Yerel Haberler
Ankara
CHP Genel Başkanı Özel: "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" 26 Şubat 2026 Perşembe - 22:25:23 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara İl Örgütünce gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Çankaya Zübeyde Hanım Sosyal Tesisinde konuşan Özel, Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. Özel, "Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi bir yaşta olan, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım; en genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına, en tecrübeli olan dallarına kadar" diye konuştu. "Siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız" Özel, "Bugünlerde yapılan her konuşmada, her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylemde mutlaka içinde adalet oluyor, adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. En başta hiç şüphe yok ki siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. CHP ile hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP’yi itibarsızlaştırmak, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak ve siyasi olan ama yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak ve milletin CHP’ye yönelişine bir set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak" Özel, her zorluğa karşı ayakta kaldıklarını vurgulayarak, "Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış ve ilk fırsatta tekrar açılmış ve genel başkanları hapis yatmış, il başkanları siyasi cinayetlere, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyet’ten önce vardık, Cumhuriyet oldukça da var olacağız. Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir parti" şeklinde konuştu. "Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır" CHP’nin bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç aldığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partililer, bir yaşam biçiminin tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu’nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye İttifakı’na katılmıştır. Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır. Türkiye İttifakı, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların bir arada olduğu, bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bir kez daha yüzyıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu’yu ve Trakya’yı kapsayan, kucaklayan milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, bütün kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır." "Hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız" Özel, omuz omuza yürümeye kararlı olduklarını vurgulayarak, "Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz. Ülkemizle, vatanımızla, milletimizle, bayrağımızla, Atatürk’ümüzle birlikte bundan sonraki süreçte Türkiye’nin yüzde 90, 95’i olarak, bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye’yiz ve Türkiye’yi çok seviyoruz" açıklamasında bulundu. "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" Türkiye olarak 1970’lerin başından beri Filistin için verilen mücadeleye destek olduklarını aktaran Özel, şu ifadeleri kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz. Buna uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi. Ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump‘ın Amerika’nın başına yeniden gelmesiyle, Gazze’ye dönük bakıp ‘Buraları güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Etraftaki Müslüman ülkelere onları dağıtacağım. Oraya kocaman oteller yapacağım, kumarhaneler açacağım. Plajları çok güzel. Önünde de çok petrol var, hidrokarbon var. Orayı istiyorum’ dediği yer Gazze. Şimdi bir Gazze Barış Planı ortaya attı. Bir heyete uluslararası camiayı davet etti. Aklı başında, gerçek Filistin dostu, Amerika’dan korkmayan, bir takım çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular."
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:18 Bakan Kurum: "COP31, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak" Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "COP31, yalnızca bir konferans olmayacak, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bugün düzenlenen COP31 Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede toplumsal sahiplenmeyi ve uluslararası iş birliğini artırma kararlılığını ele alan Kurum, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği adaylığı sürecinde, bu organizasyonun yalnızca teknik bir süreç olmadığını, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir meseleye dönüştüğünü ifade etti. "Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin kabiliyetine inandık" Bakan Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 sürecinin en kritik aşamalarından birine katkı sunmak üzere toplantıya katılacaklarını dile getirdi. Toplantı vesilesiyle başlatılan istişare sürecinin COP31 konferansı sonuna kadar devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, "Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin aslında bu konudaki gücüne kabiliyetine ve buradaki değerli katılımcılarımızın potansiyeline de inandık. Türkiye’nin ilk iklim şurasını düzenlerken ilk iklim kanunumuzu çıkartırken, sıfır atık projesini hayata geçirirken, deprem bölgesinde dünyaya örnek olacak bir inşa seferberliği yürütürken nasıl bir dayanışma gösterdiysek bu tarihi yolculukta da yine çözüm ortağımız olarak sizlerle birlikte yola çıkmak istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi burada değerlendirdik" COP31 kapsamında şu ana kadar yapılmış olan çalışmalara ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Kurum, şu ifadelere yer verdi: "COP31 toplantısı için Antalya EXPO alanını tasarladık ve hızlı bir şekilde de saha çalışmalarını başlattık. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da iki günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryası yine burada müzakereleri yürütecek olan COP31 Başkanlığıyla istişare içerisinde yürütecek olan Avustralyalı kardeşlerimiz dostlarımız ve bir önceki dönem COP başkanımız Brezilya ve yine dost ve kardeş Azerbaycan’dan gelen misafirlerimizle birlikte gerçekten önemli bir çalışma ortaya koyduk. Bütünleşik, stratejik misyon çalışmamızı ortaya koyduk ve görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi burada değerlendirdik tabii artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönünde kararlılığımızı da ortaya koyduk." "Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı ortaya koyduk" Bakan Kurum, katılımcılara COP31 sürecinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi: "Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle COP31 Başkanı olarak atandıktan hemen sonra kurumsal kapasitemizi sürece uyumlu hale getirmek için çalışmalar ortaya koyduk. COP31 Başkanlık Ofisimizi kurduk, organizasyon şemamızı belirledik. Bütün bakanlıklarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, istişare kurulumuzda bulunan tüm arkadaşlarımızla birlikte COP31’de herkesin dinlendiği, herkesin sözünün, ifadesinin dikkate alındığı bir süreci yürütmek istiyoruz. COP31 toplantısı için Antalya EXPO alanını tasarladık ve hızlı bir şekilde saha çalışmalarını başlattık. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da 2 günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan gelen misafirlerimizle birlikte önemli bir çalışma ortaya koyduk. Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı ortaya koyduk. Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi değerlendirdik. Artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönündeki kararlığımızı açıkça ortaya koyduk." "Hayvanlar öldürülecek, yapay et verilecek’ gibi sosyal medyada dönen konulara da hep birlikte şahitlik ettik" Bakan Kurum, iklim değişikliği kanunu çıkarılırken bir takım spekülasyonlara da yer verildiğini belirterek, "Türkiye’de iklim kanunu çıkarırken işte acaba burada ‘hayvan yetiştiriciliği ile ilgili bir kısıt mı gelecek’ veya ‘hayvanlar öldürülecek, yapay et verilecek’ gibi sosyal medyada dönen konulara da hep birlikte şahitlik ettik. Yine havayla ilgili ücret alınacağından tutun da üretimle ilgili belli kısıtların getirileceğine kadar birçok konu maalesef gündem dışı konular kanun sürecinde ülkemizin gündemine geldi. Tam bu noktada hep birlikte 1,3 santigrat derece dediğimiz 1,5 santigrat derece hedefi doğrultusunda tüm dünyanın ortak olarak ortaya koymuş olduğu bu mücadeleyi hep birlikte yüksek bir sesle dile getirmemiz ve bu farkındalığı evimizde sokağımızda mahallemizde arttırmamız gerektiğini net bir şekilde tabi ifade ettik" diye konuştu. "Artık mesele o belirlediğimiz hedefleri sahaya indirmek ve uygulamayı hızlandırmak" COP31 sürecini üç temel değer üzerine inşa ettiklerini kaydeden Bakan Kurum, "Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Bu üç başlığı açmadan önce şunun altını çizmem gerekiyor. Bugün iklim krizinde yeni bir eşiğin içindeyiz. Dünya artık iklim değişikliğine karşı bekleme lüksünü kaybetmiştir. Artık mesele sadece hedef belirlemek değildir. Artık mesele; hedefleri sahaya indirmek ve uygulamayı daha da hızlandırmaktır. Başkanı ve ev sahibi olduğumuz COP31 tam da bu anlayışla icra edilecektir. Nihai hedeflere ulaşmak, alınan kararları somut bir şekilde hayata geçirmek için yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları destekleyeceğiz. Daha kararlı adımlar atacağız. Yaklaşımımız tek ses değil diyaloğa; ayrılığa değil uzlaşıya, durağanlığa değil aksiyona dayalı olacak. Artık, söz değil, eylem zamanı diyeceğiz. Bugüne kadar konuşulanları uygulamaya geçirme çağrısı yapacağız" dedi. "Bu süreçlerin başarısı STK’ların güçlendirilmesine bağlı" Bakan Kurum, COP31’e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmadıklarının altını çizerek, "COP31’i uygulamanın hızlandığı, güvenin tüm dünya ülkeleri nezdinde yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek çünkü bu sürecin en önemli aktörleri sizler olacaksınız. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere meselesi olsa da bu manada bu masada yer aldığı platformlarda bu süreçlerin başarısı sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlendirilmesine bağlıdır. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Bu süreçlerin başarısı STK’ların güçlendirilmesine bağlı" Bakan Kurum, COP31’e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmadıklarının altını çizerek, "COP31’i uygulamanın hızlandığı, güvenin tüm dünya ülkeleri nezdinde yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek çünkü bu sürecin en önemli aktörleri sizler olacaksınız. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere meselesi olsa da bu manada bu masada yer aldığı platformlarda bu süreçlerin başarısı sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlendirilmesine bağlıdır. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Türkiye iklim krizi kaynaklı sorunlara karşı çözümün adresi oldu" COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin başarısının arkasında iklim kriziyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye yalnızca sözünün gücüyle değil; duruşuyla, vizyonuyla, eylemleriyle ve temsil ettiği köklü sistemiyle ayakta duran ve dünyaya yön veren; çözümün, diyaloğun ve uzlaşmanın merkezi haline gelmiştir. Türkiye tüm dünyada, iklim krizinden kaynaklanan sorunlara karşı çözüm üretmenin de adresi olmuştur. Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizinin aciliyeti, bize şunu açıkça göstermektedir: Her seviyede çok taraflılık, tüm zorluklara rağmen insanlığın ortak geleceğini koruyabilmek adına yegane ve meşru en etkili zemin olacaktır. İnsanlık için onurlu çıkışın yolu burada alınacak olan kararlar ile mümkün olacaktır. Türkiye bir yandan iklim adaleti, adil geçiş, insani diplomasi yaklaşımı ile kalkınma arayışında olan ülkelerin sesi olurken diğer yandan yeşil ekonomi, yeşil enerji, hakkaniyet, kayıp zarar fonu gibi önerilerle gelişmiş ülkeleri sorumluluk almaya davet edecektir. Çünkü bize göre, iklim değişikliğiyle mücadele, hayatı kısıtlamak, büyümelerine, gelişmelerine engel olmak değildir. Halkın bu kalkınmadan yoksun bırakılması değildir. Burada refahı tüm dünya geneline yayan, gıdaya, suya, enerjiye erişimi ve adaleti sağlayan bir devrimdir." "COP31, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak" İklim kriziyle mücadelede Türkiye’nin sorumluluğunun büyük olduğuna işaret eden Bakan Kurum, "İnsanlık gemisini güvenli limanlara ulaştırmanın sorumluluğu bizi bekliyor. "İnsanlık, insanlığı bekliyor; Türkiye’yi bekliyor." Türkiye olarak küresel iklim mimarisini ve diplomasisini ülkelerin gündelik siyasetinden etkilenen değil, siyaset üstü bir yaklaşımla inşa edeceğiz. COP31, yalnızca bir konferans olmayacak, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz. İnanıyorum ki, bunu da birlikte başaracağız. Güven inşa edeceğiz. Uzlaşı sağlayacağız. Sahada koyduğumuz hedefler doğrultusunda sonuç alacağız. Ben bu süreçte sizleri iklim diplomasisinin gönüllü elçileri olmaya davet ediyorum. Ve bu tarihi fırsatı; dünyaya bir iz bırakmak üzere birlikte değerlendirelim" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:15 Eğitim-Bir-Sen: "2023 yılında göreve geç başlatılan öğretmenlerin mağduriyeti giderilsin" Eğitim-Bir-Sen, 2023 yılında göreve geç başlatılan öğretmenlerle ilgili açıklama yayımladı. Eğitim-Bir-Sen, 2023 yılında sözleşmeli öğretmen olarak atanan ancak idari sebeplerle göreve geç başlatılan öğretmenlerin hizmet süreci hesabında karşılaştıkları hak kayıplarının giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığına yazılı başvuruda bulunduğunu açıkladı. Açıklamada, "Üç yıllık hizmet süresinin hesaplanmasında idare kaynaklı gecikmenin dikkate alınmasını ve yer değişikliği başvurusu yapabilmelerine imkan sağlayacak bir düzenleme yapılmasını istedik. Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan Mart 2023 Sözleşmeli Öğretmenliğe Başvuru ve Atama Duyurusu kapsamında ataması yapılan öğretmenler, idari süreçlerden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle duyuruda öngörülen tarihten sonra göreve başlamak zorunda bırakılmıştır. 9 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde il içi ve iller arası yer değişikliği işlemlerinde 30 Eylül tarihi esas alınmaktadır. Yönetmelikte belirlenen tarihe göre, 2023 yılında atanan öğretmenler, üç yıl sonunda görev sürelerini tamamlamalarına rağmen, fiilen göreve başlama tarihlerindeki gecikme nedeniyle yer değişikliği başvurusunda bulunamayacaktır. Bu hak kaybı, öğretmenlerin kendi iradeleri dışındaki bir gecikme nedeniyle oluştuğundan yer değişikliği başvuru hakkının ellerinden alınması, adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, bu hak kaybının önüne geçmek maksadıyla Milli Eğitim Bakanlığına başvuruda bulunarak, Mart 2023 Sözleşmeli Öğretmenliğe Başvuru ve Atama Duyurusu kapsamında atanan öğretmenlerin yer değişikliği başvuru hakkından yararlanmalarına imkân sağlayacak bir düzenleme yapılmasını talep ettik" ifadeleri kullanıldı.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları) Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 18:10 AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları) Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa eden Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarına ilişkin, "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde AK Parti MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, 6 Şubat depremlerinin bu yıl dönümünde yaşanan en üzücü olaylardan birinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sarf ettiği sözler olduğunu ifade ederek, "Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve içtenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel’in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. Burada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz" dedi. "Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz" Ramazan ayının başlangıcının yaklaştığını ve bu sebepten dolayı bütün vatandaşların Ramazan ayını şimdiden tebrik ettiğini dile getiren Çelik, "Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye’deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi. Davos’ta ilk defa bu sene neoliberal düzenin elitleri tarafından bu düzenin işlemediği ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde bulunduğunu aktaran Çelik, "Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği görülmüş oldu. Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısı Gazze’de ortaya konan çifte standart oldu. Rusya-Ukrayna savaşında batının hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze’deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz durumun en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu" açıklamasında bulundu. "Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz" Gazze’ye insani yardımların girişinin istenilen düzeye hala ulaşmamış durumda olduğunu kaydeden Çelik, "Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık kuzey ile küresel güney ya da batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde bizzat batı ittifakının içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Cumhurbaşkanımızdır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü irade ortaya koyduğunun görüldüğünü söyleyen Çelik, "Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirildi. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri olacak. Bu hafta Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti olacak. Sudan’dan Somali’ye, Afrika Boynuzu’ndan Rusya-Ukrayna Savaşı’na ve Gazze’deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır" dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam edeceğine dikkati çeken Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ortaya koyulan ilkeler etrafında ilerlemesinin söz konusu olduğunu söyleyerek, "Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Bunlara gereken cevaplar gerekli yerde verilir, odağımızı kaybetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanı Suriye’deki istikrara verdiği önemi bir kere daha değerlendirdi" MYK Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’deki istikrara verdiği önemi, ‘tek millet ve tek ordu’ ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğinin altını çizen Çelik, "Suriye’nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye’nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade ettiler" diye konuştu. Dünyada yaşanan son olayların ardından sosyal medya konusunun son zamanlarda tartışılan önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna vurgu yapan Çelik, sosyal medya konusunda çalışma yürüttüklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek hem de artık milli egemenliğin bir parçası haline gelen siber egemenliği korumak açısından pek çok konuşmasına bu konuya dikkat çektiğini hatırlattı. "Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar" İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medya konusuna yönelik açıklamalarına da değinen Çelik, "Teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir. Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenlerdir. Fransa’dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız" dedi. İran ile ABD arasında müzakerelerin başladığını ve bu müzakereler yoluyla konuların çözülmesinin önemli olduğunu belirten Çelik, İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını, İran’da var olan sorunların İran toplumu tarafından kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti. "İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar" Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün’ün kıyafetlerine yönelik sözlere değinen Çelik, "Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu söyleniyordu. İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar. Sayın Genel Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini parti olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Cumhur İttifakı’nın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) 57’nci kuruluş yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında anlamlı mesajlar olduğunu da vurgulayan Çelik, bu konuşmada Türkiye’deki gelişmeleri etnik temelde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara çok büyük uyarılara işaret ettiğini sözlerine ekledi. Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" Bir gazetecinin Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları ve CHP Genel Başkanı Özel’in Özarslan’a sarf ettiği iddia edilen sözleri sorması üzerine Çelik, şu cevabı verdi: "CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler, Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu kadar küfürlü bir şekilde ifade kullanması gerçekten hem üzücü hem de utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor? Bunu CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir. Kürsüye çıktıklarında demokrasi diyorlar, hukuk diyorlar, siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğünü bırakın bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken bir konu. Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız, Özarslan’ın partimize geçmesi ile ilgili bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının partimize dönük talepleri var. O talepler belli bir yetkili kurullarda ve Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Bugün itibarıyla Keçiören belediye başkanı ile bir gündem yok, verilmiş bir karar yok." "Doğu Akdeniz’deki tansiyonun düşürülmesi gerekiyor" Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Libya’nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya’nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız güçlü bir şekilde iradeyi koyuyor. Cumhurbaşkanımızın Mısır ziyareti tarihi bir ziyaretti, pek çok anlaşma imzalandı. Kuşkusuz Doğu Akdeniz’de şöyle bir durum var; o kadar çok savaş gemisi var ki neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var. Bunun bir yandan düşürülmesi gerekiyor. Mısır ve Libya ile birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da iş birliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibi ile daha da güçlendirilecek. Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomi ile ilgili bakanlıklarımız olmak üzere her alanda bu yakınlaşmanın sağlanmasına çalışılıyor. Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti gerçekleşecek. Biz her zaman şunu söyledik; bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Çeşitli zamanlarda silahsız olması gereken adaların silahlanması ile ilgili haberler ya da Yunanistan kabine üyesi bir kişinin Türkiye’yi hedef alan söylemleri olumsuz sonuçlar doğuruyor."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahale yanlış analizlere dayanır"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:59 AK Parti Sözcüsü Çelik: "İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahale yanlış analizlere dayanır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa eden Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarına ilişkin, "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde AK Parti MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, 6 Şubat depremlerinin bu yıl dönümünde yaşanan en üzücü olaylardan birinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sarf ettiği sözler olduğunu ifade ederek, "Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve içtenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel’in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. Burada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz" dedi. "Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz" Ramazan ayının başlangıcının yaklaştığını ve bu sebepten dolayı bütün vatandaşların Ramazan ayını şimdiden tebrik ettiğini dile getiren Çelik, "Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye’deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi. Davos’ta ilk defa bu sene neoliberal düzenin elitleri tarafından bu düzenin işlemediği ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde bulunduğunu aktaran Çelik, "Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği görülmüş oldu. Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısı Gazze’de ortaya konan çifte standart oldu. Rusya-Ukrayna savaşında batının hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze’deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz durumun en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu" açıklamasında bulundu. "Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz" Gazze’ye insani yardımların girişinin istenilen düzeye hala ulaşmamış durumda olduğunu kaydeden Çelik, "Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık kuzey ile küresel güney ya da batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde bizzat batı ittifakının içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Cumhurbaşkanımızdır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü irade ortaya koyduğunun görüldüğünü söyleyen Çelik, "Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirildi. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri olacak. Bu hafta Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti olacak. Sudan’dan Somali’ye, Afrika Boynuzu’ndan Rusya-Ukrayna Savaşı’na ve Gazze’deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır" dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam edeceğine dikkati çeken Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ortaya koyulan ilkeler etrafında ilerlemesinin söz konusu olduğunu söyleyerek, "Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Bunlara gereken cevaplar gerekli yerde verilir, odağımızı kaybetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanı Suriye’deki istikrara verdiği önemi bir kere daha değerlendirdi" MYK Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’deki istikrara verdiği önemi, ‘tek millet ve tek ordu’ ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğinin altını çizen Çelik, "Suriye’nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye’nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade ettiler" diye konuştu. Dünyada yaşanan son olayların ardından sosyal medya konusunun son zamanlarda tartışılan önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna vurgu yapan Çelik, sosyal medya konusunda çalışma yürüttüklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek hem de artık milli egemenliğin bir parçası haline gelen siber egemenliği korumak açısından pek çok konuşmasına bu konuya dikkat çektiğini hatırlattı. "Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar" İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medya konusuna yönelik açıklamalarına da değinen Çelik, "Teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir. Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenlerdir. Fransa’dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız" dedi. İran ile ABD arasında müzakerelerin başladığını ve bu müzakereler yoluyla konuların çözülmesinin önemli olduğunu belirten Çelik, İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını, İran’da var olan sorunların İran toplumu tarafından kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti. "İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar" Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün’ün kıyafetlerine yönelik sözlere değinen Çelik, "Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu söyleniyordu. İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar. Sayın Genel Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini parti olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Cumhur İttifakı’nın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) 57’nci kuruluş yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında anlamlı mesajlar olduğunu da vurgulayan Çelik, bu konuşmada Türkiye’deki gelişmeleri etnik temelde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara çok büyük uyarılara işaret ettiğini sözlerine ekledi. Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" Bir gazetecinin Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları ve CHP Genel Başkanı Özel’in Özarslan’a sarf ettiği iddia edilen sözleri sorması üzerine Çelik, şu cevabı verdi: "CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler, Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu kadar küfürlü bir şekilde ifade kullanması gerçekten hem üzücü hem de utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor? Bunu CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir. Kürsüye çıktıklarında demokrasi diyorlar, hukuk diyorlar, siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğünü bırakın bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken bir konu. Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız, Özarslan’ın partimize geçmesi ile ilgili bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının partimize dönük talepleri var. O talepler belli bir yetkili kurullarda ve Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Bugün itibarıyla Keçiören belediye başkanı ile bir gündem yok, verilmiş bir karar yok." "Doğu Akdeniz’deki tansiyonun düşürülmesi gerekiyor" Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Libya’nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya’nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız güçlü bir şekilde iradeyi koyuyor. Cumhurbaşkanımızın Mısır ziyareti tarihi bir ziyaretti, pek çok anlaşma imzalandı. Kuşkusuz Doğu Akdeniz’de şöyle bir durum var; o kadar çok savaş gemisi var ki neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var. Bunun bir yandan düşürülmesi gerekiyor. Mısır ve Libya ile birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da iş birliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibi ile daha da güçlendirilecek. Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomi ile ilgili bakanlıklarımız olmak üzere her alanda bu yakınlaşmanın sağlanmasına çalışılıyor. Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti gerçekleşecek. Biz her zaman şunu söyledik; bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Çeşitli zamanlarda silahsız olması gereken adaların silahlanması ile ilgili haberler ya da Yunanistan kabine üyesi bir kişinin Türkiye’yi hedef alan söylemleri olumsuz sonuçlar doğuruyor."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler siyasi tarihimizde eşi benzeri olamayan bir skandal. Sözleri hem üzücü hem de utanç verici"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:36 AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler siyasi tarihimizde eşi benzeri olamayan bir skandal. Sözleri hem üzücü hem de utanç verici" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa eden Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarına ilişkin, "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde AK Parti MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, 6 Şubat depremlerinin bu yıl dönümünde yaşanan en üzücü olaylardan birinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sarf ettiği sözler olduğunu ifade ederek, "Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve içtenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel’in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. Burada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz" dedi. "Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz" Ramazan ayının başlangıcının yaklaştığını ve bu sebepten dolayı bütün vatandaşların Ramazan ayını şimdiden tebrik ettiğini dile getiren Çelik, "Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye’deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi. Davos’ta ilk defa bu sene neoliberal düzenin elitleri tarafından bu düzenin işlemediği ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde bulunduğunu aktaran Çelik, "Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği görülmüş oldu. Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısı Gazze’de ortaya konan çifte standart oldu. Rusya-Ukrayna savaşında batının hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze’deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz durumun en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu" açıklamasında bulundu. "Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz" Gazze’ye insani yardımların girişinin istenilen düzeye hala ulaşmamış durumda olduğunu kaydeden Çelik, "Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık kuzey ile küresel güney ya da batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde bizzat batı ittifakının içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Cumhurbaşkanımızdır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü irade ortaya koyduğunun görüldüğünü söyleyen Çelik, "Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirildi. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri olacak. Bu hafta Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti olacak. Sudan’dan Somali’ye, Afrika Boynuzu’ndan Rusya-Ukrayna Savaşı’na ve Gazze’deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır" dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam edeceğine dikkati çeken Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ortaya koyulan ilkeler etrafında ilerlemesinin söz konusu olduğunu söyleyerek, "Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Bunlara gereken cevaplar gerekli yerde verilir, odağımızı kaybetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanı Suriye’deki istikrara verdiği önemi bir kere daha değerlendirdi" MYK Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’deki istikrara verdiği önemi, ‘tek millet ve tek ordu’ ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğinin altını çizen Çelik, "Suriye’nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye’nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade ettiler" diye konuştu. Dünyada yaşanan son olayların ardından sosyal medya konusunun son zamanlarda tartışılan önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna vurgu yapan Çelik, sosyal medya konusunda çalışma yürüttüklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek hem de artık milli egemenliğin bir parçası haline gelen siber egemenliği korumak açısından pek çok konuşmasına bu konuya dikkat çektiğini hatırlattı. "Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar" İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medya konusuna yönelik açıklamalarına da değinen Çelik, "Teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir. Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenlerdir. Fransa’dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız" dedi. İran ile ABD arasında müzakerelerin başladığını ve bu müzakereler yoluyla konuların çözülmesinin önemli olduğunu belirten Çelik, İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını, İran’da var olan sorunların İran toplumu tarafından kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti. "İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar" Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün’ün kıyafetlerine yönelik sözlere değinen Çelik, "Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu söyleniyordu. İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar. Sayın Genel Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini parti olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Cumhur İttifakı’nın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) 57’nci kuruluş yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında anlamlı mesajlar olduğunu da vurgulayan Çelik, bu konuşmada Türkiye’deki gelişmeleri etnik temelde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara çok büyük uyarılara işaret ettiğini sözlerine ekledi. Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" Bir gazetecinin Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları ve CHP Genel Başkanı Özel’in Özarslan’a sarf ettiği iddia edilen sözleri sorması üzerine Çelik, şu cevabı verdi: "CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler, Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu kadar küfürlü bir şekilde ifade kullanması gerçekten hem üzücü hem de utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor? Bunu CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir. Kürsüye çıktıklarında demokrasi diyorlar, hukuk diyorlar, siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğünü bırakın bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken bir konu. Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız, Özarslan’ın partimize geçmesi ile ilgili bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının partimize dönük talepleri var. O talepler belli bir yetkili kurullarda ve Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Bugün itibarıyla Keçiören belediye başkanı ile bir gündem yok, verilmiş bir karar yok." "Doğu Akdeniz’deki tansiyonun düşürülmesi gerekiyor" Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Libya’nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya’nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız güçlü bir şekilde iradeyi koyuyor. Cumhurbaşkanımızın Mısır ziyareti tarihi bir ziyaretti, pek çok anlaşma imzalandı. Kuşkusuz Doğu Akdeniz’de şöyle bir durum var; o kadar çok savaş gemisi var ki neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var. Bunun bir yandan düşürülmesi gerekiyor. Mısır ve Libya ile birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da iş birliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibi ile daha da güçlendirilecek. Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomi ile ilgili bakanlıklarımız olmak üzere her alanda bu yakınlaşmanın sağlanmasına çalışılıyor. Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti gerçekleşecek. Biz her zaman şunu söyledik; bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Çeşitli zamanlarda silahsız olması gereken adaların silahlanması ile ilgili haberler ya da Yunanistan kabine üyesi bir kişinin Türkiye’yi hedef alan söylemleri olumsuz sonuçlar doğuruyor."
Bahçeli: "Terörsüz Türkiye’ hedefinin pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:17 Bahçeli: "Terörsüz Türkiye’ hedefinin pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devle Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ hedefinin düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir" dedi. MHP’nin 57’nci kuruluş yıl dönümü münasebetiyle, ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde ‘Şanla Şerefle 57. Yıl’ programı düzenlendi. MHP Lideri Bahçeli başta olmak üzere programa çok sayıda partili katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşması ile devam etti. "57 yıllık maziyi geride bıraktık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gönderilen 57’nci yıla ithafen Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeği için teşekkür eden Bahçeli, "Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği ‘57 yılın mükafatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir’ diyoruz. Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insan sever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık. 8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamdolsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi. On yılların tozunu yuttuk ama hain oyunları yutmadık. On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık. Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık. Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik" diye konuştu. "Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır" Milliyetçiliğin binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımak olduğunu söyleyen Devlet Bahçeli, "Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır. Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır. Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır. Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz? Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur. 57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır. Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir" şeklinde konuştu. "Milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır" Biri ikiyle karalamanın, biri ikiye bölmenin ve dağıtmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır. Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir. Yine Merhum Gökalp’e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır. Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır. Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir. Gökalp’e göre vatan milli kültürdür. Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir. Milli dayanışmanın ikinci unsuru medeni ahlaktır. Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir. O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır. Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir. Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır. Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır" açıklamasında bulundu. "Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak" Terörsüz Türkiye hedefinin yakalanmasının milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacağını dile getiren Bahçeli, "Bundan sonra da terörsüz bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır. Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir. Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır. Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır. Anadolu Türklüğü’nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır. Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır. Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır" dedi. "Terörsüz Türkiye’ hedefinin düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir" Devlet Bahçeli, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır. 57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum. Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir. Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır. Haklılığımız milli vicdanda tescillidir. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir. Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir."
Bakanlık, ‘Aile Diplomasisi’ çalışmalarını aralıksız sürdürüyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:57 Bakanlık, ‘Aile Diplomasisi’ çalışmalarını aralıksız sürdürüyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik uluslararası farkındalığın artırılması ve bu alanda iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla yürüttüğü ’Aile Diplomasisi’ çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Türkiye, 2024 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Ailenin Dostları Grubuna üye olurken, BM çatısı altında aile odaklı çok sayıda uluslararası etkinlik hayata geçirildiği belirtildi. Bu kapsamda; 79. BM Genel Kurulu’nda Koruyucu Aile Modeline İlişkin Seferberlik Çağrısı, BM 69. Kadının Statüsü Komisyonu’nda aileden ilham alan kadın girişimciliği vurgusu, 2025 yılında 80. BM Genel Kurulu’nda ise tehditlere karşı aileden başlayan küresel dayanışma çağrısı yapıldı. Ayrıca 2. BM Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde ‘aile destekli sosyal kalkınma’ yaklaşımı gündeme taşınırken, Türkiye’nin girişimleriyle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesine aile ve sosyal politika alanlarında iş birliği başlıkları eklendi. Bu alanda ilk bakanlar toplantısının 2024 yılı Mayıs ayında İstanbul’da, ikincisinin ise 2025 yılı Haziran ayında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildiği ifade edildi. 26 ülkeden katılım sağlandı 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi kapsamında, mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Aile Forumuna 25’i bakan düzeyinde olmak üzere 26 ülkeden katılım sağlandığı açıklandı. 2025 Aile Yılı dolayısıyla düzenlenen Aile ve Nüfus On Yılına Doğru Uluslararası Sempozyumu ise Ankara’da ulusal ve uluslararası akademisyenlerin, uzmanların ve kamu kurumu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildiği açıklanırken, öte yandan Türkiye’nin önerisiyle İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2026-2035 Eylem Programı’na ‘ailenin, nesillerin ve güçlü nüfus yapısının korunması’ başlığı eklendi. Aile Yılı uygulaması birçok ülkeye örnek olurken, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Mısır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de 2026 yılını Aile Yılı ilan etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, görev süresi boyunca gerçekleştirdiği uluslararası temaslar vesilesiyle yabancı muadil kurumlarla aileye yönelik 22 mutabakat zaptı ve 4 faaliyet planını imzaladığı ifade edildi.