Yerel Haberler
Ankara
CHP Genel Başkanı Özel: "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil, bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" 21 Nisan 2026 Salı - 18:03:26 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Zor bir haftayı geride bıraktıklarını dile getiren Özel, "Önce Şanlıurfa’da, bir gün sonra da Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Grup toplantımızın en başında hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelere sabır diliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılarla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum" diye konuştu. "Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar" Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’nda konuşan ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "Ortadoğu’da demokrasi işlemiyor. Yerine monarşi lazım. Güçlü liderler lazım" şeklindeki ifadesini eleştiren Özel, "Trump’ın yeni düzenini, dünya düzeni olarak dayatıyor. Artık Ortadoğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletlere tabii olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun. Benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun’ dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip, kendi tercihlerini ve yönetim biçimini, yani Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar. Bu hadsiz daha önce de çıkıp ‘Trump, akıllı adam. Erdoğan’a onda olmayanı verdi. Her şeyi aldı. Daha da alacak’ diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan, İstanbul’da Junior Trump ile konuşup, ‘Babanız randevu verirse, Boeing alacağım. Pahalı gaz alacağım. Nadir toprak elementlerinin hepsini ona vereceğim. Yeter ki bir randevuyu bana ayarlayın’ deyip, çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik. Önce sustular. Tam inkar edeceklerdi, Trump doğruladı" şeklinde konuştu. "Herkes layığı ile sevdiği ile beraber" İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik toplantısı hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile birlikte dünyanın bütün demokratlarını, başta Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren, Amerika’dan Brezilya’ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı 1,5 yıllık bir uğraşın sonunda Barselona’da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona’dayken, İtalya Milano’da Avrupa’nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağı yapanlar dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp, bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye’den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığı ile beraber. Herkes sevdiği ile beraber. Herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa’nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump’la, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı hattalar. Biz, Filistin Kurtuluş Örgütü’yle, Pedro Sanchez’le, Brezilya’da Lula’yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz" dedi. "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırıları hakkında konuşan Özel, "Saldırılar maalesef münferit olaylar değil. Bu durum yıllardır biriken bir ihmalin, devletin eğitim ve sosyal politika alanlarındaki çöküşünün çok açık bir yansıması. Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylüyoruz. Sorunları tespit ediyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Tüm anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en güçlü yönlerinden birinin milli eğitim politikaları olduğunu seçmenler de takdir ediyorlar. Bu konuda yapılan tüm çalışmaları büyük bir açıklıkla, toplumla, sendikalarla, veli dernekleriyle, okul aile birlikleriyle, siyasi partilerle, hatta iktidarla hem kamuoyu üzerinden hem de raporlarımızı açıkça paylaşarak çözüm önerilerini ifade ediyoruz. Okullardaki eğitimin kalitesi ile ilgili sıkıntılardan, atanmayan öğretmen sorunundan, okul yemeği ihtiyacından, hijyen sorunları, güvenlik açıklarına kadar hiçbir tanesi daha önce tespit edip, uyarıp, çözüm önermediğimiz alanlar değil. Eğitim ve okul meselesini hep siyaset üstü bir yerden aldık, konuştuk. Ancak bunların hiçbirini dert etmeyen bir iktidarla muhatabız" ifadelerini kullandı. "Evlatlarımızı günü gelince tam olarak ücretsiz okutacağız" İktidara geldiklerinde eğitimin ücretsiz olacağını belirten Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde ülkenin bütün okullarında üç kap sıcak yemek ücretsiz verilecek, sular kana kana ücretsiz içilecektir. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığı ile baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak, evladını okula yollayan aklı okulda kalmayacak, okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek ve dertlerle, tasalarla evine dönmeyecek, bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır. Söz veriyoruz" dedi. "Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar" Türkiye’nin ilk defa gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi olduğunu kaydeden Özel, "Bunun içinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler olduğu gibi olmayan ülkeler de dahildir. Bir tarafta mutfak tüpüne özel tüketim vergisi ödeyenler, bir tarafta pırlanta koleksiyonuna tek kuruş özel tüketim vergisi ödemeyenler vardır. Bir tarafta 28 bin lira asgari ücretle bir ay geçinenler, diğer tarafta bu 28 bin lirayı bir öğlen yemeğinde ‘pos’tan çektirenler vardır. Bir tarafta ömür boyunca çalışsa bir ev alamayanlar, diğer tarafta tapuları üst üste konulduğunda boyunu aşanlar vardır. Bir yanda 12 maaşın üçünü gelir vergisi olarak ödeyen beyaz yakalılar, mavi yakalılar; diğer tarafta iktidar yakını olduğu için ödemesi kesinleşmiş vergileri sıfırlananlar ve vergileri silinerek kıyak çekilen yandaşlar vardır. Bir tarafta zengini, yandaşı koruyan bugünkü iktidar; öbür tarafta halkı için iktidara hazırlanan Cumhuriyet Halk Partililer vardır. Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Geçim falan kalmadı, yaşam mücadelesi veriyorlar. 17 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani eskiden 20 bin liraysa en düşük emekli maaşı, ortalama maaş 29 bin liraydı. 30 bin liraydı, 31 bin liraydı. Yüzde 50’nin hemen üstünde ya da altında oluyordu. Şimdi en düşük maaş 20 bin lira, kola kutusu gibi ezilmiş emekliler. Ortalama maaşları 23 bin lira" diye konuştu. "Adıgüzel hakkında hiçbir iddia, tek bir kanıt yok" Gazeteciler, sendikacılar ve siyasetçilerin cezalandırıldığını ifade eden Özel, "Bu rejim, hakkını arayan millete karşı ve çıkış yolu arayan siyasete karşı savaş açmış durumda. En son hedef Ataşehir Belediye Başkanımız olmuştur; Onursal Adıgüzel. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladı. Çocukluktan partide büyümüş, gençlik kollarında çalışmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde görev almış, ön seçimle milletvekili olmuş, üç dönem görev yapmış. Kendi isteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına inanıp, milletvekili adayı olmamış. ‘Kazanırsam yürütmede görev alırım’ demiş. Kazanamamışız, mücadeleye devam etmiş. Belediye başkan adayı olmuş. AK Parti’nin Kadıköy’den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir’de aday gösterilip, yüzde 56 rekor oyla; hem de ittifaksız yüzde 56 ile başkan seçilmiş. Onursal’ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok" ifadelerini kullandı. "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini" Ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğunu belirten Özel, "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78.’inci maddesinde ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır’ şeklinde ifade var. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay’la doldururuz. Afyon’da Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da, Kocaeli’nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul’da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman’da da Kocaeli’nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da. Şimdi diyoruz ki ‘Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar" dedi.
21 Nisan 2026 Salı - 18:01 CHP lideri Özel: "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" dedi. CHP lideri Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Zor bir haftayı geride bıraktıklarını dile getiren Özel, "Önce Şanlıurfa’da, bir gün sonra da Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Grup toplantımızın en başında hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelere sabır diliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılarla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum" diye konuştu. "Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar" Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’nda konuşan ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "Ortadoğu’da demokrasi işlemiyor. Yerine monarşi lazım. Güçlü liderler lazım" şeklindeki ifadesini eleştiren Özel, "Trump’ın yeni düzenini, dünya düzeni olarak dayatıyor. Artık Ortadoğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletlere tabii olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun. Benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun’ dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip, kendi tercihlerini ve yönetim biçimini, yani Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar. Bu hadsiz daha önce de çıkıp ‘Trump, akıllı adam. Erdoğan’a onda olmayanı verdi. Her şeyi aldı. Daha da alacak’ diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan, İstanbul’da Junior Trump ile konuşup, ‘Babanız randevu verirse, Boeing alacağım. Pahalı gaz alacağım. Nadir toprak elementlerinin hepsini ona vereceğim. Yeter ki bir randevuyu bana ayarlayın’ deyip, çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik. Önce sustular. Tam inkar edeceklerdi, Trump doğruladı" şeklinde konuştu. "Herkes layığı ile sevdiği ile beraber" İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik toplantısı hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile birlikte dünyanın bütün demokratlarını, başta Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren, Amerika’dan Brezilya’ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı 1,5 yıllık bir uğraşın sonunda Barselona’da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona’dayken, İtalya Milano’da Avrupa’nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağı yapanlar dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp, bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye’den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığı ile beraber. Herkes sevdiği ile beraber. Herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa’nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump’la, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı hattalar. Biz, Filistin Kurtuluş Örgütü’yle, Pedro Sanchez’le, Brezilya’da Lula’yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz" dedi. "Okul saldırıları maalesef münferit olaylar değil. Bir ihmalin ve çöküşün çok açık bir yansıması" Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırıları hakkında konuşan Özel, "Saldırılar maalesef münferit olaylar değil. Bu durum yıllardır biriken bir ihmalin, devletin eğitim ve sosyal politika alanlarındaki çöküşünün çok açık bir yansıması. Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi olarak söylüyoruz. Sorunları tespit ediyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Tüm anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en güçlü yönlerinden birinin milli eğitim politikaları olduğunu seçmenler de takdir ediyorlar. Bu konuda yapılan tüm çalışmaları büyük bir açıklıkla, toplumla, sendikalarla, veli dernekleriyle, okul aile birlikleriyle, siyasi partilerle, hatta iktidarla hem kamuoyu üzerinden hem de raporlarımızı açıkça paylaşarak çözüm önerilerini ifade ediyoruz. Okullardaki eğitimin kalitesi ile ilgili sıkıntılardan, atanmayan öğretmen sorunundan, okul yemeği ihtiyacından, hijyen sorunları, güvenlik açıklarına kadar hiçbir tanesi daha önce tespit edip, uyarıp, çözüm önermediğimiz alanlar değil. Eğitim ve okul meselesini hep siyaset üstü bir yerden aldık, konuştuk. Ancak bunların hiçbirini dert etmeyen bir iktidarla muhatabız" ifadelerini kullandı. "Evlatlarımızı günü gelince tam olarak ücretsiz okutacağız" İktidara geldiklerinde eğitimin ücretsiz olacağını belirten Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde ülkenin bütün okullarında üç kap sıcak yemek ücretsiz verilecek, sular kana kana ücretsiz içilecektir. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığı ile baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak, evladını okula yollayan aklı okulda kalmayacak, okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek ve dertlerle, tasalarla evine dönmeyecek, bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır. Söz veriyoruz" dedi. "Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar" Türkiye’nin ilk defa gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi olduğunu kaydeden Özel, "Bunun içinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler olduğu gibi olmayan ülkeler de dahildir. Bir tarafta mutfak tüpüne özel tüketim vergisi ödeyenler, bir tarafta pırlanta koleksiyonuna tek kuruş özel tüketim vergisi ödemeyenler vardır. Bir tarafta 28 bin lira asgari ücretle bir ay geçinenler, diğer tarafta bu 28 bin lirayı bir öğlen yemeğinde ‘pos’tan çektirenler vardır. Bir tarafta ömür boyunca çalışsa bir ev alamayanlar, diğer tarafta tapuları üst üste konulduğunda boyunu aşanlar vardır. Bir yanda 12 maaşın üçünü gelir vergisi olarak ödeyen beyaz yakalılar, mavi yakalılar; diğer tarafta iktidar yakını olduğu için ödemesi kesinleşmiş vergileri sıfırlananlar ve vergileri silinerek kıyak çekilen yandaşlar vardır. Bir tarafta zengini, yandaşı koruyan bugünkü iktidar; öbür tarafta halkı için iktidara hazırlanan Cumhuriyet Halk Partililer vardır. Bu ülkede emekliler 20 bin lira emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Geçim falan kalmadı, yaşam mücadelesi veriyorlar. 17 milyon emekli var. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani eskiden 20 bin liraysa en düşük emekli maaşı, ortalama maaş 29 bin liraydı. 30 bin liraydı, 31 bin liraydı. Yüzde 50’nin hemen üstünde ya da altında oluyordu. Şimdi en düşük maaş 20 bin lira, kola kutusu gibi ezilmiş emekliler. Ortalama maaşları 23 bin lira" diye konuştu. "Adıgüzel hakkında hiçbir iddia, tek bir kanıt yok" Gazeteciler, sendikacılar ve siyasetçilerin cezalandırıldığını ifade eden Özel, " Bu rejim, hakkını arayan millete karşı ve çıkış yolu arayan siyasete karşı savaş açmış durumda. En son hedef Ataşehir Belediye Başkanımız olmuştur; Onursal Adıgüzel. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladı. Çocukluktan partide büyümüş, gençlik kollarında çalışmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde görev almış, ön seçimle milletvekili olmuş, üç dönem görev yapmış. Kendi isteğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına inanıp, milletvekili adayı olmamış. ‘Kazanırsam yürütmede görev alırım’ demiş. Kazanamamışız, mücadeleye devam etmiş. Belediye başkan adayı olmuş. AK Parti’nin Kadıköy’den koparıp kendine ayırdığı Ataşehir’de aday gösterilip, yüzde 56 rekor oyla; hem de ittifaksız yüzde 56 ile başkan seçilmiş. Onursal’ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok" ifadelerini kullandı. "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini" Ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğunu belirten Özel, "Sandığı milletin önüne koyalım duyursunlar sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78.’inci maddesinde ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır’ şeklinde ifade var. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay’la doldururuz. Afyon’da Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da, Kocaeli’nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul’da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman’da da Kocaeli’nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da. Şimdi diyoruz ki ‘Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar" dedi.
21 Nisan 2026 Salı - 17:50 Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF iş birliğinde bir otelde "Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" toplantısı düzenlendi. Emine Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların, karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı. Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF’e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine kıymetli iş birlikleri için teşekkür etti. Emine Erdoğan, günümüzde bilgi teknolojileri sayesinde çocukların yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi. "Yılda 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi istismar ve tacize maruz kalıyor" Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir ‘tık’la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir ’tık’la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1’e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu ’gizli salgının’ boyutlarını açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini belirterek şöyle devam etti: "Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz." ‘Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamaya davet etti Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek" dedi. Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği ’Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’ ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı ’Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’, çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur." Küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenlemelerin Avusturalya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor" diye konuştu. "Sağlam sınırlara ihtiyacımız var" Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Emine Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız" dedi. Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira, çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki, ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var." "Aile, hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımız" Her anne babanın bu işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki ’Hayır’ olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir işbirliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır." Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, toplantıda iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi. Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi. Konuşmasının ardından Emine Erdoğan’a, bir çocuk tarafından "dijital dünya kafesinden kurtuluşu" anlatan bir resim tablosu hediye edildi. Program, aile fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi. Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik getirilen sosyal medya düzenlemesine ilişkin kamu spotunun gösterildiği programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Avusturya Avrupa Birliği, Entegrasyon ve Aileden Sorumlu Federal Bakanı Claudia Bauer, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim, Tunus Aile, Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Bakanı Asma Jabri, Sırbistan Kadın-Erkek Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ile Kadınların Ekonomik ve Siyasi Güçlenmesinden Sorumlu Bakanı Tatjana Macura, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Kürşad Zorlu, BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Regina De Dominicis, Türkmenistan Çalışma ve Nüfusu Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Maya Morsy, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Sosyal Korumadan Sorumlu Danışmanı ve Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Direktörü Mansurbek Polvonzoda Olloyorov, Suudi Arabistan Aile İşleri Konseyi Genel Sekreter İcra Asistanı Haya Almaqwashi, bazı milletvekilleri, bakan yardımcıları ile gazete ve televizyonların temsilcileri katıldı.
Bakan Bak’tan Antalya’da yoğun spor diplomasisi
06 Nisan 2026 Pazartesi - 11:54 Bakan Bak’tan Antalya’da yoğun spor diplomasisi Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Antalya’da düzenlenen 8. Dünya Etnospor Forum’unda birçok ülkeden mevkidaşlarıyla görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde, ülkeler arasındaki gençlik ve spor alanlarındaki faaliyetlerin geliştirilmesi için istişare de bulunuldu. Dünya Etnospor Birliği’nin geleneksel sporların geleceğini şekillendirmek ve kültürel mirası yaşatmak amacıyla düzenlediği 8. Etnospor Forumu Antalya’da sona erdi. Dünya Etnospor Birliğine bağlı 29 ülkeden üyelerin katılımıyla Antalya’da bir otelde yapılan 8. Etnospor Forumu’na katılan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, iki gün süren forum boyunca konuk ülkelerin temsilcileriyle temaslarda bulundu. Bakan Bak, Etnospor Forumu sürecinde; İran Spor ve Gençlik Bakanı Ahmad Donyamali, Kazakistan Turizm ve Spor Bakanı Yerbol Myrzabossynov, Belarus Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Victor Lukashenko, Mali Gençlik ve Spor Bakanı Abdoul Kassim Ibrahim Fomba, Rusya Spor Bakanı Mikhail Degtyarev, Yemen Gençlik ve Spor Bakanı Nayif Salih El-Bekri ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı Psikososyal Destek Dairesi Başkanı Elif Güneş, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay’ın da yer aldığı görüşmelerde; ülkeler arasında gençlik ve spor alanında yapılabilecek iş birlikleri ile dostluk ilişkilerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar ele alındı.
Altay Tankı’nda Süleyman Soylu’nun rolü
05 Nisan 2026 Pazar - 17:40 Altay Tankı’nda Süleyman Soylu’nun rolü Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabında, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sahadan yaptığı telefon görüşmesiyle zırhlı araçlara erken ihtiyaç olduğunu ilettiğini ve sürece doğrudan dahil olarak Altay Tankı projesini yakından takip ettiğini aktardı. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş’ın kaleme aldığı ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabı raflardaki yerini aldı. Türkiye’nin yerli savunma sanayi projelerine ışık tutan ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabında dikkat çeken bir Süleyman Soylu detayı yer aldı. Murat Yalçıntaş, yılbaşı gecesi yaşanan kritik bir telefon görüşmesini aktararak Soylu’nun sürece doğrudan etkisini gözler önüne serdi. Yalçıntaş’ın anlatımına göre, 31 Aralık gecesi aile ortamında gelen telefonun ucunda dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu vardı. Soylu, Hakkari Cudi Dağı üs bölgesinden arayarak yeni yıla sahada görev yapan jandarma ile birlikte girdiklerini ifade etti. Aynı hatta Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin’in de bulunduğunu belirten Soylu, sahadaki ihtiyaçlara dikkat çekerek zırhlı araçların teslim sürecine ilişkin doğrudan talimat verdi. Teslim tarihini öne çekti Kitapta yer verilen bilgilere göre Soylu’nun, üretimi süren Vuran araçlarının planlanan takvimden daha erken teslim edilmesini talep ettiği ifade edildi. Araçların normal tarihinden daha erken ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Soylu’nun, sürece doğrudan dahil olarak projeyi yakından takip ettiğini bildirdi. Yalçıntaş’ın aktardığına göre Süleyman Soylu, görüşme sırasında süreci doğrudan takip ettiğini belirterek koordinasyonun hızlandırılmasını istedi. Bu yaklaşımın, savunma sanayi projelerinde sahadan gelen ihtiyaçların hızlı karşılanması açısından kritik rol oynadığı ifade edildi. Saha-üretim hattı doğrudan bağlandı Kitapta yer verilen bu anı, Soylu’nun görev süresi boyunca yalnızca idari değil, operasyonel süreçlerde de aktif rol üstlendiğini ortaya koydu. Sahadaki güvenlik güçleri ile üretim hattı arasında doğrudan iletişim kurulmasını sağlayan bu müdahale, projelerin hızlandırılmasında belirleyici oldu.