Yerel Haberler
Ankara
05 Mayıs 2026 Salı - 09:00 Motorlu Kara Taşıtı Ekspertiz Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı görüşe açıldı Ticaret Bakanlığı, Motorlu Kara Taşıtı Ekspertiz Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı görüşe açıldığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Ticaret Bakanlığı olarak, otomotiv sektöründe adil, rekabetçi ve istikrarlı bir piyasa yapısının tesis edilmesi ile hizmet kalitesi ve tüketici memnuniyetinin artırılmasına yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, motorlu kara taşıtı ekspertiz hizmetlerinde kalite, şeffaflık ve güvenilirliğin artırılması, ekspertiz sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketici haklarının korunması amacıyla hazırlanan "Motorlu Kara Taşıtı Ekspertiz Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı" çalışmaları tamamlanarak kamu kurum ve kuruşları ile sektör paydaşlarının görüşüne açılmıştır" denildi. Ekspertizde kayıt dışılığa son veren düzenleme: Yetki belgesi ile hizmette kalite ve güven artacak Yeni düzenleme ile, ekspertiz hizmetleri ilk kez kapsamlı bir yasal çerçeveye kavuşturulurken, raporlama standartları ve ekspertiz işletmelerinin sorumluluklarına ilişkin süreçler açık ve detaylı bir şekilde düzenlendiği vurgulanarak şu bilgilere yer verildi: "Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile motorlu kara taşıtı ekspertiz hizmeti veren işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yetki belgesi alması zorunlu hale gelecektir. İşletmelere yetki belgesi verilmesi için TSE Hizmet Yeterlilik Belgesine sahip olmaları, mesleki yeterlilik belgesi olan teknik sorumlu istihdam etmeleri ve mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaları gibi şartlar getirilecek. Böylece, sektöre giriş ve faaliyet şartları netleştirilerek ekspertiz hizmetlerinde kalite ve güvenilirliğin artırılması, kayıt dışı ve denetimsiz uygulamaların önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Taşıt ekspertiz bilgi sistemi ile ekspertiz raporlarında standart ve dijital takip dönemi başlayacak Bugüne kadar ekspertiz raporlarının merkezi bir sistemden bağımsız ve uygulama birliği olmayan yöntemlerle düzenlenmesi, haksız ticari uygulamalar ve tüketici mağduriyetlerine sebep olabilmekteydi. Yeni düzenleme ile sektördeki sorunları gidermek amacıyla, Ticaret Bakanlığı bünyesinde "Taşıt Ekspertiz Bilgi Sistemi" kurulacak ve ekspertiz raporlarının tamamının dijital ortamda, şeffaf ve izlenebilir olması sağlanacak. Böylece, ekspertiz işletmeleri düzenledikleri tüm raporları Ticaret Bakanlığı bünyesinde kurulan Taşıt Ekspertiz Bilgi Sistemine kaydetmek zorunda olacak. Raporlar üzerinde sonradan değişiklik yapılmasını engelleyen bu Sistemle sahte rapor riski ortadan kaldırılacak. Ayrıca, vatandaşlarımız rapor üzerindeki karekod aracılığıyla belgenin doğruluğunu anında teyit edebilecek. Ekspertiz işletmelerinin sorumlulukları açıklığa kavuşturulacak ve olabilecek mağduriyetler için sigorta güvencesi getirilecek Yeni düzenleme ile işletmelerin hazırladıkları ekspertiz raporlarına ilişkin sorumlulukları da açıklığa kavuşturulacak. Buna göre, ekspertiz işletmeleri, rapordaki hata, eksiklik veya gizlenen kusurlar nedeniyle oluşacak değer farkı veya onarım masraflarından sorumlu olacak ve olabilecek mağduriyetler işletmelerin yaptırmak zorunda olduğu sigorta aracılığıyla tazmin edilebilecek. Ayrıca, raporlara yönelik itiraz süreci de dijitalleşerek, şeffaf bir yapıya kavuşturulacaktır. Vatandaşlarımız, 5 gün içinde sistem üzerinden itiraz edebilecek; işletmeler ise bu itirazları 3 gün içinde sonuçlandırarak gerekmesi halinde raporu bedelsiz yenilemekle yükümlü kılınacak. Ekspertizde ortak dil ve tarafsızlık Yeni düzenleme ile farklı işletmeler tarafından kullanılan farklı terimlerin sebep olduğu kavram karmaşasına son verilecek. Ticaret Bakanlığınca belirlenen "Ortak Dil" standardı ile raporlar Türkiye’nin her yerinde aynı teknik dille hazırlanacak. Ayrıca, işletmelerin tarafsızlığı esas alınırken raporlarda alıcı veya satıcıyı yönlendirecek subjektif yorumlara izin verilmeyecek. Denetim ve yaptırımlar Hazırlanan düzenleme ile ekspertiz hizmetlerinin mevzuata uygun, kaliteli ve güvenilir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, Ticaret Bakanlığı tarafından ekspertiz işletmeleri denetlenecek ve bu işletmeler hakkında idari para cezası ve yetki belgesi iptali gibi caydırıcı yaptırımlar uygulanacak. Sektörün bu değişime uyum sağlaması amacıyla mevcut işletmelere yetki belgelerini almaları için belirli bir süre tanınacak."
Bakan Ersoy: "16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz"
17 Mart 2026 Salı - 11:11 Bakan Ersoy: "16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır" dedi. Ramazan ayında açılan "Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler" sergisi, Osmanlı’nın kutsal beldelere hizmet anlayışını ve asırlardır taşınan emanet bilincini yeniden gündeme taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Rami Kütüphanesi’nde kutsal emanetler, Kabe örtüleri, Kur’an-ı Kerim nüshaları ve seçkin eserlerin yer aldığı sergiyi ziyaret etti. Sergiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy, Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınan iki adet 16’ncı yüzyıl İznik çinisinin yeniden Türkiye’ye kazandırıldığını ifade ederek, sürecin çok yönlü bir iş birliğiyle sonuçlandığını vurguladı. Londra Büyükelçiliği’nin yoğun çabaları ile İznik çinilerinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını belirten Ersoy, "Bu özel sergi vesilesiyle bir müjdeyi de sizlerle paylaşmak isterim. Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır. Söz konusu eserler İngiltere’de bir müzayede evinde satışa sunulmak üzereyken Bakanlığımız ile İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarımızın koordinasyonunda yapılan girişimler neticesinde müzayededen çekilmiş; çinileri elinde bulunduran kişi eserleri ülkemize iade etmeyi kabul etmiştir. Londra Büyükelçiliğimizin yoğun çabaları, Londra Metropolitan Polisi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, bu eserlerin Sultanahmet ve Rüstem Paşa camiilerine ait olduğunu bilimsel verilerle ortaya koyan uzmanlarımız bu güzel sonucu elde etmemizi sağlamıştır. Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘Yapay Zeka Destekli Kültür Varlığı Tanımlama Projesi’ kapsamında, kaçakçılığa konu ülkemiz kökenli kültür varlıklarının internet ortamında taranması ve arşivlenmesine yönelik olarak kullanılan ‘TraceArt’ sisteminden yararlandığımızı da özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır" Osmanlı sultanlarının Haremeyn’e duyduğu bağlılığın yalnızca siyasi bir unvanla değil, güçlü bir edep, hizmet ve medeniyet anlayışıyla şekillendiğini vurgulayan Ersoy, "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır: ‘Hadimü’l-Haremeyn’. Mekke ve Medine’nin Hizmetkarı olarak ifade edebileceğimiz bu unvan; Osmanlı Devleti gibi üç kıtaya hükmeden, coğrafyaları şekillendiren, taç dağıtan bir kudreti yöneten insanların Allah’ın dini, peygamberi ve kıblesi söz konusu olunca çizdikleri aşılmaz had ve edep sınırını göstermesi açısından son derece değerlidir. Ecdadımız; Peygamber Efendimiz aracılığıyla İslam’ın insanlığa tebliğinin başladığı ve dünyaya yayıldığı, mukaddes Kabe’nin bulunduğu topraklara hizmetkar olmayı bütün hükümdarlıklardan üstün tutmuştur. Bu şiarı hizmete dönüştürerek asırlarca yaşatmışlar; söz konusu hizmetleri vakıflar eliyle kurumsallaştırarak kendilerinden sonrasını da güvence altına almış, sürekliliği tesis etmişlerdir" ifadelerini kullandı. "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş" "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş; o kutlu topraklara ve Kâbe’ye duydukları hasret Osmanlı sanatına aksetmiştir" diyen Ersoy, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Kitaplara, çinilere ve tablolara nakşedilen Kabe tasvirleri bunun en zarif örnekleridir. Daha da anlamlı bir şekilde, Kabe’nin birebir maketini yaptırarak hazırlattıkları kıymetli örtüleri bu maketin üzerine örttürmüş ve onu seyrederek manevi bir yakınlık tesis etmişlerdir. Mukaddes emanetler de işte bu derin saygı ve sevginin aşılmaz muhafızlığı altında bizlere ulaşmıştır. Her biri manevi hasret çekenlerin, vuslatı bekleyenlerin sabır ve huzur kapısıdır. Bugün İstanbul Türbeler Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonlarında muhafaza edilen kutsal emanetler ve Ramazan ayında ziyarete açılan Sakal-ı Şerif, işte bu köklü geleneğin yaşayan temsilcileridir. Bizler, Kur’an ayı Ramazan’ı vesile kılıp bu kadim hürmeti ve yüksek medeniyet şuurunu bir kez daha insanımızla paylaşmak istedik. ‘Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler’ sergisi bu amaçla hazırlandı. Burada, müze koleksiyonlarımızdan seçilen 57 kıymetli eserle birlikte, geleneğe gönderme yapan temsili bir Kabe canlandırmasına da yer verdik. Temennimiz odur ki geçmişe bir yolculuk yapmamıza, geleneklerimize sinmiş değerlerimizi hatırlamamıza, onları anlamaya ve daha derin, daha dolu yaşamamıza vesile olsun. Unutmayalım ki nesnede saklı olan mana esastır. Kutsal Emanetler; imanın, ihlasın, takvanın birer hafızasıdırlar. İnşallah dünya döndükçe bizim manevi hafızamızı diri tutmaya, anlatmaya, anlamamıza vesile olmaya devam edeceklerdir. Göreve geldiğimiz günden itibaren tarihi eser kaçakçılığına karşı attığımız kararlı adımlar, inşa ettiğimiz güçlü uluslararası iş birliği ağı bir kez daha sonuç vermiş ve bizim olan bize döndürülmüştür. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Varisi olduğumuz her bir eserimizin ait olduğu topraklara, asli sahibi olan milletimize iadesini sağlayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."
Uzmanından uyarı: "3 günde 1 haftalık kalori almak mümkün"
17 Mart 2026 Salı - 10:58 Uzmanından uyarı: "3 günde 1 haftalık kalori almak mümkün" Ramazan ayı sürecinde midenin farklı bir metabolik süreç yaşarken bayram sofraları ile zorlanabildiğini söyleyen Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelir; her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon ve kan şekeri yükselmeleri, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları ile şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır’ dedi. Ramazan ayı boyunca değişen öğün düzeni ve uzun açlık saatleri, vücudun metabolik dengesini farklı bir ritme alıştırırken, bayramın gelmesiyle birlikte sofraların bir anda çeşitlenip, porsiyonların büyümesi ve gün boyu süren ikramların devreye girmesi hastalıkları da beraberinde getirebiliyor. Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, bu geçiş süreci doğru yönetilmezse sağlık açısından bazı risklerin ortaya çıkabileceğini belirterek "Özellikle tatlılar, hamur işleri, kırmızı et ağırlıklı yemekler ve sık yapılan ikramlar hareketsizlikle birlikte günlük enerji alımını ciddi şekilde artırabilir. 3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelebilir. Her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon yükselmeleri, kan şekeri yükselmesi, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları, şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır. Uzun süren açlık döneminden sonra bir anda ağır, yağlı ve porsiyonu büyük öğünler tüketmek özellikle mide ve safra sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Ayrıca fazla tuzlu ve yağlı besinler tansiyon hastaları için risk oluşturabilirken, şerbetli tatlılar diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir" ifadelerini kullandı. Bayramı daha rahat geçirmek için 5 öneri Ramazan boyunca sindirim sistemi daha küçük porsiyonlara ve belirli saatlere alışmışken bayram sabahı yapılan ağır kahvaltılar ve gün içinde arka arkaya tüketilen tatlıların mideyi zorlayabileceğini hatırlatan Doğan bayram dönemini daha rahat geçirmenizi sağlayacak 5 öneriyi şöyle sıraladı: "Güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Bayram sabahında kızartmalar, sucuk, kavurma gibi ağır besinler yerine peynir, zeytin, sade yumurta, tam tahıllı ekmek ve sebzelerden oluşan dengeli bir kahvaltı tercih etmeye çalışın. Tatlı tüketiminde ölçülü olun. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edebilir veya porsiyonlarınızı küçültebilirsiniz. Aynı gün içinde kendinize bir porsiyon tatlı tüketimi esnekliği sağlayarak dengede kalmaya özen gösteriniz. Porsiyonları küçültün. Bayram ziyaretlerinde her ikramdan küçük miktarlarda tatmak, toplam kalori alımını kontrol etmeye yardımcı olur. İkramlar arasında mutlaka 2 saat olmasına özen göstermeye, doyduğunuz noktada bedeninizi zorlamamaya dikkat ediniz. Su tüketimini artırın. Ramazan sonrası sıvı alımının yeniden düzenlenmesi gerekir. Gün boyunca yeterli su içmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de aşırı yeme isteğini azaltır. Ziyaretlerde ikram edilen çay ve kahve vücudunuzun su gereksinmesini daha da arttırabilmektedir, gün içinde 5 kupadan daha fazla çay ve kahve içmemeye özen gösteriniz. Hareket etmeyi ihmal etmeyin. Bayram ziyaretleri arasında yapılacak kısa yürüyüşler kan şekeri ve sindirim sistemi için oldukça faydalıdır." Bayramın keyfi dengeyle çıkarılabilir Porsiyon kontrolü ve öğün düzeni korunduğu sürece bayramın sağlık sorunu yaşanmadan geçirilebileceğinin altını çizen Doğan, "Bayram sofraları kültürümüzün en keyifli ve paylaşım dolu anlarından biridir. Önemli olan bu sofraların tadını çıkarırken dengeyi koruyabilmektir. Küçük porsiyonlar, dengeli seçimler ve biraz hareket sayesinde hem bayramın keyfi çıkarılabilir hem de sağlık korunabilir. Unutulmamalıdır ki bayram yalnızca sofraların değil; paylaşmanın, ziyaretlerin ve birlikte geçirilen güzel anların bayramıdır" açıklamasında bulundu.
Beypazarı’nın yöresel lezzetleri bayram sofralarını süslemek için hazırlanıyor
17 Mart 2026 Salı - 10:57 Beypazarı’nın yöresel lezzetleri bayram sofralarını süslemek için hazırlanıyor Ankara’nın Beypazarı ilçesinin meşhur 80 katlı baklavası ve Beypazarı yaprak dolması, bayram sofralarını süslemek için hazır bekliyor. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte baklava ve yaprak sarması siparişlerinde yoğunluk yaşanıyor. İlçenin meşhur 80 katlı baklavası ve Beypazarı yaprağından yapılan yaprak dolmalarına Türkiye’nin dört bir yanından ilgi yağıyor. Bu kapsamda Kınalı Eller Kadın Kooperatifi’nde yöresel lezzetler bayram sofraları için hazırlıkları sürüyor. "Beypazarı baklavasının özelliği anne baklavası olması" Kooperatifin Yönetim Kurulu Başkanı Serpil Deniz, baklavanın sırrının anne usulü ve cevizli olduğunu belirterek, "Beypazarı baklavasının özelliği anne baklavası olması. En önemli püf noktası bu. Biz cevizli yaparız, nişasta kullanmayız. En önemli özelliklerinden bir tanesi taş fırında pişmesi. Usul usul, fısıl fısıl pişer. Defalarca fırının başına gelip kapatır. Tekrar onun beklemesini alırız biz ve en önemlisi 80 katlı, yemesi pek tatlı olur" ifadelerini kullandı. "Yaprak sarmasının o lezzeti yapraktan gelir" Beypazarı’nın bir diğer meşhur lezzetinin yaprak dolma olduğunu aktaran Deniz, "Beypazarı’nın yaprak sarmasının o lezzeti yapraktan gelir. Mayhoştur, incecik, damarsız yaprağımızın ve anne lezzetinin birleşmesiyle çok lezzetli, mayhoş bir yaprak dolmamız olur. Dolma olarak coğrafi işaretini aldık biz Beypazarı dolmasında" diye konuştu. "En önemlisi de siparişlerden sonraki beğeni" Siparişlerinin Ramazan ayı dolayısıyla yoğun olduğunu dile getiren Deniz, şu ifadeleri kullandı: "Siparişlerimiz çok yoğun. Çok güzel siparişlerimiz var. En önemlisi de siparişlerden sonra o beğeni, o memnuniyet. İşte ‘ben bunu yedim annemin baklavası gibiydi, annemin sarması gibiydi. Ya da ben çok uzaktayım, memleketimden uzağım ama sizin gönderdiğiniz baklavalarla, yapraklarla işte oralara gelmiş oldum’, bunlar bize çok mutluluk veriyor, huzur veriyor ve bizi daha da kamçılıyor."
Ankara’da devrilen kamyonet güvenlik kamerasına yansıdı
17 Mart 2026 Salı - 10:52 Ankara’da devrilen kamyonet güvenlik kamerasına yansıdı Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir kamyonet, yokuş yukarı çıkarken sürücüsü hızı ayarlayamayınca devrildi. Kazada sürücü hafif yaralandı. Kazayla ilgili güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Olay, Bülbüldere Caddesi, Hacıyolu Sokak’ta meydana geldi. Çevredekilerin iddiasına göre, yokuştan yukarı doğru çıkmaya çalışan kamyonet, hızı ayarlanamadığı için devrildi. Devrilen kamyonet, arkasındaki otomobilin ve yanındaki binanın korkuluklarını ezdi. Kamyonet sürücüsünün hafif şekilde yaralandığı kazada, kazaya karışan araçlarda maddi hasar meydana geldi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Hafif şekilde yaralanan kamyonet sürücüsü hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi. Çevredeki vatandaşlar, özellikle kışın Hacıyolu Sokağı’nda sıklıkla kaza meydana geldiğini ve yetkililerin bu duruma bir çözüm bulması gerektiğini belirtti. Güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, kamyonetin yokuş yukarı çıkarken hızını ayarlayamadığı, çevredekilerin iddiasına göre ise de kamyonetin içindeki yükün arka kısma doğru yığılmasından ötürü devrildiği belirtildi. Kazada kamyonet sürücüsü hafif yaralanırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Çanakkale Zaferi, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir"
17 Mart 2026 Salı - 10:49 Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Çanakkale Zaferi, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir" Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 18 Mart Çanakkale Zaferi hakkında, "Çanakkale Zaferi, Gelibolu Yarımadası’nda çetin ve kanlı muharebeler yaşanırken; Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar, Kilitbahir ve Seddülbahir’de verilen canhıraş mücadelelerle Türk’ün vatanını korumak için imkansız denileni başardığı, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 18 Mart Çanakkale Zaferi dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Geylan, Çanakkale Zaferi’nin Türk Milleti’nin cesaret ve kahramanlığını gösteren en büyük olaylardan biri olduğunu belirtti. Çanakkale Savaşı’nın, dünyanın en güçlü ordularına karşı imkansızlıklar içinde verilen büyük bir direniş olduğunun altını çizen Geylan, bu zaferin Türk milletinin büyük fedakarlığıyla kazanıldığını sözlerine ekledi. "Çanakkale Zaferi, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir" Çanakkale Zaferi’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ü milli mücadelenin lideri yapan büyük bir dönüm noktası olduğunu belirten Geylan, "Çanakkale Zaferi, milletimizin istikbale yürüyüşünde açılan en önemli kapılardan biridir. Çanakkale Zaferi, Gelibolu Yarımadası’nda çetin ve kanlı muharebeler yaşanırken; Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar, Kilitbahir ve Seddülbahir’de verilen canhıraş mücadelelerle Türk’ün vatanını korumak için imkansız denileni başardığı, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir. Güçlü önsezisi, etkili savaş stratejisi, askeri dehası ve yüksek liderlik kabiliyetiyle öne çıkan, "Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum" sözüyle askerleri cesaretlendiren, Anafartalar’da gösterdiği askeri başarıyla dünyanın dikkatini çeken Mustafa Kemal’i milli mücadelenin lideri yapan büyük bir dönüm noktasıdır. Milli direniş ruhunun simgesi, milli uyanışın başlangıcı olan; dünyanın en büyük ve teknolojik ordularına karşı erdemle direnen Türk’ün fedakarlıkla yazdığı eşsiz bir destandır. Mazlum milletlerin umut ışığı, karanlık dehlizlerde boğulmak istenen bir milletin imanla, dirayetle ve metanetle yeniden doğuşunun adıdır. İstiklal ülküsü, ebedi varlığı ve bayrağın şerefi uğruna yola çıkan cefakarların yüreğinde taşıdığı kutsi davanın tezahürüdür. 18 Mart 1915’te, "Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir" anlayışıyla ayağa kalkan Türk milleti, emperyalist güçlere karşı verdiği mücadeleyle yalnızca düşmanı boğazın soğuk sularına gömmekle kalmamış, "Çanakkale geçilmez" sözünü tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Malazgirt’te temelleri atılan, Miryokefalon’da pekişen, Sırpsındığı, Niğbolu ve Kosova’da güçlenen, İstanbul’un fethinde zirveye ulaşan, Mohaç’ta ve Preveze’de parlayan yüce ideal, Çanakkale’de de aynı ruhla yeniden hayat bulmuştur" diye konuştu. "Bu kutlu zafer, milli direncin en güçlü nişanelerinden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır" Çanakkale’de verilen amansız mücadelenin Türk milleti için bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Geylan, "Çanakkale’de verilen mücadele ibretamiz olmasının yanı sıra yalnızca bir cephe savaşı değil, milletimizin var olma kararlılığının ve bu uğurda sergilediği yılmaz ve sarsılmaz gayretin şanlı bir ifadesidir. Milli mücadelenin de habercisi olan bu kutlu zafer, geçmişten geleceğe uzanan köklü Türk geleneğinin, milli şuurun ve milli direncin en güçlü nişanelerinden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Şanlı sancağımıza halel gelmemesi için direnen Türkler, yüksek bir mücadele ruhuyla Çanakkale’yi geçilmez kılmış, Çanakkale türküsünde de ifade edildiği gibi, ciğerleri kan kusa kusa çürüse de efdaliyet göstererek, vatan savunmasını bırakmamış, düşmanı geçirtmemiştir. Kim unutabilir 57. Alay’ın aziz topraklarımızın müdafaası uğruna gösterdiği o büyük fedakarlığı? İki yüz kilonun üzerindeki ağır top mermisini sırtlayan Seyit Onbaşı’yı kim unutabilir? Dünyanın en güçlü ordularına karşı imkansızlıklar içinde verilen o büyük direnişi kim unutabilir? Türk yurdunun bekası için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen Mehmetçiğin o eşsiz mücadelesi yüreklerden nasıl silinebilir?" ifadelerine yer verdi. "Coğrafyamızda yaşanan acı tecrübeler, vatansızlığın ve devletsizliğin ne demek olduğunu derinden idrak etmemizi sağlamıştır" ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik başlattığı savaşın bölgede gerilimi arttırdığını, Türkiye’nin bu durumda iç ve dış politikada temkinli olması gerektiğini vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Coğrafyamızda yaşanan acı tecrübeler, vatansızlığın ve devletsizliğin ne demek olduğunu derinden idrak etmemizi sağlamıştır. Bu nedenle hürriyetimize, sancağımıza, birlik ve beraberliğimize ve mukaddes değerlerimize sıkı sıkı bağlı kalmanın önemini her zaman biliyoruz. Emperyalizmin ahtapot kollarıyla sarıp sarmaladığı coğrafyamızda cereyan eden savaşlar, mülteci ve göç sorunları, vatanın ve devletin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş, bölgemizde artan gerilimler ve devletimizi çatışmaların içine çekme girişimleri, hem dış politikada hem iç güvenlikte temkinli ve dikkatli olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bu kritik dönemde, uyanık ve kararlı olmak, tarihimizden aldığımız dersleri unutmamak, ülkemizin çıkarlarını, milletimizin birlik ve beraberliğini korumak için en temel sorumluluğumuzdur. Öteden beri bazı aktörler bölücü örgütleri destekleyerek silah, teçhizat ve istihbarat sağlamış; bazıları ise iç dinamikleri manipüle etmeye çalışmıştır. Bugün de tablo farklı değildir; yöntemler değişse de amaç aynıdır. Suriye, Irak, Afganistan ve bugün İran’da yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne sermektedir. Ancak tarihsel hafızamız bizim kılavuzumuzdur. Türk milleti asırlardır esarete, sömürgeye ve tahakküme karşı dimdik durmuş, mukaddes değerlerini ve bağımsızlığını korumak için tüm gücünü seferber etmiştir. Bugün de aynı kararlılıkla geleceğe yön veriyor ve yüce Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyoruz. Bu düşüncelerle, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nde bu toprakları bize vatan kılan başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz. Onların mücadele ruhu ve yüksek idealizmi bugün bizlere ilham kaynağıdır. Ruhları şad, mekanları cennet olsun."
CHP Genel Başkanı Özel: "Şehitlerimizin her biri bizler için birer kahraman"
17 Mart 2026 Salı - 09:05 CHP Genel Başkanı Özel: "Şehitlerimizin her biri bizler için birer kahraman" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu vatan için canını vermiş şehitlerimizin, canının bir parçasını feda etmiş gazilerimizin her biri bizler için birer kahraman" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da şehit yakınları ve gazilerle iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Özel, "Bugün burada şehit yakınlarımızla, gazilerimizle, kıymetli aileleriyle birlikte bir kez daha aynı iftar sofrasını paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen mübarek Ramazan’ın 26’ncı gününde, 26’ncı iftarındayız. Allah tuttuğunuz oruçları, ettiğiniz duaları kabul etsin. Hep birlikte bayrama varmayı ve bayramları bayram gibi, acı haberler almadan, özlediklerimize kavuşarak, hastalarımızın şifa bulduğunu görerek geçirmeyi, hep birlikte o bayramları yaşamayı nasip etsin" diye konuştu. Şehitlerin önemine vurgu yapan Özel, "Bu vatan için canını vermiş şehitlerimizin, canının bir parçasını feda etmiş gazilerimizin her biri bizler için birer kahraman. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü hatırlamalı, hafızalarımızdan hiç çıkarmamalıyız. ‘Türk tarihine altın sayfalar yazdıran gazilerimiz ile şehitlerimizin hatıralarını yüceltmek, onlara olan minnet ve şükran duygularımızı ifade etmek milli görevlerin en kutsalıdır’ demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Onun kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi olarak şehit ailelerimiz ve gazilerimizin yanında durarak, onun bu vasiyetini yerine getirmek, onun emanetlerine sahip çıkmak en önemli görevimiz. Bunu genel başkan olarak partimizin tüm kademelerinde, ilçe başkanlıklarından başlayarak genel merkeze kadar hayata geçirmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor"
17 Mart 2026 Salı - 00:54 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süre gelen tartışmaları imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, daha sonra çözüme bir kenara bırakmamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nın final bölümüne katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam eleminin zor dönemlerden geçtiğini belirterek dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorunda olduklarını belirterek, "Uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip, bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız" Ramazan’ı ve Kadir gecesini zorlu şartlar altında ihya etmeye çalışan tüm Müslüman alenine dayanışma mesajlarını gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İmkanlar ne kadar kısıtlı, zalim ne kadar azgın, zulüm ne kadar şedid olursa olsun ümidini yitirmeyen dirayetle, metanetle, sabırla ve elbette izzet ve haysiyetle varoluş mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ve daima yanlarında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum. Bakınız burada özellikle içinde bulunduğumuz kasvetli günlerde şunu da altını çizerek sizlerle paylaşmak istiyorum; Yeise düşmek bize haram kılınmıştır. Müstekbir ve müstevliye boyun eğmek, zulme rıza göstermek bize yasaklanmıştır. Alemlerin Rabbinden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız. Onu da yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğz edeceğiz. Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip, bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız. Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da, Somali’de, Yemen’de, Arakan’da kalbimizin attığı elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. "Tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum" İ’lâ-yı Kelimetullah davasına gönül, veren kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle ahlakıyla gayesiyle eserleriyle cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan herkese saygı, sevgi ve şükranlarını ileten Erdoğan, "Rabbim hepsinden razı olsun onları cennetiyle, cemaliyle şereflendirsin. Bizleri de inşallah Efendimizin liva-ül hamd sancağı altında kendileriyle haşru cem eylesin. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz, tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum. Aynı şekilde büyük finale katılan tüm karilerimizi, hafızlarımızı, hocalarımızı yürekten kutluyorum. 10. yaşını dolduran Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasının daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur’an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Rasul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kalplerimize dokunan tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum" Kuran-ı Kerim’in okunması konusunda dikkat edilmesi gerekenleri örnekler vererek hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli dostlar hepimiz biliyoruz ki hafızayı beşer nisyan ile malüldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz. Rahmet elçisinin ‘kardeşlerim onlardır ki beni görmedikleri halde bana iman ederler’ lütfuna nail olmuş bir ümmetiz. Kim ne derse desin bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz. Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette Ahsen-i Takvim üzere yaratıldığı kitabullah da zikrediliyor. Müslümanlar olarak canlı cansız her şeyin cümle kainatın Cenab-ı Allah tarafından en yüksek sanatla yaratıldığına biz iman ediyoruz. Nitekim Rabbimiz Zümer suresinde şöyle buyurmaktadır; ‘Allah sözün en güzelini, ayetleri güzellikte birbirine benzeyen ve hükümleri, öğütleri, kıssaları tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.’ Evet şifa kaynağı rahmet vesilesi hidayet ve hayat rehberi Kur’an-ı Kerim şüphesiz sözlerin en güzelidir. Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde ‘şüphesiz ki Allah güzeldir ve güzelliği sever’ diyerek bu hakikati en yalın, en sade şekliyle ifade buyurmuştur. Şu hususta son derece dikkat çekicidir hadis kaynaklarımıza baktığımızda gönüller sultanının Kur’an-ı Kerim’in hızlı okunmaması konusunda ashabını ikaz ettiğini, Kelamullah’ın ahenkle, huşu ile tevşih ile hülasa güzel bir sesle tertil edilmesinden hoşnut olduklarını görüyoruz. Bu noktada Rasul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kıraatleriyle tilavetleriyle o apaydınlık sesleriyle hem haşyetimizi artıran hem de kalplerimize dokunan tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor" İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu; "Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım; Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süre gelen tartışmaları imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, daha sonra çözüme bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız. Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz; Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz. Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, efendimiz, ‘mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir’ buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince, dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde ‘böl, parçala, yönet’ planlarının Allah muhafaza kurtulamayız. Mevlana hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük Gönül Sultanı şöyle diyordu; ‘Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik. Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik.’ Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya, Cenab-ı Allah’a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında düzeltmektir. Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum. Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum; Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum."
Bakan Işıkhan: "IPA kapsamında hayata geçirilen bin 200’ü aşkın proje ile önemli çalışmalar gerçekleştirdik"
16 Mart 2026 Pazartesi - 23:50 Bakan Işıkhan: "IPA kapsamında hayata geçirilen bin 200’ü aşkın proje ile önemli çalışmalar gerçekleştirdik" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2007 yılından bu yana IPA kapsamında hayata geçirilen bin 200’ü aşkın proje ile önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen İstihdam, Eğitim ve Sosyal Politikalar Sektörel Operasyonel Programının Uygulanması "Stratejik Koordinasyon ve İş Birliği Çalıştayı"na katıldı. Programda konuşan Bakan Işıkhan, Stratejik Koordinasyon ve İş Birliği Çalıştayı’nın IPA kapsamında yürütülen çalışmaları, kurumsal kazanımları değerlendirmek ve iş birliğini daha ileri bir aşamaya taşımak amacıyla düzenlendiğini kaydetti. Işıkhan, Kadir Gecesi’ni de tebrik ederek, "Bu mübarek gece vesilesiyle Yüce Rabbimizden insanlık için barış, huzur ve esenlikler niyaz ediyorum" dedi. Işıkhan, 2007 yılından bu yana IPA kapsamında hayata geçirilen bin 200’ü aşkın proje ile önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerine vurgu yaparak, "Bu projeler aracılığıyla gençlerin ve kadınların istihdamını destekleyen, kayıtlı istihdamı teşvik eden, mesleki eğitimin kalitesini geliştiren, kız çocuklarının okullaşma ve okula devam oranlarını artıran, hayat boyu öğrenme olanaklarını genişleten ve dezavantajlı bireylerin iş gücü piyasasına katılımını güçlendiren çok sayıda çalışmayı sizlerle birlikte, paydaşlarımızla birlikte hayata geçirdik. Özellikle Bakanlığımızın sorumluluk alanında yer alan Women-up, Edu-Care ve NEET-Pro gibi kadın istihdamını, bakım desteklerini ve gençlerin iş gücü piyasasına katılımını güçlendiren büyük ölçekli projelerimizi bu çalışmaların önemli örnekleri arasında kabul etmekteyiz" dedi. Yürütülen projelerle ülke genelinde 1 milyon 100 bini aşkın vatandaşın hayatına doğrudan dokunduklarına vurgu yapan Bakan Işıkhan, "IPA kapsamında yürütülen çalışmaların en değerli kazanımlarından biri de Bakanlığımız ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu arasında tesis edilen güçlü ve kurumsal iş birliğidir. Zaman içerisinde bu iş birliği, klasik bir ‘finansman sağlayıcı-faydalanıcı’ ilişkisinin ötesine geçerek, karşılıklı güvene dayalı güçlü bir politika ortaklığına dönüşmüştür. Bu işbirliğinin geliştirilmesinde Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun kıymetli temsilcisi Sayın Yurgis Vilçinskas’ın çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Samimi, vizyoner ve destekleyici yaklaşımının önemli olduğunu düşünüyorum. Kendisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum" diye konuştu. Işıkhan, IPA fonlarının politika uyumunu güçlendiren, kurumsal kapasiteyi geliştiren ve sürdürülebilir çözümler üretilmesine katkı sağlayan stratejik bir mekanizma haline geldiğine değinerek, gerçekleştirilen çalıştayın da tam olarak bu amaca hizmet ettiğini söyledi. Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde insan onuruna yakışır işlerin yapılması, istihdamın geliştirilmesi ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için gece gündüz çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Süreçteki destekleri için Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Yurgis Vilçinskas’a teşekkür eden Işıkhan, yaklaşan Ramazan Bayramı’nı da tebrik etti.