Yerel Haberler
Ankara
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından maaşlarını alamayan maden işçileriyle ilgili açıklama 24 Nisan 2026 Cuma - 20:03:53 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından, maaşlarını alamadıkları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçileriyle ilgili yapılan açıklamada, "Şirket yetkilileri tarafından, söz konusu alacakların 36 milyon liralık kısmının bugün işçilerin hesaplarına yatırıldığı, kalan kısmın ise işveren tarafından önümüzdeki hafta içerisinde tamamen ödeneceğinin taahhüt edildiği Bakanlığımıza bildirilmiştir" denildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından, bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında, Doruk Madencilik ve Elektrik Üretim San. Tic. A.Ş. işyerine ilişkin yer alan haberler üzerine yapılan açıklamada, "Sürecin en başından itibaren konu ilgili birimlerce değerlendirilmiş hem işveren hem de işçi tarafı ile gerekli görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bugün de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik başkanlığında; işçi temsilcilerinin katılımıyla bir görüşme gerçekleştirilmiş, çözüm odaklı değerlendirmelerde bulunulmuştur" denildi. Açıklamada, "Yapılan değerlendirmelerde söz konusu işyeri hakkında Bakanlığımıza intikal eden başvurular doğrultusunda Rehberlik ve Teftiş Başkanlığımız tarafından yürütülen denetim ve inceleme faaliyetleri kapsamında; 2023 yılında; Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklı bireysel alacaklara ilişkin ödemelerin yapılmaması üzerine ise söz konusu işveren hakkında toplamda 3 milyon 284 bin 946 lira idari para cezası kesildiği, 2025 yılına yönelik denetimlerde toplu iş sözleşmesinden doğan alacakların ödenmediği ve ücretlerin düzenli ödenmediği belirlenmiş olup bu kapsamda işveren hakkında toplam 20 milyon 292 bin 142 lira idari para cezası kesildiği, 2026 yılı içerisinde yapılan incelemelerde, işçilere ait ücret alacaklarının bir kısmının ödenmediğinin tespit edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca şirket yetkilileri tarafından, söz konusu alacakların 36 milyon liralık kısmının bugün işçilerin hesaplarına yatırıldığı, kalan kısmın ise işveren tarafından önümüzdeki hafta içerisinde tamamen ödeneceğinin taahhüt edildiği Bakanlığımıza bildirilmiştir. İşçi alacaklarının eksiksiz ve zamanında ödenmesi ile çalışma hayatına ilişkin mevzuatın uygulanması konusunda gerekli tüm idari işlemler kararlılıkla yürütülmektedir. İşveren tarafının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde gerekli idari yaptırımlar kararlıkla uygulanmaya devam edecektir. Süreç Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir" ifadelerine yer verildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 19:27 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İstanbul Finans Merkezi odaklı yeni hamlelerimizle güçlü bir yatırım zemini oluşturuyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri, ‘tek durak büro’ ile hızlanan süreçler ve İstanbul Finans Merkezi odaklı yeni hamlelerimizle güçlü bir yatırım zemini oluşturuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar için Güçlü Merkez’ programı ile İstanbul’un küresel ölçekte bir yatırım ve finans üssü olma iddiasını daha ileri bir aşamaya taşıyoruz. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizin istikrar adası olma konumunu somut adımlarla güçlendiriyoruz. Yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri, ‘tek durak büro’ ile hızlanan süreçler ve İstanbul Finans Merkezi odaklı yeni hamlelerimizle güçlü bir yatırım zemini oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul’un sermaye ve ticaretteki konumunu güçlendireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Hayata geçireceğimiz kapsamlı reformlarla birlikte İstanbul’un, sermayenin, ticaretin ve karar alma süreçlerinin merkezlerinden biri olma konumunu güçlendireceğiz. Atacağımız adımların üretim, ihracat, teknoloji ve girişimcilik ekseninde sürdürülebilir büyümeye de ciddi anlamda katkı sunmasını bekliyoruz. Emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyor atılan adımların iş dünyamız finans çevreleri ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
DEM Parti Sözcüsü Doğan: "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz"
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:59 DEM Parti Sözcüsü Doğan: "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Biz Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, yaşayabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. DEM Parti Sözcüsü Doğan, Genel Merkez binasında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Doğan, bölücü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın özgür şartlarda çalışabileceği, yaşayabileceği ve doğrudan temas kurulabilecek iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. "Duymamak, ertelemek, ötelemek sorunlara çare olmuyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in MYK sonrası yaptığı açıklamalara değinen Doğan, "Görüyoruz ki hala yeni bir dil oluşturulamıyor. Neler olmadığını biliyoruz zaten, kamuoyu da biliyor ama olması gerekenlere ilişkin, hepimizin yapması gereken, tüm siyasi partilerin yapması gereken, daha açık, daha şeffaf bir şekilde kamuoyu ile sürece ilişkin bilgileri paylaşmak. Bundan sonrasında ilişkin yol haritasını paylaşmak, yapılması gerekenleri, talepleri, beklentileri duymak. Bunları duymamak, ertelemek, ötelemek sorunlara çare olmuyor. Aksine bunları gündeme almak ve bir an önce çözüme kavuşturmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek’in idare yerleşkeden söz ettiğini, gerek duyulduğunda bazı binaların yapılabileceği ve bölücü terör örgütü elebaşı Öcalan için mi yapılacağına dair sorulan soruyu cevaplayan Doğan, "Doğrudan Adalet Bakanının yanıt vermesi gerekiyor. Biz Öcalan’ın özgür bir şekilde çalışabileceği, yaşayabileceği, doğrudan temas kurabileceği iletişim şartlarının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu en başından beri söylüyoruz. Bunu böyle bir konut, yapı tartışmasına sıkıştırmanın da eksik, hatta yanlış bir değerlendirme olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar İmralı Ada Hapishanesi’ne yaklaşım, Kürt meselesine yaklaşımın bir göstergesi haline döndü, bir aynası haline döndü. Bu hakikati layıkıyla, bu hakikate yakışır bir şekilde barış ve demokratik toplum sürecinin ruhuna, ritmine, temposuna uygun bir şekilde değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Bunun olsa olsa sürece pozitif katkıları olur. Bu mesele şöyle değil, dar bir alandan geniş bir alana geçsin. Mesele esasen geniş bir alanda tartışılabilirse, bu dar alandan çıkartılabilirse, yani dar bir bakış açısından, dar bir siyasi yaklaşımdan çıkartılabilirse, tüm bunlar çok küçük detaylar olarak kalır, halledilebilir meseleler olarak kalır. Dolayısıyla yapının nasıl bir yapı olduğunu, yapılıp yapılmadığını, idari yerleşke içerisinde ne öngörüldüğünü, bunların detaylarını Adalet Bakanı yanıtlamalı. Adalet Bakanı da bu taleplere ilişkin siyasi ve idari engellerin kaldırılması gibi konularda çalışmalar yürütmeli. Öcalan’ın doğrudan teması nasıl sağlanabilir kamuoyuyla, bunlar önemli konular" diye konuştu. "Silahlarını yakarak imha eden ve demokratik siyaset yapmak istediklerini söyleyenler, bunları nasıl konuşacağız?" Aynı zamanda Doğan, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Yeni bir dil oluşturmak için çabalamak yerine tekrarlardan eski dili güçlendiren, ayrıştırıcı etkiler oluşturan bir dil tercih ediliyor. Bu son derece kritik kavşakta, bu son derece hayati kavşakta, yapılması gereken bu değil. Bundan vazgeçilmelidir. O yüzden demokratik siyaset tartışmasında tabii ki 30 yıllıkları da tartışacağız. Sürgünden dönecek olanları da tartışacağız. Neticede tartıştığımız konu dağda silahlarını yakarak imha eden ve Türkiye’ye dönmek istediklerini, demokratik siyaset yapmak istediklerini söyleyenler, bunları nasıl konuşacağız? Bunları elbette konuşacağız. Bunlar da dünyada oldu. Biz bu dönemi bir şekilde başaracağımıza, ortak alanlarımızı genişleterek, demokratik mücadele alanını genişleterek başaracağımıza inanıyoruz. Ancak lütfen bu sürecin hızına negatif anlamda etki oluşturacak ya da bu sürecin önünde engeller teşkil edecek veya zaten sarsılmış olan toplumsal güveni daha da sarsıcı etki oluşturacak açıklamalardan, yorumlardan, değerlendirmelerden kaçınalım. Doğru değil çünkü."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda su yatırımlarımızı zirveye çıkardık"
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:52 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda su yatırımlarımızı zirveye çıkardık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde "DSİ Tarafından Tamamlanan 563 Adet Tesisin Toplu Açılış Töreni"ne katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya üzerinde petrol için gerçekleşen savaşların gelecekte su kaynakları için yaşanacağını söyleyerek su kullanımı ve suyun korunması konusunda uyarılarda bulundu. "Su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir" Suyun hem Türk hem de İslam kültüründe oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu verdiği örneklerle dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarinizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir" ifadelerini kullandı. "Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır" Dünya geleceğinde su nedenli savaşların yaşanacağına dikkati çeken Erdoğan, "Güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılın en stratejik ve en değerli kaynağı üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar su kaynakları üzerindeki baskıyı arttırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca yüzde iki buçuğu tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Daha vahimi Dünya Su Kalkınma Raporu’na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tam bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor" diye konuştu. "Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik" Türkiye’nin Akdeniz kuşağında yer aldığı için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden birisi olduğunun altını çizen ve orman yangınlarına karşı alınan önlemlerden bahseden Erdoğan, "Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız 14 insansız hava aracımız 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arasözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz" dedi. "Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz" Su kaynaklarının öneminden bahseden ve su kullanımı konusunda uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metre küp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır; Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye’de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor; Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen ‘Sıfır Atık’ hareketimiz dokuz seneyi geride bıraktı. Sıfır atık hareketiyle 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise inşallah yüzde 70 seviyesine yükselteceğiz" açıklamasında bulundu. "2002’den bu güne 805 barajı 522 gölet ve bent 1890 sulama tesisi 364 toplulaştırma projesi 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk" İktidara geldikleri günden itibaren bilhassa su yatırımlarını zirveye çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002’den bu güne 805 barajı 522 gölet ve bent 1890 sulama tesisi 364 toplulaştırma projesi 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6 bin 234 taşkın kontrol tesisini 637 hidroelektrik santrali 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Güncel rakamlarla toplam 4 trilyon 7 milyar lira değerinde olan 1984 tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle 2,5 milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık 416 milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 2 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilowatt saat enerji üretim kapasitesine ulaştık" diye konuştu. "Biz bahane bulanlardan değil bir yolunu bulup iş yapanlardan taş üstüne taş koyanlardan olduk" 2026 yılana yağışlar ile girildiğini söyleyen ve bunun için Allah’a şükreden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da önemli ifade etmek isterim; ister tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkum eden beceriksiz zihniyetle biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz bahane bulanlardan değil bir yolunu bulup iş yapanlardan taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazlarından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adıyaman, Hatay ve Muğla’ya canlı bağlantı gerçekleştirerek oralarda yapımı tamamlanan yatırımların açılışına eşlik etti.
Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar KKTC Büyükelçisi Korukoğlu’nu kabul etti
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar KKTC Büyükelçisi Korukoğlu’nu kabul etti TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar KKTC Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu kabul etti. Akar, KKTC Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile makamında görüştü. Akar, Kıbrıs milli meseleleri olduğunu söyleyerek, "Türkiye kardeşlerimizi çalışmalarını siyasi, savunma, güvenlik, sanayi, üniversiteler konularında destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz. Ortadoğu’daki gelişmeleri takip ediyoruz. Güney Kıbrıs’ın aldığı kararların hiç de doğru olmadığını görüyoruz. Bazı ülkelerin üs kurmalarını, yerleşmeleri sadece kendilerinin değil adanın güvenliğini riske etmektedir. Biz adanın barış adası olmasını istiyoruz. Kıbrıs hiçbir şekilde Yunan adası değildir. Barış ve huzurun devam etmesini istiyoruz. İster Doğu Akdeniz’de ister Kıbrıs’ta Kuzey Kıbrıs’ın haklarını çiğnetmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Korukoğlu ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin zihniyetinin değişmediğini belirterek, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin liderinin EOKA açıklamaları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin zihniyetinin değişmediğini göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma, güvenlik alanlarında verdiği destek çok önemlidir. Güney Kıbrıs’ın farklı ülkelerde yaptığı anlaşmalarla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi askeri üs haline getirmiş, Güney Kıbrıs adayı hedef haline getirmiştir" şeklinde konuştu.