Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak D-8’in etkinliğini artıracak bu dönüşüm sürecine samimi ve güçlü destek vermeye devam edeceğiz"
24 Şubat 2026 Salı - 20:32:46
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye olarak, kuruluşunda öncü rol oynadığımız D-8’in uluslararası alandaki etkinliğini artıracak bu dönüşüm sürecine samimi ve güçlü destek vermeye devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, D-8 Genel Sekreteri Süheyl Mahmud ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Görüşmemizde; D-8’in daha dinamik, proje odaklı ve sonuç üreten bir yapıya kavuşması, Azerbaycan’ın katılımıyla oluşan yeni ivmenin etkin biçimde değerlendirilmesi ve Sekretaryanın kurumsal ve mali açıdan güçlendirilmesine yönelik reform sürecini ele aldık. Türkiye olarak, kuruluşunda öncü rol oynadığımız D-8’in uluslararası alandaki etkinliğini artıracak bu dönüşüm sürecine samimi ve güçlü destek vermeye devam edeceğiz. Genel sekreterlik görevini üstlenen Sayın Mahmud’a ziyaretleri için teşekkür ediyor, 14-15 Nisan 2026 tarihlerinde Cakarta’da düzenlenecek olan D-8 Zirvesi’nin Teşkilatımıza ve tüm üye devletlere hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
24 Şubat 2026 Salı - 20:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye bugün yakın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür, muktedirdir, inisiyatif ve irade sahibidir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye bugün yakın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür, muktedirdir, inisiyatif ve irade sahibidir."
24 Şubat 2026 Salı - 20:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hemen her gün yeni bir krizin baş gösterdiği coğrafyada her hamlemizi incelikle planlıyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hemen her gün yeni bir krizin baş gösterdiği coğrafyada her hamlemizi incelikle planlıyoruz."
24 Şubat 2026 Salı - 20:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsanımızın huzurunu kim bozarsa, devletin güvenliğine kim el uzatırsa tepelerine binmeye devam edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsanımızın huzurunu kim bozarsa, devletin güvenliğine kim el uzatırsa tepelerine binmeye devam edeceğiz."
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:41
AK Parti’den belediyelere Ramazan genelgesi: "Denetim, sosyal yardım ve manevi hassasiyet vurgusu"
AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, yaklaşan mübarek Ramazan ayı öncesinde AK Partili belediyelere kapsamlı bir genelge gönderdi. AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir’in imzasıyla iletilen genelgede, Ramazan ayının ruhuna uygun programlar yapılması, sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve milli-manevi değerlere hassasiyetle hareket edilmesi vurgulandı. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayı öncesinde AK Partili belediyelere genelge gönderdi. Genelgede Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve dayanışmanın en güçlü şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekildi. AK Parti’nin milletin kurduğu bir hareket olduğu belirtilerek, AK Partili belediyelerin de bu anlayışla Ramazan ayında birlik ve beraberliğin güçlenmesine katkı sunacak çalışmalar yürütmesi istendi. Ramazan ayında vatandaşların sağlıklı ve uygun fiyatlı ürünlere ulaşabilmesi için belediyelerin tüm imkanlarını seferber etmesi gerektiği kaydedilen genelgede, özellikle gıda güvenliği, hijyen ve uygun fiyat uygulamalarına yönelik denetimlerin Ramazan ayı boyunca artırılması istendi. Belediyelerin marketler, pazar yerleri, fırınlar ve gıda satış noktalarında düzenli kontroller gerçekleştirmesi, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için gerekli önlemlerin titizlikle uygulanması gerektiği de ifade edildi. Genelgede Ramazan ayı boyunca planlanan tüm etkinliklerin Ramazan’ın ruhuna, milli-manevi ve tarihi değerlere uygun hassasiyetle gerçekleştirilmesi, programlarda yer alacak katılımcıların bu çerçevede belirlenmesinin altı çizildi. Başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara destek bilincinin Ramazan boyunca güçlü şekilde ortaya konulması ve etkinliklerde boykot ürünlerine yer verilmemesi de genelgede ön plana çıkan hususlardan biri oldu. Sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, dağıtım sürecinde vatandaşların mahremiyetinin gözetilmesi, belediye başkanlarının Ramazan boyunca vatandaşlara iftar vakitlerinde, gönül sofralarına katılması, ev ziyaretleri gerçekleştirilmesine vurgu yapılan genelgede, yaşlılara, engelli vatandaşlara, şehit yakınlarına iftar ve sahur programlarının düzenlenmesi kaydedildi. Öte yandan belediyelere gönderilen genelgede, şehit yakınları ve gazilerin ziyaret edilmesi, kendileri için özel iftar programları düzenlenmesi, üniversite öğrencileri, gençler, çocuklar, yaşlılar, yetimler ve kimsesizlere yönelik özel iftar programları yapılması da öne çıktı. "Belediye başkanı şehrinden mesuldür" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, yaklaşan Ramazan ayı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Demir, Ramazan’ın tüm İslam âlemine, Türkiye’ye ve şehirlere hayırlar getirmesini temenni etti. Demir, Ramazan ayında birlik ve beraberliğin güçleneceğini belirterek, AK Partili belediyelerin her zaman olduğu gibi vatandaşların yanında olacağını söyledi. Belediye başkanlarının Ramazan boyunca vatandaşlarla daha güçlü bir gönül bağı kuracağını ifade eden Demir, "Belediye başkanlarımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarıyla vatandaşlarımızla, iftar ve sahur sofralarında bir araya gelecekler. Bulundukları yerlerin şehremini olarak Hz. Ömer misali, şehrinde tüm vatandaştan kendisini mesul hissederek Ramazan ayını geçirecekler" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının gönül buluşmalarına vesile olacağını dile getiren Demir, belediye başkanlarının iftar ve sahur sofralarında vatandaşlarla bir araya geleceğini, dertleri dinleyip çözüm üreteceğini ifade etti. AK Parti’nin ‘kimsesizlerin kimsesi’ anlayışıyla hareket ettiğini vurgulayan Demir, ihtiyaç sahibi vatandaşların asla yalnız bırakılmayacağını belirtti.
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:30
Kamu ve savunma altyapılarında yerli güvence: ULAK SD-WAN’a ‘Ağ Güvenliği’ ödülü
NATO tatbikatlarında test edilen ve kamu altyapılarında kullanılan ULAK SD-WAN, yüksek güvenlik standartlarıyla e-Safe Siber Güvenlik Ödülleri’nde Ağ Güvenliği ödülünü aldı. e-Safe Siber Güvenlik Ödülleri kapsamında Ağ Güvenliği kategorisinde ULAK Haberleşme’nin yerli ve milli SD-WAN çözümü ödüle layık görüldü. Şirketin geliştirdiği ULAK SD-WAN, Türkiye’nin kritik dijital altyapılarında güvenli, kesintisiz ve merkezi olarak yönetilebilir bağlantı imkânı sunmasıyla öne çıkıyor. Sahip olduğu ileri teknoloji ve yüksek güvenlik standartları sayesinde çözüm, sektördeki konumunu bir kez daha teyit etmiş oldu. ULAK SD-WAN bugün itibarıyla 2 bine yakın aktif sahada hizmet veriyor. Genelkurmay Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve TEİAŞ başta olmak üzere stratejik öneme sahip kamu kurumlarının altyapılarında kullanılan sistem, kritik operasyonların sürekliliğini destekliyor. Çözüm, kamu ağlarının dijital dönüşüm süreçlerinde güvenilir ve sürdürülebilir bir altyapı sunmasıyla dikkat çekiyor. Yazılım tabanlı ve merkezi bir mimari üzerine kurulu olan SD-WAN, geniş alan ağlarının tek merkezden yönetilmesine imkân tanıyor. Uçtan uca şifreleme teknolojisi ile veri iletimini üst düzeyde koruma altına alan sistem, gelişmiş güvenlik politikaları ve segmentasyon kabiliyetleriyle ağ bütünlüğünü güçlendiriyor. Dinamik trafik yönlendirme özelliği sayesinde uygulama bazlı optimizasyon sağlayan çözüm, farklı bağlantı türlerini eş zamanlı ve verimli biçimde kullanarak yüksek performans ve kesintisiz iletişim sunuyor. Tüm sahaların tek bir kontrol paneli üzerinden izlenebilmesi ise kurumlara hız ve maliyet avantajı sağlıyor. SD-WAN çözümü uluslararası alanda da önemli bir eşikten geçti. NATO nezdinde gerçekleştirilen CWIX tatbikatlarında değerlendirme ve test süreçlerinde elde edilen başarı, ürünün güvenlik standartlarının ve teknik yeterliliğinin uluslararası ölçekte kabul gördüğünü ortaya koydu. Son yıllarda artan siber tehditler, özellikle kamu kurumları ve kritik altyapılar açısından ağ güvenliğini öncelikli başlıklar arasına taşıyor. Bu çerçevede yerli ve yüksek güvenlik standartlarına sahip teknolojilerin geliştirilmesi, hem sivil hem de savunma alanında stratejik önem taşıyor. ULAK Haberleşme’nin geliştirdiği SD-WAN çözümü de bu ihtiyaca yanıt veren yerli altyapı ürünleri arasında gösteriliyor. SD-WAN’ın hem sivil kamu kurumlarında hem de savunma ekosisteminde aktif olarak kullanılması, çözümün çift kullanım (dual-use) niteliğini de ortaya koyuyor. Bu özellik, ürünün yalnızca ticari veya kurumsal ihtiyaçlara değil, aynı zamanda yüksek güvenlik hassasiyeti gerektiren askeri ve stratejik alanlara da cevap verebildiğini gösteriyor.
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:07
Ankara için fırtına uyarısı
Ankara Valiliği, yarın kent genelinde kuvvetli rüzgar ve fırtına beklendiğini belirterek, vatandaşları çatı uçmaları, ağaç devrilmeleri, soba ve doğalgaz kaynaklı zehirlenmelere karşı uyardı. Valilikten yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi verileri doğrultusunda yarın sabah saat 06.00’dan itibaren Ankara genelinde güney yönlerden kuvvetli rüzgar ve fırtınanın etkili olmasının beklendiği belirtildi. Rüzgar hızının yer yer 50 ila 70 kilometre/saat seviyelerine ulaşacağı tahmin edilirken, olumsuz hava şartlarının saat 21.00’e kadar süreceği bildirildi. Açıklamada, fırtına nedeniyle ulaşımda aksamalar, çatı uçmaları, ağaç devrilmeleri ile soba ve doğalgaz kaynaklı zehirlenmelere karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:47
Bakan Bak: "Suça sürüklenen her çocuk, toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir"
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Suça sürüklenen her çocuk, toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir" dedi. TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyonda Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak sunum yaptı. Bak’ın sunumu öncesi konuşan Komisyon Başkanı Durgut, "Komisyonumuz çocukların ve gençlerin suça sürüklenmesini yalnızca adli bir mesele olarak değil, sosyal, kültürel, organizasyonel ve yapısal boyutları olan çok yönlü bir mesele olarak ele almaktadır. Bu çerçevede koruyucu ve önleyici politikalarının güçlendirilmesi en temel önceliklerimiz arasındadır. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yürüttüğü sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle gençlerimizi risk alanlarından uzaklaştıran, aidiyet duygusunu güçlendiren, özgüven, disiplin ve sorumluluk bilinci kazandıran çok önemli faaliyetleri olduğunu biliyoruz. Gençlik merkezlerimizde yürütülen kültür, sanat ve beceri eğitimleri, gençlik kamplarımızda verilen sosyal ve hayat becerileri programları, 81 ilde devam eden gönüllülük faaliyetleri sayesinde milyonlarca gencimiz aktif vatandaşlık bilinciyle toplumsal fayda üretme imkânı bulmaktadır. Bu çalışmalar, gençlerimizi suça sürükleyebilecek risk faktörlerine karşı güçlü bir sosyal koruma kalkanı oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen her çocuk, toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir" Bakan Bak, "Suça sürüklenen çocuklara ilişkin uluslararası çocuk adaleti literatürü; son yıllarda cezalandırıcı ve güvenlik odaklı yaklaşımların yerini koruyucu, önleyici ve güçlendirici modellere bırakması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların çalışmaları, çocukların suça sürüklenmesinde bireysel tercihlerden ziyade yoksulluk, dışlanma, eğitimden kopuş, aile içi sorunlar, güvenli alan eksikliği ve psikososyal kırılganlıklar gibi yapısal faktörlerin belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. Bu çerçevede çağdaş çocuk adaleti anlayışı; çocuğu suçun faili olarak değil, risk altında bir özne olarak ele almakta ve devletlerin sorumluluğunu, bu riskleri ortaya çıkmadan azaltmak şeklinde tanımlamaktadır. Uluslararası teorik çerçeve üç temel düzeyi öne çıkarmaktadır: Önleyici müdahale, erken destek ve yeniden toplumsallaşma. Bu yaklaşım, çocukların adli sistemle temasını en aza indirmeyi, temasın kaçınılmaz olduğu durumlarda ise çocuğun gelişimini, onurunu ve geleceğini önceleyen sosyal destek mekanizmalarını esas almaktadır. Suça sürüklenen her çocuk, yalnızca adli bir vaka değil, aynı zamanda korunması, desteklenmesi ve yeniden toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir. Bu nedenle meseleye yalnızca güvenlik ya da cezalandırma ekseninden değil, çocuk adaleti, sosyal politika ve önleyici hizmetler perspektifinden yaklaşmak zorundayız" dedi. "Bakanlığımızın çalışmaları tamamlayıcı, önleyici ve güçlendirici sosyal politika anlayışıyla şekillenmektedir" Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak suça sürüklenme riskini doğuran koşulları azaltmayı, çocuk ve gençleri güvenli alanlarla buluşturmayı, aidiyet, sorumluluk ve yaşam becerilerini güçlendirmeyi temel bir kamu görevi olarak gördüklerinin altını çizen Bak, "Bakanlığımızın çalışmaları, tam da bu noktada tamamlayıcı, önleyici ve güçlendirici sosyal politika anlayışıyla şekillenmektedir. Uluslararası çocuk adaleti literatürünün ortaya koyduğu temel ilkelerden biri, çocukların suça sürüklenmesini önlemenin en etkili yolunun onları erken yaşta güvenli, kapsayıcı ve yapılandırılmış sosyal alanlarla buluşturmak olduğudur. Bu yaklaşım doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler, çocuk ve gençlerin serbest zamanlarını nitelikli biçimde değerlendirebilecekleri gençlik merkezleri, genç ofisler, spor tesisleri ve kamplar aracılığıyla yaygın bir önleyici hizmet ağı sunuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bulunan 570 gençlik merkezimiz, 376 genç ofisimiz, 43 gençlik kampımız, 25 Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezimiz, 89 Sporcu Eğitim Merkezimiz ve toplamda 4 bin 814 spor tesisimizle çocuklarımıza ve gençlerimize alan açıyor, onların hayatlarına dokunuyoruz. Bu alanlar, yalnızca etkinlik mekânları değil, aynı zamanda gençlerimizin, çocuklarımızın aidiyet geliştirdiği, kendilerini güvende hissettiği ve toplumsal bağlar kurabildiği koruyucu ve gelişim odaklı ortamlardır" diye konuştu. "Bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak, bir suçun önüne geçmekten çok daha fazlasıdır; bir geleceği kurtarmaktır" Çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmann yalnızca bugünün değil, yarınının da meselesi olduğunu ifade eden Bak, "Suça sürüklenen çocuklar meselesi, hiçbir kurumun ya da politikanın tek başına taşıyabileceği bir sorumluluk değildir. Bu alan, ortak aklı, kurumsal iş birliğini ve uzun vadeli bir toplumsal iradeyi zorunlu kılmaktadır. Bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak, bir suçun önüne geçmekten çok daha fazlasıdır; bir geleceği kurtarmaktır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler çocuk adaletine katkıyı önleme, güçlendirme ve yeniden toplumsallaşma ekseninde ele alan bütüncül bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız" dedi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:37
Araç muayene istasyonunda polis memurunun darbedilmesine ait yeni görüntüler ortaya çıktı
Ankara'da araç muayene istasyonunda polis memuru Melih Okan Keskin'in görevliler tarafınca darbedildiği anlara ait yeni görüntüler ortaya çıktı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:34
Araç muayene istasyonunda polis memurunun darbedilmesine ait yeni görüntüler ortaya çıktı
Ankara araç muayene istasyonuna giden polis memuru Melih Okan Keskin’in görevliler tarafınca darbedilmesine ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Ankara Batıkent Şehit Ramazan Çağlar Polis Merkezi Amirliği’nde görevli polis memuru Melih Okan Keskin 2 Şubat tarihinde aracını muayene götürdüğü İvedik TÜVTÜRK istasyonunda darbedilmişti. Olayın ardından hastaneye kaldırılan Keskin 3 gün sonra hayatını kaybetmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında araç muayene istasyonu çalışanları Y.K., M.Y. ve S.A. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip, mahkemeye çıkarılan şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklandı, Y.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Maktul polis memurun Keskin’in darbedildiği ana ait ait yeni görüntüler ortaya çıktı. (AFG-
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:32
Ankara’da uyuşturucuyla mücadelede gençlere yönelik farkındalık etkinliği
Ankara Gölbaşı Belediyesinin ev sahipliğinde, uyuşturucuyla mücadele kapsamında lise öğrencilerine yönelik farkındalık etkinliği düzenlendi. Gölbaşı Belediyesinin ev sahipliğinde, Gölbaşı Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle madde bağımlılığı, sentetik ve uyuşturucu maddeyle mücadele kapsamında farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. İlçede eğitim ve öğretim gören lise öğrencilerine yönelik olarak Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ adlı tiyatro oyunu, gençlerden büyük ilgi gördü. Kasım Uçkan’ın kaleme aldığı, Metin Karaman’ın yönettiği oyunda; Ebru Yıldız, Metin Karaman, Önder Özpınar, Öyküm Karaman ve Mehmet Elmas sahne aldı. Oyun, uyuşturucu madde kullanımının zengini-fakiri, kızı-erkeği olmadığını güçlü bir anlatımla vurgularken, ‘merak etme, özenme, bir kez deneme’ mesajı üzerinden bağımlılığın insan hayatını nasıl kararttığını sahnelerle izleyiciye aktardı. Toplumun her kesimini tehdit eden uyuşturucunun, bir merakla başlayıp ölümle ve yıkımla sonuçlanabileceğini gözler önüne seren oyunda, özellikle madde kullanımının ‘özendirici’ hiçbir unsuruna yer verilmemesi dikkat çekti. Kullanım anı ya da sözde keyif halleri sahneye taşınmazken, bağımlılık sonrası yaşanan çöküş, acı ve çaresizlik gerçekçi bir şekilde anlatıldı. Oyunun finalinde ekrana yansıtılan videoda ise bir doktorun ağzından gençlere önemli mesajlar verildi. Videoda, uyuşturucu kullanımının kalp, böbrek ve tüm vücut sistemlerine verdiği ağır zararlar anlatılırken, ‘Gerçek sevgiyi annenizde, babanızda arayın. O sevgi size yeter’ vurgusu yapıldı. "Gençlerimizi bu karanlık tuzaktan uzak tutmak hepimizin sorumluluğu" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca güvenlik güçlerinin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Odabaşı, şu ifadelere yer verdi: "Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi uyuşturucu ve madde bağımlılığı gibi karanlık tuzaklardan korumak, bizim en temel görevlerimizden biridir. Bu mücadele sadece yasaklarla, cezalarla değil; bilinçlendirme, farkındalık ve doğru mesajlarla kazanılabilir. Sahnelenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ oyunu, gençlerimize ‘bir kereden bir şey olmaz’ anlayışının ne kadar büyük bir yalan olduğunu çok güçlü bir şekilde anlatmıştır. Uyuşturucunun zengini fakiri, kızı erkeği yok. Bu illet, temas ettiği her hayatı karartıyor, aileleri dağıtıyor, umutları yok ediyor. Kaymakamlığımız ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte gerçekleştirdiğimiz bu tür çalışmalarla gençlerimizin zihninde kalıcı izler bırakmayı, onları hayata daha sağlam tutundurmayı amaçlıyoruz. Evlatlarımızın sağlıklı, mutlu ve bağımlılıklardan uzak bir geleceğe sahip olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:30
Ankara’da "Haydi Çocuklar Camiye" projesinin ödül töreni gerçekleştirildi
Ankara Sincan Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde "Haydi Çocuklar Camiye" projesinin ödül töreni gerçekleştirildi. Sincan Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde "Haydi Çocuklar Camiye" programı ödül töreni düzenlendi. Törende konuşma yapan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Sizlerin mutluluğunuz, sevinciniz her şeye değer. Bizleri çok güzel bir coşkuyla karşıladınız. Sizlerle aramızda çok derin bir sevgi bağı var. Maddi, manevi ne varsa elimizden geldiğince yanınızdayız. Bizim kazancımız geride Kur’an-ı Kerim’i, sünneti, peygamber sevgisini bilen gençler bırakmak. Hepinizin yolu bahtı açık olsun diyorum" dedi. "Çocuklarımızın kalplerini kazanmaya çalışmalıyız" ’Haydi Çocuklar Camiye’ projesinin en güzel yönlerinden bir tanesinin çocukların camiye ve ibadete teşvik edilmesi olduğunu dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, "Sevgiyle ve sabırla yürütülen bu süreçte çocuklarımız, hep birlikte ibadet etmenin güzelliklerini doyasıya yaşama imkanı buldular. 3 hafta gibi bir sürede 5 vakit camilerimize koştular. Bu manevi iklimin içerisinde nefes aldılar. İnancımızı, ibadetlerimizi ve değerlerimizi severek, isteyerek yaşama ve öğrenme fırsatı buldular. Çocuklarımızın eğitimiyle alakalı olarak dinimizin bizden istediği de budur. Zorlayarak, zorlaştırarak değil kolaylaştırarak öğretmek. Nefret ettirerek değil sevdirerek, sevindirerek, müjdeleyerek öğretmek. Ancak, bununla yetinemeyiz. Gerek anne-babalar ve gerekse din görevlileri olarak daha çok gayret göstermeliyiz. Çocuklarımıza dini ve ahlaki değerleri benimsetecek, ibadeti, camiyi ve cemaati sevdirecek daha nice çalışmalarla onların kalplerini kazanmaya çalışmalıyız" ifadelerini kullandı. Çekilen kura sonucu çocuklara çeşitli ödüller verildi. Bir çocuk ise umre ziyareti yapmaya hak kazandı. Törene Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hafiz Osman Şahin, Ankara İl Müftüsü Hasan Çınar, Sincan Kaymakamı Levent Kılıç, Sincan İlçe Müftüsü Musa Uzun, öğrenciler ve aileleri katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:58
Bakan Bayraktar: "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz"
Türkiye Petrolleri (TPAO) ile İngiliz enerji devi BP’nin petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "En temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" dedi. TPAO, 8 Ocak’ta Exxonmobil ve 5 Şubat’ta da Chevron ile yaptığı anlaşmaların ardından petrol ve doğal gaz aramaları konusunda geliştirdiği iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. TPAO ile İngiliz enerji şirketi BP, petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Mutabakat zaptına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz İş Geliştirme Başkanı Andrew McAuslan imza koydu. Bakan Bayraktar’ın refakat ettiği mutabakat zaptı, petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi, arama potansiyeli bulunan alanların değerlendirilmesi ile petrol ihracat kapasitesi ve doğal gaz taşıma altyapısı konularında uluslararası ve bölgesel düzeyde iş birliği yapılmasına yönelik bir çerçeve ortaya koyuyor. Bayraktar, imza töreninin ardından anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2028’de TPAO’nun yaklaşık 500 bin varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline geleceğine işaret eden Bakan Bayraktar, söz konusu üretimi 1 milyon varile çıkarmak hedefiyle bu adımları attıklarını söyledi. "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" Türkiye Petrolleri ile BP’nin daha önce de iş birliği yaptığı projeler olduğunu hatırlatan Bakan Bayraktar, bugün imzalanan mutabakat zaptıyla bu iş birliğini farklı sahalara ve farklı ülkelere götürmek istediklerini belirterek, "Burada en temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Özellikle başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz. Yine ortak konularımızdan bir tanesi Libya. Libya’da iş birliğini düşünüyoruz. Orta Asya’da Kazakistan ve Azerbaycan’da farklı projeler noktasında da bu iş birliklerini değerlendireceğiz. İnanıyorum ki bu yıl içerisinde bunlarla ilgili somut gelişmeleri kamuoyumuzla paylaşırız" diye konuştu. Yeni anlaşma yolda Gelecek hafta bir anlaşma daha imzalayacaklarını ifade eden Bayraktar, "Diğeri daha farklı bir anlaşma; daha somut ve net, yeri ve ülkesi belli bir ortaklık yapacağız. Onu da önümüzdeki hafta imzalamayı planlıyoruz" dedi. "Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak" TPAO’nun dün Libya’da düzenlenen ihalede biri denizde, biri de karada olmak üzere iki blokta ruhsat alma hakkı kazandığını hatırlatan Bakan Bayraktar, "Libya yaklaşık 17 yıl aradan sonra ilk kez böyle bir uluslararası ihaleye çıktı. İki blokta teklif vermiştik, o iki blokta da bu ruhsatı almaya hak kazandık. Bu sefer İspanyol ortağımız Repsol ile birlikte doğal gaz ve petrol arayacağız. Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak. Denizdeki sahada ortaklarımızdan bir tanesi de Macar MOL şirketi. Onlarla da önemli bir stratejik iş birliğimiz var. ‘Dışarıda büyüme stratejimizin’ gereği olarak adımları ilerletiyoruz. Bu hedefi önümüzdeki süreçte daha güçlü bir şekilde geliştireceğimiz projelerle yakalayacağız" değerlendirmesini yaptı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:53
2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi
Quick Finans ev sahipliğinde gerçekleşen ‘2. El Oto’nun Yıldızları Çalıştay ve Ödül Programı’nda, kredi engelini aşan ‘16 yaş ve üzeri’ hamlesi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2. el oto pazarına yönelik projeleri katılanlardan büyük ilgi gördü. ‘Türkiye Otomotiv Pazarını 2. El Belirler’ mottosuyla Türkiye’nin ilk 2. El Oto Zirvesi’nde ve takiben Ankara ve İzmir Bölge Çalıştaylarında bir araya gelen 2. El oto ekosistemi, bu kez 6-8 Şubat tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyonda bir araya geldi. Quick Finans’ın ev sahipliğindeki programda 2. el otomotiv ticaretinde güven, dijitalleşme ve finansman modelleri tüm yönleriyle ele alındı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, grubun 2017 yılında Quick Sigorta ile başlayan yolculuğunun bugün finansal bir ekosisteme dönüştüğünü vurguladı. Dünyadaki örneklerin aksine Türkiye’de sistemin önce bankalar üzerinden kurulduğuna dikkati çeken Yaşar, holding olarak bu yapıyı sigorta ve fon oluşturan şirketlerle entegre bir hale getirdiklerini belirtti. Grubun temel amacının iş ortaklarıyla rekabete girmek değil, acenteleri ve bayileri birer ‘finansal market’ haline getirmek olduğunu ifade eden Yaşar, bu modelin detaylarını paylaştı. Sadece sigorta veya kredi ile sınırlı kalmayıp gayrimenkulden mobiliteye kadar grubun ürettiği tüm enstrümanların satışında acentelere rol verileceğini belirten Yaşar, bu sayede iş ortaklarının bütünleşik hizmet sunan merkezlere dönüşeceğini kaydetti. Koruma açığına karşı KASKONOMİQ ve birikim odaklı ‘Lüküs Hayat’ Sektördeki koruma açığına yönelik çözümlere değinen Yaşar, Türkiye’deki araçların yüzde 75’inin kaskosuz olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen KASKONOMİQ ürününün önemine değindi. Sigorta şirketlerinin genellikle belirli yaşın üzerindeki araçları sistem dışı bıraktığını hatırlatan Yaşar, KASKONOMİQ ile riskin tamamını üzerinde taşıyan vatandaşlara, trafik sigortası primlerine yakın bedellerle muafiyetli bir koruma sağladıklarını aktardı. Özellikle gençlerin otomobile erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurgulanan Lüküs Hayat Sigortası hakkında da bilgi veren Yaşar, bu ürünün döviz bazlı bir birikim modeli sunduğunu belirtti. Belirli bir birikim seviyesine ulaşan kullanıcılara grup bünyesindeki QCAR Mobilite üzerinden tek taraflı bir taahhütle otomobil alma garantisi verdiklerini ifade eden Yaşar, sigortanın bu yönüyle bir hayat planlama aracına dönüştüğünü vurguladı. Mobilite ve gayrimenkulde sigorta güvencesi Ekosistemin mobilite ayağında QCAR Mobilite ile yıllık 200 bin gün ikame kiralama hacmine ulaştıklarını belirten Yaşar, 2026 yılı hedeflerinin 81 ilin tamamında hizmet ağını canlandırmak olduğunu söyledi. İnşaat sektöründe ise müteahhitlikten ziyade ‘gayrimenkul geliştirme’ odaklı ilerlediklerini ifade eden Yaşar, bina tamamlama sigortasının önemine dikkati çekti. İstanbul Kurtköy’deki Quick Residence projesinin Türkiye’de temelden itibaren yüzde 100 teslim garantili ve sigorta korumalı nadir projelerden biri olduğunu hatırlatan Yaşar, bu projelerin aynı zamanda acenteler için yeni birer komisyon geliri kapısı olacağını da sözlerine ekledi. Pazarda 16 yaş ve üzeri devrimi ve satış rekorlarındaki servet etkisi 2. el oto ekosistemini tüm paydaşları ile kapsayacak iş modelleri ile sahiplenme ve iş birlikleri ile grubun gücünü katarak gelişimine katkı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Quick Finans Genel Müdürü Nihat Karadağ ise, 2. el pazarının sıfır araç pazarının 8 ila 10 katı büyüklüğünde devasa bir ekosistem olduğunu belirterek, son 3 yılda pazarda yaşanan rekorlar serisinin temel dinamiklerinin elektrikli araçlarda çağın dönüşümü ile SUV araçlarla gelen teknoloji dönüşümü ve reel fiyatlarda düşüş olduğunu, ‘altın fiyatlarındaki artışa bağlı servet etkisi’nin de arz esnekliği olan otomotiv sektöründe talebe yansıdığını vurguladı. Finansmana erişimdeki engellerin aşılmasına yönelik olarak devrim niteliğindeki bir gelişmeyi de paylaşan Karadağ, bankacılık ve finans sektöründe uygulanan 15 yaş sınırıyla kredi dışı kalan araç parkı için Quick Finans’ın, Quick Sigorta’dan Kaskonomiq ile sigortalı 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağını duyurdu. Karadağ, bu ay itibarıyla hayata geçecek bu modelin finansa ve araca erişilebilirliği artırarak pazarın büyümesine ciddi katkı sağlayacağını belirtti. Kredi dışı kalan 6,5 milyon araç için yeni finansman modeli Finansmana erişimde sektördeki en büyük bariyerlerden biri olan ‘yaş sınırı’ konusuna çözüm getirdiklerini müjdeleyen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’deki 33,6 milyonluk araç parkının yüzde 37’si 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu grup büyük ölçüde kredi imkanlarından yoksun. Quick Finans olarak bu ay itibarıyla 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağız. Yaş sınırıyla kredilendirme dışı kalan yaklaşık 6,5 milyonluk araç parkı, bu hamleyle sisteme dahil olacak. Bu model sadece satış hacmini değil, yaygın bir şekilde uygulanan takas sistemine de katkı sağlayarak pazarın sürdürülebilir ve istikrarlı gelişimini de destekleyecektir." Sektörel trendlerde SUV ve elektrikli araç dominasyonu Pazarın segment bazlı dikkat çeken dönüşüm ve trendlerine de değinen Karadağ, hibrit ve elektrikli araç satışlarının son 3 yılda yüzde 576 gibi rekor bir büyüme sergilediğini, SUV modellerin pazar payının ise yüzde 61,9 seviyesine ulaştığını aktardı. Tüketici tercihlerindeki bu radikal dönüşümün finansman ihtiyaçlarını da çeşitlendirdiğini belirten Karadağ, Quick Finans olarak her ay yayınladıkları 2. El Oto Raporu ile bu verilerin analiz ve yorumlarını şeffaf bir şekilde sektörle paylaşarak, piyasaya ışık tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Ekspertizde Merkezi Bilgi Sistemi hakkında bilgi verildi Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı Otomotiv Ticareti Daire Başkanı Özgür Karacaoğlu da Bakanlığın piyasayı şeffaf ve adil hale getirme stratejilerini aktararak, ‘Merkezi Ekspertiz Bilgi Sistemi’ projesi ile ilgili gelişmeleri anlattı. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ‘Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ne değinen Karacaoğlu, bu düzenlemelerin temel gayesinin dürüst çalışan kayıtlı işletmelerin haklarını korumak olduğunu ifade etti.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:42
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye'nin kapısı daha sık çalınıyor" dedi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:36
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de iki bakanın yemin töreninde yaşanan yumruklu kavgaya ilişkin, "Asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, "Maalesef 75 bini aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı, büyük bir zulümle öldürüldüğü, İsrail tarafından, Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya, özellikle Filistin davasına verdiği destekle ve geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihin doğru tarafında yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya, Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci, geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 Batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’nde Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi, tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek, Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan, yol gösteren bir özellik taşımaktadır" dedi. Filistin’de adalet sağlanmadan, iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyeceğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. Her ne kadar barış dönemine geçiliyor gibi görünse de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemelidir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz." Dün TBMM’de bakanların yemin töreninde yaşananlarla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak, hele hele bunu kürsü işgali gibi birtakım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinde yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş ve Sayın Cumhurbaşkanına milletimiz belli süre içerisinde yönetme yetkisini vermiştir" dedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporunun Mecliste grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda kendi arkadaşımızı toplayarak, rapor hakkında müzakere yapılacak. Oylamayla birlikte de rapor tamamlanarak, bu süreç bütünüyle nihayete etmiş olacaktır" diye konuştu. "Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır" Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle hedef alınmasıyla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Bu çok bayat bir tartışma. Geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa, hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatlarını üniversite kapılarında, kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler, bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir anayasayla yönetilmemelidir" dedi. "Tek çözüm iki devlet" Zupancic ise, bir basın mensubunun İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerinin giderek artmasıyla ilgili sorusu üzerine, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şeklindeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyor zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailliler var. Tek çözüm iki devlet. Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırımı devam ettirenler devam ettikçe böyle bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder