Yerel Haberler
Ankara
Baharın habercisi olan leylekler, Ankara’ya ulaştı
17 Mart 2026 Salı - 19:09 Baharın habercisi olan leylekler, Ankara’ya ulaştı Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Baharın habercisi olan leylekler, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan çıktıkları binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuğunun ardından Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine ulaştı. Uzun ve yorucu yolculuğun ardından ilçede bulunan Leylek Oteli’ne yerleşen leylekler, baharın gelişini bir kez daha müjdeledi. Kızılcahamam’da doğaya ve yaban hayatına destek olmak amacıyla ilçede yaşayan bir iş insanı tarafından yaptırılan Leylek Oteli, bu yıl da göçten dönen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Yüksek direkler üzerine kurulan ve leyleklerin güvenle konaklayabileceği şekilde hazırlanan yapı, her yıl çok sayıda leyleğin uğrak noktası haline geliyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leylekler, her yıl Afrika ve Orta Doğu’dan göç ederek Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine geliyor ve yaz aylarını kendileri için hazırlanan Leylek Oteli’nde geçiriyor. İlçede doğal yaşamın bir parçası haline gelen bu görüntüler, hem vatandaşların hem de doğa severlerin ilgisini çekiyor. Yaklaşık 10 bin kilometrelik yolculuğun ardından Türkiye’ye ulaşan leylekler şu günlerde çiftleşme döneminde bulunuyor. Her yıl neredeyse aynı dönemlerde Leylek Oteli’ne gelen leyleklerin nisan ayında yumurtlaması, mayıs ayında ise yavrularına kavuşması bekleniyor. Kızılcahamam’da baharın gelişinin en güzel simgelerinden biri olarak görülen leylekler, gökyüzünde oluşturdukları görüntüler ve yuvalarında başlayan yeni yaşam döngüsüyle doğanın uyanışını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur"
17 Mart 2026 Salı - 18:38 Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek"
17 Mart 2026 Salı - 18:28 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır"
17 Mart 2026 Salı - 18:20 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Bakan Göktaş: "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız"
17 Mart 2026 Salı - 16:03 Bakan Göktaş: "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreninde yaptığı konuşmada, "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" dedi. Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreni Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirildi. Bu kapsamda 661 kişi kamu kurumlarına yerleştirildi. Törende bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, atanan kurada atanan kişilere görevlerinde başarılar diledi. Şehit ve gazilerin fedakarlıklarını, daima hürmetle hatırlamanın ve onların onuruna layık bir hassasiyetle hareket etmenin görevleri olduğunu aktaran Göktaş, "Şehitlerimize ve gazilerimize gösterilen vefa, millet olma şuurumuzun en güçlü ifadelerinden biridir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, şehit ailelerimize, gazilerimize ve gazi yakınlarımıza gösterilen vefanın en güçlü teminatı olmuştur. Bu doğrultuda Bakanlık olarak, milletimizin emaneti olan siz kıymetli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıran hizmetleri her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama kadar uzanan kapsamlı bir destek sistemini yürütmeye devam ediyoruz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi her fırsatta ziyaret ediyor, yanlarında oluyoruz" ifadelerini kullandı. "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" Göktaş, şehit ve gazi yakınlarını her fırsatta ziyaret ettiklerini ve onların yanında olduklarını belirterek "Bu amaçla, 2017’den bugüne kadar 868 bin 450 ziyarette bulunduk. 81 ilimizde düzenlediğimiz "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" ile gençlerimizi, şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz. Yaptığımız düzenlemelerle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımız için kamuda istihdam hakkını genişleterek 51 bin 947 atama gerçekleştirdik. Biraz sonra gerçekleştireceğimiz 661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız. Bunun yanı sıra 255 bin 504 kişiye ulaşımdan ücretsiz yararlanmaları için seyahat kartlarını teslim ettik" şeklinde konuştu. "Sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz" Geçtiğimiz günlerde sosyal konut seferberliğini başlattıklarını hatırlatan Göktaş, "Bu doğrultuda Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Çevre Şehircilik Bakanımıza da çok teşekkür etmek istiyorum. Biz sadece şehitlerimizi belli günlerde anan bir devlet değiliz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her gün sizleri anıyor sizlerin yanında olmayı yönelik bütün çalışmalarımız sizleri daha iyi şartlarda sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz ve bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz" Hizmetlerinin kapsamını genişletmek için kurumlar arası iş birliklerine de büyük önem verdiklerine değinen Bakan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Türk Hava Yolları’nın yanı sıra AJET ile yaptığımız iş birliğiyle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımıza yönelik ulaşım imkanlarını daha da genişlettik. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, şehit yakını ve gazilerimizin Merkezi Hekim Randevu Sisteminden öncelikli randevu almalarını sağladık. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle, geçtiğimiz yıl ilk kez evsel doğalgaz faturalarında yüzde 50 indirim uygulamasını hayata geçirdik. Ayrıca, özel öğretim kurumlarında şehit ve gazi çocuklarımız için ilave ücretleri de kaldırdık. 81 ilimizde hayata geçirdiğimizi Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşan Projesiyle, şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımını teşvik ediyoruz. ‘Şehit Gazi Mobil Uygulamasıyla’ bu alandaki hizmetlerimizi daha erişilebilir kıldık. Bir müjdemizi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz. Daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış ancak yaş şartı nedeniyle bu kartlarını iade etmiş evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına erişebilecekler. Sistemde kaydı bulunmayan vatandaşlarımız ise başvurularını e-Ailem üzerinden kolaylıkla gerçekleştirebilirler. Bu yeni uygulamamızın da hayırlı olmasını diliyorum." "Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak" Göktaş, Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle birlikte güvenliğin ve istikrarın kalıcı hale geldiği bir geleceğe emin adımlarla yürüdüğüne dikkati çekerek, "Bunda hiç şüphesiz, milletimizin huzuru ve birliği uğruna bedel ödeyen şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakarlığı büyük bir pay sahibidir. Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak. Devletimiz, sizlerin fedakarlıklarını asla unutmayacak. Bu vesileyle bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Siz kıymetli ailelerine, gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum. Biraz sonra kura ile belirlenecek yeni görev yerlerinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnanıyorum ki, kamu hizmetinde göstereceğiniz gayret ve sorumluluk, devletimize güç, ülkemize değer katacaktır" ifadelerine yer verdi.