Yerel Haberler
Ankara
AFAD Başkanı Pehlivan: "6 Şubat depremlerinin ardından 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir"
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:05 AFAD Başkanı Pehlivan: "6 Şubat depremlerinin ardından 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından yürütülen iyileştirme ve yeniden inşa süreci kapsamında 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Özel Temsilcisi ve Afet Riskini Azaltma Ofisi Başkanı Kamal Kishore, Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü vesilesiyle AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan’ı ziyaret etti. Türkiye’nin yürüttüğü dünyanın en büyük iyileştirme ve yeniden inşa çalışmaları ile afet risklerinin azaltılmasına yönelik küresel iş birliği fırsatlarının ele alındığı görüşme öncesi Pehlivan ile Genel Sekreter Kishore açıklamalarda bulundu. "6 Şubat depremleri, önleyici yaklaşımların benimsenmesinin ehemmiyetini bir kez daha ortaya koymuştur" Afetlerde önleyici risklerin benimsenmesinin önemine değinen AFAD Başkanı Pehlivan, "6 Şubat depremleri, yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya için afet risklerinin azaltılmasının, risk odaklı ve önleyici yaklaşımların benimsenmesinin ehemmiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Depremler başta olmak üzere iklim ve jeolojik kaynaklı afetlerin dünya genelinde giderek artan etkileri kalkınma süreçlerinin artık risk bilgisine dayalı, kapsayıcı ve dirençlilik temelli bir anlayışla ele alınmasını kaçınılmaz bir zorunluluk kılmaktadır" dedi. "Dirençli şehirler ve dirençli toplumlar inşa etme yolundaki kararlılığımızı sahada büyük bir azimle sürdürmekteyiz" Çalışmalarındaki kararlıklarını sürdürmeye devam edeceklerini söyleyen Pehlivan, "2015-2030 yıllarını kapsayan Birleşmiş Milletler Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi bizlere şunu açıkça ifade etmektedir: Doğru politikalar, güçlü bir yönetişim mekanizması, bilim temelli risk analizleri ve toplumun tüm kesimlerini içine alan katılımcı yaklaşımlar sayesinde afet kaynaklı kayıplar önemli ölçüde azaltılabilir. Bu çerçeve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma amaçlarına ulaşılmasının da temel dayanak noktalarından biridir. Türkiye olarak bizler, Sendai Çerçevesi ve Sürdürülebilir Kalkınma amaçları doğrultusunda afet risklerinin azaltılmasını ulusal kalkınma politikalarımızın ayrılmaz, koparılamaz bir parçası olarak görmekteyiz. Bu bağlamda dirençli şehirler ve dirençli toplumlar inşa etme yolundaki kararlılığımızı sahada büyük bir azimle sürdürmekteyiz" ifadelerini kullandı. "455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" 450 binden fazla kalıcı konutun inşa edildiğine değinen Pehlivan, "6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından yürütülen iyileştirme ve yeniden inşa süreci, ‘daha iyisini yeniden inşa etme’ ilkesini esas alan, riskleri kökten azaltmayı ve gelecekteki muhtemel kayıpları önlemeyi hedefleyen bütüncül bir anlayışla sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve kurumlarımızın en üst düzeydeki etkin koordinasyonu sayesinde, tarihin en büyük toplu konut seferberliği başlatılmış; yüksek standartlarda ve depreme dayanıklı yüz binlerce konut ve iş yeri, görülmemiş bir hızla inşa edilmiştir. Bu kapsamda depremlerden etkilenen, konutları yıkılan ya da ağır hasar gören ve hak sahipliği işlemleri AFAD Başkanlığımız tarafından yapılan depremzedelerimiz için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ Başkanlığı, Emlak Konut ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar çerçevesinde 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" diye konuştu. "Türkiye’de afet yönetimi, güçlü bir kurumsal yapı dahilinde yürütülmektedir" Türkiye’nin afet yönetiminde öncü ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Pehlivan, şunları dedi: "Türkiye’de afet yönetimi, güçlü bir kurumsal yapı dahilinde yürütülmektedir. AFAD, İçişleri Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyetlerini icra etmekte. Bununla birlikte bütün bakanlıklarımız, yerel yönetimlerimiz, akademi dünyamız ve sivil toplum kuruluşlarımız arasında etkin bir koordinasyon sağlanmaktadır. AFAD olarak temel önceliğimiz; kriz yönetimi yerine risk yönetimini hayata geçirmektir. Afeti, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme safhalarıyla bir bütün olarak görerek; ‘Bütünleşik Afet Yönetimi’ modelinin ülkemize özgü izdüşümü olan 360 Derece Türkiye Afet Yönetim Sistemi’ni kurmak, uygulamak ve geliştirmektir. Bu zincirin halkaları arasında risk azaltma bizim stratejik önceliğimizdir ve bu yaklaşım Sendai Çerçevesi ile tam bir uyum içerisindedir. Türkiye’de afet riskinin azaltılması, kalkınma gündemimizin asli bir unsurudur. Ulusal düzeyde uyguladığımız ‘Türkiye Afet Risk Azaltma Planı’ (TARAP), risk analizini sektörel politikalar ve kamu yatırımlarıyla harmanlayan stratejik bir çerçeve sunmaktadır. 2021 yılından bu yana TARAP’ın yereldeki yansımaları, ‘81 İl Risk Azaltma Planı’ (İRAP) aracılığıyla titizlikle hayata geçirilmektedir. Bu planlar, yereldeki sahiplenmeyi perçinlemekte, kurumsal koordinasyonu güçlendirmekte ve ulusal önceliklerimizi sahada somut eylemlere dönüştürmektedir. Böylelikle kalkınma kazanımlarımızı korumayı, kamu kaynaklarımızı akılcı ve sorumlu bir şekilde kullanmayı hedeflemekteyiz. Ülkemizin dört bir yanında çok sayıda gözlem istasyonundan teşekkül eden Ulusal Deprem Gözlem Ağı’nı 7 gün 24 saat çalıştırmakta, verilere birinci elden ve hızla ulaşarak analiz edebilmekteyiz. Buna ek olarak AFAD tehlike analizi, risk modellemesi ve yenilikçi çözümler üretilmesi amacıyla üniversiteleri ve araştırma kuruluşlarını bir araya getiren ‘Ulusal Deprem Araştırma Programı’nı büyük bir titizlikle koordine etmektedir." "Yaklaşık 20 aylık bir sürede 300 dere yatağında 22 milyon metreküpün üzerinde malzeme temizliği gerçekleştirilmiştir" Çoklu tehlike anlayışıyla hareket ettiklerini dile getiren Pehlivan, "Türkiye’de afet riskleri ‘çoklu tehlike’ karakteri taşımaktadır. Bu sebeple çalışmalarımız sadece depremi değil, selleri, heyelanları, çığları ve diğer tüm tehlikeleri kapsamaktadır. AFAD ile Devlet Su İşleri (DSİ) arasında imzaladığımız protokol kapsamında özellikle taşkın riskinin yüksek olduğu Karadeniz Bölgemiz başta olmak üzere dere ıslahı ve taşkın risk azaltma projeleri hayata geçirilmiştir. Yaklaşık 20 aylık bir sürede 300 dere yatağında 22 milyon metreküpün üzerinde malzeme temizliği gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra heyelan önleme, yamaç stabilizasyonu, kaya düşmesi ve çığ önleme projeleri devreye alınmış; Karadeniz’de kurduğumuz ‘Taşkın Erken Uyarı Sistemleri’ Afet Yönetim Merkezimizle entegre edilmiştir. Tüm bu gayretimiz, afetler meydana gelmeden önce kayıpları durdurmak ve insanımızı korumak içindir" diye konuştu. "AFAD, her alanda operasyon yürüten küresel bir aktördür" AFAD’ın dünyanın her noktasında zor durumdaki insanlara ulaştığını ifade eden Pehlivan, "AFAD bugün beş kıtadaki 84 ülkede; 13 afet ve acil durum türünde, depremden sele, kıtlıktan karmaşık insani krizlere kadar her alanda operasyon yürüten küresel bir aktördür. Hızlı konuşlanma ekiplerimiz, acil yardım malzemelerimiz, geçici barınma çözümlerimiz, STK’lar ile birlikte sağladığımız insani yardımlarımız, uluslararası paydaşlarımızla koordinasyon içerisinde binlerce insana ulaşmaktadır" dedi. "Türkiye’deki kadar geniş ölçekli ve kısa zaman içerisinde yeniden inşa ve toparlanma faaliyetini daha önce hiçbir yerde görmedim" Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Özel Temsilcisi ve Afet Riskini Azaltma Ofisi Başkanı Kamal Kishore ise, "AFAD’ın yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan bu hadise asrın dayanışmasına dönüşmüştür. 30 yıldan daha fazla süredir risk azaltma alanında çalışan bir profesyonel olarak pek çok afet ve depreme şahit oldum. Öncesinde ve sonrasındaki çalışmaları yakından takip ettim. Türkiye’deki kadar geniş ölçekli ve kısa zaman içerisinde yeniden inşa ve toparlanma faaliyetini daha önce hiçbir yerde görmedim. Bu kısa süre içerisinde 455 binden fazla kalıcı konut ve iş yerinin tamamlanması muazzam bir başarı. Bu ziyaret vesileyle bu bölgelere giderek çalışmaların ne şekilde gerçekleştirildiğini, koordinasyonundan hayata geçirilmesindeki kaynak tahsisine, sahadan uygulanmasına kadar tüm aşamalarını yakinen takip edip, buradan çıkarılacak dersleri, iyi uygulama örneklerini, dünyanın geri kalanı için de örnek teşkil etmesi çabasında olacağız. Türkiye’nin bu tecrübesinin bütün dünyada öğretici bir çabaya dönüşmesi lazım" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:47 AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde" AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere ilişkin, "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Milletin oylarıyla tescil edilmiş bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Elitaş, "Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bir heyet vardı. Bu heyet 12-13 toplantı yaptı. Herhalde 10 Şubat tarihinde bir toplantı gerçekleştireceğiz. Şu anda 50 artı 1 ile ilgili herhangi bir görüşme, tartışma söz konusu değil. Şu anda madde yazımına geçilmedi. Türkiye anayasa tecrübesi olan ilk ülkelerden biri. Biz de bunu en iyi şekilde ülkemiz insanına faydalı olacak ve uzun yıllar anayasayı tartışmaz hale getirmek kanaatinde oluruz diye düşünüyorum. Dünyadaki en uzun anayasalar içerisinde bizim anayasamız. Kanun metni gibi anayasa metni olmamalı. Bazı maddeler yönetmelik metni gibi. Sık sık değiştirilme ihtiyacı hasıl oluyor. Daha az maddeleri olan ve öz satırlı bir anayasa olmalı. Benim şahsi fikrim bu" diye konuştu. "Umut hakkı konusuna dair konuşmak erken olur" Umut hakkı konusuna değinen Elitaş, "Parlamento bunu değerlendirir ve kamuoyuyla sonuç ortaya çıkar. Anayasa değişikliği için 360 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumla ortaya çıkıyor, 400 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumsuz ortaya çıkıyor. Bu rapor da parlamentoya sunulacak. Parlamentodaki milletvekillerinin her birinin özgür iradesi var, seçim bölgeleri var. Ona göre değerlendirmeler yapıyorlar. Şu anda bu konuyla ilgili konuşmak erken olur" ifadelerini kullandı. "Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerek" Özgür Özel’in erken seçim istemesi hakkında konuşan Elitaş, "Özgür Özel’in de erken seçim kanaatinde olduğu ile ilgili kanaatte değilim. Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerekir. Özgür Özel’in dediğine bakmayın, eş başkanın ötesindeki kişinin söylediklerine bakın. 2024 seçimlerinden sonra Özel erken seçim yok diye ısrar etmesine rağmen liderleri engel oldu bu işe. Haziran 2024 tarihindeki yaptığımız ikinci görüşmede de aynı şeyi beyan etmesine rağmen 1 gün sonra genel başkanın yardımcıları bir açıklama yaptı ‘erken seçim istiyoruz’ diye. 1 hafta sonra da Özel açıklama yapmak zorunda kaldı. Yani Özel’in sözünü yedirtiyorlar. Onun için şu anda grup başkanı statüsüne belki gelmiş olabilir" diye konuştu. "Benim kanaatim 2028 ve 2029’daki seçimlerin öne çekilmesi" Genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere değinen Elitaş, "Türkiye iklimiyle ilgili 2009 yılı 26 Mart’ta rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, yerel seçim aşamasında kötü hava şartları münasebetiyle diye bildiğimiz ama farklı şekilde değerlendirilen seçim çalışmaları noktasında şehit oldu. Hem yerel hem genel seçimlerin en iyi iklimi ekim, kasım ayları. Okulların başladığı, ailelerin tatilden geldiği, hava şartlarının uygun olduğu, mevsim normallerinin olduğu bir zamanın olması gerekir diye düşünüyorum. Yerel seçimler için de söylüyorum, o süreçtir. Seçim, 14 Mayıs’tan önceki pazar günü olacak. 2028 yılı için resmi tarih 7 veya 8 Mayıs ediyor. Seçim kanununda ’5 yıl içinde yapılır. Bir önceki oy verme gününden önceki pazar günü oy verme günüdür’ diyor. Yani her sene 1 hafta önceye gelecek şekilde yapılmış. Yerel seçimlerde de ’Mart ayının son pazar günü oy verme günüdür’ diye ifade ediliyor. Benim kanaatimce 2029’dakini öne çekmek, ekim veya kasım, 2028 yılındakini de mayıstan öne çekmek. Yine nisan var, çamurlu bir dönem. 2029’dakini de öyle olsun diye düşünüyorum. O anayasa değişikliği ile olabilir. Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" açıklamasında bulundu. "Milletten yetkisini almış bir iktidarın erken bırakması doğru değildir" Bir basın mensubunun MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Erken seçim ahmaklıktır’ sözlerini hatırlatması üzerine Elitaş, "Erken seçim, sürenin 2028 yılı 8 Mayıs tarihinde bittiği dönemde milletten yetkisini almış bir iktidarın önceden bırakması doğru değil. Şu anda seçimlere 2 yıldan fazla bir zaman var. 27 ay öncesi seçim istemek, Bahçeli’nin tabir ettiği şekilde doğrudur. Teknik meselelerden dolayı birkaç ay veya hafta öne alınması, seçimin yenilenmesi adını taşımaktadır. Zaten bu yapılan işler anayasamızda da seçimin yenilenmesiyle ilgili hüküm mevcut" dedi. "Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" FETÖ içindeki bölünmeler üzerine af dileyenlerle ilgili Elitaş, "O terör örgütüdür. Bu milletin alın teriyle alınmış silahları, edevatı milletin iradesine karşı yürüten bir örgütün temsilcileridir. Başkalarının oyuncağıdır. O terör örgütünün elebaşlarının affedilmesi benim vicdanımı yaralar açıkçası. Ben böyle bir şey olmadığını düşünüyorum. Yeniden yargılanmayla ilgili başka konular değerlendirilebilir ama öncülerinin yaptığı işin affedilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Zirve, ister İstanbul’da olsun ister Umman’da bölgemizde huzur istiyoruz" İran ile ABD arasında yaşanan gerilim sonrası zirvenin Türkiye’den Umman’a taşınmasını değerlendiren Elitaş, "İster İstanbul’da olsun, ister Umman’da olsun biz bölgemizde huzur istiyoruz. İran’da yapılacak her türlü farklılık Türkiye’yi huzursuz ediyor. Çünkü en yakın komşumuz. Tarihi, dini bağlarımız var. Hem Cumhurbaşkanımızın hem de Dışişleri Bakanımızın bir diplomasi yürüttüklerini biliyoruz. Hem İran heyetiyle hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin heyetleriyle önemli görüşmeleri var. İnşallah istikrara ulaşır diye düşünüyorum" diye konuştu. "En düşük emekli maaşının yeterli olduğunu söylemek mümkün değil" En düşük emekli maaşına yapılan düzenlemeye değinen Elitaş, "En düşük emekli maaşı ile ilgili konu; piyasa ortada belli. Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Asgari ücret devletin cebinden çıkan bir şey değil ama sonuçları 86 milyonu etkilediği için devlet hakem olarak giriyor. Asgari ücret tamamen özel sektörde çalışanlarla ilgili. Özel sektörde istihdam edilen kişi 28 bin 75 liradan aşağıya çalıştırılamaz. Kayseri’deydim, iş adamları hem mavi hem beyaz yakada çalıştıracak insan bulamadıklarını söyledi. İşsizlik oranı aralık ayında yüzde 7.7’ye gelmiş. İnternetten, sosyal medyadan gelir elde eden bir gençlik var, sanıyorum ki çalışmak istemeyen bir kitle. En düşük emekli maaşına devletin doğrudan doğruya ödediği, aslında bu sigorta primlerinin bir havuzda biriktirilip biriken havuzdan paylaşılması. Ödenen para, havuzda biriken paranın biriktirenlere iade edilmesi. 17 milyon kişinin biriktirdiği para kendilerine yetmediği için devlet buna en düşük maaşı farklı bir şekilde yapmış. Kanuna göre 12,65 artırılması gereken ki bunu ilk defa biz 2023 yılında yaptık biliyorsunuz. Memur emeklilerinin 18,61 olan rakamına eşitlendi. Olay bu. Memur emeklisine 18,61 zam yapılırken, işçi ve Bağkur emeklisine 12,61 yapılacaktı. Biz bunu eşitledik. Yani en düşük emekli maaşını eşitlemiş olduk. En düşük emekli maaşıyla ilgili kısım hakikaten geçim diye düşündüğümüz takdirde zor bir iş. İnşallah bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde süreçte ortaya çıkacak" dedi. Yapılan konuşmaların ardından pasta kesilerek Mustafa Elitaş’ın doğum günü kutlandı.
Devlet Memurları Konfederasyonu 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler için lokma hayrı yaptı
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:29 Devlet Memurları Konfederasyonu 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler için lokma hayrı yaptı Devlet Memurları Konfederasyonu tarafından Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlar için Kuğulu Park’ta lokma hayrı yapıldı. 6 Şubat 2023’teki deprem felaketinin üzerinden 3 yıl geçti. Yaşanan felakette hayatını kaybedenler için Devlet Memurları Konfederasyonu tarafından Ankara’daki Kuğulu Park’ta lokma dağıtılarak, fotoğraf sergisi düzenlendi. 6 Şubat deprem felaketinin acılarını tekrar gündeme getirmek istediklerini ifade eden Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, "İçimiz yanıyor. Aradan geçen 3 yıllık süreye rağmen kaybettiğimiz vatandaşlar, orada yaşanan acılar ve trajediler bizlere çok şey öğretti. O gün birlik ve beraberlik içerisinde tüm ülke olarak, devlet ve millet olarak beraberliğimizi ve dayanışmamızı gösterdik. Bugün de yine aynı şekilde bizler aynı dayanışmayı, aynı birlik ve beraberlik ruhunu yaşatmaya çalışıyoruz. Allah inşallah böyle felaketleri ülkemize bir daha yaşatmaz" dedi. "Deprem değil, çürük binalar öldürüyor" Depremin değil çürük binaların öldürdüğünü vurgulayan Cengiz, "Bizler kamu çalışanları olarak gerek denetim görevlerimizde, gerek mühendislik hizmetlerimizde dikkat etmemiz gereken çok şeyler olduğunu biliyoruz. Gerek şehir planlamaları, gerekse inşaatların yapım teknikleri konusunda. Şu an içinde bulunduğumuz döneme baktığınız zaman ilerlemiş bir teknoloji içerisinde mühendislik hizmetlerinin artık en uç seviyeye çıktığı bir dönemde bizler kamu çalışanları olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmeye hazırız" şeklinde konuştu.
AB Komiseri Kos’un Türkiye ziyareti: Gündemde tam üyelik ve iş birliği var
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:00 AB Komiseri Kos’un Türkiye ziyareti: Gündemde tam üyelik ve iş birliği var Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, 6 Şubat’ta Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Görüşmelerde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik hedefi ve ilişkilerdeki tıkanıklıkların giderilmesine yönelik beklentilerin güçlü şekilde dile getirilmesi öngörülüyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 6 Şubat tarihinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıkladı. Kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın görüşmede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon çerçevesinde Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin Türkiye’nin stratejik hedefi olmayı sürdürdüğünü vurgulamasının öngörüldüğünü aktardı. Bu kapsamda AB’nin Türkiye’ye yönelik politikalarında önyargısız, rasyonel, liyakat temelli ve adil bir yaklaşım benimsemesi gerektiğine dikkat çekileceğini belirten kaynaklar, Türkiye’nin diğer aday ülkelerle yürütülen tüm süreç ve temaslara eşit şekilde dahil edilmesinin öneminin altının çizileceğini ifade etti. Kurumsal iş birliği ve somut adım beklentisi Kaynaklara göre, görüşmede Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların giderilmesi için kapsamlı, kurumsal ve çok katmanlı bir iş birliği çerçevesine ihtiyaç bulunduğu vurgulanacak. Bu çerçevede ilişkilerin sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması amacıyla 15 Temmuz 2019 tarihli AB Dış İlişkiler Konseyi kararlarının tamamen kaldırılması başta olmak üzere AB’den somut adımlar beklendiği ifade edilecek. Ayrıca Türkiye-AB kurumsal istişare mekanizmalarına yeniden işlerlik kazandırılması, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi ile siyasi, enerji ve ulaştırma alanlarındaki Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarının en kısa sürede düzenlenmesinin önemine dikkat çekilecek. Gümrük Birliği, yatırım ve vize başlıkları Kaynaklar, AB’nin Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı, Türkiye’nin ise AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunun, taraflar arasındaki iş birliğinin stratejik niteliğini ortaya koyduğuna işaret edileceğini bildirdi. Bu kapsamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin gecikmeksizin başlatılmasının elzem olduğu vurgulanarak, Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’deki faaliyetlerine tam olarak geri dönmesinin inovasyon temelli ve sürdürülebilir yatırımlar açısından önem taşıdığı ifade edilecek. Göç alanındaki iş birliğinin ise adil yük ve sorumluluk paylaşımı temelinde sahadaki yeni gerçeklere göre yeniden şekillendirilmesi gerektiğinin dile getirileceğini belirten kaynaklar, Vize Serbestisi Diyaloğu’nun tamamlanması ve bu kapsamda kolaylaştırıcı tedbirlerin etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik beklentilerin de aktarılacağını kaydetti. Kaynaklar ayrıca, Schengen vizesi uygulamalarında Türk vatandaşlarına yönelik iyileştirmeler öngören 15 Temmuz 2025 tarihli uygulama kararının Türk tır sürücüleri dahil olmak üzere tüm kesimleri kapsayacak şekilde uygulanmasının elzem olduğunun vurgulanacağını bildirdi. Güvenlik, bağlantısallık ve bölgesel meseleler Görüşmede, bağlantısallık, enerji, ulaştırma ve dijitalleşme alanlarında eşgüdümün derinleştirilmesinin Karadeniz, Güney Kafkasya ve Orta Asya’da istikrar ve ekonomik dayanıklılığı güçlendireceğine dikkat çekilmesi öngörülüyor. Kaynaklar, Türkiye’nin ulaştırma ve bağlantısallık alanında bölgede kilit bir paydaş olduğunun vurgulanacağını, bu alandaki yakın iş birliğinin Türkiye ve AB için ortak faydalar sağlayacağının ifade edileceğini aktardı. Avrupa güvenlik mimarisinin Türkiye’nin bölgede merkezi ve etkili bir jeopolitik aktör olarak üstlendiği rol dikkate alınmadan şekillendirilemeyeceğinin vurgulanacağını belirten kaynaklar, Karadeniz Stratejisi bağlamında Türkiye-AB iş birliğinin önemine işaret edileceğini bildirdi. Bu çerçevede AB’nin güvenlik ve savunma alanındaki girişimlerinde stratejik vizyon ve sorumlulukla hareket etmesinin beklendiği ifade edilecek. Kaynaklar, ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze ve Filistin’deki gelişmeler, Suriye’deki son durum, Libya ve İran başta olmak üzere Türkiye ve AB’yi doğrudan ilgilendiren bölgesel meselelerde eşgüdüm ve istişarelerin öneminin de gündeme geleceğini kaydetti. Söz konusu ziyaret, Komiser Kos’un Türkiye’ye gerçekleştireceği ikinci resmi ziyareti olacak. Dışişleri Bakanı Fidan, Komiser Kos’u daha önce 25 Temmuz 2025’te İstanbul’da ağırlarken, taraflar son olarak 2 Aralık 2025’te Brüksel’de bir araya gelmişti. Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde temaslar arttı Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde olumlu gelişmeler ve karşılıklı temasların ivme kazandığını belirtti. Bu kapsamda 15 Temmuz 2019 tarihli Dış İlişkiler Konseyi kararlarıyla askıya alınan Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyaloğu’nun yeniden başlatıldığı, Türkiye’nin AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantılarına (Gymnich) davet edildiği ve Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’deki faaliyetlerine kısmen geri döndüğü hatırlatıldı.
Millet Kütüphanesi’nde ’Gazze’ temalı filografi sergisi açıldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:59 Millet Kütüphanesi’nde ’Gazze’ temalı filografi sergisi açıldı Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı tarafından düzenlenen "Gazze" temalı filografi sergisi Millet Kütüphanesi’nde açıldı. Sergide Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi. Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı, Millet Kütüphanesi Divan Salonu’nda Gazze temalı filografi sergisi düzenledi. Gazze’de yaşananların sadece bölgesel bir mesele olmadığını, tüm insanlığın ortak vicdanını ilgilendirdiğini vurgulayan eserlerin Filistin halkının maruz kaldığı zulmü sanat yoluyla anlatmayı amaçladığı belirtildi. Serginin açılışında açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Merkez AR-GE ve Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen ve Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, şehitlik mertebesinin özel bir yer olduğuna ve Gazze’de yaşananların ağır bir insanlık dramı olduğuna dikkat çekti. "Şehitlik, peygamberlikten sonra insan için en yüce makam" Şen, terörsüz Türkiye sürecini titiz bir şekilde yürüttüklerini, şehit ve gazi ailelerini üzecek hiçbir şey yapmayacaklarını belirterek, "Şehitlik, peygamberlikten sonra insan için en yüce makam. Şehitlerimiz sayesinde yaşadığımızı biliyorum. Onlar canlarını verdiler. Biz canlarımızı onlar sayesinde devam ettiriyoruz ve koruyoruz. O yüzden şehitlerimize çok minnettarız. Onların yakınlarına da, ailelerine de, gazilerimize de çokça minnettarız. Bir taraftan da biliyorsunuz terörsüz Türkiye süreci devam ediyor. Bitti bitecek, artık daha böyle bir şey olmayacak. Yavrularımız terör sebebiyle şehit olmayacaklar. Cumhurbaşkanımız hemen hemen her konuşmasında bu süreçte şu sözü söyledi; ‘Biz şehit ailelerimizi, gazi ailelerimizi, şehitlerimizi ve gazilerimizi üzecek hiçbir şey yapmayacağız. Kimse bizden böyle bir şey beklemesin’" şeklinde konuştu. "Ankara’da olan herkesi sergimize davet ediyoruz" Şehitleri anmaktan geri durmayarak, görevlerini yerine getireceklerini ifade eden Cantimur ise, "Külliyemizde şehit yakınlarının ve gazilerimizin ortaya koymuş olduğu eserleri hep beraber izleyeceğiz. Şehitlerimizi anacağız. Onlara olan bu görevimizi yerine getirmiş olacağız. Bu eserleri ortaya koyan bütün şehit yakınlarına ve gazilerimize çok teşekkür ediyoruz. Sergimiz hayırlı olsun, Ankara’da olan herkesi sergimize davet ediyoruz" diye konuştu. Düzenlenen sergiye AK Parti Genel Merkez AR-GE ve Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur ve vakıf üyeleri katıldı. Sergideki eserlerden elde edilecek gelirin Gazze’ye bağışlanacağı belirtildi.
MSB: "Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır"
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:13 MSB: "Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "Somali’deki Hava Unsur Komutanlığımız yeni görevlendirmelerle güçlendirilmiştir. Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır" denildi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyonlar kapsamında hafta içerisinde 5 PKK’lı teröristin daha teslim olduğunu belirtti. Aktürk, harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcılar ile mağara, sığınak ve barınakların tespit ve imha çalışmalarının sürdüğünü dile getirerek "Menbic’de imha edilen 2 kilometre tünel ile birlikte Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 755 kilometreye ulaşmıştır. Bu rakam Tel Rıfat’ta 302, Menbic’de ise 453 kilometredir" dedi. Hudutlarda 125 kişi yakalandı Hudut güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiğini vurguladı. Aktürk, "Hafta boyunca 16’sı terör örgütü mensubu olmak üzere 125 şahıs yakalanmıştır. 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 644’e, engellenenlerin sayısı ise 5 bin 890’a ulaşmıştır" ifadelerini kullanarak Hakkâri ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde 77 kilogram uyuşturucu maddenin ele geçirildiğini de kaydetti. TSK, NATO’nun en geniş kapsamlı tatbikatına katılacak TSK, çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yaptığını belirten Aktürk, "NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığınca, 8-20 Şubat tarihleri arasında Almanya’da icra edilecek ve NATO’nun 2026 yılının en geniş kapsamlı tatbikatı olan Steadfast Dart 2026’ya, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; kara ve deniz unsurlarından oluşan yaklaşık 2 bin kişilik bir kuvvet ile katılacaktır. Ayrıca, 573 kişilik kara unsurumuzun, 7 Şubat’ta Çorlu Havalimanı’nda yapılacak töreni müteakip A-400M askerî nakliye uçaklarımız ile tatbikat bölgesine intikal etmesi planlanmaktadır. Tatbikat ile Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarından 6 bin 450 kilometre / 3 bin 480 deniz mili mesafeye konuşlandıracak, müteakiben de ilişkilendirilmiş tatbikatlar ile muharip kabiliyetlerini test edecektir. Böyle büyük bir kuvveti; Avrupa’nın kuzeyine kadar konuşlandırabilme ve müteakiben muharebe edebilme kabiliyeti Türk Silahlı Kuvvetlerimizin NATO içerisindeki gücünü bir kez daha ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu. İsrail’in Gazze saldırılarına kınama Bölgesel gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınayarak, "Kalıcı ateşkesin tesis edilmesini beklediğimiz bir dönemde İsrail’in Gazze’de çok sayıda masum insanın hayatını kaybetmesine yol açan saldırılarını kınıyoruz" ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının da istikrara zarar verdiğini vurgulayan Aktürk, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen Barış Planı’na uyması ve Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasına izin vermesi gerektiğini söyledi. Savunma sanayii ve envanter vurgusu Savunma sanayiinde yerli ve millî ürünlerle TSK’nın imkân ve kabiliyetlerinin artırıldığını belirten Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda KBRN Keşif aracının ilk kez envantere alındığını, HGK-84 güdüm kitlerinin Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildiğini açıkladı. Aktürk ayrıca, ASELSAN üretimi ALP 100-G Alçak İrtifa Radar Sistemi, Arayıcı Başlık Radarları ve SİPER-1 Orta Menzilli Hava ve Füze Savunma Sistemi Bataryasının envantere alındığını bildirdi. Suriye’deki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, 30 Ocak’ta Suriye Hükûmeti ile SDG arasında entegrasyona yönelik imzalanan yeni anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını bildirdi. MSB açıklamasında, Entegrasyonun Suriye’nin üniter yapısını güçlendirmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, "Entegrasyonun; Suriye’nin üniter yapısını ve ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesini güçlendirecek biçimde hayata geçirilmesinin önemini bir kez daha vurguluyor, planlanan tüm faaliyetlerin şeffaflık ve karşılıklı güven esasına dayalı olarak yürütülmesini bekliyoruz. Bölge halkının uzun süredir özlem duyduğu barış, huzur ve istikrar ortamının en kısa sürede tesis edilmesini temenni ediyoruz. Entegrasyon süreci kapsamında yapılacak görevlendirmelerin ise, Suriye makamlarının devlet aklıyla yapacağı değerlendirmeler ve olumlu sonuçlanacak güvenlik soruşturmaları temelinde gerçekleştirileceğini değerlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Yunanistan’ın açıklamalarına tepki MSB, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Ege Denizi’nde karasularının 12 mile çıkarılmasına yönelik açıklamalarına ilişkin tutumun net olduğunu vurguladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Yunan politikacıların Ege Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarma söylemleri konusunda ülkemizin tutumu nettir. Türkiye olarak, Ege’de adil, hakkaniyetli ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun bir deniz yetki paylaşımının ancak karşılıklı diyalog ve iyi niyet çerçevesinde mümkün olabileceğini savunuyoruz. Yunanistan’ın mevcut anlaşmazlıkları göz ardı eden ve Türk tarafının haklarını ihlal eden tek yanlı tasarrufları, iddiaları ve açıklamaları uluslararası hukuka aykırıdır ve kabul edilemez. Bu açıklamalar ülkemiz açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri Mavi Vatan anlayışı doğrultusunda, ülkemizin deniz yetki alanlarında her türlü hak ve menfaatini korumaya yönelik görevini azim ve kararlılıkla sürdürmektedir" denildi. "Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır" Somali’de görev yapan Somali-Türk Görev Kuvveti ve Hava Unsur Komutanlığına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan MSB, askerî yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin sürdüğünü bildirdi. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "Somali’de konuşlu Somali-Türk Görev Kuvveti ile Hava Unsur Komutanlığımız; askerî yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürmektedir. Somali’deki Hava Unsur Komutanlığımız yeni görevlendirmelerle güçlendirilmiştir. Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır." Türkiye-Mısır askerî iş birliği Türkiye ile Mısır arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşmasına da değinilen açıklamada, söz konusu anlaşmanın 4 Şubat 2026 tarihinde Kahire’de imzalandığı hatırlatıldı. MSB açıklamasında, "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Mısır Arap Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Askerî Çerçeve Anlaşması, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Abdülfettah Es-Sisi’nin riyasetinde Kahire’de imzalanmıştır" denildi. Anlaşmayla savunma iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği vurgulanarak, "Belirlenen askerî iş birliği alanlarında bilgi ve uzmanlık teatisi yoluyla savunma iş birliğinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır" ifadeleri kullanıldı.