Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: "Maden işçilerinin alacaklarına ilişkin 60 milyon Türk lirası işçilerin hesaplarına aktarıldı"
28 Nisan 2026 Salı - 19:51:18
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Doruk Madencilik işçilerinin alacaklarının ödenmesine yönelik 60 milyon Türk lirasının firma tarafından işçilerin hesaplarına aktarıldığını açıkladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Eskişehir’de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Elektrik Üretim San. Tic. A.Ş. işyerine ilişkin işçilerin alacaklarının ödenmesine yönelik süreç, en başından itibaren Bakanlığımız ilgili birimlerince değerlendirilmiş; hem işveren hem de işçi tarafı ile gerekli görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu süreçte şirket yetkilileri tarafından işçi alacaklarının ödenmesine yönelik verilen taahhütler Bakanlığımızca yakından izlenmiş olup, daha önce gerçekleştirilen 36 milyon Türk lirası ödemeye ilave olarak bugün de eylemlere konu olan alacaklara ilişkin 60 milyon Türk lirası ödeme firma tarafından işçilerin hesaplarına aktarılmıştır. Aynı zamanda hassasiyetle yürütülen süreç kapsamında Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen görüşme sonrasında taraflar arasında uzlaşma sağlanmış ve işçi tarafı devam eden eylemleri noktalama kararı almıştır. Her zaman olduğu gibi bundan sonraki süreçte de işçilerin haklarının korunmasına yönelik denetim ve takip faaliyetleri kararlılıkla sürdürülecektir" ifadelerine yer verildi.
28 Nisan 2026 Salı - 19:30
EKPSS kura usulüyle kamu kurumlarına yerleştirmeler için başvurular başladı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM), Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) kura usulüyle kamu kurumlarına yerleştirmeler için başvuru sürecinin başladığını duyurdu. ÖSYM’nin internet sitesinden yapılan duyuruda, "Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik’ uyarınca, kura usulüyle yapılacak yerleştirmeler için adaylardan başvuru alınacaktır. Kuraya; ilkokul/ortaokul/ ilköğretim ile özel eğitim iş uygulama merkezi veya okulu mezunu olan veya bu okullardan EKPSS’nin geçerlik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan engelli adaylar başvurabilecektir. Bu adaylar sınava girmeyecek, sadece kuraya katılmak için başvuru yapacaktır. Kuraya katılmak için başvuru yapacak adayların başvuru İşlemleri, 28 Nisan-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında yapılacaktır. Adaylar, başvurularını elektronik ortamda ÖSYM başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil uygulamasından yapabilecektir" denildi.
28 Nisan 2026 Salı - 19:14
CHP Grup Toplantısı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Türkiye İttifakı’yla, Türkiye’nin tüm demokratlarıyla birlikte kazanacağız. 4 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi 81 ildedir, 973 ilçededir. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasına hafta sonu yapılan Belediye Başkanları toplantısını ve PM ve MYK toplantılarını hatırlatarak başladı. Özel, madenlerde son 23 yılda 35 bin işçinin hayatını kaybettiğini belirterek, meden işçilerinin eylemine değindi. Özel, "Doruk Madencilik işçileri 9 gündür Ankara’da açlık grevindeler. Ücret ve tazminatlarını istiyorlar. Ne yapmışlar da polis her zaman tam karşılarında? Adımını atana gözaltı yapıyorlar. Bu gün sabah gazeteleri açtık ve Salih Yurdakul kardeşimizin cebinden çıkan alışveriş listesini gördük. Onun bunları alamadım, eve gidemedim dediği fotoğrafıyla uyandık. Bu mücadele hepimizin onur mücadelesidir. Bu madencilerin ölüsünün değeri var da dirisinin neden yok kardeşim? Bir an önce bu sorunu çözün. Bu iktidar 24 yıldır tam büyük 23 işçi grevini sudan sebeplerle yasakladı. Anayasa cumhurbaşkanına verdiği yetkide "milli güvenliği tehdit eden durumlarda" diyor. Mesela savaştayız MKE’de grev çıkmış, o zaman olmaz diyebilir. AK Parti 386 bin maden ruhsatı dağıtmış, kendinden önceki 80 yıllık cumhuriyet döneminde verilen ruhsat sayısı bin 186. Tercihini her zaman emeği sömürenden yana kullandılar. İşçilere hakkını vermeyen Yıldızlar SSS Holding, 2 bin 364 maden ruhsatı almış AK Parti döneminde. Çantasında duruyor bu ruhsatlar, kimini işletiyor, kimini burada işletiyor, kimine ortak alıyor ama bu emekçilerin hakkını ödemiyor" ifadelerini kullandı. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasıyla ilgili, "Her gün bir dürüst insan bir iftiracıyı mahcup ediyor, her gün bir doğru bir yalanı çürütüyor. Şimdi yandaş kanallar nerede? Yapsana haberini. Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen suçlar şöyle ispatlandı desene... Tek bir ispat yok, ’Duydum, görmüştüm, ifademi geri çekiyorum’. Aziz İhsan Aktaş davasında iki gizli tanık dinlendi. Adı yaprak. Soruya şunu söylüyor ’Anlattıklarım duyduklarımdan ibaret, bir şey görmedim, savcılık yazıya döktü, başka bilgim yok’. Gizli tanık XYZ49QP... Şunu söylüyor: ’Bizzat gördüğüm usulsüzlük yok, duyduklarımı anlatmıştım’. Bunlar davanın temel taşıyıcı kolonları, dün itibarıyla 14 itirafçı ifadesini geri çekti. Biri ’Siyasette yalan olur’ diyor, öbürü ’Beni de kandırdılar’ diyor. Artık bu meseleler bambaşka bir boyuta, büyük bir kararlılıkla 1 yıldır anlattığımız şekilde arkadaşlarımızın haklılığının kanıtına dönüşmüştür. Ateşle oynayan elini, yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. Bu yargı çetesi ve talimat aldıkları siyasetçiler unutmasın, bize yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayacağız. Şerefli yargı ve emniyet mensupları da bu milletin hafızasına güvenmelidir. Bazen haksız görevden alma, tayin etme olabilir ama bu devletin hafızası bu devlete ihanet etmeyenlere vefasını gösterecektir" şeklinde konuştu. İçişleri Bakanı Çiftçi ve Ankara Valisi Şahin’e teşekkür eden Özel, "O hadsizliği kaldıran, dünkünü bir kez daha kaldıran Ankara Valisi, Ankara Valisi gibi davranmıştır. Bu saatten sonra İçişleri Bakanı ve Ankara Valisi’ne söyleyeceğim söz yoktur, görevlerini yapmışlardır, kendilerini kutluyorum" diye konuştu. CHP’nin 4 Mayıs’ta sahaya ineceğini belirten Özel, "Biz bu milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz. Onlar iktidarı değiştirecekler. Bir kez daha, yürüyeceğiz, dört mevsim yedi bölgeye. Yürüyeceğiz günden geceye. Biz Türkiye İttifakı’yla, Türkiye’nin tüm demokratlarıyla birlikte kazanacağız. 4 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi 81 ildedir, 973 ilçededir. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 18:46
AK Parti Sözcüsü Çelik: "AB kendi içerisinde tartışma yaşıyor"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Avrupa Birliği (AB) kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. AB, bir bütün olarak bu krizlerde hareket edemiyor" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:05
Yazar Uğur Becerikli’nin yeni kitabı ‘İyi İnsan Olmanın 40 Yolu’ okuyucularla buluştu
Yazar Uğur Becerikli’nin yeni kitabı ‘İyi İnsan Olmanın 40 Yolu’ okuyucularla buluştu. Daha çok romanları ile tanınan Uğur Becerikli, deneme/kişisel gelişim türündeki yeni kitabı ‘İyi İnsan Olmanın 40 Yolu’nu yayınladı. Geçtiğimiz günlerde okuyucu ile buluşan kitapta, iyilik kavramı yanında, insanın neden iyi olması gerektiği ve bunun için neler yapabileceği anlatılıyor. Kitapta ayrıca, iyice yaşlanmadan önce yapılması gereken iyiliklerin bir listesi bulunuyor. "İyilik soyut değil hayatın içinde" Uğur Becerikli, iyiliği soyut bir kavram olmaktan çıkarıyor ve hayatın her anına uygulanabilir 40 somut ilke ile yeniden tanımlıyor. Bunu da "İyilik soyut bir kavram değil, hayatın içinde var olan bir durumdur" sözleriyle açıklıyor. Becerikli, Destek Yayınevi’nden okuyucu ile buluşan kitaba ilişkin şunları söyledi: "Artık ellili yaşlardayım ve yarım asrı aşan gözlem ve tecrübelerimi bir araya getirmek istedim. Nedense iyi olmayı bir çeşit romantizm gibi algılıyoruz. Sanki insan üstü bir durum gibi görmeye meyilliyiz. Oysa iyilik, her insanın doğuştan getirdiği bir haldir. Aslında iyiyiz ama yine kendi elimizle bunu bozuyor, sonra da iyi olmanın özlemeni çekiyoruz. Günlük yaşamda biraz daha bilinçli tercihler yaparak bile aslında iyi olma durumu korunabilir. Bu nedenle sık karşılaştığım durumlara ilişkin 40 başlık belirledim ve bunlar üzerinden iyi olmayı anlatmaya çalıştım." Becerikli, her şeyin başında tevazuun geldiğinin altını çizerek, "Toprak olduğumuzu ve yine toprağa dönüşeceğimizi unutmamak gerekiyor. Ömer Hayyam’ın dediği gibi bir gün en fazla bir testinin kulpu olacağız. Bu nedenle mütevazı olmak ve aşırı gitmemek, yani her konuda dengede kalmak, iyi olmayı da sağlıyor" dedi. Kitap, modern dünyanın hız, rekabet ve görünürlük baskısı altında unutulan temel değerleri yeniden gündeme getiriyor. "İyiler hep kaybeder" algısını ters yüz eden Becerikli, asıl kazancın insanın kendi vicdanıyla kurduğu barışta saklı olduğunu vurguluyor. İyiliğin bir zayıflık değil; insanı güçlendiren, huzur veren ve kalıcı iz bırakan bir duruş olduğunun altını çiziyor. Becerikli, "İyiliğin sonu olmaz. Hadi daha iyi olalım" diye de herkese çağrı yapıyor.
27 Mart 2026 Cuma - 14:04
Ankaralılar geleneksel bayramlaşma buluşmasında bir araya geldi
Ankaralılar ve Ankara’ya Hizmet Edenler Derneği tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programı, derneğin genel merkezinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa; Ankara milletvekilleri Adnan Beker, İdris Şahin, Kurtcan Çelebi, Mevlüt Karakaya ve Mustafa Nedim Yamalı başta olmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Halil Tunçay, bürokratlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda dernek üyesi katıldı. "Dayanışma ve paylaşma kültürünü yaşatıyoruz" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren AHİD Genel Başkanı Hilmi Yaman, Ramazan ayı boyunca gerçekleştirilen faaliyetlere değinerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Yaman, Keçiören Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek katkı sunan herkese teşekkür etti. Ramazan ayı süresince ihtiyaç sahibi ailelere yönelik yapılan yardımlar hakkında da bilgi veren Yaman, market çekleri ve gıda kolileri aracılığıyla birçok haneye destek ulaştırıldığını belirtti. Dayanışma ve paylaşma kültürünün yılın her döneminde sürdürüldüğünü vurgulayan Yaman, bu anlayışın derneğin temel değerlerinden biri olduğunu ifade etti. Bayramların birlik ve beraberliği pekiştiren özel günler olduğuna dikkat çeken Yaman, bu güzel atmosferin daim olmasını temenni etti. "Bayramınız kutlu olsun" Programa katılan Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin yaptığı konuşmada, programda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bizleri burada bir araya getiren Başkanımıza teşekkür ediyorum. Tüm Ankaralı hemşehrilerimizin bayramını kutluyor, birlik ve beraberlik içerisinde nice bayramlara ulaşmayı temenni ediyorum. Ankaralıların sesi olmak için her zaman gayret gösterdiğimizi özellikle ifade etmek isterim" dedi. Milletvekili Adnan Beker de Ankara’nın ortak payda olduğuna vurgu yaparak, "Ankaralılar Derneği yönetiminin ve emeği geçen herkesin bayramını kutluyorum. Rabbim ülkemizin birlik ve beraberliğini daim kılsın. Bizler sizlerin seçtiği temsilciler olarak her zaman Ankara ve Ankaralılar için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "AHİD bizim evimiz" Milletvekili Kurtcan Çelebi ise AHİD’in birleştirici rolüne dikkat çekerek, "AHİD bizim evimizdir. Ramazan ayını dayanışma, paylaşma ve birlik içerisinde geçirdik. İhtiyaç sahiplerinin yanında olduğumuz bu mübarek ayın ardından, nice bayramlara hep birlikte ulaşmayı diliyorum" diye konuştu. Milletvekili Mustafa Nedim Yamalı da bayramlaşma kültürünün önemine vurgu yaparak, "Hemşehrilerimizin bayramını kutluyor, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara erişmeyi temenni ediyorum. Bu güzel geleneği yaşatan herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Baba ocağı AHİD’e bayramlaşmaya geldik" Milletvekili Mevlüt Karakaya ise konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının önemine değinerek, "Ankaralılar Derneği kurulduğu günden bu yana önemli bir misyon üstlenmiştir. Günümüzde bu tür sivil toplum kuruluşları, hem hemşehrilik bağlarının güçlenmesi hem de toplumsal sorunlara çözüm üretilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Farklı görüşlerden insanların bir araya geldiği bu yapı, Ankara’ya aidiyet duygusunu güçlendirmektedir. Bizler de bugün baba ocağı, memleket ocağı olarak gördüğümüz AHİD’e he şehirlerimizle bayramlaşmaya geldik. Bu kültürü yaşayan dernek başkanı ve yönetimine teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
27 Mart 2026 Cuma - 13:26
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara’yı ziyaret etti. Burada sergi alanlarını gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Yayman, fuarın yalnızca Ankara’nın değil, coğrafyanın en önemli fuarlarından biri olduğunu anlattı. Yayman, "Sanat, kültür bizi bir arada tutan en önemli enstrümanların başında geliyor. Ülkemizde de hepimiz çok fazla siyaset konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla savaş konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla dış politika konuşuyoruz. İşte bir anlamda gündelik hayatımızda bizi bir nefes aldıracak sanat faaliyetlerinde bulunmak, kültürel faaliyetlerde bulunmak çok kıymetli, çok değerli. Herkes mühendis olabilir, çiftçi olabilir, marangoz olabilir ama herkes sanatçı olamaz" ifadelerini kullandı. "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" Sanatın en önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Yayman, "Tüm sanatçılarımızın yanındayız. Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz. Türkiye 86 milyon olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde pek çok başarıyı yakalamıştır. Şimdi artık kültür zamanıdır, şimdi artık sanatın zamanıdır, şimdi artık müziğin zamanıdır. Şimdi artık gerçekten kreatif sanatlarda büyük atılımlar yapma zamanıdır" açıklamasında bulundu. "Tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" Yayman, Türkiye’yi ileriye taşıyacak faaliyetlerin içinde olmayı önemsediklerine dikkati çekerek, "Millet kütüphanelerinden sanat galerilerine, müzik dinletilerinden resitallere, AKM’den CSO’ya ve bütün Anadolu’ya yayılan tüm sanat faaliyetlerinin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Hem bakanlığımız hem partimiz hem tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" diye konuştu.
27 Mart 2026 Cuma - 12:59
EGM Trafik Daire Başkanı Mutlu’dan standart ve ‘APP’ plaka arasındaki farklarla ilgili açıklama
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Trafik Başkanı Ümit Mutlu, APP ve standart plaka arasındaki farklarla ilgili yaptığı açıklamada, "Plakada karekod olmaması onun sahte olduğu anlamına gelmez. Mührün ve güvenlik işaretlerinin olması, plakanın standartlara uygun ve geçerli olması için yeterlidir" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda etiketleme kılavuzunda yaptığı güncellemeyle restoran ve kafelerde sunulan ürünlerin içerik ve enerji değerlerinin tüketiciyle paylaşılmasını zorunlu hale getirirken, etiketlerde kullanılan ifadeler için de yeni kurallar getirdi.
27 Mart 2026 Cuma - 12:50
Ankara’da "Genç Gelişim Akademisi Programı" başlıyor
Ankara Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve T3 Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Genç Gelişim Akademisi Programı, Liselere geçiş sisteminde (LGS) başarılı olan öğrencileri çok yönlü gelişim yolculuğuna hazırlayacak. Ankara Valiliği, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) iş birliğiyle düzenlenen Genç Gelişim Akademisi Programı’nın açılışı, bugün Ankara Fen Lisesi’nde gerçekleştirildi. LGS’de yüksek başarı gösteren öğrencilere yönelik hazırlanan program, akademik başarının yanı sıra kişisel, sosyal ve kariyer gelişimini de destekleyen kapsamlı bir eğitim süreci sunmayı hedefliyor. Mevcut dönemin hızlı değişimlere açık olduğunu belirten Ankara Vali Yardımcısı Namık Kemal Nazlı, "İçinde bulunduğumuz çağ hızlı değişimlerin ve dönüşümlerin çağıdır. Bilgiye erişimin kolaylaştığı, ancak doğru bilgiyi seçmenin, analiz etmenin daha da zorlaştığı, karmaşık hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. İşte bu noktada eleştiren düşünme, problem çözme, takım çalışması ve iletişim becerileri gibi yetkinlikler hepimiz için vazgeçilmez hale gelmiştir. Genç Gelişim Akademisi kapsamında sunulacak eğitim içeriklerinin sizlerin bu yetkinliklerini kazanmanıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Tasarım odaklı düşünmeden girişimciliğe, iletişim becerilerinden liderliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede sunulacak bu eğitimler sizleri yarının dünyasına hazırlayacaktır" şeklinde konuştu. T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır ise şu şekilde konuştu: "Günümüz dünyasında artık başarı sadece sınavlarda yüksek puan almak ile ölçülmüyor. Dünya artık ne bildiğinizle değil, ne yapabildiğinizle ilgileniyor. Akademimizde de odaklanacağımız eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme ve dijital okur yazarlık gibi yirmi birinci yüzyıl etkinlikleri umuyoruz ki gelecekteki en büyük sermayeniz olacak. Dünya çok hızlı değişiyor. Yapay zeka teknolojileri özellikle entelektüel ağırlıklı meslek gruplarında ciddi bir dönüşme yol açıyor" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 12:34
ATO Başkanı Baran: "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Mart ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomiye ve enerji fiyatlarına etkilerine değindi. "Petrol fiyatlarının yükselmesi, her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı" ATO Başkanı Baran, küresel petrol ticaretinin büyük bölümü ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, enerji arzını, ticaret yollarını ve tüm dünyadaki fiyat dengelerini etkilediğini kaydederek, "Petrol fiyatlarının yükselmesi; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye ve sigortacılığa kadar her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı. Özellikle benzin ve motorin fiyatlarındaki artış; taşımacılığı, tarım üretimini, tedarik zincirlerini ve tüketici fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması deniz taşımacılığı ve sigortacılık maliyetleri ile küresel ticaret psikolojisini de şekillendiriyor. Tankerlerin boğazı geçemeyip, açıkta beklemesi, sigorta primlerinin tırmanmasına, piyasalarda korku ve belirsizlik oluşmasına yol açıyor" ifadelerini kullandı. "ÖTV tamponu kullanılmasaydı, benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" Enerji maliyetlerindeki yükselişin, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde, üretim maliyetlerine, lojistik maliyetlere ve zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıdığını kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, bunun enflasyon ile mücadele sürecine de olası olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Hükümetimiz eşel mobil sistemini devreye alarak pompadaki artışın doğrudan piyasalara yansımasının önüne geçmek için stratejik bir adım attı. ÖTV tamponu kullanılmasaydı bugün belki de benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" dedi. "Savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" Dünyada yaşanan tüm bu gelişmelerin Türkiye’yi yakından etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baran, "Türkiye, coğrafi olarak bu gelişmelerin merkezine oldukça yakın bir noktada bulunuyor. Ülkemiz bir yandan, komşuda yanan ateşin ülkemize sıçramamasını sağlayacak bir denge politikası güttü. Sorunları aklıselimle çözme konusundaki tavrını net biçimde ortaya koydu. Diğer yandan da ekonomiyi dengede tutmaya çalıştı. Türkiye’nin savunma sanayi gücü ve diplomasi geleneği, bulunduğumuz coğrafyada barış ve istikrar adası olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Bu süreçte, ASELSAN’dan TUSAŞ’A, ROKETSAN’dan HAVELSAN’a, BAYKAR’dan FNSS’e kadar gurur duyduğumuz şirketlerle son 20 yıllık süreçte savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" diye konuştu. "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Türkiye’nin, dünya ekonomisini derinden etkileyen bu gelişmeler karşısında, güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve stratejik konumuyla bu tür küresel dalgalanmalara karşı, ekonomisini dengede tutmak için azami gayret sarf ettiğinin altını çizen ATO Başkanı Gürsel Baran, "Ayrıca, Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor. Bu süreçte, üretim tarafında katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek, küresel belirsizlikler karşısında en güçlü sigortamız olacaktır" ifadelerine yer verdi. Baran konuşmasında, Avrupa Birliği’nin üretim gücünü yeniden kendi sınırları içine çekmek, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve özellikle Çin gibi ülkelere karşı rekabet gücünü artırmak amacıyla, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında bir süre önce "Made in EU" stratejisini ortaya koyduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. "Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" Baran, "Normal şartlarda ‘Made in EU’ sadece AB üye ülkelerini kapsayacak şekilde planlanmıştı. Ancak Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki, özellikle otomotiv ve yan sanayi alanlarında vazgeçilmez rolü ve Ticaret Bakanlığımızca yürütülen yoğun diplomasi trafiği meyvesini verdi. Bu gelişmeyle Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" açıklamasında bulundu. Otomotiv ve çelik sektörlerini yakından ilgilendiren bu gelişmeyle, Türk malı araçlar ve çelik ürünlerin Avrupa’da "yerli" muamelesi göreceğini belirten ATO Başkanı Baran, "Bu gelişme ayrıca ülkemizin yatırım çekme potansiyelini de yükseltecek. Çin’den uzaklaşmak isteyen küresel devler, Türkiye’yi ‘Made in EU’ statüsüyle üretim yapabilecekleri en kaliteli merkez olarak görebilecekler" dedi. ATO Başkanı Baran konuşmasına, Yönetim Kurulu’nun faaliyetlerine ilişkin konularla devam etti.
27 Mart 2026 Cuma - 11:02
Deprem bölgesindeki hasarlı araçları piyasaya süren 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, deprem bölgesinde hasar alan araçları piyasa değerinin altında temin ederek yasa dışı yollarla piyasaya sürdükleri tespit edilen 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
27 Mart 2026 Cuma - 10:24
Türkiye-Etiyopya ilişkilerini kapsayan ’Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı rapor yayımlandı
Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan ’Türkiye-Etiyopya İlişkileri: Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ raporu yayımlandı. Milli İstihbarat Akademisi, Türkiye ve Etiyopya ilişkilerini kapsayan ’Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan coğrafyanın enerji arz güvenliği, ticaret hatları, terörle mücadele, göç ve deniz güvenliği gibi konuların küresel meselelerin kesiştiği bir jeopolitik düğüm noktası olduğu vurgulandı. Etiyopya’nın, bölgenin merkezinde yer alan konumu ve sahip olduğu demografik, diplomatik ve jeostratejik kapasiteyle Türkiye’nin Afrika politikasında öne çıkan ülkelerden biri olduğu belirtildi. Afrika Boynuzu’nun küresel rekabetin merkezi olduğu belirtilen raporda, Afrika Boynuzu’nun küresel ticaret yolları, enerji arz güvenliği ve askeri rekabetin kesiştiği bir bölge olarak uluslararası sistemde giderek daha merkezi bir konum kazandığı ifade edildi. Bölgenin jeopolitik konumunun küresel aktörler açısından stratejik bir önem taşıdığı da ayrıca aktarıldı. Etiyopya’nın Afrika Birliği’ne ev sahipliği yapması, nüfus büyüklüğü ve diplomatik etkinliğiyle öne çıktığı açıklanırken, bu özelliklerin Etiyopya’yı Türkiye açısından stratejik bir odak ülke haline getirdiği not düşüldü. Etiyopya’nın demografik ve ekonomik potansiyeli olduğu vurgulandı Yayımlanan raporda, Etiyopya’nın sahip olduğu demografik ve ekonomik potansiyelin bölgesel dinamikler üzerinde belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Aynı zamanda bölgenin kırılgan güvenlik yapısı ve çok boyutlu risk alanlarıyla dikkat çektiği vurgulandı. Afrika Boynuzu’nun küresel rekabetin yoğunlaştığı alanlardan biri haline geldiğinin altı çizilirken, Türkiye’nin bu coğrafyada artan görünürlüğünün stratejik bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca yayımlanan raporda; tarım, inşaat ve altyapı sektörlerine dayalı büyüme modelinin, ülkenin ekonomik yapısında belirleyici olduğu belirtildi. Bunu yanı sıra etnik-federal yapının hem toplumsal zenginlik hem de kırılganlık ürettiği kaydedildi. Amhara, Oromo ve Tigray gibi etnik temelli eyalet yapısının zaman zaman merkezi otoriteye yönelik sınamalar ortaya çıkardığı da dile getirilirken; ülkenin kronik döviz darboğazı, yüksek dış borç yükü ve dış ticaretteki yapısal sorunlarının ekonomik istikrar üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin, Osmanlı dönemine kadar uzandığı aktarıldı Raporda, Etiyopya’nın 1993 sonrasında denize çıkışını kaybetmesinin güvenlik doktrini ve dış politika tercihleri üzerinde belirleyici bir unsur haline geldiği not düşüldü. Ayrıca bu durumun, ülkenin stratejik yönelimlerini doğrudan etkilediği ifade edildi. Raporda, Etiyopya’nın çok boyutlu güvenlik yaklaşımı benimsediği ve iç güvenlik ile dış tehditler arasında denge kurmaya çalıştığı vurgulanırken, Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin tarihî temellerinin, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzandığı ifade edildi. 1896 yılında Sultan II. Abdülhamid ile Etiyopya İmparatoru II. Menelik arasında kurulan temasın ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturduğu kaydedildi. 1912 yılında Harar’da açılan Osmanlı konsolosluğunun Sahraaltı Afrika’daki ilk resmi temsilcilik olduğu aktarılırken, modern dönemde ise 2005 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Bu ziyaretin Türkiye’nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde değerlendirildiği not düşüldü. Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkiler, son yıllarda önemli ölçüde gelişti Yayımlanan raporda ekonomik, savunma ve diplomatik iş birliğinin derinleşmesiyle birlikte, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli ölçüde geliştiği ifade edildi. Türk tekstil sektörü yatırımlarının Addis Ababa’da yoğunlaştığı açıklanırken, Türk müteahhitlerinin kara yolu, demir yolu, fabrika ve konut projelerinde aktif rol üstlendiğinin altı çizildi. Ayrıca bu gelişmelerin, ekonomik ortaklığın stratejik bir boyut kazandığını gösterdiği işaret edildi. 2021 yılında iki ülke genelkurmay heyetlerinin Ankara’da bir araya gelerek ortak çalışma alanları belirlemesi, ortak tatbikat, subay eğitimi ve sınır güvenliği teknolojileri gibi alanlarda iş birliği kararı alınması, iki ülke arasındaki ilişkilerin günden güne geliştiğini gösterdi. İki ülke arasında imzalanan Ankara Bildirisi, diplomatik ilişkiyi güçlendirdi Açıklanan raporda, 11 Aralık 2024 tarihinde imzalanan Ankara Bildirisi’nin bu çabaların somut bir sonucu olduğu vurgulandı. Bu gelişmenin bölgesel istikrar açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildiği ifade edilirken, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda güvenilir ve dengeleyici bir aktör olarak konumunu güçlendirdiği kaydedildi. Tarihî örnekler üzerinden bölgedeki krizlerin yönetiminde yaşanan zorluklara dikkat çekilirken, bu bağlamda Türkiye’nin ortaya koyduğu yaklaşımın farklılaştığı işaret edildi. Ayrıca Türkiye’nin Etiyopya-Somali-Cibuti hattında çok taraflı bir mekanizmanın şekillenmesinde kolaylaştırıcı rol üstlendiği ifade edildi. Liman erişimi, deniz güvenliği, lojistik altyapı ve gümrük koordinasyonu gibi alanlarda iş birliği imkanlarının bulunduğu belirtilerek, bu yapının bölgesel düzenin oluşumuna katkı sağlayabileceği aktarıldı. Türkiye’nin bu süreçte stratejik bir paydaş konumuna geldiği de ayrıca ifade edildi. Raporun tamamı, https://mia.edu.tr/uploads/f/topic_8.pdf adresinde yayımlandı.
27 Mart 2026 Cuma - 10:20
Türk Eğitim-Sen araştırdı: 62 ilde 71 bin 757 ücretli öğretmen sayısı ve 55 ilde 80 bin 449 öğretmen açığı
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) 62 ilde ücretli öğretmen sayısının 71 bin 757 olduğunu ve 55 ilde 80 bin 449 öğretmen açığı olduğunu açıkladı. Türk Eğitim-Sen, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında da Türkiye’de ücretli öğretmen sayılarını araştırdı. Buna göre 62 il valiliğinden veri toplayan Türk Eğitim-Sen, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 62 ilde ücretli öğretmen sayısını 71 bin 757 olduğunu açıkladı. "İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen çalıştırılmak" İllere göre çalışan öğretmen sayılarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen, İstanbul en yüksek ücretli öğretmen sayısına sahip il olduğunu açıkladı. Buna göre İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen çalıştırıldığı belirtilirken, İstanbul’u 5 bin 894 ile Şanlıurfa’nın takip etiği açıklandı. Ücretli öğretmen sayısının yüksek olduğu diğer iller ise Ankara’da 3 bin 662, İzmir’de 3 bin 538, Gaziantep’te 3 bin 63, Kocaeli’nde 2 bin 300, Hatay’da 2 bin 98, Şırnak’ta bin 784, Mardin’ bin 685 ve Konya bin 443 olarak sıralandı. "Ücretli öğretmenlerin 5 bin 862’si ön lisans mezunu" Yine Türk Eğitim-Sen’in araştırmasında 62 ildeki ücretli öğretmenlerin mezuniyet durumlarına bakıldığında ise eğitim fakültesi mezunu öğretmen sayısı 30 bin 536, lisans mezunu öğretmen sayısı 35 bin 359 ve ön lisans mezunu öğretmen sayısı 5 bin 862 olarak açıklandı. Bu verilere göre, ücretli öğretmenlerin yüzde 42,55’i eğitim fakültesi, yüzde 49,27’si lisans ve yüzde 8,17’si ön lisans mezunlarından oluştuğu belirlendi. Araştırma sonucunda lisans mezunu ücretli öğretmenlerin sayısının, eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerden daha fazla olduğu ifade edildi. "Mezuniyet durumlarına göre ücretli öğretmen sayıları" Ücretli öğretmenlerin mezuniyet alanlarına göre bazı illerdeki dağılımını yer verilen araştırmada, İstanbul’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 6 bin 48’i eğitim fakültesi, 13 bin 50’si lisans, 2 bin 849’u ön lisans mezunu olduğu, Ankara’da görev yapan ücretli öğretmenlerin ise bin 801’i eğitim fakültesi, 1.787’si lisans, 74’ü ön lisans mezunu olduğu kaydedildi. Diğer illerdeki dağılıma ise şu şekilde yer verildi: "Şanlıurfa’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 2 bin 672’si eğitim fakültesi, 2 bin 910’u lisans, 312’si ön lisans mezunudur. İzmir’de görev yapan ücretli öğretmenlerin 1.488’i eğitim fakültesi, 1.729’u lisans, 321’i ön lisans mezunudur. Tekirdağ’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 447’si eğitim fakültesi, 871’i lisans, 207’si ön lisans mezunudur. Hatay’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 1.159’u eğitim fakültesi, 819’u lisans, 120’si ön lisans mezunudur. Kocaeli’nde görev yapan ücretli öğretmenlerin 950’si eğitim fakültesi, 1.194’ü lisans, 156’sı ön lisans mezunudur. Muş’ta görev yapan ücretli öğretmenlerin 303’ü eğitim fakültesi, 452’si lisans, 108’si ön lisans mezunudur. Kars’ta görevli ücretli öğretmenlerin 297’si eğitim fakültesi, 457’si lisans, 198’i ön lisans mezunudur." Araştırma sonucunda Türkiye genelinde lisans mezunu ücretli öğretmen sayısının eğitim fakültesi mezunu ücretli öğretmenlerden daha fazla olduğu aktarıldı. Özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan ön lisans mezunu ücretli öğretmenlerin sayısı 2 bin 205’olduğu da belirtildi. Özel eğitim öğretmenliğinde toplam 20 bin 979 ücretli öğretmen görev yaptığı ifade edilirken, bu öğretmenlerin 8 bin 669’u eğitim fakültesi, 10 bin 105’i lisans, 2 bin 205’i ön lisans mezunu olduğu kaydedildi. Araştırma sonucunda özel eğitim öğretmenlerinin mezuniyet alanlarına göre bazı illerdeki dağılımına ise şu şekilde yer verildi. İstanbul’da toplam 6 bin 33 özel eğitim öğretmeni ücretli olarak görev yaparken; bu öğretmenlerin bin 492’si eğitim fakültesi, 3 bin 133’ü lisans, bin 408’i ön lisans mezunudur. İzmir’de 1.807 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bu öğretmenlerin 817’si eğitim fakültesi, 841’i lisans, 149’u ön lisans mezunudur. Kars’ta 233 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bu öğretmenlerin 43’ü eğitim fakültesi, 128’i lisans, 62’si ön lisans mezunudur. Nevşehir’de 144 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, 68’si eğitim fakültesi, 76’sı lisans mezunudur. Rize’de 239 ücretli özel eğitim öğretmeni yaparken, bu öğretmenlerin 102’si eğitim fakültesi, 115’i lisans, 22’si ön lisans mezunudur. Siirt’te 98 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bunun 49’u eğitim, 49’u lisans mezunudur. Sinop’ta 148 ücretli özel eğitim öğretmeninin 51’i eğitim fakültesi, 79’u lisans, 18’i ön lisans mezunudur." Ücretli öğretmenlerin görevlendirildikleri alanların da yer aldığı araştırmada, ücretli okul öncesi olarak görev yapan öğretmenlerin sayısı toplam 6 bin 706 iken; bu öğretmenlerin 3 bin 955’i eğitim fakültesi, bin 616’sı lisans, bin 135’i ön lisans mezunu olduğu ifade edildi. Ücretli branş öğretmeni olarak görev yapanların sayısının ise toplam 25 bin 10 olduğu ve bu öğretmenlerin 9 bin 29’unun eğitim fakültesi, 14 bin 57’sinin lisans mezunu, bin 924’ünün ön lisans mezunu olduğu araştırmada yer aldı. Araştırma sonucunda İstanbul’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 7 bin 964 öğretmenin 733’ünün, Şanlıurfa’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan bin 742 öğretmenin 110’unun, Hakkari’de ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 648 öğretmeninin 92’sinin, Edirne’de ücretli branş öğretmeni olarak yapan 114 öğretmenin 16’sının, Erzurum’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 491 öğretmenin 39’unun ön lisans mezunu olduğu belirlendi. "Norm kadro ihtiyacı 55 ilde 80 bin 449" İl valiliklerinden norm kadro ihtiyacını da talep edildiğini açıklayan Türk Eğitim-Sen, buna göre 55 il valiliğinden ulaşan verilere göre norm kadro ihtiyacının 80 bin 449 olduğunu açıkladı. Buna göre ücretli öğretmen sayısının norm kadro ihtiyacının 8 bin 692 altında kaldığını da açıklamada yer aldı. İl bazında norm kadro ihtiyacının yer verildiği araştırma sonucunda İstanbul’da 25 bin 532 olan norm kadro ihtiyacı olduğu ve ücretli öğretmen sayısı 21 bin 947 olduğu, Ankara’da norm kadro ihtiyacının 4 bin 402, ücretli öğretmen sayısının ise 3 bin 662 olduğu belirtildi. "Öğretmen açığını gidermek için en az ücretli öğretmen sayısı kadar atama yapılmalı" Ücretli öğretmen araştırması ile ilgili açıklama yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, şunları kaydetti: "Her yıl yapılan öğretmen atamaları ne yazık ki ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. 2026 yılı için Milli Eğitim Bakanlığı’nın yalnızca 10 bin kontenjan ayırması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. AGS’de başarılı olan öğretmenlerin Milli Eğitim Akademisi’nde nisan ayında eğitime başlayacak olması ancak bu sürecin 12 ay sürmesi ciddi bir gecikmeye yol açmaktadır. Bu nedenle söz konusu öğretmenler en erken 2027 yılında göreve başlayabileceklerdir. Bu durum, halihazırda ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılan açığın devam etmesine neden olacaktır. Ayrıca hem 10 bin atamanın yetersiz kalması hem de göreve başlama süresinin uzaması eğitim sistemi açısından önemli bir handikaptır."
27 Mart 2026 Cuma - 09:48
28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları Ankara’da izleyiciyle buluştu
Osmanlı Elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları, yapay zeka estetiğiyle Fransa Büyükelçiliği’nde izleyiciyle buluştu. Osmanlı Devleti’nin ilk modern elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Fransa’ya attığı tarihi adım, 300 yıl sonra teknoloji ve sanatın kesişim noktasında görsel bir deneyime dönüştü. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont’un ev sahipliğinde ve Fransız Kültür Merkezi’nin katkılarıyla hazırlanan ’KARŞILAŞMA: Bir Osmanlı Elçisinin Fransa’ya Dijital Yolculuğu’ sergisi, Fransa Büyükelçiliği’nin tarihi atmosferinde kapılarını açtı. Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği konutunda davetlileri ağırlamaktan son derece büyük bir mutluluk duyduğunu kaydeden Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, "Bu akşam, itiraf etmeliyim ki, son derece büyüleyici bir o kadar da müstebat bir proje münasebetiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Her şey, Fransa Kralı 15. Louis’nin sarayı nezdinde Osmanlı Devleti’nin ilk olağanüstü Büyükelçisi olarak atanan Mehmed Çelebi Efendi’nin, Sefaretnâme adlı eserinde, bizlere miras olarak bıraktığı müstesna hatıratıyla başlamıştır. 1720 yılında Fransa ve Paris’e dair ayrıntılı, yer yer hayretamiz tasvirlerin yer aldığı bu önemli eser paha biçilmez değerdedir. Buradan hareketle, birbirine tamamen zıt iki devir olan Mehmed Çelebi Efendi’nin 18. yüzyılı ile yapay zeka çağı arasında bir diyalog oluşturmak istedik. Kavram basit ama cüretkar. Yapay zekadan Mehmed Çelebi Efendi’nin betimlemelerini görsellere dönüştürmelerini istemek. Bunun için yapay zekadan, Osmanlı elçisinin Paris’teki Tuileries Bahçesi’ne giriş sahnesini ölümsüzleştiren ve bugün Versailles’da sergilenen şaheserin sahibi Charles Parrocel’in üslubunu taklit etmesi talep edilmiştir. Bu akşam sergilenen eserler arasında bu tablonun bir nüshasını da göreceksiniz" diye konuştu.
27 Mart 2026 Cuma - 09:34
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"
Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi. Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı. Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti: "Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar." Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı. Sağlığın temeli su Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder