Yerel Haberler
Ankara
Bakan Memişoğlu: "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" 12 Mayıs 2026 Salı - 16:42:57 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" dedi. 12 Mayıs Ebe ve Hemşireler Günü sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen programla kutlandı. "İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz" temasıyla düzenlenen programda Hizmet, Vefa ve Özel Ödül kategorilerinde Türkiye’nin farklı illerinden seçilen ebe ve hemşirelere ödülleri takdim edildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ödüle layık görülen Ebe ve Hemşireleri tebrik ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Programın açılış konuşmasını da Bakan Memişoğlu gerçekleştirdi. Ebe ve Hemşirelerin insan sağlığının korunması konusunda çok önemli bir görev üstlendiklerini ifade eden Memişoğlu, Ebe ve hemşirelerin, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlar olduğunu ifade etti. "Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak, sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna da dokunmaktır" "Batı toplumlarında hemşireliğin miladı olarak 1800’lerin gösterildiğini belirten Bakan Memişoğlu, "Oysa bizim medeniyet köklerimizde bundan asırlar öncesine dayanır. Kayseri’de Gevher Nesibe Hatun adına kurulan darüşşifadan Edirne Şifahanesi’ne, ilimle tıbbı buluşturan aziz ecdadımızdan miras kalan güçlü bir gelenek vardır. Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak; sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna dokunmak, yüreğini ısıtmak, ona moral olmaktır. Modern hemşirelik tarihimizin temelinde de büyük bir fedakârlık yatar. Balkanlarda, Çanakkale’de, İstiklâl Harbi’nde yaralı askerlerimizin başucunda bekleyen hemşirelerimizi, Safiye Hüseyin Elbi’leri nasıl unutabiliriz?" ifadelerini kullandı. "Gebe okullarımızda 1 milyon anne adayımıza destek olduk" Ebe ve hemşirelerin, sağlık sistemi açısından daima büyük öneme sahip olduklarını ifade eden Memişoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: "Anadolu irfanında ebe; tecrübenin, bilgeliğin, güvenin ve rehberliğin sembolü olarak görülmüştür. Hemşirelik de özünde kardeşliği, yakınlığı ve samimiyeti taşımaktadır. Hastayı bir yakını, kardeşi gibi gören bu anlayış asırları aşan şifa kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Tarih boyunca hemşireliğin ve ebeliğin köklerinde bu içtenlik ve samimiyet var olmuştur. Ebe ve hemşireler, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlarımızdır. Gece gündüz demeden, hiç tanımadıkları insanlara şifa olmak için büyük özveriyle görev yapmaktadırlar. Ebelerin mesleki mevzuatlarını güncelleyerek proaktif bir yaklaşımla sahanın merkezine konumlandırdık. Doğumhanelerde daha etkin hâle getirdik. Bugün yaklaşık 62 bin ebeyle çok güçlü bir hizmet ağına sahibiz. Gebe okullarımızda düzenlediğimiz eğitimlerle son bir yılda yaklaşık 1 milyon anne adayımıza destek olduk." "Hemşirelerimiz geliştirdiği 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır" Hemşirelerin bakım hizmetleriyle birlikte yenilikçi fikir geliştiren, proje üreten, teknolojiyi sağlık hizmetine dönüştüren ve Üreten Sağlık vizyonuna yön veren önemli aktörler hâline geldiklerini söyleyen Memişoğlu, "Sahadaki tecrübe ve birikimleriyle sağlık hizmetlerinde birçok pratik çözüm geliştiriyorlar. Geçtiğimiz yıl hemşirelerimiz tarafından geliştirilen 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır. TÜSEB aracılığıyla düzenlenen Sağlıkta İnovatif Fikir Yarışması’na sağlık profesyonellerimizin Bin 500’ü aşkın projeyle katılması, "Üreten Sağlık" vizyonumuzun sahada ne kadar güçlü karşılık bulduğunu göstermektedir. Bu yarışmada en fazla proje üreten sağlık profesyoneli ödülünü 77 projeyle bir hemşiremizin alması da bizleri ayrıca gururlandırmıştır" diye konuştu. ‘Yeni bir fikrim var, bir projem var’ diyen tüm hemşireleri, ebeleri ve sağlık çalışanlarını Üreten Sağlık Portalı’na kayıt olmaya davet eden Bakan Memişoğlu, yenilikçi fikirleri birlikte geliştirme çağrısında bulundu. "Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum" Türkiye’nin, tedavi hemşireliğinden acil bakım hemşireliğine, koruyucu hemşirelikten ameliyathane ve yoğun bakım hemşireliğine kadar hemşirelik alanında dünyada yeni ufuklar açabilecek altyapıya, insan gücüne sahip bir ülke olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Son bir yılda hemşirelik alanında 700’ü aşkın sertifikasyon eğitimi düzenledik. Sertifikasına uygun alanda çalışan ve iş yükü fazla olan hemşirelerimizi daha güçlü şekilde teşvik edecek, destekleyecek bir sisteme geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk hemşiresinin adanmışlık ruhuna millet olarak bizzat şahit olduk. Pandemide, kendi evladına, ailesine sarılamama pahasına, günlerce evine gitmeden hastalarının nefesi olanlar sizlerdiniz. 6 Şubat depremlerinde gecesini gündüzüne katan; enkaz altında hiç tanımadığı yaralılara koşan, deprem anında kendi canını düşünmeden kuvözlere ve hastalarımıza siper olan kahramanlarımızı aziz milletimiz asla unutmayacaktır. Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum" dedi. "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık. Sahada hep birlikte hizmet veriyoruz. Ebe ve hemşirelerimizin çalışma şartlarını iyileştirmek, mesleki değerlerini daha da yükseltmek için adımlar atmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı günde, kutsal göreviniz uğruna büyük fedakârlıklar gösteren ailelerinize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Sizler hastanelerde, sahada başkalarına şifa olurken; evde yolunuzu bekleyen evlatlarınıza, eşlerinize, anne ve babalarınıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 16:37 Mahkeme, tutuklu sanık Serkan Dinçer’i ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı FETÖ firarisi Cevheri Güven’e bilgi sızdırdıkları iddiasıyla 4 emniyet mensubunun yargılandığı davada, Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan tüm suçlamalardan beraat etti. Tutuklu sanık Serkan Dinçer ise ‘Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Serkan Dinçer ile tutuksuz sanık Şevket Demircan ile avukatlar katıldı. Mahkeme başkanı savunmalar alınacağını sonrasında dosyada karar verileceğini bildirerek tutuksuz sanık Şevket Demircan’a söz verdi. "Ben buraya suçsuz olarak geldim, suçsuz olarak da çıkacağıma inanıyorum" Demircan devlete yıllarca hizmet etmiş bir devlet görevlisi olduğunu ifade ederek, "Bu dosyada FETÖ ile ilişkilendirilmeye çalışılıyorum. Tüm hususları dile getirdik. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından telefon incelemesi talep edilmiş ve geriye dönük raporlar hazırlanmıştır. Hazırlanan raporlarda, Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün avukatı olarak bilinen Cengiz Haliç tarafından Serdar Sertçelik’e gönderilen mesajda, ‘Abinin emri, Cevheri’ye gönder ve yayımlasın’ şeklinde bir ibarenin yer aldığı belirtilmiştir. Serdar Sertçelik’in de bu belgeyi Cevheri Güven’e göndererek yayımlanmasını sağladığı görülmüştür. Ancak tüm bu yeni delillere rağmen savcılık makamı mütalaasını değiştirmemiş, mahkumiyet yönündeki mütalaasını sürdürmüştür. Ben buraya suçsuz olarak geldim, suçsuz olarak da çıkacağıma inanıyorum, beraatimi talep ediyorum" dedi. Dosyada ’Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan yargılanan tek tutuklu sanık Serkan Dinçer, üzerine atılı suçu reddederek, "2007 yılından beri polis memuru olarak görev yapıyorum. Çalıştığım dönem içerisinde FETÖ/PDY’ye yönelik düzenlenen operasyonlara katıldım, laboratuvarlarda çalıştım. Darbe gecesinde TRT binasında görevliydim. Örgüt üyelerinin kimlik tespit çalışmalarını yaptım. Görüntü iyileştirme uzmanıyım. Çalıştığım dönemde hiçbir bilgi dışarıya sızmamıştır. FETÖ üyesi olduğum iddia ediliyor. Yaptığım çalışmaların şahidi vardır. Tutukluluğum devam etmektedir. Benim Cevheri Güven’e hangi bilgiyi nasıl attığım ispat edilsin. Cevheri Güven’in tweet’ini alıntıladığım iddia ediliyor, bunlar ortaya çıkartılsın. Cevheri Güven’in sosyal medya hesabı suç yayıyorsa bu hesap kapatılsın. ByLock kullanmadım, indirmedim. HTS, baz analiz ve ankesör kayıtları incelenmiştir, hiçbir FETÖ mensubuyla bağlantım çıkmamıştır. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. ’Polisler suçlamalardan beraat etti’ Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan’ın üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatine hükmetti. Mahkeme, tutuklu sanık Serkan Dinçer’i ise ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan takdiri indirim uygulayarak 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Dinçer’in tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak hükümle birlikte tahliyesine karar verdi.
Standartlara aykırı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere ceza kesilmeyecek
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:35 Standartlara aykırı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere ceza kesilmeyecek İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, standart dışı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar sadece rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere herhangi bir idari para cezası uygulanmayacak. Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler çerçevesinde, 27 Şubat’tan itibaren araçlarında standart dışı plaka "Amerikan Pres Plaka" (APP) takılı olan sürücülere 140 bin lira para cezası, sürücü belgelerine 30 günlüğüne el konulması ve aracın 30 gün süre ile trafikten men kararı verilmişti. İhlalin aynı sene içerisindeki ikinci tekrarında ise verilecek cezanın iki katına çıkarılacağı duyurulmuştu. Vatandaşların mağdur olmaması için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda 1 Nisan’a kadar sürücülere herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacağı belirtildi. Kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimlerin ise mart ayı sonuna kadar eğitim ve bilgilendirme amaçlı yapılacağı aktarıldı. Yeterli güvenlik özelliklerine sahip olmayan APP plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirmesi gerekiyor Kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren düzenlemede, APP plakaların standart yazı tipi, güvenlik hologramı ve yetkili kuruluş mührü gibi güvenlik özelliklerine sahip olmadığı için standartlara uygun plaka ile en geç 1 Nisan’a kadar değiştirilmesi gerekiyor. Değişimin nedeninin ise standart plakaların elektronik denetim sistemleri ve şehir güvenlik kameralarınca hatasız olarak tespitinin yapılabilmesinin sağlanması. Plaka değişikliği için yapılması gerekenler Standart dışı plakaya sahip sürücülerin öncelikle Polis Merkezi Amirliklerine veya Jandarma Karakol Komutanlıklarına kayıp ihbarında bulunması gerekiyor. Daha sonra izlenecek adımlar ise noterden plaka basım talep belgesini teslim alan sürücülerin, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun (TŞOF) plaka basımı gerçekleştiren odalarına müracaat etmesi gerektiği olarak ifade edildi. Plaka değişim işlemi sadece yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yapılacak Öte yandan, sürücülere sosyal medyada ücret karşılığında plaka basma vaadinde bulunan kişilere itibar etmemeleri önem taşırken, işlemin sadece yetkilendirilmiş kuruluşlarca gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır"
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:35 Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı mesaj yayımladı. Geylan, "Kadın; azmin, emeğin ve fedakarlığın adıdır. Kadın; hayatın her alanında sabırla, kararlılıkla ve büyük bir özveriyle var olur; ailesinde, iş yaşamında, toplum içinde sorumluluk üstlenir; karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya, üretmeye devam eder. Şefkatiyle yürekleri ısıtan kadınlarımız, cesaretiyle de öncü olurlar" ifadelerini kullandı. "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk kadının tarih boyunca gösterdiği kahramanlıkla ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur. Türk kadını, vatan savunmasında yalnızca destek veren değil, doğrudan mücadele eden güçlü bir iradenin temsilcisi olmuştur. Türk kadını; cesareti, milli bilinci diri tutan kararlılığı ve kahramanlıklarıyla tarih sahnesinde silinmez bir iz bırakmıştır" açıklamasında bulundu. Toplumların kalkınmasının kadın erkek eşitliğiyle mümkün olabileceğini aktaran Geylan, "Kadınların güçlenmesi; eğitimden ekonomiye, bilimden kültür ve sanata kadar her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin, ilerlemesinin ve çağdaş bir geleceğe ulaşmasının en temel şartıdır" diye konuştu. "Günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır" Kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına daha kararlı adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Geylan, sözlerine şöyle devam etti: "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Ancak böylesine güçlü bir tarihi mirasa rağmen, günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır. Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz ve ayrımcılık hala en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. 2023 yılında 420, 2024 yılında 455, 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının başından bugüne kadar ise 66 kadın cinayete kurban gitmiştir. Bu veriler, sorunun ciddiyetini ve aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra kadını koruyucu ve kadına yönelik şiddeti önleyici politikaların oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması da büyük önem arz etmektedir." "Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir" Kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Geylan şu ifadeleri kullandı: "Kadınların çalışma hayatındaki temsili de arzu edilen seviyede değildir. TÜİK’in Ocak 2026 verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,9 olmuştur. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik oranı ise 15 ve üzeri yaş grubunda erkeklerde yüzde 6,6 iken, kadınlarda yüzde 11’dir. Görüldüğü üzere kadınların çalışma hayatında yer alması, erkeklere göre oldukça düşük düzeydedir. Bu noktada yapılması gereken; kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesidir. Kız çocuklarının eğitimi ise geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir. Eğitim hakkı hiçbir şart altında engellenmemeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önüne ivedilikle geçilmeli, kız çocuklarının okullaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı, okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. Tüm bunların yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, dezavantajlı bölgelerde yaşayan ailelerin çocukları için eğitim imkanları artırılmalı, en ücra köylerde, beldelerde dahi çocuklarımız eğitim-öğretim alabilmelidir. Kadın sorunlarını tartışmak ve çözüm önerilerini paylaşmak için bir gün elbette yeterli değildir. Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir."
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34 Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
Eğitim Bir-Sen: "Kadınlar için haftalık çalışma süresi 4 güne düşürülmelidir"
07 Mart 2026 Cumartesi - 13:13 Eğitim Bir-Sen: "Kadınlar için haftalık çalışma süresi 4 güne düşürülmelidir" Eğitimciler Birliği Sendikası Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, kadın kamu çalışanlarının haftalık çalışma süresinin 32 saate, çalışma gününün ise 4’e düşürülmesi çağrısını yaptı. Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Aydın, kadın kamu çalışanlarının iş-aile dengesini güçlendirecek yeni düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu belirterek haftalık çalışma süresinin 32 saate, çalışma gününün ise 4’e düşürülmesi çağrısını yaptı. Eğitim-Bir-Sen olarak kadın kamu görevlilerinin çalışma hayatındaki sorunlarına dikkati çekmeye ve çözüm önerileri geliştirmeye devam ettiklerini ifade eden Aydın, 214 bini aşkın kadın üye ile Türkiye’de kadınların en büyük örgütlü gücü olma sorumluluğunu taşıdıklarını vurguladı. ‘Örgütlü Kadın, Güçlü Aile; Güçlü Aile, Güçlü Toplum’ anlayışıyla yürüttükleri çalışmaların sahada karşılık gördüğünü belirten Aydın, 2025 yılı itibarıyla kadınların sendikalaşma oranının yüzde 71,27’ye ulaşmasının bu kararlı mücadelenin somut bir göstergesi olduğunu kaydetti. Kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların çözümü için uzun yıllardır mücadele verdiklerini vurgulayan Aydın, "Kurulduğumuz günden bu yana iş-aile uyumunun sağlanması, analık haklarının korunması, çalışma hayatında şiddet ve mobbingin önlenmesi ve fırsat eşitsizliğinin giderilmesi için mücadele ediyoruz. Israrlı takiplerimiz ve girişimlerimiz sonucunda doğum ve babalık izinlerinin artırılmasından yarım zamanlı çalışma hakkına, kreş hizmetlerinin tasarruf genelgesi kapsamından çıkarılmasından 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesine kadar pek çok konuda sivil toplum ve siyasetin harekete geçmesini sağladık" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin uzun süredir sessiz fakat derin bir demografik dönüşüm süreci yaşadığına dikkati çeken Aydın, nüfusun yaşlandığını, doğurganlık oranlarının düştüğünü belirterek, bu tablonun çalışma hayatının yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Kadın kamu görevlilerinin annelik sorumlulukları ile çalışma hayatı arasında sıkıştığını anlatan Aydın, aileyi güçlendiren, çocukların ihmal edilmediği, aynı zamanda adil ve sürdürülebilir bir çalışma düzeni sağlayan yeni bir modele ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Eğitim alanında çalışan kadın kamu görevlileri arasında yaptıkları ‘Türkiye’de Eğitim Alanında Çalışan Kadın Kamu Görevlilerinin Analık Haklarına Yönelik Beklentileri’ başlıklı saha araştırmasının sonuçlarının bu ihtiyacı açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Aydın, araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun doğum izinlerinin artırılmasını ve yarım zamanlı ile esnek çalışma modellerinin geliştirilmesini talep ettiklerini aktardı. Araştırmaya katılanların yüzde 92’sinin yarım zamanlı çalışmanın kapsamının genişletilmesini, yüzde 96’sının ise bu süreçte özlük ve sosyal haklarının korunmasını istediğini ifade eden Aydın, şunları kaydetti: "Kadınlar, esnek çalışma modellerini desteklemekte, ancak hak ve gelir kaybına uğramadan, güvenceli istihdamdan vazgeçmeden, emeklilik hakları zedelenmeden ve kariyerlerinden geri düşmeden. Bugün dünyada pek çok ülkede uygulanan haftada 4 gün çalışma modeli, ülkemizde de başta kadın kamu görevlileri için uygulanmalı, özel sektörü teşvik edecek iyileştirmeler yapılmalı, çocuk sayısına göre çalışma saatlerinde düzenlemeye gidilmeli, kadın kamu görevlileri çalışma süresi 32 saate düşürülmelidir. Eğitim-Bir-Sen olarak doğru planlanmış, yeterli ve güvenceli analık haklarının kadınların verimliliğini azaltmayacağını, aksine çalışma hayatını güçlendiren ve sürdürülebilirliğini destekleyen temel bir yöntem olabileceğini vurguluyoruz." Kadınların çalışma hayatındaki verimliliğinin güçlü analık haklarıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Aydın, bu kapsamdaki önerilerini şöyle sıraladı: "Analık izni doğumdan önce 8, doğum sonrası 52 olmak üzere toplamda 60 haftaya çıkarılmalı, Süt izni iki yıla çıkarılmalı, Babalık izin süreleri artırılmalı, Tüm kamu kurumlarında kreş hizmeti zorunlu hale getirilmeli veya kreş yardımı sağlanmalı, Çocuk sayısına göre ilave prim günleri verilmeli ve emeklilikte yıpranma payı uygulanmalı, Yıllık izin süreleri çocuk sayısına göre artırılmalı, Kamu görevlileri için gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeli, Evliliği ve çocuk sahibi olmayı teşvik eden düzenlemeler daha da geliştirilmeli." Sıdıka Aydın, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun teklifinde doğum ve babalık izin sürelerinin artırılmasına yönelik düzenlemeyi olumlu karşıladıklarını belirterek, "Doğum hızını ve doğurganlık oranlarını artırmayı hedefleyen düzenlemelere kararlılıkla devam edilmelidir. Ancak saha araştırmamız da göstermiştir ki sorunu aşmak için daha kalıcı ve kapsamlı çözümler üretilmelidir." ifadelerini kullandı. Eğitim-Bir-Sen olarak kadınların daha iyi çalışma şartlarına kavuşması, huzurlu ve saygın bir çalışma ortamında üretmeye devam etmesi için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade eden Aydın, emekleri, mücadeleleri ve fedakarlıklarıyla hayatın her alanına değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.