Yerel Haberler
Ankara
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Annelerimiz geleceğimizin de mimarlarıdır" 10 Mayıs 2026 Pazar - 17:23:25 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Annelerimiz yalnızca ailelerinin değil, aynı zamanda geleceğimizin de mimarlarıdır" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Anneler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada toplumun temelini aile, ailenin temelini ise annelerin oluşturduğunu ifade ederek, "Sevgi, sabır ve fedakarlıklarıyla gelecek nesilleri yetiştiren annelerimiz, toplumumuzun en güçlü yapı taşlarıdır. Annelerimiz yalnızca ailelerinin değil, aynı zamanda geleceğimizin de mimarlarıdır. Hayatımız boyunca annelerimize sevgi, saygı ve hürmet göstermek, onların emeklerine ve fedakarlıklarına layık olmak en önemli sorumluluklarımız arasındadır. Bugün ne yazık ki dünyanın birçok bölgesinde anneler, savaşların, yoksulluğun, adaletsizliğin ve şiddetin gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Özellikle Gazze’de ve Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramı, annelerin ve çocukların hayatlarını derinden etkilemektedir. Her gün bombaların gölgesinde yaşamaya çalışan annelerin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Çocuklarının geleceği için direnen, umutlarını ve onurlarını korumaya çalışan Filistinli annelerin mücadelesini saygıyla selamlıyoruz. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’nda yer alan HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanımız ve Genel Sekreter Yardımcımız Fatma Zengin’in sergilediği bu vicdanlı ve onurlu duruşun da ayrı bir anlam taşıdığını ifade etmek istiyoruz. Aynı zamanda bir anne olan Fatma Zengin’in mazlum halklarla gösterdiği dayanışma ve cesaretin anneliğin merhametini, adalet duygusunu ve insanlık sorumluluğunu yansıttığına inanıyoruz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak Filistin’de, Gazze’de yaşanan katliamların son bulmasını, kalıcı ateşkesin sağlanmasını ve çocukların korku değil umutla büyüyeceği bir dünyanın inşa edilmesini istiyoruz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak kadınların çalışma hayatında daha güçlü şekilde yer alabilmesi, annelerin hamilelik ve doğum sonrası süreçlerde iş güvencesinin korunması, bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Engelli çocukları veya bakım ihtiyacı bulunan yakınları olan çalışan annelerin hayatlarını kolaylaştıracak sosyal politikaların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Erişilebilir, kaliteli ve sürdürülebilir bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ebeveyn izni uygulamalarının geliştirilmesi ve aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak ebediyete irtihal etmiş tüm annelerimizi rahmetle anıyor; başta kahraman Mehmetçiğimizin fedakar anneleri ile Gazze ve Filistin’de zulme karşı direnen onurlu anneler olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyoruz" dedi.
Bakan Göktaş, BM Kadının Statüsü Komisyonunun 70’inci Oturumuna katılacak
08 Mart 2026 Pazar - 13:46 Bakan Göktaş, BM Kadının Statüsü Komisyonunun 70’inci Oturumuna katılacak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 9-12 Mart tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde gerçekleştirilecek Kadının Statüsü Komisyonunun (KSK) 70’inci oturumuna katılacak. BM Genel Kurulundan sonra en yüksek katılımlı BM etkinliği olan Kadının Statüsü Komisyonu, 9-12 Mart tarihleri arasında New York’ta düzenlenecek. 70’inci oturuma dünyanın tüm bölgelerinden üye devletler ve BM kuruluşlarının temsilcileri katılacak. Öncelikli teması, tüm kadınlar ve kız çocukları için adalete erişimin sağlanması ve güçlendirilmesi; kapsayıcı ve adil hukuk sistemlerinin teşvik edilmesi, ayrımcı yasa, politika ve uygulamaların ortadan kaldırılması ve yapısal engellerin ele alınması olarak belirlenen oturumun gözden geçirme teması ise, tüm kadınlar ile kız çocuklarının güçlendirilmesi amacıyla kadınların kamusal yaşama tam ve etkin katılımının ve karar alma süreçlerine iştirakinin temin edilmesi ile şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik hususlar olacak. Bakan Göktaş, 9 Mart’ta komisyonun açılış oturumuna katılacak. Oturumun ‘genel tartışmalar’ bölümünde öncelikli tema kapsamında bir konuşma yapacak olan Göktaş, Türkiye’nin bu alandaki vizyonunu içeren Ulusal Beyanı’nı açıklayacak. Paneller, yuvarlak masa toplantıları ve yan etkinliklerin yapılacağı programlarda da yer alacak olan Göktaş, 10 Mart’ta BM Genel Merkezi’nde düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında, kadınların adalete erişimi ve yapısal engellerin kaldırılması konularında Türkiye’nin iyi uygulama örneklerini ve tecrübelerini aktaracak. Göktaş, KSK 70’inci Oturumu kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenecek ‘Adaletin Geleceği: Kadınların Adalete Erişimini Güçlendiren Teknolojik Yaklaşımlar’ başlıklı yan etkinlikte konuşacak. Azerbaycan, Karadağ, Sırbistan, Sierra Leone, Mısır, BM Kadın Birimi ve Türkiye’den bazı Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikte; 6284 sayılı Kanun kapsamında geliştirilen dijital başvuru, erken uyarı ve elektronik izleme sistemleri gibi Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadeledeki dijital alt yapısı ve hukuki tecrübeleri paylaşılacak. Kadın üreticilerin el emeği ürünleri sergilenecek Program kapsamında Türkevi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve iş birlikleri kadın üreticilerin el emeği ürünlerinin sergileneceği ‘Köklerden Geleceğe: Kadın Emeği ve Zanaatı’ sergisi açılışı ve ‘Ortak Sofralar, Ortak Gelecek: Kadınların Güçlendirilmesine Yönelik İftar Programı’ düzenlenecek. Bakan Göktaş’ın katılımıyla gerçekleşecek programda 30 ülkeden ve 5 uluslararası kuruluştan üst düzey temsilciler yer alacak. 22’si bakan düzeyinde olmak üzere toplam 150 üst düzey ismin katılacağı programda, Türk dünyasından Avrupa’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı temsil eden ülke temsilcileri ile UNFPA, UNICEF ve UN Women gibi BM kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, kadınların üretim ve istihdama katkılarını deneyimleyecek. İftar sofrasındaki her detay kadın girişimcilerin ürünlerinden seçilerek, kadın emeğinin ekonomideki gücü sergilenecek. Kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesine yönelik iş birliği Bakan Göktaş, 11 Mart’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) arasında kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesi, kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı iş ve tedarik uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenecek iş birliği protokolü imza törenine katılacak. Bakan Göktaş, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sırbistan ortaklığıyla düzenlenecek ‘Kadınların Kritik Rolü: Güçlendirme için Stratejik Ortaklıklar’ başlıklı yan etkinlikte konuşacak. Toplantıda kadınların liderlik süreçlerine katılımı, yaşlı kadınların sosyal hayata dahil edilmesi konuları ele alınacak. Bakanlık, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Gambiya ortaklığında yan etkinlik KSK 70’inci Oturumu kapsamında 12 Mart’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Gambiya ortaklığında bir yan etkinlik düzenlenecek. BM Genel Merkezi’ndeki etkinliğin açılış konuşmasını yapacak olan Göktaş, teknoloji temelli yeni şiddet türleri ve zararlı uygulamalarla mücadelede Türkiye’nin politika ve saha deneyimlerini aktaracak. Göktaş, Türk dünyası girişimcilik ekosistemini ele alan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) etkinliğinin yanı sıra; bazı Sivil Toplum ve İş Dünyası Kuruluşları ile çeşitli ülke temsilciliklerinin düzenlediği uluslararası panellerde ana konuşmacı ve onur konuğu olarak yer alacak. Bakan Göktaş, program kapsamında ayrıca çeşitli ülkelerin temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Bakan Gürlek: "Kadını dışlayan, şiddet uygulayan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz"
08 Mart 2026 Pazar - 13:21 Bakan Gürlek: "Kadını dışlayan, şiddet uygulayan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kadını dışlayan, onurunu zedeleyen, şiddet uygulayan, haksızlık yapan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Bakan Gürlek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi reddettiklerini belirterek, kadınlara haksızlık yapan anlayışa karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Gürlek paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Kadınlar; emeğin, cesaretin ve fedakarlığın simgesi, ailenin ve toplumun temelidir. Tarihin her döneminde çalışkanlıkları, azimleri ve başarılarıyla dünyayı güzelleştiren kadınlar, bugün de adaletin, merhametin ve umudun en güçlü temsilcisidir. Kadına daima önem veren, cenneti annelerin ayaklarına seren bir medeniyetin mensupları olarak kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi reddediyoruz. Kadını dışlayan, onurunu zedeleyen, şiddet uygulayan, haksızlık yapan zihniyete karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugüne kadar kadın haklarının korunması ve güçlendirilmesi konusunda gerek yasal gerekse idari olarak birçok önemli düzenlemeyi hayata geçirdik. 28 Şubat’ta vesayetçilerin inançlara ve yaşam tarzına vurduğu darbenin izlerini ortadan kaldırdık. Başörtüsü ve giyim tarzı nedeniyle ayrımcılığa uğrayan kadınların mağduriyetlerini giderdik, eğitim ve çalışma haklarının önündeki engelleri ortadan kaldırdık. Siyasette, adalette, eğitimde, çalışma hayatında kısacası her alanda kadınların rolünü artıracak, haklarını güçlendirecek adımlar attık. Adalet ve yargı teşkilatımızda görev yapan 10 bin 358 kadın hakim ve savcımız, 1.211 hakim-savcı adayımız ve yardımcımız, 46 bin 572 kadın personelimizle daha güçlüyüz. Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle kadınların bir damla dahi gözyaşının akmadığı; adaletin, eşitliğin ve saygının hakim olduğu bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere hayatın her alanında emek veren, başarılarıyla geleceği aydınlatan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun."
Bakan Uraloğlu: "Bursa, ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak"
08 Mart 2026 Pazar - 13:13 Bakan Uraloğlu: "Bursa, ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bursa’dan yola çıkan bir tren Osmaneli üzerinden Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattına bağlanacak. Böylece Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin Yüksek Hızlı Tren ağına bağlanacak" dedi. Bakan Uraloğlu, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bursa-Osmaneli kesiminde çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Uraloğlu, "Bursa-Osmaneli kesiminde çalışmalarımızda önemli bir aşamaya geldik. Bu kesimi bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı planlıyoruz. Böylece Bursa, Yüksek Hızlı Tren ağımıza katılacak 12. il olacak" açıklamalarında bulundu. "Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin yüksek hızlı tren ağına bağlanacak" Bursa-Osmaneli kesiminin, Bursa’yı doğrudan Türkiye’nin ana yüksek hızlı tren ağına bağlayacak kritik bir bağlantı olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Bu kesim tamamlandığında Bursa’dan yola çıkan bir tren Osmaneli üzerinden Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattına bağlanacak. Böylece Bursa, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizin yüksek hızlı tren ağına bağlanacak" diye konuştu. "Hat, yılda yaklaşık 30 milyon yolcuya hizmet verecek kapasitede olacak" Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Hattı’ndaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Hattı’mızı 201 kilometre uzunluğunda saatte 250 kilometre tasarım hızına uygun hayata geçiriyoruz. 25 tünel ve 16 viyadük inşa edeceğimiz hat, yılda yaklaşık 30 milyon yolcuya hizmet verecek kapasitede olacak." "106 Kilometrelik kesimdeki çalışmalarımızı bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı hedefliyoruz" Osmaneli, Yenişehir, Yenişehir Havalimanı, Gürsu ve Bursa güzergahını takip eden 106 kilometrelik kesimdeki çalışmaların bu yılın ikinci yarısında tamamlamayı hedeflediklerini aktaran Uraloğlu, "Kazı-dolgu, tünel ve sanat yapısı işlerini tamamladık. Üstyapı işlerinde ise yüzde 90 ilerleme kaydettik. Osmaneli, Yenişehir, Yenişehir Havalimanı, Gürsu ve Bursa güzergahını takip eden 106 kilometrelik kesimdeki çalışmalarımızı bu yılın ikinci yarısında, Bursa’dan itibaren Teknosab, Karacabey, Dağkadı ve Kuşcenneti güzergahındaki çalışmalarımızı ise 2028 yılında tamamlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür"
08 Mart 2026 Pazar - 11:35 Bakan Göktaş: "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" dedi. Bakan Göktaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla resmi sosyal medya hesaplarından videolu paylaşım yaptı. Göktaş, kadını hayatın özü, ailenin temeli ve toplumun gücü olduğunu belirtti ve kadın güçlüyse toplumun, toplum güçlüyse Türkiye’nin güçlü olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Göktaş, ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ ile kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturduklarını bildirdi. "Kadın güçlüyse toplum güçlüdür, toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür" Bakan Göktaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kadın; hayatın özü, ailenin temeli, toplumun gücüdür. Kadın güçlüyse toplum güçlüdür. Toplum güçlüyse Türkiye güçlüdür. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kadınların hayatın her alanında daha etkin bir şekilde var olmaları için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kadın istihdamını artıran projeleri hayata geçiriyor; kadın kooperatiflerini yaygınlaştırıyor, kadın girişimcilerimizi destekleyerek işlerini büyütmelerini sağlıyoruz. Sosyal hizmet modellerimizi kadın odaklı bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Bu yıl yenilikçiliği, rekabetçiliği ve verimliliği esas alan bir kalkınma anlayışıyla ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ vizyonumuzu ortaya koyuyoruz. Kadınların potansiyelini stratejik bir güce dönüştürerek, kalkınmaya yön veren bir ekosistem oluşturuyoruz. Hedefimiz; kadınların emeğini ve cesaretini Türkiye Yüzyılı’nın üretim gücüne dönüştürmektir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, hayatımıza değer katan tüm kadınlara şükranlarımı sunuyorum."
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:35 Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:10 Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:05 20 yaşındaki kule vinç operatörü olan genç kız, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünden kazanıyor. Ankara’da yaşayan 20 yaşındaki Mezra Coşkun, annesinin tavsiyesiyle yöneldiği kule vinç operatörlüğünde yaklaşık 2 yıldır çalışıyor. Ortalama 110 metre yüksekliğe ulaşan kule vinçlerde görev yapan Coşkun, yüksek risk ve dikkat gerektiren zorlu mesleğini başarıyla sürdürüyor. Çoğunlukla erkeklerin çalıştığı inşaat sektöründe çalışmanın gurur verici olduğunu belirten Coşkun, kendisi gibi diğer kadınların da başarılı olabileceğini belirterek tüm kadınlara cesaret vermek istediğini söyledi. "Annem her zaman arkamda durdu" Annesinin tavsiyesi üzerine kule vinç operatörü olduğunu aktaran Mezra Coşkun, "Yaklaşık 2 yıldır kule vinç operatörüyüm. Bu mesleğe atılmamın en büyük nedenlerinden bir tanesi de annem oldu. Annem zamanında sosyal medyadan bana kule vinç videosu gösterip, tam sana göre iş demişti. O günden sonra hep aklımda kaldı ve bu işi yapmak istediğimi söyledim. Annem her zaman arkamda durdu. Kadının inşaatta ne işi var, boşu boşuna uğraşmayın denilmesine rağmen annem bana yaparsın dedi ve ben de hep yapacağımı söyledim. Kendi çevreme kule vinç operatörü olmak istiyorum dediğimde, ’bana sen daha vincin altından bile geçemezsin’ dediler. Ama şu an ise çok güzel projelerde yer aldım ve bundan da çok gurur duyuyorum" dedi. "20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar" Daha önce 110 metre yüksekliğindeki vinçler de dahil olmak üzere çeşitli kule vinçler kullandığını belirten Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Bu işin avantajlarından biri de insanların seni parmakla göstermesi ve diğer kadınlara cesaret vermesi. Bu durum gerçekten hoşuma gidiyor. İşin zor yönleri ise şantiye ortamında çamura, strese maruz kalmak. Sabah vince çıktıktan sonra bir daha inmiyorum. Çünkü merdivene tırmanıp inmem biraz yorucu oluyor. Genelde sabah 08.00, akşam 17.00 arası kule vincin içerisinde duruyorum. Kullandığım bu vinç 35 metre ama daha önce 110 metre olan vinçte de çalıştım. Vincin çalışma alanına göre de vincin zorlukları değişir. 20 yaşında kule vinç operatörüyüm dediğimde bana inanmıyorlar. İnananların da tepkileri çok fazla oluyor. Bu durum hoşuma gidiyor ama inanmamaları az da olsa üzücü oluyor" diye konuştu. "Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" Coşkun, iş hayatında kadınların daha fazla yer almasını istediğini ifade ederek, "Erkeklerin ele aldığı işlerde kadınları görmekten o kadar memnun oluyoruz ki, bu tarz yerlerde kadınları daha çok görmek istiyoruz. Bu yüzden kadınlara desteğim sonsuzdur. Hayallerinizi peşinden koşun, önyargılara takılmayın. Çünkü biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu
08 Mart 2026 Pazar - 09:40 Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti. "Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi. "Bu meslek özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu. "Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir" Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.