Yerel Haberler
Antalya
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:58 Çocuklar hayvanları ve yaban hayatını tanıma fırsatı buldu Antalya Büyükşehir Belediyesi, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü etkinliklere kapsamında Antalya Doğal Yaşam Parkı’nda çocukları ağırladı. Çocuklar, çeşitli etkinliklerle yaban hayatı hakkında bilgi sahibi olurken, hayvanları yakından görme fırsatı buldu. Büyükşehir Belediyesi "3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü" dolayısıyla gerçekleştirdiği farkındalık çalışmaları kapsamında Antalya Doğal Yaşam Parkı’nda öğrencileri misafir etti. Kepez Gülveren İlkokulu ve Muratpaşa Ramazan Savaş İlkokulu 3’üncü sınıf öğrencilerinin katıldığı etkinlikte öğrenciler Doğal Yaşam Parkı’nda keyifli bir gün geçirdi. İlk etapta öğrencilere alanında uzman veteriner hekimler yaban hayatı ve çevre bilincini anlattı. Eğitimde yaban hayatının korunması, yasa dışı avcılık, nesli tükenmekte olan hayvanların korunması, çevre bilinci farkındalığı, Antalya’da yaban hayatı ve Doğal Yaşam Parkı’nın çalışmaları hakkında bilgi verildi. Eğlenerek öğrendiler Eğitim programlarının ardından Doğal Yaşam Parkını rehber eğitmenler eşliğinde gezen çocuklar 118 türde hayvanı yakından görerek, doğal yaşam alanları ve hikâyeleri ile ilgili bilgiler aldı. Aslan’dan kaplana, zebradan yılan ve maymunlara kadar Doğal Yaşam Parkını gezen öğrenciler yaban hayvanlarını yakından görmenin heyecanını yaşadı. Ardından etkinlik alanında özel olarak hazırlanan oyunlara katılan çocuklar eğlenerek öğrenmenin keyfini çıkardı. "Amacımız çocuklara yaban hayatını tanıtmak" Yaban Hayatı Günü Etkinlikleri ile ilgili bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hekimi Oğulcan Demir "Doğada bulunan yaralı hayvanlar buraya getirilerek titizlikle tedavileri gerçekleştiriliyor ve doğaya tekrar dönebilecekler doğaya salınıyor. Bu süreci çocuklarımıza aşama aşama gözlemlemelerini sağlayarak anlattık. Amacımız yaban hayatı ile ilgili farkındalık oluşturmak. Çocuklarımızı eğlenirken öğrenmelerini sağlamayan etkinliklerimiz devam edecek" dedi. "Kalıcı bir öğrenme oluyor" Ramazan Savaş İlkokulu Müdür Yardımcısı Firdevs Denizer "Doğal Yaşam Parkı gerçekten çok güzel, çok temiz. Çalışan arkadaşların bilgilendirmeleri, eğitimleri çok güzel. Çocuklarımız burada görerek yaşayarak öğreniyorlar. Okulda sadece anlatıyoruz ama böyle etkinliklerde dokunuyor, gözlemliyor ve hissediyor o yüzden çok daha kalıcı bir öğrenme oluyor" diye konuştu. "Her hayvanın hikâyesi var" Ramazan Savaş İlkokulu 3’üncü sınıf öğrencisi Mira Gökhan "Çok eğlenceli bir etkinlik oldu. Canlıların ne kadar hayatımıza dokunduğunu, onları yuvalarından eksik etmediğimizi gördük. Yaraları tedavi edilen birçok yaban hayvanının doğaya yeniden salındığını öğrendik. Doğal yaşam Dünya’mız için çok önemli" dedi. Gülveren İlkokulu 3"üncü sınıf öğrencisi Reyhan Seven ise "Birçok hayvanı ilk kez görme şansımız oldu. Bazı yaban hayvanlarının nesli tükenmek üzere Antalya’da da bu türde hayvanlar var bunları öğrendik. Çok verimli bir gün geçirdik" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:48 Şüphe üzerine evine kurduğu kamerayı izleyince dehşete düşmüştü: Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis Antalya’da 1 yaşındaki kız bebeğini darp ettiği anlar, babanın şüphe üzerine eve yerleştirdiği güvenlik kamerasına yansıyan yabancı uyruklu anne İmane Moti’nin yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, sanık anneyi ’eziyet’ suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti sanık hakkında herhangi bir indirim uygulamadı. Antalya’da 1 yaşındaki kız bebeğin, yabancı uyruklu annesi İmane Moti tarafından darp edildiği anların güvenlik kamerasına yansımasının ardından açılan davada karar duruşması görüldü. Olay, bebeğin babası Osman Vesek’in çocuğun vücudundaki morluklardan şüphelenmesi üzerine eve gizli kamera yerleştirmesiyle ortaya çıktı. Vesek’in yerleştirdiği güvenlik kamerası, evde yaşanan şiddet anlarını saniye saniye kaydetti. Görüntülerde annenin bebeğine defalarca tokat attığı, terlikle vurduğu ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anların yer aldığı görüldü. Görüntüleri izleyen baba Osman Vesek, Antalya Adliyesi’ne gelerek Fas uyruklu eşi İmane Moti hakkında suç duyurusunda bulundu. Şikâyetin ardından gözaltına alınan anne, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Adli tıp raporunda darp izleri tespit edildi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, bebeğin muayenesine ilişkin adli tıp raporuna da yer verildi. Raporda, bebeğin sol yanağında ve dudak çevresinde kızarıklıklar, kol ve el sırtında morluklar ile vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri tespit edildiği belirtildi. Yaralanmaların hayati tehlike oluşturmadığı ancak darp sonucu meydana geldiği, izlerin fotoğraflanarak rapora eklendiği kaydedildi. Savcılık, bebeğin kendisini savunamayacak yaşta olması, şiddetin farklı günlerde tekrar etmesi ve süreklilik göstermesi nedeniyle eylemlerin ’eziyet’ kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda şüpheli hakkında ’altsoya ve çocuğa karşı eziyet’ suçundan dava açıldı. "Psikolojim bozuldu, çok pişmanım" Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık İmane Moti, savunmasında pişman olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullanmıştı: "Psikolojim bozuldu, çok pişmanım. Kızımı özledim. Ayağından tutup vurduğum için çok pişmanım. Kamera görüntülerini yaparken farkında değildim, emniyette izleyince ne yaptığımı anladım." Baba Osman Vesek ise ailesinin uyarıları üzerine eve gizli kamera kurdurduğunu belirterek, kamera kurulmadan önce de bebeğin vücudunda kızarıklıklar fark ettiğini söyleyerek, sanığın bu izleri kendisine ’sivrisinek ısırığı’ ve ’düştü’ şeklinde açıkladığını ifade etmişti. Mahkeme kararını açıkladı Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşması dün yapıldı. Tutuklu sanık İmane Moti, ’altsoya karşı eziyet ve basit yaralama’ suçlamalarıyla yeniden hakim karşısına çıktı. Sanık duruşmada pişman olduğunu ifade ederek beraatini talep etti.
Antalya’da kentsel dönüşüm masaya yatırıldı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:32 Antalya’da kentsel dönüşüm masaya yatırıldı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya’nın hızla göç alan bir şehir olduğuna dikkat çekerek, "Artık mesele yalnızca yaşamak değil, nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar vermek. Bugün burada bu soruya hep birlikte yanıt arıyoruz" dedi. ATSO tarafından düzenlenen "Geleceğin Antalya’sı: Kentsel Dönüşümle Yeniden" paneli, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programda kentsel dönüşümün şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığının artırılması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve sürdürülebilir kentleşme hedeflerine ulaşılması, planlı, bütüncül ve mevzuata uygun şekilde yürütülen dönüşüm uygulamaları ile sosyal, ekonomik ve mekânsal açıdan daha sağlıklı kentlerin inşa edilmesi konuları görüşüldü. Antalya’nın geleceğini şekillendirecek kentsel dönüşüm politikalarının ele alındığı programa, Kumluca Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Riskli Yapılar Daire Başkanı Serdar Canikli, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Akdeniz Bölge Koordinatörü Hasan Demirtaş, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan, akademisyenler, meslek odaları, kamu temsilcileri ile sektör paydaşları katıldı. "Artık nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar verme zamanı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yaptığı açılış konuşmasında Antalya’nın hızlı göç alan yapısına vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı: "Göçle birlikte artan nüfus, talep edilen hizmetleri büyütüyor; bu büyüme ise tüketimi, çevresel baskıları ve kentsel riskleri beraberinde getiriyor. Bugüne kadar bu süreci hep birlikte yaşadık. Ancak artık mesele yalnızca yaşamak değil, nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar vermek. Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz 2050 Antalya Vizyonu Çalışması bu açıdan çok kıymetliydi. Bugün burada, o çalışmanın bazı çıktılarıyla birlikte şu soruları yeniden ve daha güçlü şekilde sormak istiyoruz: Nasıl bir Antalya istiyoruz? Nasıl bir Antalya istemiyoruz? Bu sorular dün de soruldu, bugün de soruluyor, emin olun binlerce yıl sonra da sorulacak. Bizler bu uzun zaman çizelgesinde küçük bir anın içindeyiz belki ama hepimiz yaşadığımız kentin geleceğini düşünmeden edemiyoruz." "Bu yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin meselesi" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, kentsel dönüşümü planlı, insan odaklı ve mevzuata uygun bir anlayışla yürüttüklerini belirterek, Antalya Deprem Master Planı’nın 2026’da tamamlanacağını söyledi. Oğuz, kentsel dönüşümün yalnız bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini vurguladı. "Planlama, ada değil mahalle ölçeğinde ele alınmalı" Panele konuşmacı olarak katılan Çevre Mühendisi Cem Arüv, Antalya’nın üst ölçekli planlarının güncellenmesi gerektiğini belirterek, dönüşümün ada ve parsel bazlı değil, mahalle bazlı yapılması gerektiğini ifade etti. Arüv, altyapının yenilenmesi ve kent merkezinin yeniden kurgulanmasının zorunluluğuna dikkat çekti. "Mevzuat, uygulama ve iş birliği başlıklarında kapsamlı değerlendirme" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Antalya 2050 Vizyonu Arama Konferansı Işığında Geleceğin Şehirciliği" paneli ise, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Riskli Yapılar Daire Başkanı Serdar Canikli’nin katılımıyla düzenlendi. Panelde kentsel dönüşüm mevzuatına ilişkin güncel bilgiler katılımcılarla paylaşılırken, uygulama süreçleri, riskli yapıların tespiti, dönüşüm modelleri ve sahada karşılaşılan sorunlar ele alındı. Katılımcılardan gelen soruları yanıtlayan Serdar Canikli, sürecin etkin şekilde yürütülmesinde kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Şehircilik, hukuk ve sigorta boyutları birlikte değerlendirildi Şehir Plancısı ve Kentsel Strateji Kurucu Ortağı Ali Faruk Göksu, Antalya’nın gelecek stratejilerine ilişkin yaptığı sunumda kentin büyüme dinamikleri, mekânsal planlama yaklaşımları, iklim kriziyle uyumlu şehircilik ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm başlıklarında önemli değerlendirmelerde bulundu. Göksu, Antalya’nın geleceğini belirleyecek stratejik planlama adımlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine dikkat çekti. TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi Geçmiş Dönem Başkanı Osman Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ise, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Doç. Dr. Engin Kepenek, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Antalya Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nden Ersin Aksoy ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan yer aldı. Panelde, kentsel dönüşüm uygulama örnekleri, planlama ve uygulama süreçleri, güncel mevzuat, dönüşümün gerekliliği ve kentteki riskli yapı stoku hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Karagöz moderatörlüğünde düzenlenen bir diğer panelde, Türkiye Sigortacılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar ile Antalya Barosu Çevre ve İmar İzleme Kurulu Başkanı Av. Duygu Kozanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelde kentsel dönüşüm sürecinin hukuki altyapısı, mülkiyet hakları, sigorta uygulamaları, risk yönetimi ve tarafların sorumlulukları detaylı şekilde ele alındı.
BAİB Başkanı ihracat toplantısında rahatsızlanıp sözlerini yarıda kesmek zorunda kaldı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:15 BAİB Başkanı ihracat toplantısında rahatsızlanıp sözlerini yarıda kesmek zorunda kaldı Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin (BAİB) 2025 yılı ihracat verileri ile 2026 yılı hedeflerinin açıklandığı basın toplantısında rahatsızlanan BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, toplantıyı yarıda kesmek zorunda kaldı. 2025 yılı ihracat verileri ile 2026 yılı hedeflerinin açıklandığı basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Batı Akdeniz bölgesinin 2025 yılında ihracatta rekor seviyeye ulaştığını belirterek, "2025 yılını gerçekten bizler için rekor bir seviyede, 2 milyar 743 milyon dolar gibi iyi bir rakamla kapatmış bulunuyoruz" dedi. Çavuşoğlu, bölge ihracatında yaklaşık 3,96’lık artış yaşandığını aktararak, "Ülkemizin genel ihracat artışı da yaklaşık 4,5 civarında. Ancak bu oranlar bizim için yeterli değil. En azından çift haneli artışları hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. İhracat performansının son yıllarda önemli sınamalardan geçtiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "2020 yılında pandemiyle birlikte ciddi bir hamle yaptık. 2021’e yaklaşık yüzde 32’lik artışla girdik. Sonrasında da bu ivmeyi koruduk. Ancak 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı, 2023’te ise asrın felaketiyle karşı karşıya kaldık" diye konuştu. Son 10 yıllık dönemde Batı Akdeniz ihracatında yüzde 91’in üzerinde artış yaşandığını vurgulayan Çavuşoğlu, buna rağmen küresel ve bölgesel olumsuzlukların ihracatçılar üzerindeki baskısının sürdüğünü dile getirdi. Sektörel ihracat dağılımına da değinen Çavuşoğlu, yaş meyve sebze sektörünün ilk sırada yer aldığını belirterek, maden ve metallerin ikinci, ağaç ve orman ürünlerinin üçüncü, kimyevi maddelerin ise dördüncü sırada bulunduğunu kaydetti. Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda önemli artışlar yaşandığını ifade eden Çavuşoğlu, "Ancak bölgemiz için lokomotif olan yaş meyve sebze sektörünün son üç yılda düşüş eğiliminde olması bizleri maalesef mutsuz ediyor" değerlendirmesinde bulundu. Konuşması sırasında zaman zaman zorlanan Çavuşoğlu, rahatsızlığının devam etmesi üzerine basın mensuplarına toplantıya devam edemeyeceğini bildirip programı BAİB Başkan Yardımcısı Mustafa Küçükyaman’a devretti. Çavuşoğlu’nun hastaneye gittiği öğrenildi.
EKDAĞ’ın kurutma tesisinde üretilen ürünler fuarda tanıtıldı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 13:33 EKDAĞ’ın kurutma tesisinde üretilen ürünler fuarda tanıtıldı Antalya Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 32’ncisi düzenlenen Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı’nda EKDAĞ Bozova Yaş Meyve ve Sebze Kurutma Entegre Tesisi’nde üretilen ürünleri tanıtıyor. Her yıl vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği fuarda, Antalya Büyükşehir Belediyesi EKDAĞ standı ziyaretçilerin en çok uğradığı alanlardan biri oldu. ANFAŞ Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 32. Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı, Türkiye’nin yanı sıra uluslararası katılımcıların da yoğun ilgisini görüyor. Yerli ve yabancı birçok girişimci tarafından yakından takip edilen fuarda, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Korkuteli ilçesi Bozova Mahallesi’nde hayata geçirdiği EKDAĞ Bozova Yaş Meyve ve Sebze Kurutma Entegre Tesisi’nde üretilen ürünler de tanıtılıyor. Tesiste "Air Dried" teknolojisi ile kurutulan yaş sebze ve meyveler, hijyen kurallarına uygun şekilde paketlenerek vatandaşlara ulaştırılıyor. "Atıl tesisleri güneş enerjisiyle üretime kazandırdık" EKDAĞ A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Aydın, Korkuteli ilçesi Bozova Mahallesi’nde daha önce soğuk hava tesisi olarak kullanılan ve uzun süre atıl durumda bulunan tesisi yeniden işlevsel hale getirdiklerini söyledi. Aydın, "Toplam 15 bin metrekare alan üzerine kurulu olan tesisimizin 3 bin 500 metrekaresi kapalı alandan oluşuyor. Air Dried teknolojisi ile güneş ısısı yöntemiyle kuruttuğumuz ürünleri bu tesisimizde üretiyor ve sergiliyoruz. Güneş panelleri aracılığıyla elde ettiğimiz ısıyı tesis içerisinde depoluyor, bu ısıyla meyve ve sebzelerimizi kurutuyoruz. Güneş ısısının yetersiz kaldığı akşam saatlerinde ise pelet desteğiyle üretimi sürdürmeye devam ediyoruz. Tesisimizin ortalama 7,5 ton yaş meyve işleme kapasitesi bulunuyor. Güneş ısısıyla doğal yöntemlerle kurutma yaptığımız tesisimizde saatte bin paketleme kapasitesine sahibiz. Bu yöntemin diğer kurutma tekniklerinden en önemli farkı, ürünlerin besin değerinde hiçbir kayıp yaşanmaması ve katkı maddesi içermemesidir" dedi. Aydın, Antalyalı çiftçilerin alın teri ve bin bir emekle ürettiği domates, patlıcan, biber, portakal, muz, elma, armut ve çilek başta olmak üzere kurutmaya uygun tüm meyve ve sebzeleri en doğal halleriyle kurutarak küresel pazara sunmayı hedeflediklerini belirtti. Aydın ayrıca bu ürünlerin pastacılık sektöründe kullanıldığını, yüzde 100 doğal meyve harçları ve meyve çaylarının üretiminde değerlendirildiğini ifade etti. Ahmet Aydın, "Bu fuarda bulunma amacımız, Antalya’dan ve farklı illerden gelen işletmeciler ile otelcilerin kullanabileceği ürünlerimizi tanıtmak. Aynı zamanda uluslararası bir fuar olması nedeniyle yurt dışından da ihracat talepleri almayı hedefliyoruz. Antalya’mızın meyve ve sebzelerini yurt dışına göndermeyi planlıyoruz. Fuarın ilk günü olmasına rağmen hem yerli vatandaşlardan hem de yurt dışından gelen turistlerden yoğun ilgi görüyoruz" diye konuştu.
Ehliyet yetersizliği gerekçesiyle ceza yiyen üniversite öğrencisi: "Şu an duygu falan kalmadı bende, bu borcu nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:49 Ehliyet yetersizliği gerekçesiyle ceza yiyen üniversite öğrencisi: "Şu an duygu falan kalmadı bende, bu borcu nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum" Antalya’da uygulama noktasında durdurulan motosiklet sürücüsüne ehliyetinin kullandığı araca yetersiz olması nedeniyle 11 bin lira ceza kesildi. Cezanın ardından sitem eden öğrenci, "Şu an duygu falan kalmadı bende, şimdi hislerimi de kaybettim, bu borcu nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum" dedi. Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde Muratpaşa ilçesi Kültür Mahallesi Kültür Kafeler Caddesi üzerinde rutin uygulama yapan polis ekipleri, 01 BDK 486 plakalı motosikleti durdurdu. Yapılan kontrolde sürücü Eyüp T.’nin kullandığı motosiklet için sahip olduğu ehliyet sınıfının yetersiz olduğu tespit edildi. Bursa’dan üniversite eğitimi için Antalya’ya geldiğini belirten Eyüp T., motosikleti yaklaşık iki hafta önce satın aldığını, ehliyetini ise geçen hafta çıkardığını ancak sistemde görünmediğini iddia etti. Sürücüye "ehliyet yetersizliği" gerekçesiyle 11 bin lira idari para cezası uygulandı. "Cezadan sonra duygu falan kalmadı bende, şimdi hislerimi de kaybettim" Eyüp T., öğrenci olduğunu ve geçimini kendi imkânlarıyla sağladığını belirterek, "Aslında ehliyetim var ama Nüfus Müdürlüğünden belge çıkartmamışım. Bu yüzden ceza yedim. Öğrenciyim, maddi durumum çok kısıtlı. 11 bin lira benim 3 aylık bursum. Ailemden çok destek almıyorum, çalışarak geçiniyorum. Şu an duygularımı soracak olursanız duygu falan kalmadı bende, şimdi hislerimi de kaybettim. Bu borcu nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum" dedi.
Türkiye’de görülen başlıca 7 vitamin eksikliği ve alınması gereken önlemler
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:36 Türkiye’de görülen başlıca 7 vitamin eksikliği ve alınması gereken önlemler İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Türkiye’de ve dünyada giderek yaygınlaşan vitamin eksikliklerinin birçok kronik hastalık ve rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığına dikkati çeken Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, "Beslenme alışkanlıklarının bozulması, toprak fakirleşmesi, hazır gıda tüketiminin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanamama gibi faktörler vitamin eksikliklerini tetikliyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar nüfusun büyük kısmında D vitamini ve B12 eksikliği olduğunu gösteriyor" dedi. Bu eksikliklerin çoğu zaman ‘kronik yorgunluk, fibromiyalji, depresyon’ gibi tanılarla yıllarca tedavi edilmeye çalışıldığını aktaran Özçelik, "Oysa basit bir kan testiyle teşhis konup, birkaç ayda düzeltilebiliyor" diye konuştu. "Kendinizi iyi hissetseniz de kontrollerinizi yaptırın" Özçelik, vitamin eksikliklerinin çoğu zaman sessiz ilerleyip yıllarca belirti vermeden organ hasarına yol açabileceğine vurgu yaparak, "Kendimi iyi hissediyorum demek eksiklik olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle düzenli kontrolleri yaptırmak, genel sağlık durumu ve kaliteli bir yaşam öyküsü için önemlidir. Vitamin takviyeleri bilinçsiz kullanıldığında (özellikle A, D, E, K yağda eriyenler) toksik etki yapabilir. Vitaminlere mutlaka kan testi yaptırıp, doktor veya diyetisyen kontrolünde başlanmalıdır" ifadelerine yer verdi. Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. "D vitamini eksikliği Türkiye’de yüzde 70-90 oranında görülüyor" Uzm. Dr. Özçelik, D vitamini eksikliğinin kemik ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri olduğuna dikkati çekerek, "D vitamini eksikliği osteoporoz, kas-eklem ağrıları, bağışıklık sisteminde zayıflık, sık enfeksiyon, depresyon, yorgunluk ve saç dökülmesine neden olabiliyor" dedi. Risk grubunda kapalı giyinenler, ofis çalışanları, yaşlılar, koyu tenliler, obez bireyler ile böbrek ve karaciğer hastalarının yer aldığını vurgulayan Özçelik, günde 20-30 dakika 10.00-15.00 saatleri arasında kollar ve bacaklar açık şekilde güneşlenmenin önemine işaret etti. "B12 vitamini eksikliği sessiz ilerliyor" B12 vitamini eksikliğinin özellikle vejetaryenler, veganlar ve 50 yaş üstü bireylerde yaygın görüldüğünü aktaran Özçelik, bu eksikliğin kansızlık, el ve ayaklarda uyuşma, hafıza sorunları, depresyon ve yürüme bozukluğuna yol açabildiğini belirtti. Hayvansal gıdaların temel B12 kaynağı olduğunu ifade eden Özçelik, 50 yaş üstündeki bireylerde emilim azaldığı için düzenli takviyenin gerekli olabileceğini kaydetti. Demir eksikliği kadınlarda daha sık Demir eksikliğinin kadınlarda yüzde 30-40 oranında görüldüğünü belirten Özçelik, "Demir eksikliği anemisi halsizlik, çarpıntı, saç dökülmesi ve bağışıklık zayıflığına neden oluyor" dedi. Demirin C vitaminiyle birlikte alınmasının emilimi artırdığını vurgulayan Özçelik, çay ve kahvenin demir emilimini önemli ölçüde azalttığını hatırlattı. "C, A ve folik asit eksikliği bağışıklığı zayıflatıyor" Sigara içenler ve yoğun stres altında olan bireylerde C vitamini eksikliğinin sık görüldüğünü söyleyen Özçelik, bu durumun diş eti kanaması ve yara iyileşmesinde gecikmeye yol açabildiğini ifade etti. A vitamini eksikliğinin gece körlüğü ve sık enfeksiyonlara neden olabileceğini dile getiren Özçelik, folik asit eksikliğinin ise özellikle gebelikte ciddi riskler taşıdığına dikkati çekti. "K vitamini eksikliği kanama riskini artırıyor" Uzm. Dr. Özçelik, uzun süre antibiyotik kullanan bireylerde K vitamini eksikliğinin görülebileceğini belirterek, bunun kolay morarma ve kanama eğilimine neden olabileceğini söyledi. K vitamini açısından yeşil yapraklı sebzelerin önemine işaret eden Özçelik, bağırsak florasının da K vitamini üretiminde rol oynadığını kaydetti.