Yerel Haberler
Ankara
Bakan Çiftçi: "Devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz"
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:25 Bakan Çiftçi: "Devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Ülkemizin bilim, bilgi ve irfan birikimini temsil eden üniversitelerimizle, gençlerin enerjisini devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz" dedi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla ‘İş Birliği Protokolü İmza Töreni’ düzenlendi. ‘Afete Hazır Üniversite, Afete Hazır Türkiye’ sloganıyla düzenlenen imza töreninde, yükseköğretim kurumlarının afetlere karşı hazırlık kapasitesinin artırılması, risk azaltma çalışmalarının yaygınlaştırılması ve üniversitelerin afet yönetimi süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi hedeflendiği vurgulandı. Bu çerçevede, üniversitelerde afet bilincinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması, akademik bilgi birikiminin sahaya aktarılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve kampüslerin afetlere dirençli hale getirilmesine yönelik ortak çalışmalar yürütülmesi planlandığı belirtildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, imzalanan protokolle birlikte afet ve acil durumlar için hazırlık kapasitelerinin genişletileceğini ve bu anlaşma kapsamında ilkokuldan üniversiteye kadar afet bilinçlendirme çalışmaları yapılacağını belirtti. "Türkiye, coğrafyası itibariyle afet türleriyle sıkça karşı karşıya kalmaktadır" İmzalanan anlaşma ile ilkokulda ve üniversitelerde okuyan öğrencilere yönelik kapsamlı eğitimler verileceğini belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Ülkemizin bilim, bilgi ve irfan birikimini temsil eden üniversitelerimizle, gençlerin enerjisini devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz. Türkiye; coğrafyası itibariyle deprem başta olmak üzere, sel, heyelan, yangın ve diğer afet türleriyle sıkça karşı karşıya kalmaktadır. Doğal afetleri tamamen engellemek mümkün değildir. Ancak yıkıcı etkilerini azaltmak bizim elimizdedir. Her anlamda afetlere karşı hazırlık kapasitemizi güçlendirmek, farkındalığı artırmak, risk belirleme ve azaltma stratejilerimizi oluşturmak afetlerin yıkıcı etkisini azaltmanın en önemli yoludur. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ‘asrın felaketi’ olarak hafızamıza kazınan depremler bizlere ağır kayıplar yaşatmıştır. Yaşanan bu afetler ve yıkıcı sonuçları, hazırlıksız olmanın ağır sonuçları olacağını bizlere göstermiştir. Bu nedenle; afet yönetimi kriz anında başlatılacak bir süreç değildir. Afet olmadan önce başlayan bilimle, eğitimle ve planlamayla olumsuz etkileri en aza indirilecek bir süreç yönetimidir" diye konuştu. "Afet yönetimi meselesini salt bir teori ve mühendislik olarak ele almıyoruz" Afetlere karşı en önemli hazırlığın farkındalık ve eğitimden geçtiğini ifade eden Çiftçi, "Bugün imzalayacağımız bu protokol, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitemizi güçlendirirken, ilköğretimden üniversiteye afet yönetim süreçlerimize büyük katkı sağlayacaktır. Bu protokol ile üniversitelerimizde gerçekleştirilecek eğitim, gönüllülük, tatbikat, ortak Ar-Ge ve akademik faaliyetlerin temel çerçevesini ortaya koyuyoruz. Aynı zamanda afet farkındalık eğitimlerinin ülke genelinde ortak bir anlayış doğrultusunda yürütülmesini hedefliyoruz. Üniversitelerimizde afet yönetimi, risk azaltma ve gönüllülük alanlarında ders ve modüllerin açılması teşvik edilerek farklı disiplinlerde afet temalı seçmeli derslerin yaygınlaşması sağlanacaktır. Lisansüstü düzeyde araştırmalar ve tez çalışmalarını desteklerken aynı zamanda ortak Ar-Ge projeleriyle bilimsel bilgiyi pratiğe aktaracağız. Afet yönetimi meselesini salt bir teori ve mühendislik olarak ele almıyoruz. Sosyolojiden psikolojiye, iletişimden şehir planlamasına kadar çok disiplinli bir yaklaşımı benimseyerek hareket ediyoruz" şeklinde konuştu. "Her türlü desteği sağlayacağız" YÖK ile birlikte üniversitelerde kapsamlı deprem farkındalığı eğitimleri oluşturacaklarının altını çizen Çiftçi, şunları kaydetti: "AFAD Gönüllülük Sistemi ile uyumlu öğrenci topluluklarının kurulması için her türlü desteği sağlayacağız. Bu topluluklarda gönüllülük faaliyetlerine katılan öğrencilerimize katılım belgesi ve sertifika vereceğiz. Toplumsal manada sorumluluk bilincini inşa ederken, yaşanacak afet durumlarında sahada görev alacak nitelikli insan kaynağı oluşacaktır. Neye, nerede, nasıl ve ne zaman müdahale edebileceğini bilen bir insan, bir hayatın kurtulmasına vesile olacaktır. Üniversitelerimizin yerleşkelerinde yılda en az bir kez tatbikat yapılmasını hedefliyoruz. Saha uygulamaları, simülasyonlar eğitimlerin etkisini daha güçlü hale getirecektir. Bu protokol vesilesiyle, aynı zamanda dijital farkındalık araç ve uygulamalarımızı da kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hazırım.gov.tr afet farkındalık web sayfası, afet öncesi, sırası ve sonrası noktasında yapılması gerekenleri kolay, erişilebilir ve ortak bir içerikle bizlere sunuyor. Her anımızın ve yaşamsal her alanımızın dijitalleştiği bu dönemde, afet bilincinin dijital zeminde yaygınlaşmasına ve farkındalık oluşturulmasına önemli katkı sağlayacaktır. Milli Eğitim Bakanlığımız ile yürüttüğümüz ‘Her Okula Bir Afet Farkındalık Öğretmeni’ projesiyle afet bilincini daha küçük yaşlardan itibaren kazandırmayı öncelikli hedeflerimiz arasına almış bulunuyoruz." "15 yıl içerisinde 84’ten fazla ülkede faaliyetlerimizi yürüttük" AFAD olarak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini ifade eden AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise, "Bir yandan dünyadaki gelişmeleri de takip ederek insani yardım faaliyetlerinde başta Gazze olmak üzere 15 yıl içerisinde 84’ten fazla ülkede faaliyetlerimizi yürüttük. Bir yandan da hem insani konularda hem de afet konularında eğitim, bilinçlendirme de AFAD olarak üzerinde durduğumuz, görev sorumluluklarımız arasında yer alan hususlardan birisidir. Bu noktada sadece deprem haftasında değil, 365 gün anlayışıyla gerek okullarımızda, gerek kamu-kurum ve kuruluşlarımızda, gerek köylerimize mahallelerimize kadar eğitim faaliyetleri yürütmekteyiz. Bu anlamda okullarımızda yürüttüğümüz faaliyetlerle, yüksek öğretim kurumlarımızla da iş birliğimiz dünden bugüne devam etmektedir" ifadelerine yer verdi. "Protokolün temel amacı, yükseköğretim kurumlarımızda afet farkındalığını artırmak" YÖK Başkanı Erol Özvar ise, imzalanan protokolle birlikte yükseköğretim kurumlarında afet farkındalığını artırmayı hedeflediklerini belirterek, "İmzalayacağımız YÖK-AFAD İş Birliği Protokolü, bu tecrübeyi kurumsal bir çerçeveye kavuşturacak olması bakımından anlamlıdır. Protokolün temel amacı; yükseköğretim kurumlarımızda afet farkındalığını artırmak, afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmaları sistemli hale getirmek, gönüllülük kültürünü yaygınlaştırmak ve üniversitelerimizin afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirmektir. Bu kapsamda; afet farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, afet yönetimi ve risk azaltma alanlarında ders, modül ve akademik içeriklerin geliştirilmesi, AFAD Gönüllülük Sistemi ile uyumlu öğrenci topluluklarının teşvik edilmesi ve akredite ekiplerin oluşturulması mümkün olacaktır" dedi. Programa İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, YÖK Başkanı Erol Özvar, Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, çeşitli üniversitelerden ve ilkokullardan öğrenciler katılım sağladı. Program, protokolün imzalanmasının ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Bakan Bolat: "‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsaması ticari ilişkilerimiz açısından önemli"
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:22 Bakan Bolat: "‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsaması ticari ilişkilerimiz açısından önemli" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği ile son dönemde karşılıklı anlayış temelinde ekonomik ve ticari konulardaki yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. Bolat paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Bunun son örneği olarak, AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü ve bugün taslağı yayımlanan Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘AB Ürünü-Made in EU’ politikası çerçevesinde, yakın diyaloğumuzun sonucunda Türkiye ile mevcut Gümrük Birliğinin anılan politika çerçevesi içinde tanınması, her iki tarafın yatırımları ve girişimlerinin devamlılığı ve Avrupa değer zincirlerinin rekabetçiliği açısından olumlu ve yapıcı bir karar olmuştur. AB ile gerçekleştirilen istişareler neticesinde, son yayımlanan taslakta ‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Türkiye, başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz ve güvenilir bir parçasıdır. Bu gelişmenin, Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu daha da derinleştirmesi, değer zincirlerimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde mütekabiliyet esasına dayalı olarak kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılımın sağlanması, bağlantısallık (connectivity) ve yeşil dönüşüm gibi vizyoner alanlarda AB ile yakın temasımızı kararlılıkla sürdürmeye ve ekonomik ortaklığımızı derinleştirerek daha da güçlendirmeye devam edeceğiz."
Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak"
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:58 Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından görüşmelere dair açıklamalarda bulundu. İki görüşmenin de önemli olduğunu belirten Buldan, "Yargıya güven meselesinde önemli bir görev üstlenen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dönemki bakanlık sürecinde kendisinden büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik. Bu bir başlangıç olsun diye temenni ediyoruz. Bir güven tazeleme olsun Adalet Bakanlığı açısından. Çünkü gerçekten toplumun yüzünün en fazla dönük olduğu bir bakanlık. Birçok beklentinin olduğu, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının son zamanlarda uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde kendisi yeni bakanlığa geldi. Toplumun bu konuda büyük bir beklentisi var. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin de aynı şekilde son dönemlerde atanan kayyumlarla ilgili toplumun büyük bir beklentisi var. Bu konuları her iki bakanla da açık açık görüştük. Çok olumlu, çok verimli bir görüşme olduğunun altını önemle çizmek isterim. Şundan gerçekten umutluyum; her iki bakan da bu dönemde kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecekler izlenimini aldık diyebilirim. Hepimizin yolu açık olsun" şeklinde konuştu. "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" Komisyon raporu baz alınarak hazırlanacak yasanın bayramdan sonra komisyonda görüşülmeye başlanacağını söyleyen Buldan, "Bir an önce meselenin tamamlanması için yasanın Adalet Komisyonu’na gitmesi konusundaki görüşümüzü ilettik. Onlar da bu yönlü bir hazırlık içerisinde olduklarını zaten ifade ettiler. Büyük bir ihtimal bayram sonrası hemen Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. "Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor" Sancar ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kendilerine hem hayırlı olsun demek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik hem de süreçle ilgili ve toplumdaki hukuk devleti, adalet, demokrasi konusunda mevcut beklentileri aktardık. Sürecin temeli, hedefi barıştır. Barışın da şartı adalettir. Kalıcı barış için toplumun tümünü ayrımsız kapsayan bir adalete ihtiyaç var. Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bunun ne kadar acil ihtiyaçlar içerdiğini kamuoyuna da söylüyoruz, bakanlara da ilettik. Adalet ülkenin temeli, barışın temeli, demokrasinin de vazgeçilmez şartıdır diyerek görüşmeyi özetleyebiliriz." "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır" İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen kayyum görev süresinin 2 ay daha uzatılmasına değinen Sancar, "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır. Daha önce olağanüstü hal döneminde çıkarılan kararnameye dayanıyor. O kararname kanunlaştı ama anayasaya aykırı. Umuyoruz ve bekliyoruz ki en kısa zamanda bu yanlış düzeltilir, bu hukuksuzluk giderilir" ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu: "Türkiye’miz, ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz"
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:27 Bakan Memişoğlu: "Türkiye’miz, ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Maalesef dünyada üzücü olaylarla da karşı karşıyayız. Ama Türkiye’miz, gördüğünüz gibi ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Külliyede Ramazan’ etkinlikleri çerçevesinde kurulan Sağlık Bakanlığı etkinlik alanını ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, Aile Hekimliği İstasyonu, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) İstasyonu, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile Ağız ve Diş Sağlığı İstasyonu atölyelerinde incelemelerde bulunan Memişoğlu, burada görevlilerle ve çocuklarla sohbet etti, onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Ziyaretinin ardından açıklamada bulunan Memişoğlu, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etti. "13 günde tam 15 bin çocuğumuza sağlık elçileriyle beraber sağlık kültürünü aşılayacak eğitimler verdik" Memişoğlu, alanda çocuklara sağlık kültürünü ve bilincini aşılamaya çalıştıklarını aktararak, "Burada ’Sağlıklı Çocuk Sağlık Gelecek’ diye çocuklarımızı sağlık elçisi yapmaya çalışıyoruz. Onlara sağlık kültürünü ve sağlık bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim amacımız toplumun hastalanmadan sağlığını kazanması. ’Sağlıklı Çocuk Sağlık Gelecek programı’, şu ana kadar Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol kapsamında okullardaki sağlıkla ilgili eğitimi vermek, bilinç oluşturmak için yapılan bir program. Yaklaşık şimdiye 500 bin çocuğumuzu bu programda sağlık elçisi yaptık. Burada da 13 günde tam 15 bin çocuğumuza sağlık elçileriyle beraber sağlık kültürünü aşılayacak eğitimler verdik. Pratik gösterilerde bulunduk" ifadelerini kullandı. "Türkiye’miz, gördüğünüz gibi ateş çemberi içinde" Ramazan ayının birlikteliğin ayı olduğunu dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti: "Gerçekten Ramazan, birlikteliğin, iradenin, nefsin, aynı zamanda sosyal yaşamın yaşandığı en önemli ay. Mübarek ayımız bizim. Herkese şimdiden hayırlı bayramlar diliyorum. Maalesef dünyada üzücü olaylarla da karşı karşıyayız. Ama Türkiye’miz, gördüğünüz gibi, ateş çemberi içinde barış ve iyilik ülkesi olarak Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz. İnşallah dünya daha iyi, daha huzurlu birçok ramazana ulaşır. Bizim temennimiz o, çabamız o, çalışmamız o. Herkese hayırlı günler diliyorum. İbadetlerimizin Allah tarafından kabul edilmesini diliyorum."
AK Parti Grup Başkanvekili Usta:
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:00 AK Parti Grup Başkanvekili Usta: AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz" dedi. Usta, basın toplantısı düzenleyerek Sosyal Hizmetler ile ilgili 29 maddelik bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını ifade etti. Kanun teklifiyle aile bütünlüğünün desteklendiğini söyleyen Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta, 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz. Babalık izni süresini memurlarda olduğu gibi işçilerde de on güne çıkardık. Çok beklenen bir konuydu bunu tüm kamuoyuna duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Annenin kendi talebi doğrultusunda son iki haftaya kadar çalışma iznini vererek o altı haftayı da doğum sonrası aktarma imkanı da veriyoruz. Böylece anne ve bebeğin doğum sonrasında daha uzun süre bir arada kalmasını desteklemiş oluyoruz. Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı tamamlanamayan çocukların eğitim bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu devleti ile paylaşan koruyucu ailelerimize yönelik olarak da hem kamu hem de özel sektör çalışanları için on günlük izin vererek koruyucu ailelerine teşvik edilmesini amaçlıyoruz. Daha önce koruyucu aile olanlara izin yaparken bu taslakla birlikte koruyacağımız ailelerimize de on günlük izin hakkını tanımış oluyoruz. Evlat edinenlere verilen izinler askeri personellere de tanınmış durumdadır. Teklifle okul kreş, yurt servisi gibi çocukların yoğun olduğu yerlerde başta çocuklara karşı istenilen suçlar olmak üzere belirli suçlardan mahkum olan kişilerin çalıştırılması ve bu yerlerin bu kişilerce işletilmesinin önüne geçilmesi için bir düzenleme yapıyoruz. Sosyal Hizmetler Kanununda ergin olarak ayrılan çocukların kamu desteği ilişkin koşullarda değişikliğe gidilmektedir. Koruyucu aile kadın konukevi harçlıklar ve benzeri sosyal yardım uygulamalarına yönelik süreklilik ve öngörülebilir deneyim sağlanmasını amaçlanmaktadır. Kuruluşların kapatılması halinde hizmet alan bireylerin mağduriyeti yaşamaması amacıyla tasfiye süreçlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlemektedir" dedi. Usta, açıklamalarına şöyle devam etti: "Yapay zeka destekli olarak da uygulanan hataların, şiddetin veya yanlış yapılan işlemlerin uyarılacak şekilde merkezi bir sistemle kontrol edilmesi ve güvenliği tedbirlerini artırılması amacıyla böyle bir düzenleme hizmetlerimizin yoğun bir şekilde denetlenmesini sağlayacaktır. Başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm toplum için yeni fırsatların yanı sıra siber içerikleri maruz kalma dijital bağımlılık gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Devletin çocukların fiziksel zihinsel psikolojik ve sosyal genişliğini tehdit eden unsurlara karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayından yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi kanunda yapılması öngörülen değişikliklerle yalnızca mevcut sosyal sağlayıcıların sorumluluklarını netleştirmekte kalmayıp hatta hukuki statüleri tanımlanan haklar, uyum sağlayıcılar ön dağıtıcıları da kapsam içerisine alarak çocukların güvenliğini merkeze alan bütüncül bir koruma kalkanı oluşturulması amaçlanmaktadır. Sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmalarını engelleyecek düzenleme teklif edilmekte ve platformlara bu kuralın uygulanması için gerekli adımları atma noktasına yükümlülükler getirmektedir. Ebeveynlerine, çocuklarına sosyal medya kullananları kontrol etmek için ebeveyn denetim amaçları üstünde tüm bu konularda önlemlerin belirli periyotlarda hem BTK ve hem de kamuya açık biçimli raporlama yükümlülüğü getirilmesini teklif ediyoruz. Temel hedefimiz çocuklar için bir koruma kalkanının oluşturulması, ebeveynler için denetimin sağlanması arzu ediyoruz. Kullanıcılarına başvuru mekanizması sunmak, 15 yaşını doldurmuş çocukları hizmet sunmak, 15 yaşını doldurmuşlar ayrı derece hizmet sunmak yaş doğrulama istemiyorsun bak şeffaflık raporları sunmak aldatıcı reklamları önleme gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içerik çıkarma erişim engeli kararının en geç 1 saat içinde uygulama yükümlülükleri de getirmeliyiz. Yüz binden fazla hacmi olan oyunda sadece Türkiye’de temsilci atama kurum tarafından talep edilen bilgileri sunma yönünde yükümlülükleri getiriyoruz. Düzenlemelerle ilgili altı aylık bir süre tanıyacağız. 6 ay sonra yürürlüğe geçirmiş olacağız."
Sincan Belediyesi’nden kaynakta tasarruf hizmette istikrar
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:06 Sincan Belediyesi’nden kaynakta tasarruf hizmette istikrar Temizlik İşleri Müdürlüğü ile Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren araçlar, belediyeye ait atölyelerde uzman personel tarafından titizlikle bakımdan geçirilerek Sincan’ın her köşesinde hizmete hazır hale getiriliyor. Tüm araçları kendi bünyesine katarak araç kiralama dönemini kapatan Sincan Belediyesi hizmette sınır tanımıyor. Belediye araçlarının bakım ve tadilat işlemlerini tamamen kendi imkanlarıyla gerçekleştirerek önemli bir tasarrufa imza atıyor. Belediye, hiçbir ek maliyet oluşturmadan tadilat gerektiren araçları yenileyip hizmete hazır hale getiriyor; eskiyen araçların bakım ve onarımını kendi öz kaynaklarıyla yapıyor. Motor bakımı, kaporta ve boya işlemleri ile periyodik bakımları düzenli olarak yürütülüyor. Yıpranan araçlar elden geçirilerek hem teknik hem de görsel olarak yenileniyor. Böylece araçların kullanım ömrü uzuyor, uygulama ile hem kamu kaynakları verimli kullanılıyor hem de belediye hizmetlerinde aksama yaşanmıyor. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan kaynak tasarrufuna dikkati çekerek, Makine ikmal atölyemizde yapılan bakım ve onarım çalışmaları sayesinde araçlarımızı güvenle sahaya çıkarıyoruz. Kamu kaynaklarını etkin kullanarak hizmet sürekliliğini sağlıyor. Şehrimiz için çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bakımları tamamlanan araçlar; temizlikten çevre düzenlemesine, yol yapım ve onarım çalışmalarından park ve yeşil alan hizmetlerine kadar ilçenin dört bir yanında aktif olarak görev yapmaya devam ediyor.
ÜNİPERSEN’den Samsun’dan TBMM’ye bisikletli eylem
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 ÜNİPERSEN’den Samsun’dan TBMM’ye bisikletli eylem Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) üyeleri, yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari personelin yükseköğretim tazminatı sorunu için Samsun’dan Ankara’ya bisiklet sürüşü gerçekleştirecek. ÜNİPERSEN, üniversitelerde görev yapan idari personelin mali haklarına dikkat çekmek amacıyla Samsun’dan Ankara’ya bisiklet sürüşü düzenleneceğini açıkladı. Mayıs’ın 15-19’u arasında gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında sendika üyeleri ve destek veren katılımcılar, Samsun’dan Ankara’ya kadar pedal çevirecek. Sürüşün 19 Mayıs’ta TBMM önünde tamamlanması planlanıyor. Sendikadan yapılan açıklamada, üniversitelerde görev yapan idari personelin uzun yıllardır yükseköğretim tazminatı konusunda ciddi bir eşitsizlik yaşadığı belirtilerek, "Yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari personelin yükseköğretim tazminatı konusunda yaşadığı eşitsizlik 12 yıldır çözülememiştir. Aynı üniversite çatısı altında görev yapan çalışanlar arasında oluşan mali farklılıklar çalışma barışını zedelemekte, kurumsal aidiyeti zayıflatmaktadır. Üniversitelerin akademik başarısının arkasında görünmeyen ancak vazgeçilmez bir emek vardır. O emek, idari personelin emeğidir" dedi. Açıklamada 19 Mayıs’ın tarihi anlamına dikkat çekilerek, sürüşün özellikle Samsun’dan başlatılmasının sembolik bir anlam taşıdığı vurgulanarak, "Bağımsızlık iradesinin başladığı şehir olan Samsun’dan yola çıkarak, millet iradesinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde taleplerimizi dile getireceğiz. Bu etkinlik yalnızca bir bisiklet sürüşü değil, emek, adalet ve hakkaniyet çağrısıdır" ifadelerine yer verildi. ÜNİPERSEN yetkilileri, amaçlarının yükseköğretim tazminatındaki adaletsizliğin giderilmesi ve üniversitelerde görev yapan idari personelin mali haklarının güçlendirilmesi olduğunu belirterek, tüm çalışanları ve kamuoyunu sürece destek vermeye davet etti.