Yerel Haberler
Ankara
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:35 Gülistan Doku’nun sevgilisinin çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı Gülistan Doku’nun sevgilisi Zeinal Abakarov’un çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı. Abakarov, HTS kayıtları ortaya çıkınca ifadesini değiştirdi. Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abarakov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı. 1996 doğumlu Abarakov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu. HTS kayıtları 2022’deki ifadelerin yalan olduğunu ortaya koydu Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede "4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı" soruldu. Bunun üzerine Abakarov, "17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur" dedi. "Telefonum sessizdeydi" Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, "Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim" cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi. "Hatırlamıyorum" Abakarov, "Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi" dedi. İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, "Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı" dedi. "Hal hatır sorduk, başka konuşmadık" Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu. Abakarov şunları söyledi: "Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı." Önce "Babam kızı arabayla bırak" dedi, sonra "Babam arkasından gittiğim için bana kızdı" dedi Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, "Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım" dedi. Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti. Abakarov şöyle devam etti: "Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere ’Bir problem yok’ dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a ’İstediğin bir yer varsa biz bırakalım’ teklifinde bulundular. Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı." "6 yıllık çamur çelişkisi" Abarakov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abarakov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti. Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov, "Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu. Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum" dedi. Her zamankinden çok farklıydı Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, "O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum" dedi. Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de "suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek" suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden zirai don uyarısı
07 Nisan 2026 Salı - 15:05 Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden zirai don uyarısı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, çarşamba günü akşam saatlerinden itibaren soğuk havayla birlikte gelmesi beklenen zirai don hadisesine karşı vatandaşları uyardı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Macit, Yağışlı havaların ülke genelinde etkisini sürdürmeye devam edeceğini belirtti. "Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde kuvvetli kar yağışları bekliyoruz" Yağışların özellikle Salı, çarşamba, perşembe, cuma günü yurt genelinde aralıklarla yağmur ve sağanak, güney kesimlerde gök gürültülü sağanak şeklinde görülmesini beklediklerini ifade eden Macit, "Bu yağışların özellikle Doğu Anadolu’nun yükseklerinde de kar şeklinde görüleceğini tahmin ediyoruz. Salı günü için Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu Doğu Karadeniz, zamanla da Doğu Anadolu’nun kuzeyinde, Perşembe, Cuma’da Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yağışların yer yer kuvvetli olacağını bekliyoruz. Özellikle kuzeydoğu kesimlerde de yer yer kuvvetli kar yağışları göreceğiz. Vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Zirai don hadisesine karşı vatandaşlarımızı dikkatli olmaya davet ediyoruz" Çarşamba günü akşam saatlerinden itibaren soğuk havayla birlikte yurdun kuzey kesimlerinde zirai don hadisesi beklediklerini ifade eden Macit, "Marmara’nın doğusunda, Karadeniz’in iç kesimlerinde, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusunda zirai don bekliyoruz. Vatandaşlarımızın özellikle hafta sonu dahil olmak üzere bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor" dedi. Hava sıcaklıklarının mevsim normalleri civarında olduğunu fakat hafta başına kadar azalarak mevsim normallerinin altına kadar inmesini beklediklerini ifade eden Macit, İç Anadolu’nun doğusunda çarşamba günü beklenen kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgara karşıda vatandaşları uyardı. "Üç Büyükşehir’de yer yer sağanak yağışlar bekleniyor" Üç Büyükşehir için beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin konuşan Macit, sözlerine şu şekilde devam etti: "İstanbul’da çarşamba günü yağış beklemiyoruz ama Perşembe, Cuma günü sağanak yağış var. İstanbul’da hava sıcaklığı 10-12 derece civarında olacak. Ankara’da da yağışların devam etmesini bekliyoruz. Ankara’da Cuma günü yer yer karla karışık yağmur, yükseklerinde hafif kar yağışı görülebilir. Hava sıcaklığına bakacak olursak gece sıcaklıkları sıfır dereceye kadar düşecek. Gündüz sıcaklığı iyi 9-10 derece civarında. İzmir’de de sağanak ve gök gürültülü yağışın Cuma’ya kadar devam edeceğini bekliyoruz. Hava sıcaklığı 16-17 derece civarında olacak."
DEM Parti Grup Toplantısı
07 Nisan 2026 Salı - 14:57 DEM Parti Grup Toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Türkiye’de siyasi iklimin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oyu, sandığı, makamı mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği bırakıp, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim diyoruz" dedi. DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya Romanların gününü kutlayarak başladı. Bakırhan, "Romanların günü de varmış. Bir Roman atasözü aynen şöyledir; ‘Ayakta gömün beni. Bütün hayatım dizlerimin üstünde geçti’ der. Bu söz Roman olmanın tarihsel yüküne maruz kılınan eşsizliği, haksızlığı ve direnci tek başına anlatıyor. DEM Parti olarak açık söylüyoruz. Bu ülkenin başta Romanlar olmak üzere hiçbir vatandaşının ikinci sınıf vatandaş olmasını istemiyoruz. Roman halkına yönelik barınma, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında süren eşsizliklerin de bir an önce ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Roman yurttaşlarımızın eşit, onurlu ve güvenceli yaşam hakkını birlikte savunduk, birlikte savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakırhan, dünyanın sadece enerji kaynakları için kavga etmediğini söyleyerek, "Eskiden petrol, doğal gaz için kavga ediyorlardı. Evet bu da var ama asıl büyük kavga o enerjinin ve ticaretin geçtiği yer üzerinde veriliyor. Güç savaşları artık boğazlarda, limanlarda, koridorlarda, geçitlerde yaşanıyor. Kapitalizm tarihi boyunca üretim ve tüketim krizleriyle milyonların hayatına karabasan gibi çöktü. Bir bela oldu insanlığa. Şimdi de dolaşım kriziyle dünya planını tehdit ediyor. Enerjinin nereden geçeceğinin kendisi bir savaş ve kriz gerekçesine dönüşmüş durumdadır. Önümüzdeki günlerde de Malakka Boğazı başta olmak üzere kimi boğazları, geçitleri tekrar konuşmak durumunda kalacağımız görülüyor" şeklinde konuştu. Abdullah Öcalan’ın İran savaşı başlangıcında üç önemli çizgiden bahsettiğini belirten Bakırhan, "Birinci çizgi ABD-İsrail çizgisidir. Bu savaşta hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere’nin başını çektiği çizgidir. Bu da dengeyle oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz mücadele çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteyen bir akıldır. Şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizgi karşı karşıyadır. Birbiriyle mücadele ediyor. Biz tüm Orta Doğu’da olduğu gibi İran’da da demokrasi ve ortak yaşamı savunuyoruz. Sadece Kürtlerin hakkını değil, Azerilerin, Meluçların, Lurların, Türkmenlerin, en çok da ’Cihan Azad’ı diyen İranlı kadınların hakkını, hukukunu savunuyoruz. Biz İran’a ve Orta Doğu’ya sadece petrol, doğal gaz, dolar olarak bakmıyoruz. Burası medeniyetin mayalandığı, halkların ve inançların yüz yıllarca yan yana yaşadığı bir coğrafyadır. Kürtlerin de 2 bin yılın üzerinde geçmiş tarihleri var bu coğrafyada" dedi. Türkiye’nin eski kodlarla, eski korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl bir siyasetle bölgeye yaklaşması gerektiğini belirten Bakırhan, "Ankara’nın dış müdahaleye karşı tutumunu anlamlı buluyoruz. Ankara, Kürtlerin, kadınların, farklı hakların ve inançların tanınması için de İran yönetimine bir çağrıda bulunabilir. Bu Türkiye’nin pozisyonunu güçlendirir. Böyle bir yaklaşım Kürtlerin de, İran’da ezilen halklar ve inançların da Ankara’yla olan bağını güçlendirir" diye konuştu. Bakırhan, şöyle devam etti: "Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Yanlış mı yapıyoruz? Türkiye’de sorunumuz varsa Ankara’yla çözmek istiyoruz. Irak’taki Kürtler sorununu Irak devletiyle çözmek istiyor. Kiminle çözecekler? Suriye’de bir sorun varsa bir muhatabı Kürtler ise, diğer muhatabı Suriye yönetimidir. İran’da da Kürtler sorunlarını İran devletiyle çözmek istiyorlar. Ama bu başkentler de Kürtlerin bu duruşuna saygı göstermeliler, statüko ve çözümsüzlükten vazgeçmeliler artık. Tahran, Bağdat’ın hakkını tanırsa İran güçlü olur. Şam, Kobani’yi kabul ederse Suriye güçlenir. Bağdat, Süleymaniye’nin hakkını korursa Irak güçlenir. Ankara, Diyarbakır’ın hukukunu tanırsa güçlenir. Büyür demokrasi. Böyle bir perspektifle hem bölge ülkeleri hem de Kürtler kazanır. İşte kazan-kazan politikası budur." Bakırhan, Türkiye’nin yüzyıllık tarihinin en stratejik ve en kıymetli sürecini yaşadığını kaydederek, "Bizim barış ve demokratik toplum süreci dediğimiz süreç. Bu önemli süreçte önce-sonra ikilemi kurmak, süreci teyit mekanizmasına havale etmek çözümü geciktirme çabasıdır. Bu çaba sadece çözüm karşıtlarını cesaretlendirir ve süreci enfekte etme riski taşır. Barış eş zamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Barışın siyasal iklimini oluşturmak için de adımlar atılmalıdır. Bakın bizden önce Sayın Bahçeli aynen bu kürsüden şunları söyledi: ‘Artık adımlarla ilgili oyalanmaya ve oyalamaya gerek yok’ dedi. Evet biz de katılıyoruz. Artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalanmaya ne oyalamaya gerek var. Dün de Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Hangi adres kim? Kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler, bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları ivedilikle atmalıdırlar. Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM kararları uygulanabilir. Halkın iradesine çökmüş kayyumlar kaldırılabilir, yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağladığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir, hepimiz nefes alırız. O yüzden gece gündüz yollardayız. Barış için ter döküyoruz, mücadele ediyoruz. Çünkü bu memleket bizim, bu memlekete hep birlikte sahip çıkacağız. Demokratikleştireceğiz, özgürleştireceğiz" diye konuştu. Bakırhan, etik yasası getirilmesi gerektiğini söyleyerek, "Siyasi etik yasası, siyaset ile akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. Siyaset bürokraside yükselme basamağı olmaktan çıkarılmalıdır. Seçilmişlerin siyaset yapmak içindeki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Haydi hodri meydan. DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun, kim çalıyorsa yakasına yapışalım. Buyurun, kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım ve hesap soralım. Haydi. Var mısınız? Evet büyük bir sessizlik var. Çünkü eninde sonunda bu konuda çubuk kendilerine doğru eğilecek. Bunu çok iyi biliyorlar. Değerli arkadaşlar bakın toplumda ve anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine dönük operasyonlar yolsuzlukla mücadele olarak görülmüyor. Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz. Bakın İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki; 31 Mart 2024’ten beri bin 48 belediyede soruşturma açılmış. Bakın bin 48 belediyede. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si Cumhuriyet Halk Partili belediye, 78’i muhalefet belediye, 16’sı DEM Partili belediye diyor. Ya biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediyeyse niye kayyum DEM Parti belediyelere, niye görevden uzaklaştırma Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor" ifadelerini kullandı. İktidar ve muhalefet partilerine seslenen Bakırhan, "Türkiye’de siyasi ikliminin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oyu, sandığı, makamı mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği bırakıp, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim diyoruz. Buyurun bu teklifimizi de grup toplantımız aracılığıyla siyasi partilere iletelim. Biz siyasi iklimin normalleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı, hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum" dedi.
İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren 3 teröristin kimlikleri belli oldu
07 Nisan 2026 Salı - 14:26 İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren 3 teröristin kimlikleri belli oldu İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde polislere silahlı saldırı gerçekleştiren ve 1’i ölü, 2’si yaralı olarak ele geçirilen 3 teröristin kimliklerini açıkladı. İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren teröristlerin Kocaeli İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldiklerinin tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, "İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görevli çevik kuvvet polislerimize yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu 3 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Saldırıya anında karşılık veren kahraman polislerimizden 2’si, biri ayağından ve biri kulağından olmak üzere hafif şekilde yaralanmış olup; hayati tehlikeleri bulunmamaktadır. Yapılan inceleme sonucunda saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş, İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri belirlenmiştir. Ölü olarak ele geçirilen Yunus E.S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır. Etkisiz hale getirilen 3 terörist arasında yoğun dijital haberleşme tespit edilmiş olup, yaralı teröristlerin sorgusu devam etmektedir" denildi.