Yerel Haberler
Ankara
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:40 CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Kurultayın yasal zeminde yapılması lazım, tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kurultaysız bir parti yok. Kurultay yapılacak. Bunun için kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konutunun önünde basın mensuplarıyla bayramlaştı. Burada soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, öncesinde basın mensuplarının bayramını kutladı. "Sorunlara karşı sağlıklı çözümler üretilmesi hepimizin ortak görevi" Sürecin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Partinin birliğinin, bütünlüğünün korunması, parti içinde uyumun olması, birlikte mücadele edilmesi var olan sorunlara karşı sağlıklı çözümler üretilmesi hepimizin ortak görevi. Bunu yapmak zorundayız. Bunun için çalışmak zorundayız" diye konuştu. "Ayrışmak, kavga etmek, ayrışmayı çok dönülemez noktalara taşımak doğru değil" Özgür Özel ile bayramlaşma olup olmayacağı sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Olmadı ama olur tabii niye olmasın. Bayramlaşma da olur. Biz düşman değiliz ki aynı partide görev yapan 2 kişiyiz. Böyle ayrışmak, kavga etmek, ayrışmayı çok dönülemez noktalara taşımak doğru değil" dedi. "Kurultayın yasal zeminde yapılması lazım, tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır" Bir kurultay yapılacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Kurultay yapacağız arkadaşlar. Kurultaysız bir parti yok. Kurultay yapılacak. Bunun için kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır. Hukukçu arkadaşlarla bir araya geleceğiz, oturacağız, konuşacağız. En kısa sürede kurultayı nasıl yaparız, kurultayı nasıl gerçekleştiririz konuşacağız" ifadelerini kullandı. "İhraç ve üyeliklerin askıya alınacağı iddiaları dedikodu" Partiden ihraç yapılacağı ve üyeliklerin askıya alınacağı iddialara ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, bu iddiaların tamamen dedikodu olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bir sürü dedikodu. Bunlara inanmayın. Herkes bir şey söylüyor. Dedikodularla, birisinin talebiyle öbürünün talebiyle bir şey yapamazsınız. Hukuk içinde kalmak zorundasınız. İhracın koşulları var. Bir kişiyi hemen tutup da ben bunu beğenmedim, partiden ihraç edeyim. Öyle bir kural yok" şeklinde konuştu. "‘Biz şu gerekçeyle milletvekillerini CHP Genel Merkezi’ne almadık’ diye haklı gerekçelerinin anlatılması lazım" Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde tahliye günü yaşananlara ilişkin sözlerine şöyle devam etti: "CHP’nin kuruluğu tarihten bu yana hiçbir milletvekili genel merkeze gittiği zaman kapıları kapatılmaz. Milletvekili CHP Genel Merkezi’ne gittiği zaman CHP Genel Merkezi’nin kapısı o milletvekillerine nasıl kapatılır? Tarihinde CHP Genel Merkezi’nin kapıları kapanmamıştır, kilitlenmemiştir. Bir partinin kapıları halka kapanamaz, milletvekillerine kapanamaz. Böyle bir şey yoktur. Çıkıp ‘biz şu gerekçeyle milletvekillerini CHP Genel Merkezi’ne almadık. CHP milletvekili almadık’ diye haklı gerekçelerinin anlatılması lazım. Ya demokrasiye inanacaksınız ya baskıcı rejimden yana olacaksınız. Biz demokrasiye inanıyoruz. Orası kimsenin babasının malı değildir. Orası kimsenin mülkiyetinde değildir. Orası halkındır. İçim burkularak izledim ya. Bunlar olmamalı. Niye oluyor bunlar." "Henüz bilmediğiniz pek çok ayrıntıyı halkla buluşmada anlatacağım" 1 Haziran’da Parti Meclisi’ni (PM) toplayacaklarını ve bir Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kadrosu oluşturacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, mutlak butlan sürecini ve ilerleyen süreçte yapacaklarını 30 Mayıs’taki halk buluşmasında anlatacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Ayrıntılarını halkla buluşmada halkın da duyması lazım. Partilerin de duyması lazım. Sizin henüz daha bilmediğiniz pek çok ayrıntıyı halkla buluşmada anlatacağım. Herkes gerçekleri görmek zorunda. Herkes gerçekleri anlamak zorunda. Mahkeme kararı çıkmasaydı hiç anlatmayacaktım. Mahkeme kararı çıktı. Ben bütün gerçekleri halkın da, partilerimle paylaşmak zorundayım" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, açıklamasının ardından basın mensuplarıyla ve çevredeki vatandaşla da bayramlaşarak konutuna döndü.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:11 BBP lideri Destici’den Kurban Bayramı mesajı Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Kurban Bayramı’nda, öncelikle tüm dünyada, adaletin, barışın, huzurun ve sükunun hakim olmasını diliyorum" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, Kurban Bayramı’na ilişkin bir mesaj yayımladı. Uzun yıllardır bayramların ’bayram’ tadında kutlanılamadığına dikkati çeken Destici, "Dünya üzerindeki Türklerin ailemiz, Müslümanların kardeşlerimiz olduğu şuurunun yanında, tüm insanlığa ve çevreye karşı sorumluluklar taşıyoruz. Gazze’de on binlerce anne ve çocuğun katledildiği; İran’da kız çocuklarının bulunduğu okul binasının bombalandığı; ABD’de, merkezinde çocuk istismarı olan bir yapının, neredeyse kademe kademe dünya siyasetini belirlediğinin ortaya çıktığı bir atmosferde; vicdan sahiplerinin mutlu olabilmeleri çok kolay değil. Bölgemizde savaşlar devam ediyor. Maalesef, her savaşta olduğu gibi, en büyük acıları, savaşların çıkmasında hiçbir payı olmayan masum siviller ödüyorlar. Doğu Türkistan ve Kırım başta olmak üzere, dünyanın çok sayıda noktasında, Türk ve Müslüman varlığı yok edilmeye çalışılıyor. Bu korkunç zulüm, zalimlerin çıkar hesapları arasında görmezden geliniyor. Gördüğümüz tablo karşısında, şanlı Peygamberimizin, zaman ve mekan ötesi, ’Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır’ ve ’Hak yolda akıtılan bir damla mürekkep, şehit kanından daha mübarektir’ Hadis-i Şeriflerinin görkemiyle sarsılıyoruz" ifadelerine yer verdi. "Kurban Bayramı’nda, öncelikle tüm dünyada, adaletin, barışın, huzurun ve sükunun hakim olmasını diliyorum" Bayram dolayısıyla öncelikle tüm dünyada adaletin, barışın, huzurun ve sükunun hakim olmasını dilediğini kaydeden Destici, şöyle devam etti: "Kurban Bayramı’nın manevi iklimini yaşarken, çevremizde, ülkemizde, dünyada yaşananlara karşı taşıdığımız sorumlulukları hiç unutmamalıyız. Mensup olduğumuz topluma ve ihtiyaç sahiplerine dair sıkıntıları paylaşmamızla ilgili yükümlülüklerimizi en fazla, bayramlarda hatırlamalıyız. İmkânı olanların, ihtiyaç sahiplerine el uzatmasının, ibadetlerimiz kadar, kurbanlarımız kadar, mensup olduğumuz dinin gereği. Kötülüğü, zulmü, adaletsizliği ve acımasızlığı ancak sevgiyle, dayanışmayla; birbirimize ve değerlerimize sarılarak yenebiliriz ve yeneceğiz. Bu düşüncelerle, bugün mukaddes topraklarda hac ibadetlerini yerine getiren hacı adaylarımızın; şehit ailelerimizin; yurt içi ve yurt dışında, milletimizin güvenliği için terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin; askerlerimizin, polislerimizin, istihbarat kuruluşlarımızın mensuplarının, güvenlik korucularımızın; aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin mübarek Kurban Bayramını tebrik ediyor, bayramın tüm dünya mazlumlarının felaha ermesine, sağlık, huzur, birlik ve mutluluk içinde bir araya geldiğimiz aydınlık günlere vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:05 Akdeniz’den Avrupa’ya uzanacak Antalya-Alanya Otoyolu’nda çalışmalar hızlandı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Bakan Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi. Bakan Uraloğlu, yaptığı açıklamada Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret alanındaki güçlü yapısıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirten Uraloğlu, "Antalya ve Alanya arasında artan ulaşım talebine cevap verecek otoyolumuz, bölgenin ekonomik ve sosyal hareketliliğine önemli katkı sağlayacak. Otoyolun hizmete alınmasıyla birlikte yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ulaşımı daha hızlı hale gelecek" ifadelerini kullandı. "Proje trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine imkân sağlayacak" Bakan Uraloğlu, Antalya şehir merkezinden başlayıp Alanya’ya kadar uzanan mevcut güzergâhta artan araç trafiği ve sinyalizasyon sistemleri nedeniyle yoğunluk yaşandığını ifade ederek, "Antalya-Alanya Otoyolu ile bölgedeki ulaşım yükünü önemli ölçüde hafifleteceğiz. Projemiz, çevre illerden gelen trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine de imkân sağlayacak" dedi. Otoyol 122 kilometre uzunluğunda olacak 84 kilometresi ana gövde, 38 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirilen otoyolun her iki yönde üçer şeritli ana gövde ile gidiş ve geliş yönlerinde toplam 4 şeritli bağlantı yollarından oluşacağını kaydeden Uraloğlu, "Güzergâh Serik Kavşağı’ndan başlayarak Konaklı’nın kuzeyindeki Alanya Batı Kavşağı’nda son bulacak" açıklamasında bulundu. 5 tünel ve 14 viyadükte çalışmalar devam ediyor Proje kapsamında Serik, Taşağıl, Manavgat, Manavgat Doğu, Alarahan, Konaklı ve Alanya Batı kavşakları olmak üzere toplam 7 kavşak bulunduğunu belirten Uraloğlu, otoyolda ayrıca toplam 4 bin 365 metre uzunluğunda 5 tünel ve toplam 5 bin 966 metre uzunluğunda 16 viyadüğün yer aldığını ifade etti. Sahadaki çalışmalara ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "5 tünelin tamamında kazı, destekleme ve nihai beton imalatlarına devam ediyoruz. 16 viyadüğün 14’ünde de fore kazık, temel kazı, donatı ve beton çalışmalarını sürdürüyoruz. Toplam 13 altgeçit, üstgeçit ve köprü ile 38 menfezde çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Yıllık 23,9 milyar liralık tasarruf Antalya-Alanya Otoyolu’nun tamamlanmasıyla mevcut güzergâhta 2,5 saat süren seyahat süresinin 36 dakikaya düşeceğini belirten Uraloğlu, "Proje sayesinde yıllık 23 milyar lirası zamandan, 900 milyon lirası akaryakıttan olmak üzere toplam 23,9 milyar lira tasarruf sağlayacağız. Karbon salınımını da yıllık 47 bin ton azaltacağız" dedi. Avrupa sınırına kesintisiz otoyol ağı Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi.
Bakan Kurum, 500 bin konut projesi için 9-15 Şubat kura takvimini açıkladı
08 Şubat 2026 Pazar - 14:37 Bakan Kurum, 500 bin konut projesi için 9-15 Şubat kura takvimini açıkladı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye genelinde 500 bin sosyal konutun inşa edileceği Yüzyılın Konut Projesi’nde 9-15 Şubat kura programını paylaştı. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı’nın hayata geçirdiği Yüzyılın Konut Projesi’nin kura çekimlerinde 6 hafta geride kaldı. 29 Aralık 2025’te başlayan kura süreci, 7 Şubat Cumartesi günü Kırıkkale’de bin 736, Yalova’da bin 805 konutun kura çekimiyle devam etti. Bugüne kadar 50 ilde kuralar çekildi 29 Aralık 2025 - 8 Şubat 2026 tarihleri arasında, Adıyaman, Şırnak, Hakkari, Siirt, Van, Mardin, Ağrı, Batman, Iğdır, Bitlis, Kars, Muş, Ardahan, Antalya, Bingöl, Tunceli, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Rize, Erzurum, Malatya, Erzincan, Şanlıurfa, Trabzon, Tokat, Amasya, Manisa, Sivas, Kastamonu, Aydın, Giresun, Kilis, Sinop, Niğde, Ordu, Aksaray, Karabük, Samsun, Nevşehir, Bartın, Elazığ, Kayseri, Zonguldak, Kırşehir, Düzce, Kahramanmaraş, Afyonkarahisar, Yalova ve Kırıkkale’de kuralar çekildi. Böylece 50 ilde toplam 177 bin 126 sosyal konutun hak sahipleri noter huzurunda belirlenmiş oldu. "Takvim tıkır tıkır işliyor" Sosyal medya hesabından 9-15 Şubat haftasının kura takvimini paylaşan Bakan Kurum, "Nasıl ki 455 bin konutu tamamladık, teslim ettik; şimdi de 500 bin yuvayla vatandaşımızı ev sahibi yapıyoruz! Yüzyılın Konut Projesi’nde takvim tıkır tıkır işliyor! 50 ilimizde kuralar tamam. Şu ana kadar 177 bin konutun hak sahibini belirledik. Bu hafta 7 şehrimizde daha kura heyecanını paylaşacağız. Kura çekilişleri biter bitmez de temelleri atacak, 2027 Mart ayından itibaren konutlarımızı teslim etmeye başlayacağız! Ev Sahibi Türkiye" mesajını verdi. 7 ilde 25 bin 985 sosyal konutun daha hak sahipleri belirlenecek 9-15 Şubat haftası takvimine göre; 9 Şubat Pazartesi Yozgat’ta 2 bin 858, Kütahya’da 3 bin 592, 10 Şubat Salı Bilecik’te bin 419, 11 Şubat Çarşamba Çankırı’da bin 753, 12 Şubat Perşembe Bolu’da bin 950, 13 Şubat Cuma Tekirdağ’da 6 bin 865, Balıkesir’de 7 bin 548 konutun daha hak sahipleri belirlenecek. Böylece 9-15 Şubat 2026 haftasında 7 ilde toplam 25 bin 985 konutun daha kurası çekilecek. 15 Şubat’ta kurası çekilen il sayısı 57’ye, hak sahibi belirlenen konut sayısı ise 203 bin 111’e yükselecek.
Araç muayene istasyonunda polisi darbeden şüphelilerin ifadesi ortaya çıktı
08 Şubat 2026 Pazar - 13:51 Araç muayene istasyonunda polisi darbeden şüphelilerin ifadesi ortaya çıktı Ankara araç muayene istasyonuna giden polis memuru Melih Okan Keskin’in darbedilmesi sonrası hayatını kaybetmesine ilişkin şüphelilerin ifadesi ortaya çıktı. Ankara’da görev yapan polis memuru Melih Okan Keskin (44), aracını muayeneye götürdüğü istasyonda çalışanlarla yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu darp edildi. Beyin kanaması geçiren Keskin, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler S.A., M.Y. ve Y.K. emniyetteki işlemlerin ardından Ankara Adliyesine getirildi. Nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklanırken, Y.K. adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakıldı. "Şahsın bana saldıracağını düşünerekten yumruk attım" Nöbetçi mahkemedeki ifadesi ortaya çıkan şüpheli S.A., "Tartışma çıktıktan sonra arabayı dışarı çıkartırken 2-3 kez kornaya bastım. Araçtan inerken şahıs bana, ’beni mi ezeceksin’ diyerek sinkaflı küfretti. Şahsın bana saldıracağını düşünerekten yumruk attım" dedi. Şüpheli M.Y. ise, "Ben araç muayene istasyonunda muayene teknisyeni olarak 8 yıldır çalışmaktayım. O gün 08.30 sıralarında mesaime başladım. Olay günü mesaim devam ettiği sırada, akşam mesai bitimine yakın hatırlamadığım bir saatte, araç muayene kısmındayken dışarı bahçeden ve araç muayene istasyonu içerisinden bağrışmalar duydum. ’Koşun adam öldürecekler’, ’kadına saldırıyorlar’ şeklinde bağrışmalar duydum" dedi. "Öldürecek herhangi bir şey yapmadım" Sinkaflı küfürleşmeler duyduğunu iddia eden M.Y., "Ben bu şahsı tanımam, ilk defa gördüm. Çalışma arkadaşlarım küfür eden adamın üzerine doğru yürüdü. Ben de bu esnada arkadaşlarımın sağından, adamın da solundan ne yürüme ne koşma şeklinde ortalama bir hızla adama yaklaştım ve ittim. İttikten sonra arkadaşlarım kaç kişi oldu, tam tahmin edemiyorum, kalabalıktık. Olayın heyecanıyla çalışma arkadaşlarımdan kim kiminle kavga etti, kim kimi itti hatırlamıyorum. Ben ölen Melih Okan Keskin’i daha önce hiç görmedim, tanımam. Şahsın öldüğünü de siz görevlilerden öğrendim. Olay günü ona zarar verecek veya öldürecek herhangi bir şey yapmadım, neden öldüğünü bilmiyorum. Ben Melih Okan Keskin’i kesinlikle darp etmedim" beyanında bulundu. Şüpheli Y.K. ise olay günü bir tartışma yaşandığını, hakaretleşmeler olduğunu ancak kendisinin olayın içerisinde hiç bulunmadığını iddia etti. Olayın geçmişi Olay, 2 Şubat’ta Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki araç muayene istasyonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, polis memuru Melih Okan Keskin’e, aracının park lambası çalışmadığı için muayeneden geçemeyeceği söylendi. Otomobilini kontrol eden Keskin ise böyle bir arıza ile karşılaşmadığını belirtti. Aracı tekrar muayeneye alamayacaklarını belirten çalışanlar ile Keskin arasında tartışma çıktı. Bir grup tarafından darbedilen Keskin, rahatsızlanarak kendi çabasıyla hastaneye gitti. İlk muayenenin ardından başka bir hastaneye sevk edilen Keskin’in beyninde kayma ve kanama olduğu tespit edildi. Ameliyatın ardından tekrar fenalaşan Keskin tüm müdahalelere rağmen 5 Şubat’ta hayatını kaybetti. Olayla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler S.A., M.Y. ve Y.K. emniyetteki işlemlerin ardından Ankara Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklanırken, Y.K. adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakıldı.
Bakan Uraloğlu: "Ocak ayında toplam 17 milyon 785 bin 633 yolcuya hizmet verdik"
08 Şubat 2026 Pazar - 12:51 Bakan Uraloğlu: "Ocak ayında toplam 17 milyon 785 bin 633 yolcuya hizmet verdik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Ocak ayında direkt transit yolcular ile birlikte toplam 17 milyon 785 bin 633 yolcuya hizmet verdik" dedi. Bakan Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) tarafından hazırlanan 2026 yılı Ocak ayına ilişkin havayolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini değerlendirdi. "Toplam uçak trafiği üst geçişler ile birlikte 179 bin 78’e ulaştı" Uraloğlu, yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 68 bin 371, dış hatlarda ise 62 bin 749 olduğuna ifade ederek, "Böylece toplam uçak trafiği üst geçişler ile birlikte 179 bin 78’e ulaştı. Ocak ayında hizmet verilen uçak trafiği 2025 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında üst geçişler dahil toplam uçak trafiğinde yüzde 1,8 artış meydana geldi" açıklamalarında bulundu. "Ocak ayında toplam 17 milyon 785 bin 633 yolcuya hizmet verdik" Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarındaki yolcu trafiğine ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Yılın ilk ayında iç hat yolcu trafiği 8 milyon 200 bin 145, dış hat yolcu trafiği 9 milyon 572 bin 922 oldu. Ocak ayında direkt transit yolcular ile birlikte toplam 17 milyon 785 bin 633 yolcuya hizmet verdik. 2026 yılının Ocak ayında hizmet verilen yolcu trafiği geçen yılının aynı ayı ile kıyaslandığında direkt transit dahil toplam yolcu trafiğinde yüzde 9,6 artış gerçekleşti. Havalimanları yük trafiği ise iç hatlarda 75 bin 621 ton, dış hatlarda 326 bin 245 ton olmak üzere toplamda 401 bin 866 tona ulaştı." "Yolcu trafiği 2025 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında yüzde 7 artış gösterdi" İstanbul Havalimanı’na ocak ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 265, dış hatlarda 35 bin 825 olmak üzere toplamda 45 bin 90’a ulaştığını belirten Uraloğlu, "Bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 329 bin 833, dış hatlarda 5 milyon 580 bin 975 olmak üzere toplamda 6 milyon 910 bin 808 yolcuya hizmet verildi. Toplam yolcu trafiği 2025 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında yüzde 7 artış gösterdi" diye konuştu. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ise Ocak ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 479, dış hatlarda 14 bin 209 olmak üzere toplamda 23 bin 688 olarak gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, "Yolcu trafiği ise iç hatlarda 1 milyon 752 bin 332, dış hatlarda 2 milyon 437 bin 642 olmak üzere toplamda 4 milyon 189 bin 974 oldu. 2026 yılının Ocak ayında hizmet verilen toplam yolcu trafiği de 2025 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında yüzde 14 artış gösterdi. Böylece İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’nı bir ayda kullanan yolcu sayısı 11,1 milyonu aştı. Havayolunu tercih eden neredeyse her iki yolcudan biri İstanbul’daki havalimanlarından seyahat etti. Genel havacılık faaliyetlerinin devam ettiği İstanbul Atatürk Havalimanı’nda ise bin 862 uçak trafiği gerçekleşti" dedi. "Turizm merkezlerindeki havalimanlarında bir ayda 2 milyon 285 bin 422 yolcu ağırlandı" Ocak ayında; turizm merkezlerindeki havalimanlarında iç hatlarda 1 milyon 446 bin 366, dış hatlarda 839 bin 56 olmak üzere toplamda 2 milyon 285 bin 422 yolcu trafiği gerçekleştiğini kaydeden Uraloğlu, "Yılın ilk ayında İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda 978 bin 647, Antalya Havalimanı’nda 1 milyon 74 bin 277, Muğla Dalaman Havalimanı’nda ise 89 bin 53 yolcuya hizmet verildi. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda toplamda 108 bin 763 yolcuya hizmet verilirken Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda toplamda 34 bin 682 yolcu trafiği gerçekleşti" şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş: "Aile ve Gençlik Fonu’ndan yararlanan 5 bin 926 çiftin 5 bin 992 çocuğu dünyaya geldi"
08 Şubat 2026 Pazar - 12:45 Bakan Göktaş: "Aile ve Gençlik Fonu’ndan yararlanan 5 bin 926 çiftin 5 bin 992 çocuğu dünyaya geldi" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’ndan şu ana kadar yararlanan 5 bin 926 çiftin, 5 bin 992 çocuğunun dünyaya geldiğini duyurdu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu, gençlerin evliliğe adım atmalarını kolaylaştırırken aile kurumunun güçlendirilmesine önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Bakan Göktaş, 2025 Aile Yılı’nda ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilde yaygınlaştırdıklarını vurgulayarak, şu ana kadar fondan yararlanan 5 bin 926 çiftin, 5 bin 992 çocuğunun dünyaya geldiğini açıkladı. Bakan Göktaş, fon kapsamında bugüne kadar 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesi yaptıklarını belirtti. "Faizsiz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik" Aile ve Gençlik Fonu’nun umut verici olduğunu ifade eden Göktaş, "Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkanı sunduk. Bu gençlerde anne olma yaşı ortalaması 23, baba olma yaşı ortalama 26. Bu veri Aile ve Gençlik Fonu’nun işlevselliği açısından da son derece umut verici" açıklamalarında bulundu. "Proje çerçevesinde 75 bin 972 çift kredi almaya hak kazandı" Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’na Türkiye genelinde bugüne kadar toplam 197 bin 541 başvuru yapıldığını belirterek, "Proje çerçevesinde 75 bin 972 çift kredi almaya hak kazandı. Öte yandan 147 bin 126 kişi eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlandı" ifadelerini kullandı.
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
08 Şubat 2026 Pazar - 11:52 Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
08 Şubat 2026 Pazar - 11:45 Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.