Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Tekin: "Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim, bilhassa 28 Şubat süreciyle beraber çok ciddi bir darbe aldı"
07 Mayıs 2026 Perşembe - 18:42:01
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim, bilhassa 28 Şubat süreciyle beraber çok ciddi bir darbe aldı. Hep beraber bir travma süreci yaşadık" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda düzenlenen "Mesleğe Yöneltme Testleri Tanıtım Toplantısı"na katıldı. Bakan Tekin, yaptığı konuşmada öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerine uygun alanlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Eğitim süreçlerinde rehberlik çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Tekin, mesleğe yöneltme testlerinin öğrencilerin kariyer planlamalarına katkı sağlayacağını ifade etti. Bakan Tekin, söz konusu uygulamanın öğrencilerin kendilerini daha iyi tanımalarına imkan sunacağını ve eğitim hayatındaki tercih süreçlerini daha sağlıklı yönetmelerine yardımcı olacağını belirtti. Toplantı kapsamında mesleğe yöneltme testlerinin kapsamı, uygulanma süreci ve hedefleri hakkında bilgilendirmeler de yapıldı. Ayrıca programda, bu testlerin öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra bireysel yetkinliklerini de geliştireceği vurgulandı. "Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim, bilhassa 28 Şubat süreciyle beraber çok ciddi bir darbe aldı" Mesleki ve teknik eğitimin 2010 yılından sonra yakaladığı ivme ile yükselişe geçtiğini belirten Bakan Tekin, "Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim, bilhassa 28 Şubat süreciyle beraber çok ciddi bir darbe aldı. Mesleki ve teknik eğitimde hep beraber bir travma süreci yaşadık. 2010’dan itibaren mesleki ve teknik eğitimde yeniden bir canlanma dönemi başladı. Bilhassa kat sayı uygulamasının kaldırılmasıyla beraber mesleki ve teknik eğitime yeniden bir yönlenme oldu. Mesleki ve teknik eğitim veren okullarımızı tepeden tırnağa revize ettik. Programları ve alanları yeniledik. Yeni okul modelleri ve proje okul modelleri geliştirerek sektörle ilişkisini sağladık. İşbaşı eğitimleri için okullarda çocuklarımızın uygulamalarını yaygınlaştırdık. Bunu yaparken çocuklarımıza asgari ücretin yüzde 30’u ve yüzde 50’si oranında cep harçlığı uygulamasını başlattık. İşletmelere beceri eğitimi için giden çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı risklere karşı iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı çocuklarımıza sigorta imkanı getirdik" diye konuştu. "Bu testlerle birlikte süreçte çok daha güçlü bir adımı hep beraber atmış olacağız" Mesleğe yöneltme testlerinin gençlere birçok fırsat sunacağını ifade eden Bakan Tekin, "Bugün tanıtımını yaptığımız bu testlerle birlikte süreçte çok daha güçlü, çok daha sağlıklı bir adımı hep beraber atmış olacağız. Çünkü bu yaptığımız şey, kamunun diğer kurumları tarafından da destekleniyor. Bizim ne yaptığımızdan onların haberdar olması, onların yapmak istediklerine bizim temel teşkil edilecek işler yapmamız, yapacağımız işlerdeki bereketi arttıracak, sağlıklı sonuçlara erişimimizi sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:55
Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu Ankara Rize Günleri açılış programında
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Memişoğlu, "Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Dernekler Federasyonu (RİDEF) tarafından, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi’nin himayelerinde 7-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu, ‘Spor Kenti Rize’ temasıyla Başkent Millet Bahçesinde gerçekleştirilecek ‘EtapRize Bisiklet Turu’nda bisiklet sürdü. 2 Bakan, bisiklet sürüşünün ardından fuar alanında düzenlenecek etkinliklere iştirak etti. "Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık" Rize’nin bütün ilçelerinde spor salonları, futbol salonları gibi pek çok yatırım gerçekleştirdiklerini ve yapmaya da devam ettiklerini ifade eden Bakan Bak, "İlçelerde çocuklarımız spora ulaşsın diye yatırımlar yapıyoruz. Şu anda Rize’ye Türkiye’nin en modern çok kullanışlı spor salonunu yapıyoruz. İnşaatı devam ediyor. Yakında bitecek. Orada onu da hep beraber göreceğiz. Yine İkiz Dere’nin, Kalkan Dere’nin ve İyi Dere’nin birleştiği yere yarı olimpik yüzme havuzu yapıyoruz. Yine merkezde bir yurt yapıyoruz. Bir tanesinin inşaatı devam ediyor. Yenisine başlayacağız. Yine bütün ilçelerdeki yönetmeliği yerine getirmeye çalışıyoruz. Fındıklı’ya yeni bir spor salonu kazandıracağız. Yeni bir yatırımı da oraya kazandıracağız. Dolayısıyla Rize’nin her tarafında pek çok yatırım yapıyoruz. Rize spor şehri olmaya aday. Burada pek çok organizasyonu yapıyoruz. Sizler de takip ettiniz. Kaçkar Dağlarını tanıtmak için UTMB yani ultra maraton yapıldı. Hepiniz takip ettiniz. Eylül ayının sonundaydı. Kaçkarlar’da 2 bine yakın yabancı koşucu geldi. Turizm açısından önemli bir organizasyonu gerçekleştirdik. Yine Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yaptık. Çayeli’nde motosiklet yarışması yaptık. Off-road yarışmaları yaptık. Yani Rize’nin her tarafında spor turizmiyle ilgili yatırımlar var. Heyecanlar var, coşku var. Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık. Cumhurbaşkanımızın sporun içinden gelmesi, spor vizyonu, Türkiye’deki spor vizyonu, gençlik yatırımları, Türkiye’nin en güzel gençlik kampı Fındıklı’da. Yeni bir gençlik kampını da yine Ardeşen’e kazandıracağız. Bölgemizdeki yatırımlar devam ediyor. İkizdere’ye Yüzme Federasyonu’nun da olimpik çalışmaları yapacağı yeni bir tesisi kazandıracağız. Yani Rize’nin her tarafına tesisi kazandırıyoruz" diye konuştu. "Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor" Türkiye’nin dört bir yanında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 880 bin tane yurt yapıldığını ve 1 milyona yakın öğrencinin konakladığını belirten Bakan Bak, "Bu öğrencilerimiz yurtlarımızda sadece bin liraya kalıyor. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği ücretsiz. Yatırımlar böyle. Onlara burs da sağlanıyor. Cumhurbaşkanımızın gençlere verdiği önem de burada. Yine Türkiye hepiniz takip ettiniz. Önemli uluslararası organizasyonları gerçekleştiriyor. Yanımızda, kuzeyimizde Rusya-İngiliz savaşı varken İran-İsrail, Amerika savaşı varken Türkiye’ye Cumhurbaşkanımızın önderliğinde onun siyasi tecrübesiyle, güveniyle Formula 1 organizasyonunu getirdik. 2027 yılından itibaren 5 yıl olunca dünyanın en büyük spor organizasyonu Formula 1 İstanbul’da yapılacak. Yine 2027 Avrupa Oyunları İstanbul’da yapılacak. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. 20 Mayıs’ta da UEFA Avrupa Ligi finali İstanbul’da yapılacak. Cumhurbaşkanımızın spor için göndermesi, sporcuya destek vermesiyle Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor. Büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı" Bakan Memişoğlu ise, "Dumansız hava sahası, organ bağışı, hareket ve toplumun geleceğine katma değer oluşturulacak birçok şeyi bir araya getirip böyle bir toplantıda bunları dile getirip icra etmek bir Rizeli’ye, 53. Sağlık Bakanı olarak bana nasip olduğu için çok mutluyum. Arkadaşlarım bu şekilde hassasiyet gösterdiği için Rizeli olarak gurur duyuyorum. Çünkü sağlıklı toplum umutlu toplumdur. Sağlıklı toplum, güçlü toplumdur. Önce sağlığımızın değerini bilmeliyiz ve sağlıklı olmamız gerekir. Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" ifadelerine yer verdi. "‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık" Programa katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise konuşmasında, şu ifadelere yer verdi: "Türk milleti olarak örf adetlerimiz, geleneklerimiz ve bunları ifade ettiğimiz değerlerimiz var. Bizim millet haline getiren, devletimizi güçlü hale getiren, bizim ilişkilerimizi daha güvenceli, daha inanılır, daha takip edilebilir şekle dönüştüren müthiş bir değerler malzemesine sahibiz ve bu değerleri koruyup kollamak hepimizin görevi. Bu çağda bu zamanda özellikle kitle iletişim araçlarının çeşitliliği ve dünyada bu anlamda da mesafe itibariyle düşürdüğü bir zaman diliminde ahlakı korumak, tek cümleyle insanın sahip olması gerektiği değerleri korumak, gençlerimizi korumak, aileyi korumak ve elbette ailelerin oluşturduğu devletin etik alanlarını korumak çok büyük bir performans. İşte bu anlamda Rizeli hemşerimiz Türkiye Hükümeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bu anlamda çok iyi, önemli, sonuç alıcı projeleri hayata geçirilmiş. Fakat Cumhurbaşkanımız kaç yıl önce ‘Dünya beşten büyüktür’ dediğinde sonuçları anlamıyoruz. Ama bu yılın dünyasında şu Orta Doğu’da çevremizde olup bitenler; ABD, İsrail ikilisiyle İran arasında devam eden bu durumları dikkate aldığımızda, Gazze’de kaç yıldır devam eden soykırım görüntüsünü izlettiğimizde birisi ‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:48
Adalet Bakanı Gürlek: "Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato sürecinin kötüye kullanıldığını, bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşündüklerini belirterek, "Bir defadan sonra şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da iflasına karar vereceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ege Bölgesi milletvekilleriyle Ankara Hakimevi’nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi. Bölge milletvekilleriyle yapılan toplantıların faydalı geçtiğini ifade eden Gürlek, "Bu toplantılar hem bölgenin sorunlarını anlamak açısından hem de eksiklikleri görmek açısından bize fayda getiriyor" diye konuştu. Milletvekillerinin öneri ve değerlendirmelerinin önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, "İstişarede fayda var" ifadelerini kullandı. "Konkordato süreci kötüye kullanılıyor" Konkordato uygulamasının kötüye kullanıldığına dikkat çeken Bakan Gürlek, "Konkordato aslında iş adamlarına, fabrika sahiplerine, iş dünyasına bir anlamda yaşama şansı tanımak, iflastan önceki bir adım ama maalesef bu süreç kötüye kullanılıyor" dedi. Konkordato konusunda yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını belirten Gürlek, "Bir bilirkişi raporuyla konkordato kararı alıyorlar. Ondan sonra sistemi kilitliyorlar" ifadelerini kullandı. Konkordato kararının yalnızca bir kez alınabilmesine yönelik düzenleme düşündüklerini kaydeden Gürlek, "Bir defadan sonra da artık şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da artık şirketin iflasına karar vereceğiz" şeklinde konuştu. "5 günde tebligat yapılmış sayılacak" E-Tebligat düzenlemesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, söz konusu yasanın halen TBMM gündeminde olduğunu belirterek, "Yeni düzenleme ile artık 5 günlük süre içerisinde tebligat yapılmış sayılacak" dedi. 12’nci Yargı Paketi hazırlıklarının sürdüğünü ifade eden Gürlek, "Özellikle bu kanun paketinde bölgelerin ihtiyaçları ve milletvekillerimizin önerileri bizim için çok önemli. Bu konu henüz bitme aşamasına gelmedi" diye konuştu. Sosyal medyada kimlik doğrulama sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, sosyal medya platformlarıyla görüşmeler yapıldığını belirtti. Gürlek, sosyal medyaya kimlikle giriş konusunda bir geçiş süreci öngördüklerini ifade etti. Bakan Gürlek ayrıca, "Yargının Etkinliği Bürosu" ile "Alo Adalet" sistemlerinin uyumlu hale getirilmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:42
Pursaklar anneler için unutulmaz bir güne hazırlanıyor
Birbiri ardına sosyal ve kültürel programlarla ön plana çıkan Pursaklar Belediyesi, 10 Mayıs Anneler Günü münasebetiyle Anneler Günü Matinesi düzenliyor. Pursaklar Belediyesi, Anneler Günü dolayısıyla ilçede yaşayan anneler için özel bir "Anneler Günü Matinesi" düzenliyor. Toplumsal hayatın temel taşı olan annelerin önemine dikkat çekmek ve onların bu özel gününü birlikte kutlamak amacıyla gerçekleştirilecek program, renkli etkinliklere sahne olacak. Düzenlenecek matinede müzik dinletileri, çeşitli gösteriler ve sürpriz etkinliklerle annelere keyifli bir gün yaşatılması hedefleniyor. Katılımcılar, hem eğlenceli vakit geçirecek hem de Anneler Günü’nün manevi atmosferini hep birlikte paylaşma imkânı bulacak. "Tüm annelerimizi düzenleyeceğimiz Anneler Günü Matinesi’ne davet ediyorum" Tüm anneleri programa davet eden Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Hayatımızın her anında sevgisiyle, fedakarlığıyla ve sabrıyla yanımızda olan kıymetli annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Onların emeğini ve değerini anlatmaya kelimeler yetmez. Bizler de Pursaklar Belediyesi olarak bu özel günde annelerimize küçük bir teşekkür sunmak, onların yüzünde bir tebessüm oluşturmak istedik. Tüm annelerimizi ve ailelerimizi düzenleyeceğimiz Anneler Günü Matinesi’ne davet ediyorum. Gelin, bu güzel günü birlikte paylaşalım" dedi. Pursaklar Belediyesi tarafından Şehr-i Tebessüm Nikah Salonunda ücretsiz olarak düzenlenecek olan Anneler Günü Matinesi, tüm kadınların katılımına açık olarak gerçekleştirilecek.
15 Mart 2026 Pazar - 12:47
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan "Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" paylaşımı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" nedeniyle yaptığı paylaşımda, "Mescid-i Aksa’nın 15 gündür kapalı olması İslam toplumlarının hedef alındığı sistematik baskı ve ayrımcılığın boyutlarını açıkça gözler önüne seren bir başka kural tanımazlıktır" ifadelerine yer verdi. Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" dolayısıyla X hesabından paylaşımda bulundu. Kurtulmuş paylaşımında, "15 Mart’ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ‘Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ olarak ilan edilmesinin dördüncü yıl dönümünde, İslam karşıtlığının, nefret söyleminin ve ayrımcılığın yalnızca Müslümanları değil, insanlığın ortak değerlerini hedef alan küresel bir tehdit olduğunu bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyoruz. Bugün özellikle Gazze’de yaşanan gelişmeler ve komşumuz İran’a yönelik saldırılar sonucu bölgede artan gerilimler; Müslüman toplumların hedef alındığı nefret dilinin tüm insanlık için ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Mescid-i Aksa’nın 15 gündür kapalı olması İslam toplumlarının hedef alındığı sistematik baskı ve ayrımcılığın boyutlarını açıkça gözler önüne seren bir başka kural tanımazlıktır" ifadelerine yer verdi. Kurtulmuş’un paylaşımının devamı şöyle: "Bu bağlamda, Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurmak, milyonlarca Müslümanın inancına açık bir saldırıdır. Mescid-i Aksa, savaş şartlarında bile ibadete kapanmaması gereken kutsal bir mabeddir. Bu hakîkati bugün hiç kimse görmezden gelemez. Siyonist rejimin zulüm ve barbarlığı Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkını elinden alamaz. Uluslararası toplum ve küresel sistemin bu açık haksızlık karşısındaki suskunluğu ise yaşananlar kadar kaygı vericidir. ’15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ vesilesiyle, Müslümanları hedef alan her türlü ön yargının, ayrımcılık ve düşmanlığın son bulduğu; farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü daha adil ve barışçıl bir dünya özlemini bir kez daha güçlü biçimde vurguluyoruz."
15 Mart 2026 Pazar - 12:21
Bakan Bayraktar: "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Osman Gazi FPU dahil sondaj ve sismik gemilerimizin, deniz altı sistemlerimizin ve kritik ekipmanlarımızın bakım, onarım ve test süreçlerini kendi mühendislik kapasitemizle yürütüyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye yolunda zincirdeki her halkayı bir bir tamamlıyoruz" dedi. Türk enerji filosu, bir yandan Karadeniz’deki operasyonlarına aralıksız devam ederken diğer taraftan da Çağrı Bey Derin Deniz Sondaj Gemisi ile Somali açıklarında petrol aramaya hazırlanıyor. Uluslararası arenada operasyon yürütme kabiliyetine erişen enerji filosunun arkasında ise çok güçlü stratejik bir altyapı bulunuyor. Filyos Bakım Merkezi, sadece filodaki gemilerin değil her türlü ekipmanın da operasyonlara hazır halde tutulmasında görev üstleniyor. Yıldırım ve Osman Gazi sahaya çıkacak Zonguldak Filyos Limanı’nda kurulan Filyos Bakım Merkezi’nde, bugünlerde hummalı çalışmalar yürütülüyor. Merkez, filonun yeni üyelerinden olan ve boğazları geçtiği için kulesi sökülen Yıldırım’ı sefere hazır hale getirmeye çalışırken Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi’yi de Sakarya Gaz Sahası’ndaki görevine hazırlıyor. Yıldırım’ın nisan ayında Karadeniz’deki ilk görevine uğurlanması bekleniyor. Osman Gazi’nin de yılın üçüncü çeyreğinde göreve başlaması planlanıyor. Çok amaçlı merkez Toplamda 60 bin metrekare alana kurulu olan Filyos Bakım Merkezi, enerji filosundaki gemilerin, deniz altı sistemleri ve çeşitli ekipmanlarının bakım, test ve revizyon işlemlerini gerçekleştiriyor. Merkez bünyesinde talaşlı imalat, kaynak, kumlama-boya ve yüzey kaplama atölyeleri bulunuyor. Ayrıca hidrolik, elektrik ve tahribatsız muayene birimleri ile birlikte sondaj ekipmanları ve gemi pervanelerine yönelik bakım çalışmaları da yürütülüyor. Özel test havuzları Merkezde sondaj makinesi test düzeneği ile sualtı robotları ve kuyu başı kontrol ekipmanlarının test edildiği özel test havuzları yer alıyor. Bu altyapı sayesinde sahada kullanılacak ekipmanlar operasyon öncesinde kapsamlı test süreçlerinden geçiriliyor. Uluslararası standartlarda Filyos Bakım Merkezi’nde tüm faaliyetler, petrol ve doğal gaz endüstrisinde kabul gören uluslararası kalite ve teknik standartlar çerçevesinde yürütülüyor. API Q1 ve API Spec 7-2 başta olmak üzere uygulanan standartlar bakım ve test süreçlerinde güvenlik, kalite ve operasyonel sürekliliğin temel dayanağını oluşturuyor. Daima hazır Filyos Bakın Merkezi sayesinde başta derin deniz sondaj gemileri ve sismik araştırma gemileri olmak üzere Türk enerji filosunun her bir parçası göreve hazır halde tutuluyor. Merkez, bakım sürelerini kısaltırken operasyonel verimliliği arttırıyor. Böylece hem bu alandaki dışa bağımlılık azaltıyor hem de maliyetler en aza indiriyor. "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz" Bakan Bayraktar, Filyos Bakım Merkezi’ne ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Mavi vatan ve ötesinde arama ve üretim kabiliyetimizin sürekliliği, karada kurduğumuz güçlü bakım ve hazırlık altyapısıyla sağlanıyor. Enerji filomuzun yuvası haline gelen Filyos Bakım Merkezimizde, Osman Gazi FPU dahil sondaj ve sismik gemilerimizin, deniz altı sistemlerimizin ve kritik ekipmanlarımızın bakım, onarım ve test süreçlerini kendi mühendislik kapasitemizle yürütüyoruz. Bu merkezle dışa bağımlılığı azaltıyor, operasyonel sürekliliği güçlendiriyor ve yüksek katma değerli teknik hizmetleri ülkemizde üretir hale geliyoruz. Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz."
15 Mart 2026 Pazar - 12:08
Adalet Bakanı Gürlek: "İslam’a ve Müslümanlara yönelik düşmanlık kararlılıkla reddedilmelidir"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İslam’a ve Müslümanlara yönelik düşmanlık kararlılıkla reddedilmelidir" dedi. Bakan Gürlek, "İslamofobi" kavramının yalnızca bir korkuyu ifade etmediğini belirterek, dünyanın birçok yerinde Müslümanlara yönelen tutumun ön yargı, ayrımcılık ve açık bir düşmanlık içerdiğini ifade etti. Paylaşımında, "Fobi kavramı esasen bir korkuyu tanımlarken, dünyanın birçok yerinde Müslümanlara yönelen tutum; bir korkudan ziyade İslam’a, Müslüman kimliğine ve İslam medeniyetine yönelik sistematik bir karşıtlık ve dışlama biçimi olarak ortaya çıkmaktadır" ifadelerine yer veren Gürlek, meselenin çoğu zaman bir korkudan ziyade İslam karşıtlığı ve İslam düşmanlığı olduğuna dikkat çekti. Minarelerden, başörtüsünden ya da bir inancın kamusal görünürlüğünden rahatsızlık duymanın korkuyla açıklanamayacağını belirten Gürlek, bir insanın inancı, kimliği veya kültürü nedeniyle hedef alınmasının insan onuruyla bağdaşmayacağını kaydetti. Adalet Bakanı Gürlek paylaşımında ayrıca, "İslam’a ve Müslümanlara yönelik düşmanlık kararlılıkla reddedilmelidir. Toplumların barışını ve ortak geleceğini tehdit eden her türlü ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele etmek, farklılıkları zenginlik olarak gören, insan onurunu ve karşılıklı saygıyı merkeze alan bir anlayışı güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Bakan Gürlek, Türkiye’nin İslam düşmanlığına, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve her türlü ayrımcılığa karşı insan onurunu, eşitliği ve hukukun üstünlüğünü savunmaya kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.
15 Mart 2026 Pazar - 11:39
ASO Başkanı Ardıç: "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO), Avrupa Birliği ile Hindistan arasında siyasi mutabakata varılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türkiye ve özelde Ankara sanayisine muhtemel etkilerini bütün boyutlarıyla ortaya koyan kapsamlı araştırma raporunu yayımladı. ’AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Türkiye Sanayisi İçin Riskler ve Stratejik Fırsatlar’ başlıklı rapor; küresel ticaret dengelerinde yaşanan değişimi, risk alanlarını, sektör bazlı rekabet dinamiklerini, Ankara sanayisine muhtemel yansımalarını ve yeni dönemde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticaret düzeninin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, Avrupa Birliği ile Hindistan STA’sının da yeni düzenin en somut işaretlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan bu ekonomik entegrasyonun, yalnızca iki ekonomi arasındaki ticaret hacmini artırmakla kalmayacağını belirten Ardıç, AB-Hindistan STA’sının Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı Avrupa Birliği’nin tedarik zinciri mimarisini ve rekabet dinamiklerini önemli ölçüde değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. "Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" Ardıç, ASO’nun araştırma raporunun yalnızca bir analiz değil aynı zamanda Türkiye sanayisi için stratejik bir yol haritası niteliği taşıdığını vurgulayarak, "Raporumuz; güncel veriler, sektörel analizler, uluslararası karşılaştırmalar ve saha görüşmeleri ışığında ülkemiz sanayisi için risk ve fırsatları ortaya koyuyor ve somut bir eylem planı sunmayı hedefliyor. Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" diye konuştu. Etki ani değil, kademeli rekabet baskısı şeklinde hissedilecek ASO’nun raporunda, AB pazarının Türk sanayisi açısından taşıdığı stratejik önem vurgulandı. Verilere göre AB’nin Türkiye’den ithalatı 115 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 81,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, Hindistan’ın STA ile bazı sektörlerde ihracat performansını artırabileceğine, bunun da Türkiye’nin güçlü bir tedarikçi olduğu AB pazarındaki konumunun zayıflayabileceğine işaret ediyor. Raporda, AB-Hindistan STA’sının Türkiye açısından oluşturacağı etkinin ani ve yıkıcı bir pazar kaybı şeklinde değil, daha çok kademeli bir rekabet baskısı olarak hissedileceği vurgulandı. Özellikle standart, fiyat duyarlılığı yüksek ve seri üretime konu olan ürün segmentlerinde, Türk firmalarının tercih avantajında aşınma yaşanabileceği; bunun da pazarlık gücünde zayıflama ve kar marjlarında daralma olarak ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu baskının her sektör için aynı olmayacağı, ürün grubuna ve katma değer düzeyine göre farklılaşacağı belirtildi. Hangi sektörler risk alanında? Raporda en önemli risk alanlarından birinin elektrikli makine ve cihazlar sektörü olduğuna dikkat çekildi. AB’nin Türkiye’den bu alandaki ithalatı 7,1 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 11,6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Hindistan’ın AB pazarındaki yıllık ihracat artış hızının yüzde 41,5, Türkiye’nin ise yüzde 8,2 seviyesinde kalmasının; bu sektörde Hindistan’ın çok daha yüksek bir ivme yakaladığını ortaya koyduğuna dikkat çekilerek, bu alanın acil müdahale gerektiren birinci öncelikli sektörlerden olduğu vurgulandı. Makine ve mekanik aksamlar ile belirli otomotiv aksamlarının da benzer şekilde rekabet baskısının artabileceği alanlar arasında olduğu ifade edildi. Rekabet artık sadece fiyatla belirlenmiyor ASO raporunda, yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat üzerinden okunamayacağına dikkat çekildi. Menşe kuralları, teknik standartlara uyum, sertifikasyon hızı, tedarik zinciri şeffaflığı ve teslim süresi gibi tarife dışı unsurların belirleyici rol oynadığı ve Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğu ifade edildi. AB müktesebatına uyum konusundaki tecrübesi, coğrafi yakınlığı ve hızlı teslimat kabiliyetinin, Türkiye sanayisinin elindeki stratejik kozlar arasında gösterildi. Türkiye’den Avrupa’ya kara yolu ile 48-72 saat içinde teslimat yapılabilmesi, Avrupalı üreticiler için kritik bir tedarik avantajı olarak değerlendirildi. Raporda, doğru destek mekanizmaları ve güçlü bir dönüşüm programıyla bu avantajların daha da güçlendirilebileceği vurgulandı. "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir" Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli konu da Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) oldu. 2026 yılı itibarıyla yeni ticaret denkleminin en kritik belirleyicilerinden biri haline gelen SKDM’nin, Türkiye açısından aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı oluşturabileceği ifade edildi. Türkiye’nin özellikle demir-çelik sektöründe elektrik ark ocaklarına dayalı üretim altyapısının, Hindistan’ın kömüre daha bağımlı yapısına kıyasla önemli bir karbon avantajı sunduğu belirtildi. Raporda, Türkiye’nin bu avantajını koruması ve yeşil dönüşümünü hızlandırması halinde, Hindistan’ın tarife avantajının SKDM maliyetleriyle kısmen hatta tamamen dengelenebileceğine dikkat çekildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, bu noktada yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik ve ticari bir zorunluluk olduğuna işaret ederek, "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir. Rekabet gücümüzü korumanın yolu, katma değerli ve düşük karbonlu üretimi hızlandırmaktan geçmektedir" şeklinde konuştu. Hindistan yalnızca rakip değil, aynı zamanda büyük bir fırsat alanı Raporda, AB-Hindistan STA’sının yalnızca riskler doğurmadığı, aynı zamanda Türkiye sanayisi için yeni fırsat kapıları da araladığı vurgulandı. Hindistan’ın 1,4 trilyon dolarlık ulusal altyapı yatırım programının, 500 GW’lık yenilenebilir enerji hedefinin ve ’China+1’ stratejisi kapsamında yeni tedarik ortakları arayışının; Türkiye ve Ankara sanayisi için önemli bir iş birliği zemini oluşturduğu ifade edildi. İnşaat makineleri, tarım teknolojileri, enerji ekipmanları ve müteahhitlik hizmetleri başta olmak üzere pek çok alanda Hindistan pazarının Türkiye açısından önemli fırsatlar taşıdığı belirtildi. Ankara’nın mühendislik gücü, esnek üretim kapasitesi ve AB standartlarında üretim yapabilme kabiliyetinin bu pazarda önemli avantaj sağlayabileceği kaydedildi. Bu fırsatların değerlendirilebilmesi için Hindistan pazarına yönelik daha hazırlıklı, seçici ve stratejik bir yaklaşım gerektiği; yerel içerik şartları, eyalet bazlı düzenleme farklılıkları ve ortaklık modellerinin dikkatle ele alınmasının şart olduğu vurgulandı. ASO Teknoloji Üssü raporda öne çıktı ASO tarafından hazırlanan raporda, sanayinin rekabet gücünü artıracak en önemli unsurlardan birinin katma değerli üretime geçiş olduğu vurgulandı. Bu kapsamda Ankara sanayisinin teknoloji kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen ASO Teknoloji Üssü projesi de raporda önemli başlıklar arasında yer aldı. Raporda, firmaların test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem geliştirme kabiliyetlerini artıracak bir teknoloji ekosisteminin kurulmasının, küresel rekabette Türkiye’nin konumunu güçlendireceği ifade edildi. "Rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor" Ardıç, teknoloji ve inovasyonun sanayinin geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirterek, "Bugün rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor. Teknoloji geliştirme kapasitesi, sertifikasyon altyapısı ve Ar-Ge yetkinliği artık belirleyici hale geldi. ASO Teknoloji Üssü projemizle Ankara sanayisinin katma değerli ve yüksek teknolojili üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve firmalarımızın küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesini hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi. ASO’dan 6 başlıkta stratejik yol haritası Ankara Sanayi Odası’nın hazırladığı raporda, risk tespitlerinin yanı sıra somut ve uygulanabilir bir yol haritası da sunuldu. Raporda yer alan politika önerileri altı ana başlık altında toplandı; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, Türkiye’nin maruz kaldığı yapısal asimetrinin azaltılması, AB-Hindistan STA sürecinin yakından izlenmesi ve sektörel etki analizlerine dayalı stratejik politika çerçevesinin oluşturulması, risk altındaki sektörlere yönelik geçiş destek paketi hazırlanması, Yeşil Dönüşüm ve SKDM Uyum Fonu kurulması, katma değerli üretimi hızlandıracak test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem ekosisteminin geliştirilmesi, aylık veri takibine dayalı bir Erken Uyarı Mekanizması’nın kurulması. "Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır" ASO Başkanı Ardıç, raporun ortaya koyduğu yaklaşımın yalnızca bir alarm çalışması olmadığını vurgulayarak, "Bu rapor, üyelerimiz, politika yapıcılar ve ülkemiz sanayisi için detaylı bir durum analizi ve somut bir yol haritasıdır. Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır. Bu kapsamlı çalışmanın; başta politika yapıcılar, sanayicilerimiz, akademi dünyası ve uluslararası muhataplarımız olmak üzere tüm paydaşlar için ortak bir akıl zemini oluşturacağına, stratejik bir rehber niteliği taşıyacağına inanıyorum. Unutmayalım ki yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" şeklinde konuştu.
15 Mart 2026 Pazar - 11:31
Evde Bakım Yardımı ödemeleri hesaplara yatırılmaya başlandı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlara ve ailelerine ekonomik destek sağlamak amacıyla bu ay toplam 7,1 milyar lira Evde Bakım Yardımı’nı hesaplara yatırmaya başladıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, bakanlık tarafından sunulan en önemli aile odaklı bakım hizmet modellerinden biri olan Evde Bakım Yardımı’nın 2006 yılında engelli bireylerin öncelikle aile yanında desteklenmeleri düşüncesiyle başlatıldığını hatırlattı. Göktaş yaptığı açıklamada, "Evde Bakım Yardımı ile engellilerin yaşadığı ortamdan ayrılmadan, ailesi veya yakınlarıyla birlikte yaşayarak aile birliğinin korunmasına ve güçlenmesine destek oluyoruz" dedi. Evde Bakım Yardımı ile bakıma ihtiyaç duyan tam bağımlı yakınlarının bakımını üstlenen vatandaşların desteklendiğini belirten Göktaş, Evde Bakım Yardımı kapsamında hak sahibi başına aylık 13 bin 878 lira ödeme yapıldığını kaydetti. Evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlar ve aileleri için bu ay toplam 7,1 milyar liranın hesaplara yatırılmaya başlandığını aktaran Göktaş, "Hali hazırda 516 bin vatandaşımız Evde Bakım Yardımı’ndan yararlanıyor. Evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlar ve aileleri için bu ay toplam 7,1 milyar lira Evde Bakım Yardımı’nı hesaplara yatırmaya başladık. Ödemelerin tüm engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
15 Mart 2026 Pazar - 10:24
RTÜK Başkanı Daniş’ten İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü paylaşımı
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 15 Mart İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü’ne ilişkin paylaşım yaptı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 15 Mart İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü’nün uluslararası toplumun ortak vicdanını harekete geçirmek ve nefret, ayrımcılık ve önyargıya karşı güçlü bir farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş önemli bir gün olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: "Yakın tarih, nefretin ve ön yargının insanlığa nasıl ağır bedeller ödetebileceğini acı örneklerle göstermektedir. Avrupa’nın ortasında, Bosna-Hersek’te yaşanan Srebrenitsa katliamı, inancı ve kimliği nedeniyle hedef alınan binlerce masum insanın acısıyla insanlık hafızasında derin bir yara bırakmıştır. Yıllar sonra dünyanın başka birçok köşesinde yaşanan, 2017 yılında Kanada’nın Quebec kentinde bir camiye yapılan saldırı, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camiye düzenlenen saldırı, 2021 yılında Kanada’nın Ontario eyaletinde Müslüman bir ailenin araçla hedef alınması, 2022 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Albuquerque Müslüman Cinayetleri, 2023 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Müslüman bir çocuğun nefret saldırısında hayatını kaybetmesi, 2023-2024 yıllarında Avrupa’da Cami Saldırıları Dalgası 2024 yılında Kanada’da Ottawa Camii Kundaklama Girişimi gibi saymakla bitiremeyeceğimiz İslamofobik saldırılar tüm dünyaya nefretin ve aşırıcılığın küresel ölçekte ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bugün ise Gazze’de yaşanan trajediler, sivillerin, kadınların ve çocukların maruz kaldığı ağır insani tabloyla uluslararası toplumun ortak vicdanını derinden sarsmaktadır. İnsan hayatının ve insan onurunun korunması, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın herkes için ortak bir sorumluluktur. Bosna’dan Kanada’ya, Yeni Zelanda’dan Gazze’ye kadar dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan bu acı olaylar, nefretin sınır tanımadığını açıkça göstermektedir. Nefret söylemi yalnızca sözlerden ibaret değildir; zamanla ayrımcılığa, ayrımcılık ise insan hayatını tehdit eden şiddet ortamlarına dönüşebilmektedir. Bu noktada medya ve yayıncılık, toplumların birbirini anlamasında ve doğru bilginin yayılmasında kritik bir role sahiptir. Yayıncılık faaliyetlerinin ön yargıları büyüten değil, empatiyi güçlendiren; ayrıştıran değil, birleştiren bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak bizler; insan onuruna saygıyı esas alan, nefret söylemine karşı duyarlı, farklı inanç ve kültürlere saygıyı güçlendiren sorumlu yayıncılık anlayışının geliştirilmesini temel bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu anlayış doğrultusunda Kurulumuz öncülüğünde; 25-26 Mayıs 2021 tarihlerinde ‘Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu’, 15 Mart 2022 tarihinde ‘İkinci Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu’, 10 Nisan 2023 tarihinde ‘Uluslararası Medya ve İslamofobi’ programının üçüncüsü ve 14 Mart 2024 tarihinde ‘Küresel ve Yerel Boyutlarıyla İslamofobi’ temasıyla dördüncü forum gerçekleştirilmiştir. Söz konusu programlarla, İslamofobi ile mücadele yollarının akademisyenler, bürokratlar ve medya uzmanları nezdinde ele alınması; medya odaklı farkındalığın ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu vizyon ile 2025 yılı içinde Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu’nun beşincisine yönelik hazırlık çalışmaları da sürdürülmektedir. İslamofobi ile mücadele; yalnızca Müslümanların değil, insanlığın ortak sorumluluğudur. Karşılıklı saygının, empati kültürünün ve doğru bilginin güçlendiği bir iletişim ortamı, daha adil ve daha barışçıl bir dünyanın kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak; ayrımcılığa, nefret söylemine ve ötekileştirici yaklaşımlara karşı sorumlu yayıncılık anlayışının güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz."
15 Mart 2026 Pazar - 10:15
TESK Genel Başkanı Palandöken: "Geçen yıl Ramazan Bayramı’nda 90 milyar lira civarında bir hasılat gerçekleşti"
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Geçen yıl Ramazan Bayramı’nda 90 milyar lira civarında bir hasılat gerçekleşti. Bu yıl fiyatların yükselmesinden dolayı beklenti yüksek" dedi. Bendevi Palandöken, Ramazan Bayramı öncesinde esnafın umutlu olduğunu ancak giyim, ayakkabı ve diğer sektörlerde beklenen alışveriş hareketliliğinin henüz başlamadığını söyledi. Bu yıl esnafın Ramazan Bayramı’ndan beklentisinin yüksek olduğunu dile getiren Palandöken, "Bilindiği üzere artık Ramazan Bayramı’nı birkaç gün sonra idrak edeceğiz. Esnafın beklentisi de bu sene çok yüksek. Mevsimsel olarak giysi, ayakkabı sektörü ve aynı şekilde diğer sektörlerde bir hareketlik yaşanmadı. Esnaf açısından bayramlar, özel günler önemli. Geçen yıl esnaf beklendiği rakamlara yaklaştı ama maalesef biliyorsunuz, şeker bayramlarında çikolata ağırlıklı, şeker ağırlıklı, tatlı ağırlıklı oluyor" diye konuştu. "Geçen yıl Ramazan Bayramı’nda 90 milyar lira civarında bir hasılat gerçekleşti" Palandöken bu yıl Ramazan Bayramı döneminde piyasada yaklaşık 100 milyar liralık bir alışveriş hacmi oluşmasının beklendiğini belirterek, "Bir tarafta savaş var, inşallah bu savaş da bertaraf edilir. Oradaki gençlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız, insanlarımız, yaşlılarımız inşallah bu zulümden kurtulur. Ülkemizde bayramlar, esnafın yüzünü güldürür. Geçen yıl Ramazan Bayramı’nda 90 milyar lira civarında bir hasılat gerçekleşti. Bu yıl biraz daha fiyatların yükselmesinden dolayı beklenti yüksek. Tahmin ediyorum ki bu yıl 100-120 milyar lira civarında bir alışveriş, bir ciro bekleniyor. İnşallah esnafın yüzü güler diyorum. Her sektörde bu alışveriş hareketli bir şekilde olsun istiyor. Bu uzun tatillerde, büyük şehirlerde biliyorsunuz boşalmalar oluyor. İnsanlar kendi bulundukları şehirlerde kalıyorlar ama alışverişte ev dolunca biraz daha masraflar artıyor. İnşallah bu yıl esnaf beklentisi olan rakamlara ulaşır. Bu cirolarla birlikte bir hareketlik olur" şeklinde konuştu. "Ülkemizde bayramlar hareketliliği sağlıyor" Bayram alışverişlerinde özellikle merdiven altı ürünlere karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Palandöken, "İnsanların motivasyonu düşük, insanlar bu savaştan dolayı çok dışarıya çıkmak istemiyorlar. Ülkemizde ve Müslüman ülkelerinde bayramlar hareketliliği sağlıyor. Kazasız belasız bu idrak edeceğimiz Ramazan Bayramının mutlu bir şekilde sonlanmasını temenni ediyorum. Aynı şekilde çevremizdeki bu savaşın da bir an önce sonlanmasını bekliyoruz. İnşallah bayramı bayram tadında geçiririz. Şimdiden herkese hayırlı alışverişler diliyorum. Dikkat edeceğimiz noktaları zaten insanlar biliyor. Merdiven altlı üretimleri, gece alışverişlerindeki arabaların arkasında sattıkları, memleketten getirdik esprilerine karşı insanlar çok dikkat ediyor" ifadelerinde bulundu.
15 Mart 2026 Pazar - 10:07
Bakan Bak’tan Furkan Akar’a tebrik
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Dünya Kısa Kulvar Sürat Pateni Şampiyonası’nda bronz madalya kazanan Furkan Akar’ı tebrik etti. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Kanada’da düzenlenen Dünya Kısa Kulvar Sürat Pateni Şampiyonası’nda bronz madalya kazanarak tarihi başarı elde eden Furkan Akar için tebrik mesajı yayımladı. Bakan Bak, tebrik mesajında şu ifadelere yer verdi: "Furkan Akar, tarihimizde ilk defa kısa kulvar sürat pateni dünya şampiyonasında madalya kazanarak ülkemize büyük bir gurur yaşattı. Kanada’nın Montreal kentinde düzenlenen Dünya Kısa Kulvar Sürat Pateni Şampiyonası’nda erkekler 500 metre finalinde bronz madalya kazanarak tarihi başarı elde eden milli sporcumuzu canıgönülden kutluyorum. Furkan Akar’ın başarısında emeği geçenleri de tebrik ediyor, milli sporcumuzun başarılarının artarak devamını diliyorum."
14 Mart 2026 Cumartesi - 23:44
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından "Antarktika Bilim Araştırma Heyeti" açıklaması
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bir televizyon kanalının haberinde Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer aldığı iddia edilen isimleri yalanlayarak, Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’ndeki bilim insanlarını açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, Sözcü Televizyonun bir haberinde Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer aldığını iddia ettiği isimler yalanlandı. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "İzleyicilerinizle paylaştığınız içerik tümüyle gerçek dışıdır. Sözcü Televizyonu, Haberinizde ismini zikrettiğiniz kişilerin Antarktika’ya giden bilim heyetinde oldukları ifadesi doğru değildir" denildi. Bakanlık tarafından Antarktika Bilim Araştırma Heyeti’nde yer alan bilim insanlarının, Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Başar, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (MAM) Başuzman Araştırmacı Dr. Göksu Uslular, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı Uzman Doktor Yusuf Eminnvabi, Koç Üniversitesi Fizik Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Proje Bursiyeri Diğdem Yıldız, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atilla Karataş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Feray Gökdere, Tarım ve Orman Bakanlığı Toprak, Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Araştırmacı Çağlar Sagun, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcılığı Araştırmacı Dr. Hicret Aslı Yalçın, Gebze Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü, Araştırma Görevlisi Gözde Yeşiltaş, İstinye Üniversitesi Temel Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Öztürk, Gebze Teknik Üniversitesi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Meltem Çelen, Millî Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü Ölçme Dairesi Personeli Astsubay Muharrem İspekter, İstanbul Teknik Üniversitesi, Harita Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Fahri Karabulut, İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi Proje Bursiyeri Beyza Doruk, Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı (SHODB) Elektronik Harita Dairesi Mesaha Personeli Ast. Raşit Eren ve Bulgaristan Antarktika Enstitüsü Araştırmacı Doç. Dr. Stoyan Todorov Georgiev olduğu açıklandı. Televizyon kanalından düzeltme metni beklendiği belirtilen açıklamada, "Antarktika ve Arktik Kutup Bilim Programı, nitelikli bilimsel araştırma projeleriyle gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu düzeltme metnini kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına sayfanızda ve TV kanalınızda paylaşmanızı bekliyoruz. Bu vesileyle, ülkemizin kutup bilim çalışmalarına katkı sunan bilim insanlarımıza teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:39
Bakan Göktaş: "Tüm velilerimizi, Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmemizi imzalamaya davet ediyorum"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından velileri, öğretmenleri ve çocukları Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalamaya davet etti. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Bizim tek gayemiz; dijital dünyanın risklerine karşı çocuklarımızı korumak ve onları daha bilinçli bireyler olarak yetiştirmek. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ilk imzacılarından biri olduğu Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni son derece önemsiyoruz. Tüm velilerimizi, öğretmenlerimizi ve çocuklarımızı Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmemizi imzalamaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:39
MHP Lideri Bahçeli: "Türkiye vicdan, emniyet ve huzur ülkesi olmak mecburiyetindedir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye mazlumlar için vicdan, kendi vatandaşları için emniyet ve huzur ülkesi olmak mecburiyetindedir" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 21:52
Şehit yakınları ve gaziler iftarda bir araya geldi
Ankara’da düzenlenen iftar programında şehit yakınları ve gaziler bir araya geldi. Ankara’da Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programında şehit yakınları ve gaziler bir araya geldi. Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı Başkanı Bilge Gürs, "Bir damla düştü toprağa bir kan aktı, inceden ince. Bir kan aktı, sıcak mı sıcak? Bir el sarıldı bayrağa, şehit koktu topraklar. Çiçekler şehit, şehit açtı, şehit, şehit yeşillendi yapraklar. Değerli kader arkadaşlarım, sizleri o kadar iyi anlıyor, yüreğimde hissediyorum ki gülmeniz ne demek? Ağlamanız, uzağa dalan gözler, yüreğe akan yaşlar ne demek? Fakat hiçbir zaman unutmayın ki sizlerin güçlü duruşu dünyayı titretiyor. Bizler sadece rükuda başımıza eğeriz. Ben başımı sana eğince, sen bu başı kimseye eğdirmiyorsun Allah’ım dedik. Eğilmedik, yenilmedik, vatanımızı kimseye teslim etmedik ve hiçbir zaman etmeyeceğiz" dedi. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ise, "Coğrafyamıza, ortama baktığımız zaman ne kadar şükretsek azdır. Şöyle haritayı gözünüzün önüne alınız. Ukrayna’dan, Rusya’dan, arka tarafa İran, Suriye ve birçok coğrafya baktığımız zaman Türkiye’de hem huzur var, hem de bu coğrafyadaki mazlumlara karşı olan bir duruş var. İnsani bir duruş var, küresel bir duruşu var, vicdani bir duruşu var. Ama bunun da özü, bunun da temel sebebi büyük devlet olmaktır Büyük devletin özü de kendisine hizmet edeni unutmayan devlettir" diye konuştu. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ise, coğrafyadaki savaşlara ve Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki savaşlardan bahsederek, şunları kaydetti: "Türkiye’de Terörsüz Türkiye iddiasının bu zamanda ne kadar kıymetli olduğunu, neden ihtiyaç olduğunu bir daha görmüş olduk. O yüzden bunu siyasi polemiklerle, altı boş laflarla eleştirmek değil, neden Terörsüz Türkiye dediğimizi, neden 86 milyon kardeşliğinin her zamankinden daha fazla kıymetli olduğunu bu anlatım coğrafya, atmosfer bize bir daha göstermiş oldu. İnşallah da başarıya ulaşacağız. Değerli arkadaşlar, kendimizle bu işleri konuşurken, İran’ın okullarının bombalanması başta olmak üzere, mazlumların, mağdurların bombalanması öldürülmesi, Filistin, Gazze başta bizi üzerken bir şey söylemek isterim. Her ne kadar İsrail ve Amerika’nın hiçbir mecburiyeti olmasa da savaş için, hiçbir uluslararası hukuka dayanmasa da, İslam dünyasının bu hali hepimizi bu mübarek Ramazan gününde bir daha düşündürüyor. Kabile savaşları, mezhep savaşları, sınır kavgaları, körfez savaşları, Allah aşkına, Afganistan, Pakistan niye savaşır? İran, Irak niye savaşır? O yüzden bu mübarek iftar saatinde, şehitlerimizin, gazilerimizin ruhuyla beraber söylüyorum; ne olur aynaya bakın. Amerika suçlu, İsrail suçlu, başka bir şey. Ama hiçbir suçumuz yok. Hiçbir kendimize gelip yapılan işler yok. İstikrarımız niye zayıf? O yüzden bir daha söylüyorum, İslam dünyasında bu son İran meselesinden sonra kendine gelip kendi kurumlarını, kendi hukuklarını, kendi adımlarını mutlaka atması, yerine getirmesi gerekir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder