Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Bolat, ABD Ticaret Odası heyetiyle bir araya geldi
21 Nisan 2026 Salı - 12:48:03
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bugün Ankara’da ABD Ticaret Odası’nın ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy liderliğindeki iş adamları heyetiyle bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ABD Ticaret Odası Heyeti ile Bakanlığı’nın ev sahipliğinde toplantı gerçekleştirdi. Bakan Bolat’ın yanı sıra ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani’nin Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy’nin katılım sağladığı toplantıda, Türkiye ile ABD arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, karşılıklı yatırım fırsatlarının artırılması ve iş birliği alanlarının çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bolat, ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaretler de dahil olmak üzere birçok vesileyle bir araya geldiklerini hatırlattı. Aralık 2025’te, ABD Ticaret Temsilcisi Büyükelçi Jamieson Greer ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile, ayrıca ABD Ticaret Odası himayesinde önde gelen Amerikan şirket temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdiğini de kaydeden Bolat, "New York’taki Türkiye Yatırım Konferansı sırasında ve BM Genel Kurulu marjında Amerikalı iş dünyası liderleriyle kapsamlı temaslarda bulunuyoruz. Tüm bu temaslar, ABD özel sektörüyle güçlü ve kurumsallaşmış bir diyalog yürüttüğümüzü açıkça göstermektedir" açıklamasında bulundu. "Yılın ilk çeyreğinde ise ihracatımız 63 milyar doları aşmıştır" Bakan Bolat, Türkiye ekonomisine ilişkin verileri de toplantıda paylaşarak, "Küresel belirsizliklere ve kuraklık ile zirai don gibi olumsuz etkilere rağmen, Türkiye ekonomisinin 22 çeyrektir kesintisiz büyümeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Bolat, "Türkiye, güçlü yatırım ve ihracat performansıyla son yıllarda OECD’nin en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer almıştır. Dış ticaret tarafında, 2025 yılı için belirlediğimiz 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefini başarıyla gerçekleştirdik. Mal ihracatımız 273,3 milyar dolar, hizmet ihracatımız ise 122,6 milyar dolar olmuştur. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise ihracatımız 63 milyar doları aşmıştır. Bu dönemde Almanya en büyük ihracat pazarımız olurken, onu ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa takip etmiştir. Bu durum, Avrupa ve transatlantik pazarlarla güçlü entegrasyonumuzu açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Türkiye’nin istikrarlı bir ekonomiye sahip olması cazibesini arttırıyor" Toplantının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Bolat, toplantıya katılım sağlayan ABD Ticaret Odası Heyetine ilişkin "Bunlar tabii Türkiye’de yatırım yapan değerli şirketler çok önemli istihdam, vergi Türkiye’ye ihracat kazancı anlamında da ülkemiz ekonomisine değer katıyorlar. Türkiye’nin güvenli bir liman olması, istikrarlı bir siyasi yapıya, istikrarlı bir ekonomiye sahip olması, ekonomisini son 23 yılda dolar bazında altı kat büyüterek 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye milli gelire ulaşmamız, kişi başına milli gelirin 18 bin dolara aşması, mal ve hizmet ihracat ve ithalat toplamının geçen yıl 820 milyar dolar gibi büyük bir rakama ulaşması neredeyse 1 trilyon doların eşiğine yaklaşması gibi gelişmeler Türkiye’yi cazip kılıyor. Özellikle bölgemizde kuzeyde, güneyde, doğuda, batıda olan çatışmalar, savaşlar buna rağmen Türkiye’nin istikrarlı bir ekonomiye ve istikrarlı bir siyasi yönetime sahip olması güçlü bir liderliğe sahip olması, Cumhurbaşkanımızın dünyadaki saygın konumu ve özellikle barış görüşmelerindeki yapıcı katkıları, dış işleri bakanlığımızın dengeli, dış politikası ekonomik fırsatlarla birleştiğinde Türkiye’nin cazibesini arttırıyor" ifadelerine yer verdi. "Körfez Savaşı’nın bitiminden sonra yatırımların hızlanmasını bekliyoruz" Bolat, geçen yıl Türkiye’ye 13 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım geldiğini ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yıl da bunun inşallah Körfez Savaşı’nın bitiminden sonra hızlanmasını bekliyoruz. Aynı zamanda Orta Doğu’da ve Körfez’de yaşananlar karşısında Türkiye’nin bölgedeki güvenli, istikrarlı bir ada, istikrarlı güvenli bir liman hüviyeti daha da pekişmiş oldu. Bu ziyarette bunu göstermekte zaten. İnşallah ülkemiz ekonomisi için ve iki ülke arasındaki ilişkiler için başarılı geçeceğine inanıyorum. Zaten somut sonuçlar uzun süredir ülkemize akan yabancı yatırımlar da ortaya çıkıyor. Türkiye’ye son 23 yılda 290 milyar dolar doğrudan yatırım geldi. Türkiye’deki uluslararası şirketlerin sayısı 89 bine ulaştı. Yani 23 yıl önce sadece 5 bin 600 bin yüz şirket vardı. Bunlar Türkiye’de 1,2 milyon vatandaşımıza istihdam sağlıyorlar, ihracatımıza 70 milyar doların üzerinde katkı sağlıyorlar, vergi ödüyorlar ve üretim yapıyorlar. Türkiye ekonomisinin gelişme ve büyümesinde tıpkı yerli, milli şirketlerimizin fazlasıyla yaptığı gibi uluslararası sermaye ve yatırımlardan da istifade etmeye çalışıyoruz. Bütün bu çabalarımızın amacı bu."
21 Nisan 2026 Salı - 12:36
MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:35
Bakan Güler, Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muadiamvita ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, resmi davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Guy Kabombo Muadiamvita ile bir araya geldi. Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma ve Eski Savaşçılar Bakanı Guy Kabombo Muadiamvita, Milli Savunma Bakanı Güler’in resmi davetlisi olarak Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Güler ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Muadiamvita, Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi. Bakan Güler, Guy Kabombo Muadiamvita’yı Bakanlığa gelişinde resmi törenle karşıladı. İki ülke marşlarının çalınmasının ardından konuk Muadiamvita, Onur Kıtası’nı selamladı. Bakan Güler ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Muadiamvita, Bakanlık önünde fotoğraf çekildi. Törenin ardından ikili, baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.
21 Nisan 2026 Salı - 12:16
Libya’da SAT timinden nefes kesen tatbikat
Flintlock-2026 Tatbikatı kapsamında Libya ile birlikte ‘Helikopterden Halatla İniş Eğitimi’ ve Gemi Zapt ve Müsadere Eğitimi’ gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Libya hükümeti ile ortak tatbikat kabiliyetlerini birleştirdiklerini belirterek, "Dost ve müttefik ülkelerin özel kuvvet unsurlarını bir araya getiren Flintlock-2026 Tatbikatı, Libya’nın egemenliği ve bağımsızlığına verilen güçlü desteğin yanı sıra müşterek harekat kabiliyetini geliştirmeye devam ediyor. Tatbikatın deniz safhasında; 18 Nisan’da TCG Gelibolu fırkateynine konuşlu SH-70 helikopteri ve gemide görevli SAT timinin katılımıyla Sirte Deniz Eğitim Sahası’nda ‘Helikopterden Halatla İniş Eğitimi’, 19 Nisan’da SAT timi ve Libya personelinin katılımıyla ‘Gemi Zapt ve Müsadere Eğitimi’ gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:00
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı.
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 15:19
Silah kaçakçılarına ve ruhsatsız silah bulunduran şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 404 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Silah kaçakçılarına ve ruhsatsız silah bulunduran şahıslara yönelik 25 ilde düzenlenen operasyonlarda 404 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Jandarma Genel Komutanlığı KOM ile Asayiş Daire Başkanlıkları ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca 25 ilde operasyonlar düzenlendi. Düzenlenen operasyonlar neticesinde Silah kaçakçılarına ve ruhsatsız silah bulunduran 404 şüpheli yakalandı. Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bitlis, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kahramanmaraş, Konya, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Yalova ve Yozgat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda 204 adet ruhsatsız av tüfeği, 163 adet ruhsatsız tabanca ve 29 adet uzun namlulu tüfek olmak üzere toplam 396 adet ruhsatsız silah ele geçirildi. Operasyonlar sonucu ayrıca tabanca yapımında kullanılan muhtelif miktarda parça, araç ve gereç ele geçirildi. Operasyonlar kapsamında 404 şüpheli yakalandı. Şüpheliler hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet kapsamında işlem yapıldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 15:12
Bakan Fidan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ı kabul etti
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı Ankara’da kabul etti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:57
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Sumud Filosu Gazze’nin özgürlüğü için büyük önem taşıyor"
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Sumud Filosu, Gazze’nin özgürlüğü, Gazzeli çocuklara eğitim yardımlarının ulaştırılması, bölgedeki sağlık sorunlarının dünya kamuoyuna bir kez daha güçlü şekilde haykırılabilmesi için büyük önem taşıyor" dedi. Eğitim-Bir-Sen tarafından Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek, siyonist ablukayı protesto etmek ve Gazze halkına destek olmak amacıyla, yaklaşık 200 ülkeden sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla organize edilen Özgürlük ve Sumud Filosu’nda yer alacak başkanlar, yolculuğun başlangıç noktası olan Barselona’ya düzenlenen törenle uğurlandı. Tören boyunca İngilizce ve Türkçe atılan ’İnsanlığın onuru siyonizmi yenecek’, ’Nehirden denize özgür Filistin’, ’Yaşasın Filistin, kahrolsun siyonizm’, ’Dön yüzünü Hanzala bak yanında Ankara’, ’Gazze’ye nefes Sumud Filosu’, ’Free Palestine’ sloganları ile tüm dünyaya mesaj verildi. ’Stop Genocide!’ yazılı pankartın önünde konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yakında yola çıkacak Özgürlük ve Sumud Filosu’na katılacak sendikacıları yolcu etmek üzere bir araya geldiklerini, yaklaşık 200 geminin bu büyük insani girişimde yer almasının beklendiğini aktardı. Filoda, Memur-Sen il temsilciliği görevi de bulunan Eğitim-Bir-Sen şube başkanlarının ve Eğitim-Bir-Sen genel başkan yardımcısının da yer alacağını belirten Yalçın, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sumud Filosu, Gazze’nin özgürlüğü, Gazzeli çocuklara eğitim yardımlarının ulaştırılması, bölgedeki sağlık sorunlarının dünya kamuoyuna bir kez daha güçlü şekilde haykırılabilmesi için büyük önem taşıyor. Filoda, Memur-Sen’imizin hassasiyetini, Türkiye’deki insanlarımızın duyarlılığını ve dünya kamuoyunun farkındalığını temsil edecek arkadaşlarımızdan Allah razı olsun." Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak Filistin halkının sesi olmak adına birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdiklerini, bu çabayı Özgürlük ve Sumud Filosu ile uluslararası alana taşıyacaklarını ifade etti. Siyonizmin azgınlığına karşı insan onurunu ve haysiyetini ayakta tutmak için büyük çaba sarf ettiklerini dile getiren Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi Özgürlük ve Sumud Filosu’ndan bir kez daha dünyaya sesleneceğiz. İnanıyorum ve ümit ediyorum ki; Özgürlük Filosu’ndaki her arkadaşımız, oradaki her insan, dili, dini, dünya görüşü farklı olsa da insanlık ortak paydasında bir araya gelecek, insan onurunun ve haysiyetinin yaşatılması için mücadele edecek ve seslerini duyurmaya çalışacak. Tüm aktivistlere buradan teşekkürlerimizi yolluyoruz ve ’var olsunlar’ diyoruz. İnanıyoruz ki bu yolculukla birlikte kapılar açılacak ve insani yardımlara fırsat verilecektir, bu umutla bu amaçla yola çıkıyor arkadaşlarımız." Gazze’de yaşananların gündemde tutulması için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceklerinin altını çizen Yalçın, ’nöbet yeniden başlıyor’ diyerek Sumud Filosu’nun yürüttüğü insani girişime destek çağrısında bulundu. Gazze için çağrıda bulundular Törende, Özgürlük ve Sumud Filosu’na katılacak olan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Deniz, Eğitim-Bir-Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Nevzat Öylek, Eğitim-Bir-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Mahmut Akay, Eğitim-Bir-Sen Afyonkarahisar 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Arslan, Eğitim-Bir-Sen Bingöl 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Yunus Kava, Eğitim-Bir-Sen Mardin 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Abdulselam Demir, Eğitim-Bir-Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Şahin Yaşlık, Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Kahta İşyeri Temsilcisi Nevzat Güzel, Gazze’ye doğru çıkacakları yolculukla ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı. Konuşmaların ardından filo yolcuları, törene katılanlarla vedalaştılar. Filonun en büyük gemisi Gazzeli çocuklar için eğitim araç ve gereçleriyle donatılıyor Ablukayı kırmak ve Gazzeli çocukların eğitim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, Eğitim-Bir-Sen ile İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) arasında 31 Mart’ta bir iş birliği protokolü imzalanmıştı. Protokol kapsamında, Özgürlük ve Kararlılık (Sumud) Filosu’nun en büyük gemisi Gazzeli çocuklar için eğitim araç ve gereçleriyle donatılıyor. Memur-Sen Genel Merkezi önünde düzenlenen törende, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve konfederasyon genel başkan yardımcıları, sendikaların genel merkez ve şube yöneticileri ile Özgürlük ve Sumud Filosu yolcusu başkanları ve aileleri ile Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) sözcüleri yer aldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:32
AK Parti Genel Sekreteri İnan: "İzmir’in malını koruyan AK Parti kadroları olmuştur"
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, eski DGM binasına ilişkin, "İzmir’in malını adeta uçurumun kenarından alan ve bu hukuksuz işleme ’dur’ diyen ise AK Parti kadroları oldu" dedi. AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, eski DGM binasına ilişkin tahliye sürecinin mahkeme kararının uygulanmasından ibaret olduğunu belirterek tepki gösterdi. Sabah saatlerinde yapılan işlemler üzerinden ‘Şafak Baskını" söylemleriyle bir mağduriyet algısı oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden İnan, "Sabahın ilk ışıklarıyla koparılan ‘şafak baskını, malımıza çökülüyor’ yaygarasının ardında bir mağduriyet değil, bir hukuk tanımazlık yatıyor" diye konuştu. Söz konusu yapının, Devlet Güvenlik Mahkemesi döneminden kalan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait tapulu bir mülk olduğunu hatırlatan İnan, buna rağmen içeride bulunanların bağımsız yargının üç ayrı tahliye kararını uygulamayı reddettiğini belirtti. İnan, "İçeridekiler, bağımsız yargının tam üç kez verdiği tahliye kararını ellerinin tersiyle iterek açıkça işgalcilik yaptı" ifadelerini kullandı. Açıklamasında çifte standart vurgusu yapan İnan, İstanbul’da kurumların mahkeme kararı dahi olmadan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından tahliye edildiğini hatırlatarak, "İstanbul’da mahkeme kararı bile olmadan gençlere hizmet eden onca kurumu kapı dışarı edenler, konu İzmir olunca kendi ülkelerinin kurumuna sanki bir ‘Yunan vakfıymış’ gibi düşmanca bakacak kadar çifte standart uyguladılar" şeklinde konuştu. İzmir’de kamuoyuna ‘İzmir’in malı İzmir’de kalmalı’ söylemiyle seslenen çevrelerin geçmişte farklı bir tutum sergilediğini ifade eden İnan, söz konusu binanın yakın geçmişte İstanbul merkezli bir vakfa ihalesiz ve bedelsiz şekilde devredilmek istendiğini hatırlattı. Bu sürece karşı verilen hukuki mücadelenin altını çizen İnan, "Sahnede ‘İzmir’in malı İzmir’de kalmalı’ naraları atanların sicili ise bambaşka bir gerçeği fısıldıyor. Çok değil, yakın bir geçmişte aynı kişiler, bu tarihi mirası ihalesiz ve bedelsiz bir şekilde İstanbullu bir vakfın kullanımına sunmaya kalkmıştı. İzmir’in malını adeta uçurumun kenarından alan ve bu hukuksuz işleme ‘dur’ diyen ise AK Parti kadroları oldu" dedi. İnan, bugün yapılan işlemin yalnızca mahkeme kararının uygulanması olduğunu vurgulayarak, "Geçmişte İzmir’in malını başkalarına altın tepside peşkeş çekmeye kalkıp yargıdan dönenlerin, bugün utanmadan ‘malımıza çökülüyor’ demesi tam bir ikiyüzlülüktür Eğer bugün o mal İzmir’de kalıyorsa, geçmişte sergilenen o kararlı hukuki mücadele sayesindedir" açıklamasında bulundu. Tarihi yapının bundan sonraki kullanımına ilişkin de konuşan İnan, binanın İzmirli gençlere hizmet edecek şekilde yeniden değerlendirileceğini belirterek, "Artık o tarihi kapılar, işgalciler için değil, İzmir’in pırıl pırıl gençleri için açılacak. Burası, üniversite öğrencilerine hizmet eden, şehre yakışır yepyeni bir eser olacak" ifadelerinde bulundu. CHP’ye de çağrıda bulunan İnan, tartışma üretmek yerine şehrin temel sorunlarına odaklanılması gerektiğini ifade etti. Bornova’da işe alınan bankamatik memurlarını hatırlatan İnan, "İzmir’in değerlerini gerçekten düşünüyorsanız, önce kendi belediyelerinizdeki kamu kaynaklarının şahsi menfaatlere ve gayrimeşru ilişkilere kurban edilmesini engelleyin. İzmir’de belediyeler CHP’lilerin sevgililerine değil, İzmirlilere hizmet etmeli" diye konuştu. Açıklamasının sonunda Ziya Paşa’nın ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ sözünü hatırlatan İnan, İzmirli vatandaşların söylemlere değil icraatlara baktığını ve yaşanan çifte standardı unutmayacağını kaydetti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:30
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevine Volkan Yılmaz atanmıştır."
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevine Volkan Yılmaz atanmıştır."
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:17
Ticaret Bakanı Bolat: "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’yı aşmıştır"
Helal Akreditasyon Kurumu-HAK tarafından 1’nci Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Küresel helal ekonomisinin ulaştığı boyuta değindi. Bolat, "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır" dedi. Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumu - HAK tarafından 1’nci Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi düzenlendi. Küresel helal ekonomisinin ulaştığı boyutun ve Türkiye’nin bu alandaki rolünün değerlendirildiği toplantının açılış konuşmasını Ticaret Bakanı Ömer Bolat gerçekleştirdi. Helal akreditasyonunu; ferdi ve toplumsal hayatta, üretimi ve tüketimi etkileyen İslami bir vecibe olması yanında, sağlıklı ürün ve hizmet üretiminin, güvenilir ticaretin, kalite güvencesinin ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin mihenk taşı olarak gördüklerini belirten Bakan Bolat, Türkiye’yi bu alanda yalnızca bir uygulayıcı değil, küresel ölçekte standart belirleyen bir merkez haline getirme hedefiyle çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. "Helal kavramı sadece İslami bir vecibe değil aynı zamanda sağlık, güven, emniyet, ahlak konularında da önemli bir kriter" Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan öncülüğünde 2017 yılında kurulan Helal Akreditasyon Kurumunun üzerine titredikleri ve çalışmalarında Ticaret Bakanlığı ve hükümet olarak bütün güçleriyle destek verdikleri, yaygınlaşması ve gelişmesi için çok çalışma yaptıkları önemli bir kurum olduğunu ifade eden Bolat, "Bu ilk defa 1’nci uluslararası kongre Ankara’da düzenleniyor. Helal alanındaki en kapsamlı faaliyetlerden biri olan bu organizasyon vesilesiyle davetimize icabet ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı candan teşekkürler ediyorum. İnşallah iki gün boyunca helal konusunda uzman arkadaşlarımızın kıymetli hocalarımızın araştırmacıların, üniversite mensuplarının özel sektör mensuplarının ve tabi Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığımızın temsilcilerinin bir arada çok verimli, faydalı çalışmalar yapacaklarına inanıyorum. Bu çalışmalara katkı sunmak üzere dünyanın birçok ülkesinden gelen kıymetli temsilcileri, uzmanları, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomi İşleri Genel Müdürü’nü ve temsilcilerini hepsini selamlıyorum ve kendilerine çok teşekkürler ediyorum. Yüce Allah kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberimizin hadisinde biz kullarına helal ve tayip vurgusunu, takva ve salih amel konularını ilişkilendiriyor. Böylece dünyevi hayatımızda da gerek ferdi olarak gerekse aile ve toplumsal konularda helal kavramının çok çok önemli bir ölçüt bizler için olduğuna işaret edilmiş oluyor. Bu sadece İslami, dini bir vecibe değil aynı zamanda sağlık, güven, emniyet, ahlak ve tüketici dostu anlamında bir önemli kavram ve dikkate alınması gereken çok önemli bir kriterdir. İnsan olarak, aile olarak, toplum olarak hayatımızın önemli bir parçası olan ekonomik faaliyetlerde üretim ve tüketim faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken ölçüt alınması gereken çok önemli bir alandır" ifadelerini kullandı. "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır" Helal Akreditasyon kurumunun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2017 yılında kurulmasının kararlaştırıldığına değinen Bolat, "O günden bugüne gerçekten çok önemli çalışmalar yapılıyor ve bu konudaki farklı sivil ya da kamu çalışmaları açısından bir üst kurum bir çatı kuruluşu bir düzenleyici denetleyici kuruluş vazifesi de görmektedir. Diğer taraftan şunu da ifade etmek istiyorum. Ekonomik faaliyetlerimizde dış ticaret faaliyetlerimizde bizim ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyadaki bütün pazarlar ve bütün ekonomi alanında dış ilişki dış ülkelerle yoğun işbirliklerimiz, anlaşmalarımız ve ikili kurumsal yapılarımız ve münasebetlerimiz bulunmakta. Bu anlamda 56 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı da bizim açımızdan çok büyük önem arz ediyor. Komşularımız, akrabalarımız, din kardeşlerimiz, ticaret ortaklarımız olarak her zaman önemsediğimiz bir gruptur. Yine hükümetimizin Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda birçok dış ticaret stratejilerimiz arasında İslam ülkeleriyle ticareti geliştirme stratejimizde çok önem verdiğimiz bir alan. Örnek vermek gerekirse 2002 yılında İslam dünyasının Türkiye’nin ticaretindeki payı yüzde 11 iken 2025 yılı itibariyle İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır. Ve hedefimiz inşallah 2030’a kadar yüzde 30 barajını geçmektir. İhracatta da, ithalatta da bu konuda çok önem veriyoruz. Ve bu anlamda ihracatımızı ve ithalatımızı İslam ülkeleriyle geliştirmek için canla başla çalışıyoruz" dedi. "2 bin 500’den fazla helal belgeli üretim tesisi akreditasyon güvencesi altındadır" İslam dünyasıyla 2025 yılı itibariyle toplamda 115 milyar dolar dış ticaretlerinin söz konusu olduğunu ifade eden Bolat, "Burada tabii bu çalışmaları yaparken uluslararası helal akreditasyon kongresinde küresel helal kalite altyapısında güvenin mihenk taşı helal akreditasyon konusu teması kongrenin konusu olarak seçilmiştir ve bu konu üzerinde çalışmalar yapılacaktır. Helal ekonomisinin büyüklüğüne de bahsetmek istiyorum. Helal haram kavramı daha çok bizim iç dünyamızda, ferdi yaşantımızda ve tabii ki aile ve toplumsal yaşantımızda birçok önemli hayati bir ölçüt olarak yer almakla beraber ekonomiler büyüdükçe refah ve tüketim düzeyi arttıkça ekonomiler uluslararasılaşıp uluslararası ticaret alışverişleri arttıkça çok çok dikkat edilmesi gereken bir alan konumuna ulaşmıştır. Ve başta sadece yeme içme sektöründe sanki dikkat edilmesi gereken bir alan gibi dikkat edilirken günümüzde üretimin ürünün bazında birçok sektörlerinde ve hizmetler sektörünün de birçok sektörlerine de yansımıştır. Giyim, turizm, medya, ilaç, kozmetik gibi alt sektörlerde de yiyecek içecek sektörü gibi helal dairesinin dikkate alındığı giderek genişleyen bir alan ortaya çıkmıştır. Bugün 2 bin 500’den fazla helal belgeli üretim tesisi akreditasyon güvencesi altındadır. Aynı zamanda 35 farklı ülkeden bin 600 kişinin üzerinde misafir katılımcılara Türkiye’de helal akreditasyon konusunda eğitim çalışmaları yapılmıştır.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:34
GÖKBEY Hava Ambulansı oluyor
GÖKBEY Hava Ambulansı oluyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:29
Bakan Uraloğlu: "6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düzenlenen Karayolları 76. Bölge Müdürleri Toplantısı’nın açılış törenine katılarak, köprü ve viyadük uzunluğunun 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 856 kilometreye çıkarıldığını aktardı. "30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Bakan Uraloğu, bölünmüş yol yatırımlarının trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanını yollarla, köprüyle, viyadükle, tünelle donatarak Türkiye’nin her bölgesini erişilir kıldık. Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Bu tarihi başarıyı Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle kutladık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken, bugün tam 77 ilimizi bu imkanla buluşturduk. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 856 kilometreye çıkardık. Sadece 2025 yılında 57 kilometre tünel inşa ettik. Bugün bölünmüş yollarımızın uzunluğu ülkemizin yol ağının yüzde 44’ünü oluşturmasına rağmen, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet sunuyor. Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da büyük düşüş sağladık" açıklamasında bulundu. "Bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" Gerçekleştirilen yeni yol yatırımları sayesinde araçların çevreye verdiği olumsuz etkilerin en düşük seviyeye çekildiğini ifade eden Uraloğlu, "100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden kişi sayısını yüzde 81 azalttık. 6,55 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Yollarımızda seyreden araçların çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirdik. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8.5 milyon ve bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 101 kilometre iken şehirlerarasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi. Yeni yol yatırımlarımız sayesinde bugün ülkemizdeki araç sayısı 34 milyon yaklaşmasına rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye çıktı. Bu, bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" diye konuştu. "Bölünmüş yol ağımızı 31 bin 250 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" Bölünmüş yollara yaptıkları yatırımın, yalnızca bugünü değil, her yılı kazanca dönüştüren güçlü bir değer olduğunu söyleyen Uraloğlu, "Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf, her yıl toplamda 405 milyar liralık bir ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor. Bu her yıl kullandığımız ödeneğin çok üzerinde bir rakam. İnşallah yeni hedeflerimiz doğrultusunda da bölünmüş yol ağımızı önce 31 bin 250 kilometreye, ardından 38 bin kilometrenin üzerine; otoyol ağımızı ise ilk etapta 4 bin 330 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" ifadelerinde bulundu. "Mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik" Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile Asya - Avrupa arasındaki geçişleri birkaç dakikaya düşürdüklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Menemen-Aliağa-Çandarlı, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli Otoyolları gibi mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk. Osmangazi Köprüsü, Kömürhan, Tohma, Beğendik-Botan köprüleri, Eğiste Hadimi ve Bitlis Çayı Viyadüğü, Nissibi gibi teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik. Geçit vermeyen dağları Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos, Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana gibi tünellerimizle geçilebilir kıldık." Uraloğlu, sadece 2025 yılında Aydın-Denizli Otoyolu ile birlikte; Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu, Elazığ-Harput Yolu, Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu, Batman-Hasankeyf Yolu, Bolu Göynük Çevre Yolu, Bursa Doğancı Tüneli, Pertek - Tunceli, Çemişgezek - Hozat ve Pertek - Hozat Yolu, Kaman-Savcılı-Kırşehir İl Yolu ve Burdur-Tefenni-Çavdır Yolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladıklarını dile getirdi. "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık" Antalya - Alanya ve Ankara - Kırıkkale - Delice Otoyollarının çalışmalarını başlattıklarını da vurgulayan Uraloğlu, "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık çok şükür. Artık insanımız sevdiklerine daha kısa sürede ulaşırken; üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörler daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyet gösteriyor" dedi. "Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulamasını hayata geçirdik" Akıllı ulaşım sistemleriyle yeni bir ulaşım çağı başlattıklarını ifade eden Uraloğlu, "Geçtiğimiz haftalarda Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik koridorda Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamadan sonraki hamleyi de Ankara Çevre Otoyolu’nda daha gelişmiş düzeyde atacağız" diye konuştu. "Ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız" Yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ulaşım olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Üç Deniz Girişimi gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Karayolları ile farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız."
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:28
IPARD III kapsamında 155 Yerel Eylem Grubuna 35 milyon avro destek
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD III Programı kapsamında 155 Yerel Eylem Grubuna toplam 35 milyon avro hibe desteği sağlanacağını açıkladı. Destekle kırsal kalkınmanın yerel aktörlerle güçlendirilmesi hedefleniyor. Bakan Yumaklı, IPARD III LEADER yaklaşımı kapsamında düzenlenen 155 Yerel Eylem Grubuna 35 milyon avro destek paketi tanıtım programında yaptığı konuşmada, kırsal kalkınmanın yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmadığını belirtti. Yumaklı, Anadolu’nun dört bir yanındaki köy ve kasabaların potansiyelini harekete geçirmeyi amaçladıklarını ifade etti. "Kırsal kalkınma artık sadece bir tarımsal üretim meselesi değildir" IPARD III Programı kapsamında sağlanacak 35 milyon avroluk desteğin, yerel dinamiklere duyulan güvenin göstergesi olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Kırsal kalkınma artık sadece bir tarımsal üretim meselesi değildir. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzda kırsal; ekonominin, sosyal dokunun, kadim kültürün, çevrenin ve yetişmiş insan kaynağının harmanlandığı bir yaşam alanıdır. IPARD serüvenimizde de üretimi ve insanı merkeze alan bir anlayışı rehber edindik. 42 ilde başarıyla tamamladığımız IPARD I ve II süreçlerinden aldığımız güçle, bugün IPARD III Programını 81 ilimizin tamamına yaygınlaştırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. IPARD desteklerimizin sağladığı faydayı, sadece ekonomik bir büyüme olarak görmüyoruz. Türkiye’nin her bir köşesindeki girişimcinin, kadının ve gencin Avrupa standartlarında destekle buluşması, fırsat eşitliğinin kırsala taşınması olarak görüyoruz" dedi. Öte yandan tarım sektörüne sağlanan desteklere de değinen Yumaklı, 2025 yılında toplam 706 milyar lira, 2026 yılında ise 938 milyar liralık bütçenin sektöre sunulduğunu aktardı. "101 bin projeye 237 milyar lira destek" Son 23 yılda kırsal kalkınma alanında önemli yatırımlar yapıldığını belirten Yumaklı, "IPARD, Kırsal Kalkınma Yatırımları, Uzman Eller ve Genç Çiftçi projeleriyle 101 bin projeye toplam 237 milyar TL destek sağladık. Bu sayede yaklaşık 287 bin kişiye istihdam oluşturduk. Orman köylerimizin kalkınması için ORKÖY kapsamında 300 bine yakın projeye 47 milyar lira hibe ve kredi verdik. Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir. Türkiye’nin gıda arz güvenliğine sağladığımız destek ve çiftçimizin alın terine duyduğumuz hürmettir. Ayrıca kırsal kalkınma alanında elde ettiğimiz bu tecrübeyle TKDK, ülkemizin en etkili ve en yaygın uygulayıcı kurumlarından biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla yürütülen IPARD destekleri kapsamında ise bugüne kadar 27 binden fazla projeye destek verildiğini aktaran Yumaklı, 129 milyar lira hibe sağlandığını ve 273 milyar liralık yatırımın hayata geçirildiğini söyledi. "Kalkınma merkezden yazılmaz, yerelde inşa edilir" LEADER yaklaşımının kırsal kalkınmada önemli bir model olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu sistemin kamu, özel sektör ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir yapı sunduğunu belirtti. Yumaklı, "Kalkınma merkezden yazılmaz, yerelde inşa edilir. Yerel halkımızın, çiftçimizin, girişimcinin, kadın ve gençlerin bu sürece doğrudan katıldığı bir yapı olmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir. LEADER yaklaşımı, yerel aktörleri bir araya getirerek, kamu, özel sektör ve sivil toplumun ortak akılla hareket ettiği yeni bir kalkınma kültürü oluşturmuştur. Bu yaklaşım sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel kalkınmayı da destekleyen güçlü bir araç konumundadır" diye konuştu. "241 milyon avro destek vereceğiz" Yumaklı ayrıca, IPARD III Programı 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında yatırımcılara yapılacak desteklerini şu şekilde açıkladı: "Yatırımcılarımıza 85 milyon avro, Kırsal altyapı projelerine 156 milyon avro olmak üzere, toplamda 241 milyon avro destek vereceğiz. İnanıyoruz ki, birlikte üreten, birlikte yöneten ve birlikte büyüyen bir kırsal yapı, ülkemizin geleceğinin en sağlam temellerinden biri olacaktır."
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:26
MHP Genel Merkez binası görüntüleri
MHP Genel Merkez binası görüntüleri
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:01
MHP İstanbul İl Teşkilatı ve 39 ilçe teşkilatı birlikte feshedildi
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İstanbul İl Teşkilatı ile birlikte 39 ilçe teşkilatının feshedildiğini duyurdu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Teşkilatı ve 39 İlçe Teşkilatı, parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden, yine tüzüğümüzün 34. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder