Yerel Haberler
Ankara
Köpek sürüsünün saldırısında ağır yaralanan yaşlı kadın: "Kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar" 24 Nisan 2026 Cuma - 15:12:18 Ankara’da aralarında sahipli köpeklerin de yer aldığı iddia edilen sürünün saldırısı sonucu ağır yaralanan 68 yaşındaki Havva Soysal, "Köpekler aç. Bu nedenle beni görünce hemen saldırdılar. Sırtımdan yeleğimi, ayağımdan terliğimi çıkarttılar. Bununla da kalmayıp kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar" dedi. Olay, dün Ayaş ilçesine bağlı Başbereket köyünde meydana geldi. İddialara göre 68 yaşındaki Havva Soysal, evinin yakınlarındaki bir bahçede yaprak topladığı sırada aralarında sahipli köpeklerin de yer aldığı 8 köpeğin saldırısına uğradı. Köpeklerin saldırısından köy muhtarının müdahalesiyle kurtulan Soysal, hastaneye kaldırıldı. Vücudunun farkı bölgelerinden ağır yaralanan yaşlı kadın, tedavisinin ardından taburcu edildi. Bir süre daha tedavi görecek olan Soysal ve ailesi şikayette bulundu. "Köpekler beni görünce hemen saldırdı" Yaşadıklarını anlatan Havva Soysal, "Çocuklar için kapımın önüne ot ve yaprak toplamak için çıktım. 8 tane köpek de kapımın önündeki otluk arazi içinde yatıyorlarmış. Bu köpekleri sahipleri başıboş bırakmış. Köpekler aç. Bu nedenle beni görünce hemen saldırdılar. Yeleğimi tuttular, sırtımdan yeleğimi, ayağımdan terliğimi çıkarttılar. Bununla da kalmayıp kolumu, elimi, başımı ve bacağımı parçaladılar. Sonrasında elimden bir şey gelmeyince bağırdım. Bağrış sesime bahçesinde fidan diken komşum yetişti. Onun elinden de bir şey gelmeyince muhtarı aradı. Muhtar beni kurtardı ve hastaneye götürüldüm. Beni bu duruma sokanlardan şikayetçiyim, şikayetimi de geri almak gibi niyetim yok. Hatalı kimse ortaya çıksın. Orada torunlarım da olabilirdi. Benim başıma gelen bir daha kimsenin başına gelmesin" dedi. "Anneme en iyi şekilde destek çıkılmalıdır" Mağdurun kızı Funda Bayram ise, "Annem, kışın bizim yanımızda, yazın da Ayaş’ta kalıyor. Havalar biraz ısındı diye Ayaş’a gitmişti. Oradan da bize ertesi gün geri gelecekti. Demiş ki, ‘Şuradan çocuklara yaprak ve ot toplayayım.’ Evimizin yakınındaki araziye gitmiş. Ot koparmak için eğildiğinde 8 köpek anneme saldırmış. Köpeklerden biri kolundan tutmuş, diğeri bacağından tutmuş. Biri de kafasını parçalamış. Annem bu saldırıdan dolayı çok uzun süre tedavi görecek. Artık yürüme güçlüğü çekecek. Bacağında zaten rahatsızlık vardı. Şu an rahatsızlık daha da arttı. Çok büyük bir sorun yaşadı benim annem. Bu sorun bir şekilde giderilmeli. Anneme en iyi şekilde destek çıkılmalı. Annem ve biz 4. katta oturuyoruz. İnemeyecek, çıkamayacak. Bu köpekleri başıboş bırakmamalılar. Orada benim çocuğum da olabilirdi, başkasının çocuğu da olabilirdi. Tek başına yaşayan bir sürü insan var. Onlar da aynı şeyi yaşayabilirdi. Herkes köpeğine sahip çıkmalı. Gerçekten bu sorunun bir an evvel çözüme ulaşması gerekiyor. Sonuna kadar da şikayetçiyiz. Kim yaptıysa cezasını çeksin diyoruz. İnşallah başkaları böyle bir şey yaşamaz bizim gibi. Gereken neyse yapılsın" ifadelerini kullandı.
24 Nisan 2026 Cuma - 15:00 Bakan Göktaş: "Gençlerimizin geleceklerini sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bakanlık olarak gençlerimizin aileleriyle bağlarını kuvvetlendiren ve geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" dedi. Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi’ gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz da katıldı. Burada konuşan Bakan Göktaş, Genç Kızılay’ın bu zirveyle gençlerin aileye, topluma ve geleceğe dair sözünü, sorumluluğunu ve çözüm üretme gücünü görünür kılan bir çalışmaya imza attığını aktardı. Göktaş, gençlerin aileye değil, yüzeysel ilişkilere uzak olduğunu söyleyerek, "Sağlam aile, sadece aynı evde yaşamakla kalmaz. Birbirini samimiyetle anlamakla kurulur. Araştırma gösteriyor ki gençlerimiz, aile içinde adil sorumluluk paylaşımını önemsiyor. Bu bize, yeni dönemin aile tarifini de veriyor. Gençler sevginin yanında emek istiyor. Hayal kurarken yükün tek kişiye bırakılmadığı bir hayat istiyor. Yine aynı araştırma, gençlerin önemli bir kısmının çocuk sahibi olma konusuna sorumluluklar ve kariyer planları çerçevesinde dikkatle ve bilinçle yaklaştığını ortaya koyuyor" şeklinde konuştu. "Gençlerimizin geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" Bakanlık olarak gençlerin aileleriyle bağlarını kuvvetlendirecek adımlar attıklarını belirten Göktaş, "Bizlere düşen görev, gençlerimizin hayal ettiği aile hayatını mümkün kılacak; güveni, dayanışmayı ve ortak sorumluluk bilincini güçlendirecek bir iklim oluşturmaktır. Bakanlık olarak gençlerimizin aileleriyle bağlarını kuvvetlendiren ve geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız bizlere gençlerimizin hayat kurma süreçlerini kolaylaştıran ve aile yapısının temellerini güçlendiren kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Aile odaklı politikalarımızı gençlerimizin ihtiyaçlarını gözeterek sürdürüyoruz. ‘Aile ve Gençlik Fonu’, bu anlayışın somut yansımalarından biridir" diye konuştu. "Sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdik" Genç ve dinamik nüfus yapısını korumak için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarına da değinen Bakan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Biz biliyoruz ki, ülkemizin geleceğine yön verecek en büyük güç; inanan, üreten, sorumluluk alan ve hayalini memleketinin geleceğiyle birlikte kuran gençlerimizdir. Nitekim Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında Nüfus Politikaları Kurulu ile genç ve dinamik nüfus yapımızı koruyacak çalışmaları güçlü bir koordinasyonla yürütüyoruz. Aynı şekilde dijital çağın getirdiği yeni riskler karşısında da ailelerimizi ve gençlerimizi koruyan, güvenli, bilinçli ve sağlıklı bir dijital hayatı önceleyen politikaları hayata geçiriyoruz. İki gün önce TBMM’mizde kabul edilen kanun teklimizle, bu kararlılığımız somut bir adıma dönüştü. Yeni düzenlemeyle 15 yaş altı çocuklarımıza daha güvenli dijital alanlar sunmak amacıyla sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdik. Bu düzenleme, uzun soluklu hazırlanan titiz bir çalışmanın ve kurumlarımız arasında sağlanan yakın iş birliğinin bir sonucudur. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ile birlikte aile değerlerimizi yaşatacak politikalarla tarihi bir seferberlik ruhunu hakim kılacağımıza inanıyorum." Türk Kızılay Başkanı Yılmaz ise, amaçlarının dirençli bir toplumun inşası için çalışmak olduğunu ifade etti. Yılmaz, Türk Kızılay olarak yardıma muhtaç herkese yardım götürdüklerini dile getirerek, aşevleri sayısını artırmayı hedeflediklerini anlattı. Yılmaz, "Aile dediğimiz zaman büyükler çokça şeyler söylüyor size. Biz Kızılay olarak istedik ki bunu kendi aranızda konuşun, kendiniz değerlendirin. Kaygılarınızı, sorunlarınızı da kendiniz konuşun. Çözüm önerilerini de kendiniz getirin. Bu sizler için en doğrusu olacaktır. 127 bin kişinin bir araya geldiği, farklı konularda konuştuğu ve akademik çalışmaların yapıldığı, sonrasında da bize bu kadar güzel önerilerle geldiğiniz bu programı biz çok başarılı bulduk" dedi.
24 Nisan 2026 Cuma - 14:23 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programında, "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" dedi. ATO tarafından ATO Congresium’da bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programına yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılım sağladı. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer aldı. Program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bu konudaki bilgilerin paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi. "Rekabet anlayışı, yerini bilgi teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmakta" Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ticaretin kuralları yeniden yazılırken üretimin coğrafyasının yer değiştirdiğini, rekabetin dayandığı temel parametrelerin köklü biçimde değiştiğini ifade etti. Bu değişim neticesinde devletlerin ekonomik alanı doğrudan stratejik güvenlik ve egemenlik çerçevesinde ele aldığını belirten Yılmaz, "Yarı iletkenlerden yapay zeka altyapılarına, kritik hammaddelerden yeşil enerji teknolojilerine kadar uzanan geniş bir alanda rekabet giderek daha sert bir karakter kazanmaktadır. Böyle bir tabloda rekabetin doğası da kaçınılmaz olarak değişmektedir. Geçmişte üretim kapasitesi, maliyet avantajı ve ölçek ekonomisi üzerinden şekillenen rekabet anlayışı, yerini bilgi yoğun üretime, hızlı adaptasyona ve teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmaktadır. Bu dönüşüm, üretimin nasıl yapıldığını, nerede ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğini birlikte yeniden belirlemekte; küresel değer zincirleri parçalanmakta, yeniden kurulmakta ve daha karmaşık bir yapıya doğru evrilmektedir" açıklamasında bulundu. "Marka, akıl ve yapay zeka birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" Yaşanan değişime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Marka, geçmişte daha çok tanıtım, görünürlük ve iletişim gücü üzerinden değerlendirilirken, bugün veriyi işleyebilen, öngörü üretebilen ve stratejik karar alma kapasitesi geliştirebilen bir organizasyon yapısını ifade etmektedir. Bu nedenle küresel ölçekte öne çıkan yaklaşımın ‘Brand, Brain ve Artificial Intelligence’ bileşenlerinin bütünleşmesine dayandığını görüyoruz; marka, akıl ve yapay zekâ birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Yapay zekanın bu bütünün merkezinde yer aldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, üretim süreçlerini, iş gücü piyasalarını, rekabet yapısını ve kamu politikalarını aynı anda dönüştüren genel amaçlı bir teknoloji olarak öne çıktığını belirtti. Yılmaz, hükümet olarak yapay zekayı zararlı yönlerini azaltıcı, faydalı yönlerini artıcı bir perspektifle ele aldıklarını dile getirdi. "Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz" Yılmaz, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin önemine işaret ederek, "Bilimsel ve teknolojik olarak çok ilerlemiş ülkelerin görülmemiş zulümler işleyebildiği, insanlık dışı birtakım eylemler yapabildiği bir çağda olduğumuzu da görüyoruz. Dolayısıyla bilgiyi ve teknolojiyi etik, ahlak, hukuk, adalet ve merhametle birleştirmediğiniz sürece insanlığa fayda üretmediğini, tam aksine yıkıcılığı daha üst seviyelere çıkardığını görüyoruz. Biz Türkiye olarak ’güçlüysem haklıyım’ anlayışını doğru bulmuyoruz. Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz. Bizim perspektifimiz bu" diye konuştu. Yılmaz, bu çerçevede Türkiye’nin bu dönüşümü yöneten ve yönlendiren bir yaklaşım ortaya koyduğunu, marka konusunda ’Turquality Programı’nın uygulandığını ve programın zamanla geliştirildiğini aktardı. Turquality’nin markalaşmayı kapsamlı bir çerçevede ele aldığını ve kurumsal kapasite ile yönetim kalitesini artıran, stratejik planlama ve teknolojik yetkinliklerin birlikte geliştirilmesini esas alan bir marka destek programı olduğunu bildiren Yılmaz, "Program kapsamında firmalarımızın marka bilinirliği güçlendirilirken, veri temelli karar alma süreçleri, dijital pazarlama uygulamaları, e-ihracat kapasitesi ve müşteri deneyimi yönetimi alanlarında yetkinlik kazanmaları desteklenmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, firmalarımızın daha analitik, daha öngörülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi hizmeti sunuyoruz" Yılmaz, dijital ticaret alanında da önemli adımlar attıklarını anlatarak, "E-ihracat, firmalarımız için uluslararası pazarlara erişimi daha doğrudan ve daha yönetilebilir hale getirmektedir. Bu alanı, markalaşmayı destekleyen stratejik bir araç olarak ele alıyoruz. Kolay İhracat Platformu ve E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi, rekabet değerlendirmesi ve karar destek süreçlerinde rehberlik hizmeti sunuyoruz. Bu platformlar aracılığıyla firmalarımız, ürünlerini hangi pazarda nasıl konumlandıracaklarına ilişkin daha sağlıklı ve veri temelli karar alma sürecine kavuşmuş oluyor" değerlendirmesinde bulundu. "Ankara küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline dönüşüyor" Yılmaz, dönüşümün yalnızca firmalar arasında değil, şehirler arasında da olduğuna dikkati çekerek, "Küresel ölçekte teknoloji altyapısı güçlü, girişimcilik ekosistemi gelişmiş ve nitelikli insan kaynağına sahip şehirler ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu. Ankara’nın sahip olduğu üniversiteleri, teknokentleri ve güçlü kamu altyapısı ile bu süreçte önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yapay zeka ve ileri teknolojiler, Ankara’nın bu potansiyelini harekete geçiren ve hızlandıran bir kaldıraç rolü görüyor. Veriyi değere dönüştüren bu yapı, üretim süreçlerimizi hızlandırıp, ekosistemimizi ileriye taşıyor. Ankara yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin gerçekleştirildiği ve küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline her geçen gün dönüşüyor. Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu hedef doğrultusunda önemli bir zemin sunduğunu ve bu platformun iş dünyasını, akademiyi ve gençleri bir araya getirerek, ortak bir vizyonun güçlenmesine katkı sağladığını sözlerine ekledi.
24 Nisan 2026 Cuma - 13:30 ATO Başkanı Baran: "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek. Yapay zekayı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren şehirlerden biri olmak zorundayız" dedi. ATO tarafından ATO Congresium Kongre ve Sergi Salonu’nda bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’na yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılıyor. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer alıyor. Düzenlenen program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bilgilerin paylaşılması hedefleniyor. "Mesele sadece teknolojiye sahip olmak değil, onu doğru konumlandırmak" Programda bir konuşma yapan ATO Başkanı Gürsel Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan bir anlayışla yol aldıklarını dile getirdi. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın vizyonlarının en somut ve en güçlü yansımalarından biri olduğunu söyleyen Baran, "Artık yeni bir çağın içindeyiz. Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, bir kalkınma modeli, bir rekabet gücü ve bir gelecek inşa aracıdır. Veriyi anlamlandıran, süreçlerini optimize eden ve müşterisini daha iyi tanıyan şirketler, hız, verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda yakalıyor. Yapay zekadan veri analitiğine kadar tüm teknolojiler, markalara aslında ‘Müşterini tanı, ihtiyacını önceden gör ve ona özel değer üret’ diyor. Yapay zeka, marka, şehir ya da ülke vizyonunun merkezine yerleştiğinde yollar kısalıyor, adeta otobanlar genişliyor ve hız artıyor. Bu yüzden mesele sadece teknolojiye sahip olmak değil, onu doğru konumlandırmak" açıklamasında bulundu. "Yapay zeka, adil olmalı, şeffaf olmalı, insanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmeli" Baran, her güçlü dönüşüm gibi yapay zekanın da beraberinde hem büyük fırsatlar hem de son zamandaki savaşlarda görüldüğü gibi yeni riskler getirdiğini belirterek, "Siber güvenlikten istihdama, enerji ve su tüketiminden etik meselelere kadar birçok başlığı birlikte düşünmek zorundayız. Bu noktada, insanı merkeze alan bir dönüşüm inşa etmemizin elzem olduğuna inanıyoruz. Yapay zeka, adil olmalı, şeffaf olmalı, insanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmeli; insan onuruna hizmet etmeli, toplumsal fayda üretmeli ve adil rekabeti desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. "Yapay zekayı doğru yönetirsek, ülkemizi çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz" Bugün atacakları adımların geleceği şekillendireceğini sözlerine ekleyen Baran, "Eğer bu süreci doğru yönetemezsek, hız bizi ileriye değil, hataya götürebilir. Ancak doğru yönetirsek, ülkemizi ve şehrimizi çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz. Burada bir gerçeğin altını özellikle çizmek isterim: Türkiye’nin yapay zeka ile tanışması yeni değil. Savunma sanayisindeki başarımız ile yapay zeka arasında çok güçlü bir bağ var" diye konuştu. "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" Baran, günümüzde savunmanın sadece fiziksel güçle değil, veriyle, algoritmalarla ve karar hızlarıyla şekillendiğine dikkati çekerek, "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir. Ankara da bu alanda çok şanslı bir şehir. Savunma sanayi ekosistemi; sağlık, ulaşım, güvenlik gibi alanları besleyerek, onların da gelişimini hızlandırarak, Başkent’i bir marka üretim üssü ve teknoloji çekim merkezi haline getirebilir" ifadelerine yer verdi. Marka ile yapay zeka arasındaki ilişkinin doğrudan bir varlık ve rekabet meselesi olduğuna vurgu yapan Baran, "Teknoloji markayı büyütür, hızlandırır ve güçlendirir. Marka ise teknolojiye ruh verir, anlam katar ve onu insanla buluşturur. İşte bu yüzden ‘yapan zeka ile yapay zekanın buluşması’, sadece teknik bir birleşim değildir. Bu buluşma, adalet, vicdan, etik ve fırsat eşitliği gibi değerlerle şekillenmelidir" dedi. "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek" Baran, Ankara’nın sahip olduğu üniversiteler, teknokentler ve güçlü kamu altyapısıyla bu yarışta çok önemli bir avantaja sahip olduğunu belirterek, "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek. Değişimin içinde yer almamız kaçınılmaz. Yapay zekayı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren şehirlerden biri olmak zorundayız. Geleceği takip eden değil, geleceği tasarlayan olmak durumundayız. İşte bu nedenle Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nı sadece bir etkinlik olarak değil, geleceği birlikte düşünme ve tasarlama zemini olarak görüyoruz. İki gün boyunca alanında uzman konuşmacılarla, panellerle, eğitimlerle ve deneyim alanlarıyla yapay zekâdan markalaşmaya uzanan geniş bir perspektifi birlikte ele alacağız. Gençlerimiz için hazırladığımız özel programlarla yeni beceriler kazandırmayı, iş dünyamız için ise yeni ufuklar açmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program, Baran’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.
DEM Parti Sözcüsü Doğan: "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz"
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:59 DEM Parti Sözcüsü Doğan: "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Biz Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, yaşayabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. DEM Parti Sözcüsü Doğan, Genel Merkez binasında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Doğan, bölücü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın özgür şartlarda çalışabileceği, yaşayabileceği ve doğrudan temas kurulabilecek iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. "Duymamak, ertelemek, ötelemek sorunlara çare olmuyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in MYK sonrası yaptığı açıklamalara değinen Doğan, "Görüyoruz ki hala yeni bir dil oluşturulamıyor. Neler olmadığını biliyoruz zaten, kamuoyu da biliyor ama olması gerekenlere ilişkin, hepimizin yapması gereken, tüm siyasi partilerin yapması gereken, daha açık, daha şeffaf bir şekilde kamuoyu ile sürece ilişkin bilgileri paylaşmak. Bundan sonrasında ilişkin yol haritasını paylaşmak, yapılması gerekenleri, talepleri, beklentileri duymak. Bunları duymamak, ertelemek, ötelemek sorunlara çare olmuyor. Aksine bunları gündeme almak ve bir an önce çözüme kavuşturmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek’in idare yerleşkeden söz ettiğini, gerek duyulduğunda bazı binaların yapılabileceği ve bölücü terör örgütü elebaşı Öcalan için mi yapılacağına dair sorulan soruyu cevaplayan Doğan, "Doğrudan Adalet Bakanının yanıt vermesi gerekiyor. Biz Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, yaşayabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu en başından beri söylüyoruz. Bunu böyle bir konut, yapı tartışmasına sıkıştırmanın da eksik, hatta yanlış bir değerlendirme olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar İmralı Ada Hapishanesi’ne yaklaşım, Kürt meselesine yaklaşımın bir göstergesi haline döndü, bir aynası haline döndü. Bu hakikati layıkıyla, bu hakikate yakışır bir şekilde barış ve demokratik toplum sürecinin ruhuna, ritmine, temposuna uygun bir şekilde değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Bunun olsa olsa sürece pozitif katkıları olur. Bu mesele şöyle değil, dar bir alandan geniş bir alana geçsin. Mesele esasen geniş bir alanda tartışılabilirse, bu dar alandan çıkartılabilirse, yani dar bir bakış açısından, dar bir siyasi yaklaşımdan çıkartılabilirse, tüm bunlar çok küçük detaylar olarak kalır, halledilebilir meseleler olarak kalır. Dolayısıyla yapının nasıl bir yapı olduğunu, yapılıp yapılmadığını, idari yerleşke içerisinde ne öngörüldüğünü, bunların detaylarını Adalet Bakanı yanıtlamalı. Adalet Bakanı da bu taleplere ilişkin siyasi ve idari engellerin kaldırılması gibi konularda çalışmalar yürütmeli. Öcalan’ın doğrudan teması nasıl sağlanabilir kamuoyuyla, bunlar önemli konular" diye konuştu. "Silahlarını yakarak imha eden ve demokratik siyaset yapmak istediklerini söyleyenler, bunları nasıl konuşacağız?" Aynı zamanda Doğan, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Yeni bir dil oluşturmak için çabalamak yerine tekrarlardan eski dili güçlendiren, ayrıştırıcı etkiler oluşturan bir dil tercih ediliyor. Bu son derece kritik kavşakta, bu son derece hayati kavşakta, yapılması gereken bu değil. Bundan vazgeçilmelidir. O yüzden demokratik siyaset tartışmasında tabii ki 30 yıllıkları da tartışacağız. Sürgünden dönecek olanları da tartışacağız. Neticede tartıştığımız konu dağda silahlarını yakarak imha eden ve Türkiye’ye dönmek istediklerini, demokratik siyaset yapmak istediklerini söyleyenler, bunları nasıl konuşacağız? Bunları elbette konuşacağız. Bunlar da dünyada oldu. Biz bu dönemi bir şekilde başaracağımıza, ortak alanlarımızı genişleterek, demokratik mücadele alanını genişleterek başaracağımıza inanıyoruz. Ancak lütfen bu sürecin hızına negatif anlamda etki oluşturacak ya da bu sürecin önünde engeller teşkil edecek veya zaten sarsılmış olan toplumsal güveni daha da sarsıcı etki oluşturacak açıklamalardan, yorumlardan, değerlendirmelerden kaçınalım. Doğru değil çünkü."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda su yatırımlarımızı zirveye çıkardık"
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:52 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda su yatırımlarımızı zirveye çıkardık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde "DSİ Tarafından Tamamlanan 563 Adet Tesisin Toplu Açılış Töreni"ne katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya üzerinde petrol için gerçekleşen savaşların gelecekte su kaynakları için yaşanacağını söyleyerek su kullanımı ve suyun korunması konusunda uyarılarda bulundu. "Su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir" Suyun hem Türk hem de İslam kültüründe oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu verdiği örneklerle dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarinizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir" ifadelerini kullandı. "Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır" Dünya geleceğinde su nedenli savaşların yaşanacağına dikkati çeken Erdoğan, "Güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılın en stratejik ve en değerli kaynağı üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar su kaynakları üzerindeki baskıyı arttırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca yüzde iki buçuğu tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Daha vahimi Dünya Su Kalkınma Raporu’na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tam bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor" diye konuştu. "Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik" Türkiye’nin Akdeniz kuşağında yer aldığı için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden birisi olduğunun altını çizen ve orman yangınlarına karşı alınan önlemlerden bahseden Erdoğan, "Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız 14 insansız hava aracımız 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arasözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz" dedi. "Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz" Su kaynaklarının öneminden bahseden ve su kullanımı konusunda uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metre küp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır; Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye’de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor; Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen ‘Sıfır Atık’ hareketimiz dokuz seneyi geride bıraktı. Sıfır atık hareketiyle 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise inşallah yüzde 70 seviyesine yükselteceğiz" açıklamasında bulundu. "2002’den bu güne 805 barajı 522 gölet ve bent 1890 sulama tesisi 364 toplulaştırma projesi 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk" İktidara geldikleri günden itibaren bilhassa su yatırımlarını zirveye çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002’den bu güne 805 barajı 522 gölet ve bent 1890 sulama tesisi 364 toplulaştırma projesi 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6 bin 234 taşkın kontrol tesisini 637 hidroelektrik santrali 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Güncel rakamlarla toplam 4 trilyon 7 milyar lira değerinde olan 1984 tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle 2,5 milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık 416 milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 2 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilowatt saat enerji üretim kapasitesine ulaştık" diye konuştu. "Biz bahane bulanlardan değil bir yolunu bulup iş yapanlardan taş üstüne taş koyanlardan olduk" 2026 yılana yağışlar ile girildiğini söyleyen ve bunun için Allah’a şükreden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da önemli ifade etmek isterim; ister tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkum eden beceriksiz zihniyetle biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz bahane bulanlardan değil bir yolunu bulup iş yapanlardan taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazlarından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adıyaman, Hatay ve Muğla’ya canlı bağlantı gerçekleştirerek oralarda yapımı tamamlanan yatırımların açılışına eşlik etti.
Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar KKTC Büyükelçisi Korukoğlu’nu kabul etti
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar KKTC Büyükelçisi Korukoğlu’nu kabul etti TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar KKTC Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu kabul etti. Akar, KKTC Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile makamında görüştü. Akar, Kıbrıs milli meseleleri olduğunu söyleyerek, "Türkiye kardeşlerimizi çalışmalarını siyasi, savunma, güvenlik, sanayi, üniversiteler konularında destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz. Ortadoğu’daki gelişmeleri takip ediyoruz. Güney Kıbrıs’ın aldığı kararların hiç de doğru olmadığını görüyoruz. Bazı ülkelerin üs kurmalarını, yerleşmeleri sadece kendilerinin değil adanın güvenliğini riske etmektedir. Biz adanın barış adası olmasını istiyoruz. Kıbrıs hiçbir şekilde Yunan adası değildir. Barış ve huzurun devam etmesini istiyoruz. İster Doğu Akdeniz’de ister Kıbrıs’ta Kuzey Kıbrıs’ın haklarını çiğnetmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Korukoğlu ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin zihniyetinin değişmediğini belirterek, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin liderinin EOKA açıklamaları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin zihniyetinin değişmediğini göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma, güvenlik alanlarında verdiği destek çok önemlidir. Güney Kıbrıs’ın farklı ülkelerde yaptığı anlaşmalarla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi askeri üs haline getirmiş, Güney Kıbrıs adayı hedef haline getirmiştir" şeklinde konuştu.
Sağlık, Çalışma, Aile ve Sosyal İşler Komisyonu toplandı
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:44 Sağlık, Çalışma, Aile ve Sosyal İşler Komisyonu toplandı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkan Vedat Bilgin başkanlığında toplandı. Bilgin, sosyal reform niteliğindeki düzenlemelerin eleştirilecek tarafları olabileceğini belirterek, "Onları birlikte müzakere ederiz ve eleştiririz ama yapacağı gerçekleştikten sonra, toplantı bitip Meclis kararı verdikten sonra, Komisyondan Meclise intikal ettikten sonra daha doğrusu çok önemli bir aşamayı gerçekleştirmiş olacağız" dedi. Bilgin, komisyonda yaptığı konuşmada, "Yüce Meclisin de iradesiyle bu sosyal reformlar tamamlanacak ve birçok sorunun çözülmesine katkı yapacaktır. Tabii, sosyal reformlar, ekonomik politikaların sağlıklı işleyebilmesi için çok önemli adımlardır çünkü biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’mıza göre de sosyal devlet niteliğini, geleneksel olarak da sosyal devlet niteliğini taşıyan bir devlettir, böyle bir siyasal mirasın sahibiyiz. Bu önemlidir çünkü ekonomik politikalar, ekonomik konjonktürlere göre ortaya çıkan sorunlar ağırlaşabilir ama sosyal politikalarla bu ağırlaşan ekonomik sorunların, toplumsal huzursuzluğa, toplumsal sorunların derinleşmesine yönelik etkileri hafifletilebilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu bakımdan, her sosyal düzenlemenin böyle bir mahiyeti vardır. Biz de bu sosyal politikalara önem veriyoruz. Komisyonumuz da hem çalışma hayatıyla ilgili hem aile hayatıyla hem de sağlıkla ilgili düzenlemelerle bu konuda önemli çalışmalara imza atmıştır ve bugün de böyle bir çalışma önümüzde bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.