Yerel Haberler
Ankara
Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi için çalıştay düzenlendi 27 Nisan 2026 Pazartesi - 18:01:07 Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yayınlanacak Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi için istişare toplantısı gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi Genel İstişare Toplantısı’, geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi Danışma Kurulu ve Yazı Kurulu üyelerinin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından toplam 82 akademisyen, inanç önderi ve araştırmacı katıldı. Toplantıda Alevilik ve Bektaşilik geleneğinin köklü irfan mirasını bilimsel yöntemlerle ele almayı hedefleyen ansiklopedi çalışması kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, çalışmanın yalnızca bir yayın projesi olmanın ötesinde kültürel hafızanın korunması ve doğru bilginin sistemli biçimde kayıt altına alınması açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Bilgi dağınıklığına karşı bilimsel çerçeve vurgusu Çalıştayda, Alevilik ve Bektaşilik alanında mevcut bilgi dağınıklığı ve kavramsal karmaşaya dikkat çekildi. Bilimsel temelden yoksun çalışmaların doğru bilgiye erişimi zorlaştırdığına işaret edilirken, sözlü gelenekle bugüne ulaşan birikimin akademik yöntemlerle incelenmesi ve kayıt altına alınmasının gerekliliği vurgulandı. Ansiklopedinin kavramlardan şahsiyetlere, erkandan tarihi süreçlere kadar geniş bir içeriği kapsayan kalıcı bir başvuru kaynağı olması hedefleniyor. Farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla yürütülen çalışmanın çoğulcu ve bilimsel yaklaşım temelinde şekillendirileceği belirtildi. Toplantıda ayrıca yürütülen istişare sürecinin ansiklopedinin kapsamının genişletilmesine, yöntemsel çerçevenin güçlendirilmesine ve içerik kalitesinin artırılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Çalıştayda Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi’nin kültürel mirası koruyan ve gelecek nesillere aktaran temel bir başvuru eseri olmasının hedeflendiği dile getirildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:02 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zorlu: "Türk Devletleri Teşkilatı inşallah dünyanın ilk on ekonomisinden birisi haline gelecek" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, "Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), kıymetli devlet başkanlarımızın da vizyonuyla birlikte yaklaşık 300 milyon nüfusu, 5 milyon kilometrekare yüz ölçümüyle ve yaklaşan 2.4 trilyon dolarlık hasılaya baktığımızda inşallah dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi haline gelecek" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Zorlu, TÜRKSOY, Özbekistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) iş birliğinde düzenlenen "Emir Timur’un Doğumunun 690. Yılı Vesilesiyle Türkiye-Özbekistan İlişkileri" programına katıldı. "Olayların böldüğü tarihimizin içinde yeniden bütünleşmeliyiz" Burada konuşan Zorlu, tarihin; acılarla, hüzünlerle, sevinçlerle ve zaferlerle bir bütün olduğunu dile getirerek, "Türk tarih çizgisini dikkate aldığımızda bizi farklı kılan en önemli şey bu çizginin hiçbir sapma göstermeden, kaybolmadan tarihi derinliğinde kadim geçmişimizden devam ederek geleceğe taşınmış olmasıdır. Atatürk, bundan yaklaşık yüzyıl önce ‘dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür’ diyor. Olayların böldüğü tarihimizin içinde yeniden bütünleşmeliyiz" ifadelerine yer verdi. "Türk Devletleri Teşkilatı inşallah dünyanın ilk on ekonomisinden birisi haline gelecek" Emir Timur’un, Semerkant’ın bozkırlarından uzak coğrafyalara kadar uzanan büyük bir imparatorluk inşa ederken fetih temelli bir ekonomi kurmak istediğini ve bir yandan da yenilikçiliği ayakta tuttuğunu dile getiren Zorlu, "En önemli yanlarından birisi kültürel mirası korudu, sahip çıktı. Şehirleri yeniden inşa ve ihya etti. Bu bağlamda Semerkant, Buhara hep bu medeniyetin öncülüğünde yükseldi, bugünlere taşındı. Timur’un o dönemde attığı o temeller, esasında bugün çok daha fazla işlenmesi gereken pek çok yönüyle irdelenmesi gereken bir durumdur. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 2021 yılında Türk adını aldı. 2040 vizyon belgesini ortaya koydu. Kıymetli devlet başkanlarımızın da vizyonuyla birlikte yaklaşık 300 milyon nüfusu, 5 milyon kilometre kare yüz ölçümüyle ve yaklaşan 2.4 trilyon dolarlık hasılaya baktığımızda inşallah dünyanın ilk on ekonomisinden birisi haline gelecek" diye konuştu. Türkiye ile Özbekistan arasında var olan ilişkilerin yükselerek devam ettiğini kaydeden Zorlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bir başka sevindirici bir durumda Özbekistan’ın bugün nüfusu 38 milyon düzeyine gelmiş durumda. Bu süratle ilerlerse 2050 yılında 52 milyon dolayına geleceği ifade edilmekte. Dolayısıyla bu nüfus projeksiyonuyla birlikte Türk dünyasının farklı kazanımları, farklı güç birliktelikleri bizi çok daha güçlü bir şekilde ileriye taşıyacak. 2014 yılında 1.2 milyar dolar olan dış ticaretimiz bugün 5 milyar dolara geldi. İnşallah liderlerimizin 10 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmamız imkansız değil. Bunu hep birlikte başaracağımıza ben yürekten inanıyorum."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:26 Dışişleri Bakanı Fidan, Üç Deniz Girişimi Zirvesi için Hırvatistan’a gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’da düzenlenecek Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılacak. Türkiye, "Stratejik Ortak" sıfatıyla ilk kez zirvede yer alacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’ın ev sahipliğinde 28-29 Nisan tarihlerinde Dubrovnik’te düzenlenecek Üç Deniz Girişimi (ÜDG) 11. Zirvesi’ne katılmak üzere 28 Nisan’da ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, zirveye Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılım sağlayacak. Türkiye ilk kez "Stratejik Ortak" sıfatıyla katılacak Zirve, Türkiye’nin 28-29 Nisan 2025’te Varşova’da düzenlenen ÜDG Zirvesi’nde "Stratejik Ortak" olarak kabul edilmesinin ardından bu sıfatla katılım sağlayacağı ilk toplantı olması bakımından önem taşıyor. Bakan Fidan’ın zirvede yapacağı konuşmada, günümüzde bağlantısallığın yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı olmadığına dikkat çekmesi bekleniyor. Bu kapsamda bağlantısallığın; ulaşım, enerji, dijital ağlar, finans ve yönetişim alanlarını kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüştüğünü vurgulayacağı ifade ediliyor. Tedarik zincirleri ve enerji hatlarında çeşitlilik vurgusu Bakan Fidan’ın, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların ekonomi ve arz güvenliği üzerindeki etkilerine işaret ederek, tedarik zincirleri ile enerji hatlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekmesi öngörülüyor. Türkiye iş birliğini derinleştirmeye hazır mesajı Türkiye’nin ÜDG’yi bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren kapsayıcı bir platform olarak gördüğünü dile getirmesi beklenen Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin jeostratejik konumu sayesinde girişime "Stratejik Ortak" olarak katkı sunmaya ve iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor. Türkiye-AB ilişkileri için "yeni anlatı" mesajı Fidan’ın ayrıca, günümüzün karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sınamaları karşısında Türkiye-AB ilişkilerinde somut ilerleme sağlayacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurgulaması ve bağlantısallık gündeminin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirtmesi öngörülüyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu vurgusu Konuşmada, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin küresel ticarete sunduğu fırsatlara değinilmesi, Türkiye’nin bağlantısallık koridorlarını rekabet unsuru olarak değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirdiğini ifade etmesi bekleniyor.
Bakan Göktaş: "Nüfus konusu, bizim için bir beka meselesi"
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:43 Bakan Göktaş: "Nüfus konusu, bizim için bir beka meselesi" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Nüfus konusu, bizim için bir beka meselesi. Genç ve dinamik nüfus yapısı her zaman dayanağımız oldu" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir televizyon kanalının canlı yayınında soruları yanıtlayarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. New York’ta Türkiye’yi temsilen katıldığı Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 70’inci Oturumunda Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerde kadın ve çocukların sesi olduklarını belirten Göktaş, "İran’da 170 çocuk ilk gün vuruldu, hayatını kaybetti. Bu konuya da dikkat çektik fakat uluslararası kuruluşlardan çok daha güçlü bir beyan beklerdim. Bu savaş odağında da neredeyse ses eden olmadı. İlkeli tutumun çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Bir ilke tutumunuz varsa bunu her platformda dile getirmek lazım. Bazı savaşları görüp bazılarını görmezden gelemeyiz. Biz, nerede olursa olsun mazlumun, mağdurun, kadınların, çocukların yanında olmayı, onların sesleri olmayı sürdüreceğiz. Biz, ülke olarak savaşı önlemek adına çok yoğun çaba harcadık. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda oldukça hassas. En kısa zamanda barışın, huzurun tekrar tesis edilmesi ve çatışmaların bir an önce son bulması en büyük temennimiz" şeklinde konuştu. Göktaş, ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşta Türkiye’nin tutumunun diplomatik yollarla süreci sakinleştirmek, bir an önce bölgede barışın ve istikrarın sağlanması olduğunu dile getirdi. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi Bakan Göktaş, çocukların yüzde 63’ünün sosyal medyada çok yoğun varlık gösterdiğine dikkati çekti. ‘Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’nı oluşturduklarını anlatan Göktaş, şunları kaydett: "Yaklaşık 1,5 yıldan fazladır bu konuya çalışıyoruz. Bu konu tüm dünyanın gündeminde. Ailelerle, çocuklarla, uzmanlarla, teknoloji firmalarıyla bir araya geldik. Hassasiyetlerimizi dile getirdik ve ülkemize özgü bir model çalıştık. Torba yasamızın içerisinde bulunan 15 yaş altı sosyal medya düzenlememizi AK Parti Grubumuz, Meclis Başkanlığına sundu. Haftaya inşallah komisyonda görüşülecek. En yakın zamanda yasalaşma sürecini bekliyoruz. Bununla birlikte yönetmelik çıkacak." Bakan Göktaş, kamuoyunda yüzde 80’in üzerinde bu konuda destek verildiğini belirterek, "Amacımız, yasakçı zihniyet değil denetim mekanizmalarının oluşturulması. Oyunlarla ilgili de benzer hassasiyetler var. Amacımız, burada bir muhatap bulmak. Sosyal medya, bağımlılık üretiyor. Dijitalde akran zorbalığı da çok arttı. Biz de ’Çocuklar Güvende’ uygulamasını hayata geçirdik. Çocuklarımızın okulda veya sokakta karşılaşabildikleri olumsuzlukları bildirdiği bir platform oluşturduk. Bu uygulamayı ailelerimize ve çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. Bildirimde bulunduklarında biz de müdahale edebiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Nüfus konusu, bizim için bir beka meselesi" Doğum oranlarına değinen Göktaş, "Nüfus konusu, bizim için bir beka meselesi. Genç ve dinamik nüfus yapısı her zaman dayanağımız oldu. Hane büyüklüğümüz oldukça küçüldü, hane ortalamamız 3,17. Hanelerin yüzde 57’sinde 18 yaş altı çocuk bulunmuyor. Hızla yaşlanıyoruz. Nüfusta da bütün dünyada düşüş var ama ülkemizdeki düşüş çok hızla oldu. Bazı ülkelerin 90 yılda yaşadığı düşüşü biz, 27 yıl gibi kısa bir sürede yaşadık. Doğurganlık hızımızda bu şekilde gidersek önümüzdeki 5 yıl içerisinde ilkokul çağındaki çocuk oranımız 900 bin azalacak. Bu, çok büyük bir düşüş" değerlendirmesinde bulundu. Doğum izinlerine düzenleme Göktaş, doğum izinlerinde de uzun yıllardır düzenleme yapılmadığını, 16 haftalık doğum izni süresini 24 haftaya, 5 günlük babalık iznini de 10 güne yükseltmeyi hedeflediklerini dile getirerek, "Yasal düzenlememiz çıktığı andan itibaren 24 haftayı tamamlamamış olup tekrar işe dönmek zorunda kalanların da 24 haftayı tamamlamasına yönelik bir ek madde ekledik. Süreç boyunca eğer ki o süreci tamamlamadılarsa ve 24 hafta içerisindelerse onlar da tamamlayabilecekler. Koruyucu ailelere de özellikle 0-3 yaştaki evlat edinme süreçlerinde doğum izni süresi gibi bir izin süresi tanımış olacağız" diye konuştu. 132 bin 686 gence kredi ödemesi yapıldı Aile ve Gençlik Fonu’yla ilgili detayları anlatan Göktaş, şöyle konuştu: "Gabar’dan, Filyos’tan, yer altı zenginliklerinden çocuklarımızın geleceğine yatırım yapıyoruz. Oradan gelen rakamlar, Aile ve Gençlik Fonu’nda birikiyor ve bu kaynakları gençlerimizin evlenme yolunda yanında olmak adına kullanıyoruz. Ocak ayı itibarıyla 18-25 yaş arasında olanlarda geliri 250 bine, 26-29 yaş arasındaki gençlerimizde de 200 bin liraya getirdik. Evlenmeden önce onları iki gün eğitim programına da tabi tutuyoruz. Şu ana kadar 227 bin 993 çift, Aile ve Gençlik Fonu’muza başvurdu ve kredi ödemesi yapılan genç sayımız 132 bin 686. 10 milyar 734 milyon lira bir kaynak aktardık. Bu kredi 4 yıllık, 2 yıl geri ödemesiz ve 0 faizli. 48 ay içerisinde de çocuk sahibi olurlarsa 12 ay erteleme imkanı sunuyoruz. Bu krediden faydalanan gençlerimize 2 bin 46 şirketten de yüzde 40’a varan indirim sağlıyoruz. Sadece evlendirmekle kalmadık. Bugüne kadar 1 yılda 8 bin 20 çiftimizin 8 bin 113 çocuğu oldu. Ortalama anne baba yaşının da böylece düştüğünü görüyoruz. En güçlü kalemiz aile." Güçlü devletlerin, güçlü ailelerden oluştuğunu vurgulayan Bakan Göktaş, yaşlılar için de birçok çalışma yaptıklarını, yanlarında olmayı sürdürdüklerini, evlerinde de destek olduklarını anlattı. Göktaş, özel sektörde de engelli istihdamını artıracak adımlar attıklarını belirterek, AK Parti döneminde kamuda engelli sayısının 5 binden 80 bine çıktığını söyledi. Kadına yönelik şiddete ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Göktaş, "Kadına yönelik şiddet, küresel bir mesele ve maalesef görünürlüğü oldukça arttı. Şiddet vakalarında bütün dünyada bir artış olduğunu söyleyebilirim. Biz, dün olduğu gibi bugün ve yarın da sıfır toleransla bu konunun üzerine gidiyoruz. Bizim için gerçekten siyaset üstü bir konu. 81 ilimizde şiddet önleme ve izleme merkezlerimiz var. Ayrıca şiddetle mücadele irtibat noktalarımız var. Şiddet konusunda 6,9 milyon vatandaşımıza eğitimler verdik. Şiddet, farkındalığı arttıkça azalır, şiddet işaretleri bir anda gelmez. Kadınla ilgili şiddetle mücadelede etkin bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz" açıklamasında bulundu.
8 ilde dolandırıcılık operasyonu: 50 kişi tutuklandı
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:24 8 ilde dolandırıcılık operasyonu: 50 kişi tutuklandı İçişleri Bakanlığı, 8 ilde düzenlenen operasyonlar sonucunda 58 şüphelinin yakalandığını ve bu kişilerden 50’sinin tutuklandığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, düzenlenen dolandırıcılık operasyonlarında toplam 810 milyon lira hesap hareketi bulunan 58 şüphelinin yakalandığını belirterek, "Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucunda vatandaşlarımızı dolandıran şüphelilere yönelik 8 ilde operasyonlar gerçekleştirildi. Antalya, Diyarbakır, Eskişehir, Kırşehir, Manisa, Mersin, Samsun ve Tekirdağ’da düzenlenen operasyonlar sonucu 810 milyon lira hesap hareketi bulunan 58 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 50’si tutuklandı, 8’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin; kendilerini kamu görevlisi veya avukat olarak tanıtarak, araç muayene hizmeti adı altında sahte internet siteleri kurarak ve ‘sazan sarmalı’ yöntemiyle gayrimenkul satışı gerçekleştirerek vatandaşlarımızı dolandırdıkları tespit edildi. Operasyonlar neticesinde çok sayıda GSM hattı, dijital materyal ile birlikte suçtan elde edildiği değerlendirilen nakit para ve altın ele geçirildi. Daire başkanlıklarımızı, kahraman polislerimizi, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İzzet Bey akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için müsaade istemişlerdir"
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:46 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İzzet Bey akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için müsaade istemişlerdir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23.Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Bahçeli, siyaset ve liderlik okulunda bilim insanlarının öğrencilerle birlikte dünya ve Türkiye üzerinde genel değerlendirme ve tartışma yapacaklarını belirtti. Bahçeli, "Yıl sonu itibariyle de yapılacak olan bir değerlendirmeyle 23. dönem sertifikasını hak etmiş olacaklardır. O sebepten dolayı bugün bizim için önemli bir gündür. Yeni bir müessesenin yeni bir faaliyetiyle hizmet sunan ve Türk siyasetine de örnek, öncü ve önderlik yapan bir kurum olarak hizmetlerini devam ettireceklerdir" ifadelerini kullandı. "Barış ortamının huzur ortamının gerçekleşmesi için de çaba sarf ediliyor" Türkiye’nin Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini aktaran Bahçeli, "Bugüne kadar ki uygulamış olduğu değerlendirmeler ışığında çevre ülkeler dahil olmak üzere dünyada ülkeler arası çatışmaya fırsat vermeyecek bir barış ortamının huzur ortamının gerçekleşmesi için de çaba sarf ediliyor. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bugünkü siyasi iktidar başta Dışişleri Bakanı da üstün bir gayret göstermek suretiyle barışın sağlanması silahların susması ve huzura kavuşulması açısından önemli temaslarda bulunuyorlar ve şu ana kadar yapmış oldukları değerlendirmeler ışığında Allah’a çok şükür çevrede önemli şiddet olayları büyük çatışmalar olmakla beraber şu an için Türkiye’yi bir birlik ve beraberlik içerisinde savaşın dışında tutan bir anlayışla muhafaza etmişlerdir" şeklinde konuştu. "Temennimiz en kısa zamanda silahların susmasıdır Temennilerinin en kısa sürede savaşın durması olduğuna dikkati çeken bahçeli, "Temennimiz ise en kısa zamanda silahların susmasıdır. Ve bu silahları sustururken de süper güç olarak kendilerini nitelendirmiş Fakat iradeleri dışında her ülkenin iradesinin de çelişecek tarzda rejim değişikliklerini heves eden insanları hattı zatında insanlığa, demokrasiye ve ülkelerin varlığına saygı duymaya da davet ediyorum" diye konuştu. "İsrail’in karanlık emelleri son bulmalı" Bir rejim değişikliği olacaksa önce İsrail’den başlanılması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "İsrail’in karanlık emelleri son bulmalı. Bölgeye ve dünyaya tekrardan bir huzura kavuşması için gayret göstermelerini istiyoruz. Bunun da en önemli sorumlusu bugünkü şartlar içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’ne düşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bugünkü yönetimi çok konuşuyor, çok tartışıyor, çok farklı şeyler söylüyor" değerlendirmesinde bulundu. "İzzet Bey akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için müsaade istemişlerdir" MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in istifasına ilişkin konuşan Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Kendisinin partimize çok büyük değerli çalışmaları olmuştur, katkıları olmuştur. Fakat İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir. O çalışmaları yürütür inşallah memleketimize yine büyük hizmetleri dokunan bir şahsiyet olarak varlığı devam ettirir. Bizden istifa herhangi bir küskünlüğe dayalı değildir. Farklı partilerde görülen olaylara benzer bir yapı değildir. Bir arkadaşımızın hem siyasete hem de akademik kariyerine devam ederken kendi anlayışı çerçevesinde yapmış olduğu bir iş bölümünün sonucudur. Onun için kendisine akademik kariyerinde başarılar diliyorum. Kısa bir süre içerisinde de genel başkan yardımcısı olarak değerli bir kardeşimiz sorumluluğunu üstlenecek ve böylelikle de hizmet süreci devam edecektir. Milliyetçi Hareket Partisi’nde kırılma, kırgınlık, öfke, intikam gibi kavramlar şu bize göre çok yabancıdır."
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yeni nesil kütüphane modelleri
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:39 Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yeni nesil kütüphane modelleri Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Toplumsal Gelişim Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneği (TOGEM-DER) arasında, çocuklar, gençler ve dezavantajlı gruplara yönelik yeni nesil kütüphane modelleri üzerinde yeni projeler yapılacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Belma Sekmen ile bir araya geldi. Yapılan görüşmede, kütüphanecilik alanında geliştirilebilecek iş birliği imkanları değerlendirilerek özellikle çocuklar, gençler ve dezavantajlı gruplara yönelik yeni nesil kütüphane modelleri ile gezici ve mahalle odaklı uygulamaların öne çıktığı belirtildi. Bu kapsamda, kültür ve turizm alanında yürütülen çalışmalar kapsamında sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirilen iş birlikleri, toplumun farklı kesimlerine erişimi artırmaya yönelik projelerle güçleneceği ifade edildi. Yeni nesil kütüphane vizyonu öne çıktı Bakan Ersoy ile Sekmen arasında yapılan görüşmede, özellikle toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefleyen yeni nesil kütüphane modelleri ile gezici ve mahalle odaklı uygulamaların yaygınlaştırılması konusunun ön plana çıktığı açıklandı. Çocuklar ve gençler başta olmak üzere dezavantajlı grupların bilgiyle buluşturulmasını hedefleyen projeler kapsamında, sivil toplum iş birliklerinin güçlendirilmesi ve okuma kültürünün tabana yayılması hedeflendiği aktarıldı. "Topluma dokunan bu yaklaşımı, daha da ileri taşıyacağız" Planlanan proje kapsamında gençlere ve dezavantajlı gruplara odaklanmayı sürdüreceklerini belirten Ersoy, "TOGEMDER Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Belma Sekmen ile bir araya gelerek, özellikle kütüphanecilik alanında geliştirilebilecek iş birliği imkanlarını kapsamlı şekilde ele aldık. Toplumun her kesimine erişen, çocuklar ve gençler başta olmak üzere dezavantajlı grupları bilgiyle buluşturacak yeni nesil kütüphane modelleri, gezici ve mahalle odaklı kütüphane uygulamaları ile okuma kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik ortak projeler üzerine verimli bir değerlendirme yaptık. Eğitim, sosyal dayanışma ve hayır çalışmalarıyla topluma dokunan bu yaklaşımı, kültür ve bilgiye erişimi artıracak projelerle destekleyeceğiz ve bu süreci daha da ileri taşıyacağız. Nazik ziyaretleri için teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bir rejim değişikliği olacaksa geçmiş defalarda da ifade ettiğim gibi bu rejim değişikliği İsrail’den başlamalı."
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:09 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bir rejim değişikliği olacaksa geçmiş defalarda da ifade ettiğim gibi bu rejim değişikliği İsrail’den başlamalı." Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir" dedi.Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23.Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Bahçeli, siyaset ve liderlik okulunda bilim insanlarının öğrencilerle birlikte dünya ve Türkiye üzerinde genel değerlendirme ve tartışma yapacaklarını belirtti. Bahçeli, "Yıl sonu itibariyle de yapılacak olan bir değerlendirmeyle 23. dönem sertifikasını hak etmiş olacaklardır. O sebepten dolayı bugün bizim için önemli bir gündür. Yeni bir müessesenin yeni bir faaliyetiyle hizmet sunan ve Türk siyasetine de örnek, öncü ve önderlik yapan bir kurum olarak hizmetlerini devam ettireceklerdir" ifadelerini kullandı."Barış ortamının huzur ortamının gerçekleşmesi için de çaba sarf ediliyor"Türkiye’nin Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini aktaran Bahçeli, "Bugüne kadar ki uygulamış olduğu değerlendirmeler ışığında çevre ülkeler dahil olmak üzere dünyada ülkeler arası çatışmaya fırsat vermeyecek bir barış ortamının huzur ortamının gerçekleşmesi için de çaba sarf ediliyor. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bugünkü siyasi iktidar başta Dışişleri Bakanı da üstün bir gayret göstermek suretiyle barışın sağlanması silahların susması ve huzura kavuşulması açısından önemli temaslarda bulunuyorlar ve şu ana kadar yapmış oldukları değerlendirmeler ışığında Allah’a çok şükür çevrede önemli şiddet olayları büyük çatışmalar olmakla beraber şu an için Türkiye’yi bir birlik ve beraberlik içerisinde savaşın dışında tutan bir anlayışla muhafaza etmişlerdir" şeklinde konuştu."Temennimiz en kısa zamanda silahların susmasıdırTemennilerinin en kısa sürede savaşın durması olduğuna dikkati çeken bahçeli, "Temennimiz ise en kısa zamanda silahların susmasıdır. Ve bu silahları sustururken de süper güç olarak kendilerini nitelendirmiş Fakat iradeleri dışında her ülkenin iradesinin de çelişecek tarzda rejim değişikliklerini heves eden insanları hattı zatında insanlığa, demokrasiye ve ülkelerin varlığına saygı duymaya da davet ediyorum" diye konuştu."İsrail’in karanlık emelleri son bulmalı"Bir rejim değişikliği olacaksa önce İsrail’den başlanılması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "İsrail’in karanlık emelleri son bulmalı. Bölgeye ve dünyaya tekrardan bir huzura kavuşması için gayret göstermelerini istiyoruz. Bunun da en önemli sorumlusu bugünkü şartlar içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’ne düşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bugünkü yönetimi çok konuşuyor, çok tartışıyor, çok farklı şeyler söylüyor" değerlendirmesinde bulundu."İzzet Bey akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için müsaade istemişlerdir"MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in istifasına ilişkin konuşan Bahçeli şu ifadeleri kullandı:"Kendisinin partimize çok büyük değerli çalışmaları olmuştur, katkıları olmuştur. Fakat İzzet Bey önümüzdeki günlerde akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için bugün kazanmış olduğu doktora sıfatını daha ileriye taşımak için bir müsaade istemişlerdir. O çalışmaları yürütür inşallah memleketimize yine büyük hizmetleri dokunan bir şahsiyet olarak varlığı devam ettirir. Bizden istifa herhangi bir küskünlüğe dayalı değildir. Farklı partilerde görülen olaylara benzer bir yapı değildir. Bir arkadaşımızın hem siyasete hem de akademik kariyerine devam ederken kendi anlayışı çerçevesinde yapmış olduğu bir iş bölümünün sonucudur. Onun için kendisine akademik kariyerinde başarılar diliyorum. Kısa bir süre içerisinde de genel başkan yardımcısı olarak değerli bir kardeşimiz sorumluluğunu üstlenecek ve böylelikle de hizmet süreci devam edecektir. Milliyetçi Hareket Partisi’nde kırılma, kırgınlık, öfke, intikam gibi kavramlar şu bize göre çok yabancıdır."
Polis memurunun TÜVTÜRK istasyonunda darp sonucu ölümüne ilişkin 4 şüpheli hakkında 14’er yıla kadar hapis istendi
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:45 Polis memurunun TÜVTÜRK istasyonunda darp sonucu ölümüne ilişkin 4 şüpheli hakkında 14’er yıla kadar hapis istendi Ankara İvedik araç muayene istasyonunda çıkan kavga sonucu polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybetmesine ilişkin 4 şüpheli hakkında "kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma" suçundan 14’er yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianamede, 2 Şubat 2026 tarihinde Yenimahalle’de bulunan İvedik Araç Muayene İstasyonu’nda meydana gelen olayda Melih Okan Keskin’in darp sonucu ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede 5 Şubat’ta hayatını kaybettiği belirtildi. Olay günü araç muayenesi sırasında yaşanan tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada, şüpheliler Rahman Görfidan ve Yiğitcan Karlar’ın, Keskin’i itekleyerek istasyon dışına çıkardıkları, Murat Yıldırım’ın yumruk attığı, Saruhan Atasoy’un ise son olarak attığı yumrukla Keskin’in dengesini kaybetmesine neden olduğu aktarıldı. Adli Tıp Kurumu raporuna iddianamede yer verilerek, Keskin’in ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafa içi kanama sonucu meydana geldiği, darp olayı ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, ölümde başka bir nedenin tespit edilmediği belirtildi. Raporda ayrıca kamera görüntülerine göre saat 17.49’da Saruhan Atasoy tarafından atılan yumruk ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunun değerlendirildiği ifade edildi. Diğer şüphelilerin de olayda fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri, maktulün direncini kırarak eyleme iştirak ettikleri kaydedildi. ’14’er yıla kadar hapis cezası istendi’ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede tutuklu şüpheliler Saruhan Atasoy, Murat Yıldırım ile tutuksuz şüpheliler Rahman Görfidan ve Yiğitcan Karlar hakkında, "kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma" suçundan 14’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan, olayda adı geçen yetkili istasyon amir yardımcısı Buket Bilecen İnce hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği bildirildi. İddianame Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kamu personel sistemimizi modernize etmemizde büyük fayda görüyoruz"
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:41 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kamu personel sistemimizi modernize etmemizde büyük fayda görüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, sendikalar ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel Prensipler Genel Müdürlüğümüz başta olmak üzere kamu ve sendikalar arasında personel sistemimizi güncellememizde biz de büyük fayda görüyoruz" dedi. Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’nun 8’inci Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulu üyelerinin seçildiği kurulda, Kamu-Sen’in geçmişten bugüne çalışma hayatındaki çalışmaları ve vizyonunun aktarıldığı video gösterimi yapıldı. "Toplumun sendikalarımızı her dönemde en güçlü paydaşlarımız olarak gördük ve desteklemeyi milli bir görev bildik" Programda bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kamu-Sen Genel Kurulu’nun emek dünyamız için hayırlı olmasını diledi. Kamu çalışanlarının haklarının korunması, çalışma barışının güçlendirilmesi ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması noktasında sendikaların belirleyici bir rol üstlendiğini kaydeden Yılmaz, "Bu doğrultuda, toplumun vicdanı ve sesi olan sivil toplum kuruluşlarımızı ve sendikalarımızı, sorumluluk üstlendiğimiz her dönemde en güçlü paydaşlarımız olarak gördük ve desteklemeyi milli bir görev bildik. Demokrasi ve kalkınma mücadelemizde son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde yaptığımız atılımlarda sizlerle birlikte başarılar sağladık. Türkiye büyük bir değişim dönüşüm yaşadı. 238 milyar dolarlık bir ekonomiyken bugün 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomik güce ulaştı. Dünyanın nominal dolar bazında on altıncı büyük ekonomisiyiz. Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) hesabına göre 11’inci büyük ekonomiyiz. Ama bu ekonomik gelişimin ötesinde son 23 yıldaki en büyük değişimlerden biri vesayetçi bir demokrasiden normal bir demokrasiye geçmemiz olmuştur. Ve bu geçişte de sendikaların sivil toplumun meslek kuruluşlarının katkısını hiçbir zaman unutmamak gerekir" ifadelerine yer verdi. "Kamu personel sistemimizi modernize etmemizde büyük fayda görüyoruz" Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde sendikalarla süreçlerini istişare kültürü, sosyal diyalog ve birlikte yönetim anlayışıyla yürüttüklerini kaydederek, şu ifadelere yer verdi: "Personel rejimimiz az oldukça eski tarihlere gidiyor. Bu süreç içinde birçok değişime, birçok farklılığa uğradı. Personel rejimimiz, buradaki hükümler. Dolayısıyla bir güncelleme ihtiyacı olduğunu, bir yeniden derleme ihtiyacı olduğunu ifade etmemiz gerekir. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, sendikalar ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel Prensipler Genel Müdürlüğümüz başta olmak üzere kamu ve sendikalar arasında güçlü bir istişareyle, iletişimle personel sistemimizi modernize etmemizde, güncellememizde biz de büyük fayda görüyoruz. Noktasal değişiklikler zaman içinde bir dengesizlik oluşturabiliyor. Daha bütüncül bir bakış açısıyla sistemin genelinde tutarlılığı, sadeliği sağlayacak, çeşitli alanlar arasında daha dengeli bir yapı oluşturacak ve nihayet olarak vatandaşımıza, milletimize daha etkin kamu hizmeti sunumunu sağlayacak bir sistemi hep birlikte hayata geçirmeliyiz. Burada her bakımdan açık olduğumuzu, sendikalarımızla çalışmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum." "Kamuda sendikalaşmanın artması Cumhur İttifakı’nın sendikalaşmaya bakış açısını göstermektedir" Kamu çalışanlarına sendika tanındığı tarihten itibaren, AK Parti hükümetleri döneminde kamu görevlileri sendikacılığında sendikalaşma oranı hep artan bir seyir olduğunu söyleyen Yılmaz, "Son 24 yılda kamuda sendikalaşma oranı yüzde 48’den yüzde 77’ye yükselmiş, sendikalı kamu personeli sayısı ise 650 binden 2,3 milyona ulaşmıştır. Elbette bu sayıların çok daha yüksek seviyelere çıkması, en büyük temennimizdir. Aslında bu sayılar Cumhur İttifakı’nın sendikalaşmaya bakış açısını göstermektedir" dedi. Yılmaz, Kamu Personel Sisteminde yer alan tüm bu sorunların üstesinden, sendikalarla yaptıkları istişarelerle geldiklerini belirterek, bundan sonra da gündemde olan sorunlarla ilgili olarak yine yakın istişare içinde çalışmaya devam edeceklerini aktardı. "Akaryakıtta Eşel Mobil Sistemi’ne geçtik, bunun bize çok ciddi bir maliyeti var bütçe olarak" Gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, Türkiye’nin etrafında savaşlar olduğunu ve Türkiye olarak bunun etkilerini en aza indirmek için bazı tedbirler aldıklarını anımsatarak, "Özellikle akaryakıt da Eşel Mobil Sistemi’ne geçmiş olduk. Bunun bize çok ciddi bir maliyeti var bütçe olarak. Ama vatandaşımız bu savaşta bunun akaryakıt üzerindeki artışından en az etkilensin, enflasyonumuz en az etkilensin diye böyle bir fedakarlığı yaptık. İnşallah bir an önce bu savaş sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak tavrımız nettir. Biz hukuktan yanayız. İnsani değerlerden yanayız. Barıştan, diplomasiden, müzakereden yanayız. Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde bunu gerçekleştiriyor. Dışişleri Bakanımız ilgili tüm kurumlarımız sahada. Savaş başlamadan engellemek için çaba sarf ettik. Elimizden gelen tüm gayreti sarf ettik. Ama maalesef bu savaş başladı. Şimdi de en kısa sürede bitsin diye gayret sarf ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye kavramıyla ortaya koyduğu sürecin önemini bölgemizde yaşanan gelişmeler herkese göstermiştir" Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların Terörsüz Türkiye sürecinin ne kadar anlamlı ve değerli olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Yılmaz, "Bilge siyaset ve devlet insanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye kavramıyla ortaya koyduğu sürecin ne kadar anlamlı olduğunu, ne kadar öngörülü bir süreç olduğunu, bölgemizde yaşanan gelişmeler herkese bir kez daha göstermiştir. Emperyalist bir takım tuzakların tasarımların yapıldığı bir dönemde iç cephemizi kuvvetlendirme, güçlendirme, milli birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etme, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp kucaklama, kardeşliğimizi yüceltme, bütün bu çabaların bugün ne kadar anlamlı olduğunu herhalde hepimiz daha iyi görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda da kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti ‘güçlüysem her şeyi yapabilirim’ diyenlerin sesinin çok çıktığı bu dönemin akıntısına kapılmayacaktır. Hem güçlü olacaktır, caydırıcı olacaktır. Hem de haklı savunmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a hediye takdiminde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılım sağladığı genel kurul, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım: "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz"
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:52 MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım: "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde. Bu manada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" dedi. Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’nun 8’inci Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulu üyelerinin seçildiği kurulda, Kamu-Sen’in geçmişten bugüne çalışma hayatındaki çalışmaları ve vizyonunun aktarıldığı video gösterimi yapıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Kamu-Sen’in gittikçe büyüyen, üye sayısı ve şube sayısı da artan, Türkiye’nin en özgür ağırlığı ağır olan bir Konfederasyonu olduğunu belirten Yıldırım, "Kriterleriniz belli. Önce bizim kendimiz değil, önce ülkemiz diyorsunuz. ‘Devlet-i ebet müddet’ diyorsunuz. Her şeye rağmen biz istediğimizden vazgeçeriz diye bir iddianız yok. Kırarak, dökerek, yıkarak herhangi bir hak arama usulünüz de yok" açıklamasında bulundu. "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde, dünya diken üstünde. Biz de ateş çemberinin içerisindeyiz. İnşallah bu ateş bu ülkeye sirayet etmez. Bu manada liderlerimize güveniyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye; Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz. Son 10 yılda yapılan işlere bakıldığında uygulanan dış politikada ve güvenlikle ilgili yapılan yatırımlarda ne kadar haklı olduklarını hep beraber gördük. Ve bugüne kadar Türkiye’yi bir maceraya sürüklemediler. Türkiye hep arabulucu oldu, güçlü oldu ve alanda hakim bir ülke oldu. Bundan sonra da inşallah bu savaş bir an evvel biter. Bir an evvel ateşkes uygulanır. Ama hep beraber de şunu görüyoruz. Akan Müslümanın kanı, kan bizim kanımız. Onun için bir an evvel bu savaşın durması lazım. Temennimiz budur" ifadelerine yer verdi. "Her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız ve kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız" Her ülkenin kendi güvenliğini kendisinin almasını, ülkesinin güvenliğini başka ülkelere bırakmaması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, "Ekonomiden, sağlıktan, eğitimden, her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız. Ve güvenliğinizi kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız. Başkasına ihale etmeyeceksiniz. Gördük dünyanın en zengin yeri Körfez. Dünyanın şu anda herkesin kaçtığı yer de Körfez. Para bol, petrol bol, dolar bol ama herkes oradan kaçacak diye uğraşıyor. Niye? Can güvenliğiniz kalmamış. Can güvenliğinizi, sınır güvenliğinizi, devlet güvenliğinizi kime ihale etmişsiniz? Amerika’ya ihale etmişsiniz. O da canının istediği kadar sizi koruyor veya korumuyor. Elindeki teknolojiyi kullanıyor veya kullanmıyor" şeklinde konuştu. Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci ise, son dönemde Ortadoğu’da gerçekleşen savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, İsrail’in insan haklarını hiçe sayan, hayasız, pervasız ve saldırgan politikaları artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının, yalnızca bir ülkeye değil, tüm bölgenin huzuruna ve insanlığın ortak vicdanına yönelmiş açık bir tehdit olarak değerlendiren Kahveci, masum sivillerin hedef alındığı hiçbir saldırının meşru olmadığını ve yapılan saldırıları şiddetle lanetlediklerini söyledi. Kamu görevlilerinin önemine de değinen Kahveci, memurluğun sadece bir çalışma alanı ya da bir meslek grubu olmadığını, devletleri ayakta tutan, milletleri uygarlık seviyesine çıkaran bir yapı olduğunun altını çizdi. "Devletin saygınlığının korunmasında azami hassasiyet gösterdi" Kahveci, çalışmalarını yürütürken kamu yönetimini tahakküm altına almaya çalışan her paralel hevesin karşısında durduklarını belirterek, "Bunu yaparken, eleştirilerimizin devlet düşmanlığına tahvil edilmesine, taleplerimizin siyasal heveslere malzeme edilmesine de asla izin vermedik. Biz, bir taraftan hukuk zemininde her türlü demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan devletin saygınlığının korunmasında da azami hassasiyet gösterdik. Evet, belki zaman zaman kırıldık, yorulduk, zorlandık; ama devletin onurunu kimseye ezdirmedik. İşte bu duruş, Türkiye Kamu-Sen’in mümtaz karakterinin en somut işaretidir" diye konuştu. "ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu bir sendika kanunu öneriyoruz" Kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarının Kamu Personel Sistemi, Kamu Personel Sistemi ve Toplu Sözleşme Sistemi olmak üzere 3 temel unsurda oluştuğunu kaydeden Kahveci, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu ilkeler doğrultusunda güvenceye dayalı, liyakat ve ehliyet esaslı bir istihdam yapısı, adil, sade ve insan onuruna yakışır bir ücret sistemi, sosyal devlet ilkesiyle uyumlu, güçlü ve kapsayıcı bir sosyal yardım mekanizması, geleceği güvence altına alan, dengeli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi, farklı statü ve unvanlara özgü düzenlemelerle dezavantajlı kesimleri koruyan bir yapı ortaya koyduk. Bu sistem önerimizi tam anlamıyla hedefe ulaştıracak olan ise 4688 sayılı Kanunun yeniden dizayn edilmesi olacaktır. ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu, gerçek anlamda pazarlık ve toplu sözleşme imkânı sunan, hizmet kolu ve genel toplu sözleşmenin ayrı olarak yapıldığı, imza ve itiraz hakkının yeniden düzenlendiği, geniş temsile dayalı, grev ve siyasete katılma hakkını içeren, derli toplu ve sonuç alıcı mekanizmaları hayata geçiren bir sendika kanunu öneriyoruz. " "Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız" Kahveci, Türkiye Kamu-Sen’in memurun hakkını savunan, kamu çalışanının emeğini koruyan, tüm çalışanların alın terini sahiplenen irade olduğunu vurgulayarak, "Bu irade; hukuku, adaleti, liyakati ve hakkaniyeti esas alan iradedir. Açıkça söylüyorum; önümüzdeki dönemde de, Masada da sahada da kararlı olacağız. Ücrette adalet için kararlı olacağız. Refah payı için kararlı olacağız. Kadrolu ve güvenceli istihdam için kararlı olacağız. Emeklilikte güvence için kararlı olacağız. Birinci dereceye inmiş tüm memurlarımıza 3600 ek gösterge verilmesi için kararlı olacağız. Yardımcı hizmetlilerin kadro mücadelesinde kararlı olacağız. Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız. Cumhurbaşkanı Yardımcım bayram ikramiyesini bize de verin artık. Kamu kurumlarında görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde takvim, şeffaflık ve liyakat için kararlı olacağız" ifadelerine yer verdi. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla devam etti.
Karadeniz’de mayın ve İHA tehdidine karşı tedbirler artırıldı
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:45 Karadeniz’de mayın ve İHA tehdidine karşı tedbirler artırıldı Karadeniz’de, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle ortaya çıkan sürüklenen mayın ve insansız araç tehditlerine karşı Türkiye öncülüğünde yürütülen faaliyetler aralıksız sürüyor. Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan’ın katılımıyla oluşturulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nun (MCM Black Sea) kuruluşuna ilişkin mutabakat muhtırası 11 Ocak 2024’te İstanbul’da imzalanırken, görev grubunun aktivasyon süreci 2 Temmuz 2024’te başladı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Karadeniz’de yürütülen harekât kapsamında, savaşın başlangıcından itibaren keşif, gözetleme, karakol ve tespit edilen mayın ile insansız deniz ve hava araçlarının etkisiz hale getirilmesi faaliyetleri kesintisiz devam ediyor. Bu çerçevede deniz yetki alanlarının korunması amacıyla fırkateyn, denizaltı, karakol gemisi, deniz karakol uçağı, helikopter ve insansız hava araçları görev yapıyor. Mayın gözetleme faaliyetlerinde ise mayın avlama gemileri, hücumbotlar, helikopterler, SAS timleri ve İHA’lar aktif olarak kullanılıyor. Bugüne kadar yürütülen faaliyetlerde 28 bin 150 saat seyir yapılırken, hava unsurları tarafından bin 554 sorti ile 7 bin 711 saat uçuş gerçekleştirildi. Çalışmalar kapsamında toplam 275 şüpheli cisim tespit edilirken, bunlardan 10’unun mayın, 8’inin kamikaze insansız hava aracı, 11’inin ise kamikaze insansız deniz aracı olduğu belirlendi. Tespit edilen unsurlar SAS timlerince imha edildi. Öte yandan, Karadeniz’de hava ve deniz resminin etkinliğinin artırılması amacıyla 17 Aralık 2025’ten itibaren Kocaeli Cengiz Topel Meydanı’na 3 adet Bayraktar TB2 konuşlandırılırken, bölgede ilave fırkateynler de görevlendirildi. Halihazırda haftada 4 deniz karakol ve 4 İHA sortisi icra ediliyor. Yürütülen faaliyetler; Sahil Güvenlik Komutanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarla koordineli şekilde sürdürülürken, Batı Karadeniz’deki sondaj ve araştırma gemileri çevresinde keşif ve gözetleme faaliyetleri de devam ediyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, savaşın başlangıcından bu yana başta sürüklenen mayınlar olmak üzere İHA ve İDA tehditlerine karşı azami tedbirlerin alındığı ve çalışmaların ilgili tüm kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğü bildirildi.