Yerel Haberler
Antalya
Antalya’da iki motosikletlinin yola savrulduğu kaza kameraya yansıdı, mahalleli kasis istedi 14 Mart 2026 Cumartesi - 14:00:28 Antalya’da okula yakın noktada bulunan kontrolsüz kavşakta meydana gelen kazalar mahalle sakinlerini tedirgin ediyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde iki motosikletin kafa kafaya çarpışma anı güvenlik kameralarına yansırken, mahalleli benzer kazaların sık sık yaşandığını belirterek sokakta önlem almasını istedi. Antalya’nın Kepez ilçesinde Teomanpaşa Mahallesi 2287 ile 2290 sokak kesişimindeki kontrolsüz kavşakta sık sık kazaların meydana geldiğini belirten mahalle sakinlerini önlem alınması gerektiğini vurguladı. Okula yaklaşık 100 metre mesafede bulunan kavşakta özellikle okul dağılım saatlerinde çocukların yoldan geçerken endişe ettiklerini ve çocuklarını oyun oynamak için dahi dışarıya çıkaramadıklarını söyleyen vatandaşlar, her an endişe içinde olduklarını ifade etti. Kaza anı kamerada Son olarak geçtiğimiz günlerde iki motosikletin kafa kafaya çarpışıp sürücülerinin yaralandığı kaza anı güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde seyir halinde ilerleyen iki motosikletli kafa kafaya çarpışması ve motosiklet sürücüleri çarpmanın etkisiyle sürüklenerek yola savrulduğu anlar yer aldı. "Çok hızlı geliyorlar, arabaların üzerine uçuyorlar" Mahalle sakini Azize Kıpık, "Burada sürekli kazalar oluyor, buraya kasis yapılmasını istiyoruz, 100 metre uzaklıkta hem ortaokul hem ilkokul var. Çocuklarımızı sokağa çıkartıp bisiklet bile sürdüremiyoruz. Çok hızlı geliyorlar, arabaların üzerine uçtular. Dün akşam üstü 18.30 civarı yine bir kaza oldu. Çocuklar yerlerde sürüklendi" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 13:46 Antalya’da iki motosikletlinin yola savrulduğu kaza kameraya yansıdı, mahalleli kasis istedi Antalya’da okula yakın noktada bulunan kontrolsüz kavşakta meydana gelen kazalar mahalle sakinlerini tedirgin ediyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde iki motosikletin kafa kafaya çarpışma anı güvenlik kameralarına yansırken, mahalleli benzer kazaların sık sık yaşandığını belirterek sokakta önlem almasını istedi. Antalya’nın Kepez İlçesinde Teomanpaşa Mahallesi 2287 ile 2290 sokak kesişimindeki kontrolsüz kavşakta sık sık kazaların meydana geldiğini belirten mahalle sakinlerini önlem alınması gerektiğini vurguladı. Okula yaklaşık 100 metre mesafede bulunan kavşakta özellikle okul dağılım saatlerinde çocukların yoldan geçerken endişe ettiklerini ve çocuklarını oyun oynamak için dahi dışarıya çıkaramadıklarını söyleyen vatandaşlar, her an endişe içinde olduklarını ifade etti. Kaza anı kamerada Son olarak geçtiğimiz günlerde iki motosikletin kafa kafaya çarpışıp sürücülerinin yaralandığı kaza anı güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde seyir halinde ilerleyen iki motosikletli kafa kafaya çarpışması ve motosiklet sürücüleri çarpmanın etkisiyle sürüklenerek yola savrulduğu anlar yer aldı. "Çok hızlı geliyorlar, arabaların üzerine uçuyorlar" Mahalle sakini Azize Kıpık, "Burada sürekli kazalar oluyor, buraya kasis yapılmasını istiyoruz, 100 metre uzaklıkta hem ortaokul hem ilkokul var. Çocuklarımızı sokağa çıkartıp bisiklet bile sürdüremiyoruz. Çok hızlı geliyorlar, arabaların üzerine uçtular. Dün akşam üstü 18.30 civarı yine bir kaza oldu. Çocuklar yerlerde sürüklendi" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 11:15 Korkuteli’nde yem ezme ve kırma makinesi üreticiye kolaylık sağlıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Korkuteli’nin Yazır Mahallesi’ne kazandırdığı yem ezme ve kırma makinesi bölgedeki çiftçilere yardımcı oluyor. Hayvan yemi için ayırdıkları tahılları makine sayesinde hızlı bir şekilde öğüten üreticiler hem yem maliyetlerini azaltıyor hem de hayvanlarının verimliliklerini doğal yollarla koruyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi işbirliği ile Yazır mahallesine yem ezme makinesi ekipman desteği sağladı. Hayvancıların işlerini kolaylaştıran makinenin katkısıyla yaz-kış ezme yem üretimi yapılıyor. Saatte 3 ton yem üretimi kapasitesine makine ile çiftçiler depoladıkları tahılları hızlı bir şekilde hayvan yemine dönüştürebiliyor. "Hayvanların sindirimleri kolaylaşıyor" Büyükşehir işbirliği ile bölgedeki hayvancılığa önemli bir destek sunulduğunu belirten S.S. Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Yaşar Kocaoğlu "Burada daha önceden sadece kırma yapabiliyorduk. Sonra Büyükşehir Belediyemizden talepte bulunarak ezme makinesini de ekledik. Artık herkes küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarına ezme yem vermeye başladı. Vatandaşlarımız ellerinde ne varsa arpa, buğday, yulaf tahıllarını getiriyor. Ellerinde her zaman bulunduramayacağı ham maddeleri pamuk küspesi, kepek ve mısır gibi ek ürünleri de sürekli elimizde bulundurarak biz temin ediyoruz. Vitamin ve tuzu da ekleyip fabrikada üretilen yemler gibi üretim yapabiliyoruz. Ekipman desteğinin bölgemizdeki üreticilere katkısı oldukça büyük oldu. Sürekli ezme yem kullanıldığı için hayvanların sindirimleri kolaylaşıyor bu da verimin artmasına neden oluyor" dedi. "Kendi yemimizi kendimiz üretiyoruz" Yazır Mahallesi’ndeki yem ezme tesisinin çevre mahallelerden de ilgi gördüğünü söyleyen Korkuteli Yazır Mahalle Muhtarı Mehmet Kocaoğlu ise "Bu ekipman desteği mahallemize kazandırılmadan önce yemlerimizi hazır olarak alıyorduk. Bu makine geldiğinden beri çiftçilerimiz tahıllarını getirerek ezme işlemi yapıyor. Hayvanlara bu yem iyi geliyor. Ben kendim de hayvancılık yapıyorum. İşimizi kolaylaştıran güzel bir hizmet. Bu öğütücü yokken ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyorduk. Herkeste yemi taşıyacak büyük kapasitede vasıta olmadığı için sürekli gidip gelmek maliyetli ve zor oluyordu. Şimdi ise çevremizdeki sekiz dokuz mahalle ile birlikte burayı kullanıyoruz" diye konuştu. Maliyeti uygun Yazır Mahallesi’ne 6 km uzaklıktaki Esenyurt Mahallesi’nden gelerek tahıllarını öğüten Recep Aksakal isimli üretici de "Yem ezme makinesinden son derece memnunuz. Hem yakın olması hem uygun fiyatlı olması bizim için büyük avantaj sağlıyor. Burada yem kırma makinesi yokken hazır yem kullanıyorduk. Arpa, buğday gibi tahıllarımız kendimizin olduğu için burada sadece öğütme parası vererek yemlerimizi üretiyoruz. Hayvanlarımıza verdiğimiz yemlerin içerisine hangi katkıları koyduğumuzu gözümüzle görüyoruz" şeklinde konuştu.
AGC’den İHA’ya 2 ödül
22 Kasım 2025 Cumartesi - 23:27 AGC’den İHA’ya 2 ödül Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İHA muhabirlerinden Süleyman Ekin ve Suat Metin’in ödül aldığı gecede, meslek yasasına yönelik mesajlar verildi. Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri töreni Muratpaşa ilçesinde bir otelde gerçekleştirildi. Yarışmada İhlas Haber Ajansı muhabirlerinden Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü aldı. Yılın En İyi Spor Fotoğrafı kategorisinde ise İHA muhabiri Suat Metin ise, "Gole Bakış" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü. "Gazetecilik meslek yasası şart" AGC Başkanı İdris Taş, açılış konuşmasında cemiyetin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Taş, gazetecilik meslek yasasının gerekliliğine vurgu yaparak, "Bugün Türkiye’de tüm meslek dallarının bir yasası, bir kuralı var. Maalesef şu an da Türkiye’de gazetecilik meslek yasası yok. Bu mesleğin kimlerin yapabileceği net bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bir sabah kalkıyorsun, bir haber sitesi açılıyor, bu site çevreyi rahatsız ediyor. Türkiye’nin bütün illerinde aynı sorun var, gazeteciliği kimlerin yapabileceği belli olsa bu sorunu yaşamayız" dedi. "Gazetecilik toplumun vicdanı olmak demektir" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir ise gazeteciliğin kamu adına üstlendiği role dikkat çekerek, "Gazetecilik gerçeğin izini sürmenin, halkın haber alma özgürlüğünü yaşatmanın, toplumun vicdanı olmanın adıdır. Çoğu zaman görünmeyen, maddi ve manevi zorluklarla dolu yolculukta büyük bir cesaretle sorumluluk üstlenen kahramanlarsınız. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, basın özgürlüğünü ve gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini demokrasimizin doğal bir gereği olarak görüyoruz" dedi. "Meslek yasası partiler üstü bir konudur" Eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, gazeteciliğin şehirlerin doğru tanıtılmasındaki katkısına değinerek, "Bir taraftan şehrimizde yaşayan herkesi doğru bilgilendirme sorumluluğu, diğer taraftan da bu güzel şehrimizi tüm dünyaya tanıtma sorumluluğu. Bu hepimizin sorumluluğu ama özellikle basın mensuplarının, gazetecilerin bu anlamda sorumluluğu çok daha etkili. İşte bu nedenle cemiyetin ve gazetecilerin güçlü olması gerekiyor. Biz gazetecilerin tarafsız ve bağımsız olmasını istiyorsak, güçlendirmemiz gerekiyor. Meslek yasası, sadece işini doğru bir şekilde yapan gazeteciler için gerekli değil, hepimiz için gerekli. Bugün sosyal medya dediğimiz olgunun, nasıl bir canavara dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. Kendisini savunabilen varsa savunuyor, savunamayan varsa mağdur oluyor. Böylesine bilgi kirliliğinin olduğu bir yer de gerçekten gazetecilerimize çok önemli bir görev düşüyor. Meslek yasası partiler üstü bir kanundur, dolayısıyla böyle bir haklı talebi yerine getirmek için birlikte çalışmaya varız" ifadelerini kullandı. Ödüller sahiplerini buldu Konuşmaların ardından ödüller sahiplerini buldu. İHA Muhabiri Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü İbradı Belediye Başkanı Hatice Sekmen ve AK Parti İl Başkanı Ali Çetin’in elinden aldı. İHA muhabiri Suat Metin’e ise "Gole Bakış" adlı çalışmasıyla Yılın En İyi Spor Fotoğrafı ödülünü Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü İdris Cirit ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan takdim etti. Yazılı basında yılın gazetecileri kategorisinde; haber dalında Antalya Körfez Gazetesi’nden Ertuğrul Gün "Kaçak Turizm", araştırma-inceleme dalında Hürses Gazetesi’nden Ayla Çekiç, "Bu Bir İhbardır/YİKOB’dan Masallar/Sorumlular Ceza Alana Kadar Durmayacağız", röportaj dalında Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Arzu Yavuz "Hedefi Antalya’yı Yeşilçam’a Çevirmek", köşe yazısı kategorisinde Antalya Ekspres Gazetesi’nden İhsan Coşkun "İSİAS", spor haberinde DHA’dan Semih Ersözler "Dedesinin İzinden Giden Belaruslu David Er Meydanında", ekonomi dalında ise Anadolu Ajansı’ndan Ayşe Yıldız "Tarımda Çığır Açacak Buluş" eseriyle ödüle layık görüldü. Televizyon kategorisinde program dalında ödüle değer eser bulunamazken, En İyi Görüntü dalında TRT Antalya’dan Ömer Ufuk Ulusoy "Karda Elektrik Arızaları" çalışmasıyla ödül aldı. Haber Fotoğrafı kategorisinde güncel haber fotoğrafı dalında Anadolu Ajansı’ndan Orhan Çiçek "Hayata Dokunuş", kültür-sanat haberi fotoğrafı dalında Akdeniz Gerçek Gazetesi’nden Nizamettin Özmen "Silyon’da Tarihi Dayanışma" eseriyle ödül aldı. Yılın Basın Fotoğrafı dalında ise AGC Üyesi Zülkif Yıldırım "Son Hamle" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü. Yılın Radyocusu kategorisinde TRT Antalya Radyosu’ndan Emre Altınışık "Tahtacılar Semah ve Mengi", sayfa tasarımında Antalya Körfez Gazetesi’nden Abdullah Yüksel "14 Şubat 2024 1. Sayfa" ve Antalya Lider Gazetesi’nden Hamiyet Salman "10 Eylül 2024 1. Sayfa" çalışmasıyla ödül aldı. Genç İletişimci Ödülü’ne AKİL Haber Ajansı’ndan Adilcan Özdemir ve Atakan Soylu "Engelleri Aşan Başarı Hikayesi" adlı çalışmayla, aynı ajansdan Kutay Tarık Akay da "Karanlığı Aydınlatan Kadınlar" eseriyle layık görüldü. Jüri Özel Ödülü’ne Anadolu Ajansı’ndan Bekir Bektaş "Selgeli Yörük Fatma", DHA’dan B. Levent Yenigün, Alparslan Çınar ve Burak Yalman da "Keçileri Çalınınca İnsanlara Küstü" adlı çalışmasıyla layık görüldü. Nuri Dağtekin Özel Ödülü ise basın ve edebiyat emekçisi Nuri Erkal’ın oldu. Törene AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin, milletvekilleri, belediye başkanları, başkan vekilleri, STK temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Kahve sadece adıyla değil üretimiyle de Türk olacak
22 Kasım 2025 Cumartesi - 17:31 Kahve sadece adıyla değil üretimiyle de Türk olacak Antalya’nın Kumluca ilçesinde Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksekokulu tropikal meyve serasında deneme amaçlı kahve fidanı dikildi. Kumluca Ticaret ve Sanayi Odasının destekleriyle inşa edilen tropikal meyve serasında yetişecek olan kahve deneme amaçlı kahve fidan etkinliğine, Kumluca Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ahmet Coşgun, Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Fahri Özen, Kumluca Ticaret Borası Başkanı Fatih Durdaş, Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökce, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Tropikal meyve serasına 6 adet Arabica çeşidi kahve fidanı dikildi. Kumluca MYO Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lokman Altınkaya, katılımcılara deneme amaçlı olarak dikilen kahve fidanları ve çalışmalar hakkında bilgi verdi. "Kahveden de olumlu sonuç alırız" Kumluca Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ahmet Coşgun, yaptığı açıklamada, tropikal meyve bitkilerinin yetiştirilmesi ve bölgeye adaptasyon süreçlerinin takibi konusunda çalışmalar yaptıklarını söyledi. Bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda çok sayıda tropikal meyvenin bölgeye adaptasyonunda başarılı olduklarını belirten Müdür Coşgun, "Ejder, pitaya, ananas, guava gibi meyveleri başarıyla yetiştirdik. Tropikal üretim seramızda şu ana kadar 20 tür ve 41 çeşit meyve ve bitki yetiştirdik. Başarılı olanları bölgemizde çiftçilerimizle paylaşıyoruz. İnşallah kahveden de olumlu sonuç alırız" dedi. "Başarılı olursak kahve çeşidinin ismini belirleyeceğiz" Kumluca MYO Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lokman Altınkaya da tropikal bir bitki olan ve 18 derece sıcaklık derecesinin üzerinde yetişen kahve bitkisini Kumluca’da da yaygınlaştırmak istediklerini söyledi. Kumluca ve çevresinin kahve bitkisinin yetişmesi için elverişli olduğunu düşündüklerini belirten Altınkaya, "2 yıl gibi bir süre bitkinin adaptasyonunu takip edeceğiz. Ümidimiz kahvenin adı gibi üretimiyle de Türk kahvesi olması. Şu anda fidanları dikilen kahve ’Arabica’ türüdür. Adaptasyon süreci tamamlanır, aroması ve verimle başarılı olursak kahve çeşidinin ismini belirleyeceğiz" şeklinde konuştu.
(Düzeltme) Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim
22 Kasım 2025 Cumartesi - 17:06 (Düzeltme) Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen program, Kumluca Sultan Alpaslan ilkokulunda yapıldı. Etkinliğe, Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir, daire amirleri, yöneticiler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı. "Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim" Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, programın amacını anlattı. Müdür Mehmet Çiftçi, "Temel eğitim kademesindeki öğrencilere önce teorik ardından uygulamalı eğitimler verilmesi hedefleniyoruz. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlık bilinci kazandırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak için okullarda saha faaliyetleri planlandık" dedi. Aksu İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi ayrıca etkinlik çerçevesinde okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara sağlıklı yaşamla ilgili uygulamalı eğitimler verildiğini ifade etti. Mehmet Çiftçi, doğru beslenme, hijyen, hareketli yaşam gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldığını ve öğrencilerin edindikleri bilgileri ailelerine de aktaracaklarını belirtti. Kumluca İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir ise "Bu programla ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık konularındaki bilgi düzeylerini artırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program da ayrıca öğrencilere sağlıklı elçileri belgeleri takdim edildi.
Türkiye soğukla mücadele ederken dünyaca ünlü sahilde yaz görüntüsü
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:31 Türkiye soğukla mücadele ederken dünyaca ünlü sahilde yaz görüntüsü Türkiye’nin bazı bölgeleri kar altında kışı yaşarken Antalya’da hava sıcaklığı 27 dereceyi buldu. Konyaaltı sahili Kasım ayında denize girenler ve güneşlenenlerle dolup taşarken, Sahile gelen bazı vatandaşlar paraşütle gökyüzünde uçarak güzel havanın tadını çıkardı. Türkiye’nin bazı bölgeleri şiddetli kış şartlarıyla mücadele ederken turizmin başkenti Antalya’da adeta yaz aylarını aratmayan görüntüler ortaya çıktı. Meteoroloji verilerine göre hava sıcaklığının 27 dereceye, deniz suyu sıcaklığının ise 23 dereceye ulaştığı kentte yerli ve yabancı turistler Kasım ayında denize girmenin keyfini çıkardı. Konyaaltı sahilleri gün boyu yoğunluk yaşarken, falezlerden denize atlayan vatandaşlar, kano ile denize açılan sporcular ve sıcak havadan bunalanların gölgelik alanlarda kamp sandalyeleriyle dinlendiği görüldü. Paraşüt pilotlarının da uğrak noktası olan Konyaaltı sahili, gökyüzünde süzülen paraşütçülerin oluşturduğu görüntülerle renkli anlara sahne oldu. "Tüm Türkiye kışı yaşarken Antalya hâlâ yazı yaşıyor" Emekli öğretmen Mehmet Bayraktar, "Ben son 3 yıldır Antalya’da yaşıyorum. Buraya Tokat’tan geldim. Antalya’ya taşınma sebebim çocuklarım oldu. Onlar buraya yerleşince biz de gelmek zorunda kaldık. Antalya iklim yönünden çok şanslı bir ilimiz. Tokat’taki arkadaşlarımla hâlâ görüşüyorum; bana orada havanın gece saatlerinde 3 dereceye kadar düştüğünü söylüyorlar. Biz ise burada henüz soba ya da kalorifer yakmadık, ama Tokat’ta şimdiden yakmaya başlamışlar. Antalya’nın bambaşka bir iklimi var. Konyaaltı’nın dünyaca ünlü olmasının sebebi ise turizm açısından çok zengin bir bölge olması, denizinin ve kumsalının çok güzel olması. Şu anda kış mevsimindeyiz ama sahil yaz ayları gibi dopdolu. Önümüzdeki ay hemen ilerde bulunan Saklıkent Kayak Merkezi açılacak ve orada kayak yapacağız. Aynı gün içinde hem sahilde güneşlenmek hem de kayak yapmak dünyada birçok ülkede olmayan bir imkân. Tüm Türkiye kışı yaşarken Antalya hâlâ yazı yaşıyor. Buraya bakarsanız insanlar hâlâ plajdalar. Bu açıdan Antalya gerçekten çok şanslı" dedi. "Kışı güzel geçirmek isteyen herkes Antalya’ya gelsin" Sıcak havanın keyfini çıkarmaya geldiğini dile getiren Paraşütçü Mehmet Sadık Örler ise, "Ben aslen Van Ercişliyim. Antalya’da yaşıyorum çünkü Antalya’nın doğası bana hitap ediyor. Aynı zamanda yamaç paraşütü pilotuyum. Havanın güzel olduğu zamanlarda buraya gelip paraşütle uçuyoruz. Karşımızda Konyaaltı plajı var ve inanılmaz bir manzara eşliğinde uçuş yapıyoruz. İnsanlar burada hâlâ denize giriyor. Ben de sabahları denize giriyorum, öğleden sonra da paraşütle uçuşa çıkıyorum. Misafirlerimizi uçurarak ağırlıyoruz. Benim yaşadığım bölgede havalar çoktan soğudu, insanlar donma derecesine geldi; ama burada hava inanılmaz güzel. Sabahları yüzüyorum. Elbette önümüzdeki günlerde biraz soğuklar olacaktır ama şimdilik güzel havanın tadını çıkarıyoruz. Antalya’ya henüz kış gelmedi. Tüm Türkiye halkını buraya davet ediyorum. Kışı güzel geçirmek isteyen herkes Antalya’ya gelsin. "Uçuş yasağı pilotları zorluyor" Paraşüt pilotlarının tek sorunu, bu bölgede uçuşların yasaklanmış olması olduğunu ifade eden Örler, "Burada sadece izin alarak uçabiliyoruz. Diğer günlerde ise manzarayı izlemekle yetiniyoruz. Bu yasağın bir an önce kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Kontrollü bir şekilde, hiçbir olumsuzluğa yol açmadan uçuşların yapılabileceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:09 Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen program, Kumluca Sultan Alpaslan ilkokulunda yapıldı. Etkinliğe, Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir, daire amirleri, yöneticiler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı. "Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim" Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, programın amacını anlattı. Müdür Mehmet Çiftçi, "Temel eğitim kademesindeki öğrencilere önce teorik ardından uygulamalı eğitimler verilmesi hedefleniyoruz. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlık bilinci kazandırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak için okullarda saha faaliyetleri planlandık" dedi. Aksu İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi ayrıca etkinlik çerçevesinde okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara sağlıklı yaşamla ilgili uygulamalı eğitimler verildiğini ifade etti. Mehmet Çiftçi, doğru beslenme, hijyen, hareketli yaşam gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldığını ve öğrencilerin edindikleri bilgileri ailelerine de aktaracaklarını belirtti. Kumluca İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir ise, "Bu programla ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık konularındaki bilgi düzeylerini artırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program da ayrıca öğrencilere sağlıklı elçileri belgeleri takdim edildi.
Kocagöz: "Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 14:15 Kocagöz: "Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz" Antalya’nın kültür ve edebiyat alanındaki vizyonunu güçlendirmeyi amaçlayan ‘Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez ‘ çalıştayı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde başladı. Çalıştayın açılışında konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Ve bu yolculuğun kalbi Kepez’de atacak" diyerek Antalya’yı "UNESCO Dünya Kitap Başkenti" yapmak istedikleri vurguladı. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez’ çalıştayı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde kentin kültür ve edebiyat dinamiklerini bir araya getirdi. Farklı oturumlarla gün boyu devam edecek olan çalıştayın açılışı Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, gazeteci ve TV programcısı Cem Seymen’in katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, bugün yalnızca bir çalıştayın başlatmadığını, aslında bir kültür yolculuğuna çıkıldığını vurgulayarak, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Ve bu yolculuğun kalbi Kepez’de atacak" dedi. "Şehirlerin mayası kültürdür" Kültürün bir şehrin mayası olduğuna değinerek konuşmasını sürdüren Başkan Kocagöz, "İnsanı insana, geçmişi geleceğe bağlayan görünmez bir bağdır. Edebiyat ise Yahya Kemal’in o güzel sözüyle ‘kendi gök kubbemizdir.’ Kelimelerle kurduğumuz, ruhumuzu taşıyan büyük bir kubbeBiz Kepez olarak, kültür ve edebiyatı modern çağın imkânlarıyla birleştirerek yeni, güçlü ve iddialı bir vizyon ortaya koyuyoruz. Amacımız net: Antalya’yı, Kepez’in öncülüğünde kültürel üretimin güçlü bir merkezi hâline getirmek, okuma alışkanlığını her yaşta yeniden canlandırmak, dijital çağın sunduğu fırsatları kültürel üretimle buluşturmak, şehrimizin hafızasını koruyup geleceğe taşımak ve yeni yazarların önünü açmak ve eserlerine hayat vermek" diye konuştu. "Çalıştay 6 masada yürütülecek" Çalıştayın altı masada yürütüleceğine değinen Başkan Kocagöz, Birincisi Gençlik Masası; Çünkü gençler olmadan kültür nefes alamaz. İkincisi Yapay Zekâ ve Dijital Okuryazarlık Masası; Kültürü yeniçağın diliyle buluşturacak. Üçüncüsü Süreç ve Organizasyon Masası; İşin mutfağını kuracak, planlamayı yapacak. Dördüncüsü Sponsorluk ve Tanıtım Masası; Kepez’i bir kültür markasına dönüştürecek fikirleri geliştirecek. Beşincisi Kent Belleği ve Antalya Koleksiyonu Masası: Şehrimizin tarihini, hikâyesini ve edebi mirasını görünür kılacak projeler üretecek. Altıncısı Veri ve İstatistik Masası: Tüm bu çalışmaların ölçülebilir olmasını sağlayacak. Buradan çıkacak fikirler yalnızca tartışılmakla kalmayacak; hayata geçirilecek, adım adım uygulanacak ve sonuç bildirgemizle resmiyet kazanacak. Çünkü biz Kepez’de bir söz veriyorsak, onu mutlaka yerine getiririz. Bu şehrin en büyük gücü de budur. Değerli katılımcılar, Bugün burada iddialı bir hedefi açıkça dile getiriyorum: Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz. Evet, hedef büyük. Ama imkânsız değil. Çünkü biliyoruz ki; Bir şehir okuyorsa değişir. Bir şehir düşünüyorsa büyür. Bir şehir üretiyorsa dünyaya açılır. Bu vizyonun mimarı sizlersiniz. Bugün buraya fikrini ortaya koymaya, tartışmaya ve üretmeye gelen her biriniz bu yolculuğun en değerli ortağısınız. Biz Kepez’de yalnızca bir şehir yönetmiyoruz; bir ruhu ayağa kaldırıyoruz, bir hafızayı tazeliyoruz, bir geleceği hep birlikte kuruyoruz. Ve inanıyorum ki bugün attığımız bu adım, yarın Antalya’nın kültürel geleceğini değiştirecek. Hepinize gönülden teşekkür ediyorum. "İnsan Okur" mottosuyla çıktığımız bu yolda verimli tartışmalar ve güçlü sonuçlar diliyorum" diyerek çalıştayın hayırlı olması temennisinde bulundu. "İnsanlar eğitimle değişir" Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu da, "Konu başlığı çok güzel, iddia muhteşem, Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti sonucunu hedefliyor " diyerek Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve emeği geçen herkes teşekkür etti. İnsanların değişebileceğini bunun ise eğitimle mümkün olduğunu belirten Vali Yardımcısı Aksu, "İnsanlar değişir, neyle değişir eğitimle değişir. Medeniyetimizin temelinde, değerlerimizin temelinde eğitim vardır" dedi.
Tarım, ülkelerin yumuşak gücü
22 Kasım 2025 Cumartesi - 13:09 Tarım, ülkelerin yumuşak gücü Growtech Antalya kapsamında düzenlenen Uluslararası Tarım Diplomasisi konferansları, sektörün uluslararası arenadaki önemli isimlerini bir araya geldi. Türk Tarım Diplomasi Grubu (TTDG) Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu ve Genel Sekreter İsmail Uğural’ın moderatörlüğünde gerçekleşen konferanslara Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac, Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar, Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) Genel Sekreteri Adrian Bell, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu ve Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Temsilcisi Mahmut Ali Cengiz Körosmanoğlu konuşmacı olarak katıldı. "Tarım, ülkelerin yumuşak gücüdür" Tarımın yalnızca üretimle sınırlanamayacağını belirten TTDG Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, tarım sektörünün stratejik, ekonomik, jeopolitik ve uluslararası ilişkileri de kapsayan ’yumuşak güç’ olduğunu vurguladı. Dünyada 8 milyar insanın yaşadığını ve her 9 kişiden birinin yetersiz beslendiğini vurgulayan Mutlu, "Nüfus artıyor; fakat globalde yaşanan iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi nedenlerle tarımsal üretim azalıyor. Uluslararası verilere göre küresel su kullanımı son yüzyılda 6 kat arttı. Tarım sektörü ise tatlı suyun yüzde 72’sini kullanıyor. İklim değişikliği en önemli sorunlardan biri. Gıda ve su yalnızca ekonomik değil artık jeopolitik varlıklar haline geldi. Bunların korunması için tarım diplomasisinin önemi daha da büyük. Bu konuda uluslararası arenada, politika yapıcıları, devletler, STK’lar ve firmalar tarımsal sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması konusunda geleceğin nasıl kurgulanabileceğini de konuşmalı. Ülkeler kapsamlı birer strateji geliştirmeli. Uluslararası tarım diplomasisiyle bu süreçlerin sürdürülebilir hale getirilmesi gerekiyor" diye konuştu. "Tarım diplomasisi çiftçiler için önemli" Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac da, "WFO, 80 birliğin birleşmesiyle meydana gelen küresel bir organizasyon. Yaklaşık 1 milyar çiftçiyi temsil ediyoruz. Her kıtada lider ülke bulunuyor; şu anda Asya’nın temsilcisi Nepal mesela. Belki de önümüzdeki yıllarda Türkiye, yeni temsilci olur. Dünyada çiftçiler adına hem iyi hem de kötü gelişmeler aynı anda yaşanıyor. Enerji ve gübre fiyatları son dönemde çok arttı. Tahıl fiyatlarında düşüş yaşanıyor. Öte yandan gübre fiyatları da düşmeye başladı. Canlı hayvan üretimi de arttı. Et, hala günlük beslenmenin önemli bir parçası. Dünyada tarım ihracatı yapan ülke sayısı dünyanın 4’te biri. Yani 4’te 3’ü tarımsal ürün ithal ediyor. Türkiye de hem ürün çeşitliliği hem de tarım alanlarının genişliğiyle birlikte önemli bir tarım ülkesi. Dünya tarımında ise önemli aktörlerden birisi. Tarımsal diplomasi ise özellikle ithalat, ihracat ve lojistik süreçlerinde belirleyici bir unsur. Üreticiler alıcılarla sözleşmeler imzalıyor. Bu süreçlerin sözleşmelerle kayıt altında olması sürdürülebilirlik açısından da çok önemli. Çiftçilerin gelir elde etmesi için de önemli bir araç" ifadesini kullandı. Growtech Antalya’yı ilk defa ziyaret ettiğini ve çok etkilendiğini dile getiren WFO Başkanı d’Alissac, şunları söyledi: "Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Growtech fuarına da ilk kez katılıyorum. Fuarı keşfetmekten büyük mutluluk duyuyorum. Growtech, benim gözümde dünyanın en profesyonel tarım fuarlarından biri. Buraya gelmeden önce net bir fikrim yoktu; ama şimdi bu fuarın ne kadar yüksek kaliteye sahip olduğunu görüyorum. Çok ciddi firmalar, nitelikli ziyaretçiler ve olağanüstü bir organizasyon var. 725’ten fazla katılımcı, 136’dan fazla ülke ve dört gün boyunca 40 binden fazla ziyaretçi sayısı gerçekten etkileyici. Henüz Türkiye üyemiz değil, ancak bu ziyaretin ardından bunun değişmesini gerçekten umuyorum. Bugün dünya, tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye bana göre çok önemli bir noktada. Avrupa, Slav ülkeleri, Orta Doğu ve Afrika ile iletişim kurabilen bir köprü konumunda. Tarım açısından da küresel üretimin merkezinde olabilecek jeostratejik bir ülke. Growtech’e tekrar gelmeyi çok isterim. Bu ilk gelişimde fuar hakkında genel bir izlenim edindim, bir sonraki gelişimde randevularımı ve ziyaretlerimi planlayarak geleceğim." "Kaliteli gıdayı, insanlarla buluşturmalıyız" Tohumun tarımın vazgeçilmezi olduğunu dile getiren Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar ise şu bilgileri verdi: "Tüm dünyada 90 ülkeden üyemiz var. Hem ulusal hem de bölgesel tohum federasyonlarıyla çalışıyoruz. Türkiye tohum federasyonu ile de İstanbul’da güzel bir buluşma yaptık, 101. yılımızı da kutladık. Öte yandan sektöre baktığımızda iklim değişikliği bizler için de önemli bir sorun. Hem tohum üretimini, hem de gıda üretimini kısıtlıyor. En önemli amacımız üretilen tohumların ülkelerden zamanında ve sorunsuzca geçebilmesi. Bu konuda ülkeler arasında çeşitli bürokratik sorunlar yaşanıyor. Gıda ve tohum nakliyesi için bir çok politika ve farklı kanun var. Kaliteli tohum üretimi için de bir çok prosedür var. Devletler tarımsal diplomasiyi daha iyi anlamalı. Bu konferans da tarım diplomasisi adına atılan önemli adımlardan biri. İnsanlar gıdaya ulaşmada zorluklar yaşıyor ve yüz milyonlarca kişi her gün açlıkla karşı karşıya kalıyor. Bunu önlemek adına bir araya gelerek çalışabilir, devletlere sesimizi daha iyi duyurabiliriz. İnsanlara daha iyi kaliteli ve hızlı şekilde gıda ürünlerine ulaşması konusunda yardımcı olabiliriz." İklim değişikliği ve su krizinin artık bir realite haline geldiğini de kaydeden Attavar, "Aşırı kuraklık kadar aşırı yağmurlar ve seller de ekili arazilere zarar veriyor. Üyeler olarak bir araya gelerek farklı iklim şartlarına dayanan özellikteki en iyi tohumları kullanmaya ve yaymaya çalışıyoruz. Tohum ıslahı alanında en iyi genetiği elde etmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk" Türkiye’nin tarım, gıda ve ormancılıkta sahip olduğu potansiyelin dünyaya açılması ve tanıtılması için yola çıktıklarını belirten TTDG Genel Sekreteri İsmail Uğural da, Growtech Antalya’da dünyada ilk defa uluslararası tarım diplomasisi zirvesine imza attıklarının altını çizdi. Uğural sözlerine şöyle devam etti: "Bu yılın ocak ayında başlayıp nisan sonunda tamamlanan Tarım ve Orman Şurası kapsamında yer alan Tarımsal Diplomasi Grubu olarak, Türk tarım, gıda ve ormancılık sektörlerinin dış tanıtımı ve uluslararası düzeyde temsil gücünün artırılması için çalışıyoruz. Küresel iş birliklerinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek; bu alandaki farkındalığı artırmak, dünya ile entegre olmuş bir tarımsal diplomasi anlayışı geliştirmek, lobi faaliyetleri gerçekleştirmek ve tüm süreci sektörel bir seferberlik ruhuyla ele almayı hedefliyoruz. Tarım, gıda ve ormancılık alanında 117 sektörel temsilcinin bir araya gelerek ve gönüllülük esasıyla oluşturduğu Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG) yenilikçi bir vizyon ortaya koyuyor. TTDG olarak bu amaçla tarım ve gıda ihracatının gelişmesi için 9 ayrı çalışma grubu da kurduk. Growtech Antalya’da düzenlediğimiz bu konferanslarla hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk"
Akdeniz Üniversitesi’nde sinema söyleşisi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 12:32 Akdeniz Üniversitesi’nde sinema söyleşisi Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Antalya Sinema Derneği ve Uluslararası Şehirler Derneği’nin organizasyonunda sinema ve tiyatro sanatçılarıyla söyleşi gerçekleştirildi. Antalya Sinema Derneği ve Uluslararası Şehirler Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği ‘Kısa Film Yarışması’ öncesinde İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencileriyle sanatçılar bir araya geldi. Yarışma hakkında kısa bir bilgi veren Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek yarışmaya son katılım tarihinin 31 Aralık 2025 olduğunu hatırlattı. Kısa filmin önemi vurgulandı Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek, "Sinema öğrencileri için kısa film, teorinin pratiğe dönüştüğü en uygun formdur. Kısıtlı bütçeyle üretilebilmesi, deneme yapma özgürlüğü tanıması ve ekip çalışmasını öğretmesi bakımından eşsizdir. Öğrenciler kısa filmle birlikte sadece kamera kullanmayı ya da kurgu yapmayı değil, aynı zamanda anlatı disiplinini, ritim duygusunu ve görsel ekonomiyi de öğrenirler. Bu sayede, uzun metrajlı projelere geçtiklerinde hem teknik hem de anlatı anlamında çok daha donanımlı hale gelirler." dedi. Okan Dilek, kısa filmin, genç sinemacıların festivaller aracılığıyla seslerini duyurabilmelerini sağladığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanında düzenlenen kısa film festivalleri, öğrenciler için hem uluslararası bir ağ kurma fırsatı hem de geri bildirim alma olanağı sunar." diye konuştu. Sanatçılar deneyimlerini paylaştı Söyleşiye Antalya’da başarılı sinema filmlerinin yapımcılığını üstlenmiş Mehmet Urba, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Murat Ercanlı, tiyatro ve dizi oyuncusu Abdullah Sürekli ile Hababam Sınıfı sinema filminin ilk üç serisinde yer alan Bülent İğdiroğlu katıldı. Konuklar, öğrencilere kısa film yarışması, kısa film yapımı ve sinema alanındaki deneyimlerinden söz ettiler. Sanatçıları büyük bir dikkatle dinleyen öğrenciler, söyleşinin ardından merak ettikleri konularla ilgili sorular yöneltti. İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğin sonunda organizasyonu gerçekleştiren Uluslararası Şehirler Derneği Başkanı Bülent Yüksel ve Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek etkinlikte emeği geçenlere teşekkür plaketi takdim etti.
Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "Dava bittiğinde susturulmuş çocukların da sesi olacağım"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:58 Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "Dava bittiğinde susturulmuş çocukların da sesi olacağım" Yeşilçam oyuncusu Metin Akpınar’ın 1980’li yıllarda Suphiye Orancı ile evlilik dışı ilişkisinden doğan ikiz kızlarından biri olan Duygu Nebioğlu’nun Metin Akpınar hakkında "babalığı benimsememe" ve "babalık görevlerini yerine getirmeme" gerekçesiyle açtığı 10 milyon liralık tazminat davası karşı tarafın sosyal ve ekonomik araştırma tutanağı olmadığı için ertelendi. Duygu Nebioğlu, "Mahkeme emniyete müzekkere yazmasına rağmen ertelendi. Emniyet tarafından kendisine ulaşılıp, bu tutanak hazırlandığında dosyada bir eksik kalmayacak ve haklılığım ortaya çıkacaktır" dedi. İhlas Haber Ajansı’na dava sonrası açıklamalarda bulunan ve süreci anlatan Duygu Nebioğlu, davanın uzun sürmesinin kendisi için zorlu bir süreç olduğunu belirterek hakikatin gün yüzüne çıkmasının kolay olmadığını gördüğünü bu süreçte çok yıpransa da kimsesiz kalmış, yalnız bırakılmış kadınlara, kucağından kopartılan çocuklara, yeryüzüne düşen tüm gözyaşları için mücadeleyi bırakmayacağını söyledi. "İlk öğrendiğimde 21 yaşındaydım, kimliğimin peşine düştüm" 21 yaşındayken kimliğinin peşine düştüğünü anlatan Nebioğlu, "Kendi köklerimi ve kimliğimi öğrenmek için araştırmalar yaptım. Annemi ve babamı bulma sürecinde devlet kurumlarına başvurdum. Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kaldığım dönemde annemin kuruma bir mektup gönderdiğini öğrendim. O mektup kız kardeşlerine ulaşmış ve orada Metin Akpınar’ın öz babam olduğunu, annem Suphiye Orancı’nın beyanlarından sonra öğrenmiş oldum. O yıllarda 21 yaşındaydım, üniversite öğrencisiydim. Bu süreç çok uzun, çok derin ve yıllarımı verdim" diye konuştu. "6 yıl boyunca Çocuk Esirgeme Kurumunda kaldım" 6 yıl boyunca kimsesiz çocuklarla birlikte yaşadığını dikkat çeken Nebioğlu, "Gözlerimi Çocuk Esirgeme Kurumu’nda açtım. 6 yıl boyunca kimsesiz çocuklarla birlikte yaşadım. O yıllar çok ağırdı. Karanlık odalar, açlık, sefalet. 1988’li yılların şartları çok zordu. 6 yaşındayken Antalya’da fizik öğretmeni Özdemir Nebioğlu ve eşi Emine Nebioğlu beni evlat edindi. İkiz kardeşim olduğunu da orada öğrendim. Yetkililer ‘İkizleri ayıramayız’ deyince kardeşimle ayrılmadık. O benim ilk kök bağım oldu. Bu arayışımın en büyük sebebi ikiz olarak dünyaya gelmekti" dedi. "Tek gecelik ilişti açıklaması beni duygusal olarak yıktı" Basın açıklamasının kendisini çok üzdüğünü ve duygusal olarak yıkıma uğradığını ifade eden Nebioğlu, tazminat davası açmasının en önemli sebeplerinden birinin, Metin Akpınar’ın annesiyle ilişkisinden ‘tek gecelik’ olarak bahsetmesi olduğunu söyledi. Bu açıklamanın kendisini ve annesini toplum önünde itibarsızlaştırdığını dikkat çeken Nebioğlu " Bir sanatçının böyle bir açıklama yapması beni çok üzdü, hedef haline geldim. Bu nedenle hem çocukluk yaralarım hem de insan onuruna sahip çıkma adına tazminat davası açtım. Avukatlarımla birlikte yasal süreç devam ediyor. Kendisiyle görüşme talebim yok, böyle bir sorumluluk bana ait değildir" şeklinde konuştu. "Bu dava bittiğinde kimsesiz çocukların sesi olacağım" Nefes aldığı sürece bu davadan vazgeçmeyeceğini, sonuçlandıktan sonra toplumun karşısına çıkmaktan çekinen bütün çocukların, annelerin, babaların sesi olmak istediğini söyleyen Nebioğlu şöyle devam etti: " Ben yaşadıklarımı paylaşacağım. Kimlik arayışına giren, susturulmuş her bireye destek vereceğim. Her şey çok güzel olacak, ben onların yanında olacağım. Karşı taraftan bana, ‘Dondurma mı alacaktık, parka mı götürecektik, salıncakta mı sallandıracaktık?’ dediler. Ben de kendi eksikliklerimin üzerine gitmeye karar verdim. Kimsesiz çocuklara dondurma alacağım, parka götüreceğim, salıncakta sallandıracağım. Hayallerimi bunun üzerine kurdum. Türkiye’nin buna ihtiyacı var" "Akseki’de doğanın içinde bir yaşam" Şu anda Antalya’nın Akseki ilçesindeki köyünde yaşadığını ,burada büyüdüğünü söyleyen Duygu Nebioğlu, "Önce yazları gelirdim, artık yaz-kış buradayım. Annem ve babamla yaşıyorum. Bu toprakları da buranın insanlarını da çok seviyorum. Ayrılmayı düşünmüyorum. Sadece çocukların değil, hayvanların da yanındayım. Köyümüzdeki hayvanları besliyorum, başka köylere ve ilçelere de gidiyorum. Sahipsiz kedi, köpek, katır ve atlarla ilgileniyorum. Elimden geldiğince bakıyorum. Köydeki kadınlara da destek olmaya çalışıyorum. Onlara şifa olduğuma inanıyorum. Bu beni çok mutlu ediyor, çünkü iyilik sadece insanla değil hayvanla da başlar" diye konuştu. (AÇ-SM-
2024 yılında 1,5C küresel ısınma eşiği aşıldı
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:49 2024 yılında 1,5C küresel ısınma eşiği aşıldı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Avrupa Birliği’nin desteklediği CLIMAAX Projesi kapsamında ‘İklim Değişikliğinde Bilimden Eyleme: Antalya’nın Aşırı Sıcaklardan Etkilenebilirliği Çalıştayı’ düzenlendi. Avrupa Birliği’nin desteklediği CLIMAXX çağrısı kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü Antalya’da Kentsel Isı Adası (UHI) Etkisini Azaltma Stratejileri: Gelişmiş İklim Dayanıklılığı için Yüksek Çözünürlüklü Yerel Verilerin Entegrasyonu MUHIR Projesine ilişkin olarak ‘İklim Değişikliğinde Bilimden Eyleme: Antalya’nın Aşırı Sıcaklardan Etkilenebilirliği Çalıştayı’ düzenlendi. 5 yıldızlı bir otelde gerçekleştirilen çalıştaya kamu kurum ve kuruluş ile STK temsilcileri ve uzmanlar katıldı. Çalıştay kapsamında sunumlar, yuvarlak masa çalışması ve değerlendirmeler gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan ve ‘Nötr Karbon Hedefinde Antalya’ başlıklı sunum gerçekleştiren Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Antalya’nın iklime dirençli olması konusunda önemli bir adım daha attıklarına dikkat çekerek, "Şehrimiz Avrupa Birliği destekli CLIMAXX İklim Risk Değerlendirme Projesine dahil olarak aşırı sıcaklıklar, sıcak hava dalgaları ve kentsel ısı adası etkisi gibi riskleri daha bütüncül ve bilim temelli ele alma fırsatı elde etmiştir. CLIMAXX, Avrupa’nın farklı şehirlerinin aynı metodolojik çerçevede iklim risklerini değerlendirmesini sağlayan güçlü bir programdır. Antalya’nın CLIMAXX platformunda yer alması kentimiz için iklim uyum çalışmalarına değer katmakta hem de uluslararası ölçekte görünürlüğünü arttırmaktadır" diye konuştu. Atasoy, çalıştayda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği çevre ve doğa dostu çalışmalarından da bahsetti. Atasoy, "Antalya’da iklim değişikliğinin etkilerini hepimiz yaşıyor görüyoruz. İstilacı türlerin artması, orman yangınları, kuraklık tehdidi, karada ve denizde biyolojik çeşitlilik kaybı gibi etkiler. Şehir merkezleri insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 70’e kadarını üretmektedir. Aslında metropol kentler sera gazı emisyonunun en yüksek üretildiği alanlardır. 2022 yılında belirlediğimiz İklim Eylem Planımız kapsamında, 2030 yılına kadar yüzde 40 oranında sera gazı emisyon azaltımı ve 2050 yılında da nötr karbon hedefimizi deklare ettik. Çalışmalara başlarken Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak kurumsal yapımızı ele aldık. İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü ile Deniz ve Kıyı Yönetimi Şube Müdürlüklerini kurduk. Mavi Bayrak birimimizi oluşturduk, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığını Türkiye’de kuran ilk belediye olduk. Kentimizin önemli çevre sorunlarını ele aldığımız meclis kararıyla belirlenen kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşan bir Çevre Kurulu oluşturduk. Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binamızı nötr karbona ulaştırarak iklim dostu kuruluş belgesini ilk alan kamu kurumu olduk. Binamızın çatısına depolamalı GES kuran, atık ısıdan enerjiden üreten ilk belediyeyiz. Elektronik gemi denetim sistemini Türkiye’de ilk uygulayan belediye olduk. Türkiye’nin yine ilk kurakçıl peyzaj uygulamasını başlatan belediyesi olduk. Zirai ambalaj atıklarıyla mücadelede Çevre Dostu Çiftçi Kartı Projemizi 9 ilçemizde uygulama başlattık. GES ile 12.89 megavat kurulu güçte Güneş Enerji Santrallerimiz var. 19’uncu tesisi de kuruyoruz. Tüm bunların sonucunda 2019’dan bu yana Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak 26 çevre ödülüne layık görüldük" diye konuştu. 2024 yılında 1,5C küresel ısınma eşiği aşıldı Çalıştayın konuşmacılarından Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş de "İklim Değişikliği Ekstremler Kentsel Isı Ada Etkisi" konulu bir sunum yaptı. Türkeş şöyle konuştu, "Karbondioksit sanayi devrimi sonrasında, özellikle 20. Yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte insan kaynaklı iklim değişikliğine katkıda bulunan başlıca sera gazıdır. Küresel ortalama yıllık sıcaklıklar artık her yıl rekor kırıyor. 2023’te 1,5 santigrat derece küresel ısınma eşiğine yaklaşıldı, 2024 ise hem küresel ortalama aletli yüzey hava sıcaklıkları açısından en sıcak yıl hem de 1,5 santigrat derece küresel ısınma eşiğinin ilk kez aşıldığı yıl olarak tarihe geçti. Bunlar önemli iklim değişikliği sinyalleri. 2025 yılı ise 2. ya da 3. en sıcak yıl olabilir. Sıcaklıklar ve buharlaşmanın artmasıyla giderek ısınan bir dünyada kuraklıklar yaşanırken yağışların da kuvvetli sağanak, fırtınalar ve hortumlar olmasını arttırıyor. Antalya’da da son 5 yıl normallerin altında yağış alıyor. Sıcak hava dalgaları, orman yangınları toz fırtınaları bu coğrafyayı çok etkiliyor. Antalya, tropikal gerçek Akdeniz ikliminin yaşandığı bir kent" diye konuştu. Sunumlar ve yuvarlak masa çalışması Çalıştayda Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü Uzaktan Algılama Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nusret Demir ‘Afet ve İklim Değişikliği ile Mücadelede Uydu Teknolojileri’, Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Uzman Araştırmacı ve CLIMAXX Ekip Lideri Dr. Fulya Kandemir ‘Yerelde Sıcak Hava Dalgası ve Kentsel Isı Adasının Mekansal ve Klimatolojik Değerlendirmesi : CLIMAXX Çerçevesinde Antalya’, Akdeniz Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Doktora Öğrencisi Esra Aksoy ‘Sıcak Hava Dalgalarına Karşı Kentlerin Yol Haritası’ isimli sunumlar gerçekleştirdi.