Yerel Haberler
Ankara
Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak" 12 Mayıs 2026 Salı - 13:33:59 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak" dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılışına katıldı. ‘Yarının Güvencesi Rüzgarın Enerjisi’ sloganıyla gerçekleştirilen programda Türkiye’nin rüzgar enerjisinde büyüme hedefleri ve 2035 perspektifi detaylandırıldı. Ayrıca yeni türbin teknolojileri, tedarik zinciri dönüşümü ve yerli üretimin rüzgar enerjisindeki rolü, izin süreçleri, finansman modelleri, şebeke altyapısı ve yeniden güçlendirme yatırımları, yapay zeka, veri yönetimi, siber güvenlik ve sektördeki dijitalleşme süreçleri de ele alındı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bayraktar, enerji alanında tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiklerini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda başlayan enerji krizinin küresel piyasalara etkisine değinen Bayraktar, yalnızca kaynağa sahip olan ülkelerin değil, enerjiyi çeşitlendirebilen, teknolojiyi geliştirebilen, altyapısını güçlendirebilen ve hızlı karar alabilen ülkelerin güçlü olacağını söyledi. "Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Türkiye olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltan, arz güvenliğini önceleyen, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını maksimum düzeyde değerlendiren ve aynı zamanda çevreyle uyumlu bir enerji dönüşümünü hayata geçiren çok katmanlı bir strateji yürüttüklerini söyleyerek, "Bugün hamdolsun Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir. Oluşturduğumuz tedarik kaynaklarındaki çeşitlilik, LNG altyapımız, boru hatlarımız, doğal gaz depolama kapasitemiz, elektrik üretim çeşitliliğimiz ve güçlü elektrik iletim sistemimiz sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlıyoruz" açıklamasında bulundu. "2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz" Sanayide, ulaştırmada, tarım alanlarında, şehirleşmede, veri merkezlerinde ve yapay zeka teknolojilerinde elektrik kullanımının arttığını ifade eden Bayraktar, "Bugün Türkiye’de elektrikli araç sayısı 400 bini aşmış durumda. 2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz. Sadece ulaşım değil, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar da elektrik talebini yukarı taşıyor. Geçtiğimiz yaz klima kullanımına bağlı olarak günlük elektrik tüketiminde tarihi rekorlar kırdık. Fakat önümüzde daha sıcak yazlar, daha yoğun enerji tüketimi ve çok daha yüksek bir elektrik talebi oluşmasını bekliyoruz. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin enerji dönüşümünün merkezinde elektrik; elektriğin merkezinde ise yenilenebilir enerji yer almaktadır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde" Bayraktar, AK Parti hükümetleri olarak yenilenebilir enerjide gerçek anlamda bir atılım yaptıklarını sözlerine ekleyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin toplam kurulu gücü 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yaklaşık yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Bu başarının en önemli ayaklarından biri rüzgar enerjisi. 2005 yılında sadece 20 megavat olan rüzgâr kurulu gücümüz bugün 15 bin megavat seviyesini geçti. 2025 yılında gerçekleşen 393 milyar kilovatsaatlik toplam elektrik üretimimizin içinde rüzgar santralleri yüzde 10,9’luk paya sahip oldu. Yıllık 34,5 milyar kilovatsaatlik elektrik üretimi ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Artık ülkemizin hemen her köşesinde görmeye alıştığımız rüzgâr türbinleri, bugün Türkiye’nin enerji bağımsızlığının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Yine güneş enerjisinde 2014 yılında sadece 40 megavat olan kapasitemiz bugün 26 bin megavatı aştı. Rüzgâr ve güneşin toplam kurulu güç içindeki payı artık üçte bir seviyesinde. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde." "Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var" Yenilenebilir enerjiyi enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azalması, düşük cari açık, yerli sanayi ve yüksek teknoloji anlamına geldiğini söyleyen Bakan Bayraktar, "Bugün Türkiye’de rüzgâr türbinlerinde yaklaşık yüzde 60 yerlilik oranına ulaştık. Kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70’in üzerine çıktık. Kulelerden jeneratörlere, kanatlardan döküm ekipmanlarına kadar çok geniş bir üretim kabiliyeti oluşturduk. 2014 yılında yalnızca 27 üreticiye sahip olduğumuz yenilenebilir enerji sanayinde bugün 500 yerli üretici faaliyet gösteriyor. Alt tedarikçilerle birlikte yaklaşık 50 bin vatandaşımıza yeşil istihdam sağlıyoruz. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var. Bu başarı; doğru vizyonun, güçlü siyasi iradenin, kararlı enerji politikalarının ve müteşebbis ruhun bir sonucudur" diye konuştu. Bayraktar, Ulusal Enerji Planı’na göre Türkiye’nin elektrik talebinin 2035 yılında 510 teravatsaat seviyesine ulaşmasını beklediklerini söyledi. Bu talebi güvenli, temiz ve ekonomik kaynaklarla karşılamak zorunda olduklarına dikkati çeken Bayraktar, "Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2035 hedefi doğrultusunda rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü toplam 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda; iletim altyapımızı da büyütecek ve daha dirençli bir hale getireceğiz. Çünkü güçlü bir yenilenebilir enerji portföyü, güçlü bir şebeke altyapısı gerektirir. Bu kapsamda; 14 bin 700 kilometre uzunluğunda, 40 gigavat kapasiteli HVDC hattı, 15 bin kilometre yeni AC iletim hattı ve 40 yeni konvertör merkezi planlıyoruz. 2035 yılına kadar yeşil iletim altyapısına yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Bunun yanında enterkonneksiyon kapasitemizi artırarak Türkiye’yi bölgesel enerji ticaretinin merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz" dedi. "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak" Yenilenebilir enerji yatırımlarında YEKA modelinin son derece başarılı sonuçlar verdiğine vurgu yapan Bayraktar, "Bugüne kadar toplam 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışması gerçekleştirdik. Yeni model kapsamında 2024 ve 2025 yıllarında toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis ettik. Bu yarışmalara hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar yoğun ilgi gösterdi. Önümüzdeki dönemde her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışmaları düzenlemeye devam edeceğiz. Bu program vesilesiyle bu yıl yapmayı planladığımız YEKA yarışmalarımıza ilişkin de birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak. Önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından biri de deniz üstü yani offshore rüzgâr enerjisi olacaktır. Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore saha belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "İletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz" Türkiye artık enerjide yalnızca tüketici değil; oyun kurucu bir ülke olduğunu kaydeden Bayraktar, "Doğal gazda merkez ülke olma hedefimiz, yenilenebilir enerjide üretim gücümüz, nükleer yatırımlarımız, enterkonneksiyon hatlarımız, iletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz. Bunu inşa ederken önümüzdeki dönem için merkezinde elektrikleşme olan yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni program ile daha dirençli, daha esnek ve dijitalleşen yeni bir enerji altyapısı hedefliyoruz. Enerji politikalarımızı günümüz şartlarıyla uyumlu hale getiriyoruz. Hürmüz örneğinde olduğu gibi ortaya çıkabilecek krizlere karşı da dirençli bir yapı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kasım ayında ülkemizde düzenlenecek BM İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı COP31 büyük bir önem taşıyor. Rüzgârdan güneşe, nükleerden enerji verimliliğine kadar birçok başlıkta iddialı hedeflerle Antalya’dan dünyaya önemli mesajlar vereceğiz. Yeni enerji mimarimiz ile uyumlu olacak şekilde iş birliği fırsatlarını değerlendirecek, çeşitli anlaşmalara imza atacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın sıfır atık inisiyatifinin küresel bir markaya dönüştüğünü ve enerji verimliliğinde de önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bakanlık olarak enerji verimliliğinde, önce ulusal ardında da uluslararası bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Bayraktar, "Bu kapsamda enerji verimliliği ile sıfır atık yaklaşımını ortak bir toplumsal dönüşüm vizyonunda buluşturacak Sıfır Atık Festivali’ni hayata geçiriyoruz. Saygıdeğer Hanımefendi’nin himayelerinde, Bakanlığımız ve Sıfır Atık Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleştireceğimiz festivalin teması ‘Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm’ olacak" dedi. Programa Bakan Bayraktar’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (İRENA) Genel Direktörü Francesco La Camera, TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve birçok sektör temsilcisi yer aldı. Program, Bakan Bayraktar’ın konuşmasının ardından Türkiye’de yenilenebilir enerjinin geleceği ve yenilenebilir enerjideki yeni yatırım fırsatlarını ele alan oturumlarla devam etti.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:09 Pursaklar’da miniklerin sertifika gururu Ankara’da Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, Pursaklar Yaşam Merkezi’nde düzenlenen "Çocuk Aile Etkinliği" kapsamında kurslarda eğitim alan çocuklarla ve aileleriyle bir araya geldi. Pursaklar Belediyesi’nin Yaşam Merkezi’nde düzenlediği "Çocuk Aile Etkinliği", çocuklar ve aileleri için unutulmaz anlara sahne oldu. Çeşitli kurslarda eğitim alan çocuklar yeteneklerini sergilerken, aileler de çocuklarının mutluluğuna ortak oldu. Programa katılan Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, çocukların eğitimine ve sosyal gelişimine yönelik projeleri artırarak sürdüreceklerini belirterek kursları başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikalarını takdim etti. ‘‘Pursaklar Belediyesi olarak geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın gelişimine katkı sunacak eğitim ve kültür faaliyetleriyle de ilçemize değer katıyoruz’’ Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal anlamda güçlü bireyler olarak yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Pursaklar Belediyesi olarak geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın gelişimine katkı sunacak eğitim ve kültür faaliyetleriyle de ilçemize değer katıyoruz. Burada çocuklarımızın gözlerindeki mutluluğu görmek bizler için en büyük motivasyondur. Ailelerimizin desteğiyle çocuklarımızın başarılarının artarak devam edeceğine inanıyorum’’ dedi. Başkan Ertuğrul Çetin, kurslarda çaba gösteren çocukların ve onları her zaman destekleyen ailelere teşekkür ederek, Pursaklar Belediyesi’nin çocuklara yönelik sosyal, kültürel ve eğitsel projelerini artırarak sürdüreceğini ifade etti.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:06 Ankara’da yeni nesil stratejik analiz sistemi kuruluyor Türkiye’nin ulusal güvenlik ekosistemine akademik destek sunması hedeflenen Ulusal Güvenlik Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (UGSAE), kuruluş sürecinde son aşamaya geldi. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde faaliyet göstermesi planlanan enstitü, ulusal güvenliği tehdit edebilecek unsurları önceden analiz ederek ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bilimsel raporlar sunmayı amaçlıyor. Küresel ve bölgesel risklerin giderek karmaşıklaştığı bir dönemde hayata geçirilmesi planlanan UGSAE’nin, sahadaki tecrübeyi akademik yöntemlerle birleştirerek Türkiye’nin stratejik hazırlık süreçlerine katkı sağlaması hedefleniyor. UGSAE’yi klasik düşünce kuruluşlarından ayıran en önemli özelliğin, hazırlanan çalışmaların doğrudan çözüm odaklı olması olduğu belirtildi. Enstitü bünyesinde hazırlanacak raporların veri analizine dayalı, teknik değerlendirmeler içeren ve akademik formatta düzenlenen profesyonel dosyalardan oluşacağı ifade edildi. Bu çalışmalarla, ulusal güvenliği tehdit edebilecek risklerin henüz ortaya çıkmadan tespit edilmesi, risk analizlerinin yapılması ve hazırlanan değerlendirme raporlarının doğrudan ilgili kurumların kullanımına sunulması amaçlanıyor. Enstitünün insan kaynağını; emniyet, istihbarat, diplomasi ve güvenlik bürokrasisinde üst düzey görevlerde bulunmuş uzman isimler ile alanında yetkin akademisyenler oluşturacak. Bu yapı sayesinde teorik bilgi ile saha deneyiminin aynı çatı altında buluşturulacağı, Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği risklere yönelik uygulanabilir ve kapsamlı analizler üretileceği kaydedildi. Yedi ayrı ihtisas masası kurulacak Gölbaşı’ndaki yerleşkede faaliyet gösterecek enstitüde şu başlıklarda ihtisas masaları oluşturulacak: "Ekonomik Güvenlik Masası, Sağlık Güvenliği Masası, Gıda ve Tarım Güvenliği Masası, Enerji Güvenliği Masası, Siber Güvenlik Masası, Medya ve Algı Analiz Masası, Toplumsal Risk Analiz Masası." Her ihtisas masasının, sahada görev yapmış uzman profesyoneller ile kıdemli akademisyenler tarafından birlikte yönetileceği belirtildi. Ticari amaç gütmeksizin oluşturulan enstitünün, tamamen Türkiye’nin stratejik geleceğine katkı sağlamak amacıyla faaliyet göstereceği ifade edildi. UGSAE’nin, Türkiye’nin bekasına yönelik riskleri bilimsel yöntemlerle analiz ederek ilgili makamlara sunan profesyonel bir akademik destek mekanizması olarak hizmet vermesi hedefleniyor.
12 Mayıs 2026 Salı - 12:53 Optisyenlik sektörü ATO’da mercek altına alındı Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) 66 No’lu Gözlükçülük ve Fotoğrafçılık Hizmetleri Meslek Komitesi organizasyonuyla düzenlenen "Optisyenler Sempozyumu", ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda, sektöre ilişkin sorunlar, çözüm önerileri ile sektörün eğitim ve istihdam ihtiyaçları ele alındı. ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz, yaptığı konuşmada, göz hekimi tarafından reçete edilen numaralı gözlükleri hazırlayan, montaj yapan ve uygulayan sağlık tekniklerini ifade eden optisyenlik sektörünün ATO’da 66 No’lu Gözlükçülük ve Fotoğrafçılık Hizmetleri Meslek Komitesi çatısı altında temsil edildiğini, komitenin sektörün sorunlarının çözümü ve gelişimine yönelik çalışmalar yürüttüğünü aktardı. Yılmaz, optisyenliğin yalnızca ticari değil, aynı zamanda doğrudan halk sağlığını ilgilendiren stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek "Bu alan tıbbın, sağlığın ve kamusal sorumluluğun konusu. Merdiven altı üretim ve denetimsiz gözlük satışları insan sağlığını riske atıyor. Pazarlarda, zincir marketlerde ya da denetimsiz alanlarda yapılan satışların önüne geçilmesi gerekiyor. Mesleğin eğitim tarafını güçlendirmeli, üniversitelerde lisans ve yüksek lisans programlarını artırmalı ve optisyenliği daha güçlü bir meslek yapısına kavuşturmalıyız" dedi. Gelecekte de var olacak bir sektör ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz, optisyenliğin gelecekte de varlığını devam ettirecek güçlü bir sektör olduğunu ifade ederek, "Optisyenlik, gelecek yüzyılda varlığını kaybetmeyecek mesleklerden biri. Bu mesleğin saygınlığını artırmak, gençlerin istihdamını kolaylaştırmak ve sektörü daha güçlü hale getirmek için birlikte hareket etmek durumundayız" diye konuştu. Sektörde mesleki eğitim fark oluşturur Optisyenlik alanında eğitim gören gençlerin istihdamına yönelik projelerin önemini vurgulayan Yılmaz, hastanelerden göz merkezlerine kadar birçok kurumda optisyenlik bölümü mezunlarının daha fazla görev alabilmesinin sağlanması gerektiğini söyledi. Yılmaz, göz taramalarının yaygınlaştırılmasının toplum sağlığı açısından önemine de değindi. Maliyet artışlarının optisyenlik sektörünü etkilediğini kaydeden Yılmaz, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin finansmana erişim konusunda desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, yerli üretimin teşvik edilmesi, ithalat süreçlerinin kolaylaştırılması ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesinin sektörün daha sağlam bir yapıya kavuşması açısından önemine de dikkat çekti. "Mesleki dayanışma sektörü güçlendirir" Sektörde dayanışmanın önemine değinen Yılmaz, mesleki birlikteliğin sektörlerin gelişiminde belirleyici rol oynadığını belirtti. Yılmaz, "Birlikte hareket ettiğimiz zaman sektör güçleniyor. Akademi, özel sektör, meslek odaları ve ticaret odaları aynı hedefte buluştuğunda ortaya çok daha güçlü bir yapı çıkıyor. Bu birliktelik hem mesleğin saygınlığını artırıyor hem de gençlerin geleceğini güvence altına alıyor" diye konuştu. "Dijital ekran göz sağlığını etkiliyor" ATO’nun 66 No’lu Gözlükçülük ve Fotoğrafçılık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Turgay Çakmak da, optisyenlik mesleğinin yalnızca gözlük satışıyla sınırlı olmayan önemli bir sağlık hizmeti alanı olduğunu belirtti. Çakmak, "Optisyenlik, hastanın ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesi, uygun optik çözümlerin belirlenmesi, üretilmesi ve uygulanmasını kapsayan önemli bir sağlık hizmeti. Dijital ekran kullanımının arttığı günümüzde göz sağlığı her zamankinden daha kritik hale geldi. Bu nedenle mesleğimizin bilgiye, yeniliğe ve sürekli gelişime açık olması büyük önem taşıyor" dedi. Meslek etiği, eğitim ve bilimsel çalışmaların sektör açısından önemli olduğunu ifade eden Çakmak, sempozyumun sektör adına verimli ve yol gösterici sonuçlar ortaya koymasını temenni etti. Medipol Hastanesi Sağlık Bölümü Müdürü Korhan Özturan, Türkiye Gözlük Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri ve Erzirve Optik Yönetim Kurulu Üyesi Recep Hirik, Zeiss Türkiye İş Geliştirme Uzmanı Emre Doğan’ın da birer konuşma yaptığı programa, ATO’nun 66 No’lu Gözlükçülük ve Fotoğrafçılık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hulusi Yetim, Meclis Üyesi Turgay Kılıç, Komite Üyesi Batuhan Taslı ile çok sayıda sektör temsilcisi ve davetli katıldı.
Bakan Bak: "Kadın sporcularımızla gurur duyuyoruz"
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:30 Bakan Bak: "Kadın sporcularımızla gurur duyuyoruz" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Ülkemizi en iyi şekilde temsil eden kadın sporcularımızla gurur duyuyor, onları tebrik ediyoruz" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadın sporcuların elde ettiği madalyaları hatırlamak ve onların başarılarını kutlamak adına önem taşıdığını söyledi. Bak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel yaptığı açıklamada, Türk kadınlarının, hayatın her alanında olduğu gibi sporda da başarılarıyla dikkat çektiğini vurgulayarak, "Kadın milli sporcularımız son bir yılda katıldıkları uluslararası organizasyonlarda 1630’u altın olmak üzere toplam 4827 madalya kazanma başarısı gösterdi. Ülkemizi en iyi şekilde temsil eden kadın sporcularımızla gurur duyuyor, onları tebrik ediyoruz" dedi. Bakan Osman Aşkın Bak, Türkiye’de kadın sporcuların, son yıllarda uluslararası alanda adından sıkça söz ettirdiğini belirterek, "Gösterdikleri performansla sevinç kaynağımız haline gelen kadın sporcularımız aldıkları başarılı sonuçlarla tarih yazıyor. Voleyboldan güreşe, bokstan tekvandoya kadar tüm branşlarda kadın sporcularımız, mücadele ettikleri uluslararası organizasyonlarda ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Kadın milli sporcularımız son bir yılda bin 630’u altın, bin 581’i gümüş, bin 616’sı bronz olmak üzere toplam 4 bin 827 madalya kazanma başarısı gösterdi. Tüm kadın sporcularımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Kadın sporcularımızın bu başarılarını devam ettirmeleri için gereken teşviki ve düzenlemeleri sağladık. Desteğimiz artarak devam edecek" diye konuştu. "Kadın sporcularımız elde ettikleri başarılarla genç nesillere ilham oluyor" Osman Aşkın Bak, sporun her alanında kadınların varlığını artırmak için gayret gösterdiklerini ifade ederek, "Kadınlar, sporda önceliğimiz. Spor yapan her kadının toplumda değişimin öncüsü olacağına inanıyoruz. Kadın sporcularımız elde ettikleri başarılarla sadece ülkemizi gururlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda genç nesillere ilham oluyor. Kız çocuklarımızın erken yaşta sporla tanışmasını çok önemsiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında açtığımız spor tesisleri ve gençlik merkezleri sayesinde gençlerimize güvenli ve erişilebilir spor ortamları sunuyoruz. Spor, sağlıklı bir kuşağın yetiştirilmesi açısından önemli. Spor yapan çocuklar disiplinli olur, bu durum okulunda da başarılı olmasını sağlar. Dolayısıyla aileler ve kadınlarımızın spora yönlendirilmesi çok önemli. Kadın sporcuların başarıları ve hikayeleri medyada daha fazla yer almalı ve görünür olmalıdır. Bu anlamlı gün vesilesiyle kadın sporcularımızın, antrenörlerimizin, hakemlerimizin, yöneticilerimizin ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
Millî Savunma Bakanı Güler, iftarda OYAK üst yönetimiyle bir araya geldi
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:23 Millî Savunma Bakanı Güler, iftarda OYAK üst yönetimiyle bir araya geldi Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, OYAK Genel Müdürlük binasında düzenlenen iftar programında TSK Komuta Kademesi, OYAK Yönetim Kurulu üyeleri, OYAK şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve çalışanlarıyla bir araya geldi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’daki Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürlük binasında düzenlenen iftar programında TSK Komuta Kademesi, OYAK Yönetim Kurulu üyeleri, OYAK şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve çalışanlarıyla bir araya geldi. Bakan Yaşar Güler, iftarın ardından yaptığı konuşmada Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederek; hayattaki gazilerimize sağlıklı uzun ömürler diledi. Bakan Güler, OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, Genel Müdür Murat Yalçıntaş ve kurumun bugünlere gelmesinde emeği geçen tüm personele de teşekkürlerini iletti. İftar yemeğine Bakan Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Levent Ergün, OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı ve OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş da katıldı. İftarda ayrıca; OYAK Enerji Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Tevfik Doğan, Erdemir İsdemir Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Doğan, OYAK İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aksu, Miilux OY Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Kocayanak, Kümaş Genel Müdürü Atilla Adem Aydın, MAİS Genel Müdür Yardımcısı Emre Gülden, Erdemir Mühendislik Genel Müdürü Tolga Saygun, Almatis Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı Gözde Diner ile kurumun her kademesinden personeli temsilen çalışanlar da yer aldı.
Türk Kızılay’dan iftar sonrası kan bağış daveti
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:20 Türk Kızılay’dan iftar sonrası kan bağış daveti Türk Kızılay, Ramazan ayında da hastanelerin kan ve kan ürünleri ihtiyacının kesintisiz karşılanabilmesi için vatandaşları iftar sonrasında kan bağışında bulunmaya davet ediyor. Ramazan boyunca iftar sonrası açık tutulacak kan bağışı noktaları ile gezici ekipler, bağışçıları meydanlarda, etkinlik alanlarında ve uygun noktalarda bekliyor. Türk Kızılay, Ramazan ayında dönemsel olarak azalan kan bağışlarının, hastanelerde devam eden ihtiyacı etkilememesi için vatandaşlara gönüllü kan bağışı çağrısında bulunuyor. Paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan’da yapılacak her kan bağışı, tedavi bekleyen hastalar için hayati önem taşıyor. Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor. "Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaç" anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bağış noktaları iftar sonrası saatlerde açık tutulurken, gezici ekipler de çeşitli alanlarda vatandaşlarla buluşuyor. Ayrıca teravih namazı saatlerinde camilerde, belediyeler tarafından Ramazan ayına özel düzenlenen etkinliklerde ve meydanlarda gezici ekipleri aracılığıyla kan bağışı kabul ediyor. Böylece bağışçılara daha kolay erişim sağlanması ve Ramazan ayında kan bağışının sürekliliğinin korunması hedefleniyor. 2026 yılının ilk iki ayında 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı Türk Kızılay, gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılamayı sürdürüyor. 2026 yılının ilk iki ayında ise 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı. Ramazan ayı boyunca 4 bini aşkın uzman sağlık personeliyle sürdürülen çalışmalarla, bu hayati sistemin kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar"
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:19 TVHB Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, "Dünyada da 3 tane hekim var. Beşeri hekim, diş hekimi ve veteriner hekim. Veteriner hekimler bu mesleklerin faydalandığı fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, fiili hizmet zammının normal çalışma şartlarına göre daha zor şartlarda ve riski daha yüksek işlerde çalışanlara, işin zorluk ve risk derecesine göre yıllık olarak verilen ilave çalışma süresi olduğunu belirterek, "Sağlıkla ilgili meslekler ve sağlık hizmetleri de iş sağlığı ve iş güvenliği açısından oldukça yüksek riskler içermektedir. Veteriner hekimler, salgın, bulaşıcı ve paraziter hayvan hastalıkları ile mücadele hizmetleri kapsamında, mülga 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde, Fiili hizmet zammı verilmesi gereken riskli çalışma alanları kapsamında değerlendirilmiş ve bu alanlarda görev yürüten veteriner hekimlere 2008 yılına kadar, her yıl için 2 ay süre ile ‘fiili hizmet zammı’ verilmiştir. Mülga 5434 Sayılı Kanun yerine yürürlüğe konulan 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 40. maddesinde yer alan cetvelin 13. sırasındaki düzenlemede de Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele ve Karantina Teşkilatı ile Veteriner Teşkilatında vazife gören memur ve hizmetlilerden ziraî mücadele ve ziraî karantina teknik ve idarî işleri ile salgın, bulaşıcı, paraziter hayvan hastalıkları ile mücadele işlerinde çalışanlar yönünden 1 yıl için 60 gün fiili hizmet zammı uygulanacağı şeklinde aynı hüküm yer almıştır. Ancak Anayasa Mahkemesine 5510 Sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali hakkında açılan dava neticesinde Anayasa Mahkemesi 15 Aralık 2006 tarihli, 2006/111 Esas, 2006/112 Karar sayılı ve 30 Aralık 2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan kararıyla 5510 sayılı Kanun’un bazı maddeleriyle birlikte veteriner hekimlere fiili hizmet zammını düzenleyen 40. maddesindeki cetvelin 13. sırasındaki düzenlemeyi de iptal etmiştir" diye konuştu. "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" Birkaç gün önce şap hastalığına karşı koruyucu aşılama yaparken bir veterinere hayvanın kafa darbesi sonucunda 2 kaburga kemiğinin kırıldığını belirten TVHB Başkanı Eroğlu, "Veteriner hekimlik mesleğinin ne kadar zor şartlarda icra edildiğini gerçekten cansiperane bir görev yaptıklarını göstermek istiyorum. Yine aşılama sırasında darbe alan bir arkadaşımızın kaşı açıldı ve 7 tane dikiş attılar. Mezbahada kesilen hayvanların denetimini yaptığı sırada şiddete uğrayan bir arkadaşımızın durumu ortada. Yakın zamanda bir arkadaşımız araçla bu şekilde köye giderken böyle bir kaza geçirdi. Netice itibariyle veteriner hekimler 657 sayılı kanuna göre sağlık hizmetleri sınıfında yer alıyor. Tabipler, eczacılar, diş hekimleri var. Dünyada da 3 tane hekim var. Beşeri hekim, diş hekimi ve veteriner hekim. Veteriner hekimler bu mesleklerin faydalandığı fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" ifadelerini kullandı.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı:
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:42 Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın 8 Mart dünya kadınlar günü mesajı: Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, "Kadınların eşit ve güçlü olmadığı bir toplumun güçlü bir geleceği de olamaz" dedi. ASO Başkanı Seyit Ardıç 8 Mart dünya kadınlar günü dolayısıyla yayımladığı mesajında,"Kadınların eşit ve güçlü olmadığı bir toplumun güçlü bir geleceği de olamaz. Kadınlar; emeğiyle, aklıyla, cesaretiyle ve sevgisiyle hayatın her alanına değer katan, toplumu ayakta tutan en büyük güçtür. Aileden üretime, bilimden sanata kadar hayatın her alanında kadınların varlığı; toplumların gelişmesinin ve geleceğe güvenle yürüyebilmesinin vazgeçilmez şartıdır" ifadesini kullandı. Ardıç şöyle devam etti: "Cumhuriyetimiz, kadınların toplum hayatında eşit bireyler olarak yer almasının önünü açan büyük bir dönüşümün adıdır. Bugün kadınlarımız eğitimden bilime, üretimden girişimciliğe, sanattan kamu hayatına kadar her alanda önemli başarılara imza atıyor. Bu başarılar, fırsatlar eşitlendiğinde kadınların bir toplumun geleceğini nasıl dönüştürebileceğinin en güçlü göstergesidir. Kadınların aklı, emeği, vizyonu ve girişimciliği; sadece ekonomik hayatın değil, toplumun bütün alanlarının gelişmesinin de temelindedir. Ankara Sanayi Odası olarak biz de bu anlayışı kurumsal yapımızda ve çalışma kültürümüzde de hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz. Bugün Odamız çalışanlarının yarısını kadınlar oluşturuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, kadınların yalnızca istihdamda değil; karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır. Nitekim bugün gururla ifade ediyorum ki, Ankara Sanayi Odamızda dokuz müdürlüğün beşinde kadın müdürlerimiz görev yapıyor. Kurumsal yönetim araştırmalarının bize gösterdiği çok açık bir gerçek var. Kadınların daha fazla yer aldığı yönetim ekiplerinde risk yönetimi güçleniyor, inovasyon artıyor ve kurumsal performans yükseliyor. Kadınların aklıyla güçlenen bir sanayi, kadınların cesaretiyle büyüyen bir ekonomi ve kadınların vizyonuyla şekillenen bir gelecek; Türkiye’nin en güçlü yarınıdır. Emeğiyle yarınlarımızı büyüten, cesaretiyle topluma ilham veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum."
Palandöken: "Kadınlar ailenin ve ekonominin temel taşıdır"
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:39 Palandöken: "Kadınlar ailenin ve ekonominin temel taşıdır" Kadınların hem aile yapısının hem de ekonomik hayatın temel taşı olduğunu belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Daha güçlü bir ekonomi ve daha sağlam bir toplumsal yapı için kadınlarımızın iş hayatında daha fazla yer alması büyük önem taşıyor" dedi. Palandöken, "Annelerimiz, eşlerimiz, kız kardeşlerimiz ve çalışma hayatındaki tüm kadınlarımız toplumun geleceğini şekillendiren en önemli güçlerden biridir. Bu vesileyle başta kadın esnaf ve sanatkârlarımız olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diliyorum" dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Palandöken, "Konfederasyonumuz bünyesinde 435 binden fazla kadın esnaf ve sanatkâr faaliyet gösteriyor. Bu güçlü potansiyel, kadınlarımızın ticaret ve üretim hayatındaki rolünün ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimcilerimizin sayısının artması hem ekonomiye hem de aile işletmelerinin güçlenmesine büyük katkı sağlayacaktır. Kadınlarımızın emeği, azmi ve üretkenliği hem yerel ekonomilerin canlanmasına hem de istihdamın artmasına önemli katkı sunuyor. İş hayatında başarı gösteren kadınlarımız aynı zamanda gençlerimize girişimcilik ruhu aşılayan önemli birer rol modeldir. Bu nedenle kadın esnaf ve sanatkârlarımızın desteklenmesi, iş hayatında daha güçlü şekilde yer almalarının sağlanması ülke ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.