Yerel Haberler
Ankara
08 Mayıs 2026 Cuma - 19:46 ‘Barış Anneleri’ heyeti Adalet Bakanlığına Öcalan’la görüşmek için dilekçe sundu ’Barış Anneleri’ ve DEM Partili milletvekillerinden oluşan heyet, Adalet Bakanlığına terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşme talebini içeren dilekçeyi sundu. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve beraberindeki ‘Barış Anneleri’ heyeti, Anneler Günü dolayısıyla Adalet Bakanlığı önünde bir araya geldi. Heyet, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşme talebini içeren dilekçeyi Bakanlığa sundu. Dilekçenin teslim edilmesinin ardından Doğan, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. DEM Parti olarak ’Barış Annelerine’ yalnızca eşlik ettiklerini aktaran Doğan, "Bu süreçte kolaylaştırıcı olmaya ve sözlerini taşıyabilecekleri zemini oluşturmaya çalıştık. Müzeyyen anne, buradaki üç anne adına başvurdukları siyasi partilerden olumlu geri dönüş aldıklarını ve kendileriyle diyalog kurmaktan memnuniyet duydukları ifade etti. Binlerce anne adına buradalar, artık hiçbir annenin ağlamaması ve bu sürecin başarıya ulaşması için isteklerini taleplerini ilettiler. Bu sürecin asıl muhataplarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın da sürece katkılarının daha etkine hale gelebilmesi için gerekenlerin yapılmasını ifade ettiklerini söylediler. Umutlarının tazelendiğini ve bu sürece dair de kararlılıklarının devam edeceğini ifade ettiler" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 18:55 Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliğinden "Marka-E-Haq Anma Programı" Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından "Marka-e-Haq Anma Programı" düzenlendi. Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliğince, Pakistan ile Hindistan arasında Mayıs 2025’te yaşanan çatışmalar için "Gerçeğin Savaşı" anlamına gelen "Marka-e-Haq Anma Programı" düzenlendi. Programa, AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Ankara Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir, Jeostratejik Öngörü Enstitüsü Başkanı Dr. Güray Alpar, Emekli Büyükelçi Numan Hazar, Türk Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, düşünce kuruluşları, akademi, medya ve Pakistan toplumu temsilcileri katıldı. Törende konuşan Büyükelçi Dr. Yousaf Junaid, Marka-e-Haq sırasında Pakistan Silahlı Kuvvetleri ile Pakistan halkının gösterdiği cesaret ve profesyonelliğe övgüde bulundu. Pakistan’ın, Bunyan-un-Marsoos Operasyonu aracılığıyla meşru müdafaa hakkını itidal ve kararlılıkla kullanırken, uluslararası hukuka, barışa ve sorumlu davranış ilkesine bağlılığını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti. Junaid, Pakistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya tamamen hazır olmakla birlikte, sürekli olarak diyalog ve gerilimin azaltılmasını savunduğunu vurguladı. Junaid ayrıca, gerginlik döneminde gösterdikleri kararlı destek ve tarafsız habercilik nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve halkına, ayrıca Türk medyasına teşekkür etti. AK Parti Milletvekili Burhan Kayatürk, Türkiye’nin Pakistan’a olan sarsılmaz desteğini yineleyerek, güçlü savunma kabiliyetlerinin çatışmayı caydırıcı bir unsur olduğunu ve saldırganlığı önleyerek barışın korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Kayatürk ayrıca, Pakistan’ın bölgesel barış ve istikrarı teşvik etmeye yönelik yapıcı diplomatik çabalarını, özellikle bölgesel gerilimler sırasında yaptığı itidal ve diyalog çağrılarını takdir etti. Eski Büyükelçi Numan Hazar ise barışın korunmasının, uluslararası hukuka bağlılık ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanmasını gerektirdiğini ifade etti. Hazar, devletlerin egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini savunmaya her zaman hazır olmaları gerektiğini, ancak kalıcı barışın yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla sağlanabileceğini belirtti. Etkinlik, Pakistan’ın barışı, istikrarı ve sürekli refahı için yapılan dualarla sona erdi.
Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"
12 Mart 2026 Perşembe - 15:43 Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu’daki çatışmalara, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO’nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ve Orta Doğu’da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025’te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti. Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Avrupa ve Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya’nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım" Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, "Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye’nin üye olmasının AB’ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir" dedi. "Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz" ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, "Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte" diye konuştu. "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız." İsrail’in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki Orta Doğu’daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, "Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan’ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan’ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze’den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail’in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail’in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim" ifadelerine yer verdi. Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye’nin rolü ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, "Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran’dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor" dedi. "Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır" Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin "Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya’dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim" dedi. İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, "NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO’nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya’da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye’ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj" şeklinde konuştu.
Soylu’dan CHP lideri Özel’e yanıt: "İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii değildir"
12 Mart 2026 Perşembe - 14:51 Soylu’dan CHP lideri Özel’e yanıt: "İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii değildir" AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii değildir" dedi. Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelttiği iddialarla ilgili, "Yüzyılın yolsuzluğunun ve hırsızlığının sanığının Silivri’de kaldığı odanın maketinden türbe yapan İngiliz Özgür yine iftiraya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir çadır devleti değildir. İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii de değildir. Tüm soruşturmalar yargıya açıktır" dedi. AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, telefonla katıldığı bir televizyon programında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, "2018 yılındaki cami yolsuzluğunun dosyasını Süleyman Soylu kapattı" iddialarını yanıtladı. Soylu şunları söyledi: "Yüzyılın yolsuzluğunun ve hırsızlığının sanığının Silivri’de kaldığı odanın maketinden türbe yapan İngiliz Özgür yine iftiraya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir çadır devleti değildir. İçişleri Bakanlığı herhangi bir soruşturmanın yargılama mercii de değildir. Tüm soruşturmalar yargıya açıktır. Tarihin en büyük yolsuzluk davasını sulandırmak ve hırsızlıkları örtmek için aynı yalanları ve ithamları defalarca farklı tarihlerde takla attırarak kamuoyunu boş iftiralarla yönlendirmeye çalışan Özgür Özel, birkaç ay önce aynı yalanlara başvurunca TV programında İBB dosyaları ile ilgili yaptığım açıklama ortadadır. TV yayını gece olunca arkadaşın izlememesi, anlamaması normal. Malum promil problemi."
Polatlı’da gürültü terörüne geçit yok: Emniyetten geniş çaplı denetim
12 Mart 2026 Perşembe - 14:50 Polatlı’da gürültü terörüne geçit yok: Emniyetten geniş çaplı denetim Polatlı’da kamu huzurunu bozan ve sürüş güvenliğini tehlikeye atan araçlara yönelik kapsamlı bir denetim gerçekleştirildi. Ankara’nın Polatlı ilçesinde kamu huzurunu bozan ve sürüş güvenliğini tehlikeyi atan araçlara yönelik Polatlı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı trafik büro ve asayiş ekiplerince sonradan otomobillere takılan yüksek sesli müzik sistemleri, amfi ve subwoofer gibi ekipmanlara karşı geniş çaplı uygulama yapıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen uygulamada çok sayıda araç kontrol edilirken sürücülere özellikle APP plaka konusunda da bilgilendirme yapıldı. Trafik büro amirinin de başında bulunduğu denetimlerde kurallara uymayan çok sayıda sürücüye cezai işlem uygulandı. Araçlarında yüksek sesli müzik sistemi bulunan sürücülere 21 bin lira para cezası kesilirken araçları ise 30 gün süreyle trafikten menedildi. Yetkililer, araçta amfi veya subwoofer sisteminin bulunmasının, kullanılmasa bile cezai işlem uygulanması için yeterli olduğunu vurguladı. Öte yandan, denetimlerde abartı egzoz kullanan, motosikletle kasksız trafiğe çıkan ve trafik kurallarını ihlal eden çok sayıda sürücüye de ceza kesildi. Polatlı’da son dönemde özellikle gece saatlerinde mahallelerde yüksek sesli müzikle vatandaşları rahatsız eden araçlara yönelik yapılan bu uygulama, ilçe halkı tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, kamu huzuru ve trafik güvenliği için görev yapan emniyet ekiplerine teşekkür ederek denetimlerin devam etmesini istedi. Polatlı Emniyeti’nin kararlı çalışmaları sayesinde hem trafik güvenliğinin artırılması hem de şehirdeki gürültü kirliliğinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Eşinin yüzünü kestiği iddia edilen polis memurunun davasında görevsizlik kararı
12 Mart 2026 Perşembe - 14:49 Eşinin yüzünü kestiği iddia edilen polis memurunun davasında görevsizlik kararı Ankara’da boşanmak isteyen eşi Fatma Çakmak’ı yüzünden yaraladığı iddiasıyla tutuklu yargılanan polis memuru Yasin Çakmak’ın davasında mahkeme, görevsizlik kararı vererek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davada müşteki sanık Yasin Çakmak ve taraf avukatları hazır bulunurken, müşteki sanık Fatma Çakmak SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile bağlandı. Mahkeme hakimi yargılamanın başladığını bildirirken müşteki sanık Yasin Çakmak’a söz verdi. "Kirli sepetine eğildiğimde içinde bir telefon olduğunu gördüm" Müşteki sanık Çakmak, "Akşam yemeğini ben hazırladım. Çocuklarım ve eşimle birlikte yemeğimizi yedik. Yedikten sonra eşim tuvalete gideceğini ve uzun süre kalma durumu olduğunu belirtmişti. Ben de ‘Tamam, gidebilirsin’ dedim. Daha sonra odaya geçtim. Odayı temizlerken aradan 45-50 dakika kadar bir zaman geçti. Daha sonra ben odayı temizlediğim için elimdeki kirli bezleri ve çoraplarımı çıkarıp banyodaki kirli sepetine atmak istedim. Kirli sepetine eğildiğimde içinde bir telefon olduğunu gördüm. Şaşırdım. Telefonu aldım, baktım. Telefonun daha önce eşimin telefonu bozulduğu için arkadaşından idareten, kullanması için aldığı telefon olduğunu gördüm" dedi. "Eşim silahı bana doğrulttu" Gördüğü mesajlar karşısında şoke olduğunu iddia eden Çakmak, "Ses kaydına bastığımda ses eşimin sesiydi. Karşı tarafa kendisinin kraliçe arısı olduğunu söylüyor. Aynı bu şekilde yazıyor. Şok oldum. Banyodan çıkarken elim ayağım titredi. Telefon elimde banyodan çıktım. Hâlen de eşimin bunu yaptığına inanamıyorum, ses kaydına rağmen. Bu telefonun banyoda ne işi olduğunu sordum. ‘Çabuk o telefonu bana ver. Sakın açıp içine bakma. İçine bakamazsın’ dedi. Baktım, eli ayağı titremeye başladı. Artık konuşamaz hâle geldi. Ben ‘Mutfağa geçelim, su iç’ diye söyledim ve mutfağa doğru yöneldim. Mutfağa girdiğimizde su içmek yerine bıçakların bulunduğu çekmeceye yöneldi. Oradan bıçağı aldı ve bana doğru, ‘O telefonu bana vereceksin’ dedi. ‘Vermem’ dedim. Ben de elimle müdahale ettim, elime bıçak saplandı. Bir yandan bıçağı almaya çalışıyorum ve bu olaya benim otizmli oğlumda şahit. Elimin kanamasını tutarken içeride silahı aradığını duydum. ‘Silah nerede? Nereye koydu silahı?’ diye söylendiğini duyunca ben hemen orada yerde bulunan tırnak makasını aldım. Onunla kapının kilidini açmaya çalıştım ama açamadım. Artık silahı bulacak korkusuyla silahın kurma sesini duydum. Bunu duyunca kapıyı kırmak zorunda kaldım. İçeriye girdiğimde bir şok daha yaşadım. Eşim silahı bana doğrulttu. Benim kendi silahım, beylik silahım. Şok oldum. Artık ne yapacağımı şaşırdım. Daha sonra hemen eli tetikte olmadığını fark edince silaha doğru davrandım. Orada bir boğuşmaya girdik ama bilincim yoktu. Ne yaptığımı bilmiyorum. Silahı almaya çalışıyorum. Çünkü oğlumun peşinde geziyor. Mücadele veriyorum. ‘Silahı bırak’ dedim, bırakmıyor. Zar zor silahı elinden almayı başardım. Ben ilk odaya girdiğimde silahı aldığımda da beni vuracak korkusu yoktu. İntihar edecek korkusu vardı. Çünkü bu yazışmalar gerçekten çok ciddiydi" diye konuştu. Çakmak eşinden şikayetçi olduğunu ifade etti. Sonrasında silahı eşinin elinden aldığını ifade eden Çakmak, "Silahın hemen şarjörünü çıkarttım, ağzındaki mermiyi çıkarttım. O arada komşular gelmiş oldu, komşularla beraber aşağıya indim. Daha sonra aşağıya indiğimde ambulans ve polis arabası vardı. Eşim beşinci kattan aşağıya kendisi yürüyerek indi. Yani burada dediği gibi bilincinin kapalı olduğu bir durum yok. Ben burada bir aile katliamını önledim. Ben bıçağı elinden aldım, kendisine zarar vermedim. Bıçakla verebilirdim, vermedim. Silahı aldım, silahla zarar vermedim. Ben burada aldatıldım ve benim ailemin temelini, direğini yıktı" dedi. Müşteki sanık Fatma Çakmak ise şu beyanlarda bulundu: "Sanık benim eşim olur. Olay tarihinde eve geldiğinde yemeği beğenmediği için yemek yapmak istedi. Üzerinde bir gerginlik olduğunu fark ettim. ‘Sen Kades’i mi yükledin?’ dedi. Telefonumu cebime koydu. Boşanmak istediğimi söyledim. Bana çok sert bir tokat attı. Bana saldıracağını anladım, o sebeple mutfağa gittim. Tezgâhın üzerindeki bıçağı kendimi savunmak için aldım. Bıçağı elimden aldı. ‘Sen kimsin, benden boşanacaksın?’ diye sözler söyledi. Bıçakla kendi elini yaraladı, kan akmaya başladı. Oğlumuz bunu görünce çok korktu. Daha sonra beni yatak odasına götürdü. Silahını çıkardı. Önce şarjörü elime almamı söyledi. Kurşunu takmam için zorladı. Silahın her yerine dokunmamı söyledi. Silahı şakağıma dayamamı söyledi. Sonra çocuğum gelince kapıyı kilitledim. Sanık kapıyı kırdı. Beni darp etmesi üzerine bayılmışım. Beni öldürme kastıyla hareket etti. Yüzümde 60 tane dikiş vardı. Yüzümü jiletle kestiğini gördüm. Yanaklarımda hâlâ izler vardır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum." Fatma Çakmak’ın avukatları, ‘Kadına karşı nitelikli kasten yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından yargılanan sanık Çakmak’ın eylemlerinin ‘öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğunu ve ağır ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini savunarak, mahkemeden dosyaya görevsizlik kararı verilmesini talep etti. Sanıkların ardından mahkeme hakimi tanık dinleneceğini bildirdi. Olay gecesini anlatan tanık komşu Z.E., "Olay gecesi 23.00’dan sonra çocuk kapıyı çaldı, ‘yardım edin’ dedi. Eşim önce gitti, ben de ardından gittim. Yatak odasındaydılar, Fatma yataktaydı Yasin sırtı dönük bir şekilde üzerine eğilmiş haldeydi. Eşim Yasin’i almaya çalışıyordu. Diğer komşu geldi, Yasin’i uzaklaştırdılar. Fatma’nın yanına gittik yüzü kan içindeydi. ‘Telefonum nerde’ dedi. Nerde olduğunu bilmediğimi söyledim. Bir süre sonra sağlık ekipleri geldi. Yatak odasında müdahale ettiler. Sonrasında Fatma aşağı indi" diye konuştu. Beyanların ardından mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanığa atfedilen eylemin, ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturabileceği değerlendirmesinde bulunarak, bu nedenle dosyanın görevsizlik kararı verilerek ağır ceza mahkemesine gönderilmesi ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, dosya hakkında görevsizlik kararı vererek ağır ceza mahkemesine gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. ‘Olayın geçmişi’ Ankara’da 12 Ocak’ta polis memuru olarak görev yapan Yasin Çakmak (44), eşi Fatma Çakmak’ın (36) yüzünü keserek ağır şekilde yaraladı. Olay sonrası ifadesi alınan Yasin Çakmak serbest bırakıldı. Fatma Çakmak ise tedavisinin ardından ailesinin yaşadığı Şanlıurfa’ya giderek bir basın toplantısı düzenledi ve yardım çağrısında bulundu. Fatma Çakmak’ın açıklamalarının ardından şüpheli Yasin Çakmak gözaltına alındı. Çakmak, ifade işlemlerinin ardından, 17 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Savcılık, Yasin Çakmak hakkında ‘kadına karşı nitelikli kasten yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından 15 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ederken; Fatma Çakmak hakkında ise eşini bıçakla hafif şekilde yaraladığı gerekçesiyle ‘eşe karşı kasten yaralama’ suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. İddianame Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek dava açıldı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "İstiklal Marşı sadece 105 yıl önce yazılan bir marş değil, milletimizi millet yapan bir ruh köküdür"
12 Mart 2026 Perşembe - 14:37 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "İstiklal Marşı sadece 105 yıl önce yazılan bir marş değil, milletimizi millet yapan bir ruh köküdür" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "İstiklal Marşı sadece 105 yıl önce yazılan bir marş değildir, bir şiir değildir. Çağları delip geçen ve geleceğe seslenen çok büyük bir eserdir ve milletimizi millet yapan bir ruh köküdür" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Yayman, İstiklal Marşı’nın kabulü yıl dönümü dolayısıyla Mehmet Akif Ersoy Evi Müzesi’ni ziyaret etti. Yayman, yıl dönümü dolayısıyla ziyarete gelen öğrencilerle müzeyi dolaşarak yetkililerden bilgi aldı. "İstiklal Marşı sadece 105 yıl önce yazılan bir marş değildir, bir şiir değildir" Burada konuşan Yayman, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin ruhunu temsilen eden bir diriliş manifestosu olduğunu vurgulayarak, "Çok önemli, çok tarihi günlerden geçiyoruz ve İstiklal Marşımızın mesajını anlamanın, İstiklal Marşımızı yeniden okumanın ve Mehmet Akif Ersoy’u anlamanın öneminin bir kez daha anlaşıldığı zamanlardan geçiyoruz. Mehmet Akif Ersoy bir mütefekkirdir, bir vatanseverdir, bir eylem adamıdır, bir anti-emperyalisttir ve hem Çanakkale Destanı hem İstiklal Marşı sadece 105 yıl önce yazılan bir marş değildir, bir şiir değildir. Çağları delip geçen ve geleceğe seslenen çok büyük bir eserdir ve milletimizi millet yapan bir ruh köküdür. İstiklal Marşımız ise bu milletin ilan edilmemiş ruh kökünü temsil eder. Milletimizi bir arada tutan anti-emperyalizme karşı yükselen çığlığını temsil eder" ifadelerini kullandı. İstiklal Marşı’nın Türk milletinin kurucu metni ve ruh anayasası olduğuna dikkati çeken Yayman, "Dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiği zamanlarda İstiklal Marşımızın başlangıç cümlesi ve kelimesi çok önemlidir. ’Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’. Türk milleti birdir, beraberdir. 86 milyon olarak İstiklal Marşımızda dile getirilen ’ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ mesajı sadece dün değil bugün de milletimize yol gösteren, rehberlik yapan çok manalı sözlerdir" diye konuştu.