline yaygınlaştırmak için neler yapabileceğimizi istişare etmekti. Burada gayemiz yalnızca yeni okullar açılması değildir. Bunun yanında, mevcut okullarımızın altyapısını güçlendirecek, müfredatların teknoloji dönüşümüne uyumunu hızlandıracak, işletmelerin eğitim süreçlerine katılımını artıracak ve öğrenci-işletme eşleşmesini daha isabetli hale getirecek mekanizmaları kurmayı hedefliyoruz. Her fırsatta ifade ettiğim gibi üniversite sıralamaları, tek başına bir amaç ya da nihai hedef değildir. Ancak üniversitelerin araştırma üretimi, uluslararası görünürlüğü ve akademik itibarı açısından önemli bir gösterge sunduğu da açıktır. Bu nedenle üniversitelerimizin uluslararası sıralamalarda istikrarlı biçimde yükselmesini memnuniyetle karşılıyor; bunu yükseköğretim sistemimizin güçlenmesinin somut bir yansıması olarak değerlendiriyorum" diye konuştu. "Hiçbir üniversitemizin gerileme göstermemesi son derece kıymetlidir" Dünya üniversiteleri sıralamasında Türkiye’den 6 üniversitenin ilk 500’e girmesinin önemli bir başarı olduğunun altını çizen Özvar, "Bu tabloyu doğru okumak için, sıralamaların yalnızca ‘listeye girme’ meselesi olmadığını; araştırma ekosisteminin niteliğini, uluslararası iş birliklerini, yayın ve atıf etkisini, akademik görünürlüğü ve kurumsal itibarı birlikte yansıtan bir gösterge seti olduğunu görmek gerekir. Dolayısıyla sıralamalardaki yükselişi sürdürülebilir kılmak istiyorsak; araştırma stratejilerimizi kurumsal düzeyde netleştirmeli, odak alanlarımızı belirlemeli, disiplinlerarası iş birliğini güçlendirmeli ve nitelikli araştırmacıyı destekleyen bir ekosistemi kararlılıkla inşa etmeliyiz. Bu hedef, yalnızca birkaç üniversitemizin değil; sistemin genelinin kalite kültürüyle güçlenmesini gerektirmektedir. Somut sıralama verilerine geldiğimizde, QS 2026 Dünya Sıralamasında 6 üniversitemizin ilk 500’e, 11 üniversitemizin ilk 1000’e girmesi; 9 üniversitemizin sıralamasını yükseltmesi ve hiçbir üniversitemizin gerileme göstermemesi son derece kıymetlidir" ifadelerine yer verdi.
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür"
30 Ocak 2026 Cuma - 15:02 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dünya krizlerle sarsılırken, Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" dedi. Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gazetede kaleme aldığı makaleye ilişkin açıklama yaptı. Duran, Erdoğan’ın makalesinde 2026 vizyonunu güçlü bir irade ve net hedeflerle ortaya koyduğunu aktardı. 2025 yılında Türkiye’nin ekonomiden dış politikaya, enerjiden savunma sanayiine kadar birçok alanda önemli başarılara imza attığını belirten Duran, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Türkiye için çalıştığımız, Türkiye için gece gündüz durmadan ve yorulmadan ter döktüğümüz, türlü sınamalardan geçip, güçlükleri milletimizin desteğiyle aştığımız ve ülkemizi büyüttüğümüz bir yılı daha geride bıraktık’ ifadesi, milletimizle birlikte verilen mücadelenin özeti niteliğindedir. Barış diplomasisi, Türkiye’nin küresel rolünü daha da güçlendirmiştir. Gazze, Suriye, Ukrayna-Rusya Savaşı, Somali-Etiyopya ihtilafı başta olmak üzere pek çok kriz alanında Türkiye, çözümün ve istikrarın adresi olmuştur. Dünya krizlerle sarsılırken, Türkiye barıştan yana tutumunu kararlılıkla sürdürmüştür" ifadelerini kullandı. "Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamak temel önceliklerimiz arasındadır" Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamanın temel öncelikleri arasında olduğunu aktaran Duran, "Ekonomide elde edilen veriler, uygulanan politikaların somut karşılığını ortaya koymaktadır. Milli gelirin ilk kez 1,5 trilyon doları aşması, ihracatta Cumhuriyet tarihi rekorları ve güçlü rezervler, 2026 hedeflerine emin adımlarla ilerlediğimizi göstermektedir. Enflasyonla mücadele ve gelir dağılımında adaleti sağlamak temel önceliklerimiz arasındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere ‘2026, sabrımızın meyvelerini toplayacağımız, ekilen tohumların boy vereceği ve inşallah hasadını yapacağımız ve Türkiye’nin küresel ligdeki yerini tartışılmaz bir konuma sabitleyecek, bir şahlanış ve reform yılı olacak’" açıklamasında bulundu. "Türkiye, önümüzdeki süreçte de büyük yürüyüşüne kararlılıkla devam edecek" Duran, Türkiye’nin savunma sanayiindeki çalışmalarına ilişkin ise, "Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkması, enerjide dışa bağımlılığın azalması ve afet bölgelerinde verilen sözlerin tutulması, icraat siyasetinin açık göstergesidir. Türkiye, önümüzdeki süreçte de büyük yürüyüşüne kararlılıkla devam edecek, mega projeler ve eserler milletimizin hizmetine sunulacaktır. Cumhurbaşkanımızın vurguladığı gibi ‘2026 yılı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacak ve Türkiye’nin büyük yürüyüşünün en görkemli adımlarına sahne olacak’" şeklinde konuştu. Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makalesinden şu bölüme yer verdi: "Terörsüz Türkiye sürecinde önemli eşikleri geride bıraktık. Cumhur İttifakı olarak bu süreçte her zaman yapıcı davrandık. Çözüme konsantre olduk ve yalnızca elimizi değil, tüm gövdemizi taşın altına koyduk. İlgili tarafları dikkatle dinleyen Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz, sürece yeni bir soluk kazandıracağını düşündüğümüz nihai raporunu inşallah yakında tekemmül ettirecek. Ülkemizi 40 yıllık bir musibetten kurtarmayı hedefleyen bu süreç, gündelik siyasetin çıkar hesaplarına kurban edilmeyecek. Sürecin bir yol kazası yaşanmadan amacına ulaşması için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız."
Kontrolsüz inşaat çalışması bitişiğindeki binanın temelinde hasara neden oldu
30 Ocak 2026 Cuma - 14:14 Kontrolsüz inşaat çalışması bitişiğindeki binanın temelinde hasara neden oldu Ankara’da bitişiğindeki inşaat kazısı sırasında temelinde hasar oluşan 2 katlı bina, belediye ekiplerince tahliye edildi. Olay, Altındağ ilçesi Başpınar Mahallesi 1178. Sokak’ta meydana geldi. Alınan bilgilere göre, inşaat alanındaki kontrolsüz kazı çalışmaları, yan taraftaki 2 katlı binanın temelinde yıkılmaya neden oldu. Apartmanda yaşayan vatandaşların yaptıkları şikayetler üzerine harekete geçen Altındağ Belediyesi ekipleri, binayı tedbir amaçlı tahliye ederek, kapısına mühür vurdu. Girişin yasaklandığı binada yaşayan 15 kişinin ise kiralık dairelere yerleştikleri veya yakınlarının yanında kaldıkları öğrenildi. "Binayı mühürleyeceğiz dediler, apar topar çıktık" 2 katlı binada yaklaşık 15 kişinin yaşadığını aktaran Şeref Akça, "Burada en az 10-15 kişi kalıyordu. Bina, kazı yaptıkları için bu şekilde oldu. Kayma tehlikesi vardı, biz de çocuklarımızı çıkardık. Binayı mühürleyeceğiz dediler, apar topar çıktık. Binanın yıkılması lazım. Oğlum burada oturduğu için sabah akşam gelip binaya bakardım" dedi. "Ailelerimizi başka yerlere taşıdık" Apartmanın boşaltılarak, yıkılmayı beklediğini ifade eden Başpınar Mahallesi Muhtarı Muzaffer Kubaşık, "Yaklaşık 10 gün önce bina sahibi bizi arayarak binanın riskli olduğunu ve oturan ailelerin boşaltılması gerektiğini söyledi. Biz de hemen devreye girerek, Altındağ Belediyesi’ni arayarak sorunu çözdük, ailelerimizi başka yerlere taşıdık. Yanındaki müteahhit ağabeyimiz de ailelere destek oldu. Şu an herhangi bir sıkıntımız yok. Bina yıkılmayı bekliyor" dedi. "Binayı boşaltmanızı istiyoruz dediler, biz de ’Ev bulun çıkalım’ dedik" Oturdukları bina riskli olduğundan taşındıklarını belirten Cesim Taşkıran, "15 senedir burada otuyorum. Maddi durumum zayıf olduğundan yeni binalara gidemedim. Mecbur kaldıktan sonra yeni bir daireye taşındım. Allah razı olsun müteahhitler yardımcı oldu. Belediyeden geldiler, ’Bina riskli, binayı boşaltmanızı istiyoruz’ dediler. Biz de ’Ev bulun çıkalım’ dedik. Şu an yeni evimize yerleşiyoruz" diye konuştu.
Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun"
30 Ocak 2026 Cuma - 14:09 Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bir bebek maması markasında zararlı toksin şüphesiyle ilgili, bebeklerde ani kusma belirtisi varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Fransa’da iki bebeğin ölümüyle ilgili yürütülen incelemeler kapsamında küresel pazarda satılan bir bebek maması markasının ürünleri, zararlı toksin şüphesiyle Türkiye dahil bazı ülkelerde toplatıldı. Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi belirtilere karşı aileleri uyardı. Özdemir, söz konusu vakalarda öne çıkan cereulide toksininin, Bacillus cereus adlı bakterinin ürettiği bir toksin olduğuna dikkat çekerek, önemli olan noktanın toksinin ısıya dayanıklı olması olduğunu, mamaların sonradan ısıtılmış olsa bile zararlı toksin etkisinin sürebileceğini belirtti. "Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin" Bebeklerin daha hassas bir grupta yer aldığını vurgulayan Özdemir, belirtilerin aniden başlayabileceğini belirterek, "Bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi şikayetlerle görülebilir. Nadir durumlarda ise durum ağırlaşarak ciddi sıvı kaybına, hatta karaciğerin etkilenmesine kadar ilerleyebilir. Bebeklerde belirtiler hızlı seyredebileceği için gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir. Ürünün son kullanma tarihini ve saklama koşullarını mutlaka kontrol edin. Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun şekilde saklayın. Bebeğinizde özellikle ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek: "2025’te ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, kazanımlarımızı desteklemeye devam etti"
30 Ocak 2026 Cuma - 12:22 Bakan Şimşek: "2025’te ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, kazanımlarımızı desteklemeye devam etti" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl ihracat ve turizmde kaydedilen performansın, sürdürülebilir cari denge hedeflerine yönelik kazanımları desteklemeye devam ettiğini belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan dış ticaret ve turizm verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. TÜİK verilerinin, olumlu bir seyre işaret ettiğini dile getiren Şimşek, "2025 yılında ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, sürdürülebilir cari denge hedefimize yönelik kazanımlarımızı desteklemeye devam etti" açıklamasında bulundu. İhracattın 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,4 milyar dolara yükseldiğini, ithalatın ise altın fiyatlarının da etkisiyle arttığını ifade eden Şimşek, buna rağmen dış ticaret açığın, Orta Vadeli Program’da (OVP) öngörülen seviyenin altında gerçekleştiğini belirtti. Geçen yılda Türkiye’nin 63,9 milyon ziyaretçiyi ağırladığını da sözlerine ekleyen Şimşek, "2025’te turizm gelirleri yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaşarak OVP hedefini aştı. Turizmi dört mevsime ve farklı alanlara yaymaya yönelik politikalarımızın katkısıyla kişi başına ortalama harcama bin doların üzerine yükseldi. Hizmet ticaretindeki güçlü konumumuz, küresel mal ticaretine ilişkin belirsizliklerin dış denge üzerindeki etkilerini sınırlıyor. Cari dengede kaydedilen yapısal iyileşmeyi sürdürmek için, aktif sanayi politikalarıyla yüksek katma değerli üretimi desteklemeyi, yerli ve yenilenebilir enerji kapasitesini artıran yatırımları önceliklendirmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Yarıyıl tatili sona eriyor, okullarda ders zili yeniden çalacak
30 Ocak 2026 Cuma - 11:32 Yarıyıl tatili sona eriyor, okullarda ders zili yeniden çalacak 2025-2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatilinin sona ermesiyle birlikte yaklaşık 18 milyon öğrenci için ders zili 2 Şubat Pazartesi günü yeniden çalacak. Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki resmi ve özel okullarda eğitim gören öğrenciler, iki haftalık yarıyıl tatilinin ardından yeniden sınıflarına dönecek. Tatil süresince dinlenme fırsatı bulan öğrenciler; ikinci dönemde dersler, sınavlar ve çeşitli kültürel etkinliklerle eğitim temposuna girecek. LGS 14 Haziran, YKS 20-21 Haziran’da İkinci dönem, sınav gruplarında yer alan öğrenciler için ayrı bir önem taşıyor. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında sınava hazırlanan 8. sınıf öğrencileri, 14 Haziran’da sınava girecek. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlanan 12. sınıf öğrencileri ve mezunlar ise 20 Haziran’da Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT), 21 Haziran’da Alan Yeterlilik Testi’ne (AYT) ve Yabancı Dil Testi’ne (YDT) girecek. Öğrenciler, eksik konularını tamamlayarak deneme sınavları ve tekrarlarla sınavlara odaklanacak. Özellikle YKS’ye hazırlanan adaylar için ikinci dönem, sınav maratonunun en kritik süreci olarak görülüyor. Uzman eğitimciler, bu dönemde planlı ve düzenli çalışmanın yanı sıra deneme sınavlarına ağırlık verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Okullarda da rehberlik servisleri tarafından öğrencilere yönelik motivasyon ve sınav kaygısını azaltmaya yönelik çalışmaların sürdürüleceği belirtildi. Eğitimciler ayrıca, velilere de çocukların okula uyum sürecinde destek olmaları, özellikle sınav gruplarındaki öğrencilerin psikolojik ve akademik ihtiyaçlarına dikkat etmeleri yönünde çağrıda bulundu. İkinci dönem ise, 2025-2026 eğitim öğretim yılının tamamlanmasının ardından 26 Haziran’da bitecek.
Başkent’in Karadeniz’i Benli Yaylası eşsiz doğasıyla ziyaretçilerini bekliyor
30 Ocak 2026 Cuma - 11:13 Başkent’in Karadeniz’i Benli Yaylası eşsiz doğasıyla ziyaretçilerini bekliyor Ankara’nın Çamlıdere ilçesindeki Benli Yaylası, Karadeniz’i aratmayan menderesleri ve geniş düzlükleriyle doğaseverlerin uğrak noktası oldu. Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde yaklaşık 2000 rakımlı Mahya Tepesi’nin eteklerinde yer alan Benli Yaylası, beyaz örtüsüyle doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Karla kaplanan menderesleri ve geniş düzlükleriyle dikkat çeken yayla, dron ile havadan görüntülendi. Bölgeye gelen ziyaretçiler, aileleriyle birlikte doğayla iç içe tatil yapma imkanı buluyor. "Şifayı burada buldum, doktor da inanmadı" Yılın 9 ayı Benli Yaylası’nda vakit geçirdiğini belirten Durmuş Ali Çetinkaya, "Kışın buraya gezmeye geliyoruz, kızakta kaymaya, kartopu oynamaya geliyoruz. Bu sene Ankara’nın çoğu yerinde kar yok. Yaz ayları komşularımızın hepsi burada olur. Yılın 12 ayının 9 ayı buradayım. Burada huzur var, rahat ediyoruz. Yılın 2-3 ayı da Ankara’da dururuz. Yaylamızda 12 ay kalan 2-3 aile var. Onun haricindekiler günlük gezmeye geliyorlar. Yazın burası yemyeşil olur. Bu gördüğümüz alanlar koyundan, inekten geçilmez. Ormanlarımıza mantar aramaya gideriz. Bir şekilde vakit geçiyor burada. Büyükşehir gibi bir koşuşturmaca yok. 2019 yılında bypass ameliyatı oldum. 10-15 günlükken buraya geldim. İki gün gezmeye geldim ama 26 gün kaldım. Bana normalde 2-3 ayda ayağa kalkarsın demişlerdi ama bir hafta sonra yürüyerek karşıdaki göle gittim. Şifayı burada buldum, doktor da inanmadı" dedi. "Uludağ’a gitmektense, Benli Yaylası ayağınızın dibinde" Stres atmak için fırsat buldukça Benli Yaylası’na geldiğini ifade eden Abdullah Çakmak ise, "42 senelik esnafım fakat her fırsat bulduğumda Benli Yaylası’na geliyorum. Stres atmak için, huzur bulmak için geliyorum. Benli Yaylası’na geldiğiniz zaman sadece rüzgar sesi ve kuş sesini duyarsınız. Stres yok, gürültü yok, sıkıntı yok. Kafa dinlemek, rahatlamak için kaçacak bir yeriniz yoksa Benli Yaylası Ankara’ya bir buçuk saat uzaklıkta. Kim gelirse gelsin, lütfen geldiği yeri temiz bıraksın, temiz olarak da gitsin. Burası kışın çok kalabalık olmaz ama kışın ayrı bir güzelliği var. Ankara’da kara muhtaçsınız, göremiyorsunuz ama Benli Yaylası’na çıktığınız zaman 45 santim kar görebilirsiniz. Uludağ’a gitmek veya kayak merkezine gitmektense Benli Yaylası ayağınızın dibinde" diye konuştu. "Karadeniz’in Ayder’i varsa, Ankara’mızın da Benli Yaylası var" Benli Yaylası’nın en büyük özelliğinin şehir merkezine yakın olması olduğunu aktaran Nuran Çetinkaya, "Benli Yaylası’nda evimiz var, tatillerde geliyoruz. Burada çay yapmak ve mangal yakmak çok güzel oluyor. Ormana çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Havası çok güzel, insanları iyi. Memleketimiz gerçekten çok güzel. En büyük özelliği de Ankara’ya çok yakın olması. Uzak olsa belki gidemeyeceğiz. Karadeniz’in Ayder’i varsa, Ankara’mızın da Benli Yaylası var" şeklinde konuştu.
Gölbaşı Belediyesi çocuklarla şenlik alanında buluştu
30 Ocak 2026 Cuma - 11:03 Gölbaşı Belediyesi çocuklarla şenlik alanında buluştu Gölbaşı Belediyesi, çocukların hem eğlenmesini hem de sosyal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan etkinliklerle yarıyıl tatilini şenliğe dönüştürdü. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu ile Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezi Sergi Salonu’nda çocukların hem eğlenmesi hem de sanatsal ve sosyal gelişimlerine katkı sunmak için düzenlenen çocuk şenliği alanını ziyaret etti. Çocukların neşesine ortak olan Odabaşı, sohbet ettiği çocukların oyunlarına eşlik ederek, atölye çalışmalarını inceledi. Şenlikte çocukların hayal dünyasını ve el becerilerini geliştirmeye yönelik yağlı boya, kara kalem, kumlama, çini sanatı, kokulu taş boyama ve yüz boyama gibi birbirinden renkli sanat atölyeleri düzenleniyor. Bunun yanı sıra mangala, 3 taş-9 taş oyunları, kule oyunu, el-ayak koordinasyon oyunları, şişme oyun grupları, top havuzu ve uzay çadırı gibi pek çok eğlenceli aktiviteyle çocuklar doyasıya eğleniyor. "Çocukların yüzünün güldüğü bir kent hayal ediyoruz" Başkan Odabaşı, çocuklara yönelik çalışmalara büyük önem verdiklerini vurgulayarak, "Çocuklarımızın mutlu olduğu, kendini güvende ve değerli hissettiği bir Gölbaşı inşa etmek en büyük hedeflerimizden biri. Sosyal belediyecilik anlayışımızın merkezinde çocuklarımız yer alıyor. Bu şenlik alanlarında çocuklarımız eğlenirken aynı zamanda paylaşmayı, birlikte üretmeyi ve yeteneklerini keşfetmeyi öğreniyor. Bizler de onların bu heyecanına ortak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Gölbaşı’nı gerçek anlamda çocuk dostu bir kent haline getirmek için çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. Her çocuğun eşit imkanlara ulaşabildiği, yüzünün güldüğü bir kent hayal ediyoruz. Üretken ve mutlu nesiller yetiştirmek için kültürden sanata, spordan eğitime her alanda çocuklarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Baran: "Yeşil Pasaport hem AB’ye erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü haline getirilmeli"
30 Ocak 2026 Cuma - 10:53 ATO Başkanı Baran: "Yeşil Pasaport hem AB’ye erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü haline getirilmeli" Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" dedi. Ankara Ticaret Odası 29. Dönem Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal’in başkanlığında Meclis Üyeleri’nin katılımıyla, ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, ekonomi gündemine ilişkin konuları değerlendiren ve faaliyetleri hakkında bilgi veren Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, tüm dünyanın 2026 yılına yeni normal olan ‘belirsizlik’ ile başladığını söyledi. Baran, Türkiye’nin Avrupa Birliği pazarına erişimde, iş dünyasının yaşadığı vize sorunlarını aşmak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik etmek amacıyla yeşil pasaport önerisinde bulundu. Küresel düzeyde, Savaş ihtimali dâhil her konunun olabilirliğinin gündeme geldiğini anlatan Baran, "Davos’ta yayımlanan ‘2026 Küresel Riskler Raporu’nda da vurgulandığı üzere; jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerindeki bloklaşma, yapay zekâ odaklı teknolojik dönüşüm, dünyayı etkisi altına almış durumda. Bu ortamda ticaretin kuralları da yeniden yazılıyor. İklim krizini unutmadan yeşil dönüşüme uyum sağlamak ve dijitalleşmeyi iş süreçlerimizin merkezine koymak zorundayız" diye konuştu. "Vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" Türkiye’nin ihracat verilerini değerlendiren ve mevcut konjonktürde ihracatı artırmanın büyük bir başarı olduğunu kaydeden Baran, Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 40’tan fazlasını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği ile iş dünyasının yaşadığı vize sorununu hatırlattı. Baran, "Ticaretimizi sürdürebilmemiz için karşılıklı görüşmeleri başlatabilmemiz, fuarlara katılabilmemiz gerekiyor. Ancak vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" dedi. "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" Mevcut ekonomik konjonktürde kayıtlı ekonominin güçlendirilmesinin, vergiye gönüllü uyumun artırılmasının ve dürüst mükellefin daha görünür ve değerli hale getirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna işaret eden Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, ticaret hayatına başladığı tarihten itibaren en az 15 yıl boyunca vergisini, sosyal güvenlik ödemelerini aksatmadan ödeyen, devlete borcu bulunmayan, ticari faaliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde sürdüren mükelleflere yeşil pasaport imkânı tanınması son derece yerinde, yapıcı ve özendirici bir adım olacaktır" diye konuştu. "Devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur" Bu yaklaşımın, vergiye uyumu yalnızca denetim ve yaptırımlarla değil; teşvik, ödül ve itibar mekanizmalarıyla destekleyen bir anlayışı ortaya koyacağını vurgulayan Baran, "Bu şekilde devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur. Hem kayıt dışılıkla mücadelede hem de vergi ahlakının güçlendirilmesinde çok daha kalıcı sonuçlar elde edilebilir" dedi. Vergisini ve primini zamanında ödeyen mükellefle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Baran, "Vergisini ve primini zamanında ödeyenle ödemeyen aynı tutulmamalı. Yani suyu getirenle testiyi kıran aynı muameleyi görmemeli" diye konuştu. Baran, iş dünyasının uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak bu tür düzenlemelerin, ihracata ve yatırıma doğrudan katkı sağlayacağına dikkat çekerek, "İş adamlarımızın uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak her adım, ihracata, yatırıma ve ülkemizin ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlar" değerlendirmesinde bulundu.