Yerel Haberler
Ankara
26 Şubat 2026 Perşembe - 23:15 Bakan Gürlek: "Avukatlık kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, "Bu maksatla Avukatlık kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık" dedi. Bakan Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosunun düzenlediği iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Gürlek, mülkün temelinin adalet, adaletin temelinin ise savunma hakkı olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Bu maksatla Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık. Yargı reformu strateji belgesinde savunmanın güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olarak önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununu güncelleyecek avukatların birlik, beraberlik ve belge temin yetkilerini genişletecek, stajyer avukatlara destek verecek düzenlemeler yapacağız. Amacımız avukatların mesleğini güven içinde saygınlıkla ve etkin şekilde icra edebileceği bir ortamı hazırlamaktır. Savunmanın güçlenmesi, yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise adaletin güçlenmesidir" dedi. Avukatlar yalnızca müvekkillerini temsil etmediğini aynı zamanda hukuk devletinin teminatı olduğunu anlatan Bakan Gürlek, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi uygulamalarda elde edilen başarılarda avukatların rolünün çok büyük olduğunu kaydederek, "Son yıllarda avukatlık mesleğini güçlendirmek için önemli adımlar attık. Hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. Hukuk fakültelerine, kaliteyi arttıracak düzenlemeler yaptık. E-duruşma sistemini hayata geçirerek avukatların yargılamalarda bulundukları yerden katılmasını sağladık. UYAP entegrasyonunu genişlettik. Bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını düşürdük. Mesleğe yeni başlayan avukatlar için baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği imkanı getirdik. Adli yardım gelirlerini arttırdık. Bunlar savunmanın sesine kulak verilerek hayata geçirilmiş düzenlemelerdir" diye konuştu.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:25 CHP Genel Başkanı Özel: "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara İl Örgütünce gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Çankaya Zübeyde Hanım Sosyal Tesisinde konuşan Özel, Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. Özel, "Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi bir yaşta olan, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım; en genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına, en tecrübeli olan dallarına kadar" diye konuştu. "Siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız" Özel, "Bugünlerde yapılan her konuşmada, her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylemde mutlaka içinde adalet oluyor, adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. En başta hiç şüphe yok ki siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. CHP ile hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP’yi itibarsızlaştırmak, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak ve siyasi olan ama yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak ve milletin CHP’ye yönelişine bir set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak" Özel, her zorluğa karşı ayakta kaldıklarını vurgulayarak, "Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış ve ilk fırsatta tekrar açılmış ve genel başkanları hapis yatmış, il başkanları siyasi cinayetlere, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyet’ten önce vardık, Cumhuriyet oldukça da var olacağız. Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet’e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir parti" şeklinde konuştu. "Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır" CHP’nin bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç aldığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partililer, bir yaşam biçiminin tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu’nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye İttifakı’na katılmıştır. Türkiye İttifakı, içinde Türkiye’nin bütün demokratlarını barındırır. Türkiye İttifakı, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların bir arada olduğu, bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bir kez daha yüzyıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu’yu ve Trakya’yı kapsayan, kucaklayan milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, bütün kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır." "Hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız" Özel, omuz omuza yürümeye kararlı olduklarını vurgulayarak, "Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz. Ülkemizle, vatanımızla, milletimizle, bayrağımızla, Atatürk’ümüzle birlikte bundan sonraki süreçte Türkiye’nin yüzde 90, 95’i olarak, bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye’yiz ve Türkiye’yi çok seviyoruz" açıklamasında bulundu. "Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" Türkiye olarak 1970’lerin başından beri Filistin için verilen mücadeleye destek olduklarını aktaran Özel, şu ifadeleri kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970’lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin’in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs’te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz. Buna uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi. Ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump‘ın Amerika’nın başına yeniden gelmesiyle, Gazze’ye dönük bakıp ‘Buraları güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Etraftaki Müslüman ülkelere onları dağıtacağım. Oraya kocaman oteller yapacağım, kumarhaneler açacağım. Plajları çok güzel. Önünde de çok petrol var, hidrokarbon var. Orayı istiyorum’ dediği yer Gazze. Şimdi bir Gazze Barış Planı ortaya attı. Bir heyete uluslararası camiayı davet etti. Aklı başında, gerçek Filistin dostu, Amerika’dan korkmayan, bir takım çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular."
Mamak’taki toprak kayması apartmanların yıkılma riskini artırdı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:19 Mamak’taki toprak kayması apartmanların yıkılma riskini artırdı Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Harman Mahallesi’nde meydana gelen toprak kayması, civardaki apartmanların yıkılma riskini artırdı. Olayla ilgili konuşan mağdurlar, durumun devam etmesi halinde yaşadıkları apartmanın arkasındaki üç binanın zemininde ciddi problemler olacağını iddia etti. Olay, dün akşam saatlerinde Harman Mahallesi Ahmet Akbaş Caddesi’ndeki boş arazide meydana geldi. Alınan bilgilere göre, arazide sürekli meydana gelen toprak kaymalarına bir yenisi daha eklendi. Olayla ilgili konuşan mağdur vatandaşlar ise can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Yetkililerin durumla yeteri ilgilenmediğini iddia eden mağdurlar, önlem alınmaması ve toprak kaymasının devam etmesi halinde binalarının arkalarındaki üç apartmanın zemininde kayma ve yıkılma ihtimalinin artacağını ifade etti. Sorumlulardan yardım talep eden apartman sakinleri durum nedeniyle uzun zamandır tedirginlik hissettiklerini dile getirdi. "Burası yağış aldıkça zemin yumuşuyor ve heyelan riski oluşuyor" Olayla ilgili konuşan mağdurlardan Yüksel Pilo, "Bu tehlike hep vardı. Durumun farkına vardığımızdan beri bütün resmi makamlara başvuruda bulunduk ama tehlike teşkil etmediğini söylediler. Esas sorun toprak kayması değil. Arkadaki binanın bizim apartmanımızın üzerine çökme riski var. Biz öldükten sonra mı çözüm bulunacak. Olay adeta ben geliyorum diyor. Herkes ’bana ne’ diyor. Birkaç gün önce komşumuzun aracı kullanılamaz hale geldi. Üzerine kaya parçası düşmüş. Burası yağış aldıkça zemin yumuşuyor ve heyelan riski oluşuyor. Üzerimizdeki binanın zemininin kayma riski var, şu anda dört apartman tehlikede. Zorluklarla ancak buradan ev alabildik. Daha iyi yerlerde oturmak isterdik. Herkes sorumluluğu birbirinin üzerine atıyor. Buna bir çözüm bulunsun. Can güvenliğimiz yok ve benzer olaylar daha önce de yaşandı" dedi. "Bizim amacımız bir an önce tedbir alınmasını sağlamak" Mağdurlardan Osman Gedik ise, "Burada sürekli toprak parçalanmaları oluyordu. Önlem almak için tahtadan barikat yapmıştım. Kendimce bir perde yapmıştım ama o bile artık fayda etmiyor. Dün çok büyük bir kaya parçası düşmüş. Arka taraftaki binanın temeli yıkılırsa önce onlar ardından da biz tehlikeye gireceğiz. Orada 40 aile yaşıyor. Yağmurlar devam ediyor ve toprağın tamamen yıkılması durumunda bina temelinde çatlama olacak ve herkes mağdur olacak. Bizim amacımız bir an önce tedbir alınmasını sağlamak. Ekipler geldi ve incelemelerde bulundu. Burada önceden gecekondular vardı. Her yerde taştan yığılmalar var. Belki şu an için yıkılma tehlikesi yok ama tedbir almayacağız, zamanını bekleyeceğiz diye de bir şey yok. Dünden beri tedirginiz" diye konuştu.
TBMM’de cinsel taciz davasında tüm sanıklar tahliye edildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:18 TBMM’de cinsel taciz davasında tüm sanıklar tahliye edildi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada tüm sanıklar tahliye edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirerek tutuklu sanık Durmuş Uğurlu’ya söz verdi. "İşlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım" Uğurlu, "Eşim ve çocuğum dışarıda mağdurlar. 2 aydır işlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım. Söyleyecek bir şeyim yok başka" dedi. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu ise cinsel amaçlı mesaj atmadığını iddia ederek, stajyerin mesaj tarihinde TBMM’de olmadığını söyledi. Tutuklu sanık Recep Seven ise savunmasında "38 yıldır Meclis’te görev yaptım. Öğrenci yetiştirerek bugünlere geldim. 2 aydır neden cezaevindeyim anlamıyorum" dedi. Tutuklu sanık Halil İlker Güner ise 15 yıldır Meclis’te çalıştığını ifade ederek, "Bugüne kadar hiç böyle bir suça karışmadım, bir kez bile ikaz almadım. Ailem perişan halde, yuvam dağılmak üzere" ifadelerinde bulundu. Tutuklu sanık Ramazan Çetin de mahkemeden tahliyesini istedi. Beyanların ardından söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların üzerine atılı suçlamalar nedeniyle tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaa verdi Tutuklu sanıklar tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan hakim, 4’ü tutuklu 5 sanığın tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verip, duruşmayı 15 Mayıs’a erteledi.
Araç muayene istasyonunda darp edilerek öldürülen polis olayında 2 müfettiş ve 3 denetçi görevlendirildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:05 Araç muayene istasyonunda darp edilerek öldürülen polis olayında 2 müfettiş ve 3 denetçi görevlendirildi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, polis memuru Melih Okan Keskin’in araç muayene istasyonunda darp edilerek hayatını kaybetmesiyle yaşanan olaya ilişkin 2 başmüfettiş ve 3 denetçi görevlendirildiğini açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, araç muayene istasyonunda yaşanan ve polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaya ilişkin açıklama yayımladı. Yaşanan hadisenin ardından derhal harekete geçildiği ve sürecin tüm yönleriyle incelenmesi ve aydınlığa kavuşturulması amacıyla 2 başmüfettiş ve 3 denetçi, ilgili firma tarafından da iç denetim uzmanlarının görevlendirildiği belirtildi. Yargıya intikal eden olayla ilgili adli sürecin, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından hassasiyet ve titizlikle yürütüldüğü de ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Yargı tarafından tüm yönleriyle yapılacak incelemeler sonunda aydınlatılacak hadise ile ilgili bütün kesimlerin de aynı hassasiyetle hareket etmesini önemle rica ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde hizmet alabilmesi için gerekli tüm önlemleri bundan önce olduğu gibi bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Sürecin, sonuna kadar yakın takipçisi olacağımızı belirtir, vefat eden polis memurumuza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabırlar dileriz."
MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:02 MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz" Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programında, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilerin savunma, güvenlik ve stratejik boyutları ele alınıyor. Programda konuşan MİA Başkanı Talha Köse, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz" dedi. MİA tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programı başladı. Programda, Türkiye-Afrika ilişkilerinin stratejik boyutları savunma ve güvenlik perspektifinden masaya yatırılıyor. Türkiye’den ve Afrika kıtasından uzmanlar, akademisyenler ve üst düzey konukların katıldığı programa; Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey temsilciler iştirak ediyor. İki gün sürecek program kapsamında, bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayii alanındaki iş birlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar ele alınacak. Milli İstihbarat Akademisi bünyesinde güvenlik ve strateji ekseninde şekillenen program ile Afrika’nın artan stratejik önemine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve Türkiye’nin Afrika kıtasıyla ilişkilerinin politika temelli bir bakış açısıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulması hedefleniyor. Afrika ülkelerinin dönemin yükselen aktörleri haline geldiğini kaydeden Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, programın açılışında yaptığı konuşmada, Afrika-Türkiye Stratejik Diyaloğu’nun, Afrika’nın kendi tarihî deneyimleri ve toplumsal dinamikleri üzerinden anlaşılmasını esas alan bir yaklaşımla, küresel sistemde çok katmanlı hale gelen güç dengeleri içerisinde kıtanın artan jeopolitik, ekonomik ve stratejik rolünü ele almayı amaçladığını vurguladı. Batı merkezli yaklaşımlara eleştiri Batı merkezli yaklaşımların Afrika’yı kendi tarihî ve toplumsal öznelliği içinde değerlendirmek yerine oryantalist bir çerçeveye sıkıştırdığını ifade eden Köse, "Modernleşme teorisinin ilerlemeci varsayımları evrensel ölçütler olarak kabul edildi. Bu yaklaşım, Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşullarında özgün yollar çizme ve kendini yenileme kapasitesini büyük ölçüde göz ardı etti" dedi. "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz" Köse, Afrika’nın uzun yıllar başkalarının dili ve değerlendirmeleri üzerinden okunduğunu vurgulayarak, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bugün hayata geçirdiğimiz ’Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ programı da tam olarak bu anlayışın ürünüdür" diye konuştu. Küresel sistemde dönüşüm ve Afrika’nın rolü Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Köse, klasik güç dengeleri ve güvenlik anlayışlarının hızla değiştiğini, yerleşik ittifak yapıların aşındığını söyledi. Küresel sistemin artık tek merkezli bir yapıdan uzaklaştığını belirten Köse, "Çok katmanlı ve kırılgan bir yapıya evrilen bu düzen, yalnızca büyük güç rekabetini değil, yükselen coğrafyaların küresel sistemdeki rolünü de yeniden tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı. Afrika’nın genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, doğal kaynakları ve üretim potansiyeliyle dönemin yükselen aktörleri arasında yer aldığını dile getiren Köse, "Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil, Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmektedir" dedi. Türkiye’nin Afrika politikasının bu gerçeklik üzerine inşa edildiğini vurgulayan Köse, Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda hâlâ sömürgecilik döneminden kalan kalıpların ve geçerliliğini yitirmiş ezberlerin etkisinin görüldüğünü söyledi. Köse, "Afrika çoğu zaman bir kriz yumağı ya da büyük güçlerin rekabet sahası olarak görülüyor. Oysa Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi yeterince dikkate alınmıyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Afrika politikası: Dört temel ilke Türkiye’nin yaklaşımının net olduğunu belirten Köse, "Türkiye, Afrika’yı bir rekabet alanı ya da etki sahası olarak değil, birçok ortak değere sahip eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ’Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Afrika politikasının dört temel eksene dayandığını aktaran Köse, bunları "karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı iş birlikleri ile uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar" olarak sıraladı. "Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" Türkiye’nin sahada somut ve kalıcı sonuçlar üretebilen nadir aktörlerden biri olduğunu dile getiren Köse, "Türkiye yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü, samimi ve insani ilişkiler inşa etmektedir. Bu yaklaşımımız üçüncü ülkelerin aleyhine değildir; Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" dedi. MİA’nın Afrika’ya yönelik çalışmalarına da değinen Köse, Afrika üzerine raporlar yayımladıklarını ve ilgili kamu kurumlarının uzman personeline yönelik eğitim programları düzenlediklerini belirtti. Köse, "Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin istihbarat akademileriyle ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ kapsamında, devlet ve egemenlik kavramlarından enerji ve doğal kaynaklara, savunma sanayiinden stratejik iletişime kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapacağız" diye konuştu. "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda istikrar sağlayıcı bir aktör olarak öne çıktığını dile getiren Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Türkiye’nin özellikle Somali’ye terörle mücadele, deniz güvenliği ve sınır aşan suçlarla mücadele alanlarında önemli katkılar sunduğunu söyledi. Sheikhali, "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Aralık 2024’te kabul edilen Ankara Bildirisi’ne de değinen Sheikhali, söz konusu belgenin bölgedeki gerilimlerin düşürülmesinde önemli rol oynadığını belirterek, "Ankara Bildirisi, diyalog yoluyla gerilimi azaltmış, egemenliğe saygı ve bölgesel istikrar ilkelerini yeniden teyit etmiştir" diye konuştu. Türkiye’nin Somaliland ile diyaloğun kolaylaştırılmasına yönelik çabalarına da destek verdiğini aktardı. Bazı dış aktörlerin Afrika ülkelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiğine işaret eden Sheikhali, Türkiye’nin bu noktada tutarlı bir duruş sergilediğini vurguladı. Sheikhali, "Afrika’nın sonsuz çatışmalara ya da dışarıdan dayatılan çözümlere ihtiyacı yoktur. Afrika’nın barışa, istikrara ve samimi ortaklıklara ihtiyacı vardır. Türkiye, bu anlayışla hareket eden bir ortak olduğunu kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, programda panel bölümüne geçildi. Moderatörlüğünü MİA Başkanı Köse’nin yaptığı "Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği" başlıklı panelde Milli Savunma Bakanı Yardımcısı Bilal Durdalı ve Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur konuşmacı olarak yer aldı.
Savcıların şifresiyle UYAP’a girip dosya kapatan zabıt katibinin yargılanmasına devam edildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:26 Savcıların şifresiyle UYAP’a girip dosya kapatan zabıt katibinin yargılanmasına devam edildi Ankara Adliyesinde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi’ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 16 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’a söz verdi. Tutuklu sanık Yılmaz şu savunmaları dile getirdi: "Soruşturma başlangıcından itibaren samimi beyanlarda bulundum. Kaçma girişiminde bulunmadım. Tarafımca oluşturulan sahte belge bulunmamaktadır. Örgüte yardım ettiğime dair de somut delil yoktur. Delil olmayan bir suçtan tutuklu yargılanmam hukuka uygun değildir. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim" Söz alan tutuksuz sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak, mahkemeden haklarındaki adli kontrol şartlarının kaldırılmasını talep etti. Beyanların ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’ın ve diğer tutuksuz sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ahmet Yılmaz’ın tutukluluk, diğer sanıkların ise mevcut halinin devamına hükmederek, duruşmayı 14 Nisan’a erteledi.
İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:15 İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" dedi. İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ’Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli’nde konuşan Duran, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan vatandaşlara ise sabır ve metanet diledi. "Devletimiz ilk andan itibaren tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indi" Deprem sonrası süreci, Türkiye için devlet-millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikayesi olarak tanımlayan Duran, ilk andan itibaren devletin tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indiğine vurgu yaparak, "Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden, adanmışlık ruhuyla görev üstlendi. Vatandaşlarımız ise yalnızca ellerindekiyle değil; yüreğiyle, dualarıyla ve umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk. Bu nedenle şunu söylemek gerekir; biz bu felaketin üstesinden teknik kapasitemizin yanı sıra, toplumsal vicdanımız ve dayanışma gücümüzle geldik" dedi. "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur" Ortaya koyulan güçlü irade ve birlik ruhunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan kalıcı ve kapsayıcı bir yenden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulduğunu kaydeden İletişim Başkanı Duran, "Türkiye bu süreçte milletin ve devletin el ele verilmesiyle ’yapılamaz’ denileni yapmış ve insan merkezli yaklaşımıyla dünyaya yeni bir standart sunmuştur. Altını özellikle çizmek isterim ki bu süreç, yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası değildir. Bu süreç, Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği ’hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama’ anlayışının ve ’kimsesizlerin kimsesi olma’ sorumluluğunun hayata geçirilmesidir. 455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden biridir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" diye konuştu. "200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" Afet ve sonrasındaki sürecin, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini ve bu dönemde sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettiklerini dile getiren Duran, "Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin, özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik. Bu dönemde, dezenformasyonun kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle, kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede, 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" açıklamasında bulundu. "CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru hassasiyetle takip edildi ve çözüme kavuşturuldu" Devletin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla gayret ettiklerini söyleyen Duran, "Milletimizle kesintisiz iletişimi sürdürmek adına CİMER kriz iletişim stratejisini derhal uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak hizmet veren CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasını kullanıma sunduk. CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaç kurumlarımız ile eşgüdüm içinde takibe uğraştık ve çözüme de kavuşturduk. CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7 gün 24 saat çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık" şeklinde konuştu. Duran, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazetecinin geçen hafta yeniden deprem bölgesine geldiğini ve depremin yıkımına şahit olan basın mensuplarının 3 yılın ardından gerçekleşen büyük değişimi gözlemleme imkanı bulduğunu kaydetti. Duran, 2024’ten bugüne kadar toplam 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye’nin yürüttüğü inşa ve ihya çalışmalarını yerinde görmesini sağladıklarını dile getirerek, "Bu bizim insanımızın diriliş, başarı hikayesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir" dedi. "Asrın Felaketinin 3. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları" adlı kitabında da konunun dikkate sunulduğunu aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Takdim yazısını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketinin ilk anından itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır. Kitabımın içeriğinde, dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi, afete yönelik detaylı veriler infografikler şeklinde paylaşıldı. Bütün bunların yanı sıra, afet sonrası yürütülen çalışmalar; sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Bu yönüyle kitabımız, dayanışma ruhuyla yürüttüğümüz inşa ve ihya tecrübesini kayıt altına alan ve gelecek nesillere de bunu anlatan bir başvuru eseri olmuştur."
Ticaret Bakanlığı: "Kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün hayata geçirildi"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:52 Ticaret Bakanlığı: "Kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün hayata geçirildi" Ticaret Bakanlığı, kanatlı eti piyasasındaki fiyat gelişmelerinin izlendiğini ve piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak kanatlı eti ihracatının durdurulduğunu açıkladı. Tavuk sektöründe Ramazan ayı öncesinde fiyatların yüzde 15 artırılması üzerine Ticaret Bakanlığı, haksız fiyat uygulamalarının önüne geçilmesi adına tavuk ihracatına yönelik önlem almıştı. Bu çerçevede Bakanlık tarafından tavuk ihracatı durulmuştu. "Kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir" Bakanlık tarafından konu üzerine yapılan açıklamada, bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri ile birlikte, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimler, bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerinin hızlanmasına neden olabileceği belirtildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Kanatlı eti piyasasında oluşan fiyat gelişmeleri yakından izlenmiş; fiyat oluşumlarının olağan piyasa şartları çerçevesinde seyredip seyretmediği titizlikle değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak, kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir. Tüketicilerimizi mağdur edebilecek ve fahiş fiyat istismarı yoluyla piyasa işleyişini bozabilecek nitelikteki her türlü uygulama ve spekülatif fiyatlama davranışı, Ticaret Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmekte; gerekli denetim ve yaptırım süreçleri kararlılıkla yürütülmektedir." "Makul fiyatlarla ulaşmasının sağlanması için gereken adımları atmaya devam edeceğiz" Ticaret Bakanlığı tarafından, gıda arz güvenliği kapsamında temel gıda ürünlerinde, bilhassa halkın sofrasına doğrudan dokunan ürünlerdeki gelişmelerin de hassasiyetle izlendiği ifade edilen açıklamada, "Başta perakende ve toptan ticaret kuruluşları denetim birimlerimizce yoğun bir şekilde denetlenmekte, denetim sonuçları kamuoyumuzla şeffaf bir şekilde paylaşılmaktadır. Ticaret Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın gıda ürünlerine makul fiyatlarla ulaşmasının sağlanması için gereken adımları atmaya devam edeceğiz" denildi.
Yılın ilk ayında 7,6 milyar liralık kaçak eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:36 Yılın ilk ayında 7,6 milyar liralık kaçak eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi Ticaret Bakanlığı, ocakta yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadelede geçen yılın aynı ayına göre yüzde 121’lik artış sağlandığını ve değeri 7 milyar 655 milyon lirayı bulan kaçak eşya ile uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin uzmanlaşmış kadrolarının, ileri teknolojiye sahip sistemleri ve geliştirilmiş analiz teknikleriyle yürüttüğü yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini, 2026 yılında da ülke genelinde kararlılıkla sürdürdüğünü dile getirdi. Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat ekiplerinin yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerine ilişkin verilerin de paylaşıldığı açıklamada, "Gümrükler Muhafaza birimlerince 2026 yılı Ocak ayında gerçekleştirilen başarılı operasyonlar neticesinde; geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık yüzde 121 artışla, toplam 7 milyar 655 milyon TL değerinde ticari eşya ve uyuşturucu madde yakalaması gerçekleştirilmiştir. Yakalanan uyuşturucu maddeler imha edilmiştir. Gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda; 4 milyar 805 milyon lira değerinde uyuşturucu madde, 706 milyon 689 bin lira değerinde çeşitli eşya, 418 milyon 286 bin TL değerinde tekstil malzemesi, başta olmak üzere; akaryakıttan canlı hayvana, tütün ve tütün mamullerinden tarihi eserlere kadar uzanan geniş bir yelpazede kaçak eşya ele geçirilmiştir" denildi. Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin, Türkiye ekonomisine zarar veren, haksız rekabet ortamı oluşturan, ticari işleyişi sekteye uğratan ve toplum sağlığını tehdit ederek özellikle gençleri bağımlılığa sürüklemeye çalışan kaçakçılığın hiçbir türüne geçit vermeyeceği de vurgulanan açıklamada, "Gümrükler Muhafaza teşkilatımız, kamu düzeninin korunması, kamu gelirlerinin güvence altına alınması ve toplum sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılıkla mücadelesini 2026 yılında da azim ve kararlılıkla sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.