Yerel Haberler
Ankara
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47 Bakan Tekin: "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bakanlığın Ramazan ayı faaliyetlerine yönelik eleştirilere ilişkin, "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" dedi. Bakan Tekin, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı faaliyetlerine yönelik gelen eleştiriler ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında kendisine yönelik destek açıklamaları hakkındaki soru üzerine Tekin, "Anayasamızın amil hükümleri, hem Milli Eğitim Temel Kanunu hem de Bakanlığın yüklediği görevler içerisinde ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşların temel hak ve hürriyetlerden maksimum faydalanması, fırsat eşitliğinin sağlandığı milli birlik ve adalet çerçevesinde vatandaşlarımızın, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu değerlerimizi içselleştirdiği temel eğitim ve öğretim programı oluşturmak bizim görevimiz. Milli birlik ve dayanışmayı önemseyen vatandaşlar, kamu kurumları ve siyasi partiler bu sürece sahip çıkıyorlar. Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliye şükranlarımı sunuyorum. Bizim yapmak istediğimiz şeyleri açıklayarak, bir devlet adamına yakışır bir ciddiyetle milli birlik ve beraberlik sürecine sahip çıkan bir açıklama yaptı. Bu çerçevede herkesi milli birlik ve beraberlikle ilgili attığımız adımlara, kardeşlik hukukunu gerçekleştiren etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Yaptığımız şeylerin kanunlarımıza ve Anayasamıza uygun olduğunu, bizim açımızdan yüklenen sorumlulukları yerine getiren düzenlemeler olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" 168 kişinin imzaladığı "Laiklikte Birlikteliği Savunuyoruz" bildirisiyle ilgili dava açtıklarını söyleyen Tekin, "Türkiye’de kimsenin hukuk kurallarını ve Anayasa’yı yorumlama tekeli yok. Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir. Etkinliklere katılan çocuklarımız, gençlerimiz, öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin hakkını korumak için böyle bir adım atacağımızı söylemiştim. Biz böyle bir adımı attık. Kimin gerici, kimin yobaz, kimin temel hak ve hürriyetler anlamında totaliter bir perspektif olduğunu göreceğiz. 168 kişi, yüzde 99’u Müslüman olan bir kitlenin dini inanç ve ibadetlerini kendi perspektiflerinden tanımlayarak azınlık statüsüne sokuyor. Kusura bakmasınlar bu hakareti eden kişilerin bizim tarafımızdan yargıya taşınması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:41 İletişim Başkanı Duran: "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım ve bölgesel siyasete yönelik saldırganlığını Afrika Boynuzu’na taşımasını istemiyoruz. Buna göz yummayacağız. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ‘Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri Paneli’nde konuştu. Duran, Afrika politikalarının Türkiye’nin dış politikasının yapı taşlarından birisi haline geldiğini belirterek, "Afrika ülkelerinin ekonomik kalkınma ve kapasite geliştirme ihtiyaçlarını destekliyoruz. Afrika ülkelerinin güvenlik ve istikrarını destekliyor; savunma sanayii alanında ikili iş birliğini teşvik ediyoruz. Bölgede ortaya çıkan uyuşmazlıklarla ilgili Türkiye’ye duyulan güvenle kolaylaştırıcı veya arabulucu rol üstleniyoruz. Kıta genelindeki bölgesel örgütlerle iş birliği yapıyoruz. Uluslararası sistemin yaşamakta olduğu dönüşümü şekillendirecek ağırlık merkezlerinden biri olarak gördüğümüz Afrika kıtası ülkeleriyle küresel meseleler konusunda koordinasyon çabası içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, farklı emelleri olan birçok devleti rahatsız etmektedir" Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmenin kıtanın asıl hikayesini ıskalamak olduğunu vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, farklı emelleri olan birçok devleti rahatsız etmektedir. Zira bu devletler, Afrika kıtasını büyük güçlerin oyun sahası olarak görme hatasını devam ettirmektedirler. Fiziki haritalarda kocaman bir kıtayı olduğundan çok daha ufak gösterdikleri yetmezmiş gibi iletişim alanında da kıtanın bütün güzelliklerini, zenginliklerini ve potansiyelini görmezden gelerek, kriz ve kaosu merkezine alan bir anlatıyı dolaşıma sokmaktadırlar. Bizim bu konudaki yaklaşımımız çok farklı. Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmek, kıtanın asıl hikayesini ıskalamaktır. Afrika kadim medeniyetlerin, eşsiz doğal güzelliklerin ve zengin kültürel çeşitliliğin kıtasıdır. Bugün Afrika genç ve dinamik nüfusu, kaynak zenginliği ve bölgesel entegrasyon adımlarıyla küresel ekonominin yeni çekim merkezlerinden biri haline gelmektedir. İşte bu nedenle biz Afrika ile ilişkilerimizi eşitlik, karşılıklı sevgi ve ortak kazanım anlayışıyla ele alıyoruz." Pek çok alanda iş birliklerini artırmayı hedeflediklerini dile getiren Duran, "İnanıyoruz ki Afrika’nın yükselişi, yalnızca Afrika için değil, küresel ölçekte daha adil ve daha dengeli bir uluslararası düzen için de güçlü bir imkan barındırmaktadır. Özellikle uluslararası sistemin yönünün giderek sorgulandığı bu dönemde dünya devletlerinin Afrika’yı ihmal ederek bir gelecek kurma imkanı bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. "Afrika’da da herkesin iyiliğini gözetmeye devam edeceğiz" Duran, Afrikalı vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini aktararak, "Herkes için barışı, istikrarı ve refahı talep eden; her coğrafyada güvenilir bir arabulucu olma rolünü üstlenen bir ülke olarak Afrika’da da herkesin iyiliğini gözetmeye devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesini ziyaret ettiğini hatırlatan Duran, "Cumhurbaşkanımızın 2005 yılında Afrika Yılı’nı ilan ettiğinde Afrika’da 12 olan büyükelçiliğimizin bugün 44 sayısına yükselmiş olması, ilişkilerimizin kurumsal temelini göstermektedir. Son 20 yıl içerisinde karşılıklı ticaret hacmimiz 5 milyar dolardan tam sekiz kat artarak 40 milyar dolara ulaştı. Bu kayda değer yükseliş, elbette karşılıklı olarak takip edilen politikaların sonucudur" diye konuştu. "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız" Yardım, eğitim ve sağlık alanındaki çalışmalarla bölge halklarının ihtiyaçlarına cevap vermeye gayret ettiklerine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "Güçlü insani, tarihi ve kültürel bağlarla perçinlenen Türkiye-Somali ilişkilerini çok yönlü bir iş birliği temelinde ele alıyoruz. Bu, geçici bir ilişki değil köklü ve kalıcı bir ilişkidir. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan; bunu meşrulaştırmaya yeltenen hiçbir girişim asla kabul edilemez. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de Somali’nin yanındadır. Biz, Somali’nin bölünmesine yönelik dayatmalara hiçbir zaman göz yummayacağız. Bir ilke olarak bu tavrımızdan geri dönmeyeceğiz. İşte bu nedenle İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım ve bölgesel siyasete yönelik saldırganlığını Afrika Boynuzu’na taşımasını istemiyoruz, buna göz yummayacağız. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam etmekte kararlıyız." "Amacımız, sahada kapasite üreten ve Somali’nin kurumsal gücünü artıran projelerle iki ülkenin ortak refahına katkı sunmaktır" Somali’nin balıkçılık alanındaki teknik kapasitesinin geliştirilmesi için iş birliklerinin olduğunu belirten Duran, "Somali’deki belki de en heyecan verici iş birliğimiz olarak uzay üssü projemizden bahsetmek istiyorum. Bu heyecan verici projenin, Türkiye ve Somali’nin uluslararası prestijini artırmasının yanı sıra güvenlik, savunma sanayii, teknoloji paylaşımı gibi birçok alanda yeni imkanlara vesile olacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Somali ortaklığını yalnızca mevcut başlıklarda değil; denizcilikten gıda güvenliğine, yenilenebilir enerjiden dijital dönüşüme, eğitimden sağlığa, lojistik ve yatırımlara kadar geniş bir yelpazede derinleştirme kararlılığındayız. Amacımız, sahada kapasite üreten ve Somali’nin kurumsal gücünü artıran projelerle iki ülkenin ortak refahına katkı sunmaktır" açıklamasında bulundu.
Tarım Kredi KOOP marketlerde donuk kıyma Ramazan boyunca indirimli fiyatla satılacak
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06 Tarım Kredi KOOP marketlerde donuk kıyma Ramazan boyunca indirimli fiyatla satılacak Tarım Kredi KOOP marketlerde Ramazan ayı boyunca donuk kıymanın sabit ve indirimli fiyatla satılacağını duyuran KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan, "Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" dedi. Tarım Kredi KOOP Market, donuk kıyma ürünüyle perakende sektöründe güçlü bir konum hedefliyor. Avrupa Birliği ülkelerinde yaygın olarak tercih edilen donuk et ürünleri, sağlıklı, kullanışlı ve uzun raf ömrüne sahip yapısıyla öne çıkıyor. KOOP Market’te yer alacak donuk kıyma ürünü, Et ve Süt Kurumu’nun yüksek hijyen ve kalite standartlarına sahip tesislerinde üretiliyor. Soğuk zincir korunarak tüketiciye ulaştırılan ürünler, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir alternatif sunuyor. Uygun fiyatlarla tüketiciye sunulacak ürünler, 14 Şubat Cumartesi günü itibarıyla Türkiye genelindeki tüm KOOP marketlerde satışa sunulacak. Tarım Kredi’nin kendi tesislerinde ürettiği Tarım Kredi 400 gram donuk kıyma ile Et ve Süt Kurumu iş birliğiyle temin edilen 500 gram ve 1 kilogramlık donuk kıyma ürünleri, Ramazan ayı sonuna kadar indirimli ve sabit fiyatlarla KOOP Market’te tüketiciyle buluşacak. "Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan yaptığı açıklamada, "Tüketicilerimizden yoğun gelen talep üzerine daha önce kısıtlı sayıda yaptığımız, sattığımız donuk kıyma ürününü 14 Şubat Cumartesi’den itibaren Et ve Süt Kurumu iş birliğiyle tüm yurt genelindeki KOOP marketlerde satmaya başlayacağız. Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" diye konuştu. "Sektörde de hem gıda toptancıları hem gıda perakendecileri fiyat sabitlemesi yaptılar" Ürünlerin Et ve Süt Kurumu’nun denetiminde marketlere ulaştırıldığını aktaran Kozan, "Ramazan ayı boyunca kampanyalarımız, Ramazan kampanyalarımız devam edecek. Sektörde de hem gıda toptancıları hem gıda perakendecileri fiyat sabitlemesi yaptılar. Biz de daha önceki yıllarda bunu açıklamıştık. Çok beğeniyoruz. Bu konseptin devam etmesini de destekliyoruz. Ramazan boyunca tüketicilerimizin bütçesini rahatlatacak gerek yağ, gerek süt, gerek bakliyat ürünlerinde kampanyalarla da tüketicilerimizin beğenilerini kazanacağımızı düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Kozan, vatandaşlardan bu kampanyaların yoğun ilgi gördüğünü dile getirerek, ürünlerin kullanımının kolay ve raf ömrünün uzun olduğunu ifade etti.
DEM Parti: "Görüşmede sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:53 DEM Parti: "Görüşmede sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi" DEM Parti, İmralı heyetinde yer alan Van Milletvekili Pervin Buldan ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı görüşmede sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak iradenin bir kez daha teyit edildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün DEM Parti heyetinden Van Milletvekili Pervin Buldan ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar’la görüşmüştü. Görüşmeye AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da katılmıştı. DEM Parti heyeti tarafından görüşmeye ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "DEM Parti İmralı heyeti olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgemizde yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin Türkiye’ye ve barış ve demokratik toplum sürecine etkileri üzerine istişarede bulunduk. Görüşmede sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi. Yürütülen süreçle ilgili somut ve güven verici adımların atılması için TBMM’nin, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının çalışmalarını yoğunlaştırmalarına ihtiyaç duyulduğu dile getirildi. Bu çerçevede Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun kapsayıcı bir yaklaşımla hazırlanmasının, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda sağlam bir temel sunmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi. Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyor, Sayın Cumhurbaşkanı’na kabulü için teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Epstein’e benzetilen adam çareyi Ankara’ya taşınmakla buldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:44 Epstein’e benzetilen adam çareyi Ankara’ya taşınmakla buldu Kayseri’de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein’e benzetilmesi nedeniyle karşılaştığı olumsuz tepkiler sonrası yaşadığı şehirden ayrılıp, Ankara’ya taşındı. Kayseri’de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein’e olan fiziksel benzerliği nedeniyle sosyal medyada ve sokakta hedef gösterildiğini belirterek, yaşadığı psikolojik baskı sonrası Kayseri’yi terk ederek Ankara’ya taşınma kararı aldığını ifade etti. Dış görünüşü nedeniyle çevresindekilerin olumsuz bakışlarına maruz kaldığını dile getiren Özdemir, bu süreçte çalışamadığını ve bir süre evinden çıkmayacağını söyledi. "Epstein’e benzemek hoş bir şey değil" Çevresindeki insanların olumsuz bakışlarından dolayı rahatsız olduğunu ifade eden Rıfat Özdemir, "Olay, yeğenim dayı sen Epstein’e benziyorsun diyerek fotoğrafımı çekip, sosyal medyada paylaşmasıyla başladı. Bu kadar çabuk yayılacağını tahmin etmedim. Paylaşıma baktığımda bir anda milyonların izlediğini gördüm. Londra basını ve Arap kanalları gibi birçok ülkeden yayınlar gördüğümde şaşırdım. Epstein’e benzemek hoş bir şey değil. Epstein’i tanımıyordum. Yeğenim Epstein’e benziyorsun dediğinde sıradan ünlü bir artist zannettim. Araştırdığımda Epstein’in çok kötü bir insan olduğunu öğrendim. Ben şu anda dekorasyon işiyle uğraşıyorum. Bu benzetmeden dolayı insanların yanlarına gidemediğim için mağdurum. İnsanların bana, sanki karşılarında Epstein varmış gibi bakmaları beni rahatsız ediyor. Bu kelimelerle anlatılacak bir şey değil. Halkımdan ricam lütfen önyargılı olmayın, insan insana benzeyebilir" dedi. "Ankara’ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım" Özdemir, Epstein’e olan fiziksel benzerliği nedeniyle çalışamadığını ve mağdur olduğunu belirterek, "Kayseri’yi terk etmek zorunda kaldım. Kayseri’de mağdur oldum, Ankara’ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım. Normalde yurt dışında da çalışıyorum. Şantiyelerde devamlı işlerimiz olduğu için şu anda yurt dışına bile gidemez oldum. Çekiniyorum, çünkü burada derdimi anlatabiliyorum ama yurt dışına gittiğim zaman kendimi nasıl ifade edeceğim? Yabancı dilim zaten yok. O yüzden yurt dışına gitmeyi erteledim. Normalde benim şu anda yurt dışında olmam lazımdı" şeklinde konuştu. "Epstein’e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor" İnsanların bakışlarından uzaklaşmak için yaşadığı şehirden ayrılıp Ankara’ya taşınmak zorunda kaldığını aktaran Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti: "Hiç kimse benim yerimde olmak istemez. Kılık değiştirip, sakal bırakacağım dedim ama Epstein’in sakallı halini yapmışlar. Bu sefer benzerlik tamamen birebir aynı olacak diye sakal da bırakamıyorum. Zengin bir insan da değilim ki botoks yaptırıp, yüz ifademi değiştireyim. Eşimle beraber ne yapacağımıza karar verdik. Ben dedim ki Ankara’ya taşınalım çünkü Ankara’da daha önce de yaşamıştık. Kayseri’deki insanların bakışlarından uzaklaşmak istedim. İnsanın Kadir İnanır’a benzemesi insana haz verebilir ama Epstein’e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor. Kayseri’de rahatsız oldum, Ankara’ya taşınmak zorunda kaldım. Ankara’da da bu gibi durumlar yaşamak istemiyorum."
Türkiye ile Sri Lanka arasında sağlık turizminde iş birliği görüşmesi
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:43 Türkiye ile Sri Lanka arasında sağlık turizminde iş birliği görüşmesi Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay öncülüğündeki heyet, Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa’yı makamında ziyaret etti. Görüşmede Türkiye ile Sri Lanka arasında sağlık turizmi alanındaki iş birliği imkanları ele alındı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa’yı ziyaret etti. Görüşmede sağlık turizminde kurumsal güven modeli, sahte aracı yapılara karşı hasta güvenliğinin sağlanması ve iki ülke hastaneleri arasında uygulanabilecek MOU (Mutabakat Zaptı) protokol modeli konuları değerlendirildi. Toplantıda ayrıca geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında yapılabilecek iş birlikleri, bitkisel üretim çalışmaları ve kanser önleyici doğal ürünler başlıkları da gündeme geldi. Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme kapsamında AI tabanlı B2B çözümler ile hasta takip sistemlerine yönelik potansiyel projeler üzerinde duruldu. Ziyaretin, iki ülke arasında sağlık diplomasisi, sağlık turizmi ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi. Tarafların önümüzdeki süreçte somut iş birliği modelleri üzerine çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.
Bakan Gürlek: "Yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:34 Bakan Gürlek: "Yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla kurul üyeleriyle ilk toplantısını gerçekleştirdi. Gürlek, "Hakimler ve Savcılar Kurulumuz ile birlikte özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" dedi. Adalet Bakanı Gürlek, HSK’ya gelişinde Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, Birinci Daire Başkanı Turan Kuloğlu ve kurul üyeleri tarafından karşılandı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Gürlek, yargı teşkilatının güçlendirilmesine yönelik reformlara dikkat çekti. Son 23 yılda yargı alanında önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Gürlek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yargı teşkilatımızın güçlendirilmesi adına önemli reformlar gerçekleştirildi. Mevzuat altyapımız geliştirildi, insan kaynağımız nitelik ve nicelik bakımından güçlendirildi. Fiziki ve teknolojik imkanlarımız önemli ölçüde artırıldı. Tüm bu adımlar, adalet hizmetlerinin daha hızlı ve daha erişilebilir sunulması amacıyla yapıldı" dedi. HSK’nın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Gürlek, liyakat ve mesleki yeterlilik esaslı bir yönetim anlayışını sürdüreceklerini ifade etti. Gürlek, "Şeffaf ve öngörülebilir yönetim anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz. Yeni dönemde de reform irademizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen, öngörülebilen ve güven tesis eden bir adalet sistemini tahkim edeceğiz" diye konuştu. Hakim ve savcı kökenli olduğunu hatırlatan Gürlek, teşkilatın ihtiyaçlarını yakından bildiğini belirterek, "Teşkilatımızın tüm eksikliklerini iyi biliyorum. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz ile birlikte özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" ifadelerini kullandı. HSK toplantısı, Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Akın Gürlek başkanlığında basına kapalı olarak yapıldı.
Bakan Gürlek: "Yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:31 Bakan Gürlek: "Yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla kurul üyeleriyle ilk toplantısını gerçekleştirdi. Gürlek, "Hakimler ve Savcılar Kurulumuz ile birlikte özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" dedi. Adalet Bakanı Gürlek, HSK’ya gelişinde Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, Birinci Daire Başkanı Turan Kuloğlu ve kurul üyeleri tarafından karşılandı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Gürlek, yargı teşkilatının güçlendirilmesine yönelik reformlara dikkat çekti. Son 23 yılda yargı alanında önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Gürlek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yargı teşkilatımızın güçlendirilmesi adına önemli reformlar gerçekleştirildi. Mevzuat altyapımız geliştirildi, insan kaynağımız nitelik ve nicelik bakımından güçlendirildi. Fiziki ve teknolojik imkanlarımız önemli ölçüde artırıldı. Tüm bu adımlar, adalet hizmetlerinin daha hızlı ve daha erişilebilir sunulması amacıyla yapıldı" dedi. HSK’nın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Gürlek, liyakat ve mesleki yeterlilik esaslı bir yönetim anlayışını sürdüreceklerini ifade etti. Gürlek, "Şeffaf ve öngörülebilir yönetim anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz. Yeni dönemde de reform irademizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen, öngörülebilen ve güven tesis eden bir adalet sistemini tahkim edeceğiz" diye konuştu. Hakim ve savcı kökenli olduğunu hatırlatan Gürlek, teşkilatın ihtiyaçlarını yakından bildiğini belirterek, "Teşkilatımızın tüm eksikliklerini iyi biliyorum. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz ile birlikte özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar atacağız" ifadelerini kullandı. HSK toplantısı, Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Akın Gürlek başkanlığında basına kapalı olarak yapıldı.
MSB: "Tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 MSB: "Tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte" Milli Savunma Bakanlığı, "Tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte olup, bu durum ülkemizin deniz gücünü yerli ve milli platformlarla geliştirmeye ve yenilemeye yönelik kararlılığının somut bir göstergesidir" dedi. Milli Savunma Bakanlığı’nda haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele kapsamında yürüttüğü operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yüksek bir disiplin ve kararlılıkla sürdürdüğü operasyonel faaliyetleri kapsamında 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" ifadesini kullandı. Suriye harekât alanlarındaki faaliyetlere değinen Aktürk, "Suriye harekât alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 757 kilometreye ulaşmıştır. Bu tünellerin 302 kilometresi Tel Rıfat’ta, 455 kilometresi Menbic’te tespit edilerek imha edilmiştir" şeklinde konuştu. Sınır güvenliğine ilişkin rakamları da açıklayan Aktürk, son bir haftada hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 146 şahsın yakalandığını, 2 bin 89 şahsın ise hududu geçemeden engellendiğini belirtti. Aktürk, "Yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 790’a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 7 bin 979’a ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. Uyuşturucuyla mücadeleye ilişkin bilgi veren Aktürk, "Bu hafta içerisinde Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde 155 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" dedi. Türkiye’nin NATO’daki konumuna vurgu yapan Aktürk, "Ülkemiz, 18 Şubat’ta üyeliğinin 74’üncü yılına ulaşacağı NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmaya, aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmaya devam etmektedir" dedi. Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO’nun 2026 yılındaki en geniş kapsamlı ve katılımlı fiilî tatbikatı olan Steadfast Dart 2026’ya yaklaşık 2 bin personelle katıldığını açıkladı. Tatbikatın 8-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da icra edildiğini belirten Aktürk, "Steadfast Dart 2026, Almanya’nın milli tatbikatları olan Northern Quadriga ve Grand Quadriga ile eş zamanlı olarak devam etmektedir" dedi. Tatbikat kapsamında yapılacak atış faaliyetlerine değinen Aktürk, "17-18 Şubat tarihlerinde Baltık Denizi’nde TB3 insansız hava araçları ile atışlar icra edilecektir. Bu atışlar Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız tarafından TCG Anadolu’dan takip edilecektir" dedi. İkili askeri ilişkiler kapsamında yürütülen faaliyetleri de aktaran Aktürk, "Türkiye-Kore Cumhuriyeti 13’üncü Kara Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı 8-13 Şubat tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilmektedir" dedi. Aktürk, "Türkiye ile Yunanistan arasında Güven Artırıcı Önlemler uygulama planı çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı heyetimizin 17-19 Şubat tarihleri arasında Atina’da toplantıya katılması planlanmaktadır" ifadesini kullandı. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelere de değinen Aktürk, "Gazze’de Barış Planı’nın ikinci aşamasına geçilmesine rağmen ateşkes ihlallerini sürdüren İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya yeni bir hukuki ve idari statü dayatmaya yönelik aldığı kararları kınıyoruz" dedi. Bu kararların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Aktürk, "Uluslararası hukukun bariz bir ihlali olan bu kararların iki devletli çözüm çabalarına zarar vereceği açıktır" değerlendirmesinde bulundu. Üst düzey askeri temaslara ilişkin bilgi veren Aktürk, "Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, 13 Şubat’ta Zambiya Kara Kuvvetleri Komutanı’nı kabul edecektir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız bugün Zambiya Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyeti ağırlayacaktır. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız ise 11-14 Şubat tarihleri arasında Mısır Hava Kuvvetleri Komutanı’nın resmi davetlisi olarak Mısır’ı ziyaret etmektedir" ifadelerini kullandı. Savunma sanayii alanındaki gelişmelere de değinen Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesi yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmeye devam edilmektedir" dedi. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığı için yapılan teslimatlara değinen Aktürk, "Hisar-A Projesi kapsamında Füze Fırlatma Sistemi ve tam atım füzelerin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır" diye konuştu. Suudi Arabistan ile TOLGA’nın ihracı ve ortak üretimi için mutabakat zaptı imzalandı MKE’nin uluslararası temaslarına da değinen Aktürk, "Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ tarafından Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı 2026 kapsamında TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi teknolojisinin ihracı ve ortak üretimi ile 122 milimetre çok namlulu roketatar mühimmatının Suudi Arabistan’da ortak üretimine yönelik mutabakat zaptı imzalanmıştır" dedi. Aktürk ayrıca, "Saudi Chemical Company Limited ile patlayıcı hammadde ve enerjetik materyaller alanında iş birliklerini geliştirmeye yönelik mutabakat zaptı da imzalanmıştır" ifadesini kullandı. "Tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte" Öte yandan Milli Savunma Bakanlığı, savunma ve güvenlik için ihtiyaç duyulan platform ve sistemleri eksiksiz şekilde temin edecek şekilde planlamalar yapıldığını belirtilerek, "Gemi inşa faaliyetlerimizin planlaması da Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını önceleyen, gemi inşa altyapımızın geliştirilmesine ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesine imkan sağlamak suretiyle sürdürülebilir bir gemi inşa ekosistemi oluşturmayı hedefleyen bir stratejiyle Savunma Sanayii Başkanlığı ile koordinasyon içinde yapılmaktadır. Bu çerçevede tersanelerimizde aynı anda 39 geminin inşası sürdürülmekte olup, bu durum ülkemizin deniz gücünü yerli ve milli platformlarla geliştirmeye ve yenilemeye yönelik kararlılığının somut bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. "Anlaşma, gemilerin inşa ve teslimat takvimi konusunda da bir hüküm içermemektedir" Katar’da düzenlenen DIMDEX-2026 fuarında TAIS Shipyards ile Katar merkezli Barzan Holdings arasında 2 adet istif sınıfı fırkateyn inşasını kapsayan bir mutabakat zaptı imzalandığı belirtilen açıklamada, "Katar ve üçüncü ülkeler için Türk deniz sistemlerinin tedarikini içeren mutabakat kesinleşmiş bir anlaşma olmadığı gibi gemilerin inşa ve teslimat takvimi konusunda da bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle basında yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu konuda resmi makamlar tarafından yapılacak açıklamalar haricinde iddia, yorum ve haberlere itibar edilmemelidir. Sonuç olarak ülkemizin güvenliği, egemenliği ve denizlerdeki hak ve menfaatleri azami düzeyde korunmakta; bu doğrultuda atılan her adım askeri ihtiyaçlar, milli çıkarlar ve uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda titizlikle planlanmakta ve uygulanmaktadır" denildi. Bakanlık, Ordu sahilinde bulunan İHA’ya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "10 Şubat 2026 tarihinde Ünye/Ordu’da sahilde bir İHA bulunması üzerine 1 SAS timi, 11 Şubat 2026’da bölgeye intikale ettirilmiştir. Patlayıcı ihtiva etmeyen ve Rusya’ya ait olduğu değerlendirilen İHA incelenmek üzere Ünye Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir." Suriye hükümeti ile SDG arasında 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmaya dikkati çeken Bakanlık, anlaşmanın uygulanmasının sahada yakından takip edildiğini kaydetti.