Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Adalet Bakanı Gürlek: "Rojin, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız, biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz"
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:30:25
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Rojin, hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2024 yılında Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, annesi Aygül Kabaiş ve ailenin avukatları ile Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Adalet Bakanı Gürlek, Rojin Kabaiş’in ölümünün çözülmesi için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının devreye girdiğini belirterek, "Daire Başkanlığında biz soruşturma yapmıyoruz, bunun altını çiziyorum. Buradaki arkadaşlarımızın hepsi tecrübeli, ceza hukukunda uzman arkadaşlar, alanında uzman. Dosyalara ayrı bir gözle bakıyoruz, özellikle savcımızla irtibatta kalıyoruz, aileler ve avukatla irtibatta kalıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz" dedi. ‘Rojin’in telefonu incelenecek’ Soruşturmayla ilgili ailenin ve avukatların görüşlerini dinleyen Bakan Gürlek, olayın çözülmesi için devlet olarak her türlü imkanla çalışıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dile getirdiği daraltılmış baz çalışması için teknik imkan varsa bakılacağını kaydetti. İspanya’ya gönderilen Rojin’in telefonunun Çin’e de gönderileceğini ifade eden Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların taleplerini dinledi. "Sonuna kadar üzerine gideceğiz" Tüm delillerin tekrar inceleneceğini ve daraltılmış baz kayıtlarının isteneceğini vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı? Bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabi bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım." Kendi eşinin de Vanlı olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, aileyle yakından ilgilenerek, devletin yapabileceği ne varsa yerine getirileceğini vurguladı. "Devletimize, adalete güveniyoruz" Baba Nizamettin Kabaiş de Bakan Gürlek’e kendilerine gösterdikleri ilgi ve verdikleri destek için teşekkür ederek, "Biz her zaman güveniyoruz, devletimize, size, adalete. Çok umutluyuz" dedi. Kabaiş, "Kızım çok masumdu" diyerek, olayın faillerinin tespit edilmesini istedi. Görüşmenin sonunda Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dikkat çektiği hususların titizlikle ilgili daire tarafından da inceleneceğini söyledi. Görüşmede Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı, Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de yer aldı. Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, Van’da, 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, Kabaiş’in cesedi 18 gün sonra Van Gölü’nün Molla Kasım Köyü sahilinde bulunmuştu. İlk incelemede; vücudunda kesici veya ateşli silah yarasına rastlanmadığı ve kemik kırığı bulunmadığı tespit edilmişti. Van Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca üzerinde çalışılan dosyalar arasında yer alan Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili incelemeler devam ediyor. (AFG-
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:05
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ve hususi pasaportlara vize muafiyeti anlaşması imzalandı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud’un eş başkanlığında Ankara’da gerçekleştirilen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı’nın ardından, iki ülke arasında diplomatik ve hususi pasaport hamillerine karşılıklı vize muafiyeti sağlayan anlaşma imzalandı.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud’un eş başkanlığında Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından Bakan Fidan ile Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud tarafından, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususî Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma" imzalandı.Söz konusu anlaşmayla, iki ülke arasında diplomatik ve hususi pasaport sahibi vatandaşların karşılıklı olarak vize yükümlülüğünden muaf tutulması öngörülüyor.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:53
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çalana çırpana, ’öğrenciler için burs topluyoruz’ diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Vakıflar Haftası kutlama programına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmaya, milletin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerin yanında olacaklarını söyledi. Dünyanın dört bir yanında hayır ve hasenatta yarışan, Allah’ın rızasından başka hiçbir karşılık gözetmeden vaktini, enerjisini ve imkanlarını iyilik ve dayanışma yoluna adayan tüm vakıf insanlarının Vakıflar Haftası’nı tebrik ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mimari, zarafet, vakıf ve medeniyet temalı bu dört kavrama baktığımızda hepsinin birbirini tamamlayıp beslediğini, büyütüp zenginleştirdiğini görüyoruz. Zira tevarüs ettiğimiz tarih, kültür ve kimlik hazinesi mimariyi zarafetle buluşturmuş, zarafeti vakıf hizmetleriyle taçlandırmış, vakıf müktesebatını ise dünyada eşi benzeri olmayan bir medeniyet şölenine dönüştürmüştür. Bu şölenin en coşkulu, en estetik unsurları ise üç kıtadaki ecdat yadigarı eserlerde net bir şekilde ve göz alıcı surette tecessüm etmiştir. Camilerimiz, medreselerimiz, kütüphanelerimiz, şifahanelerimiz, aynı şekilde çeşmelerimiz, su kemerlerimiz, imarethanelerimiz, hanlarımız, köprülerimiz, kervansaraylarımız ve daha nicesi insanlığa yeni bir pencere açan vakıf medeniyetimizin birer nişanesidir. Aynı zamanda bu eserler yüksek bir üslubun tekemmül etmiş bir estetiğin, adaletle, erdemle, ahlakla yoğrulmuş seçkin bir tasavvurun ‘halka hizmet Hakk’a hizmettir’ düsturunun en somut tezahürleri olmuştur. Kusursuz bir ilahi tasarımla yaratılmış zübde-i alem olan insana hizmeti amaçlayan vakıf kültürümüz, milletimizin en güzel hasletlerinden biridir. Dolayısıyla bir emanet olan bu kültürü korumak, bu eserlerin ihtiva ettiği mana ve değerler evrenini yaşatmak, tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimiz için kritik önemdedir" ifadelerini kullandı. 202 vakıf eserinin açılışı yapıldı Geçen yıl Vakıf Haftası kutlamasında 101 vakıf eserinin açılışının yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de 202 eserin açılışının yapılacağını söyledi. Erdoğan, "Bugün de yurt içinde ve yurt dışında son bir sene içerisinde restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserimizin toplu açılışını gerçekleştireceğiz. Birazdan canlı bağlantılarla Kahramanmaraş’taki Ulu Camimizin, Beyazıt Medresesi Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nin, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi’yle Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakülteleri’nin ve Kuzey Makedonya’nın Manastır şehrindeki Hacı Mahmut Bey Camii’mizin kurdelelerini hep birlikte keseceğiz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. Bu eserlerin bakım, onarım ve yeniden ihyasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmalarımızı, sahada fedakarca çalışan işçi ve mühendislerimizi, mimarlarımızı, proje uzmanlarımızı ayrı ayrı kutluyorum. 202 eserimizin her birinin banilerini, hamilerini, bu yapılarda alın ve fikir teri olan tüm büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Hayır faaliyetlerimizi en güzel, en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz" Hayır ve zarafetin birbirini tamamlayan iki parça olduğunu ve birisi olmadan diğerinin anlamlı olmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zarafetin davranış planındaki yansıması olan nezaket ve kibarlık da hayırla doğrudan ilişkilidir. Bu hakikate gönüller sultanının şu hadisi şeriflerinde sarih bir biçimde şahitlik ediyoruz. Hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur; ‘Kime rızktan yani nezaket ve kibarlıktan bir pay verilmişse, bir kimse hayırdan nasibini almış demektir. Nezaket ve kibarlıktan mahrum olan kimse ise hayırdan nasibini alamamış demektir.’ Evet, biz yüce Allah’ın ‘Kim zerre miktarı hayır işlerse onun mükafatını görecektir’ müjdesine iman etmiş bir milletiz. Hayır faaliyetlerimiz en güzel, en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş, bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz. Bilhassa sanat ve hele hele zarafet timsali mimari yapılarımızda, vakıf eserlerimizde bu özelliklerin temerküz ettiğini görürüz" ifadelerine yer verdi. "Yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" Vakıf kültürünün bir diğer özelliğinin de bireysel ve toplumsal hayatın her alanına, her safhasına şamil olması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Osmanlı Devleti sınırları içinde vakıflar sayesinde bir adam vakfedilmiş evde doğar, vakfedilmiş bir beşikte büyür. Vakıf ormanlarından geçimini temin eder. Vakıf mallarından yer ve içer. Vakıf kitaplarından okur, vakfedilmiş bir medresede hocalık yapar. Vakıf idaresinden ücretini alır. Öldüğü zaman da vakfedilmiş bir tabuta konur ve vakfedilmiş bir mezarlığa gömülür. Geçmişte yapılan işte bu tespit son derece yalın, çarpıcı ve isabetlidir. Divitinde mürekkep kalmayan talebelere mürekkep temin edilmesinden şehit ve sahabe türbelerinin tamir edilmesine, bitkilerin tohumların ve göç yolundaki leyleklerin korunmasından kimsesiz hastaların tedavisine kadar bizim vakıf geleneğimiz işte böylesine güçlü, bu derece kapsayıcı, kuşatıcı, kucaklayıcı bir yapıya sahiptir. Canlı cansız tüm varlıkları merkezine alan vakıflarımız, çok şükür bugün bu özveriyle ve samimiyetle çalışmalarına devam ediyor. Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar, her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri bu kutlu mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar. Milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesinden, nerede bir mazlum varsa imdadına koşmaya farklı alanlarda inşallah faaliyet gösteren vakıflarımız, milletimizin kıvanç kaynağı olmayı sürdürüyor. Çalana çırpana, ’öğrenciler için burs topluyoruz’ diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz. Onlar ne yaparsa yapsın biz hükümet olarak iyilikte, yardımlaşmada, dayanışmada yarışanları desteklemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. İnsan insanın şifasıdır. Bu inançla bir yaralı gönüle merhem olmaya, bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmaya, milletimizin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerimizin yanında olacağız" dedi. "2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün gerek yurt içinde gerekse yurt dışında vakıf miraslarına sahip çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinde hasar gören 377 vakıf eserinden 276’sının onarım ve restorasyonu tamamlandı. Geri kalan 101 eserin tadilat ve rekonstrüksiyonu inşallah bitti. Yıl içerisinde nihayete erecek. Böylece 2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak. Genel Müdürlüğümüz son dönemde çok önemli çalışmalara imza atıyor. Mimar Sinan’ın ‘Ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii’miz, 2020’de asli hüviyetine kavuşturduğumuz Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif’imiz, barok tarzdaki üslubuyla öne çıkan Nur Osmaniye Külliye’miz, yaklaşık 700 yıllık bir tarihe sahip olan Sungur Bey Camii’miz ve daha nice önemli eserde oldukça titiz bakım ve onarım faaliyetleri yürütüldü. Evlad-ı Fatihan diyerek başta gönül coğrafyamızda adeta bir restorasyon seferberliği başlatılarak. 2012’den bugüne tam 40 eser ihya edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Kosova ve Bosna Hersek’te ise 11 eserin onarımı devam ediyor. Göğsümüzü kabartan, milletimizin yüz akı olan bu çalışmalardan ötürü Vakıflar Genel Müdürlüğümüze sizlerin huzurunda bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:47
Yüksek Seçim Kurulu’nun yeni başkanı Dr. Serdar Mutta oldu
Yüksek Seçim Kurulu’nun yeni başkanı Dr. Serdar Mutta oldu.
17 Mart 2026 Salı - 12:16
Şehit yakınları kutsal topraklara uğurlanacak
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen ve Muradiye Kültür Vakfı tarafından finanse edilen proje kapsamında 50 şehit yakını, umreye gönderilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü iş birliğinde, şehit ailelerine yönelik anlamlı bir proje hayata geçirildi. Proje kapsamında; Ankara, Bolu, Düzce, Kırıkkale ve Çankırı illerinden belirlenen 50 şehit yakını umreye gönderilecek. Kafile 23 Mart’ta yola çıkacak Görevli personelin de yer alacağı kafile, toplam 75 kişiden oluşacak. Şehit ailelerine manevi destek sunulmasını hedefleyen proje kapsamında belirlenen kafile, 23 Mart 2026 tarihinde kutsal topraklara uğurlanacak.
17 Mart 2026 Salı - 12:12
Bakan Uraloğlu: "Biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanmalarına imkan tanıdık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı’nda artması beklenen yolcu yoğunluğuna karşı şehirler arası otobüs firmalarının turizm taşımacılığı için yetkilendirilmiş araçlarını da seferlerde kullanabileceğini açıkladı. Bakan Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili sebebiyle şehirler arası otobüs taşımacılığına yönelik uygulanacak düzenlemeyi duyurdu. Bayram dönemlerinde yolcu talebinin olağan sefer kapasitesinin çok üzerine çıktığını hatırlatan Uraloğlu, vatandaşların mağdur olmaması için ek sefer imkanının genişletildiğini söyledi. "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz" Uraloğlu, bayram tatilinde şehirler arası yolcu taşımacılığında ciddi bir yoğunluk yaşanmasını beklediklerini belirterek, "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz. Mevcut tarifeli seferlerin bu talebi karşılayabilmesi için biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanabilmelerine imkan tanıdık" diye konuştu. "Firmalar, araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" Ek Seferler, 29 Mart gün sonuna kadar sürdürülebileceğini ifade eden Uraloğlu, "Biletli yolcu taşımacılığı yapan B1 ve D1 yetki belgesi sahibi firmalar; tarifeli hatlar dışına çıkmama, ücret tarifelerine uyma ve yapılan taşımadaki tüm sorumluluğu üstlenme şartıyla, ayrıca Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) bildirimde bulunmaları kaydıyla, B2 ve D2 yetki belgesi sahiplerinin 25 ve üzeri koltuk kapasitesine sahip taşıtlarını da kullanarak ek sefer yapabilecek. Firmalar, bu araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 12:11
Uzmanından uyarı: "Her adet ağrısı normal değildir; ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir"
Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir; özellikle şiddetliyse, yaşam kalitesini bozuyorsa ve ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" dedi. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, endometriozisin yalnızca adet sancısıyla sınırlı bir tablo olmadığını; ağrı, inflamasyon, yapışıklıklar ve doğurganlıkla ilgili sorunlara kadar uzanabilen çok yönlü bir hastalık olduğunu vurguladı. Yılmaz, endometriozisi, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında; rahmin dış yüzeyinde, tüplerde, yumurtalıklarda, karın zarında, bağırsak veya mesane gibi organların üzerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımladı. Bu dokuların her adet döngüsünde hormonal olarak etkilenmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, karın içinde gerçekleşen bu sürecin inflamasyona, yapışıklıklara ve yoğun ağrıya yol açtığını ifade etti. "Her adet ağrısı normal değildir" Endometriozisin en sık gözden kaçan yönlerinden birinin, ağrının normal adet sancısı sanılması olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, özellikle genç yaşlarda başlayan ve yıllar içinde artan şiddetli adet ağrılarının önemsenmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir. Kişiyi yatağa düşüren, günlük yaşamını aksatan, iş gücü kaybına yol açan, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen ağrılar varsa bunun altında endometriozis olabilir" diye konuştu. Erken tanı çevre dokuları korur Hastalığın ilerleyici bir karakter taşıdığına dikkat çeken Yılmaz, erken tanının çevre dokuların korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Endometriozisin tanısında 3 ile 10 yıl arasında gecikmeler yaşanabildiğini ifade eden Yılmaz, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalığın farklı formlarda ortaya çıkabilmesi olduğunu belirtti. Noktasal odaklar, yumurtalıkta oluşan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen kistler ya da daha derin yerleşimli nodüller nedeniyle bazı hastalarda tanının daha erken, bazılarında ise daha geç konabildiğini söyledi. Kadınların doğurganlığını da etkiliyor Yılmaz, endometriozisin yalnızca ağrıya neden olmadığını, aynı zamanda kadınların doğurganlığını da etkileyebildiğini kaydetti. Tüplerde yapışıklık ve tıkanıklıklara yol açabileceğini, yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, rahim iç ortamını bozarak gebelik sürecini zorlaştırabileceğini anlatan Yılmaz, "Bu hastalık infertiliteye yol açabilir; ancak bu, her endometriozisi olan kadının kısırlık yaşayacağı anlamına gelmez. Hastalığın şiddeti, yerleşim yeri ve dokulara verdiği hasar burada belirleyicidir" şeklinde konuştu. İlişki sırasında derin ağrı, yoğun adet kanamaları, bağırsak ve mesane şikayetleri, bel ve bacağa vuran ağrılar gibi belirtilerin de endometriozise işaret edebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, hastalığın bazı olgularda karın dışındaki alanlarda da görülebildiğini aktardı. Göğüs kafesi, sezaryen kesi hattı ya da daha önce yapılan ameliyat giriş yerlerinde bile endometriozis odaklarına rastlanabildiğini vurguladı. Öncelik ağrı mı doğurganlığın korunması mı? Tanı sürecinde en önemli unsurlardan birinin ayrıntılı hasta öyküsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, muayene, ultrason, MR ve bazı kan testlerinden yararlanılsa da hiçbir tek yöntemin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Özellikle hastanın şikayetlerinin döngüsel yapısı, yani adet dönemleriyle ilişkili artış göstermesi, tanıya giden yolda önemli ipuçları sunuyor. Tedavinin ise hastaya özel planlandığını söyleyen Yılmaz, burada temel sorunun hastanın önceliğinin ağrı mı yoksa doğurganlık mı olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlaç tedavilerinin adet döngüsünü baskılayarak alevlenmeleri azaltabildiğini; yanıt alınamayan veya ileri evre hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini ifade etti. Cerrahi planlanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ise doğurganlığın korunmasına yönelik bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yumurta ya da embriyo dondurma seçeneklerinin de bu süreçte değerlendirildiğini aktardı. Endometriozis tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine de dikkat çeken Yılmaz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yanı sıra radyoloji, gastroenteroloji, genel cerrahi, üroloji ve gerektiğinde fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalışmasının tedavi başarısını artırdığını belirtti.
17 Mart 2026 Salı - 11:49
13 yaşındaki obez köpek ’Kız’, yürüyüş yaparak zayıflıyor
Ankara’da yaşayan 13 yaşındaki obez köpek ’Kız’, sahibi Harun Efe ile yaptığı düzenli yürüyüşlerle zayıflıyor. Geçirdiği kaza sonrası kilo problemi yaşayan köpeği "Kız" için her gün düzenli yürüyüş yaptıran Harun Efe, bu anları sosyal medyada paylaşmasıyla yoğun ilgi gördü. Köpeğinin kilosunu azaltmak ve sağlıklı kalmasını sağlamak için yürüyüşleri aksatmadan sürdüreceğini belirten Efe, tüm zorluklara rağmen bakıma muhtaç hayvanlara ömrü boyunca sahip çıkmayı sürdüreceğini ifade etti. "Hayvanlar rahat etsinler diye arabamı satıp buranın mülkiyetini aldım" Köpeğinin geçirdiği kazanın ardından hareketsiz kalmasıyla birlikte kilo almaya başladığını belirten Harun Efe, "Kız’ım 13 yaşında ve 2019 yılında şanssız bir kaza yaşadı. Ben yokken sokaktaki çocuklar Kız’ıma vurmuşlar ve olay sonrası çapraz bağları koptu. Tedavisi uzun sürdü, ameliyatlarını yaptırdık. Ameliyatlarını yaptırdıktan sonra benim rahatsızlığım ortaya çıktı. Benim rahatsızlığım boyunca da köpeğim kimseyle yürümediği için hareketsiz kaldı. O süreç içerisinde hem ayağından dolayı hem de benim hastalığımdan dolayı Kız’ım kilo aldı. Yediği mamaların hepsi ölçülü. Hamur işleri veya başka yiyecekler yiyip kilo almadı. Hayvanlara boş bir dükkanda bakıyorum. Hayvanlar rahat etsinler diye arabamı satıp buranın mülkiyetini aldım "dedi. "Allah ömür verdiği sürece, hayvanlarıma her zaman bakacağım" Efe, hayvanlara baktığı alanın kısıtlılığı nedeniyle bakabildiği kadar hayvana sahip çıkabileceğini ifade ederek "Burada 40 tane kedi ve bir köpek var. Bu sürecin içerisinde bunların tedavileri var. Hayvanların içerisinde hasta olanlar var, engelli olan var. Hepsine bakmak gerçekten çok zor. Çünkü hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmek durumundayım. Birinin ayağında bir şey oluyor veya kiminin mantarı oluyor, hepsini fark etmek zorundayım. Maalesef imkanımız ve yerimiz kısıtlı olduğu için bakabildiğimiz kadar hepsine bakmaya çalışıyorum. Allah ömür verdiği sürece, hayvanlarıma her zaman bakacağım" diye konuştu. "Her yardım beni inanılmaz şekilde mutlu ediyor, yalnız olmadığımı hissediyorum" Köpeğiyle yaptığı yürüyüş videolarını sosyal medyada paylaşmasının ardından büyük ilgi gördüklerini aktaran Efe, "Kızıma sosyal medyadan inanılmaz bir ilgi var. İnsanlar Kızımı çok sevdiler, devamlı takip ediyorlar. Son 25 gündür hayvanseverler ufak tefek de olsa buraya yardım yaptılar. Buraya gelen her yardım hayvanlara gidiyor çünkü dediğim gibi çok masraflı, çok da meşakkatli bir iş ama elimizden ne geliyorsa hepsini yapmaya çalışıyorum. Hayvanlara yapılacak her yardım beni inanılmaz şekilde mutlu ediyor, yalnız olmadığımı hissediyorum" şeklinde konuştu.
17 Mart 2026 Salı - 11:31
Uzmanından uyarı: "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin"
Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, bayramda tüketilecek gıdalara ilişkin, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır" dedi. Ramazan Bayramı dolayısıyla tüketilecek gıdalar ilişkin açıklamalarda bulunan Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran; bayramda sadece tatlı değil, tuzlu gıdalara da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Bayram ziyaretlerinde artan tatlı ve tuzlu ikramların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Başaran, özellikle diyabet ve kolesterolü olan hastaların bu gıdaları dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini sözlerine ekledi. "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin" Bayram ziyaretlerinde tatlı tercihinin küçük porsiyonlarla sınırlı olması gerektiğini belirten Başaran, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sonrası eski alışkanlıklara hızlı dönüş, metabolizma üzerinde beklenmedik bir yük oluşturabiliyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve kolesterol yüksekliği gibi kronik rahatsızlıkları olan bireyler için bayram sofraları farkında olunmadan sağlık açısından riskli hale gelebiliyor" ifadelerini kullandı. "Özellikle diyabet hastaları, tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır" Bayram ziyaretlerinde sıkça duyulan ‘bir dilimden bir şey olmaz’ ifadesinin gün içinde fark edilmeden yüksek kalori ve şeker tüketimine yol açabileceğini vurgulayan Başaran, "Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastaları tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi, kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Aşırı yemek kan basıncında artış, kalp hızında yükselme, hazımsızlık ve reflü gibi sorunlara yol açabiliyor. Bazı kişilerde ise göğüs ağrısı gibi şikayetler görülebiliyor. Bu yüzden özellikle diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalığı bulunan bireylerin ve ileri yaştaki kişilerin küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemeleri, yemek sonrası kısa yürüyüşler tercih edebilir" cümlelerine yer verdi. "Yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler oldukça faydalıdır" Bayram ziyaretlerinin yalnızca yemekle sınırlı olmaması gerektiğinin altını çizen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bayram aynı zamanda hareket etmek için iyi bir fırsattır. Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler kan şekeri ve metabolik denge açısından oldukça faydalıdır. Önemli olan dengeyi korumaktır. Bayram sofralarında ölçülü davranmak kan şekeri dengesini korur, tansiyon yükselmelerini önler, kalp damar sistemini destekler ve sindirim sistemini rahatlatır. Bayramın keyfi sofranın büyüklüğünde değil, paylaşılan anların değerindedir. Sağlığınızı koruyarak geçirilen bir bayram, gerçek bir bayramdır."
17 Mart 2026 Salı - 11:28
Kadir Gecesi, Sincan’da dualarla idrak edildi
Sincan Belediyesi, 15 Temmuz Şehitleri Camii’nde Kadir Gecesi’ne özel bir program düzenledi. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, dualarla idrak edildi. Sincan Belediyesi; rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı, ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak kabul edilen Kadir Gecesi’ne özel bir program düzenledi. Vatandaşların yoğun katılımıyla 15 Temmuz Şehitleri Camii’nde gerçekleşen Kadir Gecesi özel programı, dualarla idrak edildi. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda; Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesi indirilmesinden dolayı, bu gecenin rahmet ve bağışlanma fırsatı olarak kabul edildiğinden söz edildi. "Sonsuz rahmet ve bağışlanmanın gecesi olan Kadir Gecesini hemşerilerimizle birlikte idrak ettik" Sincanlılar olarak, Ramazan ayını ve Kadir Gecesi’ni ibadetlerle geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Sonsuz rahmet ve bağışlanmanın gecesi olan Kadir Gecesini hemşerilerimizle birlikte idrak ettik. Rabbim tuttuğumuz oruçları yaptığımız ibadetleri kabul etsin. Bu mübarek gece, yüzü suyu hürmetine Rabbim bizlere sevdiklerimizle nice bayramlar nasip etsin inşallah, gecemiz mübarek olsun" ifadelerini kullandı. Kadir Gecesi özel programının ardından Başkan Ercan; cemaate kandil simidi, lokma ve sıcak çay ikramında bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 11:28
Gölbaşı’nda Kadir Gecesi’nde dualar semaya yükseldi
Gölbaşı Belediyesi, Kadir Gecesi dolayısıyla Şafak Camii’nde Mevlid-i Şerif programı düzenledi. Vatandaşların yoğun katılım gösterdiği gece Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahiler ve dualarla ihya edildi. Ankara’nın Gölbaşı Belediyesi’nce, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin manevi atmosferini birlikte yaşamak amacıyla Şafak Camii’nde Mevlid-i Şerif programı düzenlendi. Okunan Kur’an-ı Kerim, ilahiler ve mevlid ile camiyi dolduran vatandaşlar duygu dolu anlar yaşadı. Ellerin semaya açıldığı gecede hocaların eşliğinde dualar edildi. Programın ardından vatandaşlara lokma ve şeker ikramında bulunuldu. Şafak Camii’nin yanı sıra ilçe genelindeki birçok camide de vatandaşlara lokma ve şeker dağıtımı yapıldı. "Aynı duada ve aynı manevi atmosferde buluşmanın mutluluğunu yaşadık" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Kadir Gecesi’nin manevi anlamına vurgu yaparak "Kadir Gecesi, rahmetin, mağfiretin ve bereketin yeryüzüne indiği, gönüllerin huzurla dolduğu müstesna bir gecedir. Bin aydan daha hayırlı olan bu mübarek gecede hemşehrilerimizle aynı sofrada, aynı duada ve aynı manevi atmosferde buluşmanın mutluluğunu yaşadık. Bu tür programlar, toplumumuzdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını daha da pekiştiriyor. Hemşehrilerimizin bu güzel gecede bir araya gelmesi, dualarda buluşması bizim için çok kıymetliydi. Rabbim edilen duaları kabul etsin, ülkemize ve milletimize sağlık, huzur ve bereket nasip etsin" dedi. Programda; Kocatepe Camii İmam Hatibi Hafız Furkan Tıraşçı, Tasavvuf Musikisi Saanatçısı Esad Aydoğan, Kocatepe Camii Baş İmam Hatibi Mehmet Atıcı, Hacıbayram Camii eski İmam Hatibi İbrahim Meletlioğlu, Kur’an okuma yarışması dünya birincisi Hafız Ali Tel, Ankara Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu ve Mevlidhan Mustafa Akbaş yer aldı.
17 Mart 2026 Salı - 11:25
Pursaklar Belediyesi’nden Kadir Gecesi’nde gönülleri ısıtan sürpriz
Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu sahaya yansıtan Pursaklar Belediyesi, Kadir Gecesi’nde camilere gelen çocuklara sürpriz yaparak ayakkabılarına bıraktığı hediyelerle yüzlerde tebessüm oluşturdu. Pursaklar Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferine anlam katan güzel bir etkinliğe imza attı. Kadir Gecesi dolayısıyla camilere gelen çocukları unutmayan belediye ekipleri, miniklere sürpriz yapmak için özel bir çalışma gerçekleştirdi. Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, çocukların mutluluklarına ortak olmak adına ilçedeki camileri tek tek gezerek miniklerin ayakkabılarını içine çeşitli hediyeler bıraktı. Camiden çıkan minikler, ayakkabılarının içinde buldukları sürprizlerle büyük sevinç yaşadı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, aileler tarafından da takdirle karşılandı. "Çocuklarımızın, Ramazan’ı ve Kadir Gecesi’ni böylesine güzel hatıralarla anımsaması bizim için çok kıymetli" Kadir Gecesi’nde camilere gelen çocukları için sürpriz hediyeler hazırladıklarını Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Kadir Gecesi’nde camilerimize gelen çocuklarımızın kalbine küçük bir dokunuş yaparak, onların ayakkabılarına bıraktığımız küçük hediyeleri büyük bir sevince dönüştürdük. Belki küçük bir hediye ama o an çocuklarımızın kalbinde oluşan mutluluk, bizim en büyük kazancımızdır. Çocuklarımızın, Ramazan’ı ve Kadir Gecesi’ni böylesine güzel hatıralarla anımsaması bizim için çok kıymetli. Biz de bu anlayışla, özellikle çocuklarımızın kalbine dokunan projeler üretmeye devam edeceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin, tüm çocuklarımızın yüzü her zaman gülsün" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 11:13
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "Her daim çocuklarımızın yanında olmaya devam edeceğiz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, devlet korumasındaki çocuklarla bir araya geldiği iftar programında "Biz devlet olarak her daim çocuklarımızın yanında olmaya, onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz" dedi. Sincan’daki bir restoranda esnaf girişimiyle devlet korumasındaki çocuklar için düzenlenen iftar programına Bakan Göktaş’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir ile bazı sosyal medya içerik üreticileri katıldı. Bakan Göktaş ve beraberindekiler, 7-17 yaş aralığında koruma altındaki 100 çocukla birlikte ocakbaşını deneyimledi. Mustafa Varank’ın iftar programını kastederek ‘Sizce bu örnek olabilir mi?’ sorusu üzerine Bakan Göktaş, "Örnek bir davranış. Bu iyiliği yaygınlaştırmamız lazım. Bu işlerde bereket vardır. Bu masaları çocuklarla paylaşmak bereket getirir" dedi. Bakan Göktaş, eskiden koğuş tipi bir ortamda çocukların devlet koruması altında tutulduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlayış değişti. Ev tipinde çocuklar bir abla eşliğinde adeta ev sıcaklığında devlet koruması altında büyüyorlar. Onlara her türlü destek her türlü imkan da sağlamaya devam ediyoruz. Hem şimdi hem de mezun olduktan sonra onları yalnız bırakmıyoruz. Kamu kurumlarına atamalarını gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Devlet koruması altında 15 bin 327 çocuğun bulunduğu anlatan Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bunun haricinde de ailelerinin yanında destek olduğumuz 180 bin kadar çocuğumuz var. Biz çocuklarımıza sadece kuruluş bakımında destek olmuyoruz kuruluştan çıkan çocuklarımızın akademik becerilerine destek olmaya devam ediyoruz. Evlilik yolunda da destek oluyoruz. Bu çocuklarımız milletimize emanet. Biz devlet olarak her daim çocuklarımızın yanında olmaya, onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz." Bakan Göktaş, bu tür buluşmaların örnek olması gerektiğini aktararak, "Bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılacak örnek bir model. Bu güzel girişim için herkese teşekkür ediyorum. Bereketli olsun inşallah" açıklamasında bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 11:12
Pursaklar Belediye Başkanı Çetin, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında buluştu
Ankara’nın Pursaklar Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen programda Başkan Ertuğrul Çetin, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında bir araya geldi. Ramazan ayının manevi ikliminde, şehit aileleri ve gazilerle anlamlı bir iftar programında; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Selim Yurdakul, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, İlçe Kaymakamı Üzeyir Aziz Özeren, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, BBP Ankara İl Başkanı Hamza Kurt, Ak Parti İlçe Başkanı İbrahim Kopan, MHP İlçe Başkanı Veysel Yıldırım ve TÜGŞAV Genel Başkanı Lokman Aylar ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. "Aziz Şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimiz ile birlikte iftarımızı yaptık" Şehit aileleri ve gazilerin milletin en kıymetli emanetleri olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı Çetin, "Aziz Şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimiz ile birlikte iftarımızı yaptık. Bugün burada, aynı sofrada oruç açmanın manevi coşkusunu hep birlikte yaşadık. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve dayanışmamızı daim eylesin. Sizler bizim için her zaman baş tacısınız, şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimiz, milletimizin gururu olmaya devam edecektir. Pursaklar Belediyesi olarak, her zaman şehit ailelerimiz ve gazilerimizin yanında olacağız" dedi. İftar programı boyunca masaları tek tek gezen Başkan Ertuğrul Başkan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ve beraberindeki heyetler, şehit aileleri ve gazilerle yakından ilgilendi.
17 Mart 2026 Salı - 11:11
Bakan Ersoy: "16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır" dedi. Ramazan ayında açılan "Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler" sergisi, Osmanlı’nın kutsal beldelere hizmet anlayışını ve asırlardır taşınan emanet bilincini yeniden gündeme taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Rami Kütüphanesi’nde kutsal emanetler, Kabe örtüleri, Kur’an-ı Kerim nüshaları ve seçkin eserlerin yer aldığı sergiyi ziyaret etti. Sergiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy, Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınan iki adet 16’ncı yüzyıl İznik çinisinin yeniden Türkiye’ye kazandırıldığını ifade ederek, sürecin çok yönlü bir iş birliğiyle sonuçlandığını vurguladı. Londra Büyükelçiliği’nin yoğun çabaları ile İznik çinilerinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını belirten Ersoy, "Bu özel sergi vesilesiyle bir müjdeyi de sizlerle paylaşmak isterim. Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır. Söz konusu eserler İngiltere’de bir müzayede evinde satışa sunulmak üzereyken Bakanlığımız ile İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarımızın koordinasyonunda yapılan girişimler neticesinde müzayededen çekilmiş; çinileri elinde bulunduran kişi eserleri ülkemize iade etmeyi kabul etmiştir. Londra Büyükelçiliğimizin yoğun çabaları, Londra Metropolitan Polisi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, bu eserlerin Sultanahmet ve Rüstem Paşa camiilerine ait olduğunu bilimsel verilerle ortaya koyan uzmanlarımız bu güzel sonucu elde etmemizi sağlamıştır. Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘Yapay Zeka Destekli Kültür Varlığı Tanımlama Projesi’ kapsamında, kaçakçılığa konu ülkemiz kökenli kültür varlıklarının internet ortamında taranması ve arşivlenmesine yönelik olarak kullanılan ‘TraceArt’ sisteminden yararlandığımızı da özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır" Osmanlı sultanlarının Haremeyn’e duyduğu bağlılığın yalnızca siyasi bir unvanla değil, güçlü bir edep, hizmet ve medeniyet anlayışıyla şekillendiğini vurgulayan Ersoy, "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır: ‘Hadimü’l-Haremeyn’. Mekke ve Medine’nin Hizmetkarı olarak ifade edebileceğimiz bu unvan; Osmanlı Devleti gibi üç kıtaya hükmeden, coğrafyaları şekillendiren, taç dağıtan bir kudreti yöneten insanların Allah’ın dini, peygamberi ve kıblesi söz konusu olunca çizdikleri aşılmaz had ve edep sınırını göstermesi açısından son derece değerlidir. Ecdadımız; Peygamber Efendimiz aracılığıyla İslam’ın insanlığa tebliğinin başladığı ve dünyaya yayıldığı, mukaddes Kabe’nin bulunduğu topraklara hizmetkar olmayı bütün hükümdarlıklardan üstün tutmuştur. Bu şiarı hizmete dönüştürerek asırlarca yaşatmışlar; söz konusu hizmetleri vakıflar eliyle kurumsallaştırarak kendilerinden sonrasını da güvence altına almış, sürekliliği tesis etmişlerdir" ifadelerini kullandı. "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş" "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş; o kutlu topraklara ve Kâbe’ye duydukları hasret Osmanlı sanatına aksetmiştir" diyen Ersoy, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Kitaplara, çinilere ve tablolara nakşedilen Kabe tasvirleri bunun en zarif örnekleridir. Daha da anlamlı bir şekilde, Kabe’nin birebir maketini yaptırarak hazırlattıkları kıymetli örtüleri bu maketin üzerine örttürmüş ve onu seyrederek manevi bir yakınlık tesis etmişlerdir. Mukaddes emanetler de işte bu derin saygı ve sevginin aşılmaz muhafızlığı altında bizlere ulaşmıştır. Her biri manevi hasret çekenlerin, vuslatı bekleyenlerin sabır ve huzur kapısıdır. Bugün İstanbul Türbeler Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonlarında muhafaza edilen kutsal emanetler ve Ramazan ayında ziyarete açılan Sakal-ı Şerif, işte bu köklü geleneğin yaşayan temsilcileridir. Bizler, Kur’an ayı Ramazan’ı vesile kılıp bu kadim hürmeti ve yüksek medeniyet şuurunu bir kez daha insanımızla paylaşmak istedik. ‘Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler’ sergisi bu amaçla hazırlandı. Burada, müze koleksiyonlarımızdan seçilen 57 kıymetli eserle birlikte, geleneğe gönderme yapan temsili bir Kabe canlandırmasına da yer verdik. Temennimiz odur ki geçmişe bir yolculuk yapmamıza, geleneklerimize sinmiş değerlerimizi hatırlamamıza, onları anlamaya ve daha derin, daha dolu yaşamamıza vesile olsun. Unutmayalım ki nesnede saklı olan mana esastır. Kutsal Emanetler; imanın, ihlasın, takvanın birer hafızasıdırlar. İnşallah dünya döndükçe bizim manevi hafızamızı diri tutmaya, anlatmaya, anlamamıza vesile olmaya devam edeceklerdir. Göreve geldiğimiz günden itibaren tarihi eser kaçakçılığına karşı attığımız kararlı adımlar, inşa ettiğimiz güçlü uluslararası iş birliği ağı bir kez daha sonuç vermiş ve bizim olan bize döndürülmüştür. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Varisi olduğumuz her bir eserimizin ait olduğu topraklara, asli sahibi olan milletimize iadesini sağlayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."
17 Mart 2026 Salı - 10:58
Uzmanından uyarı: "3 günde 1 haftalık kalori almak mümkün"
Ramazan ayı sürecinde midenin farklı bir metabolik süreç yaşarken bayram sofraları ile zorlanabildiğini söyleyen Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelir; her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon ve kan şekeri yükselmeleri, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları ile şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır’ dedi. Ramazan ayı boyunca değişen öğün düzeni ve uzun açlık saatleri, vücudun metabolik dengesini farklı bir ritme alıştırırken, bayramın gelmesiyle birlikte sofraların bir anda çeşitlenip, porsiyonların büyümesi ve gün boyu süren ikramların devreye girmesi hastalıkları da beraberinde getirebiliyor. Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, bu geçiş süreci doğru yönetilmezse sağlık açısından bazı risklerin ortaya çıkabileceğini belirterek "Özellikle tatlılar, hamur işleri, kırmızı et ağırlıklı yemekler ve sık yapılan ikramlar hareketsizlikle birlikte günlük enerji alımını ciddi şekilde artırabilir. 3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelebilir. Her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon yükselmeleri, kan şekeri yükselmesi, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları, şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır. Uzun süren açlık döneminden sonra bir anda ağır, yağlı ve porsiyonu büyük öğünler tüketmek özellikle mide ve safra sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Ayrıca fazla tuzlu ve yağlı besinler tansiyon hastaları için risk oluşturabilirken, şerbetli tatlılar diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir" ifadelerini kullandı. Bayramı daha rahat geçirmek için 5 öneri Ramazan boyunca sindirim sistemi daha küçük porsiyonlara ve belirli saatlere alışmışken bayram sabahı yapılan ağır kahvaltılar ve gün içinde arka arkaya tüketilen tatlıların mideyi zorlayabileceğini hatırlatan Doğan bayram dönemini daha rahat geçirmenizi sağlayacak 5 öneriyi şöyle sıraladı: "Güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Bayram sabahında kızartmalar, sucuk, kavurma gibi ağır besinler yerine peynir, zeytin, sade yumurta, tam tahıllı ekmek ve sebzelerden oluşan dengeli bir kahvaltı tercih etmeye çalışın. Tatlı tüketiminde ölçülü olun. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edebilir veya porsiyonlarınızı küçültebilirsiniz. Aynı gün içinde kendinize bir porsiyon tatlı tüketimi esnekliği sağlayarak dengede kalmaya özen gösteriniz. Porsiyonları küçültün. Bayram ziyaretlerinde her ikramdan küçük miktarlarda tatmak, toplam kalori alımını kontrol etmeye yardımcı olur. İkramlar arasında mutlaka 2 saat olmasına özen göstermeye, doyduğunuz noktada bedeninizi zorlamamaya dikkat ediniz. Su tüketimini artırın. Ramazan sonrası sıvı alımının yeniden düzenlenmesi gerekir. Gün boyunca yeterli su içmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de aşırı yeme isteğini azaltır. Ziyaretlerde ikram edilen çay ve kahve vücudunuzun su gereksinmesini daha da arttırabilmektedir, gün içinde 5 kupadan daha fazla çay ve kahve içmemeye özen gösteriniz. Hareket etmeyi ihmal etmeyin. Bayram ziyaretleri arasında yapılacak kısa yürüyüşler kan şekeri ve sindirim sistemi için oldukça faydalıdır." Bayramın keyfi dengeyle çıkarılabilir Porsiyon kontrolü ve öğün düzeni korunduğu sürece bayramın sağlık sorunu yaşanmadan geçirilebileceğinin altını çizen Doğan, "Bayram sofraları kültürümüzün en keyifli ve paylaşım dolu anlarından biridir. Önemli olan bu sofraların tadını çıkarırken dengeyi koruyabilmektir. Küçük porsiyonlar, dengeli seçimler ve biraz hareket sayesinde hem bayramın keyfi çıkarılabilir hem de sağlık korunabilir. Unutulmamalıdır ki bayram yalnızca sofraların değil; paylaşmanın, ziyaretlerin ve birlikte geçirilen güzel anların bayramıdır" açıklamasında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder