Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
19 ülke ve Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ortak açıklama
23 Şubat 2026 Pazartesi - 23:11:44
19 ülkenin dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından yapılan ortak açıklamada, "İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. Türkiye Cumhuriyeti, Brezilya Federatif Cumhuriyeti, Danimarka Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Finlandiya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, İsveç Krallığı, İrlanda, İzlanda Cumhuriyeti, Katar, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Norveç Krallığı, Portekiz Cumhuriyeti, Slovenya Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı’nın dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından İsrail’in Batı Şeria’daki tutumu hakkında ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, "İsrail’in ahiren aldığı, Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. İsrail’in işgalci tutumunun kınandığı belirtilen açıklamada, "Bu değişiklikler geniş kapsamlı olup, Filistin topraklarını İsrail’in sözde ‘devlet arazisi’ olarak yeniden sınıflandırmakta, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakta ve İsrail idaresini daha da derinleştirmektedir. İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve bunları ilerletmeyi amaçlayan kararlarının Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğu konusunda net bir görüşe sahibiz. Bu son kararlar, sahadaki gerçekliği değiştirmeyi ve kabul edilemez fiili ilhakı ilerletmeyi amaçlayan açık bir gidişatın parçasıdır. Ayrıca Gazze için 20 maddelik plan da dahil olmak üzere bölgede barış ve istikrara yönelik devam eden çabaları zayıflatmakta ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit etmektedir. İsrail hükümet’ne bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklerine riayet etmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere yol açacak adımlardan kaçınması çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kararlar, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasıyla İsrail’in yerleşim politikasında benzeri görülmemiş hızlanmanın ardından alınmıştır. Bu tür eylemler, Filistin Devleti’nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıdır. Bu bağlamda 1967’den bu yana işgal altında bulunan Filistin topraklarının Doğu Kudüs de dahil olmak üzere demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri reddettiğimizi yineliyoruz. Her türlü ilhaka karşıyız. Batı Şeria’daki endişe verici tırmanış karşısında İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması çağrısında bulunuyoruz. Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun olarak somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Tarihe dayanan Haşimi himayesinin özel rolünü tanıyor; mübarek Ramazan ayında Kudüs ve Kudüs’teki kutsal mekânlardaki tarihi ve hukuki statükonun korunmasının önemini vurguluyoruz. Bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturan Kudüs’te statükoya yönelik tekrarlanan ihlalleri kınıyoruz. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakması çağrısında bulunmaktadırlar. Paris Protokolü uyarınca Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken bu gelirler, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. 4 Haziran 1967 sınırları temelinde Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları doğrultusunda Ortadoğu’da iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma konusundaki sarsılmaz bağlılığımızı yineliyoruz. New York Bildirisi’nde de ifade edildiği üzere İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için şarttır. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama ancak ve ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır" ifadelerine yer verildi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 20:30
Ankara’da yolda kalan sürücünün imdadına trafik polisleri yetişti
Ankara’da yolun ortasında arızalanan araç, trafik polislerinin yardımıyla yol kenarına çekildi. Ankara’da iftar saatinde Konya yolu üzerinde arızalanan bir otomobil, trafikte kısa süreli aksamalara neden oldu. Yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken aracın sürücüsünün yardımına bölgede görev yapan trafik polisleri koştu. Trafik akışının yavaşlamasını önlemek amacıyla olaya müdahale eden trafik ekipleri, güvenlik önlemi aldıktan sonra aracı iterek yol kenarına çekti. Polislerin aracı güvenli alana almasının ardından trafik akışı normale döndü. O anlar ise çevrede bulunan vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 20:27
Ankara’da yolda kalan aracın imdadına trafik polisleri yetişti
Ankara’da Konya Yolu üzerinde yolda kalan bir araç, trafik polislerinin yardımıyla yolun kenarına çekildi. Ankara’da iftar saatinde Konya Yolu üzerinde arızalanan bir otomobil, trafikte kısa süreli aksamalara neden oldu. Yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken aracın sürücüsünün yardımına bölgede görev yapan trafik polisleri koştu. Edinilen bilgilere göre, iftar vakti yoğunlaşan trafikte seyir halindeyken arızalanan bir araç, yolun bir şeridinde kaldı. Trafik akışının yavaşlamasını önlemek amacıyla olaya müdahale eden trafik ekipleri, hem güvenlik önlemi aldı ve aracı iterek yol kenarına çekti. Polislerin aracı güvenli alana almasının ardından trafik akışı yeniden normale döndü. O anlar çevrede bulunan vatandaşların cep telefonu kameralarına da yansıdı.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 19:49
AK Parti’den Suriye ve Gazze için Ramazan seferberliği
AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında Balkanlar, Suriye ve Gazze’de iftar organizasyonları düzenliyor. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında yurt içindeki sosyal dayanışma çalışmalarının yanı sıra Balkanlar, Suriye ve Gazze’de yürütülecek iftar organizasyonları için kapsamlı bir çalışma başlattı. AK Partili belediyelerin organizasyonu ve koordinasyonuyla Balkanlar, Suriye’de ve Gazze’de Ramazan boyunca her gün düzenli iftar sofraları kurulacak. Bereket sofralarıyla milyonlarca insana sıcak yemek ulaştırılması, temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması ve Ramazan’ın manevi atmosferinin kardeş topluluklarla birlikte yaşanması hedefleniyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun bu yıl da sınırları aşarak gönül coğrafyasına taşınacağını açıkladı. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan iftar sofralarının bu yıl daha geniş bir dayanışma ağıyla sürdürüleceğini belirten Demir, aynı zamanda savaşın ve insani krizlerin etkilediği bölgelerde de büyük çaplı organizasyonlar gerçekleştirileceğini ifade etti. Özellikle Gazze’de yaşanan ağır insani tabloya dikkat çeken Demir, saldırılar altında yaşam mücadelesi veren sivillerin hiçbir şartta yalnız bırakılmayacağını vurguladı. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde kurulan iftar ve sahur programlarının kapsamının daha da genişletileceğini belirten Demir, bu dayanışma halkasının Suriye ve Gazze’yi de içine alacak şekilde büyütüleceğini ifade etti. Demir, Balkanlar, Gazze ve Suriye’de Ramazan süresince iftar programlarının kesintisiz şekilde devam edeceğini ve geniş kitlelere ulaşılacağını kaydederek, mazlum coğrafyalarla dayanışma bilincinin güçlü şekilde ortaya konulacağını söyledi. Dayanışmanın sınır tanımadığını vurgulayan Demir, "AK Partili belediyeler olarak Türkiye’nin dört bir yanında kurduğumuz sofraları gönül coğrafyamıza da taşıyoruz. Bu kapsamda Konya’nın Şam merkezde, Erzurum’un Lazkiye’de, Gaziantep’in Halep merkezde ve Çorum’un Rif Şam Yarmuk’ta, Sultanbeyli’nin Bosna-Hersek’te gerçekleştirdiği iftar programlarıyla birlikte birçok belediyemiz de Ramazan boyunca iftar programları gerçekleştirecek şekilde Suriye’de ve Gazze’de belediyelerimiz aracılığıyla bereket sofraları, gönül sofraları kuruyoruz. Yine Balkanlar’da Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’da da iftar çadırları kuruyoruz. Trabzon ve Rize Belediyelerimiz Batum’da iftar sofrası kuruyorlar. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu tüm kardeşlerimizle birlikte yaşatmak için bir seferberlik başlattık. Özellikle İsrail tarafından sistemli bir soykırıma maruz bırakılan mazlumlar diyarı Gazze’de bayrama kadar iftar sofraları kuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hazırlayacağımız bu gönül sofraları, yarınlara uzanan kardeşlik köprümüzün en güçlü temellerini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
13 Şubat 2026 Cuma - 12:16
5 binden fazla aday cumartesi günü e-YDS’ye girecek
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Elektronik Yabancı Dil Sınavı’nın (e-YDS 2026/2) cumartesi günü yapılacağını duyurdu. ÖSYM, 5 binden fazla adayın e-YDS’ye gireceğini açıkladı. Bu cumartesi yapılacak sınavın Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir e-sınav merkezlerinde toplam 46 salonda düzenleneceği belirtildi. Saat 13.45 ’te başlayacak sınav için adayların saat 13.30’ dan sonra sınav binalarına alınmayacağının altı çizilirken, adaylara 80 sorudan oluşan test için 180 dakika süre verileceği, ek süre verilmesi uygun görülen engelli adayların ise ilave sürelerini kullanabileceği belirtildi. Sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldı Sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldığı, adayların sınav giriş belgelerini osym.gov.tr adresinden veya AİS uygulaması üzerinden alabileceği açıklanırken, kimlik kartını kaybeden, kimlik kartı bulunmayan veya kimlik kartında kimlik numarası ve fotoğrafı olmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlüklerinin sınav günü açık tutulacağı belirtildi. "5 bin 266 aday başvurdu" Gerçekleştirilecek sınav ile ilgili açıklama yapan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "2026 yılında ikincisi düzenlenecek e-YDS, İngilizce olarak yapılacak. Sınava 5 bin 266 aday başvurdu. 10 engelli aday bu sınava katılacak. Gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocuklarının sınav ücretinden muaf tutulması uygulamasından e-YDS/2’de 51 aday yararlandı. Sınavda emniyet görevlisi dahil 322 kişi görev alacak. Sınava katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" ifadelerine yer verdi.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:58
Bakan Uraloğlu: "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık. Kamu ve özel olmak üzere 15 radyo kanalımız bu yeni teknoloji ile hizmet sunuyor" dedi. Bakan Uraloğlu, 13 Şubat 2025 Dünya Radyo Günü’nde Dijital Radyo Yayıncılığı Lansman Töreni ile hizmete alınan yeni nesil dijital radyo yayıncılığı DAB+ hakkında yazılı açıklamada bulundu. Uraloğlu, DAB+’nın, parazitlerden arındırılmış net bir ses deneyimi sunan ve aynı frekansta birden fazla radyo kanalını barındırabilme kapasitesiyle frekans verimliliğini arttıran bir teknoloji olduğunu belirtti. DAB+ daha net bir ses deneyimi sunuyor Uraloğlu, dünyanın dijitalleşmesiyle birlikte iletişim ve medya mecraları da hızla değişim geçirirken, radyo yayınlarının da bu değişimden etkilendiğini vurgulayarak "Radyoda daha iyi ses kalitesi ve daha fazla kanal kapasitesi elde etmek için dijital radyo yayıncılığı (DAB) keşfedildi. Ancak bu ilk girişimler, zamanla gelişim göstererek daha da gelişti ve Dijital Yeni Nesil Radyo (DAB+) halini aldı" ifadelerini kullandı. "DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık" 2018 yılında hizmete açılan Çamlıca Kulesi sayesinde dünyada ilk defa bir haberleşme kulesinden aynı anda 100 adet FM radyo yayını yapabilme kapasitesiyle Türkiye’nin yayıncılık alanında dünya çapında bir ilke imza attığını hatırlatan Uraloğlu, "DAB+ teknolojisi ile radyo yayıncılığımıza yeni bir soluk getiren, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecek bir yeniliği Çamlıca Kulemizde hayata geçirdik. DAB+ ile İstanbul’a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık. Kamu ve özel olmak üzere 15 radyo kanalımız bu yeni teknoloji ile hizmet sunuyor" diye konuştu. "DAB+ yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlıyor" DAB+’nın, parazitlerden arındırılmış net bir ses deneyimi sunan ve aynı frekansta birden fazla radyo kanalını barındırabilme kapasitesiyle frekans verimliliğini arttıran bir teknoloji olduğunu belirten Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "DAB+, metin, görüntü ve canlı trafik bilgileri gibi ek içerikler sunarak, dinleme deneyimini de zenginleştiriyor. Bu sayede, kullanıcılar sadece müzik ve konuşma değil, aynı zamanda faydalı bilgi akışına da erişebiliyor. DAB+’nın en önemli avantajlarından biri de analog sistemlere göre enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik sunması. 16 yayını tek bir frekans ve tek bir vericiyle iletebiliyor ve toplam enerji tüketimi sadece 12,2 kilovat. Analog FM vericiler ise her yayın için ayrı bir frekans ve verici kullanır. 16 yayın için toplam enerji tüketimi 128 kilovattır. Böylece, DAB+ yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlarken, karbon emisyonlarını da önemli ölçüde azaltarak çevre dostu bir yayıncılık imkanı sunuyor."
13 Şubat 2026 Cuma - 11:43
Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Menopoz okulumuz Ocak 2026 itibariyle 81 ilimizde tüm sağlıklı hayat merkezlerimizde açıldı"
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Menopoz okulumuz Ocak 2026 itibariyle 81 ilimizde tüm sağlıklı hayat merkezlerimizde açıldı" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Sağlıklı Hayat Merkezleri, 81 ilde vatandaşlara hizmet veriyor. Diyetisyenden psikoloğa, sigara bırakma polikliniklerinden akademilere kadar pek çok alanda vatandaşlara destek verilen merkezlerde, artık menopoz okulları da hizmet vermeye başladı. Konuya ilişkin açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bakanlık olarak koruyan sağlık vizyonuyla vatandaşın sağlığını korumaya devam ettiklerini belirterek, "Yapmış olduğumuz çalışmaların en önemli kısmını vatandaşlarımızın doğru sağlık bilgisini en hızlı ve en etkin şekilde ulaşması. Sağlık okur yazarlığını Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğümüzle beraber artırmaya ve bu konuda vatandaşlarımızı geliştirmeye gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. Bu kapsamda sağlıklı hayat merkezlerinin de 81 ilde hizmet verdiğini hatırlatan Demirkol, "Psikologlarımız, sosyal çalışmacımız, diyetisyenlerimiz, fizyoterapistlerimiz, yine sigara bırakma polikliniklerimizle etkin bir koruyucu sağlık hizmeti ve sağlıklı kalma hizmeti veriyoruz. Bu kapsamda sağlıklı hayat merkezlerimizi aynı zamanda bir akademi okul gibi de kullanmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Menopoz okulumuz Ocak 2026 itibariyle 81 ilimizde tüm sağlıklı hayat merkezlerimizde açıldı" Geçen yıl Sağlıklı Hayat Akademisinde 300 bin kişinin mezun olduğunu dile getiren Demirkol, bunun yanı sıra farklı yaş grupları için de akademi açıldığını söyleyerek, "0-2 yaş grubu için bebek akademisi, 2-12 yaş için çocuk akademisi, 12-18 yaş grubundaki gençlerimiz için de genç akademilerimizi açtık. Tabii ki yine en önemli ihtiyaçlardan biri menopoz döneminde sağlıklı yaşam ve sağlıklı kalabilme noktasında da kadınlarımıza menopoz okulu açtık. Yani bu dönemi her açıdan sağlıklı geçirebilmek için menopoz okulumuzda da kendilerine sağlık profesyonellerimiz vasıtasıyla eğitim veriyoruz ve bu dönemi el birliğiyle daha sağlıklı geçirebilmek ve hayatlarında yeni bir dönem olan bu döneme hazırlanmalarını istiyoruz. Menopoz okulumuz Ocak 2026 itibariyle 81 ilimizde tüm sağlıklı hayat merkezlerimizde açıldı" diye konuştu. "Menopoz okulumuzda tüm kadınlarımızın yanında sağlık profesyonellerimizle olmak istedik" Menopoz okullarında vatandaşlara ruhsal ve fiziksel anlamda destek verildiğini aktaran Demirkol, sözlerine şöyle devam etti: "Menopoz okulumuzda kendileri için bir hormonal değişim olan, ruhsal ve fiziksel değişim olan bu hassas dönemde tüm kadınlarımızın yanında sağlık profesyonellerimizle olmak istedik. Bu dönem içerisinde doğru fiziksel hareketler fizyoterapistlerimiz vasıtasıyla kendilerine anlatılıyor. Bu dönem içerisinde hormonal değişikliğe bağlı oluşan ruhsal değişimlerde de yine psikologlarımız yanlarındalar. Bu dönem içerisinde hormonal değişime bağlı olan kilo değişimleri sebebiyle de diyetisyenlerimiz yanlarında olacaklar ve burada bu dönemi daha kolay nasıl el birliği ile atlatabiliriz? Ruhsal, fiziksel ve hormonal değişimleri kendi hayatlarında yönetirken onlara nasıl yardımcı olabiliriz diye vermiş olduğumuz derslerden oluşan menopoz okulumuza bu yaş grubundaki tüm kadınlarımızı sağlıklı hayat merkezlerimizde bekliyoruz. Vatandaşlarımızın doğumundan ölümüne kadar sağlıklı yaşama, merhaba demeleri, hastalanmadan sağlığının kıymetini bilmelerini ve Sağlık Bakanlığı olarak bu imkanı onlara sağlayabilmeyi de üzerimize bir borç kabul ediyoruz." "Sağlıklı hayat merkezlerimize direkt doğrudan bu menopoz okulları için başvurulabiliyor" Demirkol, vatandaşların aile hekimlikleri vasıtasıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerinde bulunan menopoz okullarına yönlendirilebildiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Yine sağlıklı hayat merkezlerimize direkt doğrudan bu menopoz okulları için başvurulabiliyor. Belirli süreçler ve periyotlarla, belirli bir kontenjana ulaştıklarında bu kurslar açılıyor. Oradaki vaka koordinatörlerimizi bu kursa katılmak istediklerini söylediklerinde de onlar en kısa sürede açılan kursa bu yaş grubundaki kadınlarımızı kaydediyorlar, kendilerini arıyorlar ve oraya gitmişken de hem diyetisyene hem fizyoterapiste hem psikoloğa eğer sigara kullanılıyorsa sigara bırakma politikalarına da vatandaşlarımızı vaka koordinatörlerimiz yönlendiriyor. Onların randevularını alarak süreci komple bir sağlıklı yaşam, kendini iyi hissetme ve doğru yaşama, kaliteli yaşama anlamında kendilerine yardımcı oluyorlar."
13 Şubat 2026 Cuma - 11:31
TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz"
Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sami Şahin, "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir" dedi. TSE ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında, standardizasyon kültürünü üniversite kampüslerine taşımak ve öğrencilere standart bilincini kazandırmak amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında, üniversitelerde standartlar konusunda eğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları yürütüleceği belirtildi. Ayrıca akademik iş birlikleri, ortak projeler ve müfredat çalışmalarına yönelik faaliyetler de protokol çerçevesinde hayata geçirileceği ifade edildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan TSE Başkanı Şahin, standardizasyonun kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadığını, üniversitelerle kurulacak iş birliği sayesinde gençlere eğitim hayatında standart bilinciyle buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan ise, üniversitelerin sanayi ve kamu kurumlarıyla iş birliğinin önemine dikkat çekerek, protokolün öğrencilerin ve akademisyenlerin standartlara yönelik farkındalığını artıracağını ifade etti. Ayrıca düzenlenen protokol ile birlikte, Türkiye genelindeki üniversitelerde standardizasyon alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, staj çalışmalarının artması ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amaçlandığı belirtildi. "Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek" İmzalanan protokolün YÖK ile TSE arasında bir köprü kuracağını, üniversitelerde düzenlenecek programlar ve çalışmalarla gençlerin daha vizyonlu olacağını belirten TSE Başkanı Şahin, "TSE ile YÖK arasında tesis edilen bu çerçeve; iki kurum arasındaki bir mutabakatın ötesinde, Türkiye’nin üretim, teknoloji ve standardizasyon kapasitesini birlikte geliştirme iradesinin somut bir göstergesidir. Günümüzde kalkınma; yalnızca bilgi üretmekle değil, o bilgiyi standarda dönüştürmekle, uygunluk değerlendirme süreçleriyle güvence altına almakla ve uluslararası sistemle uyumlu hale getirmekle mümkündür. Standart; bilginin disiplinidir. Standardizasyon ise akademi ile sanayi arasında kurulan en güçlü ve en kalıcı köprüdür. Bugün attığımız adım, işte bu köprüyü daha da sağlamlaştırma iradesidir. Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir. Uluslararası örnekler göstermektedir ki; üniversiteler ile standardizasyon kuruluşları arasındaki yakın iş birliği, ülkelerin küresel standartların oluşumunda söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Akademik birikim standart hazırlama süreçlerine dahil oldukça; ülkeler yalnızca standartları uygulayan değil, standartları şekillendiren konuma yükselmektedir. Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek, üniversitelerimizle Ar-Ge ve inovasyon projeleri geliştirilecek, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmalar desteklenecek ve eğitim programları yaygınlaştırılacaktır" diye konuştu. "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak" Protokol ile birlikte üniversitelerin, TSE’ye bağlı altyapıları kullanacağını ve böylelikle öğrencilerin staj imkanlarının güçleneceğini ifade eden Şahin, "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak; öğrencilerimize staj ve uygulamalı eğitim imkanları sunularak nitelikli insan kaynağımız güçlendirilecektir. Böylece üniversitelerde üretilen bilgi, yalnızca akademik çıktı olarak kalmayacak; standarda dönüşerek üretim hayatına ve sanayiye doğrudan katkı sağlayacaktır. Bilim ile uygulama arasındaki mesafe kısalacak, bilgi ekonomik değere dönüşecektir. Türkiye’nin kalite altyapısı; teknik kapasitenin yanında güçlü insan kaynağı ve kurumsal eşgüdümle gelişir. Biz TSE olarak kaliteyi sadece belgelendirme faaliyetinden ibaret görmüyor; üretim ekosisteminin stratejik bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu iş birliği ile yeni teknolojilere yönelik standart çalışmalarının hızlandırılması, uygunluk değerlendirme alanında uzmanlıkların geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası standardizasyon platformlarındaki temsil gücünün artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda yabancı uyruklu öğrencilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ile Türkiye’nin standardizasyon alanındaki birikimi daha görünür hale gelecektir. Kalite; sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Standart ise güvenin ve adil rekabetin zeminidir. Üniversitelerimizle birlikte ortaya koyacağımız bu iş birliği modeli; bilginin üretime, üretimin güvene, güvenin ise rekabet gücüne dönüşmesini sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "YÖK olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir" YÖK ile TSE arasında imzalanan protokol ile iki kurum arasındaki iş birliğini başka bir boyuta kavuşturacaklarını vurgulayan YÖK Başkan Vekili Gündoğan ise, "Kurumlarımız arasında böyle bir protokolün imzalanması bir süre önce gündeme gelmiş ve o günden itibaren yürütülen istişarelerin, ortak aklın ve ülkemize dair taşıdığımız sorumluluğun bir sonucu olarak son şeklini almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre ve ülkemizin kalkınma hedeflerine daha güçlü bağlarla bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir. Bu vizyonu başarıyla hayata geçirmek adına standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında yetkinlik kazanmamız gerektiğinin bilincinde olarak bu alanlarda ülkemizin güzide kurumlarından biri olan Türk Standartları Enstitüsü ile iş birliğinin son derece mühim olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız protokol, yükseköğretim kurumlarımız ile Türk Standartları Enstitüsü arasındaki iş birliğini çok boyutlu bir yapıya kavuşturacak şekilde hazırlanmıştır. Standardizasyon kültürünün yaygınlaştırılmasından ortak komitelerin oluşturulmasına, çalıştayların ve eğitim programlarının geliştirilmesinden laboratuvar altyapılarının karşılıklı kullanımına, Ar-Ge projelerinde iş birliğinden öğrencilere staj ve uygulamalı eğitim imkanı sağlanmasına kadar pek çok alanı kapsamaktadır. Bu çerçeve, üniversitelerimizin ürettiği teknolojik çözümlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde geliştirilmesini, test ve analiz süreçlerinin etkin işletilmesini ve ticarileşme aşamasında gerekli desteğin sağlanmasını da mümkün kılacaktır" ifadelerini kullandı. Düzenlenen imza töreni hatıra fotoğrafı çekimi ve karşılıklı hediye takdimi ile son buldu.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:21
ASO’da küresel pazarlara açılma stratejileri ele alındı
Ankara Sanayi Odası (ASO) ile ODS Danışmanlık iş birliğinde düzenlenen ‘Küresel Pazarlara Açılmak: Strateji, Destek, Finansman ve Akıllı Sistemler’ paneli, ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Kamu kurumları, finans kuruluşları ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren ‘Küresel Pazarlara Açılmak: Strateji, Destek, Finansman ve Akıllı Sistemler’ paneli, ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. ASO ile ODS Danışmanlık iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, firmaların küresel pazarlara açılma süreçlerine ilişkin güncel gelişmeler ve uygulamaya dönük deneyimler ele alındı. Toplantıya, ASO Yönetim Kurulu Üyesi Halit Erol, ODS Danışmanlık CEO’su Onur Seçkin, ASO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer ve çok sayıda ASO üyesi firma temsilcisi katıldı. "İhracatımız 2025 yılında 273 milyar 361 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır" Türkiye’nin ihracat performansındaki yapısal dönüşüme işaret eden ASO Yönetim Kurulu Üyesi Halit Erol, "İhracatımız 2025 yılında 273 milyar 361 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Bunun 102,1 milyar doları, yani yüzde 41,1’i orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluşmaktadır. 20 yıl önce ihracatımızın 73,4 milyar dolar, orta-yüksek ve yüksek teknoloji payının ise yüzde 32 olduğu değerlendirildiğinde, ülkemiz sanayisinin katma değer ve teknoloji ekseninde yapısal bir dönüşüm içinde olduğu açıkça görülmektedir" dedi. "2025 yılında Ankara’dan gerçekleştirilen toplam ihracat yaklaşık 18,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" Ankara’nın da bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri olarak öne çıktığını ifade eden Erol, "2025 yılında Ankara’dan gerçekleştirilen toplam ihracat yaklaşık 18,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam için orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı, 12,2 milyar dolarla yüzde 66’dır. Bu oran 20 sene önce yüzde 45 seviyesindeydi. Bu tablo, Ankara’nın makine, savunma sanayi, elektrik-elektronik, medikal, yazılım ve ileri teknoloji alanlarında ne denli güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduğu ortaya koymaktadır" diye konuştu. Küresel ticarette rekabet anlayışının değiştiğine dikkat çeken Erol, fiyat odaklı rekabetin yerini kalite, teknoloji, inovasyon, marka ve güvenilir tedarik anlayışına bıraktığını; günümüzde rekabet gücünün dijital altyapı, veri yönetimi, otomasyon ve yapay zeka gibi alanlardaki yetkinliklerle şekillendiğini dile getirdi. ASO olarak sanayicilerin bu dönüşüme uyum sağlamasını stratejik öncelik olarak gördüklerini belirten Erol, bilgilendirme faaliyetleri, eğitim programları ve iş birlikleriyle üyelerin yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti. ODS Danışmanlık CEO’su Onur Seçkin ise ODS Danışmanlık olarak hedeflerinin Türkiye’nin ihracatçı tabanını büyütmek, mevcut ihracatçıların daha yüksek katma değerle ve daha sürdürülebilir biçimde küresel pazarlarda ölçeklenmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi. Panellerde ihracatın yol haritası değerlendirildi Açılış konuşmalarının ardından program paneller ile devam etti. Etkinliğin ilk panelinde, ODS Danışmanlık İş Geliştirme Anadolu Bölge Müdürü Emin Mustafa Kaleli moderatörlüğünde; Özdekan Kauçuk Şirket Müdürü Ali Sarı, Tis Deprem Teknolojileri Uluslararası İş Geliştirme Müdürü Göksu Dulkadiroğlu ve Refkar Soğutma Genel Müdür Yardımcısı Herman Haçaduryan, firmalarının ihracat deneyimlerini ve sürdürülebilir büyüme stratejilerini paylaştı. Etkinlik, katılımcıların iş dünyası temsilcileriyle doğrudan temas kurma fırsatı bulduğu networking bölümü ile sona erdi.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:07
Hesabına bilmediği bir yerden 426 bin lira geldi
Bilmediği bir kuyumcudan hesabına 426 bin lira gelen İsmail Hakkı Pamukoğlu, "Dekontta gördüğüm firmanın yetkileri biz böyle bir para transferinde bulunmadık diyorlar. Şu an alıcısı muamma bir para var ortada. Dolayısıyla ne yapacağım bilmiyorum" dedi.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:33
Yeşil Vatan etkinlikleri kapsamında Şubat ayının teması: "Sürdürülebilirlik"
İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda, öğrencilerde çevre bilinci oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen ’Yeşil Vatan-Benim Okulum Geleceğe Çare’ etkinlikleri Şubat ayında ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla devam ediyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ‘Köklerden Geleceğe’ yaklaşımı doğrultusunda yürütülen ’Yeşil Vatan - Benim Okulum Geleceğe Çare’ etkinlikleri, Şubat ayında ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla devam ediyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla; öğrencilerin çevresel sorunlara karşı duyarlılık kazanmaları, sürdürülebilir yaşam anlayışını günlük hayatlarına yansıtmaları ve çevreye karşı sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor. Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu düzenlenecek Şubat ayı etkinlikleri kapsamında, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik "Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu" düzenlenecek. Maratonla öğrenciler, çevre sorunlarını analiz ederken yenilikçi fikirler geliştirecek ve çözüm odaklı düşünme becerilerini takım çalışmasıyla ortaya koyacak. Maratona, ortaokul ve lise kademelerinde öğrenim gören öğrencilerden oluşan takımlar, il müdürlükleri aracılığıyla başvuru yaparak katılabilecek. Maraton etkinlikleri sonucunda, Haziran ayında Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu Bakanlık Programı’nın gerçekleştirilmesi planlanıyor. COP31 sürecine yönelik bilgilendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor Şubat ayı boyunca yürütülecek sürdürülebilirlik temalı etkinlikler, bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Etkinlikler aracılığıyla; iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma ve çevresel sorumluluk konularının küresel ölçekteki karşılığı öğrencilere aktarılıyor. Bu kapsamda öğrencilerin geliştirdikleri sürdürülebilir tasarım ve çözüm önerileri ile COP31’in gündem başlıkları arasında bağlantı kurmaları, Türkiye’nin bu süreçteki rolünü tanımaları ve uluslararası iklim politikalarına ilişkin bilinç geliştirmeleri hedefleniyor. Böylece sürdürülebilirlik teması, yerel uygulamalardan küresel iklim gündemine uzanan bütüncül bir bakış açısıyla da desteklenmiş olacak. Sürdürülebilirlik temalı eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülüyor Öte yandan, yerel, ulusal ve küresel ölçekteki sulak alanlar tanıtılarak bu alanların sürdürülebilir yaşam açısından taşıdığı önem; doğal kaynakların korunması, suyun verimli kullanımı ve ekosistem dengesi konularındaki bilinçlendirme çalışmaları aracılığıyla öğrencilere aktarılıyor. Okullarda sürdürülebilirlik temalı atölye çalışmaları düzenlenirken, öğrenci kulüpleri aracılığıyla sürdürülebilir üretim, tüketim ve geri dönüşüm odaklı kültürel ve sosyal etkinlikler destekleniyor. Gerçekleştirilecek eğitim ve farkındalık çalışmaları kapsamında; ailelere yönelik olarak ise çevre, ekonomi ve toplum boyutlarıyla sürdürülebilirlik konularında uzman konukların katılımıyla söyleşiler düzenleniyor. Bu çalışmalarla ailelerin sürece gönüllü katılım teşvik edilerek okul-aile iş birliği güçlendiriliyor.
13 Şubat 2026 Cuma - 09:38
Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi. Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi: "Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan’a gideceği anlaşılan TIR’da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir. Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan’dan Türkiye’ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır. Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir." Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur. Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.
13 Şubat 2026 Cuma - 08:19
12 ilde 15 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 438 milyon TL hareketlilik bulunan 109 şüpheli yakalandı
Jandarma Genel Komutanlığı 12 ilde 15 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda, hesaplarında 438 milyon Türk lirası hesap hareketliliği bulunan 109 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları koordinesinde; İl Jandarma Komutanlıklarınca 12 ilde 15 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendi. Aydın’da; tefecilik ve göçmen kaçakçılığı, Gaziantep’te; insan ticareti ve nitelikli dolandırıcılık, Diyarbakır’da; organize nitelikli hırsızlık, Kırklareli, Manisa ve Van’da; göçmen kaçakçılığı, İzmir’de; nitelikli dolandırıcılık, Bolu, Şanlıurfa, Denizli’de; tefecilik, Antalya ve Ankara’da; organize uyuşturucu ticareti yaptıkları belirlenen şüphelilere yönelik yapılan operasyonlarda hesaplarında 438 milyon TL hareketlilik bulunan 109 şüpheli yakalandı. Göçmen kaçakçılığı, tefecilik, uyuşturucu ticareti, nitelikli hırsızlık ve insan ticareti suçunu işlediği belirlenen şüphelilerden; 61’i tutuklandı, 38’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesi sonucunda "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçunu örgütlü olarak işleyen şüphelilere ait çok sayıda taşınır ve taşınmaz mala el konuldu.
12 Şubat 2026 Perşembe - 23:53
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Görele’deki taciz iddiasıyla ilgili açıklama: "Sıfır toleransla, yargı sürecini kararlılıkla takip edeceğiz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Giresun’un Görele ilçesinde cinsel istismara uğrayan 16 yaşındaki çocuğun yargı sürecinin büyük bir titizlikle takip edileceğini, çocuğa ve ailesine yönelik psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Giresun Görele’de 16 yaşındaki çocuğun cinsel tacize uğradığına dair basında yer alan haberlere ilişkin yapılan açıklamada, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, söz konusu olay adli makamlara intikal ettiği ilk andan itibaren süreci büyük bir titizlikle takip etmekteyiz. Bu çerçevede uzman ekiplerimizce mağdur çocuk ve ailesine yönelik uzun süreli psikososyal destek çalışmaları başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Aile ve mağdur çocuğun yanında olunduğu vurgulanan açıklamada, "Ayrıca çocuğun üstün yararı gözetilerek gerekli danışmanlık tedbirleri devreye alınmıştır. Bakanlık olarak sanığın en ağır cezayı alması için devam eden adli süreci yakından takip ederek, açılacak davaya müdahil olacağız. Çocuklarımızı her türlü istismardan koruma konusundaki ‘sıfır tolerans’ ilkemizle, yargı sürecini kararlılıkla takip edecek, mağdur çocuğumuzun ve ailesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:32
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile Ankara’da bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Üstel ve hükümet ortaklarıyla Ankara’da bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve KKTC Başbakanı Üstel ortak basın açıklaması yaptı. Yılmaz, yaptığı açıklamada, görüşmenin son derece faydalı bir şekilde geçtiğini ifade ederek, Türkiye ile KKTC arasında ilişkilerin sıradan iki ülke arası ilişkiler olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin yanında olduğunu ve olmaya da devam edeceğini ifade etti. "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir" KKTC Başbakanı Üstel ile her yıl ekonomik ve mali iş birliği protokolleri üzerinde çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu çalışmaları yaparken ortak akılla hareket etmeye büyük önem veriyoruz. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları ve KKTC’nin kurumları, diğer taraftan da ekonomik ve sosyal paydaşlarla istişareler içinde bu programları şekillendiriyoruz. Bu yıl da aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de yine bu kapsamda önemli değerlendirmeler yaptık. Bizim amacımız açık ve nettir. Biz, KKTC’yi çok daha müreffeh, güçlü yarınlara taşımak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, fiziki ve teknolojik altyapıdan üniversitelere, Ar-Ge’den bilişim vadisi vizyonlarına varıncaya kadar KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir. Amacımız KKTC’nin kendine yetebilen, küresel şartlarla uyumlu, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıyla yoluna devam etmesidir. Önümüzdeki dönem özellikle girişimcilere dönük, kadınlara, gençlere, üreticiye, çiftçiye dönük neler yapabiliriz diye istişare ediyoruz. Bu çalışmalarda ana yaklaşımımız insan odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmadır" diye konuştu. "KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz" Ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin ve Kıbrıs Türkü’nün haklarını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, "Adanın gerçeklerini herkesin görmesi lazım. Adada iki devlet ve iki ayrı halkın olduğunu herkesin iyi bilmesi lazım. Egemen, eşitlik temelinde konuya yaklaşılması lazım. Bir çözüm aranacaksa bu çözüm, adadaki gerçeklikler üzerine inşa edilen bir çözüm olmak durumundadır. Bu noktada Rum kesiminin çözümden yana olmayan yaklaşımını hepimiz biliyoruz ve bu defalarca test edildi, görüldü. Tarihte de bunu çeşitli kez yaşadık. Bir çözüme yanaşmayı bırakın, BM kapsamında birkaç konuda iş birliği yapılsın denilen konularda dahi adım atmadıklarını herkes biliyor. Önümüzdeki süreçlerde de biz bu gerçekler üzerine bina edilmiş bir yaklaşımla KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz. İki toplum arasında iş birlikleri her zaman yapılabilir. Bütün bunlara da her zaman hazırız" dedi. "Teknik heyetlerimizle birlikte neler yapabiliriz diye konuştuk" KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise Kıbrıs ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durana kadar Türkiye Cumhuriyeti ile büyük projeleri her alanda gerçekleştireceklerini dile getirerek, "Bugün de uzun süren toplantımızda teknik heyetlerimiz ile birlikte yeni mali iş birliği protokolümüzle ülkemizin ihtiyaçlarına göre neler yapabiliriz diye Cumhurbaşkanı Yardımcımızla ve heyetiyle konuştuk. Ayrıca bir de değerlendirme toplantısı yaparak, 2025’te imzaladığımız mali iş birliği protokolünde neleri yaptık, hangi projelerimiz devam ettiği ve ne zaman sonuçlanacağına ilişkin konuları dile getirdik" açıklamasında bulundu. "2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelini attık" Üstel, 2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelinin atıldığını hatırlatarak, "Bazı büyük projeler 30 yıldır konuşuluyor ama bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle ülkemizin hep üzerinde durduğu ve gerçekleştireceğimiz Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi’nin yeniden revize edilmesi ve ülke insanına hizmet edecek 320 yataklı yeni bir hastane inşaatının temellerinin süratli bir şekilde yükseldiğini görmek bizler için büyük bir mutluluktur. Yine uzun yıllar konuşulan Güzelyurt Hastanesi, yine uzun yıllar konuşulup bugün gerçekleştirdiğimiz Karpaz Pamuklu Hastanesi ve bir yandan gerçekleştirdiğimiz ve insanlarımızın kullanımına açtığımız Maraş Sağlık Merkezimiz ve öbür yörelerimizde yaptığımız sağlık merkezlerimizle 2025 yılında KKTC’de sağlıkta iyi bir yıl ve sağlıkta büyük projelerin gerçekleştirildiğine inanıyoruz. 2026 yılında da inşallah Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bu hastanelerin açılışlarını yapacağız" dedi. "Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’nin ekonomisinin geriye götürmek için her türlü baskıyı uyguladığına dikkati çeken Üstel, "Yunanistan ve İsrail’le imzaladıkları bir savunma protokolüyle silahlanma yarışı içerisine girdiler ve her geçen gün yeni savunma araçlarını almak için basında şov yapmaya devam ediyorlar. Unutuyorlar, Kıbrıs Türkü yalnız değil. Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz de günü geldiğinde kendilerine aynı şekilde bir cevap vereceğimizden kuşkumuzdur yoktur" değerlendirmesinde bulundu.
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:10
Bakan Kacır, Yunan mevkidaşı Theodorikakos ile bir araya geldi
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yunanistan Kalkınma Bakanı Takis Theodorikakos ile Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi toplantısında bir araya geldi. Toplantıya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kacır, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Sayın Kiryakos Miçotakis başkanlıklarında gerçekleşen Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi toplantısına katıldık. Toplantı marjında Yunanistan Kalkınma Bakanı Sayın Takis Theodorikakos ile bir araya gelerek görüşme gerçekleştirdik. Mevkidaşımla liderlerimizin huzurunda ‘Bilim ve Teknoloji Alanında İş Birliğine Dair Ortak Niyet Beyanı’nı teati ettik. Mutabakat çerçevesinde kurumlarımız arasındaki iş birliğini derinleştirecek, ortak Ar-Ge ve yenilik projelerini destekleyeceğiz. Dijitalleşme, teknoloji girişimciliği ve inovasyon konularında ilişkilerimize güç katacağız" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder